Etiket: Lokanta

  • Zabıtan hijyen kurallarına uymayan lokanta ve simit fırınlarına ceza

    Zonguldak Belediyesi’ne bağlı Merkez Zabıta Karakolu ekipleri kent merkezinde lokanta ve simit fırınlarında hijyen ve gramaj denetimi yaptı. Denetimlerde eksik gramajlı simit satan ve hijyen kuralarına uymayan lokantalara toplam 3 bin 108 TL idari para cezası kesildi.

    Kent merkezinde sabah saatlerinde Merkez Zabıta Karakolu Amirliği ekipleri simit fırınlarına ve lokantalara hijyen ve gramaj denetimi gerçekleşirdi.

    Denetimler sonunda hijyen kurallarına uymayan ve eksik gramajlı simit satan fırınlara ceza yazıldığını söyleyen Merkez Zabıta Karakolu Amiri Nihat Köseoğlu; “Zabıta ekiplerimiz sabahın erken saatlerinde kent merkezinde lokanta ve simit fırınlarına hijyen ve ruhsat denetiminde bulundu. Hijyen kurallarını ihlal eden ve eksik gramajlı simit satan toplam 12 işletmeye kişi başı 259 TL olmak üzere toplam 3 bin 108 TL idari para cezası kestik. Bundan sonra da gerekli şartlara uymayan fırınlarımıza yönelik denetimlerde bulunmaya devam edeceğiz. Halkımızın daha sağlıklı ürünler alabilmeleri için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Halkın sağlığıyla oynamaya kimsenin hakkı yok. Bu konuda işletmelerimizi daha duyarlı olmaya davet ediyorum” diye konuştu.

  • Azeri gelin Gümüşhane’de lokanta açtı

    Çocukluk arkadaşı vesilesiyle tanıştığı Soner Tarık’la 2,5 yıl önce evlenerek Azerbaycan’dan Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Özkürtün Beldesine gelin gelen Pervane Nermin Mammadova, eşiyle birlikte Tirebolu-Gümüşhane karayolu üzerinde Azeri yemeklerinin de bulunduğu lokanta işletiyor.

    Aynı beldede yaşayan Azerbaycanlı çocukluk arkadaşının aracı olmasıyla tanışarak evlenmeye karar verdiği Soner Tarık’la 2,5 yıl önce beldede düzenlenen düğün töreniyle dünya evine giren Mammadova, şimdi hem evinin hem de Tirebolu-Gümüşhane karayolundaki lokantanın patronluğunu yapıyor.

    Babası 6 yıl gönüllü katıldığı ‘Karabağ’ savaşında gazi olan Mammadova, voleybolcu olmasının yanısıra baba, dede ve aile büyükleri gibi lezzetli yemekler yapıyor. Karayolu kenarında, Kürtün Baraj gölü manzaralı mütevazi lokantalarında hem belde halkına hem de yaz-kış yolu kullanan yerli ve yabancı turistlere balık, ızgara çeşitleri ve diğer yemekleri sunan Mammadova, Azerbaycan’a has yemekler yapmayı da ihmal etmiyor ve menüde mutlaka bulunduruyor.

    Lokantada yemek yiyenlerin her zaman ‘Biz böyle çorba içmedik, biz böyle melemen yemedik’ dediklerini ve hep teşekkür ettiklerini ifade eden Mammadova, yaptığı yemeklere her zaman farklılık kattığını, Azeri eli değdiğini ispatlamak istediğini de sözlerine ekledi.

    Müşterilerin en çok Türk kahvesi ve kebapları beğendiğini ifade eden Mammadova, son dönemde tartışma konusu olan Menemen’in soğanlı mı olup olmadığıyla ilgili soruyu, “Menemen soğanlı olur. Yemeklerde soğan olmazsa olmazdır” diye cevaplandırdı.

    “Çok mutluyum. İnsan sevdiği yerden gitmez”

    Özkürtün beldesinde 2,5 yıldır kendisine en çok sorulan sorunun “Niye burası?” olduğunu ifade eden Mammadova, “Çok mutluyum. İnsan sevdiği yerden gitmez. Burası çok güzel, çok sakin. Tabiatı ve yaylaları da çok güzel. Yayları da gezdik eşimle birlikte. Hatta bu yaz Kadırga yayla şenliklerine de gittik. Yöresel oyunları hemen öğrendim ama eşim henüz Azeri oyunlarını öğrenemedi” dedi.

    Azerbaycan Türkçesi ile ilgili dönem dönem çeşitli sıkıntılar yaşadıklarını gülerek anlatan Mammadova, “İlk evlendiğimizde evin alt katına gitmesini istediğim eşime ‘Aşağıya düş’ dedim bakıyor bana. Anlamadı, güldü güldü. Türkiye’de aşağıya in demekmiş. Trabzon’da yanlış yola girince ‘Sen azdın’ dedim. Yine güldü. Azericede yolu kaybetmek demek ‘azmak’ ” şeklinde konuştu.

    “Pervane ışıkların etrafında dolanan küçük kelebeklere denilen admış”

    Özkürtün’ün beldesinin ikinci Azeri gelini Pervane Mammadova ile mutlu bir evlilikleri olduğunu kaydeden eşi Soner Tarık ise ilk başlarda eşinin “Pervane” olan ismini heceleyerek söylediği ve tuhaf geldiği zamanlar olduğunu belirterek, “Pervane’nin bizde ki anlamı farklıydı. Göbek adı Nermin zaten. Pervane ışıkların etrafında dolanan küçük kelebeklere denilen admış” diye konuştu.

    Mammadova’nın hem kendisine iyi bir eş, hem de engelli kardeşine baktığını, yatalak babasıyla vefat etmeden önce ilgilendiğini ifade eden Tarık, “Mutlumuyuz? Şükürler olsun. Benim engelli kardeşime bakanda, aileme bakan da kendisi. Yatalak babamla da o ilgilenmişti. Çok mütevazi insanlar. Her zaman başımın üzerinde taşıyacağım” ifadelerini kullandı.

  • Başkale’de lokanta denetimi

    VAN (İHA) – Van’ın Başkale Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların sağlığı için ilçede faaliyet gösteren tüm lokantalarda denetim yaptı.

    Lokantaların mutfaklarının da ayrıntılı olarak kontrol edildiği denetimlerde; hijyen kuralları, olması gereken evrakların tam olup olmadığı ve iş yerlerinin standartlara uygun olup olmadığı denetlendi.

    İş yeri sahipleri ve çalışanlarının da bilgilendirildiği denetimlerde, çoğunlukla kurallara uyulduğu tespit edilirken, bazı iş yerlerine ise eksiklerini gidermesi için tebligat yapıldı.

    Zabıta Müdürlüğü ekipleri, denetimlerin belirli aralıklarla devam edeceğini belirtti.

  • İki lokanta arasında mesafe ortalama 500 metre olması gerekirken

    İki lokanta veya restoran arasındaki mesafenin ortalama 500 metre olması gerekirken bu kurala uyulmadığı, Türkiye’de ve Trabzon’da birçok işletmenin yan yana hizmet vermeye çalıştığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu üyesi ve Trabzon Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Hüseyin Er, Trabzon il merkezinde kayıtlı 400 üyelerinin bulunduğunu, 150 kadar da Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı üye olduğunu belirterek merdiven altı işletmelerle bu rakamın 600’ü bulduğunu söyledi. Er, bu sayının çok fazla olduğunu vurgulayarak “Bu sayı yarısı kadar olmalıydı. İki lokanta arasında normalde 500 metrelik mesafe olması gerekirken, maalesef yan yanayız. Az olursa kalite olur. Bu kadar sayının içinde nasıl kalite arayacaksın. Kriterlerin yerine getirilmesi lazım. Ustalık belgesi olmayan, hijyenik durumu iyi olmayanlara kesinlikle ruhsat verilmemesi lazım. Bizi denetleyen insanların mutlaka uzman olması lazım. Örneğin bir iş yerinin lavabosu yok. Yetkililere ‘hiç bir şeyi yok’ diyorsun onlar da bize ‘evinde pişirip getiriyor’ diyor. Sen beni mutfağımda denetleyebiliyorsun onun evine girebiliyor musun? giremiyorsun ? Bunun düzeltilmesi gerekir” dedi.

    Trabzon’da her yıl ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarının da kapandığına dikkat çeken Er, bazı lokantaların masraflar yüzünden ailece işletildiğini belirtti. Er “Çoğu üyemiz kredi ile ayakta durmaya çalışıyor. Kendilerini ziyaret edip oturduğumuzda bazen içeri 30 dakika kadar hiç müşteri gelmiyor. Hatta bir kısmı ekonomik zorluklar yüzünden eşi mutfakta, kendisi dönerin başında oğlu da garsonluk yapıyor. Ekonomik zorluklar yüzünden yılda ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarı da kapatıyor. Kimi üyemiz battı, hatta intihar eden bile oldu. Bu bizi çok üzüyor” diye konuştu.

    Federasyon üyesi olarak lokantacıların durumunu zaman zaman Ankara’ya giderek ilgili bakanlıklarla görüştüklerini ve sonunda iflas eden veya iş yerini kapatan esnafa 1 yıl işsizlik maaşı ödenmesinin yasalaştığını dile getiren Er, “Yaklaşık 4 yıldan beri Ankara’ya gidip geliyorum. Gece gündüz neredeyse bakanlıkta yattık, kalktık. Sonuç olarak iflas durumunda olan veya iş yerini kapatan tüm esnaf arkadaşlarımıza bir yıl işsizlik maaşı ödenmesini sağladık. Bunu yaptık başardık çok da güzel oldu. Ayrıca lokantacılar odası olarak farklı bir projemizi hayata geçirmek için çalışıyoruz. Durumu iyi olan lokantacı arkadaşlarımızla biraya gelerek ilimize et ve sakatat kombinesi açmayı hedefliyoruz. Böylece esnafımıza ucuz et ve sakatat sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.

    Er, lokantaların canlanması için şehre mutlaka acemi birliğinin kurulmasını da isteyerek bu konuda Trabzon milletvekillerine çağrıda bulundu. Er, “ Vekillerimiz, şehrimize acemi birliğin kurulmasının sağlanması için çalışma yapmalarını istiyoruz. Şehrimize askeri acemi birliği kurulursa sirkülasyon olur esnafımız da bu sayede ayakta kalır” ifadelerini kullandı.

  • Brüksel’de lokanta sahibi Türk’e tehdit: “Erdoğancıları istemiyoruz”

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de büyük bir lokanta işleten Mehmet Yalçın isimli Türk vatandaşı, kimliği belirsiz bir Belçikalının iş yerini arayarak kendilerini “Erdoğancıları istemiyoruz” diye tehdit ettiğini iddia etti.

    Brüksel’in turistik ve işlek mahallesinde yaklaşık dokuz yıldır işlettiği lokantayla tanınan Mehmet Yalçın, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, aldığı tehdit yüzünden tedirgin olduğunu ve birkaç gündür mekanını kapalı tuttuğunu ifade etti.

    Akşam müşterilerin baya kalabalık olduğu bir zamanda bir telefon geldiğini söyleyen Türk esnaf, “Telefonu önce garson aldı. Siz Türkleri buradan kovacağız. Tayyip’i Avrupa istemiyor” gibi telefondaki Belçikalı bir konuşma yapmış.” dedi.

    Daha sonra garsonun kendisini çağırdığını belirten Mehmet Yalçın, ’Telefonu alınca bana ’sen Türk müsün?’ diye sordu. ’evet’ dedim. Sonra bana ’Biz Türkleri burada istemiyoruz’ dedi. Ben kendisine ’beyefendi, biz burada vergimizi ödüyoruz, çocuklarımız burada eğitim görüyor, biz artık buralıyız’ dedim. Bana ’Sorun o değil. Sorun, siz Türksünüz ve hiçbirinizi istemiyoruz’ dedi.” diye konuştu.

    O an biraz korktuğunu dile getiren Mehmet Yalçın, Belçikalı vatandaşa, “Ben Erdoğan’ı severim veya sevmem, o sizin sorununuz değil” dediğini ancak Belçikalı vatandaşın kendisine, “Yok, sizi burada istemiyoruz” diyerek küfürler ettiğini, böyle tepkiler yüzünden korktuklarını vurguladı.

    Türk lokantacı, demokrasinin beşiği olan bir ülkede böyle bir durumun kabul edilemez olduğunu ifade eden Yalçın, tehdit ve küfürler yüzünden suç duyurusunda bulunduklarını da sözlerine ekledi.