Etiket: Livaneli

  • Zülfü Livaneli Kültür Merkezi açıldı

    Çankaya Belediyesi, yatırımlarına aralıksız devam ederken prestij projelerini de bir bir vatandaşın hizmetine sunuyor. Kültür merkezinden parklara kreşlerden Çankaya Evlerine kadar birçok alanda yatırımlara imza atan Çankaya Belediyesi, Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.

    Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in ev sahipliğinde gerçekleşen Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nin açılışına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Yunanistan Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgo Papandreu, CHP Genel Başkan Yardımcıları, CHP Parti Meclisi Üyeleri ve onur konuğu Zülfü Livaneli katıldı. Açılış töreninde konuşan Çankaya Belediye Başkanı Taşdelen, Çankaya’da yeni bir anlayışa imza attıklarını, bu ülkeye, insanlığa değer katan insanları yaşarken onurlandırmanın daha doğru olacağı inancıyla Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’ni inşa ettiklerini belirterek, “Böylesi bir eseri Çankaya’ya kazandırmaktan ve buna Zülfü Livaneli adını vermekten büyük onur duyuyorum. Bazı insanları anlatmak, onları tanımlamak çok zordur. Zülfü Livaneli denildiğinde çok farklı çağrışımlar, isimler, olaylar geliyor aklıma. Zülfü Livaneli denildiğinde Mustafa Kemal geliyor aklıma, Cumhuriyet ve aydınlanma geliyor. Namık Kemallerden Şinasilerden Sabahattin Alilere uzanan bir mücadele çizgisi geliyor aklıma Elbette Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal geliyor. Abidin Dino, Brecht, Lorca, Neruda geliyor. Çünkü Livaneli hem bu ülkede hem de dünyada akan; demokrasi, özgürlük, barış ve kardeşlik nehrinin bir koludur. Şimdi aydınların bilincini, mücadelesini ve fikirlerini o bize taşıyor” diye konuştu.

    “Bu ülkenin aydınları, sanatçıları hapislerle, sürgünlerle, katliamlarla anılır” diyen Taşdelen, “Çünkü bu ülkede yaşamak, bu ülkede mücadele vermek çok büyük bedel gerektiriyor. Zülfü Livaneli de büyük bedeller ödeyen aydınlarımızdandır. Bu yüzden aydınlarımıza sahip çıkmak, onların adlarını yaşatmak ve onların izinde gidecek yeni kuşaklar yetiştirmek bizlerin temel sorumluluğudur. Biz bu sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Benim kişisel dünyama da ülkemize de insanlığa da çok şey kattınız. Biz bütün açılışlarımızı, temel atmalarımızı kısacası bütün etkinliklerimizi sizin müziğinizle gerçekleştiriyoruz. Sizin müziğinizde tıpkı kitaplarınızda ve sinemanızda olduğu gibi özgürlüğü soluyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Solun yönettiği kentler özgürdür”

    Belediyeciliğin, Atatürkçülerin, sosyal demokratların işi olduğu belirten Taşdelen, “Biz kentlerimizi halkımızla birlikte yönetiyor ve bütün işlerimizde kamu yararını esas alıyoruz. Yaşanabilir bir dünyayı ancak biz solcular kurabiliriz. İnsanlar, solun yönettiği kentlerde ve ülkelerde özgür bir yaşam sürmektedirler. İşte Zülfü Livaneli ve onun yolundan giden bizler, herkesin özgürce yaşayabileceği bir dünya için çalışıyoruz, mücadele ediyoruz” dedi.

    “Benim sevgili Alper’im”

    Adına kültür merkezi gibi önemli bir yapının inşa edilmesini beklemediğini ifade eden Zülfü Livaneli, “Biz bu acılı ama sevgili ülkemizde iyi ve kötü günler gördük. Acıların doruğa ulaştığı bir günde kültür merkezinin açılışına katılıyoruz. Sanat adamları olarak pek fazla da iltifata alışık değiliz. Benim evlendiğim, kızımın doğduğu şehir, askeri hapishanelerde yattığım şehir, buraya benim adım veriliyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Benim sevgili Alperim ‘böylesine bir eser yapacağız’ dedi, ben de elini çabuk tut Alper dedim” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında, ölüm yıldönümünde Tarık Akan’ı da anan Livaneli, “Tarık Akan’ın anısı önünde eğilmek istiyorum. Çankaya Belediyesi ve başka aydınlık belediyeler bizim adımızı veriyorlar. Bir gün ne zaman Yaşar Kemal adı, Yılmaz Güney adı yaşayacak diye düşünürken, Alper kardeşim bunların hepsini gerçekleştirdi. Sanatın ayaklar altına alındığı günlerden geçerken, eksiğimiz Alper Taşdelenler, Kemal Kılıçdaroğlular. Buzdağının altında yüzlerce yıllık mücadele yatıyor. Bu ülkede karanlık mı aydınlık mı galip gelecek diye mücadeleler yaşanıyor. Umudu kesme yurdumdan, umudu kesmeyin yurdumuzdan, hep birlikte canımızı dişimize takarak, ülkemizi kimseye kaptırmamak için bugünden çalışmaya başlayalım. Bu eserleri yapan hep CHP. Çünkü kültür bizim işimiz, insan haklarından yanadır, merhametten yanadır, bu da solcuların işidir” diye konuştu.

    Yorgo Papandreu’dan teşekkür

    Eski Yunanistan Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgo Papandreu, kültür merkezinin açılışına kendisini davet ettiği için Taşdelen’e teşekkürlerini ileterek, “Bugün aynı zamanda değerli dostum CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu burada görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Zülfü Livaneli, hem benim hem de Yunan halkının kalbinde özel bir yere sahiptir. Bir besteci ve yazar olarak takdir edilmelidir, bizim savunduğumuz değerleri savunduğu için de değerlidir. Yetmişli yıllarda ben ve ailem de sürgüne gönderilmiştik. Zülfü Livaneli ve ben İsveç’te yaşadık. Ülkelerimizin geleceği açısından bizim için farklı bir deneyim oldu. En önemlisi de Zülfü Livaneli barış için mücadele edenler açısından öncü rol oynadı. Livaneli ve Teodorakis aslında ülkeler arasındaki önyargıları kaldırmaya sanatlarıyla katkı sunmuşlardır. Değerli dostum Zülfü Bey gibi aslında bugünün dünyasında geçerli olan vizyondan bahsederken cesur şampiyonlara ihtiyaç vardır, bundan dolayı Zülfü Livaneli ismi küresel ilerlemeci gücün de sembolüdür” dedi.

    “Başkanımıza yürekten teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum”

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Eğer bir ülkede güçlü olmak istiyorsak, bunun yollarından birisi de sanata ve sanatçıya verdiğimiz değerden geçer” diyerek şunları kaydetti:

    “Çünkü, sanatçı yazdığı eserleri sonsuzluğa bırakır. Sanat ve sanatçı onurlu duruşunu tarihi boyunca sürdürmüştür. Baskı görmüştür, hapislere atılmıştır, sürgün edilmek istenmiştir, eserleri yasaklanmak istenmiştir. Ama yasaklayanları hiç kimse hatırlamaz ama o yasaklanan o eserler insanlığa mal olmuştur. Zülfü Livaneli hayatının pek çok döneminde baskılar gördü. Ben Zülfü Livaneli’yi 1970, 80’li yıllarda yasaklanan bir kasetinden söylediği türkülerle tanımıştım. On parmağında on marifet olan bir sanatçıdır. Böyle bir eserin onun için açılmış olması onur veriyor. Elbette bizi sevindiriyor. O anlamda Çankaya Belediye Başkanımıza da yürekten teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Sayın Livaneli bir talebi olmadığını söyledi. Ama o talebi hisseden, duyan ve bizi onurlandıran böyle bir merkezi açmak belediye başkanımıza nasip oldu o nedenle kendisine yürekten teşekkür ediyorum.”

    Törene ayrıca, başta İngiltere, Yunanistan ve Almanya olmak üzere pek çok ülkenin büyükelçileri katıldı. CHP’nin eski genel başkanları Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, eski Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen ve çok sayıda vatandaş da törende yer aldı. Konuşmalardan sonra Livaneli, Taşdelen, Kılıçdaroğlu ve Papandreu sahneye çıkarak, Kültür Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Papandreu, Livaneli ve Alper Taşdelen davetlilerle birlikte Kültür Merkezi’ni gezdiler. Kılıçdaroğlu ve Papandreu Kültür Merkezi’nin şeref defterini imzaladı.

    Ankara’nın kültür sanat hayatına katkı sunacak ve Yıldızevler Mahallesi’nde bin 100 metrekare alan üzerinde inşa edilen Çankaya’nın prestij projelerinden Zülfü Livaneli Kültür Merkezi; müzik, edebiyat, sinema, bale ve dans atölyeleri ile tam bir sanat okulu olarak hizmet verecek. Merkezde, iki de sergi salonu yer alacak.

  • Zülfü Livaneli Kültür Merkezi Ağustos’ta açılıyor

    Çankaya Belediyesinin Ankara’ya kazandırdığı sanat merkezlerinden biri olacak olan Zülfü Livaneli Kültür Merkezi, 2017 yazında açılacak. Ağustos ayında hizmete girecek merkezde, müzik, fotoğrafçılık, drama, resim atölyelerinin yanı sıra iki de sergi salonu yer alıyor.

    Çankaya Belediyesinin Yıldızevler Mahallesi’nde inşa ettiği Zülfü Livaneli Kültür Merkezinin açılışına sayılı günler kaldı. Çankaya’ya kazandırılan sanat merkezlerinden biri olacak Zülfü Livaneli Kültür Merkezinde müzik, fotoğrafçılık, drama, resim atölyelerinin yanı sıra iki de sergi salonu yer alıyor. Temeli Ekim 2016’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve sanatçı Zülfü Livaneli’nin de katıldığı törenle atılan merkez, bin 100 metrekare alan üzerinde bulunuyor. Ağustos ayında açılacak merkez, iki kattan oluşuyor. Sosyal demokrat belediyecilik anlayışları gereği sanatın ulaşılabilirliğini arttırmak istediklerini belirten Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Atatürk’ün ‘Cumhuriyetin temeli kültürdür’ sözünü hatırlatarak, onun izinden gittiklerini, Mustafa Kemal’in ilçesi Çankaya’ya yakışır hizmetler üretmeye çaba gösterdiklerini ifade etti. Ankaralılara böyle bir sanat merkezi kazandıracak olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Taşdelen, “Yeni nesil inşaat teknikleriyle kısa sürede sona geldiğimiz modern görünümlü merkez; atölyeleri, sergi ve konferans salonlarıyla çok işlevli bir mekan olacak” dedi.

  • Zülfü Livaneli, 44 Yıllık Dostu Yaşar Kemal’le Anılarını Anlattı

    Müzik ve edebiyat dünyasının güçlü ismi Zülfü Livaneli, Eskişehir’de edebiyatımızın koca çınarı Yaşar Kemal’i anmak için düzenlenen geceye katıldı. Livaneli, Yaşar Kemal ile birlikte yaşadıkları anılarını anlattı.

    Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı. Gazeteci Nebil Özgentürk’ün hazırladığı “Yaşar Kemal Efsanesi” adlı belgeselden bir bölümün yayınlanarak başladığı gecede, romanları 30 dilde yayınlanan, besteleri ve kitaplarıyla Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da sayısız ödül alan Zülfü Livaneli, geçtiğimiz yıl şubat ayında kaybettiğimiz Yaşar Kemal ile olan kırk dört yıllık dostluğunu salondakilere anlattı.

    “BİZİM 44 YIL SÜREN BİR DOSTLUĞUMUZ OLDU VE ÖLDÜĞÜNDE UZUN SÜRE SUSMAK ZORUNDA KALDIM”

    Eskişehir’e daha önce çok kez geldiğini anlatan Zülfü Livaneli, sözlerine kentin örnek bir şehir olduğunu ve her yerin Eskişehir gibi olabileceğini anlatarak başladı. Daha önce konserler için geldiğini, ama bu sefer Yaşar Kemal’i anlatmak için burada bulunduğunu ifade eden Livaneli, Yaşar Kemal’i konuşmanın kendisi için hem kolay hem de zor olduğunu vurguladı. Livaneli, “Eğer bir konuyu az bilirseniz anlatamazsınız, çok fazla bilirseniz yine anlatamazsınız çünkü ’Neresini anlatayım, neresinden bitireyim” diye düşünürsünüz. Yaşar Kemal ile bizim 44 yıl süren bir dostluğumuz oldu. Yaşar Kemal’in dostu çoktu çünkü dost canlısı bir insandı. Dolayısıyla arkadaşı, eşi, dostu her zaman çok oldu. Ama biz tanıştıktan sonra daha farklı bir şey bulduk birbirimizde her halde ve her gün telefonlaşıp konuşurduk. Her gün buluşurduk. İsveç’te ve Paris’te yaşadık birlikte. İstanbul’da Basınköy’de bir evi vardı. Basınköy’den Sirkeci’ye kadar yürürdük ki çok uzun bir yoldur. “Niye bu kadar yürüyorsun?” diye soranlara da “Allah iki Adanalı’ya ’Yürü ya kulum’ demiş, Sakıb Sabancı’ya böyle, bana da böyle” diye cevaplardı. Çok şakacı bir insandı ve eserlerinde görülen mizahı kişiliğinde de vardı. Ben onunla ilgili ilk önce hiçbir şey söyleyemedim, ölümünden sonra uzun bir süre sustum. Susmak zorundaydım ama her sabah uyanınca ona telefon etmek isteği vardı içimde. Büyük bir boşluk içerisinde düşüyordum. Fakat sonra onun hakkında düşündüklerimi ve yaşadıklarımızı yazmam gerektiği ortaya çıktı ve çokça talep de vardı. Dolayısıyla bir kitapla onu anlatmaya çalıştım” dedi.

    “ASLINDA ANLATILAMAYACAK KADAR ÇOK VE HOŞ ANILAR YAŞADIK”

    Yaşar Kemal ile olan kırk dört yıllık dostluğunu son çıkardığı kitabı “Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal” kitabında anlatan ZÜlfü Livaneli, eserin hayattaki gibi 2 bölümden oluştuğunu ifade ederken konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bir tanesi onun edebiyatı, sanatı, Türk ve Dünya edebiyatına neler getirdiğiyle ilgili derin bir inceleme diyelim. Diğeri ise işin olmazsa olmazı anılar. Anılar aslında anlatılamayacak kadar çok ve hoş anılar yaşadık. Size bunlardan bahsedeceğim. Belki konserler kadar eğlenceli olmayacak ama bir konferans kadar da sıkıcı olmayacak. Çünkü Yaşar Kemal’in olduğu yerde bir rüzgar eser. Kişiliğinin bir rüzgarı vardı. Bir yere girdiği zaman çevresine yayılan, herkesi o coşkunun içine sürükleyen bir rüzgarlı kişiliği vardı. Çukurova’da babası öldürülmüş, yoksul, okuyamamış bir köylü delikanlısının 20’nci yüzyıl edebiyatının devlerinden birisi haline geliyor. Bu öyle kolay bir şey değil. Bunu yapabilmek sahiden kolay değil.”

  • Zülfü Livaneli: “Kafamdaki Hikayeleri Bitiremedim”

    Müzisyen ve yazar Zülfü Livaneli, Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Edebi Kazılar” söyleşisine katılarak okurlarıyla buluştu.

    Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü Zülfü Livaneli’yi ağırladı. Ünlü yazar, okurlarıyla buluşmadan önce Nilüfer Belediyesi Halk Evi’ni ziyaret etti. Başkan Mustafa Bozbey ile makamında görüşen Livaneli, Halk Evi’ni de gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Livaneli, “Barış Meclisi”nin Avrupa’da dahi örneğinin bulunmadığını kaydetti. Livaneli, daha sonra Nazım Hikmet Kültürevi’nde Edebi Kazılar söyleşisine katıldı. Yazar Feridun Andaç’ın sorularıyla hayatını okurlarıyla paylaşan Zülfü Livaneli, hayranları tarafından çeşitli sıfatlarla anıldığını, asıl mesleğinin müzisyenlik ve yazarlık olduğunu söyledi.

    Kendisine müzisyen, yazar, politikacı denildiğini belirten Livaneli, “Aslında benim iki tane mesleğim var. Birisi yazarlık, diğeri de müzisyenlik. Bir dönem siyaset yapmış olmak beni politikacı yapmıyor. Ben gazeteci de olmadım, olamadım. Ben fikirlerimi yazdım gazetelerde. Bazen o, bazen bu , ama en sonunu kazıdığınız zaman müzisyenlik ve roman kalıyor. Aslında edebiyat kalıyor” dedi.

    Türkiye şartlarının kendisini müzisyen yaptığını anlatan Livaneli, “Müzikle ilgilenen bir insandım , ama kitap okuya okuya aklını kaybetmiş ihtiyar Donkişot vardır ya, ben esas onun çocuk versiyonuydum, sürelik okuyordum. Fakat ardından 12 Mart geldi, bizi 5 yıldızlı hapishanelerde misafir ettiler. O dönemde arkadaşlarımız Deniz Gezmişler idam edildi, büyük haksızlıklar yapıldı. Ben de o cuntayı eleştiren türküler yaptım hapiste. Sonra da yurtdışında bunu kaydettim ve unuttum, tekrar kitaplarımı yazmaya döndüm. Ama sonra baktım ki türkülerim kaçak kasetlerle girmiş Türkiye’ye ünlü olmuş, milyonlar söylemeye başlamış ve bir tane daha albüm derken yakın zamanlara kadar getirdiler. Müzik toplumsal bir baskıyla ortaya çıktı. Ben kendimi zaten edebiyatçı gibi görüyordum ve tam bir müzikçi olmadım. Hep müzik ve edebiyat arasında durdum. Şiirler besteledim, şiirler yazdım. Edebiyat dünyasıyla müzik dünyası iç içe geldi. Bu kadar çok beste, bu kadar çok konser, bu kadar çok çalışmadan sonra sanki içimdeki ezgiyi paylaştım, ama kafamdaki hikayeleri bitiremedim” şeklinde konuştu.

  • Zülfü Livaneli Okuyucularıyla Akasya Acıbadem’de Buluşacak

    Akasya Acıbadem’in düzenlediği Akasya Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu ünlü yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli olacak.

    Müzik eserleri Londra, Moskova, Berlin, Atina, İzmir Senfoni Orkestraları tarafından icra edilen, 30 dile çevrilen romanları çeşitli ülkelerde çok satanlar listesine giren Zülfü Livaneli 28 Ekim Çarşamba günü Akasya Acıbadem’de okuyucularıyla bir araya gelecek. Saat 15.00’te gerçekleşecek olan söyleşide Akasya Acıbadem misafirleri, kültür sanat çalışmalarıyla dünya kültür ve barışına yaptığı katkılardan ötürü UNESCO tarafından Büyükelçilikle onurlandırılan Zülfü Livaneli ile okuyucularında derin izler bırakan kitaplarıyla ilgili sohbet etme fırsatı yakalayacaklar.

    Akasya Sohbetleri, 11 Kasım’da Ece Temelkuran ve 25 Kasım’da Saffet Emre Tonguç söyleşileriyle devam edecek.