Etiket: Lezzeti

  • Eskilerin lezzeti ’cevizli helva’ son dönemlerini yaşıyor

    Eskilerin lezzeti ’cevizli helva’ son dönemlerini yaşıyor

    Samsun’un Çarşamba ilçesinin çok eski lezzetlerinden biri olan ’cevizli helva’ son dönemlerini yaşıyor.

    Çarşamba İlçesinde çok uzun yıllardır aynı yerde ve halk arasında da farklı isimlerle bilinen ’cevizli helva’ satışı yapan Durmuş Uzunoğlu söz konusu helvanın yapılışını ve geleceğe yenik düşeceğini anlattı.

    Halk arasında farklı isimlerle anıldığını ve zamana yenik düşeceğini söyleyen esnaf Durmuş Uzunoğlu, “Çarşamba’nın Demircili Mahallesi’ne has bir meslektir. ’Macun’ diyen var ’taş helvası’ diyen var. Kilosunu 40 TL ’ye satıyoruz. Cevizin kilosu pahalı olursa bu da pahalı oluyor. Eskiden 20-25 hane vardı bunu yapan şimdi 3-4 kişi yapıyor. Bitiyor artık. Oğlum var benim o yaparsa anca. Arkadaşların hep çocukları okuyorlar. Başka mesleklerin peşindeler. Ayakkabıcı arkadaşların mesleği nasıl bitiyorsa bu da bitecek” dedi.

    “Zahmetli bir iş”

    Bu mesleğin babadan kalma bir iş olduğunu ve nasıl yapıldığını anlatan Durmuş Uzunoğlu, “Önce babam vardı. Babamdan sonra da biz yapıyoruz. Yani babadan kalma bir meslek. 10-15 yıldır bu işi yapıyorum. Eskiden kurulan pazar yerinin ordaydım. Şimdi uzun zamandır. Burada satış yapıyorum. Zahmetli bir iş. Büyük kazanı var. Şekerle yapılıyor. ’Çöğen’ diye bir kökü var. Onun şirasını alıyoruz. Kaynatıyoruz cevizle beraber” şeklinde konuştu.

    “Bunun hastaları var”

    Müşterilerin özellikle almaya geldiği bir tat olduğunu belirten Esnaf Uzunoğlu, “Müşterilerden bunun hastaları var. Herkes olmasa da damak tadına uygun olanlar çok seviyor bunu. Devamlı müşterilerimiz var gelip alan hep” diye konuştu.

    Sezonu olan bir ürün

    Sadece kışın satışının ve yenilebilirliğinin vurgulayan Uzunoğlu, “Bu bir de sezonluk üründür. Mayısta bırakıyoruz biz bunu ekimin ortalarına doğru başlar tekrar. Sıcakta yenmiyor yayılıyor. Hem yenmesi zor hem pazarlaması zor oluyor. Kış mahsulüdür. Kesme şekli de olmuyor yazın ” ifadesini kullandı.

  • “Kınalı Eller”in lezzeti görücüye çıktı

    Seyhan Belediyesi’nin destekleriyle Salmanbeyli Kadın Kalkınma Kooperatifi tarafından yürütülen “Kınalı Eller” projesiyle yöre kadınlarının ekonomik olarak güçlenmesine katkı sağlanıyor.

    Salmanbeyli Kadın Kalkınma Kooperatifi tarafından iki yıl önce uygulanmaya başlanan ve yoğun Kınalı Eller projesi, İstanbul’da görücüye çıktı. Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde Adana’nın saklı lezzetleri patlıcan güveç, kuru patlıcan dolması, ıspanaklı içli köfte, bartavit, paşa öfelemeci, teretür, muhammara gibi yemek ve mezeler ile karakuş ve taş kadayıf tatlıları gurmelerin ve lezzet düşkünlerinin beğenisine sunuldu.

    Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar, köy turizminin gelişimine katkı sunacak projeyle Adana’nın kültürü haline gelen lezzetlerinin de kayıt altına alınacağını söyledi. Başkan Karalar, “Adana kebaptan ve şalgamdan ibaret değildir. Adana’da yaşayan herkes bunu bilir. Kebabı aratmayan ve sadece Adana’da olan muhteşem lezzetleri gün yüzüne çıkarıp dünyaya tanıtmak istiyoruz. Günümüzde en gözde sektörlerden biri haline gelen lezzet konusunda Adana olarak iddiamızı da bu projeyle ortaya koyacağımız gibi Adana’nın yöresel kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasına da aracılık yapacağız” diye konuştu.

  • 250 yıllık lezzeti, yarım asırlık usta yaşatıyor

    Söğüş ustası Tahir Sivritepe, 250 yıllık geçmişe sahip olan ve eskilerde “Tandırbaş” olarak bilinen geleneksel söğüş lezzetini, yarım asırdır İzmir’de yaşatıyor.

    Çocukluk yıllarında bir pideciye girerek iş hayatındaki ilk adımlarını atan Tahir Sivritepe, kısa bir süre çalıştıktan sonra söğüş ustası olan ağabeyinin yanında çıraklık yapmaya başladı. Sivritepe, 17 yaşındayken ağabeyinden kuzu kellesinin dil, beyin, yanak ve diğer etlerinin ince ince kıyılarak iyice baharatlanması, daha sonra da taze yeşillik ve soğan ile harmanlanması sonucu ortaya çıkan söğüş lezzetinin nasıl yapılacağını öğrendi. Yaklaşık 250 yıllık geçmişi olan ve eskilerde ’tandırbaş’ olarak bilinen söğüş lezzetini yapmayı öğrenen Sivritepe, ilk olarak işe İzmir’in en eski sokaklarından biri olan Havra Sokağı’nda 3 tekerlekli seyyar tezgahta başladı. 50 yıl boyunca yaz-kış; gece-gündüz demeden mesleğini sürdüren Sivritepe, yüzlerce insanın bahsettiği meşhur söğüşçü Tahir baba oldu. Aradan yarım asır geçmesine rağmen hala Havra Sokağı’nda açtığı küçük dükkanında, söğüş tutkunları için gece 02.30 ile sabah 09.00 saatleri arasında hizmet vermeye devam eden Tahir Baba, mesleğini severek yaptığını, birçok söğüşçü arkadaşının bu dünyadan göç ettiğini ve İzmir’de tek kaldığını belirtiyor.

    “Söğüş dürüm yapılmaz”

    Geleneksel söğüş lezzeti hakkında konuşan Tahir Baba, “Şimdi esasında söğüş piyasada dürüm olarak yenilir, ama biz dürüm yapmıyoruz. Biz burada müşteriye dürüm yapamıyoruz neden, bizim şöğüşlerimiz dürüm olmuyor. Bizim prensibimiz bu, söğüş dürüm yapılmaz” dedi. Sabaha kadar onlarca müşteriye hizmet veren Tahir usta, sunduğu lezzetin yanı sıra sohbeti ile de müşterilerine keyifli dakikalar yaşatıyor. Müşterilerine ’evlat’ diye hitap eden Tahir usta, sıcakkanlılığı ve samimi hareketleri ile de müşterilerinin gönlünü kazanıyor.

    Öte yandan, henüz emekliliği düşenmediğini söyleyen iki çocuk babası Tahir Sivritepe, hem sevdiği işe sürdüreceğini hem de evine ekmek götürmeye devam edeceğini belirtti.

    Yarım asırlık söğüşçünün çeyrek asırlık müşterisi

    İlk söğüşünü Tahir ustanın seyyar tezgahından yiyen Ahmet Alember, aradan 25 yıl geçmesine rağmen hala Tahir ustanın söğüşünden vazgeçmediğini ifade ediyor. Her gece söğüş yemeye geldiğini belirten Alember, “25 yıldır buradayım, Tahir ustadan başka bir yerde söğüş yemedim. Bunun nedeni Tahir ustanın müşterileri kalitelidir, söğüşü lezizdir. Tahir ustanın en büyük avantajı hijyenik olmasıdır ve severek çalışan biridir. Tahir Baba İzmir’de lezzet olarak da tektir, söğüşçü olarak da tektir” şeklinde konuştu.

    “7 yaşımdan beri geliyorum”

    Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda esnaflık yapan Saadettin Gülşahin ise, 7 yaşındayken söğüşle tanıştığını ve 20 yıldır düzenli olarak Tahir ustanın söğüşünden yediğini ifade etti. İzmir’deki esnafların çoğunun Tahir ustayı tanıdığını belirten Gülşahin, “Tahir ustanın söğüşü tartışılmaz lezzette, her yerde söğüş var ama söğüşçü Tahir Baba dediğin zaman tartışılmaz bir lezzet ortaya çıkıyor. Mesela ben arkadaşlarımı alıyorum geliyorum buraya, arkadaşım ’ya burası zifiri karanlık sen beni nereye götürüyorsun’ diyor, çok güzel bir söğüşçü var diyorum ’ara sokakta söğüşçü mü olur, bu saatte hangi dükkan açık olur’ diyor. Sonra bir getiriyorum Tahir ustanın yanına, sağolsun o da en iyi şekilde ilgileniyor, arkadaşlarım yiyor söğüşü. Ertesi gün bir bakıyorum arkadaşlarım benden önce buraya gelmiş. Bu nedenle lezzet çok farklı bir lezzet, söğüşün de belli bir saati oluyor zaten kalmıyor. Şansına nasibi olan yiyor” diye konuştu.

  • ÇAYKUR Türk çayının lezzeti ve hikayesi ile Finlandiya’da

    ÇAYKUR, Türk çayının lezzetini ve hikayesini anlatmaya devam ediyor.

    Yunus Emre Enstitüsü tarafından koordine edilen ve 60 ülkede toplam 135 irtibat noktasında Türk kültürünü, sanatını, dilini, tarihini ve insanını tanıtım için “Colours of Anatolia – Anadolu’nun Renkleri” etkinliği programı çerçevesinde Finlandiya’da bulunan ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu ve ÇAYKUR tanıtım TIR’ı Türk çayının lezzetini ve hikâyesini anlatmaya devam ediyor.

    Finlandiya’da çeşitli temaslarda bulunan ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu beraberinde Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak ve EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Erenle birlikte bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiler.

    Finlandiya Tatar Müslümanları Merkezini Ziyaret eden Genel Müdür İmdat Sütlüoğlu burada merkezin başkanı Okan Daher tarafından ağırlandı. Genel Müdür Sütlüoğlu daha sonra Türkiye’nin Helsinki Büyükelçisi Adnan Başağa’yı ziyaret etti. Genel Müdür İmdat Sütlüoğlu beraberinde Eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Özak ve EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren’le birlikte KKTC Helsinki temsilciliğini ziyaret ettiler. Ziyarette KKTC Helsinki temsilcisi Hüsnü Duba tarafından ağırlanan heyet bir süre sohbet ettiler.

    Ziyaretlerin sonunda Genel Müdür İmdat Sütlüoğlu ziyaretlerin anısına ÇAYKUR ürünlerinden oluşan hediye paketi takdim etti.

  • (Özel Haber) Ramazan ayının vazgeçilmez lezzeti kahke

    Gaziantep’te sadece Ramazan ayında yapılan sofraların vazgeçilmez lezzeti Halep kahkesi, yine sofralardaki yerini aldı.

    Türkiye’nin gastronomi turizmi alanında önemli bir itici gücü haline gelen Gaziantep, farklı lezzetleriyle Ramazan sofralarına zenginlik katıyor. Gaziantep’te sadece Ramazan ayında yapılan Halep kahkesi, sahur ve iftar sofralarının vazgeçilmez lezzeti olmaya devam ediyor. Un, şeker, mahlep ve sıvı yağ ile yapılan kahkeye vatandaşlar, damakta bıraktığı tat ve özel aroması nedeniyle yoğun ilgi gösteriyor.

    Kahke yapan simitçi Murat Türkoğlu, kahkenin Ramazan’a özgü olduğunu belirterek, “Sadece Ramazan ayında çıkıyor. İçinde şeker, tuz, yağ, bunlar var. Genelde vatandaşlar çay ile yerler, çok lezzetli oluyor. Ramazan’da kahkeye yoğun ilgi oluyor” diye konuştu.

    Kahke almaya gelen vatandaşlar ise, özellikle iftardan sonra çay ile yediklerini ve çok lezzetli olduğunu, sadece Ramazan’da kahkenin yapıldığını söylediler.