Etiket: Lekelere

  • Vücuttaki lekelere dikkat

    Vücuttaki lekelere dikkat

    Medikal Estetik Hekimi Dr. Mehmet Akgün vücutta ki lekelere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Akgül, lekelerin vücutta ki melanosit hücrelerinden oluşan melanin pigmentinin vücutta birikmesi sonucu oluşan kahverengi lekeler olduğunu ifade ederek, “Özellikle yaz aylarında hassas ciltlerde görülür daha çok güneşe maruz kalan açık bölgelerde göğüs sırt yüz kol bacak gibi güneşe açık olan bölgelerde daha çok görmekteyiz. Bu oluşan kahverengi lekelerin büyüklüğüne göre tedavisi planlanır hafif lekelerde kimyasal peeling ilede bir soyma işlemi yaparak sonuç alınır, daha büyük lekelerde ise lazer ile soyma işlemi yapılır. Güneşe hassas olan güneş lekeleri oluşan insanların yaz aylarında güneşlenmemesi özellikle de cilt kanserleri açısından çok önemlidir” dedi.

    Akgül, özellikle ergenlik dönemini sivilceli geçirenlerde bu dönemi atlattıktan sonra birde leke problemi ortaya çıkar bunun giderilmesi için çeşit çeşit yöntemler olduğunu kaydederek, “Öncelikle sivilce izleri-lekeleri yüzeysel midir yoksa derin midir bunu ayırt etmek gerekiyor. Yüzeysel lekelerde ilk olarak bir takım kremlerle tedavi öneriyoruz. A vitamini C vitamini içeren kremler hem lekelerin renginin açılmasını hem de cildin en üstteki ölü tabalarının kat kat uzaklaştırılması sağladığından oldukça etkilidirler. Ancak unutmamak gerekir ki sabırlı olmak gerekiyor bu tedaviler en az 3-4 ay süreçleri kapsar. Biraz daha derin lekeler söz konusu ise eğer o zaman kimyasal peelingler veya lazer peelingler gündeme gelmektedir. Son yıllarda franksiyonel lazer dediğimiz yöntemler sivilce izi tedavisinde oldukça önemli yer edinmiştir” ifadelerini kullandı.

  • Vücuttaki lekelere dikkat

    Vücuttaki lekelere dikkat

    Medikal Estetik Hekimi Doktor Mehmet Akgün, vücuttaki lekeler konusunda uyardı.

    Vücudumuzdaki melanosit hücrelerinden oluşan melanin pigmentinin vücutta birikmesi sonucu kahverengi lekeler oluştuğunu anlatan Doktor Mehmet Akgün, “Özellikle yaz aylarında hassas ciltlerde görülür daha çok güneşe maruz kalan açık bölgelerde göğüs sırt yüz kol bacak gibi güneşe açık olan bölgelerde daha çok görmekteyiz. Bu oluşan kahverengi lekelerin büyüklüğüne göre tedavisi planlanır hafif lekelerde kimyasal peeling ilede bir soyma işlemi yaparak sonuç alınır, daha büyük lekelerde ise lazer ile soyma işlemi yapılır. Güneşe hassas olan güneş lekeleri oluşan insanların yaz aylarında güneşlenmemesi özellikle de cilt kanserleri açısından çok önemlidir” dedi.

    Doktor Mehmet Akgün, özellikle ergenlik dönemini sivilceli geçirenlerde bu dönemi atlattıktan sonra birde leke probleminin ortaya çıktığını belirterek “Bunun giderilmesi için günümüzde çeşit çeşit yöntemler vardır. Öncelikle sivilce izleri-lekeleri yüzeyselmidir yoksa derinmidir bunu ayırt etmek gerekiyor. Yüzeysel lekelerde ilk olarak bir takım kremlerle tedavi öneriyoruz. A vitamini C vitamini içeren kremler hem lekelerin renginin açılmasını hemde cildin en üstteki ölü tabalarının kat kat uzaklaştırılması sağladığından oldukça etkilidirler. Ancak unutmamak gerekirki sabırlı olmak gerekiyor bu tedaviler en az 3-4 ay süreçleri kapsar.Biraz daha derin lekeler söz konusu ise eğer o zaman kimyasal peelingler veya lazer peelingler gündeme gelmektedir. Son yıllarda franksiyonel lazer dediğimiz yöntemler sivilce izi tedavisinde oldukça önemli yer edinmiştir.” Dedi.

  • Vücudunuzda hızlıca yayılan kırmızı lekelere dikkat

    Bir cilt hastalığı olan gül hastalığı(rozasea), madalyon adı verilen büyük bir leke ile ortaya çıkarak vücudun tüm bölgesine yayılıyor. Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Yılmaz Albayrak, özellikle stresin, güneşin zararlı etkilerinin, çevresel kirliliğin, hastalığın görülme sıklığı ve şiddetinde artışa neden olduğunu belirtti.

    “Gül hastalığı mevsimsel ataklar gösterebilir”

    Gül hastalığı mevsimsel ataklar gösterebilen bir deri döküntüsü hastalığıdır diyen İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Albayrak, “Araştırmalar sonucu bu hastalığı bazı virüslerin ortaya çıkardığı düşünülmekle birlikte tam olarak neden ortaya çıktığı bilinmiyor. Gül hastalığı mevsimsel ataklara sebep olabiliyor. Hastalık genellikle vücutta başlayan bir büyük döküntüyle tüm vücuda yayılan kabuklu döküntüye dönüşerek ilerliyor. Gül hastalığı kaşıntı, sızlanma gibi şikayetlerle ortaya çıkıp bir buçuk ay civarında süren, hastayı rahatsız eden ve vücuda yayılan döküntülerle devam eder” diye konuştu.

    Kızarıklığa yanma ve kaşıntı eşlik ediyor

    Aşırı sıcaklarla birlikte cilt hastalıklarının ortaya çıkma riskinin daha da arttığına dikkat çeken Albayrak şunları söyledi: “Cilt hastalıklarında artış görünüyor. İsilik ve mantar hastalıkları sık görülürken, önceden ender gördüğümüz gül hastalığında da artış mevcut. İsilikleri, deri alerjilerini ve bir takım deri döküntülerini daha sık görmeye başladık. Hastalarımıza bu konuda özellikle sık sık duş almalarını, çok sabun kullanmamalarını, serin ortamlarda bulunmalarını ve çok sıcak ortamlardan kaçınmalarını öneriyoruz.”

    Yorgunluk ve stres en büyük sebebi

    Genelde üst solunum yolu enfeksiyonu hastalıklarıyla rahatsızlığın meydana gelebileceğini söyleyen Albayrak, yorgunluk ve stresin hastalığın şiddetini arttırabileceğini ifade etti. Albayrak tedavi süreci için şu açıklamalarda bulundu: “Tedavi aşamasında hastalarımıza gerekli bir takım nemlendirici losyonlar veriyoruz. Ayrıca tedavi sürecinde hastalara sıcakta kalmamalarını, sıcak suyla banyo yapmamalarını ve banyolarda lif kullanmamalarını tavsiye ediyoruz. Hastalarımızı bir buçuk ay sonra tekrar kontrol ediyoruz. Sıcak havalar bu hastalığı biraz daha belirginleştiriyor. Tedavi aşamasında güneşten mümkün olduğunca kaçınmaları gerekiyor. Acılı ve baharatlı yiyecekler sıcaklarda kaşıntı ve döküntüleri arttırabileceğinden, hastalığın seyrini ilerletebileceğinden hastalara bu tür yiyecek ve içeceklerden uzak durmalarını, yemek seçiminde hassas davranmalarını öneriyoruz” dedi.

    “Pamuklu kıyafet tercih edin”

    Rahatsızlık veren cilt hastalıklarında kaşıntı ve batmalara engel olmak için önerilere bulunan Uzm. Dr. Albayrak hastalara şunları söyledi: “Mümkün olduğunca pamuklu kıyafet giyin. Pamuklu kıyafetler tercih edin. Yaşlı ve çocuklar fazla güneşten kaçınsın. 11 .00- 15.00 saatleri arasında güneşten kaçınmalarını öneriyorum. Mümkün olduğunca güneş kremlerini kullanarak, şapkalarını takarak güneşlenmelerini tavsiye ediyorum.”

    Hamilelerde ilk üç aya dikkat

    Gül hastalığı geçiren gebelere önerilerde bulunan Albayrak, “ Bu rahatsızlık ilk üç ay içerisinde bebekte bazı sorunlara neden olabiliyor. Bu tip döküntüsü olan hamile hastaların kadın doğum uzmanlarına muayene olup önerilerini almasında fayda var” diye konuştu.

  • Karbon peeling ile lekelere son

    Profesyonel Kalıcı Makyaj Uzmanı ve Uzman Estetisyen Neslim Güngen, leke tedavisinde kullanılan karbon peelingin gözenekleri küçülten, cildi aydınlatan ve gençleştiren bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi,

    Profesyonel Kalıcı Makyaj Uzmanı ve Uzman Estetisyen Neslim Güngen,

    karbon peeling yöntemi hakkında bilgi verdi. Karbon peelingin gözenekleri küçülten, cildi aydınlatan ve gençleştiren bir tedavi yöntemi olduğunu söyleyen Güngen, “Ayrıca açık renkli ince tüylerin giderilmesinde etkili bir yöntemdir. Karbon peeling lazerle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Cilt yenileyen ve leke tedavisinde kullanılan Q-switched Nd: YAG lazer, karbon solüsyonu ile birlikte kullanılmaktadır. Lazer uygulamadan önce lazerin renk konusundaki etkinliğini arttırmak için cildin yüzeyine karbon solüsyonu sürülür. Ciltte 15-20 dakika bekletilen karbon gözenekler tarafından emilir. Böylece ciltte ve gözeneklerin içinde renk artışı gerçekleşmiş olur. Ciltte ve gözeneklerin içinde daha fazla renk maddesi girdiği için lazer işlemi daha fazla etkili olmaktadır” dedi.

    Karbon peeling uygulamasının 30 dakika sürdüğünü kaydeden Güngen, “Öncelikle cilt yüzeyi özel olarak hazırlanmış karbon krem ile kapatılır ve 5-10 dakika bekletilir. Bu kreminin özelliği çok küçük partiküllerden oluşan bir yapıda ve kolaylıkla buharlaşabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Ayrıca cildi yakmayacak düzeyde bir krem karışımıyla uygun hale getirilen karbon kreminin derinin hassasiyetini ve emilimi arttırma özelliği de vardır. Karbon krem kuruduktan sonra spektra lazer atışlarıyla ısınan karbon partikülleri cilt gözeneklerine gönderilir. Amaç cilde gençliğini veren kolajen hücrelerini tetiklemektir. Artan kolajen üretimiyle cilt canlanır” şeklinde konuştu.

  • Renk Değiştiren Lekelere Dikkat

    Cilt lekeleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Demirtaşoğlu, kadınlarda özellikle alın ve yanak bölgelerindeki lekelerin renk değiştirdiğinde, tahriş ya da kabuklanma olduğunda mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

    Derim Dermatoloji Dal Merkezi doktorlarından Dermatolog Uzm. Dr. Melda Demirtaşoğlu, Agora Kadınlar Kulübü’nün konuğu oldu. Bir alışveriş merkezinde Cilt Lekeleri ve Tedavi Yöntemleri konulu söyleşi gerçekleştiren Dr. Demirtaşoğlu, cilteki koyu renkli lekelere değindi. Kişilerin hayatının her döneminde oluşabilen koyu renkli lekelerin daha çok kadınları rahatsız ettiğini dile getiren Dr. Demirtaşoğlu, “En sık rastladığımız leke türleri, özellikle bayanlarda, genellikle hormonların değiştiği dönemlerde ortaya çıkıyor. Alın, burun üstü, bıyık bölgesi ve yanaklar bu lekelerin en fazla bulunduğu yerlerdir. Bu lekeler, özellikle gebelik sırasında yaz ve kış fark etmeden her mevsimde oluşabiliyor. Yaz dönemlerinde tabi ki de bu tip lekelerde koyulaşmalar da mümkün. Bu tip lekeler erkeklerde daha az görülüyor” şeklinde konuştu.

    Deride koyu renkli lekelerin, özellikle 50-60 yaştan sonra yanaklarda, bazen küçük bazen büyük olarak ortaya çıktığını anlatan Dr. Demirtaşoğlu, “Güneş lekeleri, genetik yatkınlık, açık ten, renkli göz. Bunların hepsi sebep olabilir. Özellikle bayanlarda alında ve yanaklarda görülebilir. Renk değiştiriyorsa, üzerinde bir tahriş ya da kabuklanma hissediyorsak mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Lekelere dikkat etmeli, güneşten korunmalıdır” dedi.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELER?

    Cilt lekelerinin tedavi yöntemlerine de değinen Dr. Demirtaşoğlu, şu bilgileri verdi:

    “Bunun birkaç alternatif yöntemi var. Lekeler, tedavinin ardından dikkat edilmezse tekrar edebiliyor. Yanaklar, alın bölgesi ve burun üzerinde olan bölgelerde, hastalarımızın evde uygulayabileceği tedavi yöntemlerini öneriyoruz. Klinik uygulamalar da var. Ayrıca bir peeling yöntemi var. Bu yöntem, çoklu seans gerektirmeyen bir yöntemdir. Özellikle etkili madde içeren, krem şeklinde maskeler cilde uygulanır ve hasta o maskeyle eve gidip 7-8 saat sonra evde maskeyi yıkar. Leke çok derin değilse, bu yöntemle iyi sonuçlar alınır. Özellikle kalın deriyi inceltmeye, derinin üst katmanında yerleşen lekenin yüzde 90’ından kurtulmasına sebep oluyor ve altından daha sağlıklı parlak bir cilt geliyor. Bunun yanında lekenin mutlaka güneşten korunması ve kremlerle desteklenmesi gerekiyor. Böylece kalıcı bir etki sağlanmış oluyor. Lazerlerle de pigment hücrelerini parçalayıp yok etmek mümkün. Yaygın olmayan küçük alanlara yerleşmiş bölgelerde pigment hücrelerinin parçalanıp deriden atılmasını sağlıyor. Kimyasal peeling dediğimiz yöntemde ise, cilde meyve asitleri dediğimiz asitler uygulanıyor. Çil gibi yaygın olan lekeleri ve güneş lekelerini de bazı özel ışık tedavileriyle tedavi ediyoruz. Hangi tedaviyi yaparsak yapalım muhafaza etmek önemlidir.”

    Dr. Demirtaşoğlu, bilgilendirmenin ardından konukların cilt lekeleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili sorularını da yanıtlandı.