Etiket: kuzu

  • Hindi bile kuzu fiyatlarını düşüremedi

    Yılbaşında hindi satışlarının artmasına rağmen, kuzu eti fiyatlarında herhangi bir düşüş yaşanmadı.

    Kuzuz pirzolanın kilosu kasaplarda 60TL’den satılıyor.

    Kasap Nusret Ayas, “Marmara Kıvırcık cinsi kuzu etinin kilosunun karkas fiyatı 32 TL. Pirzolasını 60 TL’den satıyoruz. Hindilere rağmen satışlarımızda herhangi bir düşüş olmadı” dedi.

  • Burhan Kuzu: “Bu millete Nobel ödülünün verilmesi gerek”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Burhan Kuzu, 15 Temmuz darbe girişiminde tanka kafa atan vatandaşları örnek göstererek, ‘Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünün verilmesi gerek’ dedi.

    Kuzu, partisi tarafından 17.si düzenlenen Siyaset Akademisi programı kapsamında Gümüşhane’de ilk dersi ‘Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler’ konusuyla gerçekleştirdi.

    Belediye Başkanlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Programda ilk konuşmayı yapan AK Parti İl Başkanı Av.Celalettin Köse, AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.Dönem Siyaset Akademisi Büyük Güç Türkiye eğitim programının resmi olarak başladığını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlayan siyaset akademisinin bugün 17.dönem eğitimlerine başladığını kaydeden Köse, “AK Parti bilgiye önem vermesinin gereği olarak her alanda, her tür araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. Geniş kapsamlı faaliyetlerden birisi olan siyaset akademisi, seçmenlerin partiyle bağını kuvvetlendirmek, siyasete yönelik toplumsal ilgiyi artırmak, katılımcıların tarih, siyasal tarih, ekonomi, dış politika gibi alanlarda uzmanlarca bilgilendirildiği eğitim faaliyetidir” dedi.

    Belediye Başkanı Ercan Çimen ise kendisinin de bu akademiden sertifika aldığını belirterek, katılan herkese başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasetin tek limanı ahlaktır” sözüne atıfta bulunan Başkan Çimen, “Bu davanın lideri olan Recep Tayyip Erdoğan ile siyaset yaptığımız için çok şanslıyız. Bu bir eğitim programı. Her türlü siyasi görüşten arkadaşlarımız katılabiliyor. Emeği geçen herkese teşekkürler” diye konuştu.

    AK Parti Gümüşhane Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Cihan Pektaş ise AK Parti’nin bin yıllık ecdattan güç alan bir siyasi parti olduğunu, son 200 yılın en büyük sivil toplum hareketi olduğunu, “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” düsturuyla

    1,5 milyon aktif teşkilatçısı, 10 milyonu aşkın üyesiyle, en az 2 seçmenden birisinin oyunu alan ve her seçimden zaferle çıkarak yoluna devam eden bir parti olduğunu söyledi.

    Güçlü lider ve güçlü kadroya sahip teşkilatların Türkiye’ye her zaman hamle yaptırdığına vurgu yapan Pektaş, “Başka partilerde bir Burhan Kuzu, bir Veysel Eroğlu göremezsiniz. Kendi sahasında uzmanlaşmış abilerimiz, büyüklerimizdir. AK Parti içinden bugün en az 5 kabine çıkarabilirsiniz. Bu tür programlarla AK Partiye yeni vizyonlar kazandırıyoruz” dedi.

    Gençlere çok önem verdiğini ve kendisinin Recep Tayyip Erdoğan ile 17 yaşında tanıştığını hatırlatan Pektaş, “O zamandan beri hep onun emrindeyim. Çok sıkıntılar da gördük. Çok çileler çekerek geldik. Bu imkanların kıymetini çok iyi bilin ve değerlendirin. Kendinizi öyle yetiştirin ki milletvekili, belediye başkanı olun. Bu ülkeye bu memlekete hizmet edin. Önümüzde dağ gibi bir liderimiz var. Bugün dünya çapında liderimiz dağ gibi kadrolarımız var” diye konuştu.

    Siyaset akademisinin ilk dersini “Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler” konusuyla veren Türkiye’nin önde gelen Anayasa profesörlerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, dersine kısa özgeçmişi ve hayat tecrübeleriyle ilgili ön bilgiler vererek başladı.

    “AK PARTİ TÜRKİYE’Yİ UÇURUMDAN ALDI”

    AK Parti’nin 2001 yılında kurulduğunda Türkiye’yi uçurumdan aldığını, hükümetin hastanelerde toplandığını hatırlatan Kuzu, “İç ve dış borçlar tamamen sardı. 70 sente muhtaçtı. AK Parti muazzam hizmetler yaptı. Her alanda. 80 yıllık cumhuriyet tarihinin bölümüyle son 14 yıllık bölümünü alın her alanda en az 5 kat fark var” dedi.

    “İSLAMIN ÖZÜNDE DEMOKRASİ VARDIR”

    Konuşmasında demokrasiyle ilgili teorik bilgiler veren Kuzu, demokrasinin muhteva olarak en güzel şekilde İslam topluluklarında ve ülkelerinde olduğunu belirterek, İslamın özünde demokrasi olduğunu söyledi.

    Demokrasinin hedefinin insanların mutluluğu, rahatı ve huzuru olduğunun altını çizen Kuzu, “Biz bugün parlamenter modelden şikayetçiyiz. Başkanlıkta insanlar çok daha rahat eder diye savunuyoruz. İslam, adil olunuz diyor. İşin beyni bu. Adalet olmayan yerde huzur olmaz. Zulüm ile devlet yönetildiği zaman o devlet batar” diyerek Türkiye’de demokrasinin işleyiş süreçlerinden bahsetti.

    ANAYOL HÜKÜMETİNİN MAHKEME KARARIYLA DÜŞMESİ

    Kendi hayatından kesitler aktarmayı da ihmal etmeyen ve tecrübelerini salonda bulunanlarla paylaşan Kuzu, Anayol hükümetini Anayasa Mahkemesi kararıyla nasıl düşürdüğünü ilk kez açıkladı. Kuzu olayı şöyle anlattı: “Anayol hükümeti kurulduğu zaman yeteri kadar oy alamamıştı. Hükümet kurulma dönemi yoktu. Ecevit oy kullanmıştı. Sayım sırasında kabul saydılar. Halbuki onu hayır saymaları lazımdı. İzzet Özgenç aradı. Rakam doğru dedi. Bende birkaç sayfalık birşeyler yazdım ve Anayasa Mahkemesi iptal etti hükümeti. Ben onu yazdım ama yıllarca söyleyemedim. Başkaları sahip çıktı. Bilgiyi veren biziz.”

    “367 TARTIŞMASINDA 10 BİN 500 ÖNERGE KOYDULAR ÖNÜMÜZE, SİLAH GÖSTEREN VEKİL OLDU”

    Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında gündeme gelen “367 dayatması” sırasında yaşadıklarını da paylaşan Kuzu, “Cumhurbaşkanını halka seçtirmeyi gündemimize aldık. Anayasa komisyonu başkanıyım. Muhalefet bunu yaptırmamak için benim önüme 10 bin 500 önerge koydu. Fotokopi makinesi de bir yandan çalışıyor. Grup başkanı içeri girip ‘Çanakkale geçilmez’ dedi. Ya vazgeçeceksiniz ya da kavga çıkacak dedik. Halkın verdiği iradeyi korumazsak işin içinden çıkamayız. Demokraside azınlığın hakları vardır ama onun çerçevesini çok iyi çizmek gereklidir. CHP’den silah gösteren vekil oldu. Sabah ezanı okunuyordu. 17,5 saatte bitirdik” dedi.

    “EĞER ABDULHAMİT HAN GİBİ DİRAYETLİ BİR YÖNETİCİ OLMASAYDI ATATÜRK’E BU ÜLKEYİ KURDURACAK TOPRAK KALMAZDI”

    Devlet yönetmenin bir sanat olduğunu ifade eden ve bu bağlamda Türkiye’de yaşananların Abdulhamit Han döneminde yaşananların aynısı olduğuna dikkat çeken Kuzu, “Eğer Abdulhamit Han gibi dirayetli bir yönetici olmasaydı Atatürk’e bu ülkeyi kurduracak toprak kalmazdı. Siyaset bilimcisi olarak Türkiye’de ki insanlar kadar dünyada kendi geçmişine küfreden, hareket eden başka bir millet görmedim. Demokrasiyi yaşatmak ilkelerle olmuyor. Çok güçlü bir ekonomin olması lazım. Türkiye ve etrafımızdakiler 2.kurtuluş savaşını yaşıyoruz. Cetvelle çizilen sınırlar yeniden çizilmeye çalışılıyor. Çok dikkatli olmak gerek” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN DARBELER TARİHİ KÖTÜ”

    Türk demokrasinin siyasi partileriyle ilgili tarihi bilgilerini de anlatan Kuzu, darbeler tarihine değindiği bölümde ise Türkiye’nin darbeler tarihinin kötü olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de demokrasi çok kesintiye uğradı. 1950’den bugüne kadar 12 darbe ve teşebbüs oldu. 6,5 yılda bir darbe teşebbüsü oldu. Bu demokrasiyi nasıl yaşatacaksın. Demokrasi ve darbe birbiriyle zıt” dedi.

    Bütün darbelere karşı durduklarını, CHP’nin darbenin yanında durması noktasında karnesinin çok iyi olmadığını örnekleriyle aktaran Kuzu, özellikle 28 Şubat darbesinin İslami kesimin üzerinden geçen, imam hatip okullarına üzerine kezzap döken bir girişim olduğunu vurguladı.

    “TÜRKİYE’DE DARBEYİ ASKER DEĞİL SİVİL GENERALLER YAPAR”

    Türkiye’de darbeyi askerin değil, sivil generallerin yaptığını anlatan Kuzu, “Türkiye’de hizmet etmeye soyunan insan ölümü göze alacak” tespitinde bulunarak, Türk siyaset tarihinde darbelere karşı tek dik duran liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.

    BAŞBAPAPAZ BENZETMESİ

    15 Temmuz darbe girişimini anlatırken FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i “Başpapaz, kardinal” olarak ima eden Kuzu, “Bunlar bukalemun gibi her kılığa girerler. Böyle yapı içerisindeki insanları bulmak çok kolay bir şey değil. Bunlarla uğraşmak kolay değil. Allah devlete güç versin” dedi.

    “TÜRK MİLLETİ KADAR TANKA GİDİP DİRSEK VURAN BAŞKA BİR MİLLET BULAMAZSINIZ. BU MİLLETE NOBEL ÖDÜLÜNÜ VERMESİ GEREK”

    15 Temmuz darbe girişiminin bugüne kadar Türkiye’nin başından geçen hiçbir darbeye benzemediğinin altını çizen Kuzu, “Bunun adı anahtar teslimi darbe. ABD’ye teslim, Doğu’da Kürt devleti, sömürgeye dönüşen bir ülke olacaktık. Güçlü olsalardı çok kan dökülürdü. Bilimsel olarak tecrübem ve bilgimle söylüyorum: Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünü vermesi gerek. Avrupa’da, ABD’de bu olsun vatandaş evine gider yatar. Bunu planlayanlar 27 Mayıs darbesini taklit ettiler. Emir komuta zinciri yok. Bu darbelerin tamamını gördüm. Menderes’i astılar birşey yapamadık, Özal’ı zehirlediler ama Recep Tayyip Erdoğan’ı bu millet yedirmedi. Haydi sokağa deyince elmi yaman ve beymi yamana geldi ve darbeleri akamete uğradı” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından Kuzu, kursiyerlerinin sorularını cevaplandırarak dersini sonlandırdı.

  • Tek batında 4 kuzu doğurdu

    Çanakkale’nin Biga ilçesine bir koyun tek batında 4 kuzu doğurdu.

    Biga’nın Kalafat Köyünde hayvan çiftliği bulunan Ercan Erkap’ın koyunlarından biri, tek batında 4 kuzu birden doğurdu. Ercan Erkalp, “4 yaşındaki koyunum ocak ayında ikiz doğurdu. Son doğumunda dört yavrusu oldu. Süngerleme yöntemi uyguladığımız koyunuma özel bir bölme hazırladım. Bir süre bu bölmede yavruları ile birlikte rahat edecek. Daha sonra diğer koyunların arasına katılacak” dedi.

    Çocukluğundan beri hayvancılıkla uğraşan Ercan Erkap, en büyük destekçisinin eşi olduğunu söyledi.

  • Kuzu: “Altın Koza, bir markadır”

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Ali Kuzu, Altın Koza Uluslararası Film Festivali’nin adının değiştirilmesine tepki gösterdi.

    Altın Koza’nın Adana’nın bir markası haline geldiğini, dünyadaki sayılı film festivallerinin de marka değeriyle anıldığını belirten Kuzu, “Altın Koza Uluslararası Film Festivali, tüm dünyada kabul görmüş, yerli ve yabancı filmlerin gösterime sunulduğu önemli bir misyona erişmişken adının Adana Film Festivali olarak değiştirilmesini yanlış buluyoruz” dedi.

    Altın Koza’nın Adana için, Altın Portakal’ın Antalya için bir değer olduğuna işaret eden Kuzu, “Bu isimler kentlere ve bölgelere ivme kazandıran, kentlerin adını yücelten unsurlardır. Altın Koza isminin sürekli değiştirilmesi, adeta yap-boz tahtası haline dönüştürülmesi işin ciddiyetiyle de bağdaşmaz” diye konuştu.

    Kültürel ve sanatsal etkinliklerin uzun bir sürecin ardından ismiyle birlikte marka haline geldiğini vurgulayan Kuzu, “Adana denince akla sinema ve Yılmaz Güney gelir. Yılmaz Güney adı da kolayca Altın Koza’yı çağrıştırır. Altın Koza, Adanalıya son yıllarda ekim alanları azalan ancak Türkiye tarım sektörü için stratejik bir ürün olan pamuğu, emeği, işçiyi, köylüyü hatırlatır. Altın Koza, bu paydaşların sinemada harmanlanmasını, duyguyu, demokrasiyi, ağıtları, yaşanmışlıkları, parçalanmışlıkları ve ötelenmişliği gün yüzüne vurur” dedi.

    Geleneksel ve uluslararası bir marka haline gelmiş ‘Altın Koza’ isminin değerini korumanın, gelecek nesillere aktarmanın önemine işaret eden Kuzu, bu yanlışlıktan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu.

  • (Özel haber) Adeta kuzu fabrikası olan bu koyunlar kurbanlık fiyatlarını düşürecek

    Bursalı bir müteşebbisin Ukrayna’dan ithal ettiği Romanov cinsi koyunlar, kurbanlık fiyatlarını ucuzlatacak.

    Türkiye’de ağırlıkları 40-50 kiloyu geçmeyen yerli ırkların bir çoğu yılda bir ve iki yavru veriyor. Bursalı müteşebbis Mustafa Aydın’ın özel izinle Ukrayna’dan getirtiği Romanov cinsi koyunlar ise yılda 6-8 kuzu doğuruyor ve ağırlıkları 70-80 kiloya kadar çıkıyor. Doğurganlıkları ile tam bir kuzu fabrikası olan koyunlar, ülkemizdeki iklim şartlarına hiçbir zorluk çekmeden alışabiliyor.

    Çok yavrulayan ve normal koyunlara nazaran daha iri olan bu koyunlar sayesinde Türkiye’de hem kurbanlık, hem de et fiyatlarının ucuzlayacağını ifade eden Mustafa Aydın, “Romanov cinsi koyunlardan 4 ay önce damızlık olarak 100 baş getirdim. Bu koyunlar yılda 2 kez doğum yapıyor. Bir batında 4 yavru doğurdukları oluyor. 12-14 ay zarfında Romanov cinsi koyun 6-7 yavru yapıyor. Eti lezzetli. Türkiye’de bir çok yerli ırk yılda 1-2 doğum yapıyor. Romanov koyunları süratle büyüyor, 70-80 kilo ağırlığa ulaşıyorlar. Ülkemizdeki koyun ırkları 40-50 kilo gelirken, Romanov cinsi koyunlar bunların iki katı cüsseye ulaşıyor. Romanov cinsi koyunların kurbanlık ve et fiyatlarını düşüreceğini ümit ediyorum. Ben bu koyunları 4 ay önce Ukrayna’dan getirttim. Bu koyunlar beni yanıltmadı. Gebe olarak aldığım bu koyunların ikiz, üçüz ve dördüz yavruladığına bizzat şahit oldum. Biz ülke olarak küçük baş hayvancılığın yaygınlaşmasını sağlamalıyız. Yerli ve yabancı ırk gözetmeksizin ülkemizdeki küçük baş seviyesini üst sıralara çıkartmalıyız” dedi.

    Aydın, Kurban Bayramı’na bir aydan daha fazla süre olduğunu, kurbanlık fiyatlarının henüz belli olmadığını kaydederken, Romanov cinsi koyunların fiyatların düşmesine katkı yapacağına inandığını sözlerine ekledi