Etiket: kuzey

  • Kuzey Irak sınıra giden barış gücüne ait tanklar Gaziantep’e ulaştı

    Ankara’dan Kuzey Irak sınırına giden Barış Gücü Tugayı’na ait tank ve zırhlı araçlar, Gaziantep’e ulaştı.

    Ankara Mamak’ta bulunan ve Barış gücü olarak bilinen 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından yola çıkan ve içerisinde 17 adet tank bulunan zırhlı araç konvoyu Gaziantep’e ulaştı. Kuzey Irak sınırındaki Şırnak’ın Silopi ilçesine doğru hareket eden askeri unsurlar, karayolunda süren yaklaşık bir günlük yolculuğun ardından Gaziantep sınırlarına girdi. Geceyi Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığında geçirecek olan askeri konvoyun yarın sabah saatlerinde Gaziantep’ten hareketle Şanlıurfa ve Mardin üzerinden Şırnak’a ulaşması bekleniyor.

    Yoğun güvenlik tedbirleri arasında gerçekleşen sevkiyattaki tank ve zırhlı araçların Irak sınırında konuşlandırılacağı öğrenildi.

  • ABD Savunma Bakanı Carter Kuzey Irak’ta

    ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Ankara ve Bağdat temaslarının ardından Erbil’e geldi.

    Musul operasyonunun 7. gününde Irak Ordusu ve Peşmerge güçleri ilerleyişlerini sürdürürken, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’e sürpriz ziyarette bulundu. Carter’i Erbil Havalimanı’nda IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani ve diğer yetkililer karşıladı. Carter daha sonra IKBY Başkanı Mesud Barzani ile bir araya geldi. IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani ve askeri yetkililerin katıldığı görüşmede Musul operasyonunun görüşüldüğü öğrenildi.

    ABD Savunma Bakanı geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyaret ettikten sonra Irak’ın başkenti Bağdat’a gitmişti.

  • Emekli Albay Uğur: “Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır”

    Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Türkiye’nin Amerika’nın emriyle asla hareket etmemesi gerektiğini söyleyerek, “Şu anda onu yapmıyoruz. Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Mandacılar ile millicilerin savaşmasıdır” dedi.

    Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Mudanya’da ‘teröre karşı milli birlik’ konferansına katıldı. Konferans öncesinde Musul operasyonu ile alakalı açıklamalarda bulunan Uğur, “Musul operasyonunu Suriye’den ayırmamak lazım. Suriye’deki Fırat Kalkanı harekatında da biz Amerika ile karşı karşıya kaldık. Aslında Irak’ın kuzeyindeki hadiselerde de Amerika ile karşı karşıyayız. Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonu yaparak, “masada artık ben de varım” dedi. Musul hadisesinde Irak devleti bir açıklama yaptı. 2 senedir bizim Başika’da bulunan tugayımız oradaki insanları teröre karşı eğitiyordu. Ayrıca bizim Musul olarak olaya bakmamız gerekir. Telafer’de soydaşlarımız var. Ayrıca FETÖ ilişkili PKK da Kandil’de. Musul operasyonuna bizi dahil etmemelerinin çok büyük anlamı yok. Cumhurbaşkanı ve Başbakan “B ve C planlarımız var” dediler. Olası biçimde Musul’un içerisine Irak güçleri değil daha sonra peşmergeler, PYD’liler girerse oradaki Türkmen kardeşlerimiz Türkiye’den yardım isteyecek. Bu yardımda uluslararası anlaşmalar gereğince Türk ordusunun orada harekat yapmasına meşru zemin hazırlayacaktır. Ben şu anda Musul’a girip orada kalmanın bizim için bataklık olacağını düşünüyorum. Ama ileride Musul’da yapı değiştikten sonra nasıl bir yapı oluşturulacak, orada Kürt kökenli Kürdistan’ın hazırlıkları mı yapılacak, yoksa daha değişik bir şey mi yapılacak ? 1926 Ankara anlaşmasına göre “Irak’ın toprak bütünlüğü bizim için geçerlidir” diyoruz. Irak’ın toprak bütünlüğü geçerli olmayacaksa kuzeyinde defakto olarak PKK ve PYD’yi de içerisine alan bir Kürdistan oluşmasına asla izin vermeyiz. Bu Irak ve İran’ın da menfaatlerine aykırıdır. Onun için ben Musul operasyonundaki şu an içindeki gelişmeyi her şey oldu, bitti olarak bakmıyorum. Elbette bu IŞİD’in temizlenmesi adına yapılacaktır. Ama 63 ülke “ben koalisyonum orada varım” diyorsa, Türkiye hepsinden fazla Musul, Telafer ve Kandil’de söz sahibi olmadır. Ciddi bir şekilde takip edelim, hazırlıklarımızı yapalım. B ve C planlarımızı da saklı tutalım” diye konuştu.

    “Yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır”

    Türkiye’nin Başika’daki birliğini asla geri çekmemesi gerektiğini vurgulayan Uğur, “Amerika’nın emriyle asla hareket etmemeliyiz. Şu anda onu yapmıyoruz. Aslında yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Hem Kuzey Suriye’de, hem de Kuzey Irak’ta yaşanan Türk-Amerikan savaşıdır. Mandacılar ile millicilerin savaşmasıdır. Dün akşam Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet Irak’a gönderildi. Irak’taki Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle çeşitli görüşmeler yapacaklar. Bu bizim için doğru hareket tarzıdır. Suriye ile Irakla, İran’la yapılacak bölgesel ittifaklar bizim masalarda yapılacak anlaşmalarda söz sahibi olmamızı gerektirecektir. Mustafa Kemal Atatürk, mantığı ile bu işe bakmak lazım. Onun zamanındaki gibi bölgesel ittifaklarla hareket edilirse Türkiye büyük kazanımlar sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

  • Almanya’dan Türkiye’ye Kuzey Irak desteği

    Almanya Meclisi Savunma Komisyonu üyeleri Türk askerinin Kuzey Irak’ta bulunmasına destek verirken, Türkiye-Rusya yakınlaşmasına ilişkin “Türkiye’nin yeri NATO’dur” dedi.

    Sözde Ermeni soykırımı tartışmaları nedeniyle Türkiye’nin askerlerini ziyaretine izin vermediği Almanya Meclisi Savunma Komisyonu üyelerinden oluşan 7 kişilik heyet, gerekli izinlerin verilmesi üzerine Adana’daki İncilik Üssü’nde koalisyon güçleriyle birlikte IŞİD’e karşı savaşan Alman askerlerini ziyaret etti. Heyette Almanya Parlamentosu Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Karl Lamers, Ingo Gaedechens, Florian Hahn, Rainer Arnold, Karl Heinz Brunner, Alexander Neu ve Agnieszka Brugger yer aldı.

    Ziyaretin ardından İzmir’e gelerek basın toplantısı düzenleyen heyet, Türkiye ve Irak arasında yaşanan Başika krizinden DAEŞ ile mücadeleye, Türkiye-Rusya yakınlaşmasından İncirlik Üssü’ndeki izlenimlerine kadar pek çok konuyu değerlendirdi. Alman Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Karl Lamers, ziyaretin Türkiye-Almanya arasındaki görüşmelerin daha da devam ettirilmesi için bir zemin oluşturduğunu, bunun Federal Meclis’te yapılan görüşmeler açısından da olumlu bir yaklaşım getireceğini düşündüğünü söyledi. Lamers, Türk askerinin Kuzey Irak’ta bulunmasına destek verirken, Rusya ile yakınlaşma konusunda, “Türkiye’nin yeri NATO’dur” dedi.

    “İki tarafın isteğini gördük”

    Alman heyet, dün Türk Savunma Komisyonu ile görüşmelerinin son derece samimi bir ortamda gerçekleştiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerinin yeniden eski halini alacağına inandıklarını belirtti. Görüşmelerle ilgili bilgi veren Almanya Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Karl Lamers, “Çok samimi bir görüşme oldu. Bu Türk tarafının da görüşme ihtiyacında olduğunu, bir araya gelme konusunda da bir talebi olduğunu biz hissettik. Yeniden ilişkilerin iyi bir düzeye gelmesi ve temasların yoğunlaşması yönünde iki taraflı isteğin olduğunu ifade ettik. Bunun yapılması yönünde birbirini anlama da önemli ve biz dün bu görüşmede bunu başardık” dedi.

    “İşlemlerde hukuk devlet kurallarına uyulmalı”

    Alman tarafı olarak 15 Temmuz darbe girişimini kınadıklarını belirterek üzüntülerini dile getiren Lamers, TBMM’yi ziyaret ettiklerini ve orada Türk insanın o gece neler yaşadıklarını, yüreklerinde neler hissettiğini çok iyi anladıklarını söyledi. Türkiye’nin yanında olduklarını ifade eden Lamers, “Darbe girişimi ile ilgili ortaya çıkan işlemler, hukuk devleti kuralına uygun olarak davranılması, bunun dikkate alınması ve bu yaklaşımla birlikte yapılacak işlemlerde bunun olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunu da görüşmelerimizde ifade ettik” diye konuştu.

    “Türk heyetini Almanya’ya davet ettik”

    Görüşmelerin oldukça insani geçtiğini vurgulayan Lamers, “22 yıldır Federal Meclisteyim, bu samimiyeti hiç hissetmemiştim. İnsanların birbirine yaklaştığını ve samimi ortamda yeniden eski bir nevi ilişkilerin tesis edilmesi yönünde iradesi ve isteği olduğunu hissettim. Tekrar ileriye bakalım, bu çerçevede biz dost ve ortağız. Bunu görüşmelerde Türk tarafının ifadelerinde de rahatlıkla anladık. Almanya’dan gelen turistlerden bahsedildi, akrabalardan bahsedildi. Görüşme sonunda arkadaşlarımla göz göze geldik. Şunu ifade ettiğimizi gördüm. Burada bir yakınlaşma isteğinin, iradesinin olduğunu iki taraftan da olduğu bir gerçek. ‘Bu görüşme burada sona ermez ve Almanya’da da bunu devam ettirelim’ dedim. Türk heyetini Berlin’e davet ettik ve kabul ettiler. Bu görüşmeyi daha da ileriye götürmek istediğimizi söyledik” şeklinde konuştu.

    “Ermeni Soykırım Tasarısı’nda kabahatimizi yüklendik”

    Toplantıda kritik ve hassas olan konular üzerinde de durduklarını dile getiren Lamers, sözde Ermeni soykırımı iddialarını destekleyen Alman Meclisi’nde onaylanan tasarı ile ilgili görüşmelerini de anlattı. Lamers, “Ermeni yasa tasarısı ile ilgili bunun Federal Meclis’in bir hakkı olduğunu, geçmişte olan bu konunun ele alınması yönünde bir hakkın bulunduğunu ifade ettik. Bu çerçevede Alman tarafının da varsa böyle bir durum, bu konuda kabahatini de yüklendiğini kabul etmiştir. Türk tarafı bunun tarihçilere bırakılarak ele alınması gerektiğinden bahsetti. Şu da önemli; meclis başkanlarının bir mektup teyakkisinde bulunarak bu konudaki ilişkilerin ileriye dönük geliştirilmesine katkı sağlayacağını düşünerekten görüşümüzü paylaştık. Türk tarafının komisyon başkanı, ‘Bizler müttefikiz’ dedi ve haklı. Biz Türkiye tarafındayız. Türkiye’yi bu anlamda destekliyoruz. Hatırlayacak olursak Kahramanmaraş’ta da Almanya, Suriye’den gelen tehlikeye karşı Türkiye’nin korunmasına kararlılıkla katkı sağlamıştır. Bu da dayanışma anlamında önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “Buzların eridiğini düşünüyoruz”

    İncirlik Üssü’ndeki Alman askerlerinin görev sürelerinin uzatılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Lamers, şunları söyledi:

    “Nihayet bu çerçevede Alman ordusunun görevleri ile ilgili olarak da önemli bir göreve sahibiz. Yurt dışında onların ziyaret edilmesi, görevlerinin uzatılması ile ilgili ve ziyaret etmemiz yönünde hakkımız ve görevimiz var. Bunu da bugün yaptık. İncirlik’te konuşlu askerlerimizi ziyaret ettik. Bunun da Anayasa ve Alman Parlamentosu’nda ele alınması gerekir. Süre uzatılacaksa bizim kararımızla birlikte süre uzatılmakta veya sonlandırılmaktadır. Bu yaklaşımımız Türk tarafından da normal kabul edildi, görüşmelerimizden bunu algıladık. Böylelikle buzların eridiğini düşünüyoruz. Bundan sonra da bu adımla birlikte başka ziyaretler de olacaktır. Alman askerlerine konuşlu olduğu yerlerde, nerede olursa olsun onları ziyaret etme gibi bir hakkımız olduğunu ifade ettik.”

    İncirlik’te Türk, Amerikan ve Alman komutanları ile bir araya geldiklerini anlatan Lamers, Alman askerlerinin o bölgede görev aşkı içinde olduğunu ve DAEŞ ile mücadelede Alman askerlerinin de önemli katkıları olduğunu söyledi.

    “İncirlik’te gördüğümüz manzara çok etkileyici”

    Lamers, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizler müttefikiz. Özellikle terör gurubu olarak da DAEŞ’e karşı birlikte dayanışma içinde mücadele etmeliyiz. Bu, BM çerçevesinde DAEŞ’in terör örgütü olduğu ve mücadele edilmesi gerektiği de dünya barışı açısından son derece açık bir konudur ve biz de bunu yapacağız. Hem Türk, hem Amerikan hem Alman askerlerinin orada ne kadar önemli görev yaptığını gördük. Bu görev teröre karşı mücadeledir. Alman tarafı keşif uçağı ile orada yapılan kayıtları ile DAEŞ’e karşı mücadelede önemli kaynak sağlamaktadır. Bu onlar tarafından da ifade edildi. Bu keşif uçaklarıyla birlikte önemli görüntüler ve bu görüntülerle birlikte Alman askerlerinin görevlerini ne kadar hassasiyetle yerine getirdiklerini bize anlatılan brifinglerle gördük. Bunun dışında İncirlik Üssü olmak üzere alt yapının Alman tarafı açısından da çevrede daha iyi bir hale getirilmesini, olumlu yönde içerisinin optimize edilerek çalışmaların yapılmasını da dinledik. Yapılacak çalışmalar var, bunları da olumlu görüyoruz. Biz Federal Meclis’te de bunu tartışacağız. Gerçekten İncirlik’te gördüğümüz çok etkili bir manzara; hem Türk, hem Alman, hem Amerikan, hem Danimarka, hem İspanyol ve diğer birçok grup askerler çok önemli koordinasyon içerisinde bu acımasız teröre karşı birlikte mücadele ediyorlar.”

    “Türk-Alman ilişkileri eski haline gelecek”

    Alman heyet, yaptıkları ziyaret ile Türk-Alman ilişkilerinin daha da iyiye gideceğine işaret ederek, “Bu ziyareti yapmada önce büyük beklentiler içerisinde olundu. Bu beklentileri de biz belli derecede karşılayabildik ve eminim ki başarılı odluk. Bu adımla birlikte normalleşmeye doğru geri döndüğümüzü düşünüyorum. Genel anlamda Türk-Alman ilişkileri açısından önemli bir katkı yapacağını düşünüyorum. Hem askerlerimizle hem savunma komisyonu ile bir araya gelmemiz önemli katkı yapacaktır. Türkiye-Almanya ilişkilerinin eski haline dönmesi açısından önemli katkısı olacaktır. Hem insanları da yakınlaştıracak ve siyaseten de durumun yeniden düzelmesi açısından eminim. Çünkü güvenlik politikaları bakımından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını ve dünyada barışı tesis etmek açısından çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Almanya’dan Türk askerine Kuzey Irak desteği

    Alman heyet, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir gazetecinin Irak Temsilciler Meclisi’nin Musul’a bağlı Başika kampındaki Türk askerinin çıkarılması kararına ilişkin sorusu üzerine Milletvekili Rainer Arnold, Türkiye’nin Almanya gibi o bölgede bulunma hakkı olduğunu söyledi. Arnold, “Bu konuda Irak Parlamentosu’nda bahsederken orada alınan karardan bahsediyoruz ama bu bir kanun değildir. Nasıl ki Federal Meclis’te alınan karar kanun değilse bu da bir kanun değildir. Almanya olarak da Alman askeri ile birlikte Kuzey Irak’ta oradaki peşmergelere eğitim vermek için zaten biz de oradayız. Burada meşru bir hak olarak da, ki bu uluslararası hukuk çerçevesinde böyledir. Bu kararı vardır. Irak’ın da terörle mücadele konusunda koalisyon güçlerine daveti vardır. Türkiye’nin orada bulunmasının meşru olduğunu düşünüyorum ama diğer taraftan bu konunun Türk ve Irak hükümetleri arasında çözümlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabiî ki son söz söylenmemiştir. Önemli olan buradaki ittifakın terörle mücadelenin devam etmesidir. Uzun vadede baktığımızda başka ülkelerde varlık bulundurmaları belki sıkıntılı olabilir. Orada Alman askerlerinin, bizim olduğumuz gibi Türkiye’nin de bulunma hakkı olduğunu biliyoruz” dedi.

    “DAEŞ’e karşı ortak mücadelemiz devam etmeli”

    Alman askerlerinin görev süresinin uzatılması konusundaki soru üzerine Arnold, Türk tarafının oldukça profesyonel olduğunu ve askerlerinin görev süresi görüşmelerinin Aralık ayında olacağını söyledi. İncirlik Üssü’nde altyapı ile ilgili çalışma ihtiyacı olduğunu belirten Lamers ise, bu çalışmaların da yapılabileceğini ifade etti. Türkiye’nin DAEŞ ile mücadelesine de değinen Lamers, “Ortak bir mücadele veriliyor. Çünkü DAEŞ terör örgütü olarak dünya barışını, güvenliği tehdit ediyor. Hepimizin ortak mücadelesini devam ettirmesi gerekiyor” dedi.

    “Rusya ile görüşebilir ama Türkiye’nin yeri NATO’dur”

    Bir basın mensubunun Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşma konusunda Almanya’nın düşüncelerini sorması üzerine Lamers, “Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanının ve Meclis’in yerinin neresi olduğunu çok iyi bildiğini düşünüyorum. Bu yer de NATO’dur. Görüşmenin yapılması gayet doğaldır. Rusya önemli bir ülkedir ancak nihayetinde bir ittifaktan bahsedilecek olursa Türkiye’nin yeri NATO’dur. Rusya tabiî ki önemli bir ülke, elbette görüşmeler yapılmalıdır. Ama açık bir şekilde Türkiye’nin geleceği NATO’nun içerisindedir” diye konuştu.

    “Sorunun ortadan kalktığını düşünmüyorum”

    Lamers’ın görüşmeler ile birlikte iki ülke arasındaki sorunların çözüldüğünü söylemesine katılmadığını ifade eden Alexander Neu ise şu görüşleri paylaştı:

    “Savunma komisyonu ile ilgili olarak aslında Türkiye ile Almanya arasındaki sorunun henüz ortadan kakmadığını, özellikle Ermeni tasarısı ile alınan kararın halen sorun bağlamında burada devam ettiğini, belki yeniden böyle bir oylama olursa yeniden meclisten aynı tablonun çıkabileceğini ifade etmeliyim. Türk tarafı da görüşlerini ifade etti ve kesin olarak tavrını ortaya koydu. Bu sorunun ortadan tamamen kalktığını söylemek zor. Ama tabiî ki nazik bir şekilde bir araya gelindi. Dünkü görüşme böyle bir ortamda geçti” ifadelerini kullandı.

    Agnieszka Brugger de görüşmelerin oldukça yapıcı geçtiğini ve terörün sadece askeri değil siyasi kararlarla da çözümlenmesi gerektiğini söyledi.

  • Kuzey Kıbrıs Hukuku ile Türk Hukuku’nda yer alan boşanma sebepleri karşılaştırıldı

    Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Fatma Alaslan’nın “Kuzey Kıbrıs Hukukunda Yer alan Boşanma Sebepleri ile Türk Hukukunda Yer Alan Boşanma Sebeplerinin Karşılaştırılması” adlı kitabı, Yakın Doğu Üniversitesi yayınlarından çıktı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, daha önce boşanmalar ile ilgili Kuzey Kıbrıs Hukuku ile Türk Hukuku arasındaki karşılaştırmayı içeren bir araştırmanın ilk kez Fatma Alaslan tarafından kaleme alındığı belirtildi.

    Evlenme ve boşanma yasasında Türk medeni kanunu hükümleri karşılaştırıldı

    Açıklama şu şekilde devam etti:

    ‘’Kitapta, özellikle modern toplumlarda ciddi bir sorun boyutuna ulaşan ve günden güne artan boşanmaların hangi sebeplere dayandırıldığı, bu süreçte nasıl bir yol izlendiği ve Türk Hukukundan farklı olarak Kuzey Kıbrıs Hukuku’ndaki boşanma sebeplerinin nasıl bir yasal düzenlemeye tabi tutulduğu incelendi. Bu bilimsel çalışmanın konusunu oluşturan boşanma sebeplerinin incelenmesinde 1/98 sayılı Aile( Evlenme ve Boşanma) yasası ve 22 haziran 2015 değişiklik Yasası esas alınmış ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda yer alan yasal düzenlemelerle mukayese yoluna gidildi.

    Boşanma sebeplerinin oluşturulduğu kitabın ilk bölümünde, Kuzey Kıbrıs Hukukunda Boşanma, Boşanma Hususundaki Sistemler ve İlkeler ile Genel Boşanma Sebepleri, ikinci bölümde ise Kuzey Kıbrıs Hukukunda Özel Boşanma Sebepleri detaylı bir şekilde anlatıldı. Kitapta ayrıca geçmiş yıllara ait Yüksek Mahkeme tarafından hazırlanan boşanma oranlarını da yer verildi.’’

    ‘’Boşanmaların dayandığı süreç ve izlendiği yollar Türk hukuku ile karşılaştırıldı”

    Kitabın yazarı öğretim görevlisi Fatma Alaslan, Kuzey Kıbrıs Hukukunda yer alan boşanma sebepleri ile Türk Hukukunda Yer alan boşanma sebeplerinin karşılaştırılması konusunda daha önce üzerinde çalışılmış bir konu olmayıp, ilk kez böyle bir karşılaştırma yapıldığını söyledi.

    Fatma Alaslan, “Kitapta, ülkemizde günden güne artan boşanmaların hangi sebeplere dayandırıldığı, bu süreçte nasıl bir yol izlendiği ve Türk hukukundan farklı olarak hukukumuzdaki boşanma sebeplerinin nasıl bir yasal düzenlemeye tabi tutulduğu incelenmiştir. Bu çalışmanın, Kuzey Kıbrıs hukukuna kaynak bakımından bir katkı sağlayacağı ve ileride akademik yolda ilerlemeyi planlayan ve bunun yanı sıra avukatlık mesleğini icra eden kişilere, ışık olacağı kanaatindeyim” dedi.