Etiket: Kusma

  • Kusma sesi duyunca zehirlenen çocuklarını ölümden kurtardılar

    Hatay’da 3 kardeş sobadan zehirlendi, onları kurtarmaya çalışan anneleri ise dumandan etkilendi.

    Olay, Kırıkhan ilçesinde meydana geldi. çocuklarının kusma sesiyle uyanan baba Abdurrahman İşkinat ve anne Remziye İşkinat, sobadan zehirlenen çocukları Durdane İşkinat, Ali İşkinat ve Yusuf Eren İşkinat’ı dışarı çıkarttı. Anne Remziye İşkinat ise çocuklarını kurtardığı sırada dumandan etkilendi. Baba Abdurrahman İşkinat’ın kendi çabalarıyla aile ilk olarak Kırıkhan Devlet Hastanesine getirildi. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından aile, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. 3 çocuğun ve annelerinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    Sobadan zehirlenen Ali İşkinat, “Ben uyumuştum sonra annem beni kaldırdı. Arabada gözlerimi açtım, serum vurdular bir de oksijen verdiler” dedi.

    Uyudukları sırada dumanların odayı sardığını söyleyen Durdane İşkinat ise, “Ben uyuduğum sırada etraf duman olmuş. Ondan sonra annem kaldırdı dışarı beni, balkona. O zaman biraz kendime geldim. Daha sonra beni babam arabaya aldı. Devlet hastanesine geldik. Oradan da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesine geldik” diye konuştu.

    Çocuklarının kusma seslerini duymalarıyla olayı fark ettiklerini söyleyen baba Abdurrahman İşkinat, rüzgarlı ve fırtınalı havalarda kömür atılmaması gerektiğini söyledi. Çocuklarını bir daha sobalı odada yatırmayacağını söyleyen İşkinat, “Kömür sobasından çocuklarımız zehirlenmiş. Gece 12 sırasında uyumuştuk. Bir ara çocukların kusmasıyla uyandık. Çocuklar baygın haldeydi. İlk önce Kırıkhan Devlet Hastanesine getirdik. Sonra araştırmaya bizi sevk ettiler. Kömürden dolayı, ters rüzgarın esiminden dolayı böyle bir olay geldi başımıza, Allah kimsenin başına vermesin. Sağlık durumları çok iyi, üçüncü gün oldu bugün. Kimse sobalarına rüzgarlı havada kömür atmasın. Ben bundan sonra çocuklarımı kesinlikle sobalı odada yatırmam. Soğukta yatsalar bile, Allah kimsenin başına vermesin, böyle bir olay” dedi.

    “Karbonmonoksit zehirlenmeleri rüzgarlı ve fırtınalı havalarda meydana gelmektedir”

    Yakıt ürünlerinin iyi yanmaması sonucunda zehirli gazların oluştuğunu söyleyen Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, karbonmonoksit zehirlenmelerinin rüzgarlı ve fırtınalı havalarda meydana geldiğini söyledi. Karbonmonoksit zehirlenmelerinin ölümle de sonuçlanabileceğini belirten Çiğdem El, “Karbonmonoksit gazı, kömür, petrol, odun gibi yapısından karbon bulunan yakıt ürünlerinin iyi yanmamasıyla ortaya çıkan zehirli bir gazdır ve soluduktan sonra hızlıca kana geçmektedir. Özellikle tahriş edici olmaması nedeniyle, zehirlenmenin fark edilmesi güç olmakta. İlk planda baş ağrısı, halsizlik, güçsüzlük, bulantı gibi yakınmalara sebep olmaktadır. Kış aylarıyla birlikte ülke genelinde olduğu gibi ilimizde de karbonmonoksit zehirlenmeleri olguları artmaktadır. Özellikle rüzgarlı ve fırtınalı havalarda baca sistemlerinin yeterli verimde çalışmaması gibi durumlarda karbonmonoksit zehirlenmeleri meydana gelmekte ve maalesef ki zaman zaman ölümle sonuçlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Soba zehirlenmelerinde erken müdahale hayat kurtarıcıdır”

    Zehirlenen vatandaşların erken başvuru ve tedavileri sonucunda sağlıklarına kavuştuklarını belirten Yrd. Doç. Dr. Çiğdem El, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu söyledi. Vatandaşların soba zehirlenmeleri konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade eden El, “Karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniğine getirilen hafif, orta ve ağır klinik tablolardaki vatandaşlarımız, erken başvuruları ve tedavileri sayesinde, çok şükür ki sağlıklarına kavuştular. Renksiz, kokusuz, tatsız ve zehirli bir gaz olmasından dolayı fark edilmesi zor olan karbondioksit konusunda, vatandaşlar bilinçlendirilmelidir. Soba ve şofben zehirlenmelerine karşı uyarılmalı ve belirtileri fark edilen kişilerin hızlıca temiz ortama geçmeleri ve 112 sağlık yardımına başvurmaları gerekmektedir. Karbonmonoksit zehirlenmelerinde tedaviden daha önemli durumun, zehirlenmenin gerçekleşmemesi olması gerektiğinin altını çizerekten, gönül ister ki hiç yaşanmasın ancak meydana geldiğinde unutulmamalıdır ki, erken müdahale hayat kurtarıcı olmaktadır” dedi.

  • Gaziantep Polis Okulundaki çok sayıda öğrenci mide bulantısı, kusma ve halsizlik gibi şikayetlerle hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerin gıdadan zehirlendiği tahmin edilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    IHAAW100040-ASA/12-12-2018

    – Gaziantep Polis Okulundaki çok sayıda öğrenci mide bulantısı, kusma ve halsizlik gibi şikayetlerle hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerin gıdadan zehirlendiği tahmin edilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    12.12.2018 10:00:40 TSI
    NNNN

  • Okul korkusuyla ortaya çıkıyor: “Karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma”

    Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala okula yeni gidecek çocukların bazılarında okul korkusu olduğunu belirten Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, okul günlerinde ortaya çıkan fiziksel yakınmaların, ağlama ve öfke patlamaları gibi davranışların okul korkusunun belirtileri olduğuna dikkat çekti. Dr.Öğretim Üyesi Işık, “Okul korkusu herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekte ancak en sık anasınıfına ya da 1.sınıfa başlanıldığı dönemde görülmektedir. Genellikle anneye çok bağımlı olan bir çocuğun annesinden ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan bu durumda, çocukta okula giderken huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik, hırçınlık, ağlama, okula girmek istememe, anneye yapışma, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtiler genellikle pazar akşamı yatmadan önce ve pazartesi sabah görülür ve okul sabahında bu durum en üst düzeye ulaşır. Eğer ebeveynler çocuğun bu durumu karşısında kaygılanır ve çocuğu okula göndermekten vazgeçerse çocuk bir sonraki güne kadar rahatlar. Ancak ertesi gün sabah yine aynı sorunlar yaşanır ve bu davranış alışkanlık haline gelebilir. Okul devamsızlığı ne kadar uzun sürerse, okula dönme ve okul korkusundan kurtulma o kadar zorlaşacaktır” dedi.

    Işık, yaptığı tespit ve değerlendirmelerde, bu sorunun çözümü ve mücadele edilmesi konusunda ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.

    “Okul korkusu, her 20 -25 çocuktan birinde görülüyor”

    SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, çocuklarda okul korkusu ile ilgili yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi; “Okul korkusu olarak adlandırılan bu durum, genellikle anneden ya da evden ayrılma kaygılarıyla ortaya çıkan okula gitmek istememe ya da sonucunda gitmeme durumudur. Okul korkusu olan bu çocuklar evden ya da annesinden ayrılma durumunda ya da ayrılma beklentisi olduğunda tekrarlayıcı ve aşırı sıkıntı yaşarlar. Burada aslında çocuk okuldan korkmamakta, anne ve babasından ayrı kalmaktan korkmaktadır. Çünkü sevdiği kişilerden ayrı kaldığı zaman onları kaybedeceği korkusu yaşar, onları bir daha göremeyeceği, kendisini bırakıp gideceklerini ya da onların kaybolacağı, kaçırılacağı, öleceği ya da kaza geçirecekleri gibi kötü bir olayın başlarına gelebileceği ile ilgili düşüncelere kapılırlar. Okul korkusunun sıklığı yüzde 4-5 olup, her 20-25 çocuktan birinde görülmektedir”.

    “Pazar akşamı ve pazartesi okul sabahları en sık şekilde görülüyor”

    Kabaca okullardaki her sınıfta bulunan en az 1 çocukta okul korkusu bulunduğuna dikkat çeken Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Dr.Öğretim Üyesi Ümit Işık, “Okul korkusu herhangi bir yaşta ortaya çıkabilmekte ancak en sık anasınıfına ya da 1.sınıfa başlanıldığı dönemde görülmektedir. Genellikle anneye çok bağımlı olan bir çocuğun annesinden ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan bu durumda, çocukta okula giderken huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik, hırçınlık, ağlama, okula girmek istememe, anneye yapışma, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtiler genellikle pazar akşamı yatmadan önce ve pazartesi sabah görülür ve okul sabahında bu durum en üst düzeye ulaşır. Eğer ebeveynler çocuğun bu durumu karşısında kaygılanır ve çocuğu okula göndermekten vazgeçerse çocuk bir sonraki güne kadar rahatlar. Ancak ertesi gün sabah yine aynı sorunlar yaşanır ve bu davranış alışkanlık haline gelebilir. Okul devamsızlığı ne kadar uzun sürerse, okula dönme ve okul korkusundan kurtulma o kadar zorlaşacaktır” dedi.

    “Bu yılın sorununu gelecek yıla ertelemek”

    Özellikle de anasınıfına başlama döneminde okula gitmek istemeyen çocuklara ‘yaşı daha uygun değil, bu sene evde dursun, seneye okula göndeririz’ demenin, bu yılki sorunu gelecek yıla ertelemek olduğuna dikkat çeken Dr.Öğretim Üyesi Işık, “Bu yılın sorununu gelecek yıla ertelemek demektir ve bir sonraki yıl çözümün daha da zor olmasına neden olacaktır. Bu nedenle erken müdahale etmek çok önemlidir. Okul korkusu olan çocuklarda tedavide çocuk, aile, okul ve çocuğun bulunduğu diğer çevreleri de kapsayacak şekilde bir planlama yapılmalıdır. Başlangıçta çocuğun okula uyumunu arttıracak eylemlerde bulunmak okul ile ilgili olarak çocuğun aklındaki belirsizlikleri çözmek okul korkusunu yenmek açısından faydalı olacaktır” diye konuştu.

    “Çocukla birlikte okulu gezmek, endişeleri azaltacaktır”

    Dr.Öğretim Üyesi Işık, şöyle devam etti; “Çocuğun uyumu için; okul yaşantısı ile ilgili her şeyi planlamak, ‘okuldan kim alacak, hangi servis alacak, kim karşılayacak?’ sorularının cevaplarını vermek, çocuğunuza onu alacağınız zaman ve yer hakkında bilgi vermek, belirttiğiniz saatte ve yerde olmaya özen göstermek çocuğunuzun kaygılarını ve korkularını azaltacaktır. Çocuğunuzla birlikte okulu, iç mekânları gezmekte okulu tanımasını, benimsemesini ve endişelerinin azalmasını sağlayacaktır. Ebeveynler olarak sizlerin de okulla ilgili güzel anılarınızı ona anlatmanız, yaşadıklarınızı sizi okula ilk kimin götürdüğünü, günlerin nasıl geçtiğini, öğretmeninizi, arkadaşlarınızı, okuma yazmayı öğrenme serüveninizi paylaşmanız benzer süreçleri sizin ve başkalarının da yaşadığını ona hatırlatır ve rahatlamasını sağlar.”

    “Çocukla alay etmek, kızmak, bağırmak, çocuğun başarısını olumsuz yönde etkiliyor”

    Işık yaptığı değerlendirmelerde ayrıca şu görüşlerde bulundu; “Tüm bu uyum çalışmalarınıza rağmen çocuğunuzda okul korkusu gelişebilir. Bu durumda çocuğunuza içinde bulunduğu durumu anladığınız ve ona yardımcı olacağınız mesajı verilmelidir. Eleştiren, aşağılayan, korkutan ve sindiren bir yaklaşım başarıya ulaşamaz. Başarıya ulaştı gibi görünse dahi daha sonra oluşacak daha büyük sorunları peşinden sürüklemiş olur. Ailelerin kendini çocuklarının yerine koyması ve duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışması gerekir. Çocuğunu okula gitmeye direndiği için cezalandırmamalı, küçük düşürücü sözlerle aşağılamamalıdır. Aileler sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içinde olmalıdır. Sorunu görmezden gelmek çözümü zorlaştırır. Okula devam etme konusunda kararlı bir tavır içinde olmak, çocukta da bir güven duygusu oluşturacaktır. Çocuğun korkularını ve kaygılarını hafife almak, numara yaptığını düşünmek, çocukla alay etmek, kızmak, bağırmak, ‘Bebek misin sen, kocaman adam oldun, korkacak ne var?’ gibi bastırıcı yöntemler çocuğun sıkıntılarını arttıracaktır. Okula uyum genellikle 1-2 hafta gibi bir sürede tamamlanır. Ancak uyumun sağlanamadığı ve okul korkusunun başlangıçta alınan önlemler ile kaldırılamadığı durumlarda bir psikiyatrik destek almak sorunun çözümünü hızlandıracaktır.”

  • Adalet Bakanlığı: “100 civarında personel, bulantı kusma şikayetiyle hastaneye kaldırıldı, durumları iyi”

    Adalet Bakanlığı, öğle yemeğinden sonra karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayeti üzerine hastaneye kaldırılan 100 civarında bakanlık personelinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı.

    Adalet Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Bakanlığımız merkez binada görev yapan 100 civarında personelimizde öğle yemeğinden sonra karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayeti görülmesi üzerine, kurum hekimlerimiz ile sağlık personelimiz tarafından ilk müdahale yapılmıştır. Durumu sağlık kurumunda müdahale gerektirenler ise hastanelere nakledilmiştir. Çalışma arkadaşlarımızın büyük bir bölümü hastanelerdeki ayakta tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Müşahede altındakilerin de sağlık durumları iyi olup, sadece kontrol amaçlı olarak hastanelerde tutulmaktadırlar. Olayla ilgili Bakanlığımız bünyesinde inceleme başlatılmıştır” denildi.

  • Kusma şikayetiyle hastaneye koştular

    Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki bir anaokulunda yedikleri gıdadan zehirlendikleri iddia edilen 16 öğrenci velileri tarafından hastaneye kaldırıldı.

    Edinilen bilgiye göre, ilçede eğitim veren bir anaokulunda eğitim gören anaokulu öğrencilerinden 16 tanesi kusma şikâyetiyle velileri tarafından Bozüyük Devlet Hastanesi acil servisine götürüldü. Öğrencilerin zehirlenme ihtimali üzerinde durularak gerekli tetkikler yapıldı. Bazı öğrenciler tedavilerinin ardından taburcu edilirken bazıları ise hastaneye yatırıldı. Öğrencilerin 10’unun aynı sınıftan, diğer 6 öğrencinin ise başka sınıftan olduğu kaydedildi. Olayın ardından İlçe Milli Eğitim Müdürü Servet Çetinkaya hastaneye giderek öğrencilerin durumuyla alakalı hastane yetkililerinden bilgi aldı. Olayla ilgili aileler büyük tedirginlik yaşarken ilgili kurumlarca gerekli soruşturmanın başlatıldığı kaydedildi.