Etiket: Kurumunun

  • İşyurtları Kurumu’nun Ürün ve El Sanatları Fuarı Konya’da açıldı

    Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu’nun düzenlediği İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı Konya’da açıldı.

    Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı Konya Kılıçarslan Şehir Meydanı’nda açıldı.

    Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere yönelik sürdürülen iş ve meslek eğitimi süreçlerinde ortaya çıkan ürünlerin sergilenip satışının yapıldığı fuara katılan Konya Valisi Yakup Canbolat, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri’nde yürütülen çalışmalar kapsamında üretilen ürünlerin sergilendiği fuarın hayırlı olmasını diledi. Vali Canbolat, “İşyurtları Kurumumuz, düzenlediği eğitimler, iyileştirme faaliyetleri ve tutukluların faaliyetlere katılarak meslek edindirilmesi ya da var olan mesleklerini geliştirmek suretiyle boş vakitlerin değerlendirilmesiyle atıl konumdaki insan gücünü kullanarak ülke ekonomisine ve üretimine katkıda bulunuyor” diye konuştu.

    “Ceza infaz sistemimiz dünyaya örnek bir sistemdir”

    Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcısı Selahattin Menteş, tutuklu ve hükümlülerin topluma kazandırılması amacını güden, insan odaklı olan, Türkiye’deki infaz sisteminin, modern ve gelişmiş ülkelerdeki infaz sistemlerine örnek gösterilebilecek durumda olduğunu belirtti. Selahattin Menteş, “Sayısı 301’e ulaşan İşyurtları’nda her yıl ortalama 52 binden fazla hükümlü ve tutuklu çalışmaktadır. 2018’e kadar 302 kamu kurumlarıyla protokol imzalandı ve toplam 4 bin 353 kişi cumhuriyet başsavcılığı, belediyeler ile tapu kadastro müdürlüklerinde çalışmıştır. Bu çalışmalar da dünyaya örnek çalışmalardır. Geçtiğimiz yıl 7 şehirde düzenlediğimiz fuarlarımıza 600 bin kişi katılmıştır. Bugünkü fuarda da 68 kurumumuzda yapılan eğitim çalışmaları kapsamında üretilen yüzlerce ürünü hep birlikte göreceğiz. Fuarda 230 personelimiz görev alacak” dedi.

    “Tutuklu ve hükümlüler hem meslek ediniyor hem kendini geliştiriyor”

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kılıçarslan Şehir Meydanı’nın çok anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yaptığını kaydederek, “Bu fuarlarla, cezaevi ve tutukevlerinde kalan vatandaşlarımız hem yeni bir meslek edinirken, fuarlarda sergilenen ve satışa sunulan ürünler sayesinde gelir de elde edinmiş oluyor. Bu kardeşlerimiz sosyal hayattan kopmadan topluma yeniden entegre olmalarına da önemli katkılar sağlamış oluyor. Bu bağlamda dünyaya örnek olan bu fuarın şehrimizde düzenlenmesinden son derece mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Hakikaten çok güzel bir ortam oluşturulmuş. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Tüm Konyalı kardeşlerimizi de bu fuarı görmeye ve buradaki ürünlerden alışveriş yapmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “İşyurtları kurumu başarılı çalışmalara imza atıyor”

    Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, İşyurtları Kurumu’nun başarılı çalışmalara imza attığının altını çizerek şu ifadeleri kullandı: “İşyurtları, kişiyi tamamen toplumdan tecrit etmeden, onun bağlı olduğu ailesine ve yakınlarına zarar vermeden, sosyal ortamlardan uzaklaştırmadan bir ceza infaz sisteminin gereği gibi çalıştırılmasına, yine kişilerin yeniden sosyal hayata adapte olmasına, bu kişinin bağlı olduğu aile bireylerine kazanç elde etmesine imkân veren başarılı bir uygulamadır. Bugün geldiğimiz noktada dünyaya örnek teşkil edecek AB standartlarının üzerinde bir kuruma kavuştuk.”

    HSK 1. Daire Başkanı Halil Koç da hükümlülerin özgürlüğe kavuşması ile birlikte toplumsal hayata uyum sağlayarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için İşyurtları Kurumu’nun farklı iş kollarında üretilen ürünlerin Konyalıların beğenisine sunulduğunu kaydetti. Koç, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere ve fuara ev sahipliği yapan Konya Valiliği’ne, Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na teşekkür etti.

    “Tutuklu ve hükümlülerimiz vatana millete ve topluma faydalı bireyler olarak yetişiyor”

    Konya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, ceza adalet sistemimizin hükümlünün cezasını çekerken toplumdan soyutlanıp hapsedilmesi fikri yerine kişinin üretken, vatanına, milletine, devletine ve nihayetinde topluma faydalı bireyler yetiştirilmesi amacıyla kurulduğuna vurgu yaptı.

    Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz, ceza ve infaz kurumlarında birçok eğitim ve sosyal faaliyet düzenlediklerini aktararak, “Ceza infaz kurumlarımızda 37 bin civarında hükümlü ve tutuklu değişik seviyelerdeki eğitim öğretim faaliyetlerine devam etmektedirler. Bizler hükümlü ve tutukluyu toplumdan koparan değil, toplumla yeniden birleştiren infaz sistemini kurmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Konya bir gönül başkentidir”

    İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Murat Atan, hükümlü ve tutukluların el emeği göz nuru eserlerinin sergilendiği İşyurtları Fuarı’nın Konya’da düzenlenmesine ayrıca önem verdiklerini kaydederek, “Konya her dönemde devletimizin önemli şehirlerinden birisi olmasının yanında bir gönül başkentidir de. Gönül başkenti olması nedeniyle insani değerlerin en kıymetli olduğu, saygının sevgi ve muhabbetin her zaman öncelikli olduğu bir beldemizdir. Kurumumuz da Hazreti Mevlana’nın öğretisinin kamusal alanda vücut bulmuş halidir. Suçlunun, cezasını infaz ederken yeniden topluma ıslah edilmiş bir birey olarak dönmesi için gayret gösteren, bu minvalde de 301 İşyurtları Müdürlüğü ile kendini bu insanların eğitimine adamış bir merkezdir” dedi.

    Konuşmaların ardından Türkiye’nin 68 farklı ceza infaz kurumunda yürütülen İşyurtları eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında tutuklu ile yükümlülerin ürettikleri ürünlerin tanıtım ve satışının yapıldığı fuarın açılışı kurdele kesimi ile gerçekleştirildi. Protokol üyeleri, açılışın ardından hep birlikte fuarı gezerek üretilen ürünler hakkında bilgi aldılar. Fuar, 24 Ekim’e kadar saat 10:00 – 20:00 arası ziyarete açık kalacak.

    Açılışa; Konya Valisi Yakup Canbolat, Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcısı Selahattin Menteş, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, HSK 1. Daire Başkanı Halil Koç, Konya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz ile İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Murat Atan katıldı.

  • Erdal Dursun: “Türk Hava Kurumunun borcu 1 milyar 500 milyon TL”

    Türk Hava Kurumu (THK) Genel Başkan Adayı Erdal Dursun, kurumun kötü gidişatına “dur” demek için adaylığını koyduğunu belirterek, “Türk Hava Kurumunun bankalara olan borcu yaklaşık 1 milyar 500 milyon TL. Mevcut yönetim, kurumun kira gelir sağlayan değerli gayrimenkullerini satıyor ve yenilerini satmak için gelecek döneme yönelik planlamalar yapıyor” dedi.

    THK Genel Başkan Adayı Erdal Dursun, Laleli’de bulunan bir otelde basın mensupları ile bir araya geldi. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Öğretim Üyesi Erdal Dursun, Türk Hava Kurumunun 45’inci Genel Kurulunun yaklaştığını belirterek mevcut yönetimin yeteri kadar denendiğini ve bu sürecin hayal kırıklığı olduğunu söyledi. Mevcut yönetimin borç batağında olduğunu ifade eden Erdal Dursun, kurumun bankalara olan borcunun yaklaşık 1 milyar 500 milyon TL olduğunu belirtti.

    Basın toplantısının yapıldığı Türk Hava Kurumuna ait otel dahil olmak üzere kurumun gayrimenkullerinin mevcut yönetimce satıldığını ya da satılmaya çalışıldığını ileri süren Dursun, “Türk Hava Kurumunun içerisinde bulunduğu ekonomik, idari ve iş gücü yapısı dikkate alındığında sürdürülebilir nitelikte olmadığını rahatlıkla söylemek mümkün. Ciddi bir borç krizi, faaliyet zararı ve bütçe açığı kurumun geleceğini ipotek altına almış durumda; herhangi bir şekilde kımıldanılması mevcut yapıda mümkün değil. Mevcut yönetim liyakatsiz bir insan kaynakları politikası izliyor, kaynakları etkin ve verimli bir şekilde kullanamıyor, iş geliştiremiyor ve gelir getirici faaliyetler yürütemiyor. Kurumun enerjisini ve potansiyelini kullanamıyor. Özellikle kurumun kira geliri sağlayan değerli gayrimenkullerini satıyor ve yenilerini satmak için gelecek döneme yönelik planlamalar yapıyor” diye konuştu.

    Mevcut yönetimin yurdun dört bir yanında 75 kurumu kapattığını ve nitelikli personeli, pilotları işten çıkardığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Erdal Dursun, mevcut yönetimin gayrimenkul satışı üzerine bir sistem yürüttüğünü ve hiçbir şey üretmeden kurumu borç batağına soktuğunu ifade etti. Dursun, “Türk Hava Kurumunun halihazırda uygulanmakta olan gayrimenkul satışına dayalı idare şekliyle bir dönem daha ayakta kalma takati kesinlikle yok. İş geliştirmek ve gelir getirici faaliyetler yürütmek yerine öz kaynakların ve taşınmaz envanterinin tasfiye edilmesi sürdürülebilir bir yöntem değildir. Bu gidişatı değiştirmek ve profesyonel bir yönetim dönemi oluşturmak için kurumun 45’inci Büyük Genel Kurulu son şans niteliğinde. Bizler, görevdeki mevcut yönetimle kurumun hiçbir zaman başarıya ulaşamayacağı kanaatindeyiz çünkü geride bıraktığımız yıllar bunu herkese tüm çıplaklığıyla gösterdi. Faaliyetlere, çıktılara, finansal göstergelere ve performans parametrelerine baktığımızda sonuç maalesef hüsran olarak karşımıza çıkıyor” şeklinde konuştu.

    “Kürşat Atılgan’ı FETÖ imamları akladı”

    Erdal Dursun sözlerine şöyle devam etti:

    “Kürşat Atılgan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde subay evlerinde otururken evinin üzerinde savaş jetlerini uçuran ve minareye çarparak minareden parça kopmasına sebep olan uçuşun kod lideridir. O zaman Sayın Recep Tayyip Erdoğan minareden kopan parçayı Milli Güvenlik Kurulunda masaya yatırarak bunun hakkında soruşturma açılmasını istemiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde açılan soruşturma Kürşat Atılgan’ın lehine sonuçlanmıştır. Kürşat Atılgan ifadesinde uçuş sırasında önüne leylek çıktığını savunmuştur. Leylekten kaçmak için minareye istemeden çarptığını beyan etmiştir. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde maalesef böyle bir şeyin olmadığı anlaşılmıştır. Bu soruşturmadan Kürşat Atılgan’ı kim aklamıştır? Ankara Adliyesinin FETÖ imamı Mustafa Bilgili tarafından kendisi aklanarak bu soruşturmadan kurtulmuştur.”

    “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı için adayız”

    Her türlü engellemelere rağmen Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığına aday olduğunu belirten Erdal Dursun, “Ben ve değerli arkadaşlarım artık bu gidişe ’dur’ demek için adaylığımı koyuyorum. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmemek için genel başkanlığa adaylığımı koyuyorum. Ama mevcut başkan Kürşat Atılgan beni karşısına rakip dahi almayı göze alamamıştır. Türlü usulsüzlüklerle bizleri seçim sürecinden diskalifiye etmeye çalışmışlardır. Bu yapılan bir suçtur. Genel kurul öncesi delegelere gönderilen finansal raporlar kitapçığı tam bir fiyaskodur. Tamamı hatalı ve manipüle edilmiş finansal verilerle oy kullanacak delegeleri yanlış yönlendirmeye, yanıltmaya yönelik verilerdir” dedi.

  • Şeker-İş Bor Şube Başkanı Celal Tuğrul:‘Şeker Kurumunun Kapatılması Tadımızı Kaçırdı’

    Pazar günü yayınlanan kanun hükmünde kararname ile Türkiye’nin uzun yıllardır gündeminde olan şeker konusunda da kritik bir adım atıldı.

    KHK’ya göre Şeker Kurumu kapatılarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlandı.

    Şeker-İş Bor şube Başkanı Celal Tuğrul, Şeker piyasasını düzenlemek ve denetlemek amacıyla 4634 sayılı Şeker Kanunuyla kurulan Şeker Kurumunun kapatılması pancar tarımına ve yerli üretime vurulan darbe olduğunu söyledi.

    Ülkenin şeker ihtiyacını çıkmaza sokacak

    Pancar ve şeker yan katma değerlerinden ülkemiz yoksun kalacağını ifade eden Tuğrul şunları söyledi: ‘‘Türkiye de şeker talebinin yurt içi üretimle karşılamak amacıyla kaynaklarımızın sürekli ve dengeli şekilde karşılanmasını denetleyen bir kurumun kapatılması ve Bakanlık eliyle yürütülmeye çalışılması Şekerden, Paydaşların iradeleri ile çözüm üretiminden uzaklaştırılması ülkemiz şeker ihtiyacını çıkmaza sokacaktır. Şeker üretiminin, kimyevi ve yapay Tatlandırıcıların denetim ve kontrolü zorlaşacaktır. Zaten dünya ülkelerinde en fazla yüzde 2 olan tatlandırıcı kotası bizde yüzde 10 ile yüzde 15 arasında seyretmektedir. İnsan sağlığına zararlı bu yapay Tatlandırıcıların kontrolü yapılamayacaktır. Şeker fabrikalarında şeker stokları oluşacak pancar tarımı yapılamaz olacak. Pancar ve şeker yan katma değerlerinden ülkemiz yoksun kalacaktır. Sendikamız 13 yıl önce kapatılma kararına karşı yargıya taşımış Anayasa ve Danıştay Kararları, Şeker Kurumu’nun bağımsız idari otorite vasfının ortadan kaldırılmasının hukuka uygun olmayacağını göstermiştir. Yargının kapatılmasını sakıncalı bulduğu bir kurumun kapatılması Şeker sektörünün yok olmakla karşı karşıya geleceği anlamını taşımaktadır. Bağımsız bir kurum olan Şeker Kurumu eleştirilebilecek uygulamalarına rağmen şeker sektörünün organizasyonunda temel bir öneme sahiptir. 17 aydır Şeker Kurumuna atama yapılmaması kayıt dışılık ve denetimsizlik baş göstermesine sebebiyet vermekteydi. İhracatçı firmaların ve tatlandırıcı üreten firmaların şeker kurumunun kapatılmasını olumlu karşılaması insan sağlığımız açısından ve pancar şekeri üretimi açısından verdiğimiz tepkinin ne kadar isabetli olduğunun kanıtıdır. Yabancı ülkelerin Mısırları ülkemizde tatlandırıcıya dönüşecek pancar tarımı yok olacaktır. Sendikamız ülke menfaatleri ve şeker üretim devamlılığı ve tatlandırıcı firmalarına meydanı boş bırakmamak adına halkımızı şeker kurumunun kapatılmasının sakıncaları hususunda duyarlı olmaya biran evvel bu yanlıştan dönülmesi hususunda halkımızı ve siyasilerimizi uyarmaktadır’’

  • Tahliye edilen doktor Kuşhan: “Bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpastır”

    İstanbul Polonezköy’de zayıflama kliniğinde 19 yaşındaki Dila Kurt’un ölümüyle ilgili “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl 6 ay 15 gün hapis cezasını alan doktor Muzaffer Kuşhan, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından tahliye edildikten sonra İHA’ya konuştu: “Bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpastır” dedi.

    19 yaşındaki Dila Kurt’a 45 günde 14 kilo verdirten diyeti uygulayarak ölümüne neden olduğu gerekçesi ile hapse atılan doktor Muzaffer Kuşhan, geçtiğimiz günlerde KHK kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi ile birlikte tahliye olmuştu. Tahliye sonrası ilk kez İHA’ya konuşan Doktor Kuşhan, bu suçun kendisine yüklenmesini, Adli Tıp Kurumu’nun kurduğu bir kumpas olarak değerlendirdi. İki kez cezasını ertelettikten sıonra geçtiğimiz Mayıs ayında ilk olarak Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde Cumhuriyet savcılarına teslim olan Kuşhan, önce Maltepe Cezaevi’ne, oradan da Kartal Yarı Açık Cezaevinde gönderildi. Tahliye haberi aldıktan sonra yaşadıklarını İHA’ya değerlendiren doktor Muzaffer Kuşhan, “Bir kişi mevcut kronik bir hastalıktan rahmetli oluyor. Acı bir olay. Ondan sonra size kumpas kuruluyor. Kumpası kuran da Adli Tıp Kurumu. Ondan sonra suçsuz yere hapse giriyorsunuz. Bu gibi durumlarda bile ben güçlü olmayı çok iyi bilirim. Ben şunu düşündüm; ilahi adalet mutlaka tecelli edecektir. Çünkü ben orada boş yere yatıyordum, hiçbir suçum olmadığı halde. Anladığım kadarıyla ismim ‘Kuşhan’ olduğu için bütün medya acayip şekilde beni ‘suçlu’ gösterdi. Bu çok büyük bir haksızlıktı. Zannedersem Adli Tıbbın yarısı boşaldı zannedersem. Bana ceza verenler de boşaldı. Dolayısı ile haksızlığı veya kumpası kesinlikle Adli Tıp’ta arıyorum. Şöyle arıyorum; ‘ölüm nedeni kendisinde mevcut kronik kalp-damar hastalığının önceden geçirilmiş kalp krizi’ diyor. Buraya gelen o kızcağız, o rahmetli kronik kalp hastasıydı. Bu benim tarafımdan ve hiç kimse tarafından bilinmeyen bir şeydi. Gençlerde görülen gizli kalp hastalığı bir anda gelir, kurtulanı yoktur, hemen hemen hepsi ölür. Dolayısı ile kendi hastalığından rahmetli olduğuna göre bu suçun bana yüklenmesi Adli Tıp’ın kurduğu bir kumpastır” diyerek İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki tabipleri işaret etti.

    Rapordaki değişiklikler

    Raporlardaki değişkenliklere işaret eden Kuşhan, “Dolayısı ile bir kumpastan içeri girdik. Yıkıldım mı? Hayır. Sadece bana çok zarar verdiler. İşyerimi kapattım. Daha sonra bu kanun çıktı. Kanun çıktığında tabii ki sevindim, ben suçsuz olduğumu biliyordum. Eğer vicdanınız rahatsa hiç suçluluk psikolojisine girmezsiniz” dedi.

    Bu durumun Adli Tıp Kurumu’nun gerçekleştirdiği bir kumpas olduğunu iddia eden Kuşhan, “Ben şunu soruyorum; bir bilirkişi ve İhtisas Kurulu’nun içinde olan bir doktor, burada ‘ak’, aynı dosyada öteki tarafta ‘kara’ diyebilir mi? Diyemez. Demek ki vicdanı yok bu doktorun. Demek ki bu insanı etkilemişler. Bu iki doktor acaba ne karşılığında ‘ak’ dedikleri şeye bir süre sonra ‘kara’ dediler. Dolayısı ile kimler etkilemişse bu Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nu onlar işi halletmiş. Ama bunların kim olduklarını bilmiyorum. Tabii ki haklarımız arayacağız. Ama ortada bir gerçek var; ilahi adalet tecelli etti. Ben suçsuz yere oradaydım ve çok kısa bir zamanda dışarı çıktım” dedi.

    Gayri Meşru Diyet’in kitabını yazdı

    Cezaevi günlerinde kendine dinlediğini söyleyen doktor Muzaffer Kuşhan, cezaevinde kitap da yazdığını hatırlatarak, “Kitabın ismi Gayri Meşru Diyet. Gayri Meşru Diyet dendiği zaman, kilo alan insanların hep yemek istedikleri yemekler vardır. Mesela hamburger yemek isterler, mesela pizza yemek isterler, lahmacun yemek isterler, kebap yemek isterler. İsterler, isterler. İşte bu yemeklerin sağlıklı olanı nasıl olur. Benim evim deneysel mutfaktır. Cezaevine girmeden önce de 2 sene boyunca bunların deneylerini yaptım. Bunları tek tek çalışarak ortaya çıkardım. Hapishanede de onu bir kitap haline getirdim” şeklinde ifadeler kullandı. Kartal Cezaevi’ndeki personele de teşekkür eden Kuşhan, personelin kendisine çok iyi davrandıklarını kaydetti.

    Mesleğe devam edip etmeyeceğine ilişkin bir soruya da Kuşhan, şu anda buna hukukçulara danıştıktan sonra karar vereceklerini, yasak kalktığı takdirde mesleğe dönmek istediğini sözlerine ekledi.

  • Türk Hava Kurumunun 91.yılı Bugün Bandırma’da Törenle Kutlandı

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde Türk Hava Kurumunun 91.yılı kutlandı.

    Törene Bandırma Türk Hava Kurumu Şube Başkanı Varol Memişler, Yönetim Kurulu Üyeleri, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Bandırma Şube Başkanı Uğur Kayaalp ve Sivil Toplum Kuruluşu yetkilileri katıldı.

    Tören Cumhuriyet Meydanında Atatürk Anıtına Çelenk koyma ile başladı. Bandırma THK Şube Başkan Varol Memişler’in Atatürk Anıtına çelenk koymasının ardından saygı duruşu ile devam eden törende konuşan Başkan Memişler “91.yılımız kutlu olsun.Türk Hava Kurumu olarak ilkleri yaşamış, havacılığın ülkemizde gelişmesine ve sevilmesine vesile olmuş Türk Hava Kurumunu sizlerin desteği ile daha ileriye taşıyacağız. Bu nedenle Türk Hava Kurumunun bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkür eder, saygılar sunarım” dedi.