Etiket: Kurucu

  • Uluslararası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Azizoğlu: “Devlet şehidine ve gazisine sahip çıkmaya devam ediyor”

    Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, devletin şehidine ve gazisine sahip çıkmaya devam ettiğini söyledi.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Kardaş ve şube müdürleri, 15 Temmuz gazisi IUC Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu’nu ziyaret etti. Ziyarette 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devlet millet birlikteliğinin en önemli göstergelerinden birisinin de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının tüm şehit yakınları ve gazileri aralıksız ziyaret etmeleri, hükümetin tüm kararları hızla hayata geçirmeleri olduğunu belirten Azizoğlu, “Bu ziyaret beni ziyadesi ile onurlandırmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan liderliğinde kahraman Türk halkının küresel emperyalizmin uşağı terör örgütlerinin en alçağı olan FETÖ yapılanmasına karşı verdiği savaşta kurşunla yaralanmış olmak ve gazilik unvanına sahip olmak çocuklarım ve torunlarıma bırakacağım en büyük onursal mirastır” dedi.

    Küresel emperyalizmin taşeron yapılanmaları olan terör örgütlerinin bazen etnik yapıyı, bazen küresel İslam kardeşliğini bozacak inançları, bazen de FETÖ yapısında olduğu gibi eğitim, sosyal yaşam, ekonomi, bürokrasi ve silahlı güvenlik birimlerinin tümünü sinsice işgal ederek diğer tüm yaşamsal alanları gasp etme teşebbüsünde bulunabildiklerini kaydeden Azizoğlu, “Türkiye gibi küresel bir güç ve devlet kültürü tarihin derinliklerine kök salmış bir ülkeyi bile kaoslara sürükleyecek darbe teşebbüs alt yapısını oluşturabiliyorlar. Ülkemizdeki farklı etnik yapılar, inançlar, kültürler ve dünya görüşleri sadece zenginliklerimizdir. Asla ayrıştırıcı değerler değildir. 79 milyonluk dünyanın saygın ve küresel gücü Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizleri birleştirici unsurlar olan vatan, bayrak ve millet değerleri ile ayrılmaz bütün yapmaktadır” diye konuştu.

  • KİKAP Trabzon Kurucu Başkanı Turan’dan cinsel istismar düzenlemesine tepki

    Karadeniz İlleri Kadın Platformu (KİKAP) Trabzon Kurucu Başkanı Nilgün Turan, TBMM Genel Kurulu’nda cinsel istismar suçundan mağdur ile failin evlenmesi halinde, fail hakkında hükmün açıklanmasın geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenlemeye tepki gösterdi.

    Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde beraberinde KİKAP Trabzon Yönetim Kurulu Başkanı Aygün Karaduman ve Yönetim Kurulu Üyesi Cansel İpek Şahin ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Turan, Karadeniz İlleri Kadın Platformu KİKAP’ın Trabzon ve Türkiye genelinde çocuk istismarının önlenmesi için çalıştığını söyledi. Turan “20 Kasım tüm dünyada Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Günü’dür. Çocuk Hakları Sözleşmesi 1986 ‘da imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1990 yılında İmzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi gereğince 18 yaşın altındaki tüm çocukların yaşam haklarını ve geleceğini korumakla yükümlüdür. Bütün çocuklar kanun önünde eşittir ve kendini ifade etme hakkına sahiptir. Yeni yasa teklifi 15 yaş altı çocukları hedef almaktadır, alt sınır yoktur ve erken evliliklerin önünü açmaktadır.Tecavüze uğrayan 15 yaş altı kız çocuğunu korumak yerine, tecavüzcüyü madur görmekte ve korumaktadır. Çocuk istismarı vakalarında cezasızlığın önünü açmaktadır” dedi.

    Yasanın erken evliliklerin önünü açtığını kaydeden Turan, “Adalet Bakanı Bekir Bozdağ basın açıklamasında geleneksel modelde Romen’lerdeki gibi reşit olmayan çocuklarca yapılan evliliklerden doğan mağduriyeti ortadan kaldırmak üzere bu teklifin bir defaya mahsus 17 Kasım 2016’dan öncesini kapsayacak şekilde hazırlandığını beyan etse de, bu yasa erken evliliklerin önünü açmaktadır. Çocuğa tecavüzün cezasız kalmasına sebep olmaktadır. Bir kız çocuğunun tecavüzcüsüyle evlendirilmesi hükmü toplumumuzda tüm kadınların ve STK’ların derin tepkisini çekmiştir.Tecavüze uğrayan bir çocuğun ruhu ölür. Bir çocuğu tecavüzcüsüyle evlendirmek onu yaşam boyu işkenceye mahkum etmektir.Yasa teklifine göre 12 yaşında bir kız çocuğa tecavüz eden 50 yaşında bir adam 4 yıl sonra o kız çocukla evlenirse, cezai hükümlülükten kurtulmaktadır. Ceza ertelenmektedir. Suçlunun kusuru nedeniyle evlilik sonlandığı taktirde ceza yeniden yürürlüğe girmektedir. Biz Kadınlar Çocuğa Tecavüze, çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesine ve erken evliliklere karşıyız” diye konuştu.

  • Ali Çetinbaş: Kurucu Genel Başkanımıza Gönülden Bağlıyız

    Ak Parti Kütahya İl Başkanı Ali Çetinbaş, AK Parti Kütahya Teşkilatları’nın kurucu Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a gönülden bağlı olduğunu dile getirdi.

    Başkan Çetinbaş, “AK Parti gönlü Türkiye sevdalısı, geriye kalan her şeyden fedakarlık yapan insanların siyaset yaptığı bir parti.Günde 3-4 saat istirahat ederek, ailelerinden fedakarlık yaparak bu işler yapılıyor. Allah, buna göre bereketini veriyor. Allah, bizlere hata yaptırmasın. Her birimizin istikametini doğru eylesin. AK Parti Kütahya teşkilatları dün olduğu gibi, bugün de kurucu Genel Başkanımız, Liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a gönülden bağlıdır. Bu bağlılık teşkilatımızın her bir ferdinin kendi gönlünde ve kalbinde taşıdığı büyük sevgi ve sevdadan ileri gelir. Bundan dolayı Cumhurbaşkanımızın ağzından ne çıkarsa, ne söylerse bizler için hemen yerine getirilmesi emir mertebesindedir” ifadelerini kullandı. (EFE)

  • Uluslurarası Üniversiteler Konseyi Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu:

    Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, “15 yıllık sosyolojik evrim Türkiye’yi, güçlü ve küresel saygınlığı olan devlet haline getirdi” dedi.

    Türkmeneli Televizyonunda yayınlanan coğrafyamıza akademik bakış isimli programında Türkiye’nin son yılarda başardığı sosyolojik evrimi değerlendiren Azizoğlu, “Coğrafyamızda ve ülkemizin etrafında çok önemli şer odakları oluşmuş durumdadır. İçimiz de örgütlenmiş ihanet şebekelerinin milli ve manevi değerlerini yitirmiş; sözde akademisyen, sözde entelektüel, sözde bilim adamı, sözde siyasetçiyle sanki benliğimiz kuşatılmış durumda. Bugün çok önemli milli manevi değerlerimizin yok edilmesinin farkına varamıyoruz. Bizler o kadar çok meşgul ediliyoruz ki, bugüne kadar karşı durduğumuz emperyalizm güç odakları, benim tanımlamamla ‘birleşik emperyalizm’ olmuştur” dedi.

    Azizoğlu, Türkiye’nin son yıllarda sosyolojik bir devrim yaşadığına dikkat çekerek, “100 yıla yakın kurulan Cumhuriyet’te genelde toplum üzerinde sistematik bir baskı oluşturuldu. Kazananlar kazanımlarını kaybetmemek için toplumun genel olarak bütün katmanlarını çeşitli alanlarda, baskı altında tutarak kazanımlarını kaybetmemek için yoğun çaba sarf ettiler. Sosyal statü dışında; ekonomik ve mevkisel anlamda da çok yüksek oranda bir ayrışım yaşandı toplumda. Yani bürokratik, ekonomik hatta diplomatik bir statü oluştu. Bu toplumun belki yüzde onu olan kesime hitap eden bir ayrışma oldu. Güç odakları dediğim bu kesim. Devlet, rejim ve sistem ile örtüşmeyen ve anayasal hukuk sistemini hiçe sayan kurumları kullanan bireyler toplum ile atar damarımız olan kurumları karşı karşıya getirdi. Çok uzun yıllar nerdeyse yüz yıla yakın toplumun tüm kazanımlarını kendi ukdesinde tutan bu yapı toplumda da keskin ayrışmalara neden oldu. Toplum devletine karşı mücadele etmek zorunda kaldı. Bu sosyolojik ayrışım, toplumda çok keskin gerginliklere de sebebiyet verdi. Fakat hakları gasp edilen hatta baskı altında tutulan toplumun yüksek kesimi milli değerlerine yüksek oranda bağlı olan kesimdi. Devleti baba vatanı ana bilen bu kesim, sessiz mazlumlar olarak hayatlarını idame ettirmeye çalıştılar. Nereye kadar? Seçim dönemine kadar. Toplum üstündeki baskıya yeter diyerek 2002 yılında siyasi iradesini tam ortaya koyarak cesur bir lider ve ona inanan bir toplumla birlikte sosyolojik bir evrim yaşamış oldu Türkiye. Bu sosyolojik evrimle çok kötü durumda olan ekonomi şuanda dünyanın saygın, güçlü ekonomileri arasına girdi. Bu sosyolojik devrimle diplomaside sözü dinlenmeyen, itibari çok az olan Türkiye, dünyanın en güçlü ülkelerine sözünü dinletebilecek Türkiyesiz bu iş olmaz diyecek konuma getirilmiş oldu. Peygamber ocağı dediğimiz silahlı Kuvvetlerimiz kendi mecrasına çekildikten sonra hızla modernleşti Türk ordusu milli üretimi ile şuan dünyanın en güçlü ordularından biri haline geldi. Siyasi bir istikrar oluştu” dedi.

    Azizoğlu şunları söyledi:

    “Bu siyasi istikrarda bölgede cereyan eden tüm kaoslara rağmen herhangi bir ülkeyi çok kısa bir sürede ekonomik olarak çökertecek olan, bu sistematik uygulanan coğrafya üzerindeki yüzyıllık emperyalist projelere karşı Türkiye dimdik ayakta durmayı başardı. Çok güçlü bir ülke olduğunu kanıtlamış oldu hatta batı emperyalizmi dediğimiz geçmiş yüzyıllık Osmanlı coğrafyasının paylaşımı sömürü düzenin sonuna gelindi. Yeni yüzyılda coğrafyamızı yeniden yeni bir yüzyıllık sömürü düzenine yapılanma hayata geçirme evresi olan bir projelendirme dönemdeyiz. Batı emperyalizmi kuzey emperyalizmini de yanına alarak Rusya gibi güçlü bir faktörü de yanına alarak yoluna devam eden güçlü bir küresel emperyalizm oluşturuldu. Tüm bunlara direnen güçlü bir Türkiye sosyolojik bir devrim geçirdiği için yeni bir düzen kurduğu için iktidarı, ordusu, kurumları, bürokrasisi ve halkı ile tek güç tek yürek olarak milli ve manevi değerlerin sahip için bir sosyolojik devrim yaşamış oldu. Bu direnç ve milli manevi toplumsal birlikteliğimizi her nevi etnik, mezhep, siyasi mevki ve ekonomik kazanımlarımızın üzerinde tutarak milli ve birlikte yaşama kültürüne tüm benliğimizle sahip çıkarak geleceğimizi güvenli ve sağlam temeller üzerine inşa etmeyi başarmalıyız” dedi.

  • Ydü Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’e Queen Victoria Nişanı Verildi

    Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel, Queen Victoria Nişanı ile ödüllendirip, Akdeniz bölgesi sorumluluğu verildi.

    İngiltere’nin Londra şehrinde yapılan Europe Business Assembly kurumunun çatısı altında yer alan Oxford AcademicUnion’un düzenlediği ödül gecesinde, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Dr. Suat İ. Günsel, Queen Victoria Nişanı ile ödüllendirilerek kendisine Oxford Academic Union’un Akdeniz Bölgesi sorumluluğu verildi.

    30 ülkeden yükseköğretim liderleri, rektör, profesör ve bilim adamlarından oluşan Oxford Academic Union, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’i Queen Victoria Commemorative Nişanı ile birlikte Oxford Academic Union Akdeniz Temsilciliği yetkisi ile ödüllendirdi.

    NADİR ÖDÜL, DR. SUAT İ. GÜNSEL’E VERİLDİ

    Oxford AcademicUnion tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’e takdim edilen Queen Victoria Nişanı, şirket ve özel kurumlardaki iş stratejilerinde kurumsal sosyal sorumluluk ilkelerinin özümsendiğine işaret eden önemli bir nişan olarak biliniyor. Birey ve kuruluşların gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda yer alan çığır açan projelere katılımı, hayır/bağış kurumlarına yardımları ve toplumun yaşam kalitesinde farklılık yaratacak faaliyetlerle toplumsal yaşama bulundukları çarpıcı katkılara istinaden takdim edilen ödül, bu alanda ön plana çıkmış ender sayıda insana takdim ediliyor.

    Yakın Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel ayrıca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde eğitime vermiş olduğu önem ve katkıları dolayısıyla Oxford Academic Union tarafından Oxford Academic Union Akdeniz Temsilciliği’ne layık görüldü.

    “EN BÜYÜK ÖDÜLÜMÜZ HALKIMIZA, BÖLGEMİZE VE DÜNYAYA VERDİĞİMİZ EĞİTİM VE YARATTIĞIMIZ TOPLUMSAL FAYDA”

    Ödül ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel, “Bu gibi prestijli ödüller birey ve kurumların yarattığı değerlerin uluslararası alanda takdir edildiğini göstermesi açısından çok önemli. Biz Yakın Doğu Üniversitesi olarak kuruluşumuzdan bu yana bu gibi ödüllere yabancı bir kurum değiliz. Bizim için en büyük ödül ailemizin yarattığı toplumsal faydadan yararlanmış bireylerin yüreklerindeki mutluluk yüzlerindeki gülümsemedir. Bizler için en büyük ödül Kıbrıs Türk halkına, Türkiye’mizin insanına, bölgemize ve dünyanın her köşesine verdiğimiz eğitimle yarattığımız katkı ve artı değerdir. Biz insanımızı adada kıtalı gibi yaşatmanın öncülüğünü yaptık. Bugün aldığımız ödül adada kıtalı gibi yaşayan halkımız adına bize verilmiş bir sorumluluk nişanıdır. Queen Victoria Nişanı yalnızca bizi ödüllendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bizleri Akdeniz bölgesinde Oxford Academic Union’un temsilcisi kılarak çok önemli bir sorumluluğu da veriyor. Uluslararası ortamda eğitim ve toplumsal katkı alanlarındaki öncülüğümüzün göstergesi olan bu ödül diğer aldığımız ödüller gibi bizim için çok değerlidir ve hem kişisel hafızamızda hem de kurumsal kültürümüzde müstesna bir yeri olacaktır“ dedi.