Etiket: Kuru

  • Kuru kayısı ihracatında Rusya bereketi

    Türkiye, üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru kayısıda, 1 Ağustos 2015–31 Temmuz 2016 tarihleri arasını kapsayan 2015-2016 ihracat sezonunu 76 bin 570 ton karşılığı, 322 milyon 198 bin dolarlık ihracat ile geride bıraktı. Amerika Birleşik Devletleri 59 milyon 369 bin dolarlık kuru kayısı ihracatı ile lider olurken, siyasi kriz yaşadığımız Rusya’ya yapılan kuru kayısı ihracatı ise yüzde 52’lik artışla 8 milyon 686 bin dolardan, 13 milyon 382 bin dolara yükseldi.

    Kuru kayısı ihracatı 2014-2015 sezonunda miktar olarak 50 bin 619 ton, değer bazında ise 297 milyon 379 bin dolar olmuştu. Kuru kayısı ihracatı bir önceki sezona göre miktar bazında yüzde 52, değer bazında yüzde 9 artış gösterdi.

    2014-2015 sezonunda Türkiye’nin kuru kayısı rekoltesinin 8 bin 210 ton ile tarihinin en düşük seviyesinde kaldığını belirten Türkiye Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu ve Kuru Meyve Tanıtım Grubu Başkanı Osman Öz, 2014-2015 sezonunda bir önceki sezondan kalan stoktaki ürünler sayesinde 50 bin 619 ton ihracat gerçekleştirdiklerini, 2015-2016 sezonunda ise 84 bin 500 ton olan rekoltenin yüzde 90’dan fazlasını ihraç etme başarısı gösterdiklerini kaydetti.

    Türkiye’nin 2016-2017 sezonunda kuru kayısı rekoltesinin 103 bin 250 ton öngörüldüğünü anlatan Öz, “2016-2017 sezonunda miktar olarak 90-100 bin ton arası, ihracat tutarı olarak ise 400 milyon dolar rakamına ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

    “Güney Kore ve Hindistan hedef pazar”

    Kuru Meyve Tanıtım Grubu’nun (KMTG) kuru kayısı ihracatında Güney Kore ve Hindistan’ı hedef pazar olarak belirlediğini ifade eden KMTG Başkanı Osman Öz, bu amaçla ilk olarak pazar araştırması yaptırdıklarını, sonraki aşamada ise bu ülkelerin dilinde web siteleri, sosyal medya hesaplarının hayata geçtiğini, bundan sonraki süreçte alışveriş merkezlerinde tadım etkinlikleri gerçekleştireceklerini dile getirdi.

    Kuru kayısı ihracatında ABD lider

    Türkiye, 2015-2016 sezonunda en fazla kuru kayısı ihracatını Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdi. ABD’ye 2014/15 sezonunda 29 milyon 972 bin dolarlık kuru kayısı ihraç edilmişken bu rakam 2015-2016 sezonunda yüzde 98’lik artışla 59 milyon 369 bin dolara yükseldi.

    Fransa, 31 milyon 644 bin dolarlık ihracatla ikinci sırada yer alırken, Almanya 27 milyon 729 bin dolarlık ihracatla üçüncü ülke oldu. Almanya’yı 24 milyon 309 bin dolarlık kuru kayısı ihracatı ile İngiltere, 14 milyon 457 bin dolarlık ihracatla Avusturalya, 13 milyon 328 bin dolar ile Rusya, 11 milyon 752 bin dolarlık ihracatla Hollanda, 11 milyon 375 bin dolarlık ihracatla Brezilya, 10 milyon 814 bin dolar ile İspanya ve 8 milyon 54 bin dolarlık ihracatla İtalya takip etti. Türkiye, 2015-2016 sezonunda 102 ülkeye kuru kayısı ihraç etti.

    Kayısının üretim merkezi Malatya, ihracat merkezi İzmir

    Kuru kayısı üretiminde Malatya, merkez konumunda bulunuyor. 2016-2017 sezonunda 103 bin 250 ton olarak öngörülen kuru kayısı rekoltesinin 89 bin tonu Malatya’da üretilecek. Kuru kayısı ihracatında ise İzmir öne çıkıyor. 2015-2016 sezonunda Türkiye’nin gerçekleştirdiği 322 milyon 198 bin dolarlık kuru kayısı ihracatının yüzde 45’lik dilimini oluşturan 144 milyon 474 bin dolarlık kısmı Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçılar tarafından yapıldı.

    Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (GAİB) 97 milyon 641 bin dolarlık kuru kayısı ihracatı kayda alırken, Akdeniz İhracatçı Birlikleri 61 milyon 176 bin dolar ile GAİB’i izledi.

  • Kuru iğneleme ile ağrılara son

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği Uzm.Dr. Rabia Cerrah Karanfil, kuru iğne tedavisinin güvenli, yan etkisi olmayan, tedavi edici zararsız bir yöntem olduğunu söyledi.

    Kuru iğne tedavisinin, hastanın muayenesi yapılıp, tanısı konduktan sonra belli seanslar halinde planlandığını belirten Medical Park Samsun Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniği Uzm. Dr. Rabia Cerrah Karanfil, “İğne, herhangi bir ilaç içermediğinden, bu ismi alır. Bu sebeple alerjik reaksiyonlar, ilaç etkileşimleri ve yan etkiler görülmez. Tedavi boyunca o bölgeye ait faaliyetlerin azaltılması önerilir. Tedavinin süresi, yani kaç seans olacağı, problemin bulunduğu vücut bölgesinin genişliğine, rahatsızlığın ne kadar eski olduğuna, hastanın yaşına, başka hastalıkların eşlik edip etmediğine göre değişiklik gösterir. Bazen tek bir seans yeterli olabilmektedir. Fakat en sık 3-5 seans olarak planlanır. Nadir durumlarda 8-10 seansı bulabilir. Genellikle haftada 1-2 seans olarak uygulanır” dedi.

    Kuru iğne tedavisinin, yan etkisi olmayan, tedavi edici ve zararsız bir uygulama olduğunu söyleyen Karanfil, “İğne, herhangi bir ilaç içermediğinden ‘kuru iğne’ olarak adlandırılır. İğne fobisi olan hastalara da uygulamak mümkün. İşlem çok ağrılı değildir işlem esnasında hastanın ağrısı biraz olmakta daha sonra hastada ağrı olmamaktadır. İğne, akupunkturdaki gibi uzun süre kalmaz, genelde 15- 20 dakika sürer. Bu metot genellikle bir kanamaya da sebep olmaz, dolayısıyla, kan görmekten ürken hastalar açısından da uygun bir yöntemdir. Her yaş grubu hastada güvenle kullanılmaktadır, kemoterapi alan hastalarımızda kontrollü olarak kullanılmaktadır. Hamilelere belli koşullarla uygulanabilir” diye konuştu.

    Tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Karanfil, “Ağrılar genelde vücudun baş, ense, kol, omuz, sırt, bel, kalça, bacak gibi bölgelerinde görülüyor. Nedenini incelediğimizde o bölgedeki kasların kısalmış olduğunu görülür. Bu yüzden o kasın yönettiği eklemde şekil bozuklukları meydana geliyor. Eklem gerilmiş, sinire baskı yapmaya başlamış, dolayısıyla ağrı başlamıştır. Kuru iğne tedavisinde, ağrıya neden olan kısalmış kasa çok ince bir iğne ile giriliyor, kas uyarılıyor. Böylece sadece ağrı giderilmiyor, ağrıya neden olan temel bozukluk da tedavi oluyor. Özelikle migrenle çok karışan boyun kökenli başa ağrısı tedavisinde hastanın yaşam kalitesini çok artırmakta hastayı rahatlatmaktadır. Düzenli uygulama sonrası sürekli ağrılarla yaşayan kişi, adeta hayata yeniden dönüyor” şeklinde konuştu.

  • Menopoz sonrası kuru göz riski

    Kuru göz sendromu, menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda, hormon değişikliklerine bağlı olarak sıklıkla görülüyor. Görme kaybı sorunlarının ardından görme rahatsızlıklarında ikinci sırada yer alan bu sendrom, sıcak, kuru veya rüzgarlı havalar, yüksek rakımlı yerler, klima ve sigara kullanımı gibi başka faktörler nedeniyle de ortaya çıkabiliyor.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Mucize Yararcan, kuru göz sendromunun çok yaygın bir sorun olduğunu ifade ederek, tedavi edilmediği takdirde görme kalitesini düşürebildiğini söyledi. Uzman Dr. Mucize Yararcan, “Gözümüzde üretilen gözyaşı düzenli göz kırpma hareketi ile göz yüzeyine düzgün şekilde yayılarak bir tabaka oluşturur. Bu tabaka göz yüzeyinin kurumasını önler, gözün ön tabakalarını besler, oksijen alışverişini sağlar. Bunun yanı sıra göze giren yabancı cisimleri alerjik ve mikrobik maddeleri sürekli yıkayarak uzaklaştırır. Düzgün ve şeffaf bir göz yüzeyi oluşturarak net ve düzgün görmemizi sağlar. Bazı gözyaşı yeterli miktarda üretilemez, bazısı da kalitesi bozularak gözü yeterince ıslatamaz. Bu durumda ortaya çıkan rahatsızlık, kuru göz olarak bilinen belirti ve yakınmalara neden olur” dedi.

    “Menopoz sonrası artıyor”

    Yaşlandıkça zaten gözyaşı miktarının azaldığını kaydeden Mucize Yararcan, “Özellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda, hormon değişikliklerine bağlı olarak kuru göz sendromu oldukça sık görülmektedir. Göz kuruluğu erkeklere oranla kadınlarda daha sık görünen bir rahatsızlıktır. Sıcak, kuru veya rüzgarlı havalar, yüksek rakımlı yerler, klima ve sigara kullanımı gibi başka faktörler de kuru göze neden olabilir. Uzun süreli okuma, televizyon izleme ve bilgisayar kullanımı da pek çok kişide kuru göz yakınmalarına neden olmaktadır. Göz kuruluğu başta romatizmal hastalıklar olmak üzere bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Lazer cerrahisi, alerji ilaçları, antidepresanlar ve göz damlaları da göz kuruluğuna neden olabilir. Kontak lens kullanımının günün ilerleyen saatlerinde göz kuruluğuna yol açtığı bilinmektedir” diye konuştu.

    “Nedenler ortaya çıkarılmalı”

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Mucize Yararcan, sorunun temel nedeninin bulunması gerektiğine vurgu yaparak, “Kuru göz sendromu tedavisine geçilmeden önce, buna neden olan başka bozukluklar varsa ortaya çıkarılmalı ve tedavi edilmelidir. Kuru gözün en yaygın tedavisi suni gözyaşı içeren damla, jel ve pomadlardır. Her biri farklı kimyasal yapıdaki bu ilaçların tedavi edici özellikleri de farklılık gösterir. Bu ilaçlardan doktorun uygun gördüğü, yine doktorun belirttiği süre içinde ve göz kuruluğunun şiddetine göre farklı aralıklarla düzenli şekilde kullanılmalıdır” dedi.

  • Kuru incir ihracatı 62 bin tona ulaştı

    Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru incir ihracatı, 2015 ve 2016 sezonunun geride kalan diliminde 61 bin 638 tona ulaştı.

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin verilerinden yapılan derlemeye göre, Türkiye 2 Ekim 2015 ve 2016 Haziran tarihleri arasında 61 bin 638 ton kuru incir ihracatı karşılığı 214 milyon 925 bin dolar döviz geliri elde etti. Ege Bölgesi kuru incir rekoltesinin 2015/16 sezonu için 74 bin 505 ton tahmin edildiğini belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, tarihi seviyeye ulaşan kuru incir rekoltesini katma değere dönüştürmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi.

    Kuru Meyve Tanıtım Grubu’nun Uzak doğu ülkeleri ağırlıklı yürüttüğü tanıtım çalışmalarının meyvelerini topladıklarını belirten Celep, “2015/16 sezonunun büyük bölümünü bitirdik. Geride kalan 3 aylık dilimde yapacağımız ihracatla 65-70 bin ton aralığında ihracat rakamına ulaşacağımızı öngörüyoruz. Bu rakam 2013/14 sezonunda gerçekleştirdiğimiz 76 bin 901 tonluk ihracattan sonra en fazla ihracat yaptığımız ikinci sezon olacak” diye konuştu.

    Kuru incir ihracatında ülke grupları bazında bakıldığında, Avrupa Birliği 28 bin 198 ton ile ilk sırada yer alırken, toplam kuru incir ihracatında yüzde 46’sı AB ülkelerine yapılmış oldu. Amerika kıtasına yapılan kuru incir ihracatı 12 bin 496 ton olurken, Uzak Doğu’ya 8 bin 454 ton, Orta Doğu ülkelerine ise 4 bin 428 ton kuru incir ihracatı gerçekleştirildi.

    ABD ilk sırada

    Türkiye’den 2015/16 sezonunun geride kalan diliminde en fazla kuru incir ihracatı Amerika Birleşik Devletleri’ne oldu. ABD’ye 9 bin 406 ton kuru incir ihraç edilirken, 30 milyon 512 bin dolar döviz elde edildi. Türkiye, 2014/15 sezonunun aynı diliminde ise ABD’ye 4 bin 311 ton karşılığı 14 milyon 963 bin dolarlık kuru incir ihraç etmişti. Türkiye, ABD’ye kuru incir ihracatın yüzde 104’lük rekor artışa imza attı. Kuru incir ihracatında, ABD’yi 7 bin 445 ton karşılığı, 29 milyon 556 bin dolarlık ihracatla Fransa izledi. Fransa’ya kuru incir ihracatı döviz bazında bir önceki sezona göre yüzde 20 düşüş gösterdi. Almanya ise 7 bin 198 ton karşılığı 28 milyon 598 dolarlık tutarla üçüncü basamakta yer aldı. Türkiye, 2015/16 sezonunda 93 ülkeye kuru incir ihraç ederken, en dikkat çekici artışlar ise Tayvan ve Irak’ta yaşandı. Tayvan’a kuru incir ihracatımız yüzde 188’lik artışla 717 bin dolardan 2 milyon 63 bin dolara çıkarken, Irak’a yapılan kuru incir ihracatımız ise 1 milyon 66 bin dolardan, 2 milyon 464 bin dolara yükseldi. Irak’a kuru incir ihracatı yüzde 131 artış kaydetti.

  • Yaş Çay Alımlarında ’Kuru’ Dönem Başlıyor

    ÇAYKUR yaş çay alımlarında, yağmurlu havalarda alınan çaylarda yıllardır uygulanan yüzde 10’luk sabit fire uygulamasından vazgeçip, kurutup tartma sistemini hayata geçiriyor.

    ÇAYKUR, bugüne kadar yağmurlu havalardaki yaş çay alımlarında alınan tüm ıslak çaylara yüzde 10’luk sabit fire sistemi uyguluyordu. Alınan tüm çaylar ıslaklık oranı tespit edilmeden düşük veya yüksek ıslaklık oranına bakılmaksızın alınan çayın toplamından yüzde 10 fire hesaplanarak düşüm yapılıyordu. Bu sistem bazen üreticilerin bazen ise kurumun mağdur olduğu gerekçeleriyle sürekli eleştirilere konu oluyordu.

    ÇAYKUR geliştirdiği yeni kurutup tartma sistemi ile artık üreticisinden yağmurlu havalarda aldığı ıslak çay içerisinden 100 gram numune olarak önce bu numuneyi tartacak. Ardından sudan arındırıp kuru olarak tartıp 100 gramdaki fireyi tespit edip çayın kalan kısmına orantılayarak toplam fire tespit edilecek.

    YENİ SİSTEM DAHA ADİL

    ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu bugün Cumhuriyet Çay Fabrikası’nda düzenlenen uygulamalı basın toplantısı ile yeni sistemi anlattı. Sütlüoğlu, yeni sistemin önceki sisteme göre daha adil olduğunu belirterek “Önceki sistemle alınan ıslak çaylarda ıslaklık oranına bakılmaksızın yüzde 10 fire uygulanıyordu. Ancak alınan çaydaki ıslaklık oranı bazen yüzde 10’un altında veya üstünde olabiliyordu. Bu da zaman zaman üretici zaman zaman ise kurum açısından haksızlığa neden oluyordu. Bu uygulama adil değildi. Ancak yeni uygulama ile alınan çaydaki ıslaklık oranı tespit edilerek tespit edilen oranda kesinti yapılacak. Biz bu sistem ile çaydan fire kesmiyoruz. Biz bu sistem ile çaydaki su oranını kesiyoruz. Yeni sistem daha adil olacak. Biz bir kamu kurumuyuz. 80 milyon insanın hakkı üzerimizde. Adil olmak zorundayız. Kimse helal kazancına haram karıştırmak istemez. Bu doğru uygulamayı herkesin desteklemesini istiyoruz. Biz çayın geleceğini kurtarmaya çalışıyoruz. Çaya kalite getirmezsek çayımızı geleceğe taşıyamayız” dedi.