Etiket: Kurtulup

  • 100 yaşında ölümcül ritmden kurtulup sağlığına kavuştu

    AYDIN (İHA) – Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki ölümcül ritim bozukluğu hastası Ali Kurt, ablasyon (yakım) tedavisiyle sağlığına kavuştu.

    Evde oturduğu esnada baygınlık geçiren ve ani kalp çarpıntıları olan 100 yaşındaki Ali Kurt’a, ölümcül ritm bozukluğu (Ventriküler Taşikardi) nedeniyle Uzm. Dr. İbrahim Kocaoğlu, Uzm. Dr. Mahmut Akpek ve Uzm. Dr. Nazmi İlker Bayrak öncülüğünde ablasyon (yakım) tedavisi uygulandı.

    Hasta hakkında bilgi veren Uzm. Dr. İbrahim Kocaoğlu, “Hasta bize geldiğinde oldukça bitkindi. Hastalığının teşhisini koyup, yakınlarının da rızası alarak hastaya, kalp çarpıntısının yakılarak veya dondurularak tedavi edilme yöntemi olan ‘ablasyon’ tedavisini uyguladık. Bozdoğan ilçesinden gelen Ali Kurt, tedavi sonrası çok kısa bir sürede iyileşti ve sağlıklı bir şekilde taburcu edildi” dedi.

    Aydın ilinde her zaman kalp açısından ilkleri başardıklarını belirten Uzm. Dr. İbrahim Kocaoğlu, “Bu hasta Türkiye’nin belki de Dünya’nın en yaşlı hastası olmuştur. Önceden Aydın ilindeki hastalar kalp sorunları için 3 büyükşehre giderlerdi. Hastanemizde sunduğumuz bu hizmetlerimiz ile Aydın’daki hastalar artık kendi illerinde tedavi olup merkezimizden memnun olarak ayrılmaktadırlar” diye konuştu.

    Sağlığına Kavuşan 100 yaşındaki hasta Ali Kurt ise, “Doktorlarımıza çok teşekkür ederim. Önceden kalbim ağzıma geliyor gibi oluyordu. Bacaklarım çok ağrıyordu. Şimdi bu ağrılarım geçti. Hepsinden Allah razı olsun” dedi.

  • Bağımlılıklarından kurtulup adeta yeniden doğdular

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, alkol bağımlısı iki kişi zararlı alışkanlıklarından belediyenin ‘Yalnız Değilsiniz’ ekibi sayesinde kurtuldu.

    Yaklaşık 6 yıl boyunca sürekli alkol alan 66 yaşındaki Gül Ö. ve 25 yıl aralıksız içen 52 yaşındaki Ahmet D. bağımlılıklarından kurtulmak için Burhaniye Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğünün ‘Yalnız Değilsiniz’ ekibine başvurdu. Burhaniye Belediyesi tarafından Manisa Alkol Madde Bağımlılığı Araştırma Tedavi ve Eğitim Merkezi’nde (AMATEM) tedavileri yaptırılan Gül Ö. ve Ahmet D., belediye desteğiyle adeta hayata yeniden başladı.

    Bir komşusu vasıtasıyla Burhaniye Belediyesinin kendisine ulaştığını belirten ve gençlere uyarılarda bulunan iki kişi, “Herhangi zor bir duruma düştüğünüzde hiçbir şekilde alkolden medet ummayın. Alkol başlangıçta derdinizi unutturmuş gibi yapar, sonra insanı daha beter eder. Yetmeyince başka maddelere de başvurmanıza neden olur. Psikologlar, psikiyatristler var. Bu şekilde yardım alın” şeklinde konuştu.

    Gül Ö. artık çok mutlu olduğunu, psikolojisinin düzeldiğini, yalnızlık korkusundan kurtulduğunu ve kendisini kuş kadar hafiflemiş hissettiğini söylerken tedavi sürecinden sonra da belediye ekiplerinin kendisini yalnız bırakmadığını, sürekli ziyaret ettiğini ve sıcak yemek yardımı yaptığını anlattı. Gül Ö., Başkan Necdet Uysal’a gönülden teşekkür borçlu olduğunun altını çizdi.

    “Güvenilmez bir adam olmuştum”

    Alkole 22 yaşında başlayan ve tam 25 sene bağımlı olarak yaşayan Ahmet D. ise, “Hatırlamak dahi istemiyorum. Çok kötü günler geçirdim. Son 5 yılımı kolonya parası bulmak için çobanlık yaparak geçirdim. İş ve ev hayatının bağımlılığım nedeniyle mahvoldu. Aşçıydım. Bugün birine söz veriyordum ertesi gün hatırlamadığım için sözümde duramıyorum. Güvenilmez bir adam olmuştum. Sabahları kalkamıyordum, sağlıklı değilim. Bu nedenle girdiğim her yerden işime son veriliyordu. Eşimden ayrıldım. Kızımla görüşemiyordum. Son yıllarda çobanlık yapmaya başlamıştım. Burhaniye Belediyesi hayatıma dokundu ve bütün hayatım değişti. Benliğimi daha yeni yeni bulmaya başladım. Yeniden doğmuş gibiyim. Başkanımız Necdet Uysal’a ve Sağlık İşleri Müdürümüz Murat Bektaş’a minnet borcumu ödeyemem. Beni ben yapan onlar. Alkolü bıraktığım zaman bu iş imkanını sağlamamış olsalardı belki ben tekrar alkole başlayacaktım” diye konuştu.

    Burhaniye Belediyesinin sosyal belediyeciliğin tüm örneklerini sergilediğini belirten Belediye Sağlık İşleri Müdürü Murat Bektaş, alkol problemi olan vatandaşların bu illetten kurtulma kararlarına destek olmaya her zaman hazır olduklarının altını çizdi. Bektaş, bağımlıların utanmadan, sıkılmadan tedavi için mutlaka yardım talep etmeleri gerektiğini vurguladı.

    “Topluma yeniden kazandırmaya çalışıyoruz”

    Göreve geldikten sonra belediye sağlık birimini güçlendirmek için büyük çaba sarf ettiklerini söyleyen Başkan Necdet Uysal, şu anda 25 personelin iş başında olduğunu belirtti. Uyuşturucu ve alkolle mücadele konusunun kendisi ve Burhaniye Belediyesi için büyük önem taşıdığını anlatan Uysal, yeni hayatlarına başlayan Gül Ö. ve Ahmet D.’yi kararlılıklarından dolayı tebrik ederek, herkese örnek olmalarını diledi.

    Başkan Uysal, ilçede aynı problemi yaşayan tüm vatandaşlara ulaşmak istediklerini de belirterek, şunları kaydetti:

    “Madde ve alkol bağımlılığı ile mücadele hepimizin ortak görevidir. Burhaniye Belediyesi olarak toplumumuzun kanayan yarası olan bağımlıların tedavileri ve sosyalleşmeleri için her zaman elimizden gelen desteği sunmaya gayret gösteriyoruz. Bu kişileri tedavi ettirip, topluma yeniden kazandırmaya çalışıyoruz. Kapı kapı gezerken sağlık ekiplerimizin denk gelemediği ya da bizle karşılaşmak isteyip buna cesareti olmayan vatandaşlarımız olabilir. Kendilerini bir nebze de olsa yüreklendirmek istiyoruz. Halkımızdan ricam, bu durumda olan tanıdıkları, bildikleri birileri varsa bize ulaşmaları. Biz bağımlılarımızı tedaviye ikna edip, onların yeni hayatlarına merhaba demelerini istiyoruz.”

  • Aliağa’da hacizli gemi çapasından kurtulup sürüklendi

    İzmir’in Aliağa ilçesinde, fırtına nedeniyle çapasından kurtulan bir kuru yük gemisi, 2-3 mil sürüklendikten sonra Bozburun mevkiinde karaya oturdu.

    Edilen bilgiye göre, 2014’ten bu yana Karadut mevkiinde demirli olan ve hacizli olduğu öğrenilen ’Esi Winner’ adlı gemi, demirli olduğu Aliağa ilçesindeki bölgede çapasından kurtuldu. Üzerinde herhangi bir yük ve mürettebat bulunmayan 105 metre uzunluğunda, 4 bin 489 grostonluk gemi, rüzgarın da etkisiyle Çandarlı yönüne doğru sürüklendi. 2-3 mil boyunca tehlike oluşturarak sürüklenen gemi, Şakran Bozburun mevkiinde karaya oturdu. Çevredeki balıkçıların haber vermesi üzerine, Aliağa Liman Başkanlığı yetkilileri hemen gemiye personellerini sevk etti. Batma tehlikesi bulunmayan geminin, römorklara halatlar bağlanarak tekrar Karadut mevkiine çekileceği öğrenildi.

  • Kekemelikten kurtulup yeni bir yaşama adım attılar

    Bağcılar’da iki dönemdir hizmete sunulan Konuşma Bozuklukları Eğitim Kurslarını başarıyla tamamlayan kursiyerler yeni bir yaşama adım attıklarını belirttiler. Kekemeliğin, psikolojik sebeplerle bireylerin erken yaşlarda konuşmadaki akıcılığı ve ritmi kaybetmesiyle ilgili bir iletişim bozukluğu olduğunu belirten Konuşma Bozuklukları Eğitim Kursu Psikoloğu Zümrüt Bayın, “22 Ekim Dünya Kekemeler Günü’nde toplumu, kekemelik konusunda bilinçlenip daha duyarlı bireyler olmaya davet ediyoruz” dedi.

    Bağcılar Belediyesi tarafından iki dönemdir başlatılan Konuşma Bozuklukları Eğitim Kursu’nun ikincisi de yoğun ilgi görüyor. Engelliler Sarayı’nda düzenlenen kursta 30’ar kişilik iki grup halinde sabah ve öğleden sonra olmak üzere 3 uzman konuşma terapistleri tarafından eğitim veriliyor. Kursa başlayanlar kekemelikten kurtulurken kimi eğitimine devam ediyor, kimi iş hayatına atılıyor, kimi de sosyal yaşamındaki zorlukları kolaylıkla aşıyor.

    Yıllarca doktorlara giden, ilaçlar kullanan ve ekonomik olarak imkanlarını zorlayan ancak kekemelik sorununa bir türlü çare bulamayan ilçe sakinleri, Bağcılar Belediyesi tarafından açılan kurs ile sağlıklarına kavuşuyorlar. Bugüne kadar 2 bin kekeme kurslara katılarak kekemeliği yendi ve yeni bir yaşama adım attı.

    “Artık istediğim mesleği seçebileceğim”

    Çocukluğundan bu yana kekeme olduğunu anlatan 18 yaşındaki Yonca Erken, bu yüzden hayatının her alanında pasif kaldığını belirtti. Derslerde bildiği halde konuşamadığını anlatan Erken, sosyal yaşamda da büyük sıkıntılar yaşadığını söyledi. Erken, “Ders sırasında sözlüye kalkmaya cesaret edemiyordum. Arkadaşlarımın sohbetlerine ortak olamıyordum. İleride seçeceğim mesleği bile değiştirmiştim. Hayal ettiğim mesleği değil de, en az konuşmasını gerektirebilecek meslekleri tercih etmeyi düşünmeye başlamıştım. Ancak, kursa başlayınca kekemelikten kurtuldum. Şimdi sınıfın en aktif ve en fazla sorumluluk alan öğrencisi oldum. Artık hayal ettiğim mesleği yapabileceğim” diyerek duygularını dile getirdi. Kendisindeki olumlu değişim gören iki kekeme kardeşin de kursa katıldığını anlatan Erken, “Diğer arkadaşlarıma da umut oldum” dedi.

    “Üzerimden dünyanın yükü kalktı”

    Emir Kılıç (12) ise yıllardır kekeme olarak yaşamını sürdürdüğünü ve çok zorluklar çektiğini söyledi. Annesinin de bu sıkıntısını çözmek için zor günler yaşadığını anlatan Kılıç, sağlığına kavuşmak için doktora gittiklerini, para harcadıklarını ve ekonomik imkanlarını zorladıklarını anlattı. Ancak, sağlığına kavuşamadığını anlatan Kılıç, şöyle konuştu: “Çaresiz kalmıştım. Ümidimi kaybetmiştim. Bir akrabamız bize Bağcılar Belediyesi’nin açtığı kurstan bahsetti. Başvurdum ve kursa başladım. Çok iyi çalıştım, kurallara uydum ve sağlığıma kavuştum. Şimdi adeta üzerimden dünyanın yükünün kalktığını hissediyorum. Annem de çok mutlu. Çünkü benim sağlığıma kavuşmam için çok çaba gösterdi.” Kekemelere de seslenen Kılıç, “Kekeme kardeşlerim, sakın umutsuz olmayın. Siz de gelin bu kursa katılın ve kekemelikten kurtulun” dedi.

    Turgut Gündoğdu adlı kursiyer de üç yaşından bu yana kekeme rahatsızlığı olduğunu anlattı. Arkadaşlarının kendisiyle alay ettiğini ve üzdüklerini anlatan Gündoğdu, hep dışlandığını anlattı. Bu yüzden adeta çöküntü yaşadığını anlatan Gündoğdu, okuma ve yazmayı dahi öğrenemediğini belirtti. Gündoğdu, “Okuldan sonra iş hayatında da başarı sağlayamadım. Söyleyemediklerimi, yazamıyordum. Ancak, Bağcılar Belediyesi kekeme ve seri konuşma projesi hayatımın dönüm noktası oldu. Şu an çok rahat şekilde konuşuyorum. Okuma yazmayı rahatlıkla öğrendim. Şimdi eğitim hayatıma devam ediyorum” diye konuştu.

    “Kekemelere yardımcı olalım”

    Kekemeliğin, psikolojik sebeplerle bireylerin erken yaşlarda konuşmadaki akıcılığı ve ritmi kaybetmesiyle ilgili bir iletişim bozukluğu olduğunu belirten Konuşma Bozuklukları Eğitim Kursu Psikoloğu Zümrüt Bayın, teknik ve psikolojik yöntemlerle her yaşta bu problemin aşılabileceğini belirtti.

    Bayın, “Kekemelik bireylerin hayatları boyunca yaşamak zorunda oldukları bir sorun değildir” dedi. 22 Ekim Dünya Kekemeler Günü’nde toplumu, kekemelik konusunda bilinçlenip daha duyarlı bireyler olmaya davet ediyoruz. Kekemelere yardımcı olsunlar. Onları topluma kazandıralım. Birlikte bu sorunu aşmalarına yardımcı olalım” dedi.

    “İlçemizde kekemelik sorunu olan kardeşimiz kalmayacak”

    Konuşma Bozuklukları Eğitim Kursu’nun önemine dikkat çeken Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, kekemelik sebebiyle insanların iş, eğitim ve sosyal yaşamlarında büyük sıkıntılar yaşadıklarına dikkat çekti. Kekemeliğin fiziksel ve kalıcı bir rahatsızlık olmadığını ifade eden Çağırıcı, uzman öğretmenler eşliğinde eğitim verdiklerini belirtti. Kursa katılanların kısa sürede kekemelikten kurtulduğuna dikkat çeken Çağırıcı, “Kurslarımız sayesinde 5 yaşından 60 yaşına kadar bu sorunu yaşayan hemşehrilerimin sorunlarına kesin çözüm buluyoruz” dedi.

    “Konuşma bozuklukları eğitim kursu”

    Konuşma Bozuklukları Eğitim Kursu’nda konuşma bozukluğu, kekemelik, hızlı konuşma, tutukluluk ve artikülasyon problemi olan ilçe sakinlerine kurs veriliyor. Kursiyerler, ortalama 15 gün aralıksız her gün beş saat kurs alıyor. Ardından üç ay boyunca takip ve kontrol dönemi başlıyor. Eğitimin kalıcı olmasını sağlamak amacıyla kontroller kurs sonrasında da devam ediyor. Bilgisayar programlarından da faydalanılan eğitimde döneminde her sabah müzikli hafif trans ile birlikte gelişme ve rahatlama egzersizleri de yapılıyor. Mezun olan her öğrenci haftada bir gün kontrol olmak üzere merkeze geliyor. Hafta içi her gün mesai saatlerinde düzenlenen kurslar sabah ve öğlen olmak üzere iki grup olarak düzenleniyor.

  • (Özel Haber) Beyin Tümöründen Kurtulup Sağlığına Kavuştu

    Zonguldak’ta yaşayan 56 yaşındaki Güler Koçoğlu, Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’nde (BEÜ) endoskopik hipofiz tümörü cerrahisi yöntemiyle sağlığına kavuştu.

    Zonguldak’ta yaşayan 56 yaşındaki Güler Koçoğlu, aşırı kilo alma, kontrolsüz şeker, tansiyon yüksekliği ve çeşitli rahatsızlıkları üzerine Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan tetkiklerde hipofiz bezi tümörü olduğu tespit edilen Koçoğlu için ameliyat hazırlıkları başlatıldı.

    Yapılan tetkikler sonrasında ameliyata alınan Koçoğlu, Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez BEÜ’de kullanılan ’Endoskopik Hipofiz Cerrahisi’ yöntemiyle sağlığına kavuştu.

    “HASTALARIN HASTANEDE YATIŞ SÜRELERİ KISALIYOR”

    BEÜ Beyin ve Sinir Hastalıkları Bölümü Doktoru Yrd. Doç. Dr. Aydemir Kale, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Murat Damar ile birlikte başarılı geçen ameliyatı anlattı. Yrd. Doç. Dr. Kale, “Aşırı kilo alma, ciltte incelme, vücutta kıllanma artışı, kontrolsüz şeker ve tansiyon yüksekliği ile başvuruyor. Hastamızın yapılan tetkikler neticesinde hipofiz bezi dediğimiz hormon salgılayan; beynin bir çeşit tümöründe aşırı salgılama sonrası cushing hastalığı teşhisini alıyor ve tedavisi planlanıyor. Bu tip hastalarda geleneksel olarak eskiden kafatasının açılarak tümörün çıkarılması yapılırken son zamanlarda burundan girilerek tümörün çıkarılması tekniği daha sık kullanılmaktadır. Mikroskop kullanılarak yapılan bu ameliyatlarda son 10-15 yıldır dünyada yaygınlaşarak endoskopun da bu işte devreye girmesiyle endoskopik hipofiz cerrahisi tedavisi gündeme gelmiştir. Ekip çalışması ve tecrübe gerektiren bu tedavi yönteminde KBB, endokrinoloji, anestezi ve radyoloji bölümlerinin bize desteği peri-operatif dönemde çok önemlidir. Güler hanıma da biz bu yöntemle cerrahi planladık. Bu ameliyatları KBB bölümüyle ortaklaşa yapmaktayız. Burun deliğinden kamerayla girilerek anatomik yapıların korunması sonrası tümöre ulaşılmaktadır. Daha geniş bir görüntü alanı elde edilen bu tekniğe açılı endoskopların eklenmesiyle başarı oranı yükselmektedir ve görüntü kalitesinin netliği ile tümör kontrol oranları artmaktadır. Ameliyat sonrası 1. gün hastalar ayağa kaldırılmaktadır. Hastaların burnuna tampon yerleştirilmemekte ve ameliyat sonrası konforları artmaktadır ve ayrıca hastanede yatış süreleri kısalmaktadır. KBB’dan hocalarımızın da destekleriyle bu ameliyatları hastanemizde yapabilmekteyiz” diye konuştu.

    “TEDAVİ YÖNTEMİ KOLAYLAŞTI”

    Kolaylaşan tedavi yöntemi sayesinde hastanın kısa sürede ayağa kalktığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Aydemir Kale, bir günde ayağa kalkan hastanın kısa sürede taburcu edileceğini de sözlerine ekledi.

    Bülent Ecevit Üniversitesi’nin gerek tıbbi malzeme, gerekse bu konuda uzmanlaşyı sağlayacak eğitim destekleriyle ameliyatların kolaylaştığını aktaran Yrd. Doç. Dr. Kale, “Üniversitemizde artık bu tip ameliyatlar yapılıyor. Hastaların daha büyük merkezlere sevk edilmesi gerekmiyor. Bu tip hastalar genellikle bize hormonal bozukluklarla başvuruyor. Dolayısıyla öncelikli olarak endokrin polikliniğine de başvuruyorlar. Bizim de hastanemiz endokrinoloji bölümüyle güzel bir iş birliği ve ortak çalışmamız var. Gerek hastanın ameliyat öncesinde gerekse sonrasındaki hormon kontrolü açısından birlikte çalışmamızın başarılı sonuçlara büyük katkısı var” dedi.

    “HASTA ERKEN TABURCU OLUYOR”

    KBB Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Murat Damar da endoskoplar yardımıyla gerçekleşen ameliyatın daha popüler hale geldiğini hatırlatarak şu ifadelere yer verdi:

    “Beyin Cerrahisi bölümündeki arkadaşlarla beraber birlikte yaptığımız bu ameliyatta endoskoplar kullanıyoruz. Endoskopta burun içerisindeki yapıları ve ameliyat sonrası gelişebilecek yapışıklıklar daha az olduğu için dünyada son dönemlerde bu ameliyatlar popüler hale geldi. Biz de bu hastamızdaki gibi endoskopik olarak selladaki tümörleri endoskop yardımıyla çıkarıyoruz. Önceki ameliyatlarda burunun ortak yapının arasına girilerek sinüsün içerisine giriliyordu. Endoskopik yöntemle buradaki yapılara hiç dokunulmadan sadece arkadan 1-2 santimetrelik bir kesi ile direk sinüs içine giriliyor ve buradan tümörün olduğu sella bölgesine ulaşılıyor. Bu da ameliyat sonrası dönemdeki yapışıkların minimum olması, ameliyattan sonra hastanın daha erken taburcu olmasını sağlamaktadır. Hastaların burun ile ilgili şikayetleri oldukça azalıyor.”

    Ameliyat sonrası ayağa kalkan hasta Güler Koçoğlu da kendisini daha sağlıklı hissettiğini anlatarak, “Şikayetleri pek önemsememiştim ama ciddi bir hastalığım olduğu tıp fakültesinde yapılan incelemeler sonrası ortaya kondu. Sağ olsunlar onların sayesinde bu ameliyat gerçekleşti. Şu an iyiyim, hiç ağrı sızım yok. Çok halsizdim, hiç yürüyemeyecek gibi halim vardı. Bugün iyi olduğumu hissediyorum” diye konuştu.