Etiket: Kurtulun

  • Yüzdeki Cilt Lekelerinden Ağrısız Kurtulun

    Özel Medicana Konya Hastanesi, son teknoloji Q Switch ND Yag Lazer cihazı ile yüzdeki cilt lekelerinden ağrısız ve sızısız şekilde kurtulma imkanı sunuyor.

    Gelişen teknolojiyle birlikte cilt sağlığı ve güzelliğinde uygulanan lazerli yöntemler son yıllarda son derece gelişmiş durumda. Pürüzsüz ve güzel bir cilde sahip olmak özellikle bayanların sıklıkla üzerinde durduğu bir konu. Özel Konya Medicana Hastanesi’ne yeni gelen Q Switch ND Yag Lazer cihazıyla pürüzsüz bir cilde kavuşmak mümkün.

    Yeni aldıkları cihazı tanıtan Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Op. Dr. Muhammet Kayapınar, Q Switch ND Yag lazer cihazının kendi türünün en gelişmiş cihazı olduğunu belirterek, “Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi onaylı bir cihaz. Güneş lekeleri, gebeliğe bağlı lekeler, lazer uygulamaları hatalarına bağlı lekeler, dövme silme, akne sıkarı, akne tedavisinde çok başarılı bir cihaz. Karbon peeling uygulanabiliyor bu cihazla. Her mevsimde cilde uygulanabilen bir cihaz. Herhangi bir lekede artış sağlamıyor. Bütün hastalarımızda başarıyla tedavilerini yapıyoruz bu cihazla. Ayrıca cihazımızın ağrısı sancısı yok. Çok konforlu bir cihaz. Öğle arası tatilinde bile çok kısa sürelerde 15 – 20 dakika gibi bir sürede uygulanıp normal günlük aktivitesini devam ettirebiliyor hasta” diye konuştu.

  • Badem Göz Estetiği İle Yorgun Görünümden Kurtulun

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, badem göz estetiği ile yorgun gözlerden kurtulma önerisinde bulundu.

    Op.Dr. Şeyda Atabay, “İfademizi belirleyen gözlerimiz aslında bizim sağlığımız hakkında da bilgiler verir. Gözlerimizin güzel gözükmesi ve daha sağlıklı görünümde olması bazı anatomik nedenlere bağlıdır. Göz kapaklarının iç ve dış kısımlarının duruşu burada büyük paya sahiptir. Göz kapağı dış köşesi iç köşesine göre daha yukarıda ve belli bir açı ile sonlanır” dedi.

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, badem göz estetiği hakkında şu bilgileri verdi:

    “Bazı genetik durumlarda göz kapakları dış kısmı daha aşağıdadır. İç köşe ile aynı hizada olabildiği gibi bazen de daha aşağıdadır. Ayrıca göz kapaklarının dış köşesi belli bir açıda ve keskindir. Bu köşe anatomik nedenlerle veya yaş ile gevşediğinde yuvarlak bir görüntü alır ve bu durum göz kapağında gevşekliğin habercisidir. Bu durumlarda kişi daha üzgün, yorgun bir ifade kazanır. Ve bu durum her yaşta sorunlara neden olabilir. Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bademgöz estetiği bu durumlarda başvurduğumuz tedavi şeklidir. Lokal anestezi altında küçük bir kesiden gerçekleştirdiğimiz ameliyat yaklaşık yarım saat sürer. Burada yapılması gereken dokuların gevşekliğine göre ameliyat planı çıkarılmalı ve dokular yeni belirlenen periost alanına asılmalıdır. Sadece göz kapağının dış bölgesinden yaklaşık 1cm lik bir alanı uyuşturarak yaptığımız bu cerrahi tedavi yine bu bölgede 3-4 dikişle sonlandırılmaktadır. Kendiliğinden eriyen dikişler kullanıldığında dikiş alımı gerekmese de dokuların daha iyi iyileşmesi için dikişler 5. günde alınmalıdır. Bademgöz estetiği ameliyatında önemli olan mevcut dokuların durumlarının çok iyi değerlendirerek uygun hastaya uygun tekniklerle operasyonu gerçekleştirmektir.”

  • Yeni Teknolojik Yöntemlerle Sivilce Ve Yara İzlerinden Kurtulun

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Selin Tecimer, Dermis olarak adlandırılan derinin alt katmanlarına kadar ulaşan yara ve sivilce izleri, yüzeysel yapılan tedavi amaçlı kimyasal soyma gibi uygulamaları yetersiz kılabildiğini, bu sebeple, Dermis bölgesine ulaşmada yüksek hassasiyet ve kontrol sağlayan lazer tedavilerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

    Dr. Tecimer, Teknolojinin bugün geldiği noktada, pek çok lazer sistemine sahip olunduğunu belirterek, “Herbirinin deri üzerinde ayrı bir etkisi vardır. Fraksiyonel Lazer Sistemleri, işte bu noktada, iz tedavileri için tercih ettiğimiz yöntemlerden birini oluşturuyor. Lazer ışın atımlarının bütün olarak değil, düzenli aralıklarla deriye ulaşmasını sağlayan bu fraksiyonel sistem; öncelikle deri üzerinde pıhtılaşan kanallar açıyor. Böylece, aralıklı minik sütunlar şeklinde ısınan bu kanalların etrafındaki sağlam deri için onarım mekanizması çalıştırılırken, aynı zamanda bölgedeki kollajen üretimi de tetiklenmiş oluyor” dedi.

    Derinin yeniden düzenlenmesi için kullanılan bu lazerlerin, Ablatif ve non-Ablatif olmak üzere iki farklı etkiyle çalıştığını belirten Dr. Tecimer şöyle devam etti:

    “Ablatif etki oluşturan Karbondioksit ve Erb-Yag Lazerler, deride etki ettiği hedef molekül su olduğundan, suyun buharlaşmasına bağlı termal hasar oluşturarak, derinin epidermis denilen üst tabakasının bir kısmını ortadan kaldırır. Dermis tabakasına etkisi ise kısmendir. Non-Ablatif etki oluşturan Er:Glass veya Nd.Yag gibi lazer sistemleri ise derinin Dermis tabakasında pıhtılaşma oluştururken, deri bütünlüğünü bozmadan kollajen üretimi tetikler”.

    Yara izlerine Fraksiyonel Lazer atımları uygulandığında, yaratılan ablatif etkinin izlerin üzerinde istenen miktarda kontrollü hasar oluşturduğunu ifade eden Dr. Tecimer, “Bu sayede, lazerle oluşturulan minik sütunlar, vücudun kendi onarım mekanizmasını tetikleyerek, eski izlerin olduğu alanlardaki yeni iyileşme becerisini başlatır. Ablatif ve non-Ablatif Lazerler; sağlam deri alanlarından hasarlı alanlara doğru kollajen üretimini arttırarak, başlamış olan iyileşme becerisini güçlendirir. Lazerle güçlendirilmiş olan bu iyileşme becerisi sayesinde, hasarlı deri alanları, etrafındaki sağlam alanlarla eşitlenmeye çalışır. Böylece izler, normal deri seviyesine yaklaşır” dedi.

    İz tedavilerinde onarım mekanizmasını başlatan Fraksiyonel Ablatif Lazerlerin, öncelikli tercihleri olduğunu, ancak Ablatif Lazerler’in tek başına kullanılmasının derinin alt tabakası olan Dermis’e etki edebilmek için, yüksek doz uygulama gerektirdiğine dikkat çeken Dr. Tecimer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Deri yüzeyinde daha çok hasar oluşturacak olan bu yüksek doz uygulama, iyileşme sürecinin de uzaması anlamına gelir. Bu nedenle Ablatif Sistem’in dozunun arttırılması gerekmeyen non-Ablatif Sistem’le eş zamanlı uygulama; daha kısa iyileşme süresinin yanısıra, uygulama sonrasındaki 1 ila 3 gün içerisinde sosyal yaşamın devam edebileceğini öngörebilmektedir. Fraksiyonel Lazer Sistemleri’nde, tek uygulamada, hedef bölgenin yüzde 15-20’sine kadar lazer atımı gerçekleştirilebilmektedir. Tam tedavi için hedeflenen seans sayısı ortalama 5-6 olmakla birlikte, izlerin klinik durumuna bağlı olarak ek seanslar gerekebilmektedir. Vücuttaki yara onarım süreci, normal koşullarda, ortalama 6 haftadır. Bu nedenle, seans uygulama aralıkları, 6 ila 8 hafta olarak belirlenmektedir. Tedavinin etkisi ise, 4. hafta itibariyle gözle görülür seviyeye ulaşır. Ve her bir uygulama sonrasında, elde edilmek istenen etki, daha da belirgin hale gelir. Bu uygulama yöntemi, tüm yara ve sivilce izlerinde kullanılabilmektedir. Ancak unutulmaması gereken; aynı kişinin farklı lezyonlarında bile değişen iyileşme oranlarının gözlenebileceğidir. Bir lezyonun iyileşme süreci; deride bulunduğu bölge, klinik farklılıklar, süre ve kişinin deri onarım mekanizmasına bağlı olarak değişebilir. Çünkü her bir organizma, kendine has mükemmellikler geliştirir. Her yaşanmışlık, kendine özel izler bırakır hayatımızda. Yalnızca kendinize saklamak istediğiniz izler için, lütfen Dermatoloji uzman doktorunuza başvurun. Çünkü paylaşmak istemediğiniz anılarınız da olabilir”.

  • Varislerinizden Acısız Ve Ameliyatsız Kurtulun

    Varislerden artık ameliyatsız kurtulmak mümkün.

    Zamanında yapılacak müdahalenin ardından lazer tedavisi ile varisten kurtulunabileceğini ifade eden Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Aydın, “Kılcal damarların bulunduğu bölgede çeşitli iç ya da dış unsurlara göre zaman zaman genişleyerek ya da yumak yaparak pek de hoş olmayan görüntüler sergilemektedir. Kılcal damar çatlamaları öncelikle estetik ve kozmetik bir problemdir. Ancak yoğunlaştığı bölgelerde kaşıntı, ödem, yanma ve kanamalar sebebiyle medikal bir problem haline de gelebilir” dedi.

    Kılcal damar tedavisinde lazer kullanımının günden güne arttığını kaydeden Ufuk Aydın, lazerle kılcal damar tedavisinin FDA tarafından onaylandığını söyledi. Aydın, “Bunun için lazerin çeşidinin ve lazer ışınının damar yapısına özgü olması gerekiyor. Lazer ile damar tedavisinde cilt altı genişleme gösteren damarların ciltte hasar bırakmadan ortadan kaldırılması hedefleniyor. Hasta için acı hissi oluşturmayan uygulama sırasında, hassas kişiler için lokal anestezik madde (krem) kullanabiliyoruz. Lazer yöntemi ile yapmış olduğumuz tedavi ardışık seansları gerektirir. 4 ile 6 seans arasında sonuç alabilmek mümkün. Seans süresi ise hasarlı damar dokusunun durumuna göre değişiklik göstermektedir” dedi.

  • Lazer Lıposuctıon İle Fazlalıklardan Kurtulun

    Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın, vücuttaki inatçı ve şekil bozucu yağlardan lazer liposuction ile kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Lazer liposuction hakkında açıklama yapan Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın, “Günümüzde lazer liposuction vücudumuzda fazlalık olup belirli bölgelerdeki görüntüyü oldukça bozan inatçı yağlardan kurtulmanın en modern yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gerçekleştirilen operasyon esnasında fazla yağlar ısıtılarak eritilir. Bunun için de lazer kanüllerinden faydalanılır. Lazerden elde edilen ısı aynı zamanda derinin daha pürüzsüz ve güçlü olmasını sağlayan kollajen üretimini de artırıcı yönde etki eder. Bu sayede daha ince, sıkı ve pürüzsüz bir vücut şekli elde edilir” dedi.

    LAZER LIPOSUCTION HANGİ BÖLGELERE UYGULANABİLİR?

    Lazer liposuctionın hangi bölgelere uygulanabileceği hakkında da bilgi aktaran Opr. Dr. Nazmi Bayçın, “Bu operasyon vücuttaki çene, yüz, kalça, bel, iç ve dış uyluk gibi birçok bölgeye uygulanabilir. Bu yöntem erkeklerde göğüslerde biriken yağlardan kurtulmak için de en etkili yöntemdir. Klasik liposuction yöntemine göre çok daha az risk içerir. Bu nedenle çok hassas olan koltukaltı ve boyun gibi alanlara da uygulanmasında sakınca yoktur. Vücuttaki kol, kalça ve karın gibi yağların çok zor eridiği bölgelerde daha şekilli bir vücut isteyen bayanlar için kurtarıcı olmaktadır ve günden güne de kullanımı artmaktadır. Klasik liposuction yöntemine göre oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Lazer liposuction yönteminde ayrıca çok daha hassas çalışmak mümkün olabilmektedir. Az miktardaki birikmiş yağlar bile bu yöntemle ısıtılıp eritilebilmektedir. Bu sayede o bölge şekillendirilmiş olur. İşlem sonrasında uygulama yapılan bölgelerde meydana gelen şişlik ve morluklar çok daha az düzeyde oluşur. Kol bölgesi, uyluk, bel ve karın gibi alanlardan da vücudu şekillendirmek için yağ alınması mümkündür. Bu sayede dokular daha atletik ve kaslı bir yapıya sahip olur” diye konuştu.

    KİMLER İÇİN UYGUNDUR?

    Bu yöntemin kimler için daha uygun olduğu konusunda ise Dr. Bayçın şu bilgileri verdi:

    “İnsan vücudunda belirli bölgelerde biriken bazı yağ dokuları vücut şekline oldukça bozucu etkiler yaparlar. Bunlar spor ya da diyetle eritilemez. Vücuttaki bu inatçı ve şekil bozucu yağları almak için lazerle ısıtarak eritmek oldukça faydalı bir yöntem olarak insanlara çözüm sunar. Bu uygulama aslında bölgesel olarak zayıflamak isteyen insanlara da başarı ile uygulanabilir. Vücutlarında sadece belirli bölgelerde inatçı yağlanmalar olan kişilere bu yöntemin uygulanması oldukça sağlıklıdır. Kilolu olan ve tüm vücutları eşit biçimde bu yağ fazlalıklarını barındıran insanlar için lazer liposuction yöntemi uygun bir çözüm yolu değildir. Bu yöntem bir kilo vermek aracı olarak kullanılamaz. Bu yöntemin amacı bölgesel inatçı yağları eritip alarak vücudumuzu şekillendirmektir. Bu yöntem uygulanırken işlem yapılacak bölge sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak lokal ya da genel anestezi uygulanır. Genel olarak çalışma mantığı fazla olan yağların lazer ışınları yardımıyla eritilmesi ve bunların çok ince bir kanül yardımı ile dışarı alınması şeklindedir. Lazer ışını ile yağlar parçalandığı için oradan almak çok daha kolay olmaktadır. Bununla birlikte lazer ışınları sadece yağları parçalamazlar; aynı zamanda buradaki kollajen ve elastan üretimini de ciddi oranda arttırarak cildimizin çok daha sıkı ve güçlü olmasını da sağlar. Bu nedenle de klasik liposuction yöntemine göre çok daha fazla talep görmektedir.”