Etiket: Kurtulun

  • Yorgun Gözlerden Ufak Dokunuşlarla Kurtulun

    Gözlerde oluşan torba ve kırışıklıkların kişiye yorgun bir görünüm verdiğini belirten uzmanlar, bunun küçük dokunuşlarla halledilebileceğini bildirdi.

    İnsanların şıklık kadar zinde görünmesinin de önemli olduğunu belirten Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mesut Özcan, uzmanlar, ilk temas kurulan gözlerin çok önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Genellikle 35-40’lı yaşlardan sonra göz ve göz çevresindeki kırışıklıkların belirginleşmeye başladığına dikkat çeken Özcan, bunların kollajen ve benzeri dolgu maddeleriyle düzeltilebildiğini söyledi. Kırışıklıklarla birlikte göz kapağında sarkma, gözaltında torbalanmanın estetikle çözülebileceğini belirten Özcan, “Yer çekiminin etkisi, ilerleyen yaş, stres, uykusuzluk, sigara gibi yüz genelinde özellikle de göz çevresindeki deride gevşeme, fazlalaşma ve sarkma gibi durumlar ortaya çıkıyor. Göz kapağı estetiği genellikle 40’lı yaşlar üstünde uygulanırken, göz kapağındaki torbalanmaları irsi yatkınlık sebebiyle daha genç yaşlarda da görebiliyoruz. Bakışlar daha yorgun ve karamsar bir ifade arz edebildiği gibi sarkan üst göz kapağı derisi görüş alanını engelleyebiliyor. Bu sıkıntıları estetik göz kapağı cerrahisi ile ortadan kaldırmak mümkündür” dedi.

    Özcan, “Konu üst göz kapağı estetiği, alt göz kapağı estetiği ve göz çevresi estetiği olarak ele alındığında tatmin olunabilecek sonuçlar elde etmek mümkün. Üst göz kapağında bağ ve kas dokusu onarımıyla fazla deri ve yağ, alt göz kapağında ise fazla yağ miktarı ve deri alınır. Estetik plastik cerrahinin prensiplerine uygun olarak yapılan özel dikişler ile izler belirgin olmayacak şekilde operasyon tamamlanır. Göz kapağı estetiği ile birlikte ihtiyaç varsa kaş kaldırma, alın germe ve yüz germe operasyonları da yapılabilir” diye konuştu.

  • 60 Dakikada Reflüden Kurtulun

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner, Reflü hastalığının Laparoskopik cerrahi ile ortalama 60 dakikada tedavi edildiğini söyledi.

    Reflü hastalığı hakkında konuşan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tolga Hüner, Reflü hastalığının, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması nedeni ile oluştuğunu söyledi. Erişkinlerin yaklaşık yüzde 25’inde reflünün görüldüğüne dikkat çeken Dr. Hüner, “Mide içeriği, midenin salgıları nedeniyle belirgin derecede asitlidir ve yemek borusunun tahrişine neden olur. Reflü hastalığı, asitli veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur. Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir” dedi.

    “HASTA 35-60 DAKİKA ARASINDA LAPAROSKOPİK CERRAHİ İLE SAĞLIĞINA KAVUŞUYOR”

    Dr. Tolga Hüner, Reflü tedavisinde birçok yöntemin kullanıldığına dikkat çekerek, tedavisi hakkında şunları söyledi:

    “Bu yöntemler reflünün şiddetine ve ilerlemesine göre doktor tarafından belirlenmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi tip ve evrelerine göre hastalığın iyileştirilmesini sağlayan yöntemlerdir. Çok uzun süredir reflü sağaltımında uygulanan Nissen ameliyatının teknik olarak aynısı olmakla birlikte laparoskopik olarak yapılması hastaya büyük kazanımlar getirmiş, ameliyat sonrası iyileşme süresini çok kısaltmış, ağrıyı çok azaltmış, işe ve olağan yaşama dönüşü hızlandırmıştır. Uzun dönemde açık ameliyata göre; deneyimli bir ekip yaptığı sürece, sonuçların daha da iyi olması LaparoskopikNissen tekniğini kronik reflü sağaltımında “altın standart” haline getirmiştir. Laparoskopik ameliyat karından yapılan ancak karın kesilmeden, 0.5 ve 1 cm’lik küçük noktalardan girilerek yapılan bir tekniktir. 5 ya da 4 adet port kullanılarak bu ameliyat için özel üretilmiş cerrahi aletler ile uygulanır. Eğer mide fıtığı var ise öncelikle fıtık onarımı yapılır. Fıtığın büyüklüğüne ve hastanın özelliklerine göre değişmekle birlikte hemen her hastada nüks riskini azaltmak için yama da kullanılmaktadır. Laparoskopikreflü ameliyatlarında ortalama süre 35-60 dakikadır. Sonrasında hasta uyandırılır ve yaklaşık 30 dakika içerisinde odasına alınır. 6 saat sonra odasında yürütülür ve geceyi hastanede geçirir. Birinci gün sabah hafif bir kahvaltı sonrasında evine gidebilir durumdadır. Evine gittiğinde yürüyebilir ve kendi işini yapabilir halde olan hasta 1 hafta boyunca sıvı ve yumuşak gıda tüketir. Hastalarımızın yaklaşık yüzde 75’inde 2’inci gün sonrasında ağrı kesici gereksinimi olmamaktadır. 7’inci günde olağan görüşme yapılır ve yara pansumanları açılır. 2. hafta sonunda iyi çiğnemek ve yavaş yemek dışında hastanın sosyal hayatında bir kısıtlama kalmamaktadır.”

  • 10 Adımda Boyun Ağrılarından Kurtulun

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sabahattin Verim, ani hareket, fiziksel aktivite yetersizliği ve çeşitli hastalıklar sonucu görülebilen boyun ağrılarının her yaşta ortaya çıkabildiğini belirterek, kişisel önlemlerin ağrıların kısa sürede kontrol altına alınmasını sağladığını kaydetti.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Sabahattin Verim, boyun ağrıları ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Boyun ağrılarının, boyun omurgasını oluşturan kemikler, eklemler ve omurların arasında yer alan disklerle beraber, omurga etrafındaki kas ve bağlarda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle oluştuğunu anlatan Verim, modern yaşamın ve sürekli oturmanın bir sonucu olan boyun ağrılarının yaşam kalitesini düşürdüğünü ve iş gücü kaybına neden olduğunu vurguladı. Her 3 kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısından şikayet ettiğini dile getiren Verim, “Modern yaşamın getirdiği olumsuzluklardan biri olan boyun ağrılarına, boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında kireçlenme, miyofasyal ağrı sendromları, romatizma, osteoporoz, kötü duruş ve boynu kötü kullanma ile tekrarlayan strese bağlı zedelenme gibi pek çok neden yol açmaktadır” dedi.

    “BİLGİSAYAR BAŞINDA VAKİT GEÇİRENLER DİKKAT”

    Özellikle bilgisayar başında çalışanlarda, ev hanımlarında ve uzun yola çıkan şoförlerde sürekli tek noktaya odaklanan kişilerde ve öğretmenlerde boyun ağrıları daha sık görüldüğüne dikkat çeken Dr. Verim, “Kolda kuvvet kaybı, parmaklarda uyuşma, karıncalanma, hissizlik, baş öne eğildiğinde boyun ve sırt ağrısı, boyun hareketinde kısıtlılık ve kola yayılan ağrı varsa, mutlaka fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına başvurulmalıdır” diye konuştu.

    “VÜCUT YAŞLANDIKÇA BOYUN AĞRILARI ARTABİLİR”

    Boynun 7 adet omurdan oluştuğunu ve omurların arasında da hareket edebilmeyi sağlayan diskler yer aldığını aktaran Verim, şunları kaydetti:

    “Bu diskler içerdiği su ve kollajen yapı sayesinde omurga üzerine binen yükü hafifletir. Aynı zamanda iki kemik dokunun birbirine temas etmesini de engeller. Yaş ilerledikçe veya travmalar arttıkça disk dokusu suyunu kaybedip daha sert ve hareketi kısıtlı hale gelir. Vücudun yükünü taşıyan bu disk dokusu dejenere olduğu zaman, ağrılar ortaya çıkmaya başlar. Bunlar, boyun ağrılarının en önemli nedenlerinden biri olan boyun fıtığının belirtileridir.”

    “BOYUN AĞRILARINI ÖNLEMEK İÇİN 10 ALTIN KURAL”

    Boyun ağrısını önlemek için önerilerde de bulunan Dr. Verim, şunları söyledi:

    “Masa başında çalışanlar, kol destekli bir sandalyede, omuzları geride ve ayakları yere değecek şekilde oturmalıdır. Sırt, bel ve ense bir yastık ile desteklenmelidir. Uzun süre bilgisayar kullanmaktan, kitap ve gazete okumaktan, televizyon seyretmekten kaçınılmalıdır. Yüksek bir noktadan bir şey alınacakken, merdiven kullanılmalı veya o yüksekliğe yakın olmaya çalışılmalı, ani ve sert hareketlerden kaçınılmalıdır. Özellikle iş yaparken, rahat ve sıkmayan kıyafetler giyilmelidir. Masada otururken veya bilgisayar kullanırken 45 dakikada bir 5 dakikalık ara verip, ayağa kalkılmalı, yürüme ve gevşeme egzersizleri yapılmalıdır. Yüz üstü değil, sırt üstü yatmalı ve yastıkla boynun normal eğriliği korunmalıdır. Televizyon izlerken baş kanepenin koluna konulmamalı ve bu şekilde uyunmamalıdır. Telefon ahizesi omuz ile baş arasına sıkıştırarak konuşulmamalıdır. Gün içinde uzman yönlendirmesi ile planlanan germe ve güçlendirme egzersizleri yapılmalıdır. Omurga sağlığı için yürüme ve yüzme gibi egzersizler ihmal edilmemelidir. Hayata bağlı kalıp, stresten mümkün olduğunca uzak durulmalı, sosyal aktivitelere daha çok ağırlık verilmelidir.”

  • Göz Kapağı Ameliyatı İle Yorgun İfadeden Kurtulun

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, “Göz kapagı ameliyatı ile yorgun ifadeden kurtulun” dedi.

    Göz kapağı ameliyatının en önemli avantajının lokal anestezi ile gerçekleştirebilmesi olduğunu belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Hastamız ameliyat sırasında hiçbir ağrı duymaz. Tüm ameliyat boyunca hastamız ile konuşarak rahat bir şekilde ameliyatlarımızı gerçekleştirebilmekteyiz. Tüm ameliyat hastamızın gözü kapalı olarak yukarıdan yapıldığı için hastamız rahatsızlık duymaz. Lazerle yaptığımız için kanama problemi çok yaşamayız. Ameliyat yara yerine estetik dikişler atılarak sonlandırılır. Ameliyat sonrasında hastalarımızı hemen evlerine gönderebilmekteyiz. Hastanede kalmayı gerektirmez. Ameliyat sonrasında uygulayacakları buz kompresi ile ağrı sorunu da olmamaktadır. Gayet konforlu bir ameliyattır” dedi.

    Üst ve alt göz kapağı ameliyatının lokal ya da genel anestezi altında 1 ila 2 saatte tamamlandığını belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Operasyon sırasında hasta acı ya da ağrı hissi duymaz. Üst göz kapağında kat çizgisinden, alt göz kapağında kirpiklerin hemen altında kesiler açılarak buradan müdahale edilir. Üst göz kapağındaki kas dokusundaki gevşeklik giderilir. Bağ ve kas dokusu onarılır, fazla yağ miktarı ve deri alınır. Alt göz kapağındaki fazla yağ, cilt ve kas dokusu alındıktan sonra özel dikişlerle kesi yeri, iz belirgin olmayacak şekilde kapatılır. Dikişlere hafif bir pansuman yapılır” diye konuştu.

  • 10 Besinle Göbek Yağlarından Kurtulun

    Diyetisyen Merve Karademir, yağ yakımını hızlandıran besinler konusunda uyardı. Karademir, “10 besinle göbek yağlarınızdan kurtulun” dedi.

    İrene Diet&Wellness Kliniğinden Diyetisyen Merve Karademir, yaptığı açıklamada, “Kış aylarında saklanan göbek, kıyafetlerin incelmesiyle birlikte sizi rahatsız mı ediyor? Ne kadar kilo verirseniz verin hala göbeğinizden kurtulamıyor musunuz ? Artık kadın-erkek, genç-yaşlı demeden giderek büyüyen ortak bir problem haline gelen bu durum sağlık risklerini de beraberinde getirmekte. Erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm üstünde olması yüksek risk belirtisi olup, direk kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve felç gibi sağlık problemleriyle bağlantılıdır. Ayrıca son zamanlarda yapılan çalışmalar alzheimer, demans(unutkanlık), metabolik sendrom, osteoporoz gibi kemik hastalıkları ve kolon kanseri ile ilişkili olduğu bildirmektedir” dedi.

    Diyetisyen Merve Karademir, “Vücutta yağ dağılımı genlerle alakalı olsa da fiziksel durumlarında etkili olduğu bel/karın bölgesi yağlanmasını, yağ yakımına destek olan besinleri kompleks olarak tüketip, beslemenizde bulundurulduğunda karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltarak sağlık üzerine risklerini azaltabiliriz” diye konuştu.

    Diyetisyen Merve Karademir, yağ yakımını hızlandıran /yardımcı olan doğadan 10 besini ise şöyle sıraladı;

    “YUMURTA: Sağlıklı protein donanımıyla mucizevi bir besin olan yumurta vücut için gerekli ve vücudun üretemediği aminoasitleri içermektedir. Sindirilebilirliği yüksektir. Kaslar için önemlidir. Uzun süre tok tutar ve yağ yakımını destekler.

    AVOKADO: Sağlıklı yağlarla yağları yakmak mümkün. Avokado içeriğinde ki omega-9 yağ asitlerinden dolayı metabolizmayı hızlandırır, yağların enerjiye dönüşmesini destekler. Yüksek lif içeriğiyle tokluk hissini arttırır, yeme ataklarınızı önleyerek kilo vermeye yardımcı olur.

    TAM BUĞDAY EKMEK: Günlük enerji yakıtının çoğu karbonhidratlardır. Sağlıklı karbonhidrat olan tam buğday ekmek, B gurubu vitaminlerinden zengin, lif kaynağıdır. Metabolizmayı ve bağırsakları çalıştırır, yağ yakımını destekler. Ayrıca tam buğday ekmek, beyaz ekmeğe göre % 50 daha tok tutar.

    ACI BİBER: Metabolizmanızı ateşler. İçeriğinde bulunan kapsaisin maddesi termojenik etki yaratır ve yağ yakımını hızlandırır.

    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ: Özellikle az yağlı süt ve süt ürünleri yağ yakımını full destekler. Kalsiyum ve protein açısından zengindir. Günde 2-3 porsiyon az yağlı süt ve süt ürünleri tüketimi, sağlıklı kilo vermeyi sağlar.

    KAHVE: Enerji harcamasını arttıran kahve, metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur. Günde 2-3 fincan Türk kahvesi veya diğer kahvelerin tüketimi, lipolizisi yani yağ yıkımınını arttırarak yağ depolarını boşaltır. Termojenik etkisinden dolayı kilo vermeye yardımcı olur.

    YULAF: Liften zengin bir kahvaltının baş tacıdır yulaf. Betaglukan adlı çözünür lif içeriğiyle tok tutar ve sindiriminin uzun olmasıyla yağ yakımına yardımcıdır.

    GREYFURT: Kan şekerini dengede tutar. C vitamini içeriğiyle detoks etkili ve idrar söktürücüdür. Yağ yakımını desteklemek amaçlı günlük düzenli greyfurt tüketimi kilo vermeye yardımcı olur.

    BADEM: Protein kaynağı ve tekli doymamış yağlardan zengin olması bademin yağ yakıcı özelliğini oluşturmakta. Düzenli, günlük 5-6 adet badem tüketmenin karın bel çevresini incelttiğine dair çalışmalar vardır. Ayrıca içeriğindeki omega-3 yağ asitleriyle kalbi korur.

    TARÇIN: Kan şekeri dengesini sağlar, tatlı isteğini azaltır. Kan şekeri iyi dengelendiğinde vücutta yağ depolamanın önüne geçilerek yağ yakımına destekçidir.

    Doğanın size sunduğunu yiyin, porsiyon kontrolünü sağlayın, işlenmiş gıdalardan uzak durun ve bunları yaşam tarzınız olarak benimseyin. Böylece hem başarılı kilo verir hem de ruhen -bedenen ve zihnen dengeli, sağlıklı yaşam sürmeyi garanti edersiniz.”