Etiket: Kurtulun

  • Ameliyatsız ve ilaçsız ağrılarınızdan kurtulun

    Acıbadem Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Murat Yıldırım, manuel terapi ile fıtıktan ameliyatsız ve ilaçsız kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Manuel terapinin yaklaşık 5 bin yıldır bütün dünyada uygulanan bir tedavi metodu olduğunu belirten Dr. Murat Yıldırım, bunun sadece elle uygulanan bir tedavi metodu olduğunu ifade etti. Manuel terapinin herhangi bir ilaç olmaksızın tamamen bazı manevralarla uygulanmakta olduğunu ifade eden Yıldırım, “Aslında çevremizde hekim olmayan birçok kişi bu tedaviyi uygulamaya çalışıyor. Ama bu konuda eğitim çok mühim. Son dönemde hekimler bu konuya el attı. Bilinçli bir şekilde yapılan bir tedavi oldu. Yine de rahatsız olan hastalar iyice araştırma yapmadan uygulamaya geçmemeli” dedi.

    Manuel tedavinin, vücuda bazı pozisyonlar verilerek refleks yolla etkilenen bir tedavi metodu olduğunun altını çizen Dr. Yıldırım, “Manuel tedavi özellikle bel, boyun ağrılarında sıkça kullanılmaktadır. Bütün eklem ağrılarında da kullanılabilir. Özellikle bel ve boyun fıtığının ameliyatsız tedavisinde çok sık kullanıldığı günümüzde bilinmektedir. Hastanın durumuna göre 2 ile 10 seans olarak uygulanır ve ortalama olarak 5 seansta ise tedavi biter” diye konuştu.

    Tedavi sonrasında hastanın yapması ve yapmaması gereken bazı şeylerin olduğunu ifade eden Yıldırım, “Hiçbir tedavi yüzde 100 hastalığı ortadan kaldırmaz. Hastada belirli iyileşmeler sağlandıktan sonra günlük yaşantıda bazı kurallar vardır. Bazı egzersiz programları vardır. Hasta yaptığı hareketlerde bazı şeylere dikkat etmek zorundadır. Bunlar doktor tarafından kendisine aktarılır. Dolayısı ile yüzde 100 tedavi diye bir kavram yoktur” şeklinde konuştu.

    Manuel terapinin uygulanamadığı bazı durumların da olduğunu belirten Yıldırım, “Gebelik, vücutta implant bulunması, kas gücü kaybı olması ve ileri derecede kemik erimesi olan hastalarda manuel terapi uygulanmaz. Bunun dışında muayenede başka bir bulguya rastlanmazsa uygulanabilir. Kliniğimizde fizik tedavi uygulamalarına ilaveten tamamlayıcı tıp uygulamaları da var. Yani nöral terapi ve ozon tedavisi de yapmaktayız. Beslenme danışmanlığı ve obezite hastalarına da elektro terapi ve egzersiz programları uygulanmakta” dedi.

  • Proloterapi ile ameliyat olmaktan kurtulun

    Uzmanlar, cerrahi müdahale gerektiren kas ve iskelet sistemi hastalıklarının, vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini tetikleyen tamamlayıcı tıp uygulamalarından ‘Proloterapi’ ile tedaviyle ameliyata gereksinim duyulmayabileceğini söyledi.

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tamamlayıcı tıbbın önemi gün geçtikçe artıyor. Ameliyata karar vermeden önce proloterapi yönetiminin ağrıların tedavisinde mutlaka incelenmesi gereken bir uygulama olduğuna dikkat çeken VM Medical Park Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özgür Oktay Nar, “Proloterapi tedavisinde güçsüz, yıpranmış yapılarda hücre oluşumu ve yenilenmeyi sağlamak amacıyla uyarıcı serum verilir. Serum olarak en çok Dextroz (şekerli su) kullanılır. Proloterapi enjeksiyonun yapıldığı bölgede yangı (mikropsuz iltihap) oluşur. Bu yangı tedaviyi tetikler ve vücudun kendini onarma süreci başlatılmış olur. Tedavi sonunda ağrı kaybolur veya çok azalır. Proloterapi tedavisi seanslar halinde yapılır. Hastalığın şiddetine ve süresine göre seans sayısı değişmektedir. Seansların süresi yaklaşık 15 dakika sürmektedir’’ dedi.

    Nar, hangi hastaların Proloterapi’den fayda görebileceğini ise şöyle sıraladı;

    “Bel fıtığı, bel kayması, bel eğriliği ve bu hastalıklar nedeniyle ameliyat olmuş hastaların geçmeyen ağrısında. Boyun düzleşmesi, boyun fıtığı ve ameliyat olmuş hastaların geçmeyen ağrısında. Omuz bağlarındaki yırtıklar, tekrarlayan omuz çıkıkları, omuz kireçlenmesi. Kalça kireçlenmesi, bağ yırtıkları. Menisküs yırtığı, çapraz bağ ve yan bağ yaralanmaları, diz kireçlenmesi, kıkırdak hasarı. El bileğinde sinir sıkışması, bilek hasarları. Ayak bilek bağ yırtıkları, ayak bileği kireçlenmesi. Ayak arkası ağrısı, topuk dikeni, ayak çukuru ve ayak önü ağrısı.”

  • Lazer depilasyon ile ince tüylerden kurtulun

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, lazer epilasyon ile sonuç alınamayan kıllarda kullanılmaya başlanan tüy sarartma (lazer depilasyon) uygulamasının başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Jale Yüksek, lazer depilasyon işlemi hakkında bilgiler verdi. Lazer depilasyon işlemi sayesinde söz konusu tüylerin dışarıdan bakanlarca görünemez duruma gelebildiğini ifade eden Dr. Yüksek, “Lazer epilasyon, günümüzde istenmeyen kıllardan kurtulmak için en sık tercih edilen yöntemler arasında gelmektedir. Lazer epilasyonun başarı sağladığı kıllar, siyah renkli kalın yapıya sahip kıllardır. Kişinin yüz bölgesi ve üst kol, sırt ve göbek gibi bölgelerinde ise ince yapıdaki tüyler daha yüksek oranda bulunur. Bu bölgeler için uygulanan lazer epilasyon tüm kılların ortadan kaldırılmasını sağlayamamaktadır. Günümüze kadar lazer epilasyon ile sonuç alınamayan söz konusu kıllarda iğneli epilasyon, iple ve ağda ile alma alternatif yöntemleri tercih edilmekteydi. Fakat günümüzde yeni bir lazer sistemi ile (Q switch NdYag lazer) ile tüy sarartma yöntemi de bu alternatif yöntemler arasında yerini aldı. Bu lazer sistemi kılın yapısında bulunan ve kıla rengini veren melanosit hücresinde hasarlanma yaparak, kılın siyah renginde sararma ve kıl kalınlığında incelme etkisi sağlamaktadır” diye konuştu.

    Lazerle tüy sarartma işleminin yaklaşık 10 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilebildiğine dikkat çeken Dr. Yüksek, işlemin herhangi bir ağrıya neden olmayacak kadar konforlu bir şekilde yapılabildiğini bildirdi.

    “İşlem koyu tende bile lekeye neden olmuyor”

    Dr. Yüksek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Lazerle tüy sarartmanın en önemli avantajlarını sıralamak gerekirse; koyu tende bile leke yapmadan rahatlıkla uygulanabilmesi ve epilasyon lazer sistemi olmadığı için tüyde artışa neden olmamasıdır. İşlemden sonra tüydeki sararma etkisi 3 hafta ila 2 ay arasında devam eder. Düzenli uygulama yaptıranlarda etki giderek daha uzun sürer ve giderek tüy yapısında incelme olarak tüylerde dökülmeler de izlenebilmektedir.”

    “Kişi iş ve sosyal yaşantısından kopmadan öğle tatilinde bile rahatlıkla işlemi yaptırabilir”

    Uygulamadan hemen sonra tüylerde sararma etkisi meydana geldiğini vurgulayan Dr. Jale Yüksek, böylece kişinin kendisini rahatsız eden görünümden kısa sürede kurtulmaya başladığını kaydetti. Dr. Yüksek, lazer depilasyon sayesinde tüylerin dışarıdan bakıldığında görünemez duruma geldiğini belirterek, “İşlemden sonra yüzde hafif bir kızarıklık dışında herhangi bir olumsuz etkisi yok. Kızarıklık 1 saat içinde tamamen kaybolur. Kişi iş ve sosyal yaşantısından kopmadan öğle tatilinde bile rahatlıkla işlemi yaptırabilir. İstenilen herhangi bir vücut bölgesinde uygulanabilir. Sıklıkla yüz, kol, sırt ve gövdedeki tüylerde tercih edilmektedir. İşlem yaz dönemi de dahil her mevsimde güvenle yapılabilmektedir. İşlem yaptıran kişinin dikkat etmesi gereken ön önemli nokta ise, işlemden sonra düzenli olarak 30 faktörün üzerinde bir güneş koruyucu krem sürülmesi gerektiğidir. Bunun dışında dikkat edilmesi gereken özel bir önlem yoktur. Güneş koruyucu krem kullanıldığında herhangi bir leke problemi ile karşılaşılmaz” şeklinde konuştu.

    “İşlem mutlaka uzman bir doktor kontrolünde yapılmalı”

    İğneli epilasyonun ciltte çukur şeklinde izler ve lekeler oluşturabildiğini ve acı verebilen uzun süreli bir işlem olması nedeniyle çok tercih edilmediğini ifade eden Dr. Yüksek, tüylere ağda uygulanamamasının da ağrılara, lekelenmelere ve sivilcelere neden olabildiği uyarısında bulundu. Dr. Yüksek, söz konusu işlemin mutlaka uzman bir doktor kontrolünde yapılması gerektiğinin de altını çizdi.

  • Bakış estetiği ile yorgun görüntüden kurtulun

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay bakış estetiği ile yorgun görüntüden kurtulunabileceğini söyledi.

    Göz ve çevresine yapılacak çeşitli medikal ve cerrahi işlemlerle daha genç görünmenin mümkün olduğunu vurgulayan Op.Dr. Atabay, “Kişiye özel bakış estetiği tasarımı ile artık istediğiniz gibi görünmek sizin elinizde. Gözlerimiz dış dünya ile iletişimi sağlayan bir pencere ise de güzel ve anlamlı bakışlarla ifade kazanmaktadır. Ve yüzde en dikkat edilen ve ilk iletişim yapılan yer olmasından dolayı çok daha özel bir konuma sahiptir. Gözlerimiz sadece güzel görmek için değil; güzel görünmek için de özellik taşır. Çünkü gözlerimiz yüzümüzdeki ifadenin en önemli görevini taşımaktadır. Bunu yüzdeki diğer alanlar ile uyum yaparak gösterirler. Kaşlarımızın yapısı, göz kapaklarımızın duruşu, gözlerimizin çekikliği, alt göz kapaklarının duruşu hatta yanak elmacık kemiği yapısı bile gözlerimizin anlamını daha iyi ifade etmesine hizmet etmektedir.” dedi.

    Sağlıklı görüş ve görünüş için tüm bu yapıların uyum içinde olması gerektiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay “Tüm göz çevresi daha estetik göründüğünde istediğimiz ifade ortaya çıkar. Ve bu sayede daha genç daha enerjik daha canlı bakışlara sahip olurken aslında kişiye özel tasarım ile çok doğal sonuçlar elde edilmektedir. Bakış estetiği ile kişiye özel tasarımları tedavilerimizde sık olarak kullanmaktayız ve bu sayede daha estetik ve sağlıklı sonuçlara ulaşmaktayız. Tedavimizi planlarken hastamızın istedikleri ile ve bu tedavilerin uygunluğu değerlendirilmekte ve tedavi planı hastamız ile birlikte gerçekleştirilmektedir. Bazı hastalarımız daha etkileyici bakışlar isterken özellikle genç bayanlar daha çekik gözlere sahip olmayı istemektedir. İleri yaşlarda bu istekler daha enerjik ve canlı bakış istekleri olarak değişmektedir. Tedavimizi planlarken kaş estetiği, üst ve alt göz kapağı, badem göz estetiği ve orta yüz germe işlemleri bir bütün olarak değerlendirilmekte ve aynı seansta tedaviler gerçekleştirilmektedir. Ancak tüm tedavilerde göz çevresi göz kapakları estetiği tedavimizin ana temelini oluşturmaktadır. Lokal anestezi ile gerçekleştirdiğimiz bu işlemlerle birlikte göz altı ışık dolgusu, botoks, göz altı torbaları alımı ve göz altı morlukları da kombine olarak tedavi edilmektedir. Gözlerimiz dünyaya açılan pencere diyoruz ya kişinin iç dünyasına açılan pencere de göz ışığı göz nurundan yansımaz mı? Kişi aynaya bakınca kendini daha güzel ve sağlıklı gördüğünde hayata bakış da daha mutlu ve anlamlı olacaktır” diye konuştu.

  • Yazın Olumsuz Etkilerinden Yeterli Ve Dengeli Beslenerek Kurtulun

    Diyetisyen Laleş Güzel, yaz aylarında sıcaklıkların ve nemin artmasına bağlı olarak vücut ısısının arttığını ve metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığını belirterek, su tüketiminin önemine dikkat çekti. Çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmadığını vurgulayan Güzel, günde 2,5 litre su içilmesi gerektiğini söyledi.

    Diyetisyen Laleş Güzel, sıcak havaların artmasıyla beraber terlemenin arttığını ve buna bağlı olarak sıvı kaybının da arttığını kaydederek, bazı uyarılarda bulundu. Günde 2-2,5 litre su içilmesi gerektiğini kaydeden Güzel, çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerini tutmadığının altını çizerek, sıvı ihtiyacını karşılamak için suyun yanı sıra şekersiz kompostolar, limonata, hoşaf ve cacık gibi besinlerin tüketilmesi gerektiğini belirtti. Güzel, yazın olumsuz etkilerinden kurtulmak için yeterli ve dengeli beslenilmesi ve kızartmalardan uzak durulması gerektiğini, karpuz, kavun, üzüm gibi yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini aktardı. Güzel şunları kaydetti:

    “Yaz aylarında terlemenin artmasıyla beraber su ve mineral kayıpları oluşabilmekte, bu da yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi durumlar ortaya çıkarabilmektedir. Havaların sıcak olmasından dolayı besinlerin bozulma ihtimali daha yüksek olmakta, bu da gıda zehirlenmelerine sebep olabilmektedir. Yazın bu olumsuz etkilerinden yeterli ve dengeli beslenmeyle korunabilirsiniz. Kahvaltıda kızartmalardan uzak durmamız gerekiyor. Bunun yerine daha hafif haşlanmış yumurta olabilir. Şeker hastaları hipoglisemi yaşamamak için öğün atlamamaya özen göstermeli. Yaşamsal ihtiyacımız olan su tüketimine yazın da mutlaka dikkat edilmeli. Yazın terleme daha fazla olduğu için sıvı kaybımız daha fazla olmakta, günde 2-2,5 litre kadar sıvı tüketimine dikkat edilmeli. Çay, kahve ve gazlı içeceklerin suyun yerine geçmediği asla unutulmamalı. Sıvı ihtiyacımızı karşılamak için şekersiz kompostolar, limonatalar, şekersiz hoşaf, cacık, ayran gibi içecekler tüketilebilir.”

    “ENERJİSİ YÜKSEK TATLILAR YERİNE DONDURMA TERCİH EDEBİLİRSİNİZ”

    Sebze meyve tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Güzel, enerjisi yüksek tatlılar yerine meyveli, sütlü ya da dondurma gibi tatlıları tercih etmemiz gerektiğini vurgulayarak, “Günde altı yedi porsiyon kadar sebze tüketilmeli. Sebze meyveden kastımız yaz meyvelerinden karpuz, kavun, üzüm tarzındaki yiyeceklerin tüketimine muhakkak dikkat edilmeli” diye konuştu.