Etiket: Kurtulun

  • Libido eksikliğinden doğal besinlerle kurtulun

    Libido eksikliğinden doğal besinlerle kurtulun

    Libido eksikliği, kişilerin sağlıklarının yanı sıra sosyal hayatını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. VM Medical Park Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Kilciler, “Libido kaybı, erkek ve kadınlarda aile hayatını etkileyen ortak sorunlardandır. Bu, bir cinsel fonksiyon bozukluğudur. Yani bir hastalıktır, utanılacak bir durum değildir. Bu hastaların tıbbi destek almaları aile hayatları için yapacakları en doğru adımdır. Yorgunluk, stres, depresyon, aile sorunları, kronik hastalıklar, uykusuzluk, bazı ilaçlar (antidepresanlar, bazı prostat ilaçları) ve obezite, libido değişikliklerine özellikle de libidoda düşmeye sebep olur. Bu hastaların ya yaşam biçimlerini değiştirmeleri ya da tıbbi destek alabilecekleri bir üroloji uzmanına müracaat etmeleri gerekir” dedi.

    Doğal besinler tüketin

    Erkeklerde yaşın ilerlemesi ile beraber ortaya çıkan hareketsizlik, kan yağları yüksekliği, obezite, diyabet, tansiyon, kalp hastalığı ve bu hastalıklar nedeniyle alınan ilaçların libido azalmasına sebep olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Mete Kilciler, şu tavsiyelerde bulundu: “Libidoyu artırmak için sigarayı bırakmak, günlük düzenli yürüyüş ve egzersizler, yeteri kadar uyku, doğal beslenme, kilo vermek, stresli ortam ve durumlardan uzak durmak, kendinize zaman ayırmak, tatil yapmak gereklidir. Afrodizyak besinlerin tüketilmesi de libidonun artmasına yardımcı olur. Çilek, muz, kereviz, çiğ fındık, kabak çekirdeği, çiğ badem, sarımsak, kırmızıbiber, karanfil tarçın kimyon gibi baharatlar, ginseng, keçi boynuzu, maydanoz, zencefil, istiridye, karides, kalamar gibi deniz ürünleri, bal, çikolata ve incir libidoyu artıran afrodizyak besinlerdendir. Düşük libido, altta yatan rahatsızlığın tedavisi ile düzelir. Eğer düşük libido, altta yatan sağlık sorunlarına bağlı ise hastanın kullandığı ilaçların tekrar gözden geçirilmesi gerekir.”

  • Romatizmadan alışkanlıklarınızı değiştirerek kurtulun

    Kış ayının en sık görülen hastalıklarından biri olan romatizmadan yaşam alışkanlıklarınızı yeniden düzenleyerek korunabileceğini belirten Prof. Dr. Rezzan Günaydın, “Sağlıklı ve dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz” dedi.

    Romatizmanın kas ve eklemlerin etrafındaki ağrıyı ifade etmek için kullanıldığını söyleyen Medical Park İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği’nden Prof. Dr. Rezzan Günaydın, “Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tanımlamalarına göre romatizma, hareket organlarında görülen, genellikle ağrı ile kendini gösteren, hareket kabiliyetini kısıtlayan tüm hastalıkların genel adıdır. Romatizma tek bir hastalığa değil, farklı sebepleri ve farklı biçimleri olan 100’den fazla farklı hastalığa verilen ortak bir üst kavramdır. Bu hastalıklardan bazıları sık bazıları ise oldukça nadir görülür. Temel olarak iltihabi olanlar ve iltihabi olmayanlar olmak üzere 2 tip romatizma vardır” diye konuştu.

    Belirtileri nelerdir?

    Romatizmanın belirtilerini de sıralayan Günaydın, “Bir veya daha fazla eklemde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı, eklem katılığı (tutukluk), eklemi hareket ettirmede ve kullanmada güçlük en önemli belirtilerdir. Vücuttaki herhangi bir eklem etkilenebilir. Boyun, sırt ve bel bölgesinde ağrı, hareket kısıtlılığı, tutukluk, kas ağrıları ve güçsüzlüğü de sık görülen belirtilerdir. Bazen hafif derecede ateş, iştah kaybı ve halsizlik de görülebilir. Bazı romatizmal hastalıklar iç organ (kalp, akciğer, böbrek, sinir sistemi) tutuluşları, cilt döküntüleri, tırnak değişiklikleri, ağız ve göz kuruluğu da yapabilir” dedi.

    Dengeli beslenme ve egzersiz

    Romatizmal hastalıklardan en az etkilenmeyi sağlamak ve kaliteli bir yaşam sürdürmek için tavsiyeler veren Günaydın, “Sağlıklı ve dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Kilo alımını önlemek ya da kilo vermek, sigara kullanmamak, eklem koruma tekniklerini öğrenerek eklemleri yükten ve zorlanmalardan korumak önemlidir. Ruhsal ve bedensel stresten uzak durmak da romatizmal hastalıkları önlemede ve hastalığın seyrinin daha iyi gitmesinde faydalıdır. Düzenli egzersiz yapılması genel sağlık için olduğu kadar eklem sağlığı için de gereklidir. Tempolu yürüyüş ve yüzme gibi sporlar; kemik, eklem ve kas sağlığı için oldukça önemlidir” ifadelerini kullandı.

    Tedavisindeki gelişmeler

    Son olarak iltihabi romatizmal hastalıkların tedavisinde devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu da hatırlatan Günaydın, “Bu hastalıkların oluşmasında görev alan bazı moleküller keşfedilmiş ve bunlara yönelik geliştirilen ilaçlar ile hastalığın kontrol altında tutulması mümkün olmuştur. Moleküler biyoloji, immünoloji ve ilaç endüstrisindeki gelişmelerle, 90’lı yılların sonlarından itibaren romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan biyolojik ajanlar biyolojik çağ olarak adlandırılan dönemi başlatmıştır. İltihabi romatizmal hastalıkların tedavisinde uzun yıllardır kullanılan konvansiyonel hastalık modifiye edici antiromatizmal ilaçların yanı sıra son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik ve biyolojik ilaçlar hastalarda hem eklem hasarını önlemekte hem de yaşam kalitesini ciddi oranda artırmaktadır” dedi.

  • Kulak basıncından 2 dakikalık operasyonla kurtulun

    Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz, Baş ve Boyun Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Cüneyt Aksay, kulakta basınç hissinin nedenleri ve tedavisinde uygulanan östaki tuboplasti (östaki tüpü balon dilatasyonu) hakkında bilgi verdi.

    Kulakta yaşanan basıncın, kulak rahatsızlıkları arasında en çok görülen rahatsızlıklardan biri olduğunu söyleyen Aksay, “Basınç hissi orta kulağın bir problemidir. Özellikle dalışta, uçakta daha çok hissediliyor. Bunun hastalık haline gelmiş şekli bunun geçici olmaktan çıkıp süreklilik kazandığını gösterir. Uçak yere inerken kulakta basınç hissederiz, sonra geçer. Ama bu kalıcı hale gelirse, bu ciddi bir problem haline geliyor” diye konuştu.

    ÖSTAKİ BORUSUNUN İŞLEVSELSİZLEŞTİĞİNİ NASIL ANLARIZ?

    Östaki borusunun iyi çalışmamasına bazı hastalıkların veya mesleklerin sebep olduğunu söyleyen Aksay, “Sinizüt, burun tıkanıklığı, burun kemiğindeki eğrilik, enfeksiyon hastalıkları, anatomik bozukluklar buna sebep olabilir. Ya da dalgıç, pilot gibi meslek gruplarında sürekli bu basınca maruz kaldıkları için bu hastalıkla karşılaşabiliyoruz. Orta kulaktaki basınç hissi kişiyi rahatsız ediyor. Bu da işitme kaybına, basınç rahatsızlığına, çınlamalara neden oluyor. Burnumuzu tıkayıp diyaframdan zorladığımız hava kulağımızda ‘click’ sesi ile açılıp kapanma yapmıyorsa ya da kulakta bir basınç hissi oluyorsa; östaki borumuzda sorun var demektir” ifadelerini kullandı.

    KULAK BASINCINDAN BU YÖNTEMLE KURTULUN!

    Aksay, “Hastalığın tevdisi için östakinin açık kalmasını sağlayacak işlemler yapıyoruz” diyerek, tuboplasti (östaki tüpü balon dilatasyonu) hakkında şu bilgileri verdi:

    “Hissettiğimiz basınç hissi havayı eşitleyemeyen, açılıp kapanmayan östakinin orta kulakta negatif bir basınç oluşturma halidir. Östaki borusu açılıp kapanamıyorsa orta kulaktaki hava emilir ve negatif basınç ortaya çıkar. Bu da hem işitmeyi azaltır hem de kişiyi rahatsız eder. Çınlamaya kadar giden şikayetlere neden olur. Bunun tedavisi, kulak zarına küçük bir çizgiyle orta kulağın havalanmasını sağlayarak orta kulak ile dış kulak arasında hava alışverişini sağlamaktır. Kulak zarına küçük bir kesi yapıp ventilasyon tüpü denilen bir tüpü yerleştiriyoruz. Ama tüpü çıkardığımızda mevcut deliğin kapanamaması hali veya enfeksiyon oluşması, kireçlenme olabilmesi gibi yan etkiler olabiliyor. Bu kişiye tekrar tüp koymak gerektiğinde tuboplasti ihtiyacı tam da burada oluşuyor. Hastanın östaki borusunun arkasına bir kateter yardımı ile girip orada bir balonu şişirip kıkırdak kısmını genişletiyoruz. Östaki artık açılıp kapanma sorununu yaşamıyor. Bu işlem hastanın orta kulak problemlerini çözmüş oluyor. Bunun başarı oranı da yüzde 85 civarında. Tıp açısında önemli bir yüzde bu.”

    Ameliyat hakkında da bilgi veren Aksay, “Bu, genel anestezi ile yapılan ancak 2 dakika süren günübirlik bir ameliyattır. Hiçbir kesi işlemi yapılmıyor. Yapılan işlemin kalıcı hale gelmesi için balon üfleme öneriyorum. Ya da burnu kapatıp diyafram basıncını yukarı doğru vermeyi öneriyorum” dedi.

    Aksay, bu operasyonun radyoterapi alan kişilere, kanser hastalarına ve 6 yaştan küçük çocuklara yapılmadığını sözlerine ekledi.

    KULAK TEMİZLİĞİNDE BU DETAYA DİKKAT!

    Kulak temizliği hakkında da bilgi veren Aksay, “Kulağımızı temizlemek için hiçbir şey sokmamız gerekmiyor. Kulak temizleme çubuklarını kullanmamayı öneriyoruz. Bu, kirlerin daha da içeriye ittirmeye neden oluyor. Banyo sırasında saçımızı yıkarken köpüğün ve suyun kulağa bir miktar gitmesini sağlamak lazım. En azından ulaşabildiği kadar yeri böylece temizleriz. Kulak sağlamsa kulağa su gitmesinde hiçbir sorun yoktur” diye konuştu.

  • Kendi vücut yağlarınızla eklem kireçlenmesinden kurtulun

    Dr. Yüksel Büküşoğlu, kişinin kendi vücut yağlarıyla eklem kireçlemesinden kurtulabileceğini söyledi.

    Dr. Yüksel Büküşoğlu, “Son yıllarda yaygınlaşan kök hücre tedavisinin eklem kireçlenmelerine müdahalede olumlu sonuçlar verdiği açıklandı. Yaşam kalitesini önemli ölçüde azaltan eklem kireçlenmesinin kök hücre tedavisiyle ortadan kaldırılabileceği belirtildi” dedi.

    Eklem kireçlenmesinin yaygın görülen rahatsızlıklardan biri olduğunu ifade eden Dr. Yüksel Büküşoğlu, “Vücudumuzda kendi kök hücrelerimizin en yoğun bulunduğu yer göbek çevresindeki cilt altı yağ dokusudur. Buradan, steril operasyon odası şartlarında mini bir aspirasyon yöntemi ile alınan yağ dokusundan sadece birkaç saat içerisinde milyonlarca, canlı kök hücre elde edilebilmektedir. Elde edilen bu kök hücrelerin yenileştirici, onarıcı, gençleştirici özellikleri bulunuyor. Bu hücreler hiç bekletilmeden, aktive edilerek enjeksiyon yöntemi ile kişin eklem içerisine verilerek tedavi yapılmaktadır. Bu tedavi yöntemine Kök Hücre SVF (Stromal Vasküler Fraksiyon) Tedavisi adı veriliyor. Bu tedavi ile kendi yağ dokumuzdan elde edilen kök hücreler kıkırdak ve eklem problemlerinin tedavisinde oldukça etkili” diye konuştu.

    Kök Hücre SVF tedavisi ile eklem içerisine yapılan kök hücre enjeksiyonunun, son safhaya gelmemiş eklem kireçlenmesinin tedavisinde güvenli ve etkili bir yöntem olduğuna dikkat çeken Dr. Büküşoğlu, “Bilimsel çalışmalar, diz eklemi içerisine yapılan kök hücre enjeksiyonundan sonra, kıkırdak tabakasının 6 ay içerisinde kademeli olarak kalınlaştığını ve özellikle yaralanmış kıkırdak bölgelerinin iyileştiğini gösteriyor. Hastaların çok büyük bölümünde ağrılar azalıyor ve eklem hareketleri artıyor. Bu hastalarımızın yaşam kalitelerini de önemli ölçüde etkiliyor” açıklamalarında bulundu.

  • Liposuction ile istenmeyen yağlarınızdan kurtulun

    Op. Dr. Arda Katırcıoğlu, lipo suction ile istenmeyen yağlardan kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Miaplast Estetik Kliniği kurucusu ve medikal direktörü Op. Dr. Arda Katırcıoğlu, “Liposuction; bir vakum vasıtasıyla deri altında bulun yağ dokusunun alınmasını sağlayan, vücudun istenilen şekle getirilmesine yardımcı olan cerrahi bir işlemdir. Bu operasyon genellikle geleneksel yağ eritme yöntemleri ile eritilemeyen yağların alınmasında kullanılır. Liposuction insanlarda oluşan genel kanının aksine bir kilo verme yöntemi değildir. Cerrahi bir uygulama olan liposuction daha ziyade vücutta bulunan fazla yağ dokusunun azaltılması, vücut hatlarının şekillendirilmesidir” dedi.

    Liposuction uygulamasının, ince uzun kanül adı verilen çubuklarla deri altındaki yağların emilmesi işlemi olduğunu ifade eden Dr. Katırcıoğlu, “Deride açılan deliklerden kanüller aracılığı ile bölgeden yağ alımı gerçekleştirilir. Liposuction uygulanmadan önce deri altına bir sıvı verilerek yağ hücreleri şişirilir. Bu sıvının diğer bir amacı ise kan damarlarının küçültülmesidir. Hekim tercihen bu uygulamada kanülün ucuna bağlı bir aspirasyon cihazı kullanabileceği gibi bu işlemi özel bir enjektör yardımı ile kendi beden gücünü kullanarak da yapabilmektedir. Günümüzde liposuction genel anestezi veya sedasyon ile birlikte lokal anestezi kullanılarak yapılan bir işlemdir. Bu sebeple hasta işlem esnasında herhangi bir acı veya ağrı hissetmez. Hangi anestezi yönteminin kullanılacağı ise alınacak yağ miktarı ve uygulanacak bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak uzman hekimin tercihidir. Liposuction uygulaması alınan yağ ve bölge büyüklüğüne bağlı olarak minimum 30 dakika ve maksimum 4 saat arasında sürebilmektedir. Alınan yağ vücudun kendi yağı olduğu için herhangi bir yan etki oluşturmaz ve gayet doğaldır” diye konuştu.

    Liposuction ile deri altından alınan yağın aynı ameliyat sırasında başka bölgelere enjekte edilebildiğini kaydeden Dr. Katırcıoğlu, “Dolgu amacıyla da kullanılabilir. Bunun haricinde ise kök hücre uygulamalarında da bu alınan yağ santrifüj işleminin ardından kullanılabilmektedir. Alınan yağ vücudun kendi yağı olduğu için herhangi bir yan etki oluşturmaz ve gayet doğaldır. Liposuction ile vücudun her bölgesinden yağ alınabilmektedir. Bununla birlikte kadınlarda karın, bel, kalçalar, bacakların ve dizlerin iç kısımları, boyun, gıdı ve kol altları yağ alımı için daha çok tercih edilen ve uygulaması daha çok olan bölgelerdir. Erkeklerde ise en uygun bölgeler karın, bel çevresi, gıdı, göğüsler ve halk arasında ‘simit’ olarak tabir edilen bölgelerden yağ alımı yapılabilmektedir. Tüm bunlarla birlikte liposuction için uygun olup olunmayacağına doktorunuz karar verecektir” ifadelerini kullandı.

    Lazer liposuctionın standart uygulamadan farklı olarak deri altındaki yağ hücrelerinin hücre çeperlerinin lazer vasıtası ile parçalanması ve liposuction yoluyla vücuttan uzaklaştırılması olduğunu belirten Dr. Katırcıoğlu, “Bu aşamada hem yağlar daha kolay vücuttan atılır hem de ek olarak deriye bir sıkılaşma olanağı sağlanır. Liposuction deri elastikiyeti iyi, lokalize yağ fazlalığı olan genç hastalarda tercih edilmektedir. Eğer deride bir sarkma varsa bu durumda karın germe, bacak germe gibi ameliyatlarla kombine edilmektedir. Ameliyat sonrası açısından, bir zorunluluk teşkil etmemekle birlikte liposuction uygulaması sonrasında lenf drenaj masajı veya LPG gibi uygulamaların faydalı olduğu gözlemlenmiştir. Bu konuda hekiminize danışmanız ve önereceği ek tedavileri uygulamanız elbette ki sizin açınızdan olumlu sonuçlar doğuracaktır. 10 gün öncesine kadar kan sulandırıcı ilaçlar veya bu etkiyi gösterebilecek şeylerden uzak durmanız gerekmektedir. Liposuction uygulamasından 10 gün öncesine kadar kan sulandırıcı ilaçlar veya bu etkiyi gösterebilecek şeylerden uzak durmanız gerekmektedir. Kullanmanız gereken ilaç ve ağrı kesicileri doktorunuza danışarak belirlemeniz faydalı olacaktır. Liposuction sağlıklı bireylerde uygulanan bir ameliyatdır, ek hastalıklarınızı cerrahınıza engel teşkil edip etmediğini danışmanız gerekmektedir. Liposuction uygulamasında çok ince kanüller kullanılarak çalışıldığı için belirgin dikiş işlemi uygulanmaz. Bu sebeple herhangi bir dikiş izi oluşması söz konusu değildir. Bununla beraber kanüllerin deri altına girdiği yerlerde ihmal edilebilir nokta şeklinde ufak izler kalması mümkündür” açıklamalarında bulundu.

    Bu süreçte ilk olarak kişiye özel korselerden kullanılması gerektiğini belirten Dr. Katırcıoğlu, “Korsenizi doktorunuzun talimatı doğrultusunda ortalama 1 ay kadar kullanmanız gerekmektedir. Ameliyatın büyüklüğüne bağlı olarak aynı gün hastaneden taburcu olabilirsiniz. Hastalar günlük aktivitelerine ertesi gün dönebilirler. 2-3 gün kadar hafif ağrılar olsa da işlerine geri dönemlerinde bir sakınca yoktur. 1 hafta sonrasında şişlikler azalmaya başlayacak, 1 ay sonra yeni görünümünüze kavuşacaksınız. Ancak en iyi netice 6 ayın sonunda alınacaktır. Ameliyat sonrasında uygulama yapılan alanlarda kalıcı bir düzelme sağlanır. Ancak elbette hasta yeniden kilo alırsa, tüm vücutta olabileceği gibi ameliyat olunan alanlarda da bir belirginlik ortaya çıkar. Ancak hiçbir zaman ameliyat öncesi eski hallerine geri dönmezler” şeklinde konuştu.