Etiket: kürtler

  • Milli Savunma Bakanı Akar: “Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir”

    Milli Savunma Bakanı Akar: “Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman hedefinde Kürtlerin olmadığını söyleyerek, “Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir. İster Suriye’nin kuzeyinde olsun, ister Irak’ın kuzeyinde olsun Mehmetçiğin yaptığı tüm operasyonları bazı mihraklar Türkler, Kürtlere saldırıyor şeklinde lanse ediyor. Bu kesinlikle yanlış. Kesinlikle doğru değil. Bu tamamen bir algı operasyonudur” dedi.

    Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Kayseri’ye gelen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen Ödüllü Gazetecilik Yarışması’nın ödül törenine katıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende konuşan Bakan Akar, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir”

    Bakan Akar, “Türk Silahlı Kuvvetler olarak milletimizin bağımsızlığı için, başımızın dik yürüyebilmesi için ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışı içerisinde yurt içinde, yurt dışında, dağda, bayırda, kışta, kıyamette, yazda Mehmetçik vatanı için elinden gayreti gösteriyor. Bundan şüphesi olmasın. Yapılan bütün bu çalışmalarda hak ve menfaat meselesi yaparken hiçbir şekilde bencil davranmıyoruz.” ifadesini kullanarak “Bundan emin olabilirsiniz. En son Fransız gemisi meselesi dahil uluslararası hukuka saygılıyız, gerçekten kurallar çerçevesinde yapıyoruz. Biz binlerce yıllık bir medeniyete sahip, devlet geleneği olan, ordu geleneği olan bir orduyuz. Dolayısıyla başı boş herkes aklına geleni yapmıyor. Her şey bir kural çerçevesinde yapılıyor. Bu kural çerçevesinde de hakkımızı ve hukukumuzu korumak konusunda son derece azimliyiz, kararlıyız. Bunda da inşallah muktediriz. Başımızda bir sürü terör örgütü var. FETÖ’sü, PKK’sı, YGP’si, DEAŞ’ı bunların hepsiyle ve bu millete karşı yönelen tehdit ve tehlikeye karşı mücadelemizi sürdürdük. Bu mücadele tempomuzda azalma söz konusu değil. Bilakis artan mücadelemizi yurt içinde ve yurt dışında sürdürüyoruz.” diye konuştu.

    “İdlib’te Ruslar ile yaptığımız bir anlaşma var. Bu çerçevede oradaki sükunu sağlamak için, ateşkesi sağlamak için, istikrarı sağlamak için, Suriyeli kardeşlerimizin barış ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak için ve böylece ülkemizin sınırlarının ve halkımızın da güvenliğini sağlamak için mücadelemiz sürüyor.” diyen Bakan Akar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Oradaki ateşkeste bazı sıkıntılar yaşamakla beraber şuana kadar Ruslarla olan münasebetimiz devam ediyor. Terörle mücadele Irak’ın kuzeyinde yoğun bir şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz günler Pençe-Kartal başladı. Oradaki Mehmetçik elinden gelen gayreti gösteriyor. Çok zor hava ve arazi koşullarında yapılması gereken neyse yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Buradaki tek amacımız teröristle mücadele ve sınırlarımız ile halkımızın güvenliğini sağlamaktır. Buradaki en ince ayrıntı şu; bizim yaptığımız ister Suriye’nin kuzeyinde olsun ister Irak’ın kuzeyinde olsun Mehmetçiğin yaptığı tüm operasyonları bazı mihraklar ’Türkler, Kürtlere saldırıyor’ şeklinde lanse ediyor. Bu kesinlikle yanlış. Kesinlikle doğru değil. Bu tamamen bir algı operasyonudur. Buna aldanmamak lazım. TSK’nın ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir zaman hedefinde Kürt kardeşlerimiz yoktur, olmaz, olamaz. Türkler ve Kürtler et ve tırnak gibidir. Biz kardeşiz. Biz omuz omuza birlikte Çanakkale’yi yaptık, Milli Mücadeleyi yaptık. Şimdi de hep birlikte milletimizin güvenliği ve refahı için çalışıyoruz. Bunu ahlaksızlar, buradaki mücadeleyi sulandırmak, bu mücadeleyi çarpıtmak ve bazı mihrakların heveslerini gerçekleştirmek için bir manevra olarak kullanıyorlar. Bu konuda bütün herkesin çok dikkatli olması lazım. Bunlara pabuç bırakmaması lazım.”

    “Fransa başta olmak üzere bazı devlet ve hükümetler kendi şahsi ihtiraslarını gerçekleştiremeyeceklerini anlayınca başları döndü”

    TSK’nın Libya’daki faaliyetleri hakkında konuşan Bakan Akar, “Millet ulu orta konuşuyor, uluslararası hukuktan bahsediyorlar, deniz hukukundan bahsediyorlar, yalan yanlış şeyler söylüyorlar. Oradaki bütün bulunuşumuz, 2010’da Cumhurbaşkanımız, Başbakan sıfatı ile gittiklerinde bir anlaşmanın hazırlığı başlanıyor. Daha sonra Kaddafi yönetiminin başına gelenler malum. Onlar ayrıldıktan sonra 2010’dan 2018’e kadar bir gecikme oluyor. 2018’de Cumhurbaşkanımızın talimatı ile bölge gidilip gerekli görüşmeler olduktan sonra Kasım 2019’da anlaşma imzaladık. Kiminle, Sarac hükümeti ile Sarac hükümeti kim; BM’nin tanıdığı Libya’daki hükümet. Dolayısıyla son derece meşru bir faaliyette bulunuyoruz. Ayrıca Sarac şahsi mektubu ile Cumhurbaşkanımıza müracaatta bulunuyor, Başbakan sıfatı ile kara, deniz ve hava unsurlarımızı kendine yardımcı olmak üzere Libya’ya davet ediyor. Biz bu çerçevede oradayız. Biz buna rağmen orada herhangi bir şekilde muhalif operasyon yapmıyoruz. Biz orada Sarac hükümetinin operasyonlarını yapan kendi silahlı güçlerine askeri eğitim işbirliği ve danışmanlık yapıyoruz. Bunların hepsi de her ortamda konuşulabilecek ve hiçbir şekilde saklayacak bir tarafımız yok. Konuşabilecek bir durumdayız ve bunların hepsini söylüyoruz. Biz orada bölgenin istikrarsızlaşmasında değil bilakis bölgenin istikrar kazanması için elimizden gelen gayreti gösterdik. Göstermeye devam edeceğiz. Maalesef Fransa başta olmak üzere bazı devlet ve hükümetler kendi şahsi ihtiraslarını gerçekleştiremeyeceklerini anlayınca başları döndü. Sarhoş oldular ve son derece tutarsız bir takım iddialar ve eylemler peşindeler. Bunlar hiçbir şekilde çıkar yol değil. Bu artık yalan yanlış gerçek olmayan bir takım iddialar ortaya atıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir gemi konusu oldu. O konuda da biz bütün gördüklerimizi, bildiklerini ve kayıtlarımızı NATO’nın ilgili askeri makamlarına verdik. Onlar konuyu inceliyorlar. O konuda da ne kadar haklı olduğumuzu herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Diğer taraftan orada darbesi, Libya halkına karşı toplu mezarlar dahil her türlü cinayeti işleyen Hafter güçlerine karşı maalesef bir kısım insanların ve devletlerin halen suskun olması da son derece dikkat çekicidir” şeklinde konuştu.

    “Kıbrıs bizim milli meselemizdir”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli mesele olduğunu kaydeden Akar, “Diğer taraftan Ege’de ve Doğu Akdeniz de haklarımızı korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri olarak Mehmetçiğimiz elinden gelen gayreti gösterdi, göstermeye devam ediyor. Kıbrıs bizim milli meselemizdir. Bu meselenin herhangi bir dönüşümü söz konusu değil. Herhangi bir şekilde oldubittiye meydan vermeyeceğimizi, göz yummayacağımızı, Türkiye’nin içinde olmadığı hiçbir çözümünde hayata geçemeyeceğini tekrar tekrar taraflara söylüyoruz. Bizim burada yaptığımız şeylerin bir tehdit olmadığını, hakkımızı ve hukukumuzu korumak olduğunu, denizle alakalı menfaatlerimiz olduğunu, bu konularda anlaşmalara saygılı olduğumuzu, görüşmeye açık olduğumuzu, diyalogdan yana olduğumuzu, iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğumuzu tekrar tekrar söylememize rağmen maalesef konuları çarpıtıyorlar. Konuşmaları çarpıtıyorlar. Kendilerince bir takım tahakkuku imkansız hedefler peşinde olmaya devam ediyorlar. Bunu bir çıkar yolu olmadığını tekrar tekrar kendilerine ifade ediyoruz. Fakat konuyu bilmeyen 3’üncü taraflara karşı diğer tarafların bilmeden konuya girmesi işleri güçleştiriyor. Biz ne olursa olsun her hâlükârda yerimizdeyiz, hakkımızı ve hukukumuzu koruyacağız. Bu azmi ve kararlılığı gösterirken, işbirliğini konuşmaya hazır olduğumuzu gene de söylüyoruz” dedi.

    “Çeşitli bahaneler ile 4’üncü toplantıyı geciktiriyorlar”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “3 toplantı yapıldı, ikisi Atina’da, biri Ankara’da. Dördüncüsünün yapılması lazım. Çeşitli bahanelerle bu dördüncüyü geciktiriyorlar. Biz muhattaplarımızı sabırla davet ediyoruz. Bu asil milletin utanacak tarafı yok. Fakat çok ciddi bir propaganda, çok ciddi bir algı operasyonu var. Onun biz külfetini yaşıyoruz. Onun dışında bütün her şey açık. Konuşmalarda 20 bizden, 20 onlardan gitti. Bunu herkes biliyor. Koyun masaya, gayriresmi olarak. Fakat resmiyete çıkınca herkes bir takım iddialarla bizleri suçlamaya yeltenmiyorlar. Bu yöntemle diğer ülkelerin üçüncü kere desteklemesiyle bir yerlere varabilmeyi umuyorlar. Herhangi bir şey olduğunda onları yarı yolda bırakacaklarını söylüyoruz. dolayısıyla gelin oturup konuşalım, çalışalım diyoruz. Bizim buradaki tavizler konuşunda hassas olduğumuzu, bu konularda elimizden geldiğince sükunet sağlamaya çalıştığımızı tekrar tekrar söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Lozan Anlaşması’ndaki hususlar var, bu hususları yerine getirin, adaları silahsızlandırın diyoruz. Bu konuda basınımıza çok iş düşüyor. Akademisyenlerimizin, siyasilerimizin çok işi var. Çok basit gerçeklerin maalesef bilinmediği, anlatılamadığı, yaygın bir hale gelmediğinin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bunların her ortamda bu ülkenin haklı menfaati olarak masaya konması gerektiğinin çok önemli olduğunu altını çizmek istiyorum. Provokasyonlara karşı arkadaşlarımızı ikaz ediyoruz. Herhangi bir şekilde ucuz kahramanlığa asla girmiyoruz. Sükunetle işimizi takip ediyoruz. Anlaşmalara uyulmasını, bu konuda da kesinlikle taviz vermeyeceğimizi söylüyoruz. Kıbrıs konusunda sakın kendinize göre bir şeyler yapmaya çalışmayın, biz orada garantörüz. Diğer ülkeler İngiltere ve Yunanistan garantörlüğünü kullanır ve ya kullanmaz o kendi bilecekleri iş. Biz kullanacağız ve biz orada olduğumuz sürece bizim oradaki soydaşlarımıza bir şey yapamazsınız. Bizim dediğimizin dışında da herhangi bir oldubittiyi denemeyin üzülürsünüz. Bu konuda da ne kadar kararlı olduğumuzu tekrar söylüyoruz. Burada sondaj ve arama faaliyetleri var, bunların her birinin herkesin anladığı fakat anlamak istemedikleri hukuki temelleri var, akademik temelleri var, ekonomik temelleri var, mantıki izahları var. Bunları anlamak istemeyip, diğer ülkelerle anlaşmalar, sözleşmeler yapmak sureti ile eğer bizim geri adım atacağımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz diye söylüyoruz.”

  • AK Partili Miroğlu: ’Kürtler Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında duracaktır’

    İzmir’de Anayasa Değişikliği Bilgilendirme Konferansı’na katılan AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, “1916 yılında Kürtler nasıl Atatürk’ün arkasında durduysa, 2017 yılında da Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında duracaktır” dedi.

    AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, İzmir Mardinliler Vakfı ve İzmir Mardinliler Federasyonun düzenlediği ’Anayasa Değişikliği Bilgilendirme Konferansı’na konuk oldu. Karabağlar Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen konferansa Karabağlar Kaymakamı Mehmet Sadık Tunç, AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Karabağlar AK Parti İlçe Başkanı Kazım Erten’de katıldı. Milletvekili Miroğlu, mevcut sistemden en fazla zarar görenlerin başında Kürtlerin geldiğini söyledi. Doğu ve Güneydoğu’da referandum çalışmaları sürdürdükleri sırada kendilerine sürekli ’Evet çıkarsa Kürtler ne kazanacak?’ sorusunun sorulduğunu dile getiren Miroğlu, “Arkadaşlar, buradan da söylüyorum; Türkiye’nin kazandığı yerde Kürtler de kazanacaktır. Bu sistem değişikliğiyle inanın Türkiye kazanacaktır” dedi.Konuşmasına Kürt kökenli vatandaşların 1916 yılında Atatürk’ün arkasında durduğunu hatırlatarak devam eden Miroğlu, ’’2017 yılında da Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında duracaktır’’ dedi. Bölge de hayır kampanyası yürütenlerin referandumda ’Hayır’ çıkması halinde çözüm masasının tekrar kurulacağı yönünde beklentileri olduğunu ifade eden Orhan Miroğlu, “Bunlara en iyi cevabı Diyarbakır konuşmasında Cumhurbaşkanımız vermiştir. Elimizdeki en güçlü silah birliğimizdir, bu birliğimizi koruyalım” şeklinde konuştu.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay: “Kürtler HDP’lilerin umurunda değil”

    Kahramanmaraş’ta düzenlenen Uluslararası Kitap ve Kültür Fuarını ziyaret eden AK Parti Genel Başkanı Yasin Aktay, “Kürtler HDP’lilerin umurunda değil” dedi.

    Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Teşkilatının konuğu olarak kitap fuarında okurlarıyla bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Aktay, HDP’li milletvekillerinin tutuklanması ve dokunulmazlık yasaklarının kalkması hakkında açıklamalarda bulundu.

    HDP’li vekillerin yargıya meydan okuduklarını, aslında milletin kendilerine çok büyük bir siyaset yapma imkanı verdiliği halde Kandil’in sesi olduklarını kaydeden Aktay, “HDP’lilerin tutuklanması bir yargı sürecidir aslında şuanda. Biliyorsunuz biz mecliste geçtiğimiz aylar içerisinde milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması ile ilgili kamuoyunda artık ciddi bir talep konusu haline gelmiş olan bir konuyu gündeme getirdik ve sadece HDP’lilerin değil tüm herkesin dokunulmazlığını kaldıran bir yasa değişikliğini gerçekleştirdik Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Bu önemli bir olaydı çünkü kamuoyunda sanki milletvekillerinin suç işleme muafiyeti varmış gibi kendi faaliyetlerini milletvekili kalkanı altında rahatlıkla yürütme muafiyetine sahiplermiş gibi bir algı oluşmuş oluyordu. Biz onu kaldırırken sadece HDP’lilere yönelik değil herkesin yargılanabileceği mevcut davalardan yargılanabilecekleri bir sürecin önünü açmış olduk. HDP’li olmayan ve AK Partili de olan birçok milletvekili bu yargılama süreci içerisinde mahkemelerin kendilerine tevdi etmiş olduğu davetlere icabet ederek gidip ifade verdiler. Ancak HDP milletvekilleri, biri hariç ki, ‘o biri de gitti ifadesini verdi tutuklanmadı’. Bu davetiye yapıldığı zaman HDP milletvekillerinin yargıya meydan okuduklarını gördük. Bu yargıya meydan okuma ciddi bir suç aslında, başlı başına suç. Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerini tanımayan kişi, zorla da olsa o mahkemelerin önüne çıkarılır. Avrupa’da da bir şekilde belli bir yere gelmiş bir zihniyet, iktidara gelmiş bir zihniyet şuanda HDP’li milletvekillerini Türkiye’de ölen insanlardan daha fazla önemsiyor. PKK’lıların hunharca katlettiği yüzlerce, binlerce insanın canından, kanından daha önemli görüyor o insanların yargılanıyor olmasını. HDP’li milletvekilleri hukukun üstünde değildirler. Hukuktan muaf hiç değildirler, hiç kimse hukuktan muaf değildir. Hiç kimse kendini hukukun üstünde görme hakkına sahip değildir. Netice itibarıyla sizi yargılayan bu yargı her zaman size lazım olacak bir yargı” dedi.

    Kürtlerin HDP’lilerin umurunda olmadığına dikkat çeken Aktay, “Ben onu bölgenin bir milletvekili olarak çok net bir şekilde söyleyebilirim. Kürtler HDP’nin umurunda değiller. Umurunda olmadığını Kürtler de şuanda görmeye başladılar. Kürtler için de şuan da HDP Kürtlerin umurunda değil artık. Umurunda olmadığı için de HDP’nin bütün yaptığı, ayaklanma, sokağa çıkma çağrılarına Kürtler cevap vermiyorlar. Belki üç-beş çapulcu bulurlar gene sokağa dökebilecekleri, üç-beş tane militan bulurlar. Ama onlar Kürt halkı değildir. Kürt halkı HDP’nin ne mal olduğunu gördü. HDP’li milletvekillerine aslında bu halk, bu millet, bu devlet olağan üstü bir fırsat sundu. Onlara siyaset yapma fırsatı sundu. Sonuna kadar siyaset. Savunamayacakları hiçbir şeyin olmadığı geniş siyasal alan açtı onlara. Ama HDP milletvekilleri orada siyaset yapmayı tercih etmediler. Bilakis siyaset alanını kendi yasa dışı faaliyetleri için temsil ettikleri Kandil’in, yani Kandil terör yuvasının bir sesi gibi kullanmayı, suiistimal etmeyi tercih ettiler. Buna da Türk halkı göz yummadı. Türk halkı buna isyan etme noktasına geldi. Aslında şuanda mahkemeler Türk Milleti adına karar vermek durumunda olan mahkemeler Türk milletinin beklentilerine uygun bir biçimde bu milletvekillerinin yargıyı ve siyaset sürecini bu kadar suiistimal etmesine karşı bir tavır ortaya koymuş oldu” diye konuştu.

  • Sümeyye Erdoğan Bayraktar: “Kürtler Ve Türkler Aynı Gövdenin Dallarıdır”

    Genel başkan yardımcısı olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) 13. şubesinin Batman’daki açılışına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar,

    Kürtler ve Türkler’in aynı gövdenin dalları olduğunu belirterek, “Ayrılığa ve düşmanlığa hiç vaktimiz yok. Terör örgütünün ekmeye çalıştığı nifak tohumları bizim kardeşlik coğrafyamızda asla yeşeremez. Kürt kardeşimiz PKK terör örgütünün yüzünü çok iyi biliyor” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, genel başkan yardımcısı olduğu KADEM’in 13. şubesinin Batman’daki açılışına katıldı. Derneğin açılışını KADEM Genel Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz ile birlikte yapan Sümeyye Erdoğan Bayraktar, derneğin açılışı vesilesi ile Batman’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Batman’ın Güneydoğu’nun en özel şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Bayraktar, Batman’ın 10 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu belirtti. Batman’ın zenginliklerini kendi bünyelerine dahil etmek ve KADEM’i güçlendirmek için Batman’da bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, “KADEM 13. temsilciliğini burada açıyor. Batmanlı kadınlarımızın bize güç katacağına gönülden inanıyoruz. Son zamanlarda ülkemizin en çok ihtiyacı olan kardeşlik harcının Batman’da da karılacağını çok iyi biliyoruz. Değerlerine sadık, gücünü dayandığı manevi dinamiklerden alan bir ilimiz olan Batman, bize kardeşliğin en güzel meyvelerini verecektir. Buna gönülden inanarak buraya geldik” diye konuştu.

    “KÜRTLER VE TÜRKLER AYNI GÖVDENİN DALLARIDIR”

    Kürtler ve Türkler’in aynı gövdenin dalları olduğunu belirten Bayraktar, “Zira biliyoruz ki bizim ayrımız gayrımız yoktur. Kürtler ve Türkler aynı gövdenin dallarıdır. Horasan’dan bu yana bir bütünün iki yanıdır. Aynı mezarda yan yana uyur bizim atalarımız. Bu nedenle geleceğimiz de tıpkı geçmişimiz gibi bir ve beraber olacaktır. Ayrılığa ve düşmanlığa hiç vaktimiz yok. Terör örgütünün ekmeye çalıştığı nifak tohumları bizim kardeşlik coğrafyamızda asla yeşeremez. Kürt kardeşimiz PKK terör örgütünün yüzünü çok iyi biliyor“ ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIN ELİNE SİLAH VEREN, ONLARI ÖLÜME GÖNDEREN, ANNELERİ ÇOCUKLARI GÖZÜ ÖNÜNDE VAHŞİCE ÖLDÜREN BİR ÖRGÜTÜN HİÇBİR GELECEĞİ OLAMAZ”

    “Çocukların eline silah veren, onları ölüme gönderen, anneleri çocukları gözü önünde vahşice öldüren bir örgütün hiçbir geleceği olamaz” diyen Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Gençlerimizi terörün kıskacından kurtarmalıyız. Bu hepimizin ortak sorunudur. Ve ben inanıyorum ki bir gün Batman’ın dağlarında terör mücadelesi vermek yerine kardeşlik türküsü söyleyeceğiz sizlerle beraber. İnşallah KADEM bu kardeşlik duygusunu tüm kalplere yerleştirmek için tüm gayreti ile çalışacak. Batman’ın dirayetli ve güçlü kadınların bize bu çatı altında bu amaçlar uğruna bize omuz vermesini bekliyoruz. Bu coğrafyada kadınlar her zaman güçlü olmuştur. Şimdi bu gücün Güneydoğumuzun huzurlu günlerine dönmesi ve ülkemizin güçlü demokrasinin inşası için kullanmalıyız. Fitneye, öldürmeye, teröre karşı tek yürek olarak çocukların gençlerin geleceği için iş birliği yapmalıyız. Bunun için yapacağımız şey teröre karşı yek vücut olmak. Bu kararlılık olduğu müddetçe terör örgütünün sinsi niyetleri Batmanlı çocukları, Batmanlı kadınların geleceğini ellerinden alamaz. KADEM bu noktada kadınların sorunlarına neşter atmaya talip. Kadına yönelik şiddetle mücadele bu sorunların başında geliyor. Anadolu insanının ferasetinin bu konuya da merhem olacağına inanıyoruz. KADEM çok genç bir dernek olmasına rağmen arı gibi çalışan mensuplarıyla bugün çok ileri bir noktaya ulaştı. Ulusal ve uluslararası alanda kendini ispatladı. Şimdi istiyoruz ki Batmanlı kadınları da bu zincirin halkası yapalım. Ben inanıyorum ki kısa sürede Batman’da bir KADEM farkı oluşacak. Burası Türk, Kürt, Arap tüm kadınlar için çözümün adresi olacaktır.”

    KADEM Genel Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz ise, törende yaptığı konuşmada derneğin faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Batman İl Müftüsü Turgut Erhan’ın dua okumasının ardından kurdele kesilerek KADEM şubesi açıldı.

    KADEM’in açılış törenine Batman Valisi Ahmet Deniz, İl Emniyet Müdürü Necati Denizci, kurum ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda kadın katıldı.

  • Ensarioğlu: “Kürtler İçin Yüzlerce Reform Yapıldı”

    İzmir’de MÜSİAD programına katılan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu, “2005 yılında ilk defa cesur bir lider çıktı Diyarbakır Meydanı’nda dedi ki; ’Kürt sorunu vardır. Bu sorun benim sorunumdur. Devletler yanlış yapabilir. Bizim devletimiz de yanlış yapmıştır ve ben bu sorunu çözeceğim’ diyerek 90 yıllık ret ve inkar, asimilasyona son vermiştir. Bu sorunun varlığını kabul ettikten sonra Kürtlerin hakları nelerdir bunların tartışması devam etmiştir. 2005 yılından bugüne kadar da yüzlerce reform yapılmıştır Kürtler için” dedi.

    MÜSİAD İzmir Şubesi’nin Şubat ayı Dost Meclisi toplantısının konuğu AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu oldu. Eyndham Grand Otel’de gerçekleştirilen “Ülkemizde ve Güneydoğu’da yaşanan son gelişmeler” konulu akşam yemekli Dost Meclisi toplantısına; AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu, MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, Karşıyaka Kaymakamı Saadettin Yücel, Uluslararası Sağlık Turizm Geliştirme Merkez Başkanı Prof. Dr. Kurtuluş Öngel, Kosova ve Rumeli Kültür Sanat ve Turizm Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Acırgan, Uluslararası Balkan Dernekler Federasyon Genel Başkanı Ekrem Selimler, STK yöneticileri ve MÜSİAD üyeleri katıldı. Akşam yemeğinden sonra toplantı, MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü’nün konuşması ile başladı.

    ÜLKÜ: “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZLE YENECEĞİZ”

    Her ay dost meclisi toplantısının seminerler ve eğitimlerle geçtiğini belirten Ümit Ülkü, “Diyarbakır milletvekilimiz Mehmet Galip Ensarioğlu, bugün bizleri Türkiye’nin Doğu’da ve Güneydoğu’da yaşanan son gelişmelerle ilgili bilgilendirecek. Bizler iş adamları derneğiyiz. Ben de bir iş adamıyım. Fakat bir iş insanı olarak ülkemizde son yıllarda yaşanan olayların ülkemizdeki ekonomik kalkınmayı baltalamak üzere yapıldığını ve tekrardan gün yüzüne çıktığını çok iyi hepimiz biliyoruz. Ülkemizde son 14 yılda yaşanan 3 katlı büyüme ve gelişmeyi, yurtdışında ve Türkiye içinde birçok dış etkenleri rahatsız ettiğini de biliyoruz. Bizlerin birlik beraberliğini bozmaya çalıştıklarını, bizleri bölmeye çalıştıklarının da hepimiz farkındayız. Bizler Türk insanı olarak bunların hiçbirine müsaade etmeyerek, birlik ve beraberliğimizi göstererek ve kenetlenerek üstesinden geleceğimizden eminiz” dedi.

    “EMPERYALİST DEVLETLER 1. VE 2. DÜNYA SAVAŞLARINDA ORTADOĞU’YU İNŞA ETTİ”

    AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu ise, “Belki Cumhuriyet tarihi boyunca karşılaştığımız en hassas dönemdir bu dönem. Coğrafyaların bazen avantajları olduğu gibi dezavantajları da var. Bu coğrafya Kürt sorunu diye tabir ettiğiniz sorunu ele aldığınız zaman belki Yavuz’a kadar gidebilirsiniz ya da cumhuriyet ile başlatabilirsiniz. Son 30 yılını ayrı bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Ama Türkiye’nin böylesine önemli bir sorunu var. Bugün Ortadoğu’da dünya yeniden şekilleniyor. Emperyalistler 1. Dünya ve 2. Dünya Savaşları’nda Ortadoğu’yu dizayn etmişler ve paylaşmışlar. Bu coğrafyada baktığınız zaman Türkiye, İran ve Mısır haricinde kökü olan millet olan bir başka birini bulmazsınız” dedi.

    “CESUR LİDER ÜSTLENDİ”

    Kürt sorununa değinen Ensarioğlu, “2005 yılında ilk defa cesur bir lider çıktı Diyarbakır Meydanı’nda dedi ki; ’Kürt sorunu vardır. Bu sorun benim sorunumdur. Devletler yanlış yapabilir. Bizim devletimiz de yanlış yapmıştır ve ben bu sorunu çözeceğim’ diyerek 90 yıllık ret ve inkar asimilasyona son vermiştir. Bu sorunun varlığını kabul ettikten sonra Kürtlerin hakları nelerdir bunların tartışması davam etmiştir. 2005 yılından bugüne kadar da yüzlerce reform yapılmıştır Kürtler için. Bir taraftan bu sorunu çözmeye çalışırken bir taraftan bu sorunun ürettiği bir şiddet sorunu vardır. 30 yıldır bu sorun bir de şiddet oluşturmuştur. 50 binin üzerinde insan ölmüş, ülkenin 400 milyar dolar kaynağı heba olmuş. Sorunu halkla çözersiniz, sorunu Türkiye ile çözersiniz. Bugüne kadar hiçbir lider buna cesaret edemedi. Özal bir zamanlar bu işlerden bahsetti Özal’ın öldürüldüğü söylenir, Özal’ın ölümünün üzerindeki sır perdesi hala aralanmamıştır. Mesut Yılmaz bir şeyler söylemeye çalıştı onun da başına gelmedik kalmadı. 2005’ten sonra Tayyip Erdoğan riski aldı, cesareti ve liderliğini gösterdi. Çünkü Türkiye bu sorunla yoluna devam edemezdi, bu sorunla Türkiye dışarı açılmazdı, bu sorunla Türkiye büyüyemezdi” dedi.

    “HİÇBİR PAZARLIK YAPILMADI”

    Milli Birlik ve Kardeşlik sürecinin 2 buçuk yıl sürdüğünü belirten Ensarioğlu, “Aslında bu süreç çok iyi niyetle başlatıldı. Örgütün lideri ile hiçbir pazarlık yapılmadı. Sadece Cumhuriyet’in demokratikleşmesi ve ortak vatan temelinde bu sorunun şiddetten arındırılması hedefleniyordu ve örgüt de aslında kendini lağvetmeye hazırdı. Böyle konuşulmuştu ancak bu süreç başladıktan sonra Suriye krizi başladı. Suriye’de iç savaş başladıktan sonra Esad rejimi, kendince iç savaşın sorununu Türkiye’yi görerek, ‘Siz benim başıma bu meseleyi açtınızsa ben de sizin başınıza bela açarım’ dedi ve kendi ülkesinin kuzeyini PYD’ye teslim etti. 7 Haziran seçimlerinden sonra hepimizin bildiği gibi PKK çıkıp ‘Ben ateşkes sürecini bozdum’ dedi. Gerekçe olarak da ’Dolmabahçe mutakabatını Tayyip Erdoğan yok saydı, Cumhurbaşkanı masayı devirdi, hükümet sert konuştu, devlet yanlış yürüttü, bizi kandırıyorlar’ gibi şeyler söylediler” diye konuştu.

    Gecenin sonunda MÜSİAD İzmir Şube Başkanı Ümit Ülkü, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu’na gecenin anısına plaket verdi.