Etiket: kürtçe

  • Nusaybinde Kürtçe Eğitim Verecek Okulun Açılışı Yapıldı

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Kürtçe eğitim verecek olan Ahmet Bayhan Okulu’nun açılışı yapıldı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ile Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kürdi-Der) tarafından yapılan ve Kürtçe eğitim verecek olan Ahmet Bayhan Okulu törenle açıldı. Törene, HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Belediye Başkan Vekili Feryal Tepe, HDP İlçe Eş Başkanı Ferhat Kut, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

    Burada konuşan HDP milletvekili Yıldırım, bugünün çok kutsal ve tarihi bir gün olduğunu belirterek, “Eğer bir halk kendi topraklarında varlığını sürdürmek istiyorsa, topraklarında özgürce yaşamak istiyorsa şunu çok iyi bilmeliyiz ki öncelikle kendi dili, kültürü kimliği üzerinde ilerleme kaydetmesi lazımdır. Bugün de Nusaybin’de bunu yaşıyoruz. Okulun halkımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından okulun açılışı yapıldı.

  • Hastanelere Kürtçe tercüman uygulaması geliyor

    Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, Kürt vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde hastanelerde Kürtçe tercüman görevlendirileceğini söyledi. Uygulama ülke genelinde faaliyete geçecek.

     

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu sağlık hizmetlerinin daha iyi verilebilmesi için hastanelereKürtçe tercüman alımı yapacaklarını söyledi.BUGÜN’e konuşan Müezzinoğlu, doğu illerinin yanı sıra batıda Kürt vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki hastanelerde görevlendirilecek Kürtçe tercümanlar için “Vatandaşın kendini ifade etmesini sağlayacak tedbirler almamız gerekiyor” dedi. Müezzinoğlu, bu bölgelere özel olarak Kürtçe bilen doktor ve hemşirelerin gönderilmesi gibi bir çalışma yapmadıklarını da ifade etti.

     

     

    KÜRTÇE RANDEVU SİSTEMİRandevu sisteminde Kürtçe hizmetin sunulduğunu kaydeden Müezzinoğlu, “Tercümanlar doktor ile hasta arasında köprü vazifesi görecek. Doktora yardımcı olacak. Davalarda hâkimin sanığın dilini bilme zorunluluğu yok. Burada vatandaşın kendini ifade etmesi için nasıl bir yol izlendiyse biz de onu yapacağız” diye konuştu.

    Hastanelerin acil bölümüne başvuru oranının yüzde 40’a yaklaştığını belirten Müezzinoğlu, acil vaka oranının ise yüzde 7-8 olduğuna dikkat çekti. Müezzinoğlu, acillerdeki kırmızı alanda trafik kazası, ambulansla gelmiş hasta, yangınlar, afet ve olağanüstü durumda gelen hastaların değerlendirileceğini kaydetti. Müezzinoğlu, bakanlığın bu konudaki çalışmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

    Aile hekimi sayısı 40 bin olmalı

    Aile hekimlerine Uzaktan Uzmanlık Eğitimi’ne karşı çıkanları eleştiren Müezzinoğlu, 22 bin  olan aile hekimi sayısının 40 bine ulaşması gerektiğini belirtti. Aile hekimi uzmanı olmak için 600 asistanın olduğunu kaydeden Müezzinoğlu, pratisyen hekimlerin hastanelerde yarı zamanlı olarak eğitim alacaklarını dile getirdi.

    2 milyon kişi sigarayı bıraktı

    Mü­ez­zi­noğ­lu, son 5 yıl­da 2 mil­yon ki­şi­nin si­ga­ra­yı bı­rak­tı­ğı­nı bil­dir­di. Bu sa­ye­de 1 mil­yon ki­şi­nin si­ga­ra­ya bağ­lı kan­ser ve kalp has­ta­lık­la­rı ne­de­niy­le er­ken ölü­mü­nün en­gel­len­miş ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı. Mü­ez­zi­noğ­lu, “Mü­ca­de­le edil­me­sey­di, ak­ci­ğer kan­se­ri yüz­de 20 da­ha faz­la olur­du­” dedi.

    Gemi hastanesinin adı ‘Gülnihal’ olabilir

    Bakan Müezzinoğlu, ge­mi has­ta­ne­si pro­je­si hakkında bilgi verdi. Os­man­lı pa­di­şah­la­rın­dan 2. Ab­dul­ha­mit dö­ne­min­de has­ta­ne ola­rak kul­la­nı­lan sa­vaş ge­mi­si­nin adı­nın Gül­ni­hal ol­du­ğu­na dik­kat çe­ken Mü­ez­zi­noğ­lu, “Bu isim ola­bi­lir. Öne­ri­len isim­ler çı­kar­sa bun­la­rı da de­ğer­len­di­ri­ri­z” de­di.

  • Erzurum’da Kürtçe savunma komedisi

    Erzurum 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen KCK davasında tutuklu sanıklar yazdıkları Kürtçe savunma metnini okuyamadı.

     
    Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi’ne (DYGM) üye oldukları iddiasıyla Erzurum 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan 9 üniversite öğrencisi, dördüncü kez hakim karşısına çıkarıldı. Davanın Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmasında, Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nden Bişar Bilen (26) ve Yorgun Bektaşoğlu (21) ile Erzincan Ünivesitesi öğrencilerinden Yakup Kırmızı (21), Sadık Özbay (22), Murat Tak (23), Abdullah Kızılkaya (23), Sinan Salhan (24), Yaprak Oruç (24), Mehmet Bozdağ (26) ile avukatları hazır bulundu. Duruşmada sanıklar hazırladıkları Kürtçe savunma metni okumakta, tercüman ise Kürtçe savunmayı Türkçe’ye çevirmekte zorlandı.

     
    Tutuklu sanıkların ‘Kürtçe savunma’ talebi üzerine izleyicilerden bir kişinin tercüman olarak seçilmesi ile başlayan duruşmada ‘Kürtçe savunma’ krizi damgasını vurdu. Tutuklu sanıklardan Abdullah Kızılkaya’nın, “Selçuklular, Anadolu’ya Kürtlerin ittifakı ile girdi” şeklindeki beyanları üzerine Mahkeme Başkanı Mustafa Kahya, “Öncelikle biz burada ne bir Kürt vatandaşını ne de dava konusu Kürtlerin yargılamasını yapmıyoruz. Bize lütfen tarih dersi verme, bizim tarih bilgimiz senden 10 kat fazla, sen tarihi bırak hakkınızda isnat edilen suçlamaya göre savunmanı yap” uyarısında bulundu.

     

    KÜRTÇE YAZILI SAVUNMAYI OKUYAMADI
    Daha sonra, sanık Mehmet Bozdağ, elindeki Kürtçe yazılı savunma metnini okumakta zorluk çekti. Mahkeme Başkanı Mustafa Kahya, bu kez Bozdağ’ı uyararak, “İstersen önce Türkçe konuş, sonra Kürtçe oku. Bak, Kürtçe’nin bir çok lehçesi var. Tercüman da tam olarak senin okuduğunu anlamıyor. Sanık olarak kendinizi ifade edemiyorsunuz, tercüman ise sağlıklı çeviri yapamıyor. Bu şekilde ifade vermeniz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından bozma nedenidir” dedi. Sanıklarının ifadelerinin ardından duruşmaya ara verildi.

     

    KCK İDDİANAMESİNDEN
    Erzincan Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 29 Aralık 2011 günü ihbar üzerine Dicle Üniversitesi öğrencileri Bişar Bilen ve Yorgun Bektaşoğlu’nun örgütün dağ kadrosuna eleman kazandırmak amacıyla Diyarbakır’dan Erzincan’a geldiklerini tespit etti. Terör örgütünün gençlik yapılanmasının üst düzey yöneticisi konumundaki Bilen ve Bektaşoğlu, daha sonra Iğdır’a otobüsle hareket etti. Sivil ve özel ekipler tarafından takibe alınan otobüs, Tercan ilçesinde durduruldu. DYGM’liler dağa çıkmaya ikna ettikleri 6 öğrenci ile birlikte gözaltına alındı. 10 Mayıs 2012 günü üniversite öğrencilerinin kaldığı 3 ev ve 1 yurt ile Erzincan Demokratik Öğrenci Derneği’ne (EDÖ-DER) yapılan baskında PKK’nın dağ kadrosuna katılmaya hazırlanan 4 üniversite öğrencisi yakalandı. Yapılan operasyonlarda yakalanan toplam 17 kişiden 10’u tutuklandı. Sanıklardan Leyla Ülgen, ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

     

    10 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR
    ‘Silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek, üye olmak, tehditte bulunmak, propaganda yapmak’ suçlarından 10 yıla kadar hapis cezası istemi ile yargılanan 9’u tutuklu 17 sanıklı Erzincan KCK iddianamesinde, örgütün maddi durumları iyi olmayan üniversite öğrencileri için 87 ev kiraladığı, her evde ortalama 4-6 öğrencinin barındığı ileri sürüldü. Bu yolla öğrencilerin PKK’ya yakınlık duymaları ve örgütün dağ kadrosuna katılmalarını sağlamayı hedeflendiği bildirildi.

  • Her Mehmetçik bir bayrak

    Erzurum 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 15 ile 20 arasında hapis istemiyle hâkim karşısına çıkan Ahmet Güreş, PKK’nın İran’da ki faaliyetleri ile ilgili olarak şok itiraflarda bulundu.

     

    Urumiye’de teröristlerin kendisini alıkoyduklarını bir daha bırakmadıklarını ileri süren Güreş, Hakruk kampında zorla asker yapıldıklarını ve İran‘ın Şehidin kampında 2- 3 yıl kadar kaldığını anlattı.

     

     

     -İŞTE O “ŞOK” İTİRAFLAR…-

    PKK terör örgütünün İran’daki kolu PJAK üyesi Ahmet Güreş, İran Bazargan sınır kapısındaki yetkililerce, 24 Nisan2011 günü Gürbulak Hudut İlçe Emniyet Amirliği’ne teslim edildi. Siyasi iltica ile Fransa‘ya giden ve 2003 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan 51 yaşındaki Kahramanmaraşlı Ahmet Güreş, 1994 yılında İran’a gittiğini söyledi. Diyarbakır‘da Fırat Dağıtım ve Gündem Denge Velat Dağıtım şirketlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen DVD’de “Gerilla” adlı klasörde örgüt mensupları arasında yer alan Ahmet Güreş’e ait örgütsel bilgiler ErzurumCumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameye eklendi. Kod adı “Şeho Tercan” olarak gösterilen Ahmet Güreş’in örgütten ödül olarak bir silah ve terfi aldığı belirtildi.

     

     

    -“İRAN’DA PKK’NIN RESMİ EVLERİ VAR”-

    Güreş’in itiraflarından bazı bölümler şöyle:

    “1994 yılında İran’a gittiğimizde beni havaalanında İran istihbarat resmi görevlileri karşıladı. Daha doğrusu, İran istihbaratı PKK örgütünden gelen tüm şahısları karşılıyor, ilgili yerlere götürüyordu.

     

     

    İran’da PKK’nın resmi evleri vardı. Irak’tan Türkiye’ye kaçak yollardan küçükbaş hayvan gelirdi. Büyük ve küçükbaş hayvanlardan örgüt yüzde 3 gümrük vergisi alırdı.

     

     

    1996 yılında örgütün Avaşin kampında ‘Ekrem’ kod isimli kişinin anlatıma göre, HakkâriYüksekova tarafında Kürtçe ismi ‘Vargeminan’ olan askeri karakola saldırı düzenlenerek termal kamera alınıyor. Termal kamera o dönemde örgütün İran Sorumlusu olan Mustafa Karasu’yu veriliyor. Bunu haber alan İran İstihbaratı bu kamerayı geri isteme talebinde bulunuyor. Bu termal kamera İran’a verilmeyince İran’lı yetkililer ‘hastanenizi kapatırız’ diye örgütü tehdit etti. Hastanenin kapanmaması için termal kamerayı İran İstihbarat Örgütüne teslim ettiler. Bildiğim kadarı ile İsrail malı olan termal kameranın aynısından İran’da da üretiliyor.

     

     

    ASKERLER TESLİM OLMAMAK İÇİN UÇURUMDAN KENDİNİ ATTI

    Benim PKK’nın Şehriban kampında bulunduğum dönemde Şemdinli bölgesinden Kuzey Irak’a yakın tarafta bulunan bir askeri karakola 1996 yılında ‘Ekrem’ kod isimli Hıdır Sarıkaya’nın talimatı ile bir saldırı düzenlendi. Ancak, bu saldırıyı kimlerin ayrıntılı olarak yaptığını bilmiyorum.

     

     

    Bu saldırıda 40 askerin kayıp olduğu söylenmişti. İran askerlerine verildiği belirtilmiş idi, daha sonra duyduğumuza göre, askerler teslim olmamak için uçurumdan aşağı atlayarak canlarını kıymışlar.

    1999 yılında Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra, PKK ile Türkiye arasında üstü kapalı olarak bir ateşkes ilan edildi. Ancak, İran Devleti ile İstihbaratı bize ısrarla ‘Ateşkes yapmayın. Türkiye ile savaşın tehditlerinde bulundu ve hatta kamplarımızın da dağıtılacağı talimatı geldi. Bu tehdit nedeniyle Bin 500 örgüt üyesi Kuzey Irak’taki kamplara gitmek zorunda kaldı.

     

     

    “ÖRGÜT MENSUPLARINA YAPTIRILAN MEZARLAR, ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN YIKILDI”-

    İran’daki Şehidan kampını boşaltmadık. İran İstihbaratı ‘ siz iş yapmıyorsunuz’ diyerek kampa karşı savaş başlattı. Açıkça ‘bize savaşmayacaksanız kampları boşaltın’ diyorlardı. Bunun üzerine kampta 300 kişiden 60 örgüt elamanı kaldı. Bende bu örgüt üyelerinin arasındaydım. Kamptan ayrılanları İran devletine ait resmi araçlar ile Kuzey Irak’a kadar bizzat götürdü. Yine o tarihlerde örgüt mensuplarına ait mermerden yapılan mezarlar İran tarafından Türkiye’ye şirin görünmek için yaktırıldı.

    PKK’nın Ermenistan Ülkesinde iki derneği ve birde satın aldığı iki katlı evi var. Burada Ermenistan İstihbarat Birimlerine ait binalara yaklaşık 5-6 metre mesafe uzaklığında bulunuyor. Bu evler genelde örgüt mensuplarının tedavilerine yönelik kullanılır. Tedavisi ağır olan örgüt üyeleri Ermenistan’da, durumu hafif olanlar ise Kuzey Irak’a gönderiliyor.

     

     

    -“AĞIR SİLAH VE MÜHİMMATLAR PKK’NIN NİZAMİYESİNE TESLİM EDİLİYOR”-

    ‘Ape’ Hüseyin kod isimli örgüt mensubu bize otomatik Docka silahlarını ne şekilde kullanılacağını ve uçaklara karşı nasıl isabet ettirileceği konusunda bilgi veriyordu. Buna göre tüneller kazılarak, zikzaklar yapılıyordu. İran ve Irak Hükümetleri bize silah ve malzeme konusunda yardımcı olurdu. Mesut Barzani’nin alt kadrosunda çalışanlar Barzani’nin talimatı ile bizzat gelerek görüşürlerdi. İran İstihbarat birimi bir kez 300 adet kaleşnikof, biksi, kanas, roketatar ve mühimmatı, el bombalarını getirerek örgüte teslim etti. Bu teslimatı Zinere kampına 10 kilometre yakınlarında PKK nizamiyesinde teslim yaptılar. Teslimat sırasında silah başına 500 dolar alıyorlardı.

     

     

    Bu kampın elektrik enerjilerini kendileri, üretirlerdi. Gıda ve yiyecekler ise İran Hükümeti ve Barzani tarafından karşılanıyordu.

    2005 yılında örgütten ayrılarak 2007 yılına kadar İran’da kaçak olarak yaşadım. İran’dan çıkış yolu bulamıyordum. Bu nedenle kaldım. Bu yaşadığım süre içinde imam nikâhlı İranlı bir kadınla evlendim. Benim araçta yakalattığım silah, bomba ve şarjörden bilgim yoktur. Silahlar bindiğim araç sahibine aittir. Beni Tahran’a götürecekti. Bu silahların ‘Mako’ isimli bayana ait olduğunu düşünüyorum. Ben İran’da PKK’ya üye olmaktan yargılandım. Silahlar ve diğer ele geçen malzemeler konusunda her hangi bir yargılama konusu olmadı. Ancak, bunlarla ilgili bana ceza verilmedi. Ailem bana banka yoluyla para gönderirdi. Ben ceza evinde bulunduğum sırada görevliler kart verirlerdi, bir tane de bana verdiler. Diğerini ise tanıştığım biri kredi kartı ile birlikte şifresini verdi. Bu kart İran Devleti bankalarına aittir. Ben ceza evindeyken bu kartları kullandım. İran Cezaevi içinde dükkânlar vardı. Bu kart ile alış-veriş yapardım.”

    Mahkeme heyeti, Ahmet Güreş’in tutukluluk halinin devamına karar vererek, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

  • Başlıksız yazı 15737

    Pervari yakınlarında önceki gün düşen Sikorsky S-70 tipi helikopterde şehit olan 17 asker dün Diyarbakır’da Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bakanlar ve kuvvet komutanlarının da katıldığı törenle memleketlerine uğurlandı. Törende Erdoğan’ın da gözleri doldu.

     

    Siirt 3. Komando Tugay Komutanlığı’ndan operasyona giden Jandarma Özel Harekât Timi’ni taşıyan Sikorsky S-70 tipi helikopterler sabah Pervari ilçesinin Doğanca beldesi Hasantepe mevkiinde düştü. Helikopterde bulunan 14’ü “Dadaşlar” adlı jandarma Özel Harekât timi ile 3’ü mürettabat olmak üzere 17 asker şehit oldu.

     

    Şehitlere uğurlama töreni
    Şehitler Jandarma Üsteğmen Ersan Yenici (Kırklareli), Jandarma Kıdemli Çavuş Hakan Gemici (Giresun), Jandarma Kıdemli Çavuş Erkan Yalçın (Bartın), Jandarma Uzman Çavuş İbrahim Çelik (Kayseri), Jandarma Uzman Çavuş Murat Yıldızhan (Diyarbakır), Jandarma Uzman Çavuş Eren Kızılgedik (Kars), Jandarma Uzman Çavuş Kürşat Güneş (Erzurum), Jandarma Uzman Çavuş Erdal Tekin (Adana), Jandarma Uzman Onbaşı Dinçer Ersoy (Tokat), Jandarma Uzman Çavuş Ömer Büyükköse (Kahramanmaraş), Jandarma Uzman Çavuş Onur Karasungur (Kayseri), Jandarma Uzman Çavuş Serkan Perişan (Gaziantep), Jandarma Uzman Onbaşı Yusuf Tüfekçi (Gümüşhane), Pilot Yüzbaşı Anıl Barış Çetin (Manisa), Pilot Üsteğmen Yakup Çınar (Kars), Uzman Hava Teknisyen Vedat Avcı (Afyonkarahisar) ve Jandarma Uzman Onbaşı Mesut Şeker (Konya) için dün Diyarbakır’daki 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’nda uğurlama töreni düzenlendi.

     

    ‘Çözün artık bu işi’
    Törene Başbakan Recep Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal KılıçdaroğluGenelkurmayBaşkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Beşir AtalayMilli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Gıda Tarım veHayvancılık Bakanı Mehdi Eker, milletvekilleri, kuvvet komutanları ile şehitlerin yakınları katıldı.
    Şehitlerin özgeçmişlerinin okunduğu törende cenazelerin taşınması sırasında şehit yakınları gözyaşı döktü, bu sırada Başbakan Erdoğan’ın da gözleri doldu. Törenin ve okunan duaların ardından Jandarma Uzman Çavuş Murat Yıldızhan ambulansla Diyarbakır’ın Çermik ilçesine diğer şehitlerin cenazeleri de Türk Hava Kuvvetleri’ne ait ait 5 ayrı Casa tipi uçakla yakınlarının refakatinde memleketlerine gönderildi. Törende aralarında şehit yakınlarının bulunduğu bir grup, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı attı. Slogan atan grup içinden bazıları “Çözün artık bu işleri” diye bağırdı.

     

     

    ‘Çok canın yandı mı?’
    Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ömer Büyükköse, memleketi Kahramanmaraş’ta son yolculuğuna uğurlandı. Şehidin yakınları, cenazenin Ulu Cami’ye getirilişi sırasında gözyaşı döktü. Cenaze namazının kılınmasının ardından camiye gelen şehidin nişanlısı Kübra Baysal’ın, güçlükle ayakta durduğu görüldü. İl Müftüsü Muhammet Gevher, Şehit Jandarma Uzman Çavuş Ömer Büyükköse’nin nişanlısını bir süre sakinleştirmeye çalıştı.
    Nişanlısının naaşına sarılan Kübra Baysal, ”Çok canın yandı mı Ömer’im. O gün beni niye uyandırmadan gittin” diyerek ağladı. Cenazenin mezarlığa götürülüşü sırasında bazı vatandaşlarterör örgütü aleyhine slogan attı. Cenaze namazının ardından şehidin naaşı Şeyhadil Mezarlığı’ndaki şehitlikte toprağa verildi. Üç yıl önce göreve başlayan ve ailesinin 4 çocuğundan biri olan şehit Büyükköse’nin düğün hazırlıkları yaptığı ve 3 hafta sonra evleneceği öğrenildi. Büyükköse’nin ailesi ve nişanlısı, acı haberi düğün hazırlıkları için gittikleri Siirt’te almıştı.

     

    Çocuğunu göremedi
    Şehit Jandarma Uzman Çavuş Murat Yıldızhan, memleketi Diyarbakır’ın Çermik ilçesine bağlı köyünde toprağa verildi.  Köy meydanında toplanan yakınları Kürtçe ağıtlar yaktı. Köydekii evlereTürk bayrağı asıldı. Köy meydanında düzenlenen törene; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Vali Mustafa Toprak, İl Emniyet Müdürü Recep Güven de katıldı. Yağmur altında yapılan törende cenaze namazı kılındı, daha sonra şehidin naaşı köy mezarlığında dualarla defnedildi. Köyde düzenlenen törende 1 yıl önce evlendiği hamile eşi eşi Rabia Yıldızhan ile annesi Remziye, babası Remzi ve 3 kardeşi büyük üzüntü yaşadı. Gözyaşları döken aileyi yakınları teselli etmeye çalıştı. Sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı köyde şehit Uzman Çavuş Yıldızhan, kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.

     

    MUTLULUK FOTOĞRAFTA KALDI
    Şehit Jandarma Üsteğmen Ersan Yenici’nin eşi Simge Yenici, kızları 3 yaşındaki Zeynep Dora ve 5 aylık Cemre Hüme ile birlikte acı haberi almadan önce çektirdiği mutluluk fotoğraflarını internetteki bir sosyal paylaşım sitesinde böyle paylaşmıştı.

     

    Alkışlarla defnedildi
    Jandarma Uzman Çavuş Serkan Perişan’ın cenazesi memleketi Gaziantep’te gözyaşları arasında toprağa verildi. Perişan için kent merkezindeki Bahattin Nakıboğlu Camii’nde düzenlenen cenaze törenine, Gaziantep Valisi Erdal Ata, Büyükşehir Belediye Başkanı AK Partili Asım Güzelbey, 5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Kahraman Güneş ve yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Şehidin cenazesi tören alanına getirilirken, alkışlandı. Şehidin 15 gün önce nişanlandığı Çiğdem Çullu güçlükle ayakta durabildi. Çiğdem Çullu, tören sırasında nişanlısının fotoğrafını göğsüne bastırarak sımsıkı sarıldı. Çiğdem Çullu, nişanlısının fotoğrafıyla tören alanından ayrıldı. Şehit Perişan’ın naaşı Yeşilkent Mezarlığı Şehitliği’nde toprağa verildi.