Etiket: Kurtarıyor

  • Kanserde erken teşhis hayat kurtarıyor

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Halk Sağlığı Müdürlüğü işbirliği ile kurulan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) erken teşhisle hayat kurtarıyor.

    Kanserde erken teşhis amacıyla Gaziantep’te kurulan KETEM, özellikle kadınlardaki meme kanseri ve rahim ağzı kontrollerinde erken teşhis edilen 3 hastadan 1’i kurtarılıyor. Daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla harekete geçen Büyükşehir Belediyesi KETEM’in ikinci merkezini açtı. Merkezin yanı sıra KETEM araçlarıyla da ilçe ve köylerde gezilerek kadınlar ücretsiz sağlık taramasından geçiriliyor.

    Erken teşhisle 14 hasta kurtarıldı

    Bu çerçevede 2016 Ocak ayından itibaren KETEM ve mobil araçla toplamda 6 bin 495 kişiye mamografi çekilmiş, 6 bin 493 kişiye smear testi ve bin 109 kişiye Gaitada Gizli Kan (GGK) testi yapılarak, kanser tarama programlarında toplam 14 hastaya erken teşhis konuldu.

    Öte yandan vatandaşların kanser konusunda bilinçlendirilmesi için de eğitimler veriliyor. Bu kapsamda KETEM merkezleri, sosyal tesisler ve mobil araçla gidilen merkezlerde toplam da 8 bin 302 hastaya, kanserde erken teşhis ve tarama ile ilgili bilgilendirme amaçlı eğitim verilerek, kendi kendine meme muayenesi yöntemi anlatıldı.

  • Yapay anne karnı hayat kurtarıyor

    Zamanından önce doğan bebekler, anne karnındaki yapı hastane ortamında taklit edilmesiyle tedavi ediliyor ve sağlıklarına kavuşuyor.

    Medical Park İzmir Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Uzmanı Sezgin Güneş, yeni doğan yoğun bakım ünitelerindeki kalitenin artması ile prematüre bebeklerin hayatta kalma şanslarının yükseldiğini söyledi. Dr. Güneş, “Ülkemizde yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum oluyor. Bu bebeklerin yüzde 10’u erken doğum yani prematüre bebeklerden oluşuyor. Prematüre bebeklerin önceki yıllarda hayatta kalması çok zordu. Bin gram altındaki bebekler şans eseri yaşıyordu. Yaşasa bile görsel, işitsel veya nörolojik hasarlar olabiliyordu. Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitelerinin gelişmesi ile bu bebeklerin yaşama oranı arttı“ dedi.

    Anne karnını taklit ediyoruz

    Medical Park İzmir Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Uzmanı Sezgin Güneş, “Tıp dilinde 37 haftanın altına doğan bebeklere prematüre bebek diyoruz. Doğum eğer 34 haftanın altında gerçekleşmişse bebeği kesinlikle yoğun bakım ünitesine alıyoruz. Bin gramın altındaki bebekler ortalama 2 ay boyunca hastanede yatıyor. Yeni doğan yoğun bakım servisimizde bir bebeğin normal doğumda sahip olması gereken tüm gelişimini tamamlaması için uygulamalar yapıyoruz. Bir nevi anne karnını taklit ediyoruz” diye konuştu.

    Deneyimli ekip hayat kurtarıyor

    Yeni doğan üniteleri konusunda son yıllarda başarılı hekim ve hemşirelerin yetiştiğini anlatan Uzman Dr. Sezgin Güneş, “Kaliteli doktor ve hemşireler ile tam donanımlı cihazlar yeni doğan ölümlerini büyük ölçüde azalttı. Her bebeğin gelişimini 7 gün 24 saat kontrol eden uzman hekim ve hemşirelerimiz var. 500-600 gram ağırlığındaki bebekleri yaşatabilecek alt yapıya ve personel tecrübesine sahibiz. Bu konuda tüm gelişmeleri yakından takip ediyoruz” dedi.

    “Takip önemli”

    Medical Park İzmir Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Sezgin Güneş de şunları söyledi: “Prematüre bebeklerin yoğun bakım sürecinin ardından 2 yaşına kadar takipleri çok önemli. Göz, işitme ve biyolojik gelişimlerine dikkat ediyoruz. 34 haftanın altında doğum yapacak ailelere, yeni doğan ünitesi olan hastanelerde doğum yapmalarını öneriyorum. Çünkü bebeklerinin bir süre yoğun bakımda yatması gerekebilir.”

  • Çematem Çocukları Bağımlılıktan Kurtarıyor

    Diyarbakır Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM), 18 yaş altı çocukların çeşitli aktivitelerle madde bağımlılığından kurtulmalarına yardımcı oluyor. Tedavi sonrası da desteğin sürdüğü merkezde çalışan uzmanlar, aileleri çocukların davranışlarındaki değişiklikleri gözlemeleri ve dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

    Diyarbakır’da bulunan ÇEMATEM, uyuşturucuya bulaşmış çocuklara çare, ailelerine de tedavi sürecinde ve sonrasında rehber oluyor. 18 yaş altındaki madde bağımlısı çocuklara hizmet veren ve 9 yaşında madde bağımlısı çocukların bile tedavi gördüğü 10 yataklı ÇEMATEM, çocuklara resim, el işi, müzik, spor ve benzeri aktivitelerle bağımlılıktan kurtulmaları ve becerilerini geliştirmeleri konusunda yardımcı oluyor. Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren ÇEMATEM’e açıldığı 2007 yılından bu yana 4 bin 111 yatan hasta ve ayakta tedavi başvurusu oldu. Doğu ve Güneydoğu’daki tek merkez olan ÇEMATEM’e bölge dışından da hastalar geliyor. ÇEMATEM yetkilileri, ailelerin çocuklarının bağımlı olduklarını öğrenme sürelerinin uzun sürdüğünü belirterek, en küçük bir şüphe duydukları takdirde bir uzmandan yardım almaları konusunda uyarıyor.

    “TÜRKİYE’DEKİ 4 MERKEZDEN BİRİ”

    Merkezde çocuklara günlük hayattan kopmayacakları şekilde tedavi hizmeti sunduklarını belirten Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Şenol Gedik, ÇEMATEM’in Türkiye’nin İstanbul’dan sonra ikinci açılan merkezi olduğunu ve şu an Türkiye’deki mevcut 4 merkezden biri olarak hizmet verdiklerini söyledi. Gedik, resmi olarak 10 yatak kapasitelerinin olduğunu anlatarak, “Ancak 20 yatağa kadar biz hasta yatırabiliriz. Kapasite mevcut. Doğu ve Güneydoğu’daki tek merkez olduğu için yüzde 75-80 buradan olmakla beraber Bursa’dan, İstanbul’dan telefonla arayarak gelen hastalarımız da var. Burada biz hastalarımızı konuk ediyoruz. Mevcut tedavi içinde spor faaliyetleri, resim, müzik odaları, aktivite odaları, bahçede bostan gibi aktivitelerle çocukları günlük hayattan koparmadan tedavi ediyoruz. Güvercinlerimiz çocukları hayvan sevgisinden koparmama amaçlı. Hastanın ortalama bir ay kalması gerekiyor. Bir ayın altında zaten tedavi olmaz. Bazen iki aya kadar çıktığı da oluyor. Aileleri de zaman zaman buraya kabul ediyoruz. Doktor arkadaşımız ailelere de eğitim veriyor. Çocuklar tedavi altında olduğu süre zarfında ve eve gittiği dönemde ailenin davranış şeklini de doktorlar belirliyor. Çocukla iletişimi, onla ne konuşacakları, çocuğu nasıl takip edecekleri gibi konularda eğitim veriyoruz. Psikologlarımız var” dedi.

    “TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK OLDUĞU BİLİNMELİ”

    ÇEMATEM Psikiyatri Uzmanı Mehmet Emin Yüksel, kendilerine başvuran ailelerin çocuklarının bağımlı olduğunu öğrenme sürelerinin uzun sürdüğüne dikkat çekerek, “Çocuk 3 yıldır maddeyi kullanıyor. Anne üç beş aydır öğrenmiş oluyor. Baba yeni öğrenmiş oluyor ve böylece bize gelmiş oluyorlar. Benim ailelerden dikkat etmelerini istediğim birkaç şey var. Çocuğun son günlerde davranışlarında herhangi bir değişiklik var mı? Ders başarısında bir azalma var mı? Sık sık gribal enfeksiyon gibi burnunu çekiyor mu? Gözlerinde kızarma var mı? Göz bebeklerinde büyüme küçülme var mı? Tuvalette uzun süre kalıyor mu? Son zamanlar eve gelirken sarhoş bir şekilde geldiği oluyor mu? Son zamanlarda sık yalana başvuruyor mu? Evden zaman zaman paranın kaybolduğu oluyor mu? Sinirlenmeleri ya da bazen hiçbir şey yapmadan, aktivitelere katılmadan gidip uyuduğu oluyor mu? Böyle durumlar olduğunda lütfen bize başvursunlar. Biz onlara gerekli yardımı yapalım. Bunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ailelerin bilmesi gerekiyor. Bunu bireyin de bilmesi gerekiyor. Muhakkak bir uzmandan destek almaları gerektiğini bilsinler. Bize geldiklerinde biz onlara danışmanlık hizmeti yapabiliriz. Çocukların ve ergenlerin madde bırakmaları konusunda tedavilerini yapabiliriz. Ailenin ve çocuğun kendisini de eğitebiliriz bu konuda. Lütfen gelsinler” diye konuştu.

    “ÖNCE SİGARAYA SONRA UYUŞTURUCUYA BAŞLIYORLAR”

    Uyuşturucu kullanımının 9 yaşına kadar düştüğünün görüldüğüne de dikkat çeken Yüksek, şunları kaydetti:

    “Öncelikle çocuklar sigarayla başlıyor bu işe. Daha sonra ya şeker dedikleri hap ya da bali, tiner, uçucu maddeler, sonra da esrar, eroin, bonzai, cam dedikleri metamfetamin gibi şeyler kullanmaya başlıyorlar. Tek bir tane neden söylemek zor ama 9 yaşındaki bir çocuğun başlaması için çevrede bulunması lazım ve birinin onu teşvik etmesi gerekir. Bize başvurduklarında poliklinik takibine alıyoruz ve tedaviye başlıyoruz. Onlara eğitimler veriyoruz. Eğer ayakta bırakamıyorsa yatırarak tedavi ediyoruz. Taburcu olduktan sonra da 18 yaşına gelene kadar haftalık, 15 günde bir, ayda bir onların kontrollerini çağırıp ayakta tedaviye devam ediyoruz. ÇEMATEM, demir parmaklıklar arkasında bir yer değil. Okul, ev, pansiyon gibi bir yer. Sürekli aktivite içerisindeyiz. Tedavileri eğlenceli bir şekilde sürdürüyoruz. Anlatıldığı gibi bağlayarak tedavi etmiyoruz.”

    “10 YAŞINDA ÖZENTİ İLE BAŞLADIM, PİŞMANIM”

    10 yaşında madde bağımlısı olduğunu ve uyuşturucuya arkadaş ortamında özenti ile başladığını anlatan 17 yaşındaki H.Y. ise, zararlarını görünce çok pişman olduğunu dile getirdi. Uyuşturucu kullanırken ailesiyle oturamadığını ve sürekli kavga ettiğini kaydeden H.Y., “Bu merkezi internetten araştırdım. Sevdiğim insanlar bana yardımcı oldu. Buraya yönlendirdiler. Buraya tedavi olmaya geldim. Gündüz haber izliyoruz, spor yapıyoruz, aklımızda tuttuğumuz haberleri hocalarımıza söylüyoruz. Tedavimizin nasıl gittiğine bakıyorlar. Resim yapıyoruz, müziğe çıkıyoruz. El işi yapıyoruz. Buraya gelmek hayatımın her şeyini değiştirdi. Beni de değiştirdi. Hayatıma anlam kattı. Tedavi olduktan sonra çalışacağım ve yuvamı kuracağım. Benim gibi erken yaşta başlayanlar erkenken dönsünler. Bu yola gitmesinler. Gidenlerin halini görüyorlar” ifadelerinde bulundu.

    “UYUŞTURUCU KULLANANLAR GELİP TEDAVİ OLSUN”

    9 yaşında sigara, 12 yaşında ise esrarla tanıştığını kaydeden U.Ç. ise, şunları söyledi:

    “13 yaşında şekere başladım, 14 yaşında bonzaiye, sonra da eroine bulaştım. Şu an 17 yaşındayım ve 4 seneden fazladır eroin içiyorum. Arkadaş ortamında bu işe bulaştım. İçine girdik bir daha da çıkamadık. Baktık sonu yok her gün hırsızlık her gün bir şeyler çalıyorduk. Ya ölecektik ya da cezaevine girecektik. 20 gündür tedavideyim. İçenlere tavsiyem gelip tedavi olsunlar. Bu işin sonu ya ölüm ya cezaevi. Çok pişmanım. İş işten geçmesin diye tedaviye geldim. Hocalar bizimle çok iyi ilgileniyorlar. Bizi hiçbir zaman boş bırakmıyorlar. Çarşamba günleri bizi dışarıya çıkarıyorlar. Sinemaya gidiyoruz, gezmeye gidiyoruz. Gençlere tavsiyem hiçbir zaman o ortamlara girmesinler. Akıllarına geldiği vakit gidip aileleriyle vakit geçirsinler. O ortama bir sefer girdin mi artık içindesin. Ailelere de tavsiyem çocuklarına ilgi göstersinler. İlgi gösterilmezse çocuk her türlü yola gider. Hep gözleri onların üstünde olsun.”

  • Meme Kanserinde Erken Teşhis Ve Tedavi Hayat Kurtarıyor

    Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, meme kanserinde erken teşhisinin tedavi sürecinde çok önemli olduğunu, bayanların kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlaması gerektiğini söyledi.

    Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinin her yıl dünyada milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu belirten Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanların 26 yaşında ve ailesel olarak meme kanserine yakalanma oranı yüksek gruplar 32-34 yaşlarında bir kez, sonraki yıllarda 40 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yaptırabileceğini ve 40 yaşından sonra ise her yıl düzenli olarak mamografi yaptırması gerektiğini kaydetti.

    MEMEDE ELE GELEN HER KİTLE KANSER DEĞİLDİR

    Türkiye’de her 10 kadından 1’i hayatının bir döneminde meme kanseri ile karşı karşıya kalabileceğini belirten Yol, “Meme kanseri kadın kanserlerinin tümünün yüzde 33’ünden ve kanserle ilişkili ölümlerin yüzde 20’sinden sorumludur. Kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada gelmektedir. Meme kanseri yaşla birlikte artış gösterdiğinden, 40 yaşından sonra her kadının yılda bir kez düzenli olarak meme muayenesi ve mamografi yaptırması gerekir. Meme kanseri erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle her ay kendi kendine meme kontrolü erken teşhis açısından hayati önem taşımaktadır. Meme kanseri konusunda yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak da tedavide başarı şansını artıran önemli bir faktördür. Memede ele gelen kitlelerin yüzde 90’nından fazlası kanser değildir. Bunlar genellikle meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu tümörler olabilir veya memenin kendi dokusu kitle gibi bir hal alabilir. Daha çok regl öncesinde meme içyapısı çok yoğun olduğundan, bu dönemde yapılan meme kontrolleri kitle varlığı düşüncesi oluşturabilir” dedi.

    FİBROADENOM İYİ HUYLU BİR TÜMÖRDÜR

    Fibrokistler meme içindeki fizyolojik değişimler olduğunu ve hastalık olarak kabul edilmediğini ifade eden Yol, “Bu nedenle kansere dönüşme riskleri de yoktur. Fibrokistik yapıların varlığı sırasında memede kanser gelişebilir ancak sebep bu yapılar değildir. Stres, üzüntü ve sıkıntı durumlarında fibrokistlerin sayısı artar ve bu durum gerginliğe yol açar. Kafein kullanımı, fazla tuzlu ve yağlı yiyecekler de bu gerginliği tetikler. Fibrokistlerin artışı memede ağrıya neden olur. Fibroadenom, iyi huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski, normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski yüzde 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez” diye konuştu.

    MEME KANSERİNDE EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ

    Meme kanserinde en büyük risk faktörünün ‘kadın olmak’ olduğunun altını çizen Yol, “Kadın cinsiyeti, 100 kat artmış riski ifade eder. Menopozdaki kadınlarda risk daha da yüksektir. Östrojen hormonuna maruz kalınan sürede artış olması, meme kanseri gelişme riskini artırır. Göğüs bölgesine radyoterapi yapılması ve özellikle 15 yaşından önce tedavi görmüş olmak önemli bir risk faktörüdür. Yağ içeriği yüksek yiyeceklerin uzun süreli tüketimi ve her gün 1-2 kadeh alkol tüketimi meme kanserinin artışında etkilidir. Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 20 yaş ve altındaki genç kadınlarda meme kanseri riski düşük olduğundan kafa karıştırıcı ve paniğe yol açıcı etkisi nedeniyle, kendi kendini meme kontrolü önerilmemektedir. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir. Geçmişte, hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı düşünülen mamografilerde bile 30 yıllık hasta takiplerinde, alınan radyasyonun vücut için önemli seviyede bir tehlikesi bulunmadığı ispat edilmiştir. Günümüzde kullanılan dijital mamografi teknolojisi, geçmişe göre 10 kat daha az radyasyon içermektedir. Kişinin düzenli mamografi çektirirken dikkat etmesi gereken en önemli ayrıntı, cihazın kaliteli ve sağlıklı bir görüntü vermesidir. Çünkü yetersiz ve kalitesiz görüntü, memedeki çok önemli bir tümörün atlanmasına neden olabilir. Meme kanserinin erken tanısında çok önemli bir payı olan mamografik bulgular iyi kalitede filmlerle daha net bir şekilde seçilmektedir. Hatta meme dokusundaki değişimler kanserleşmeden önce dijital mamografiler sayesinde yakalanabilir” şeklinde konuştu.

    GÜNÜMÜZDE MEME KANSERİNDEKİ CERRAHİ YAKLAŞIM

    Meme kanseri ameliyatlarının günümüzde, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi uygulanabileceğini belirten Yol şu bilgileri verdi: “Hastanın memesinin alınması durumunda ise ikinci yıldan sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılabilmektedir. Çünkü meme kanseri nedeniyle memenin kaybedilmemesi ya da daha sonra yeniden bir memeye sahip olunması hastayı psikolojik açıdan rahatlatarak, sosyal yaşama adaptasyonunu daha kolay sağlamasına yardımcı olmakta ve tedavi başarısını artırmaktadır. Son yıllarda, memesi alınmak zorunda olan hastalara deri koruyucu mastektomi ve hemen ardından da rekonstrüksiyon yapılmaktadır. Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur. Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir. Hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir. Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır. Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez. Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir. Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır. Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi uygulanmalıdır.”

  • İlk Müdahale Hayat Kurtarıyor

    Söke Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Paramedik Derneği Aydın İl Başkanlığı işbirliği ile “Temel Yaşam Desteği ve Otomatik Esternal Defibrilatör Kullanımı” semineri düzenlendi.

    Seminere Söke Sağlık Hizmetleri MYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Emine Gerçek, Paramedik Derneği’nden Okan Fidan, Başak Güntürkün ve Asım Bozkurt konuşmacı olarak katıldı.

    MYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Emine Gerçek, yaptığı açılış konuşmasında böyle etkinliklerin İlk ve Acil Yardım Programı’nda öğrenim gören öğrenciler ile acil sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık personellerini bir araya getirdiğini, bunun yanı sıra öğrencilerin mesleki aidiyet duygularını geliştirmelerine katkı sağlayacağını belirtti.

    Seminerde sunumlarını gerçekleştiren Paramedikler günlük hayatta karşılaşılan senkop vakalarında kalp atımı ve solunumun sağlanmasının, hastanın hayata tutunmasını sağlayan en temel uygulama olduğunu söyledi. Öte yandan Otomatik Eksternal Defibrilatör kullanımının doğru olarak yapılması durumunda cihazın, hastanın kalp ritmini otomatik olarak değerlendirdiğini, bu şekilde yapılan müdahalede her dört kişiden üçünün hayata dönme olasılığının bulunduğu belirtildi.