Etiket: Kurtarıyor

  • JAK, Uludağ’da hayat kurtarıyor

    Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ’da, kayak sezonun başlaması ile birlikte Jandarma Arama ve Kurtarma Timleri (JAK) ve asayiş ekipleri adeta nefes almadan çalışıyor. Geçtiğimiz sezon boyunca 19 kişiyi donmaktan son anda kurtaran ekiler bu yıl Aralık ayında bu sayıyı ikiye katladı.

    Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ’da kayak sezonu hızlı başladı. Uludağ’ın güvenliğinden sorumlu JAK ve asayiş timleri gece gündüz nefes almadan çalışıyor 14 kişilik ekip 5’erli 2 tim halinde sabah 09:00 akşam 18:00 saatleri arasında çalışırken 3 kişi ise gece nöbete kalıyor. Her hangi bir olay anında anın da müdahale eden timlerin bünyesinde 13 adet kar motoru bulunuyor.

    Geçtiğimiz yıl 19 kişiyi son anda donmaktan kurtaran JAK timleri bu yıl sezonun ilk ayında bu sayıyı ikiye katlamış durumda. Aralık ayında karda mahsur kalan 35 kişiyi kurtaran ekipler 6 kayıp olayını çözüp kayarken yaralanan 49 kişiyi de kar motosikletleriyle taşıyıp 112 ekiplerine teslim etti. Ocak ayında ise ekipler 4 gün içerisinde 3 kişiyi donmaktan kurtarırken, kayarken yaralanan 11 kişinin imdadına yetişti. Ayrıca JAK timleri bu yılbaşı gecesi bütün ekip olarak yol kenarlarında bekleyip Uludağ’ın asayişi için seferber oldu.

    Önlemler arttırıldı

    Her sene alışılan kaybolma olaylarının önüne geçebilmek için Jandarma bu yıl Uludağ’da tedbirleri arttırdı. Pistlerde kayakçıların pistlerden çıkıp kaybolmalarının önüne geçebilmek için bazı bölgelere ışıklı levha konuldu. Ayrıca pistin bittiğini belirtmek amacıyla ormanlık alan ile pist arasına file çekilip iki bölge birbirinden ayrıldı. Dağcılık ve kamp faaliyetlerinde bulunacak kişilerin bu yıl Uludağ’a çıkışları geçmiş yıllardan çok daha zor olacak. Çünkü bu kişiler Doğal Hayatı Koruma ve Milli Parklar 2’nci Bölge Müdürlüğünden izin almak zorunda. İlçe Kaymakamlığı’na, faaliyetlerinin başlangıç ve bitiş tarihini, kullanacakları güzergahı, konaklama yerlerini, alan kılavuzunun ve kişilerin kimlik fotokopilerini, kan grupları ve telefon numaralarını bildirip, aldıkları izini ise 48 saat öncesinden jandarmaya ulaştırmaları gerekiyor. Aksi halde Uludağ’a çıkmalarına izin verilmeyecek. İzinsiz giderlerse de ceza yazılacak.

  • Sessiz ölüme karşı “Karbonmonoksit Dedektörü” hayat kurtarıyor

    Konya Makine Mühendisleri Odası (MMO) Başkanı Ö. Erdoğan Duransoy, kokusuz, renksiz ve tatsız bir gaz olan karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı “Karbonmonoksit Dedeketörü”nün kullanılmasının hayati önem taşıdığını söyledi.

    Son yılların en soğuk ve en yoğun kar yağışını alan Konya’da uzmanlar karbonmonoksit zehirlenmesine karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Son 29 yılın en yoğun kar yağışını alan Konya’da zorlu kış şartlarında vatandaşlar çeşitli ısınma yöntemlerini kullanıyor. Kış şartlarının çetin geçmesiyle vatandaşların kimi kombi kimi sobayı kullanarak ısınmaya çalışıyor. Ancak sessiz ölümlere karşı Konya MMO Başkanı Ömer Erdoğan Duransoy, vatandaşları karbonmonoksit zehirlenmesine karşı uyardı.

    Kombilerin nasıl kullanılması gerektiğini anlatan Ömer Erdoğan Duransoy, kombi bakımının yetkililer tarafından yapılmasın isteyerek, “Kombilerin bakımı mutlaka yetkili servislere yaptırılması gerekiyor sezon başında. Kombi bakımından sonra bacaların temizliği gerekiyor. Eğer kombiler normal bacalı ise mutlaka sezon başında baca temizliğinin yapılması gerekiyor. Kullanıcı mutlaka bilinçli olması gerekiyor” dedi.

    Enerjiden tasarruf etme yöntemlerini de anlatan Duransoy, “Kombilerin kesinlikle kapatılıp açılmaması gerekiyor. Aç kapa kullanım daha fazla yakıt kullanımına sebep oluyor. Eğer evde kimse kalmayacaksa kombiyi minimum sıcaklığa alacağız fakat kapatmayacağız. Radyatörlerin önü kapatılmaması gerekiyor. Herhangi bir şekilde buralara divan, mobilya, koltuk olmaması gerekiyor ve radyatörlerin önü açık olması gerekiyor” diye konuştu.

    “Karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı önemli çözüm yolu karbonmonoksit dedektörleridir”

    Enerjide harcanan paraları dile getiren Ömer Erdoğan Duransoy, “Türkiye dışarıya 60 milyar dolar enerji parası ödüyor. Bunların yüzde 40’ı evlerde ısınma için harcanıyor. Dikkat edilecek hususlarla bunların yüzde 40’ın geriye döndürüldüğünü düşünürsek ciddi manada hem vatandaşımızın cebi rahat ediyor hem de yurt ekonomisi rahat ediyor” şeklinde konuştu.

    Karbonmonoksit Dedektörünün önemine de dikkat çeken Duransoy, “Karbonmonoksit kokusuz, renksiz, tatsız bir gaz dolayısıyla biz buna sessiz ölüm de diyoruz. Ortama sızdığı zaman insanları hissettirmeden maalesef etkiliyor. Bunun en önemli çözüm yolu karbonmonoksit dedektörleridir. Eğer karbonmonoksit dedektörünüz varsa sizin hissedemediğiniz bu gazı bu dedektör hissediyor ve hemen alarm veriyor, sesli bir alarm bu. Dolayısıyla ortamda karbonmonoksit sızıntısı var hemen tedbir alın diyor. Nedir tedbirimiz? Ortamı hemen havalandırmak, sobanız yanıyorsa hemen söndürmek… Karbonmonoksit dedektörleri hem kullanımı çok kolay, sadece fişe takıp duvara asmak yeterli. Cihaz fiyatları da 80-90 TL’den başlıyor. Kalitesine göre 200, 300, 400 TL’ye kadar çıkıyor. 100-150 TL’lik cihaz vatandaşlarımızın ihtiyacını rahatlıkla görür” şeklinde konuştu.

  • Kartalkaya yolunda kalan araçları köylüler kurtarıyor

    Bolu’da önemli kayak merkezlerinden Kartalkaya, yılbaşını geçirmek isteyen tatilcilerin akınına uğrarken, araçlarıyla yolda kalanları ise köylüler kurtardı.

    Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden Kartalkaya yılbaşı öncesi yerli ve yabancı tatilcilerinin akınına uğradı. Kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu Kartalkaya’da tatilciler kilometrelerce uzunluktaki pistlerde kayak yaptı.

    Karayolları ekipleri tatilcilerin rahat ulaşım yapabilmesi için gün boyunca kar küreme çalışması yaptı. Yaklaşık 2 bin 200 metre yükseklikte bulunan Kartalkaya’ya çıkmak isteyen bazı sürücüler yolda kalırken, sürücülerin imdadına yol üzerinde bekleyen köylüler yetişti. Traktörleri ve zincirleriyle tatilcilerin imdadına yetişen köylüler, turizme katkıda bulunduklarını belirterek, “Bazı sürücülerin zincirleri olmuyor ve yolda kalıyorlar. Bazı sürücüler ise kardan dolayı araçları kaydığı için yol kenarına kayıyorlar. Biz de burada hem zinciri olmayanlara zincir temin ediyoruz hem de yol kenarına kayan araçları traktörlerimizle çıkarıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesinde ‘Meme Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişmeler’ başlıklı 1. Meme Sempozyumu yapıldı.

    Erhan Zafer Akgüç Konferans Salonunda yapılan sempozyuma konuşmacı olarak İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Demir Budak, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Özel Gaziosmanpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Müslüm Çiçek, Prof. Dr. Abur Kebudi, Prof. Dr. Özcan Gökçe, Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Prof. Dr. Ömer Erol Uzel, Prof. Dr. Volkan Baltacı ve Doç. Dr. Alper Can katıldı.

    “8 kadından 1’i meme kanseri olacak”

    Meme kanserinde yeni gelişmeleri konuşacaklarını söyleyen İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Zer, “Erkan tanı çok önemli, kişinin kendi farkındalığı kendi meme muayenesi çok önemli, her kadının bilinçli olup ayda bir kendini muayene etmesi lazım. Gerek duşun altında gerek yatarak bu meme muayene metotlarını da bilmesi lazım. Hastalarımız meme metotlarını bilmiyorlar. Bunu öğrenmeleri ve mutlaka bir hekime başvurmaları gerekiyor. 40 yaş ve sonrasında meme ultrasonu ve mamografi yıllık tarama şeklinde yapılması gerekiyor. Kadınların düzenli gittiği meme cerrahı olması lazım. Eğer ailede meme kanseri varsa 20 yaşından itibaren meme taramalarına başlanması gerekiyor. Yaşamları boyunca her 8 kadından 1’i meme kanserine yakalanacak. Maalesef oldukça yüksek bir oran.

    “Mutlu bir yaşam ve doğru beslenme önemli” dedi.

    “Meme kanserinde çok fazla risk faktörü var bunların en önemlileri kadın olmak” diyen Doç. Dr. Zer, sözlerine şöyle devam etti: “Genetik faktörler, obezite, östrojen hormonu, doğum kontrol hapları, yağ içerikli diyetle beslenme, modern yaşam, stres faktörleri meme kanserini tetikleyen risk faktörleri. Kendimizi korumak için önce bilinçli olmalıyız, taramalarımızı düzenli yaptırmalıyız ama genetik olarak risk faktörleri taşıyorsak bu taramaları daha düzenli ve sık yaptırmalıyız, koruyucu bir takım ilaçlar ve cerrahi tedaviler var. Onun dışında günlük yaşamda stresten uzak durmak, beslenmeye dikkat etmek, gün ışığında spor yapmak, organik gıdalarla beslenmek ve mutlu bir yaşam ile meme kanserinden korunmamız mümkün. Bugün artık kadınlar daha bilinçli tarama metotları arttı, erken tanıyla organı kurtarmak mümkün. Ama geç kalındığında maalesef organ kayıplarıyla sonuçlanıyor. Hastalık metastatik hale gelince mücadeleyle geçen uzun bir süreç sizi bekliyor. Oysaki erken tanıyla küçük müdahaleyle organ kurtarılabilir.”

  • Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor

    Op. Dr. Turay Yazıcı, meme kanserinde erken teşhisle kanserden tamamen kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.

    Meme kanserine karşı en iyi mücadelenin erken teşhis olduğunu ifade eden VM Medical Park Bursa Hastanesi’nden Op. Dr. Turay Yazıcı, “Türkiye’de kitle henüz oluşmadan meme kanserini teşhis oranı yüzde 5, erken meme kanseri olduktan sonra ise yüzde 30’ları geçmemektedir. O yüzden kadınları bilgilendirmek çok önemlidir. Evvela kadınlar kendi memelerini tanımalı, memelerini kontrol etmeliler. Memelerindeki değişiklikleri, kitleyi ilk kendileri fark edebilirler. Herhangi bir şey fark etmeseler de aralıklı periyodlarla doktor kontrolünden geçsinler. Yaş 35-40 olduğunda ise ilk mammografi çekilmeli, 40 yaşından sonra yıllık muayene, mammografi ve ultrasonografi kontrollerine devam edilmelidir” dedi.

    Maksatlarının meme kanserini erken yakalamak olduğunu belirten Yazıcı, “O zaman meme kanseri yüzde yüz tedavi edilebiliyor. ’Yakınlarımda meme kanseri yok, bende olmaz’ demek yanlıştır. Çünkü meme kanseri yüzde 90 oranında tesadüfen olur. Ailevi meme kenseri ise yüzde 10’u geçmez. Aynı soyda birden fazla meme kanseri, ailede genç yaşta meme kanseri var ise bu kişilerin dikkat etmesi gerekiyor. Özellikle ailelerinde genç yaşta meme kanseri olan kişilerin kanser taramalarına o ailede çıkan kanser yaşından 10 yıl önce başlamak gerekiyor” diye konuştu.

    Mammografinin zararlı olduğu yönünde tartışmalar olduğunu ifade eden Yazıcı, “Mamografinin zararından çok yararı var. Ayrıca yeni cihazlarla alınan radyasyon dozları asgari seviyede olmaktadır. Dolayısıyla dünyada mamografi altın standart olarak kullanılmaktadır. Ama gençlerde ne yazık ki erken kanser teşhisi açısından mamografi değersizdir. Onların da kendi memelerini tanımaları çok önemlidir. Meme kanseri teşhisi konduğu zaman artık mememi kaybedeceğim demek yanlış. Şu anda meme kanseri ameliyatları küçüldü. Onkoplastik yöntemlerle cerrahi meme korunmakta, kitle büyük bile olsa meme ve koltuk altı alınmadan kurtulmak mümkün olabilmektedir” diye konuştu.