Etiket: Kurtaracak

  • Doktora öğrencisi Cengiz: “Lİ-S batarya, dünyayı kurtaracak”

    GTÜ Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Doktora Öğrencisi Elif Ceylan Cengiz, dünyadaki çevre kirliliği ile mücadele etme amacıyla ’Yüksek Enerji Yoğunluğuna Sahip Lİ-S Bataryalar’ konulu tez hazırladı. Cengiz, bu çalışmasının enerji verimliliğinde dünyayı kurtaracak nitelikte olduğunu söyledi.

    Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) “3 Dakikada Doktora Tezi Yarışmasında” ikinci olan GTÜ Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Doktora Öğrencisi Elif Ceylan Cengiz, çevre kirliliği ile mücadele etme amacıyla hazırladığı ’Yüksek Enerji Yoğunluğuna Sahip Lİ-S Bataryalar’ tezinin enerji verimliliğini sağlayacağını belirtti. Cengiz, bu projesinin enerji depolama sistemlerinde enerjiyi uzun süre saklama ve daha verimli kullanmak için yürütülen çalışmalara katkı sağlayacağını söyledi. Cengiz konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Özellikle fosil yakıt rezervlerinin tükeniyor oluşu nedeniyle, enerji konusunda çıkmaza girilmek üzere olduğunu belirten uzmanlar, yaklaşık 40 yıl içerisinde dünyadaki bütün petrol rezervlerinin tükeneceğini öngörüyorlar. Bu anlamda ihtiyaç duyulan alternatif enerji kaynakları özellikle arabalardan salınan CO2 emisyonunu engelleyerek çevre kirliliği ile mücadeleye katkı sunuyor. Çevre uzmanlarının görüşlerine göre bu araçlar kullanılmaya devam edilirse dünyanın sıcaklığı her 100 yılda bir 5 °C artacak, deniz seviyesi ise 30 cm yükselecek. Bu da, yüz yıllar içerisinde Maldivler ve Hollanda gibi ülkelerin dünya haritasından silinebileceği anlamına geliyor” dedi.

    “Enerji verimliliğine Lİ-S batarya çözümü”

    GTÜ laboratuvarlarında çalışmalar yürüten Cengiz, elektrikli araçlardaki performansın benzinli araçlarla yarışacak duruma getirilmesi için uğraş verdiğini dile getirdi. Doktora öğrencisi, geleceğin teknolojileri için, yüksek enerji yoğunluğuna sahip bataryalara ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “En uygun sistemlerden bir tanesi hocam Yrd.Doç.Dr. Rezan Demir Çakan’ın danışmanlığında üzerinde çalıştığım Lityum-Sülfür (Li-S) bataryalardır. Li-S bataryaların en büyük avantajı, mevcut Lityum iyon batarya teknolojisine göre beş kat fazla enerji yoğunluğu sağlamalarıdır” dedi.

    “Enerji verimliliğini sağlayarak Türkiye’nin geleceğine yön vereceğiz”

    Cengiz son olarak şunları kaydetti: “Katot olarak kullanılan ve ham petrol işlenmesi sırasında ortaya çıkan sülfür oldukça fazla miktarda olduğundan, birçok ülke -bilhassa Rusya- ellerindeki sülfürü değerlendirme çabası içindedir. Dolayısıyla neredeyse bedavaya verilebilecek durumda olan sülfür ile elde edilen Li-S bataryaların oldukça ucuz ve çevre dostu sistemler olduğu söylenebilir.

    Li-S bataryaların henüz ticarileşememesinin nedeni ise kısa kullanım ömrü, yani Li-S bataryalarda görülen birtakım içsel problemler nedeniyle ilk şarj-deşarj sonrası pil kapasitesinin hızla düşmesidir. Gebze Teknik Üniversitesinde yaptığımız çalışmada Li-S bataryaların içerisinde gerçekleşen kullanımı kısıtlayıcı reaksiyonlara çözüm olacak yenilikçi yaklaşımlar geliştiriyoruz. Bu çalışma neticesinde GTÜ olarak hedefimiz; ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasına ve geleceğine yön vermek, dünyanın yok olmasına neden olabilecek çevresel felaket risklerini en aza indirmektir”.

  • Marmara Denizi’ni yosunlar kurtaracak

    Yalova Belediyesi, Marmara Denizi’nde kirliliğe bağlı olarak artan yosunları kuracağı tesis ile organik gübreye dönüştürecek.

    Yalova sahillerinde 2 yıldır yaşanan yosun istilasından yola çıkan belediye, sahillerde bir araştırma yaptırdı. Araştırma raporunun bir kitap halinde kendilerine sunulduğunu belirten Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, “2 yıldır Yalova sahillerinde yoğun bir yosun istilası baş gösterdi. 2016 yılında neredeyse 24 saat ekiplerimiz çalışarak yosunlarla mücadele ettiler. Biz yosunlanmanın kaynağını araştırmaya yöneldik. Profesörlerden oluşan bir grup bu konuda çalışmalara başladı. 10 ay süren bir çalışma sonrasında da Yalova sahilleri ve hatta Marmara Denizi’ndeki yosun artışının sebebini içeren bir rapor hazırlayarak bize sundular. Rapora göre yosun artışının temel sebebi denizde artan kirlilik. Marmara Denizi yosun oluşumuna imkan tanıyacak kadar kirli. Bu kirliliğin sebebinin ise Marmara Denizi’nde kıyısı olan ancak arıtması olmadan atıklarını derin deşarjla denize boşaltan belediyelerin olduğu saptamasında da bulunuldu. Bütün bu atıkların suyun ışık geçirgenliğini azalttığı, daha fazla güneş ışığına ihtiyaç duyan yosunlarında su yüzüne çıkarak dalgalarla sahile taşındığı dile getirildi” dedi.

    Yosunların organik gübreye dönüştürüleceğini belirten Salman, “Yosun, toplanıp satılan, değerli bir gıda maddesi. Özellikle Uzakdoğu’da ciddi yosun tüketimi var. Ancak gıda kodeksine uyulması şartı aranıyor. Marmara Denizi’nde oluşan bu yosun gıda kodeksi parametrelerine uymuyor. Yosunlarda deniz kirliliğine bağlı ağır metaller bulunuyor. Ancak bu yosunların organik gübre olarak kullanılabildiği, yosunların gerek sahile vuran bölümleri ve gerekse su altında yapılacak hasatla kurulacak bir tesis vasıtası ile organik gübreye dönüştürülebileceği belirtildi. Daha önceden ülkemizde bu yönde yapılmış hiç bir çalışma yok. Küresel anlamda da bu tip tesislere çok az rastlanıyor. Bu denli büyük bir projeye Yalova olarak biz öncülük etmek istiyoruz. Bu proje sadece Yalova’nın değil ülkemiz açısından önemli bir proje olacak. Fizibilite çalışmasına başladık” diye konuştu.

  • Bakan Özhaseki’den “Çeşme’yi kurtaracak proje” incelemesi

    Çeşme Ildır Körfezi Deniz ve Kıyı Koruma Alanı ve Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde tekne ile incelemelerde bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, proje ile tükenmeye yüz tutan balık türlerinin yaşatılacağını ve İzmir Çeşme’nin 12 ay yaşanan bir bölge haline geleceğini belirterek, “Bu projeyi Çeşme’yi kurtaracak bir proje olarak görüyoruz” dedi.

    İzmir’i ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Çeşme Ildır Körfezi Deniz ve Kıyı Koruma Alanı ve Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde tekne ile incelemelerde bulundu. Proje hakkında değerlendirmede bulunan Bakan Özhaseki, kasada getirilen balıkları da inceledi. İnceleme gezisinde İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü Selahattin Varan, Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü Şube Müdürü Yunus Emre Dinçarslan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bülent Delican, AK Parti İzmir Milletvekilleri Hamza Dağ, Kerem Ali Sürekli, Atilla Kaya, Necip Kalkan, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, üniversite öğretim üyeleri hazır bulundu. Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma projesi hakkında konuşan Bakan Özhaseki, “Çeşme’nin iki ay yaşanan bir tatil beldesi olmaktan ziyade 12 ay yaşanan ve Körfezin özellikle kendine has tek tür olan bu balıkların yaşayabildikleri bir alan haline gelmesini sağlayacak bir proje yapıyoruz. Eklenmesi gereken bir takım işlerden sonra Çeşme 12 ay yaşayan bir bölge haline gelecek. Bu projeyi Çeşme’yi kurtaracak bir proje olarak görüyoruz” diye konuştu.

    “Canlı ortamdan canlı yaşayan bir ortam haline gelecek”

    Hazırlanan projeyi “Körfezde eskiden çok canlı olan yaşamın söndüğü, gerilediği, belki daha da geriye gittiği, sadece tatilde iki ay gelip sonra da biraz serinledikleri yer gibi algılanan ortamı değiştirme projesi diyebiliriz” diyerek değerlendiren Bakan Özhaseki, “Ildır Körfezi olarak bildiğimiz yerde özel çevre koruma planı yapılıyor. Bütün bu çalışmaları yaptıktan sonra Bakanlar Kurulunda geçerek onaylayıp özel bir koruma altına alıyoruz. Ondan sonra daha önce iki yıl Ege Üniversitesi’ndeki birçok bilim adamının çalıştığı bir rapor var. Bu rapor da elimizde. Bunun da yavaş yavaş yürürlüğe gireceği, bunların hayat bulacağı bir yaşama doğru adım atmış oluyoruz. Bu Körfez içerisinde bulunan, biraz kirlilikten dolayı balıkların öldüğü ortamdan canlı yaşayan bir ortam haline gelecek. Bizi burası daha çok ilgilendiriyor. O canlıları kaybedersek bir daha da gelmezler. Canlılar bir yere küser giderlerse bir daha da oraya kolay kolay dönmezler. Onlar bitmeden buraya can suyu vererek hayata geçireceğimiz bir ortam olarak bakıyoruz. Şimdiye kadar ortaya konmuş olan irade işin başlangıcı için lazımdı. Bundan sonra inşallah onların hayat bulduğu bir ortam başlayacak. İzmir’e hayırlı olsun” açıklamasında bulundu.

    “Kurtarmak için ne lazımsa yapıyoruz”

    Ülkedeki değerlere yok olmadan sahip çıkılması gerektiğini belirten Bakan Özhaseki, şöyle devam etti:

    “Tarihi eserlerimizi önce tahrip ediyoruz. Kimini belediyeler eliyle, kimini defineciler eliyle, kimini iş bilmez adamlar eliyle. Sonra onları nasıl kurtarırız diye proje yapıp ağaya kaldırmaya çalışıyoruz. En büyük hastalık burada zaten. İzmir’e geldiğimizde katı atıkla ilgili, Körfezin temizlenmesiyle ilgili, kentsel dönüşümle ilgili müjdeli haberleri zaten dün verdik. Özellikle bugün dar vakitte bu bölgeyi görmek için geldik. Burayı kurtarmak için ne lazımsa bütün projeleri hızlandırıp inşallah işe başlarız.”

    “ÇED raporunu imzalayarak İzmir’e geldim”

    İzmir’de devam eden projelerle ilgili de değerlendirmede bulunan Bakan Özhaseki, şu bilgileri verdi:

    “Dünden beri İzmir üzerinde çalışıyoruz. Karabağlar’daki kentsel dönüşümü inşallah başlatıyoruz. Sene başı yavaş yavaş orada inşaatların yükselmeye başladığını herkes görür. Doğru bir proje ile başlıyoruz. Arkası iyi gelecek diye düşünüyorum. İzmir için önemli olan çevreyle ilgili iki tane daha proje var. Birisi İzmir Körfezinin rehabilitesi, temizlenmesi, bir ada oluşturulması. Çıkan çamurun o adada toplanıp rekreasyon alanı halinde kullanılması, insanların oradan istifade edecek hale gelmesi ciddi bir proje. ÇED raporuyla ilgili geriye doğru çok uzun süreçler, tartışmalar yaşanmış. Ben o tarafları hiç açmıyorum. Gerek de yok zaten. Önümüze bakmak lazım. O ÇED raporu hazır. ÇED raporunu imzalayarak İzmir’e geldim. İkinci proje ise Karşıyaka tarafındaki katı atık tesisleri ile ilgili. Onla ilgili de Orman Bakanlığının daha önceki şerhleri kaldırıldı, önü açıldı. Sadece raporun gelmesini bekliyoruz. Ufak bir hukuki süreç var. Onu da tamamlamak üzereyiz. İzmir ile ilgili birçok hayati projenin gündeme geldiği bir gündeyiz.”

  • Kudüs Eski Müftüsü Şeyh İkrime Sabri: Bizleri Osmanlı Torunları Kurtaracak

    Kudüs eski Müftüsü Şeyh İkrime Sabri, “Bizleri Osmanlı torunları olan siz Türkler kurtaracaksınız” dedi.

    Kütahya Belediyesi ile Milli Türk Talebe Birliği Kütahya İl Başkanlığı tarafından ‘En Sevgili Kalbe Düşünce ve Filistin Gecesi’ programında konuşan Şeyh İkrime Sabri, Arap Birliği’nin ve birçok İslam ülkesinin Filistin’e destek vermemesine rağmen Türkiye’nin her zaman Filistin’in yanında olduğunu belirtti. Şeyh İkrime Sabri, “Abdülhamid, Osmanlı Devleti çok zor zamanlardan geçerken bile Filistin’de Yahudilere tek bir karış toprak vermedi. Abdülhamid’in desteklerini bugün Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan görüyoruz. Biliyoruz ki bizleri kurtaracak olan yine Osmanlı torunlarıdır. Mescid-i Aksa’da buluşmak üzere” diye konuştu.

    “ÜMMETE LİDERLİK YAPACAK SİZLERSİNİZ”

    Kudüs eski müftüsü Şeyh İkrime Sabri’nin ardından Filistin İslami Hareket Başkanı Şeyh Hammad Ebu Deabis söz aldı. Konuşmasına, “Mavi Marmara gazisi olmaktan onur duyuyorum” sözleriyle başlayan Deabis, “Mavi Marmara katliamından gazi olarak kurtulanlar Türkiye’nin dik duruşu sayesinde hapislerden kurtuldu. Eğer o gün Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu olmasaydı hepimiz hapisteydik. İsrail, bizi katliamın yaşandığı gün salıvermek zorunda kaldı. 2014 Savaşı’nda Kütahyalı kardeşlerimizin desteklerini bizzat gördük. Mazlum vatandaşlarımızın her duasında Türkiye var. Yardımlarınız ve destekleriniz için teşekkür ediyoruz. Topraklarımızdan İsrail’i kovacak ve Filistin’i kurtaracağız. Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi, ‘Allah bizim arkamızda olduğu sürece kimse bizi yenemeyecek.’ Erdoğan’ın desteklerini Filistin olarak unutmadık ve unutmayacağız. İslam alemine liderlik yapacak ümmet sizlersiniz, Allah sizlere güç versin” ifadelerini kullandı.

  • ’Vagon Ambulans’, Maden Ocaklarında Hayat Kurtaracak

    Zonguldak’ta maden ocaklarında yaşanan iş kazalarına çözüm amacıyla üretilen ambulans vagon büyük ilgi gördü. Kurumun atölyesinde üretilen ambulans vagon sayesinde, yer altında kaza geçiren işçiler daha iyi koşulda ve daha kısa sürede yer üstüne çıkartılabilecek.

    Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürülğü’ne bağlı Kilimli İşletmesi’nde üretilen “Ambulans Vagon” büyük ilgi gördü. Kurum personeli tarafından 25 günde üretilen vagon, yer altında yaşanan iş kazalarında ambulans olarak görev yapacak.

    Yer yer 30 kilometrelik mesafelerde yaşanan iş kazalarında daha çok fayda sağlayacak olan vagon ambulansın bölmelerine de sağlık malzemeleri konulabilecek. Tek kişilik sedyesi bulunan vagon ambulansa, hasta ile birlikte beş kişi sığabilecek.

    “BİRÇOK ARKADAŞIN EMEĞİ VAR”

    Karadon Müessesesi Elektro Mekanik İşletme Müdürü Orhan Hoyur, ambulans vagonun üretim sürecini anlattı. Üretilen vagonun işçiler tarafından da büyük ilgi gördüğüne dikkat çeken Hoyur, şöyle devam etti:

    “İş güvenliği toplantılarında gündeme getirdik. Toplantıda arkadaşlar fikir attı. Ocaktaki kazalıları en sağlıklı şekilde dışarı nasıl çıkartabiliriz diye fikir ortaya atınca, o fikre istinaden bizde kendi elemanlarımıza söyledik. Bir ambulans yapalım dedik. Ondan sonra ambulansı şu şekilde yapalım derken geliştirerek; gelişmesi neticesinde arkadaşlar üzerinde çok durdu. Doktor arkadaşları çağırdılar. Fikir istişare ettiler. Yaklaşık 20-25 gün zarfında böyle güzel bir eser ortaya çıktı. Burada en az 20-30 kişinin fikri vardır. Mühendisinden, işçisinden, doktorundan, iş güvenliği uzmanlarından onların fikirlerini aldık. Her aşamada da onlar da takip ettiler. Böyle güzel bir eser çıkarttık. Kuruma faydalı olacağını, çalışan arkadaşlar çok beğendi. Çok hoşlarına gitti. Bununla her kota yapmaya devam edeceğiz. Herhalde 10-15 gün sonra da faaliyete geçmiş olacak. Bu 5 tonluk olanı 360 kotuna indireceğiz. Orada bunu kullanacağız. Arkadaşlar ikincisine başladı. Gelik’te faaliyete geçecek. Toplamda beş adet ambulans vagonu kuruma kazandıracağız. Kazalı olan arkadaşları yol esnasında hasar görmeden dışarı çıkartmayı hedefliyoruz. Eksiklerimiz de olabilir ama görüntü olarak şu an iyi görünüyor. Arkadaşların ellerine sağlık.”

    “DAHA KISA SÜREDE DE ÜRETEBİLİRİZ”

    Ambulans vagonun üretilmesinde özel bir vakit harcamadıklarına dikkat çeken Orhan Hoyur, vagonun kısa sürede de üretilebileceğini söyledi. Hoyur, “Bu çalışma ekstra başına eleman yapamıyoruz. Normal işlerimizin haricinde bunu ürettik. Bu 20-25 gün zamanda üretiliyor. Ama çok zorda kalırsa 15 günde de üretilir. Ama öbür işlerimize sekte vurmadan ürettiğimiz için 20-25 günde üretilecek” diye konuştu.

    “VAGON AMBULANS KOLAYLIK SAĞLAYACAK”

    Önceki iş kazalarında işçilerin sedyeler ve vagonlarla taşındığına dikkat çeken Orhan Hoyur, vagon ambulansın yer altında kolaylık sağlayacağının altını çizdi. Vagon ambulansın çalışma sisteminden de bahseden Hoyur, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu ambulans vagonu ana noktaya koyacağız. Bir kaza haberi alınca nakliyat servisi arkadaşlar hemen bunu vagonla beraber kaza yerine ulaştıracaklar. Orada yükledikten sonra kazalıyı ambulansa aldıktan sonra dışarı çıkıncaya kadar hiçbir yerinden kımıldamadan ambulansa gelecek. Ondan sonra ambulansa alınacak. Daha önceden getiriyorduk, sedye ile vagonlara koyuyorduk. Arabalara koyuyorduk veya bir şekilde kuyu dibine getiriyorduk. Orada bir aktarma yapıyorduk. Artık öyle olmayacak. Direk kuyu dibine getirerek asansörler yukarı getirilecek. Zorluk olmayacak. İlk yattığı pozisyon neyse o şekilde yukarı çıkartılacak. Tabii üretilen bu ambulans vagonun gözlerinde sağlık malzemeleri konulacak. İmkanımız vardı, alan da geniş olduğu için bu bölmeleri de yaptık. Büyük olasılıkla doktor arkadaşlar da inecek, orada ufak tefek müdahaleler de yapılacak.”

    “TALEP OLURSA ÜRETİRİZ”

    Gazetecilerin, “Türkiye’de birçok maden ocağı bulunuyor. Birçok acı olaylar yaşandı. Talep olması halinde dışarıya da üretim yapılabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Orhan Hoyur, “Hiçbir sıkıntı olmaz. Yeter ki iş güvenliği olduktan sonra vagonun üretilmesi konusunda da talep olduktan sonra seve seve yaparız” şeklinde konuşmalarını tamamladı.

    Elektro Mekanik Atölyesi’nde maden işçileri tarafından üretilen vagon ambulans, 15 gün sonra maden ocaklarında faaliyete geçecek. Yaklaşık 5-6 adet daha üretilecek olan vagonlar; raylı sistemi kullanarak asansörle yer üstüne çıkartılabilecek.