Etiket: KÜRESEL

  • İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Demirtaş: “2018 yılının küresel riskleri var”

    İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, “Büyümede bir kez daha dünya şampiyonu olduk. Bölgemizde yaşanan jeopolitik risklere, siyasi istikrarsızlıklara rağmen bu büyümeyi gerçekleştirmek bir başarı hikayesidir. Ancak 2018 yılının küresel riskleri var” dedi.

    İzmir Ticaret Odası 2017 yılının son meclis toplantısını gerçekleştirdi. İTO meclis salonunda yapılan toplantıda konuşan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, yeni yıla yeni umutlarla girildiğini ancak Ortadoğu coğrafyasında kara bulutlar bir türlü dağılmak bilmediğini belirterek, “Suriye’deki savaş başladığında doğan çocuklar 7 yaşına geldi. 877 km ile en uzun sınırımızın olduğu Suriye’nin kuzeyi ülkemiz için maalesef terör örgütlerinin yuvalandığı bir bölge. Cumhurbaşkanımız ‘Sınırlarımızı teröristlerden temizleyeceğiz’ ifadesini kullandı. Gündemimize şimdi de Kudüs girdi. ABD Başkanı’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi fitili ateşledi. Ancak, Türkiye ve Yemen’in sunduğu ‘Kudüs’ tasarısı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantısında 128 oy ile kabul edildi. Böylelikle BM Genel Kurulu ülkelerini tehdit edenlere boyun eğmediğini göstermiş oldu” dedi.

    “2018 yılının küresel riskleri var”

    2018 yılının küresel anlamda riskleri olduğunu dile getiren Başkan Demirtaş, “Çin’de ekonomik büyümenin yavaşlaması, petrol ve emtia fiyatlarının ani şekilde düşmesi veya yükselmesi, yüksek enflasyon ve jeopolitik risklerle piyasalarda oynaklığın artması, gelişmiş ülkelerde ve Çin’de konut balonunun patlama olasılığı, Trump’ın korumacı ticaret politikaları küresel ekonominin önündeki en büyük risk faktörleri” diye konuştu.

    “Büyümede dünya şampiyonu olduk”

    Türkiye ekonomisini de değerlendiren Demirtaş, 2016 yılında yüzde 4,2 büyüyen ekonominin 2017 yılında rekora gittiğini söyledi. Yılın ilk iki çeyreğinde gerçekleşen yüzde 5’in üzerinde büyümenin ardından yılın 3. çeyreğinde gelen yüzde 11,1 büyüme olduğunu ve bunun son altı yılın en yüksek çeyrek büyümesi olduğunu ifade eden Demirtaş, “Büyümede bir kez daha dünya şampiyonu olduk. Bölgemizde yaşanan jeopolitik risklere, siyasi istikrarsızlıklara rağmen bu büyümeyi gerçekleştirmek bir başarı hikayesidir. Bu başarıda hükümetin teşvik ve destek politikaları ile artan canlılık, iç talebin pozitif etkileri var. Başta Avrupa olmak üzere önemli ihracat pazarlarımızdaki toparlanma da dış talebe olumlu etki yaptı, ihracat artışını tetikledi. Dolayısıyla 2017’de yatırım ve ihracat büyümeye etki yaptı. Bir önceki yılın aynı çeyreğine göre, inşaat sektörü yüzde 18,7 arttı. Yine, inşaat ekonominin lokomotifi durumunda” ifadelerini kullandı.

    Enflasyon ve faiz cephesinden gelen son verilerin pek iç açıcı olmadığını söyleyen Ekrem Demirtaş, 2017 Kasım ayında TÜFE’nin yüzde 12,98’e; yurtiçi ÜFE’nin ise yüzde 17,30’a yükseldiğini, enflasyonun birkaç aydır çift haneye yerleştiğini söyledi. Gıda fiyatlarında düşüş olmasına rağmen, hizmet ve enerji sektöründeki artışların enflasyonu canlı tuttuğuna değinen Demirtaş, Merkez Bankası enflasyon hedefinin de, Orta Vadeli Programdaki enflasyon hedefi ile tutmadığını kaydetti.

    “Turizm sektörü beklentileri karşılayamadı”

    Turizm sektörünün 2016 ve 2017 yılında hüsran ile geçtiğini belirten Başkan Demirtaş, şunları söyledi:

    “Sektör beklentilerini karşılayamadı. Özellikle İzmir’de uzun yıllar sonra sağlanan başarı tablosu tersine döndü. 2015 yılında İzmir’e toplamda 1 milyon 201 bin turist geldi. 2016 yılında bu rakam 672 bine düştü. 2017 yılının 11 aylık döneminde ise turist sayısı 741 bin kişiye ulaştı. Aralık ayı rakamı açıklandığında da 1 milyon turisti göremeyeceğimizi biliyoruz. Ülke olarak ne kadar önlem alırsak alalım, terör ve komşu ülkelerdeki savaş sona ermeden turizm sektöründe arzuladığımız başarıyı sağlamamız mümkün değil. Ama umudumuzu kaybetmiyoruz. Hükümetimiz her zaman turizmcinin yanında olmayı sürdürüyor. Moralimizi bozmadan 2018 yılına odaklanmalıyız. 2018 yılında iç pazarı ihmal etmemeliyiz. Ancak, dış pazar için yoğun çalışıyoruz. Çok yakın bir zamanda Rus, Fransız ve iki Çinli heyet ağırladık. Japon heyet de yılsonuna kadar gelecek. Çin’de bir dijital medya kampanyası da başlattık. Travel Turkey çok başarılı geçti. 2017 yılında Oda olarak 18 fuara katıldık. İzmir, bir fuarcılık kenti oldu gibi. 2017’de 28 olan düzenlenen fuar sayısı 2018’de 42’ye yükseliyor. Coşkun Beşok’un da katkı yaptığı Emlak Fuarı ile 43’e çıkıyor. Bu başarıda Odamızın yaptığı destekler ve üyelerimizin sahiplenmesi büyük katkı yaptı.”

    Ankara’da sorunları aktardılar

    Başkan Demirtaş, 19 Aralık 2017 Salı günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Ticaret Odaları Konseyi Toplantısı için Ankara’da olduğunu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Maliye Bakan Yardımcısı Cengiz Yavilioğlu, TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na sorunları çok geniş bir yelpazede aktardıklarını ifade etti.

    Vakıfbank Protokolünü 13 Aralık’ta imzaladıklarını ve Vakıfbank kredisi için ücretsiz Oda Faaliyet Belgesi verdiklerini hatırlatan Demirtaş, “Ankara’daki konsey toplantısında Nefes Kredisi uygulamasının tekrarlanmasını da talep ettik. Alışveriş Merkezlerinde faaliyet gösteren üyelerimiz için önemli bir toplantı yaptık. Bu toplantıda Alışveriş Merkezleri’nde faaliyet gösteren firmaların yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ele aldık. Toplantımız oldukça verimli geçti. “İzmir Alışveriş Günleri” etkinliği düzenlenmesi için girişimlerde bulunulması yönünde görüş birliğine varıldı. Bu ay gerçekleştirdiğimiz önemli bir toplantı da “Taşeron İşçi İstihdam Eden Firmaların Sorunları ve Çözüm Önerileri Toplantısı”.

    Düzenleme uygulamaya başladığında, güvenlik, temizlik ve destek faaliyetleri sektöründe faaliyet gösteren firmalar zor durumda kalacak. İstihdam yaratan, vergi ödeyen bu firmaların önemli makine ve ekipman yatırımları var. Birçoğu bu nedenle kredi kullanmış ve borçlanmış durumda. Bu konuda Serdar Gökhan Arıkan, Hikmet Çelik yoğun çaba harcıyorlar. Ben de onların bu çabalarını destekliyorum.

    Mutlaka geçiş için bir süre verilmesini talep ettik” diye konuştu.

    Konuşmasının son bölümünde 2018 yılı Çalışma Programı’na da değinen Demirtaş, “Çalışma Programımızın ilk bölümü “Dünya Değişiyor, Daha Hızlı Dönüyor” başlıklı. Bu bölümde, ekonomik, siyasi, teknolojik dönüşümlere yer verdik. Dönüşüm sürecinde gelinen son nokta Sanayi 4.0. 2. Bölümünde ise Yatırımcıların Rotası: Büyüyen ve Gelişen İzmir konusunu işledik. Odamız 2018 Yılı Çalışma Programı ve Bütçesinin Tematik Bölümü ise “Üç Yüzyıla Tanıklık Eden İzmir Ticaret Odası Yeni Binasıyla Faaliyetlerini Çağın Ötesine Taşıyor” başlığını taşıyor” dedi.

    2018 yılı için önerilerde bulundu

    2018 yılının barış, huzur ve mutluluk getirmesini temenni eden Demirtaş, önerilerde de bulunarak şöyle konuştu:

    “Bu yıl da, belirsizliklerin arttığı bir yıla giriyoruz. Piyasa riskleri yükselebilir. 2017’yi yüzde 10 enflasyon ve yüzde 10 üstü işsizlikle ve liranın yüzde 10 değer kaybıyla kapatıyoruz. Kur-Enflasyon-Faiz üçlüsünden gözümüzü ayırmayalım. Zor günlerde fırsat yaratan tüccar öne geçecektir. Bu gerçek üyelerimizi gereksiz maceralara elbette taşımamalıdır. 2018 canlı ve hareketli bir yıl olabilir. Yaklaşan seçimler Hükümetin yatırım ve üretim teşviklerini arttırabilir. Önemli jeopolitik gelişmeler var. Ortadoğu’yu sürekli izlemeliyiz. Borçlanırken daha dikkatli olun. Döviz geliriniz yoksa döviz cinsinden borçlanmayın. Tahsilat takibine önem verin ve temerrüte düşen müşterilerinizi defterden silin. Şirketinize mutlaka teknoloji yatırımı yapın. Katma değeri yüksek ürünlere yönelin. Etkin bir web siteniz ve kurumsal bir e-postanız olsun. İTO’dan gelen mailleri mutlaka okuyun. Firmanıza, üniversite mezunu, lisan bilen bir genç alarak dünyayı izleyin. Pazarlamaya ağırlık verin.”

  • Küresel Güney-Güney Kalkınma Fuarı 2017

    Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Mesleki Eğitim ve Danışmanlık Merkezi (GSO-MEM) Yönetim Kurulu Başkanı ve GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Ünverdi, GSO tarafından kurulan GSO-MEM’de Suriyelilere mesleki eğitimler vererek nitelik kazandırıp ekonomiyi büyütmeye çalıştıklarını söyledi.

    Ünverdi, Birleşmiş Milletler (BM) organizasyonunda Türkiye ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenen, “9. Küresel Güney-Güney Kalkınma Fuarı 2017” çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi tarafından, Suriye Krizinin Sosyal, Ekonomik ve Mekansal Etkilerinin Azaltılmasında Dayanıklılık başlıklı özel oturuma katıldı. Katılımcılara Gaziantep sanayisi hakkında bilgiler veren Ünverdi, GSO tarafından, sanayicilerin imalatta en çok karşılaştıkları sorunlardan biri olan kalifiye eleman ihtiyacına cevap verebilmek ve bölge sanayisinin teknik alt yapısına destek vermek amacıyla 20 atölye, laboratuvar ve 28 eğitim salonu bulunan, GSO-MEM’i kurduklarını kaydetti. GSO-MEM’in, eğitimin istihdamla uyumunu güvence altına alarak nitelikli insan kaynağının oluşmasına öncülük ettiğini belirten Ünverdi, yerel ve ulusal- uluslararası ölçekte tanınan, etkin ve saygın bir uluslararası kurum olma vizyonu ile hizmet vermeye devam edeceklerini ifade etti.

    Türkiye ve Avrupa’daki çeşitli mesleki eğitim merkezi örneklerinin incelenerek GSO-MEM’i kurduklarını anlatan Ünverdi, “GSO-MEM, GSO’nun koordinatörlüğünde, merkezi Gaziantep’te bulunan İpekyolu Kalkınma Ajansı’nın destekleri ve Gaziantep Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nün işbirliği ile OSB’de yaklaşık 11 bin metrekare kapalı alanda kuruldu. Sanayinin mevcut çalışan personeline meslek geliştirme eğitimleri, meslek sahibi olmak isteyen gençler, kadınlar engelliler, göçle Gaziantep’e gelen ve dezavantajlı gurup olarak nitelendirilebilecek tüm işsizlere meslek edindirme eğitimleri, işletmelere kurumsallaşma eğitimleri, çalışanlara kişisel gelişim eğitimleri, mesleki yeterlilik sınavına girecek olan kişilere de yeterliliğe dayalı eğitimler veriliyor” dedi.

    Merkezde, ülkemize gelen Suriyelilere meslek edindirme eğitimleri de verildiğini ifade den Ünverdi, “Sanayi ile işbirliği içinde, mesleki gelişim odaklı eğitimler hazırlanarak istihdam imkanlarının artırılması amacıyla yola çıktık. Başta Gaziantep olmak üzere bölge sanayi yapısı göz önünde bulundurularak ihtiyaç olan meslek kollarında düzenli eğitimler verilerek, işletmelerin kalifiye personel sorunlarına çözüm üretilmesini amaç edindik. Suriyelilere nitelik kazandırıp ekonomiyi büyütmeye çalışıyoruz. Kilis ili ile ortaklaşa kurulacak Polateli-Şahinbey Organize Sanayi Bölgesi’ni Suriye’den başka ülkelere giden özel sektör için açtık. Suriye’den başka ülkelere giden iş adamlarını buraya çekmeye çalışıyoruz. Böylece hem kendi ülkelerine yakın çalışabilecekler hem de Suriyelilere istihdam sağlayabilecekler” diye konuştu.

    Ünverdi, bir Suriyeli işçi alma sürecinin özel sektör için ortalama 45 gün sürdüğünün altını çizerek, bu sürecin kısalması gerektiğini sözlerine ekledi.

  • MÜSİAD İzmir’de ’Küresel Para Savaşları’ konuşuldu

    Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) İzmir Şubesinin Kasım ayı Dost Meclisi toplantısına katılan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, “Gelecek yıllarda önce kur savaşları, ticaret savaşları ve topyekûn, küresel bir finans savaşı ile birlikte konvansiyonel silahların kullanıldığı bir savaş ihtimali hayli yüksektir” dedi.

    Balçova Termal Oteli’nde düzenlenen yemekli toplantıya, İl Dernekler Müdürü Turgay Esen, MÜSİAD İzmir Başkanı Ümit Ülkü ile çok sayıda MÜSİAD üyesi katıldı. Açılış konuşması yapan MÜSİAD İzmir Başkanı Ümit Ülkü, MÜSİAD olarak ülkemizde ve dünyada örgütlü en büyük sivil toplum kuruluşu olduklarını ve birçok coğrafyada başarılı çalışmaların altına imza attıklarını söyledi. Ülkü, “Ülkemizin büyümesi ve daha fazla güçlü olabilmesi için biz işadamlarına düşen, işimizi daha da büyütmeye çalışmak, ülkemize daha fazla yatırım, daha fazla katma değer ve daha fazla istihdam sağlamak olmaktadır. Bizler iş insanları olarak çok büyük sorumluluklarımızın olduğunun bilincindeyiz. İleri teknolojiye dayalı ve katma değeri yüksek ürünleri tasarlayan bir ülke haline gelene dek çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    Bu ayki dost meclisi toplantısında Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu’nu konuk etmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Ülkü, “Ramazan Hocamızdan ‘Küresel Para Savaşları’ gibi önemli bir konuda değerli bilgiler almış olacağız. İstanbul’dan gelerek bizlerle birlikte olan hocamıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    MÜSİAD İzmir Başkanı Ümit Ülkü’nün ardından kürsüye gelen Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, katılımcılara Küresel Para Savaşları konulu konferans verdi. Yenidünya düzeni, küresel hegemonya, parayla ilgili dönen oyunlar ve bu noktada piyonların nasıl yönlendirildiği hakkında konuşan Ramazan Kurtoğlu, küresel ekonomiyi yönlendiren odaklar tarafından Türkiye üzerinde de birçok oyun oynandığına işaret etti. “Küresel Para Savaşları”, 2008 Wall Street merkezli küresel mali krizin küresel ekonomiyi getirdiği noktayı en iyi anlatan tanım olduğunu söyleyen Kurtoğlu, “Amerikan ordusu Mart 2009’dan itibaren 60 ekonomi ve finans uzmanının rehberliğinde küresel finans savaşı tatbikatı yapıyor. Gelecek yıllarda önce kur savaşları, ticaret savaşları ve topyekûn, küresel bir finans savaşı ile birlikte konvansiyonel silahların kullanıldığı bir savaş ihtimali hayli yüksektir” dedi.

    Çok sayıda sanayici ve iş adamının katıldığı toplantı sonunda soruları cevaplayan Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu’na MÜSİAD İzmir Başkanı Ümit Ülkü, hediye takdim ederek teşekkür etti.

  • İş dünyasında en önemli 10 küresel risk

    Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Global Riskler Raporu, iş dünyasının en çok önceliklendirdiği temel riskleri ortaya koydu. Anket verilerine göre, önümüzdeki 10 yılda işletmeler karşılaşabileceği en önemli risklerin ilk üçünü sırasıyla işsizlik, ekonomik krizler ve hükümetlerin istikrar sağlamadaki başarısızlığı olarak görüyor. Tüm bunların yanında işletmelerin önemli bir risk olarak gördüğü siber saldırılar da listede üst sıralara yerleşti. Raporda, siber saldırıların önümüzdeki yıllarda devletlerarası çatışmalar ve terör saldırılarından bile daha riskli olabileceği dikkatleri çekti.

    Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Marsh & McLennan Şirketler Grubu ve Zurich Insurance Group destekleriyle oluşturulan Global Riskler Raporu’nda iş dünyasının en çok çekindiği temel riskleri açıkladı. 136 ülkeden 12 bin 411 yöneticinin katıldığı kapsamlı anketin verilerine göre, önümüzdeki 10 yılda işletmeler karşılaşabileceği en önemli risklerin ilk üçünü sırasıyla işsizlik, ekonomik krizler ve hükümetlerin istikrar sağlamadaki başarısızlığı olarak görüyor. Tüm bunların yanında işletmelerin büyük bir risk olarak gördüğü siber saldırılar da listede üst sıralara yerleşti. Karşılaşıldığı takdirde işletmeleri milyonlarca dolar zarara uğratabilen siber saldırıların, önümüzdeki yıllarda devletlerarası çatışmalar ve terör saldırılarından bile daha riskli olabileceği ortaya koyuldu.

    Anket verileri ışığında bir değerlendirmede bulunan Marsh’ın Global Risk & Dijital Bölüm Başkanı John Drzik, siber saldırı ve teknolojiyle beraber gelen diğer risklerin yöneticiler tarafından artık daha fazla endişe duyulan unsurlar olduğunu belirtti.

    John Drzik, “Dünyanın en büyük ekonomilerinde faaliyette bulunan iş dünyası liderleri, siber riski artık kendileri açısından en büyük risk olarak derecelendirmektedirler. Şirketler bu tehditlerin kendi operasyonlarını nasıl etkileyebileceğini titizlikle analiz etmeye ve gerekli risk azaltma ve esneklik kazanma önlemlerini almaya ihtiyaç duymaktadırlar” dedi.

    İş dünyasının çekindiği en büyük 10 küresel risk şöyle sıralandı:

    İşsizlik veya eksik istihdam

    Mali krizler

    Ulusal yönetişim başarısızlığı

    Enerji fiyatları hareketliliği

    Toplumsal istikrarsızlık

    Finansal mekanizma veya kurum başarısızlığı

    Kritik altyapı başarısızlığı

    Siber saldırılar

    Devletlerarası çatışmalar

    Terör saldırıları

    Bölge bölge risk algısı

    Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) hazırladığı Global Riskler Raporu’na göre, Avrupa, Güney Asya, Latin Amerika, Karayipler ve Sahra Altı Afrika’daki iş dünyası liderleri en çok hükümetlerin istikrar sağlamadaki başarısızlıklardan endişe duydu. Avrupa’daki iş dünyası liderleri, ’finansal mekanizmaların veya kurumların başarısızlığını’ baskı oluşturan riskler listesine eklerken, Güney Asya’da kentsel merkezlerde yaşanan hızlı büyüme, bu bölgedeki yöneticilerin, ’kentsel planlama başarısızlığını’ ve ’kritik altyapı başarısızlığını’ kendi işletmelerinin maruz olduğu kilit potansiyel tehlikeler arasında gösterdi.

    Kuzey Amerika, Doğu Asya ve Pasifik bölgelerindeki yöneticiler en çok siber saldırılar ve varlık balonundan kaygı duysalar da, çoğu bölgedeki yöneticiler işsizliği ya da eksik istihdamı ve mali krizleri iki büyük risk olarak vurguladı. Raporda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise iklim değişikliğinin getirdiği tehditlerin oluşturduğu risklerin giderek daha da alt sıralarda yer alması oldu. Günümüzde 20 ekonomi içinden yalnızca Kanadalı yöneticiler, iklim değişikliğine en önemli riskler listesinde üst sıralarda yer verdi. Potansiyel terör saldırıları tehdidi ise Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki yöneticileri için önemli bir risk başlığı olmayı sürdürdü.

  • Küresel felaketlerin oluşturduğu zararların toplam 188 milyarın üzerinde

    Bu yılın Ekim ayına kadar gerçekleşen küresel felaketlerin oluşturduğu zararların toplam 188 milyar liranın üzerine çıktı. Bu felaketlerden ortaya çıkan maddi zararın yaklaşık 12 milyar dolarlık kısmı depremlerden oluştu.

    Dünya gündeminin yine ilk sırasını yaşanan doğal afetler oluşturdu. Son günlerde yaşanan depremler ve sonrasında yaşanan artçı sarsıntılar korkutmaya devam ediyor. Yaşanan bu doğal felaketler ekonomiyi de tehdit ediyor. Dünyada risk, emeklilik ve sağlık çözümlerinde hizmetler sunan Aon’un yayınladığı Küresel İklim ve Felaket raporuna göre, 2017’nin Ekim ayına kadar gerçekleşen küresel felaketlerin oluşturduğu zararların toplam 188 milyar 870 milyon dolar olduğu belirtildi. Ortaya çıkan maddi zararın 11 milyar 730 milyon dolarlık kısmını ise bu süre içerisinde meydana gelen depremler oluşturdu. 2017 yılında toplam sigorta teminatları 53 milyar 890 milyon doları bulurken, deprem felaketlerinin sigorta teminatı 2 milyar 780 milyon dolar oldu.

    210 milyar dolarlık kayıp

    2017’nin bitmesine iki ay kala küresel felaketlerin oluşturduğu toplam zararın 2016 yılında gerçekleşen felaket zararlarını geçeceği tahmin ediliyor. Rapora göre, 2016’da gerçekleşen küresel felaketlerin oluşturduğu 210 milyar dolarlık ekonomik kayıp raporda dikkat çeken diğer noktalardan birisi oldu. 2017 yılında yaşanan küresel felaketlerin ekonomik kayıplarının 210 milyar doları geçmesi bekleniyor. Son 10 yılda en çok artış gösteren doğal afetlerin başında deprem, su baskınları ve kuraklık geliyor.

    Son 3 ayda 5 büyük deprem

    Eylül ayında Kuzey Amerika ülkelerinden Meksika ve Guatemala deprem ile sarsıldı. Geçen ayın başında bölgede meydana gelen deprem felaketlerinde 98 kişi hayatını kaybederken 50 binin üzerinde yapı hasar gördü. Ekonomik zararın ise 1 milyar 250 milyon doların üzerinde olduğu saptandı. 19 Eylül’de yine Meksika’da 7.1 şiddetinde meydana gelen depremde 370 kişi hayatını kaybetti. 10 Ekim’de de Güney Amerika ülkesi Şili’de 6.3 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti.

    12 Kasım’da İran-Irak sınırında 7.3 büyüklüğünde oluşan deprem ile iki ülke sarsıldı. Deprem sonrası İran’da 6 bin 700 kişi yaralandı ve en az 407 kişi hayatını kaybetti. Aynı zamanda Kermanşah bölgesinde 70 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Depremden etkilenen Irak’ta 255 kişi yaralandı ve 7 kişi hayatını kaybetti. Deprem Türkiye de dahil 7 ülkede hissedildi. Yaşanılan deprem sonrası ekonomik kaybında büyük olacağı tahmin ediliyor. Aynı gün Orta Amerika ülkelerinden Kostarika’da da 6.4 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremin can ve mal kaybına neden olup olmadığı henüz bilinmiyor.