Etiket: KÜRESEL

  • Başbakan Yardımcısı Akdoğan: “Suriye Küresel Güçlerin, Güç Çekişmelerine Kurban Ediliyor”

    Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Suriye meselesinin kısa vadede çözülmeyecek, orta ve uzun vadeye yayılmış bir mesele olduğuna dikkat çekerek, “Küresel güçlerin, adeta güç çekişmelerine kurban edilen bir mesele ve bunu Suriye halkı çekiyor” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Hatay’ın Yayladağı ilçesinde Türkmenlerin ve Suriyelilerin kaldığı konaklama merkezlerini ziyareti sonrasında öğretmen evinde Türkmen temsilcileri ile bir araya geldi. Basına kapalı olarak yapılan toplantıda Türkmen temsilcilerinin sorunlarını ve taleplerini dinleyen Akdoğan, toplantı çıkışında basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptı.

    “KONTEYNER KENTLERE DÖNÜŞTÜRÜLECEK”

    Hatay’da Suriyelilerin kaldığı konaklama merkezlerini ziyaret ettiklerini belirten Akdoğan, ”Onları dinledik ve onlarla kucaklaştık. Yayladağı’nda 2 çadır kent var. Bunun bir tanesinde 517 çadırda ve 3 bin 70 kişi kalıyor. Diğerinde de 2 bin nüfus yaşıyor. Bu çadır kentlerin birinde sadece Türkmenler diğerinde de Arap kökenli komşularımız barınıyor. Buralar daha önce geçici süre için çadır kent şeklinde oluşturuldu. Buraları şimdi yeniliyoruz ve konteyner kent haline getiriyoruz” dedi.

    Türkiye’nin her zaman Türkmenlerin yanında olduğunu ifade eden Akdoğan, “Türkmen kardeşlerimizle ayrı bir gönül bağımız var. Onlara da aynı şekilde sahip çıkıyoruz. Hem burada hem orada. Ne yapmak gerekiyorsa, Türkiye olarak onların yanındayız. İnsani yardım faaliyetleri, oraya gönderilen yardımlar, sivil toplum örgütlerimizin yaptığı çalışmalar. Suriye meselesi kısa vadede çözülmeyecek, orta ve uzun vadeye yayılmış bir mesele. Küresel güçlerin, adeta güç çekişmelerine kurban edilen bir mesele ve bunu Suriye halkı çekiyor” dedi.

    Türkmenlerin şu anda Bayırbucak’ta ve çevresinde Esed rejimiyle mücadele ettiğini belirten Akdoğan,”Terör örgütleri vesaire bütün bu çarpık anlayışlarla mücadele ederek topraklarını korumaya çalışıyorlar. Yani bir tür vatan müdafaası aslında yapıyorlar. Onlara karşı çok ciddi birçok bölgede etnik temizliği adeta andıran şekilde olumsuzluklar yaşanıyor. Özellikle, Kürtlerin olduğu bölgelerden bir takım tehcir faaliyetleri Kobani’den vesaire daha önce olduğunu da gördük. Bütün bunlara karşı Türkiye’nin hassasiyeti çok yüksektir. Bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Türkmen kardeşlerimizle de dayanışma içerisinde bu süreci devam ettiriyoruz” diye konuştu.

    “MESELELERİ ELE ALDIK”

    Türkmen temsilcileriyle yapılan toplantı ile ilgili bilgi de veren Akdoğan, Türkmenlerin ileri gelenleriyle, burada örgütü bulunan yapılarla bir araya geldiklerini ve istişare toplantısı yaparak meseleleri ele aldıklarını söyledi. Akdoğan ayrıca her zaman Türkmenlerin yanında olduklarını yineleyerek, AFAD, Kızılay başta olmak üzere çalışmalara katılanlara da teşekkürlerini etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye Küresel İnovasyon Endeksinde Hızla Yükseldi”

    Türkiye İnovasyon Haftası Kapanış Seremonisi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ürettiğimiz ürünlerin tasarımlarını kendimizin yapması bizim için dün olduğundan daha önemlidir. Bunun için inovasyona, Ar-Ge faaliyetlerine önem vermeliyiz. Türkiye küresel inovasyon endeksinde hızla yükseldi” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası Kapanış Seremonisi’ne katılarak Türkiye İnovasyon Şampiyonlarına ödüllerini verdi.

    Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik alanda 13 yıl içinde büyük bir gelişme katettiğini belirterek, “Türkiye geçtiğimiz 13 yılda her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da büyük bir değişime imza attı. Sizler bu devrimin en yakın şahitlerisiniz. Önümüzde 2023 hedeflerimiz var. Türkiye’yi bugünlere getiren politikalar çok önemliydi ancak sadece bunlarla hedeflerimize ulaşamayız. Yeni politikalar geliştirmek ve bunların hayata geçirmeliyiz. Elbette üretmeye devam edeceğiz ama artık üretimimizin ağırlık noktasını emek, yoğun işlerden ileri teknoloji, esaslı işlere doğru kaydırmak durumundayız. Ürettiğimiz ürünlerin tasarımlarını kendimizin yapması bizim için dün olduğundan daha önemlidir. Bunun için inovasyona, Ar-Ge faaliyetlerine önem vermeliyiz. Türkiye küresel inovasyon endeksinde hızla yükseldi. Daha kat etmemiz gereken çok mesafe var” dedi.

    Eğitim alanında Türkiye’nin eksiklerinin olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Eğitim öğretim alanında eksikliklerimiz bulunuyor. Maalesef eğitimde altyapıyı güçlendirmekte gösterdiğimiz başarıyı içeriğinin geliştirilmesinde ortaya koyamadık. Bu dönem eğitim öğretim konusu üzerinde en çok duracağımız alanların başında gelecektir. Ekonomide de itici gücümüzün inovasyon olacağına inanıyorum. Güney Kore ve Japonya inovatif ürünleri ön plana çıkararak kendilerine yeni pencereler açıyorlar. Bunun için Türkiye’ye Ar-Ge konusunda daha kararlı adımlar atması gerekiyor” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2002 yılında Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı sadece binde 5 idi. Biz bu oranı 2014 itibariyle yüzde 1’e çıkarmış bulunuyoruz. Hedefimiz 2023 yılına kadar mili gelirden Ar-Ge ye ayrılan payı yüzde 3 düzeyine yükseltmektir. Maalesef bu yılın ilk on ayında ileri teknoloji ürünlerinin imalatan sanayi ihracatındaki payı sadece yüzde 3.5 düzeyindedir. Buna karşı aynı kategorinin ithalatında payı yüzde 15.5. Sürdürülebilir büyüme ve kalkınma hedeflerimizin bakımında bu dönüşümü başarmamız hayati derecede önemli. İnovasyon kültürünü hem kurumsal, hem bireysel alanda köklü bir şekilde yerleştirmeliyiz. Üniversitelerimizi ki 2002 sonunda 76 olan sıyısı 193’e çıkarmış bulunuyoruz. Eğitim öğretimi ayağa değil, ulaşamayanların ayağına götürme operasyonunu gerçekleştirdik. Benim Muş’taki, Hakkari’deki gençlerimizin İstanbul’a, Ankara’ya gelmeye imkanları var mı, yok. Bu operasyonla oralarda üniversitelerimizi kurduk. Oralara Prof., doçentleri göndermiş bulunuyoruz. Daha iyi olacak. Bundan şüphem yok. Üniversitelerimizi her alanda ve her düzeyde inovatif yeteneğine olan değerlerimizi ortaya çıkaracak çalışmalar için teşvik etmeliyiz. Bu konuda üniversite sanayi işbirliği geliştirilmesine ihtiyaç var. Bilim Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığımızın bu kapsamda uyguladığı programlar olduğunu biliyoruz.”

    “Teknopark sayımızı 13 yılda 2’den 59’a çıkardık” diyen Erdoğan, “Ama hedeflerimiz bakımından bunların yeterli olmadığı açık. Dünya çapında tanınan en az 10 küresel markamız olmalı. Burada gerek TİM, gerek TOBB gerek DEİK gibi kuruluşlarımızın yoğun bir atak içinde olması şart. Tabii ekonomi bakanlığımız ve ilgili bakanlığımızın yol açmaları önem arz ediyor. TİM tarafından hazırlanan inovasyon stratejisi 2023’ün önemli bir çalışma olduğuna inanıyorum. Bu çalışmanın kurumlarımız tarafından en iyi şekilde değerlendirileceğine inanıyorum” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihe baktığımızda dönemin en önemli çalışmalarına imza atan sayısız şahsiyet olduğun görüyoruz. Bunu şimdi de gerçekleştirmemek için bir sebep yoktur. Ülkemizde büyümüş sonra yurt dışına gidip çalışmaları sürdürmüş kişileri dünya çapında başarıla imza attığına şahit oluyoruz. Aynı başarının ülkemize gösterileceği ortamı oluşturmalıyız” diye konuştu.

  • Niğde’de “Küresel Sistem, Ortadoğu Ve Türkiye” Konferansı

    Niğde Memur-Sen tarafından “Küresel Sistem, Ortadoğu Ve Türkiye” konferansı düzenlendi. Kültür Merkezinde düzenlenen konferansı ASAM Genel Müdürü, Gazeteci Yazar Ömer Özkaya verdi. Konferansa Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan, Niğde İl Genel Meclis Başkanı Mahmut Peşin, Niğde İl Özel Genel Sekreteri Ali Nebol, Niğde Milli Eğitim Müdürü Halil İbrahim Yaşar, Niğde Sağlık Müdürü Yılmaz Yücel, Niğde İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Türkmen ve davetliler katıldı.

    Gazeteci Yazar Ömer Özkaya, Bir devletin üçayağı yere basmıyorsa küresel bir güç olamayacağını belirterek: “Şuanda Türkiye bu üçayağını birden kendi imkanlarıyla yere basma çabasında. Yani yukarda akıl merkezi de, resmi ideolojide şu anda Türkiye bir dönüşüm yaşıyor” dedi.

    layt eşliğinde anlatan Özkaya şunları söyledi: “2006 dönemin MİT müsteşarı Erdal Taner Beyin yaptığı bir açıklama vardı. Hatta o zamanlar tartışma konusu olmuştu, nasıl olurda MİT müsteşarı kamuoyuna böyle bir açıklama yapar diye. Özeti şuydu “ eğer biz işletim sisteminde bir düzenlemeye gitmezsek 100. Yılımızı kutlayamaya biliriz.” Gibiydi. Birkaç gündür bu Rus uçağının düşmesinden dolayı, Ruslar bizden domates almayacakmış tavuk siparişlerini de iptal ettiler diye bunlarla ilgili şeyleri tartışarak bir yere varamayız. Bizim bilmemiz gereken devletler niçin nasıl davranırlar. Şimdi o dönemde olduğu gibi hem bu Şam’ı hem de bu Halep’i olmak üzere bu Hama civarına Türkmen yerleştirmişti. Şuanda mücadele de orada yaşanıyor. Birilerinin hayalinde Kuzey Irak’ta bir yapı kurmak var. Fakat o ABD istihbarat belgeleri Kürtler kitabında belgesi var. 1992 tarihinde CAE’e aittir. Orada diyor ki Kuzey Irak’ta bir şeh ilan edilse bile 2 yıldan fazla yaşayamaz. Çünkü, Uluslararası suların çıkışı diyor. Yapılan tüm mücadele Kuzey Irak’ı nasıl Ak Deniz’e çıkartırız.

    Hesap şöyle Suriye’yi 4’e bölmek gibi bir planı var. Suriye’nin Ak Denize çıkan noktasını Rusya diyor ki ben burayı bırakmam. Rusya bu yüzden buraya geldi yerleşti, Ak Deniz’e çıkış noktası burası. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Putin’le görüşmesinden sonra söyledi ya Esat için butik bir devlet düşünülüyor. Dediği Suriye’nin Ak Deniz’e çıkan noktasında küçük Alevi bir devlet kurmak, Suriye’nin aşağısında bir ürzi devleti, Suriye’nin Türkiye Sınırına ise bir kürt devleti, orta kısımda ise bir sünni devleti gibi düşünülüyor, tabi plan böyle.

    Irak’tan Ak Denize çıkış yapması için ya Antakya’nın yada Bayır bucak Türkmenlerinin bulunduğu yer bu projede büyük bir engel. Bu nedenle Esat yönetimi, Rusya ve PYD gibi güçler buradaki Bayır Bucak Türkmenlerine bu sebeple saldırıyorlar”

    Konuşmanın ardından konferans söre -cevap şeklinde devam etti.

  • Küresel Isınmaya Karşı Ev Hanımlarına Uyarı

    Çevreci Eczacılar Kooperatifi (ÇEKOOP) Başkanı Eczacı Şule İlkkurşunlu, ev hanımından sanayicisine kadar herkesin küresel ısınmaya karşı mücadele etmesi gerektiğini belirterek, “Bir ev kadını su ve elektriği daha tasarruflu kullanabilir, deterjanını seçerek kirlenmeyi engelleyebilir” dedi.

    ÇEKOOP Başkanı Eczacı Şule İlkkurşunlu, ev hanımından sanayicisine kadar herkesin küresel ısınmaya karşı mücadele edip sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. “Örneğin bir ev kadını su ve elektriği daha tasarruflu kullanabilir, deterjanını seçerek kirlenmeyi engelleyebilir” diyen İlkkurşunlu, ÇEKOOP olarak farklı çalışmalarla üzerlerine düşeni yaptıklarını söyledi.

    “ÜLKEMİZ ÇÖL İKLİMİNE GİRECEK”

    Küresel ısınma neticesinde ortaya çıkan iklim değişikliğinin çağımızın en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken ÇEKOOP Başkanı Şule İlkkurşunlu, “İş dünyası sürdürülebilir kalkınma söylemi ile yeni iş modelleri kurguluyor. Eğer tedbir alınmazsa insan neslinin soyunun sürdürülebilirliğinin tartışılacağı noktaya gelebiliriz. Bilim insanları sera gazı aynı hızla salınmayı devam ederse, bu yüzyılda dünyanın ısısı yüzde 3-6 derece artacağını ve ekvatorun kuzeye kayacağını söylüyor. Bu durumda ülkemiz çöl iklimine girerken, bir yandan da afet ve sel oluşacak” dedi.

    “BU DÜNYA HEPİMİZİN KİMSE BANA NE DEMEMELİ”

    İlkkurşunlu, Sera Gazı Etkisi ve İklim Değişikliği kavramlarının ülke politikaları ile sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çizdi. İlkkurşunlu, küresel ısınmaya karşı ev kadınından tüm çalışma alanlarına kadar herkesin yapacağı şeyler olduğunu belirtti. Ev kadınının evindeki elektrik ve suyu boşa harcamayarak, bir öğrencinin ise kağıdı tasarruflu kullanarak küresel ısınmaya karşı mücadele edebileceğini vurgulayan İlkkurşunlu, “Eczacılar, eczacılık görevlerini yerine getirirken eczacılığın sürdürebilir kalkınma ilkelerini uyguluyor. Bir yandan hayatımızı kazanırken diğer yandan dünyayı kirletmeden, iş yerimize düşen sera gazı salınımını en aza indirerek çalışıyoruz. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Müşterilerimize de aynı bilinci aşılamaya çalışıyoruz. Bu dünya hepimizin. Kimse küresel ısınma için ‘bana ne’ dememeli” diye konuştu.

    DAHA TEMİZ BİR ÇEVRE İÇİN

    ÇEKOOP’un küresel ısınma ve daha temiz bir çevre için yaptığı çalışmalarını anlatan İlkkurşunlu, şunları söyledi: “Kooperatif olarak 5 yıldır atık ilaçların doğaya ve çevreye karışmaması için çalışma yürütüyoruz. Aynı zamanda vatandaşları akıllı ilaç kullanımı konusunda bilinçlendiriyoruz. Öte yandan eczanelerimizde çalışırken doğaya zarar vermemeye çalışıyoruz. LED lambaları tercih ediyoruz, suyu tasarruflu kullanıyoruz. Depolardan gelecek sevkiyat sayısını ve yazdırdığımız fatura sayısını azaltmak için önlem alıyoruz. Karbon ayak izimizi küçültmek için ise ormanlar oluşturuyoruz. ÇEKOOP’a ait Yeşil Eczane formatını hayata geçirdiğimizde sisteme dahil olan her eczanenin karbon ayak izini hesaplayacağız. Enerji kooperatifleri aracılığıyla eczaneler yenilebilir enerji ile kendi elektriklerini üretebilmelidir. Bunun için hibe ve teşvik imkanlarını araştırıyoruz.”

  • Cuma Hutbesinde Küresel Terör Ele Alındı

    Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da tüm camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan hutbe okundu.

    Terör örgütü IŞİD’in son olarak Paris’te yaptığı katliam, Avrupa’da Müslümanlara ön yargıyı arttırdı. Bu durum karşısında harekete geçen Diyanet İşleri Başkanlığı bugün Cuma hutbesinde küresel terör olaylarına dikkat çekti.

    Hutbede İslam’ın bugün çok daha büyük bir tehlike ile karşı karşı olduğu vurgusu yapılarak “Zira İslam’la, Müslümanlıkla ilgisi olmayan cinayet şebekelerinin işlediği cürüm, saldırı, vahşet ve katliamlar ne yazık ki İslam’la birlikte anılır olmuştur” ifadelerine yer verildi.

    İslam ve Müslümanlıkla ilgisi olmayan cinayet şebekelerinin işlediği cürüm, saldırı, vahşet ve katliamların son dönemlerde İslam ile birlikte anılır hale geldiğinin belirtildiği hutbe şöyle devam etti:

    “Modern zamanların tüm insafsızlığı, vicdansızlığı, adaletsizliği İslam’a ve masum Müslümanlara mal edilmeye çalışılmaktadır. İslam, vicdanı ve insafı kirlenmiş, yüreği tükenmiş insanlarca terör ve vahşetle birlikte zikredilerek olumsuz bir İslam imajı ve algısı üretilmektedir. Dinimiz, itibarsızlaştırılmaya, İslâm’la ilgili, insanların kalplerinde bir endişe ve korku oluşturulmaya çalışılmaktadır. İnsanlığa rahmet olarak gelen bir dinin, bir kitabın, bir peygamberin ve o dine mensup olan insanların bu tür terör olayları üzerinden itibarsızlaştırılması, en az işlenen bütün bu vahşetler kadar ağırdır. Yeryüzündeki en büyük cinayet, ahlak ve hukuk tanımayan katliamlara cihat adı verilmesidir. İslam dininde, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’de böyle bir anlayış yoktur. Dinimizin cihat anlayışı, öldürmek değil, yaşatmaktır. Harap etmek değil, mamur eylemektir. Gönüllere kin, nefret, intikam tohumları değil, sevgi, şefkat, merhamet tohumları ekmektir. Yeryüzüne şiddet, terör ve vahşet üzerinden korku değil, hak ve hakikat yoluyla barış, güven, huzur ve adaleti yaymaktır. Kardeşlerim! Bugün din adına masum insanları, kadınları, yaşlıları, çocukları acımadan öldürenler aslında bütün insanlığı katletmektedir. Ne hazindir ki, İslam’ın yüksek şiarı olan tekbir, bu vicdansızlıklara alet edilmektedir. Aslında Ankara’da Paris’te, Beyrut’ta, Bağdat’ta, Nijerya’da, hâsılı dünyanın dört bir yanında öldürülen sadece masum insanlar değil, âlemlere rahmet olarak gönderilen İslam’ın yüce değerleridir. İnsanlığını yitirmiş, gözü dönmüşlerin yaptıkları yüzünden tahkir edilen, Kerim Kitabullah’tır. İtibarsızlaştırılan, Merhamet ve Şefkat Peygamberi Habibullah Muhammed Mustafa’dır. Ötekileştirilenler, dışlananlar, teslimiyetle bu kitaba, bu peygambere gönül veren sadık ve masum Müslümanlardır.”

    Bugün, din kisvesine bürünen cinayet şebekelerinin Moğollarla ve Haçlılarla aynı yolu yürüdüğünün ifade edildiği hutbede masum insanların ölümlerine kast ederin aslında tüm insani değerlere kastettiği dile getirildi. Hutbe şöyle sürdü:

    “Ancak bizler biliyoruz ki, dillerinden tekbir düşmese de, alınları secdeden kalkmasa da insanlık dışı katliamların faillerinin İslam’la uzaktan yakından asla ilgisi yoktur. Zira insana ve insanlığa yönelik bu tür vahşeti gerçekleştirenlerin, onları yönlendirenlerin ne Allah’a saygıları, ne de herhangi bir dine mensubiyetleri söz konusu olabilir. Kardeşlerim! Öyleyse geliniz dünyada huzura, ahirette kurtuluşa erebilmek için İslâm’ın rahmet yüklü mesajlarına yeniden sımsıkı sarılalım. Çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkalım. Onlara inanç ve değerlerimizi doğru öğretelim. Sahih dini bilgiye ulaşma ve sahip çıkma çabasını hiç elden bırakmayalım. Sunulan her dini bilgiyi araştırma ve incelemeden kabul etmeyelim. İslâm’ın rahmet iklimini en güzel şekilde temsil etmek için gayret gösterelim. Hutbemizi şu dua ile bitirmek istiyorum: “Rabbimiz! İlmimizi, anlayışımızı artır ve bizi salih kullarından eyle.”