Etiket: KÜRESEL

  • Aydın: “Küresel büyümenin hızlandırılması için çare aranıyor”

    Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları ile  Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) genel kurul çalışmalarına katılan TBB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, “Küresel büyümenin hızlandırılması için çare aranıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    ABD’nin Başkenti Washington’da yapılan Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları ile  Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) genel kurul çalışmalarına katılan Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, “Küresel ekonomide krizin dokuzuncu yılında dünya ekonomisinde toparlanma istenen düzeyin gerisinde ve hala yavaş seyrediyor” dedi. Aydın, değerlendirmesinde “Dünyada milli gelirin ve ticaret hacminin büyüme hızı kriz öncesi döneme göre daha düşük kalmaya devam ediyor. Büyüme performansı ülkeler arasında çok ciddi farklılıklar gösteriyor. Zaman zaman birbiriyle çelişen veriler gelse de ABD’de toparlanma devam ederken, AB’de ve Japonya’da durgunluk yaşanmaya devam ediyor. Bu durum küresel çerçevede gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızının yavaşlamasına neden oluyor. Çin başta olmak üzere çok sayıda gelişmekte olan ülkede büyüme hızı ivme kaybediyor. Mevcut politikalar ile bu trendin kısa sürede değişmesi kolay görülmemektedir” ifadelerini kullandı.

    “Uluslararası toplantılarda üzerinde durulan konulardan bir tanesi gelişmiş ülkelerde, parasal genişleme yoluyla faiz oranlarının düşük düzeyde tutulma çabasının  ABD dışında henüz beklenen etkiyi yapmadığı oldu” diyen Aydın, “Tartışmalarda maliye politikası ve yapısal önlemlerle desteklenmediği için tek ayaklı kalan negatif faiz politikasının canlanmayı yeterince sağlamadığı belirtildi. Mevcut politikanın finansal istikrarı olumsuz etkileme ihtimali üzerinde tartışıldı.  Ekonomiler ve finansal piyasalar farklı tempolarda performans gösteriyor. Genellikle finansal piyasalar, ekonomik performansların önüne geçebilmektedir. Uzmanların değerlendirmesine göre faiz oranlarının düşük düzeyde olması yeni fırsatlar oluştursa da büyümenin yavaş olması risklerin de yüksek düzeyde kalmasına yol açmaktadır. Uluslararası para ve sermaye piyasalarında vade kısalmakta, sermaye akımlarında sert dalgalanmalar yaşanmaktadır. Küresel risklerin etkilerinden korunmak isteyen gelişmekte olan ülkelerin daha ihtiyatlı yaklaşımlarının bu ülkelerde büyüme hızını ve küresel büyümeyi daha da aşağıya çektiği tartışılan diğer bir konu oldu.Değerlendirmelerde, sadece para politikasına dayalı uygulamaların yeterli olmadığını, büyümenin desteklenmesi için talebi canlandıran genişleyici bütçe politikalarının ve yatırımları özendiren yapısal uygulamaların da mutlaka devreye sokulmasının gerekli olduğunun altı çizildi. Bunun için gelişmiş ülkelerdeki hükümetlerin bir an önce hem ülkelerinde hem de küresel bazda karma ekonomi politikalarının uygulanmasında daha kararlı bir yaklaşımda ve uluslararası alanda daha yapıcı işbirliği içinde olmalarını zorunlu kılmaktadır. Asıl olanın büyüme olduğu zaman ilerledikçe daha net anlaşılmaktadır. Finansal istikrarın tabi ki önemli ve gerekli olduğu ancak büyümenin finansal istikrara kurban edilmemesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır” dedi.

    Küresel ekonomideki gelişmelerin dış ticarette ve sermaye hareketlerinde dışa açık bir ekonomiye sahip olan Türkiye’yi de önemli ölçüde etkilediğini belirten Aydın,değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Yavaşlayan dış talebin büyümeye katkısı sınırlı kalmakta, uluslararası sermaye akımlarının seçici ve dalgalı olması da dış finansman imkanlarını, bu kaynaklara ulaşımda bir soruna neden olacak kadar olmasa da görece olarak sınırlandırmaktadır. TBB üyesi bankalar tarafından uluslararası yatırımcılar ile yapılan ikili görüşmelerde darbe girişimi, etkileri ve hükümetimiz tarafından alınan önlemler konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Yatırımcıların soruları ekonomik konulardan daha ziyade olağanüstü hal uygulamaları ve yansımalarını anlamaya yönelik olmuştur. Görüşmelerde, 2017 – 2019 dönemi Orta Vadeli Program hakkında bilgi verilmiş, büyümenin hızlanarak sürdürülmesinin ve istihdamın arttırılmasının öncelikli konular olduğu, makro dengelerin sağlam kalmasına dikkat edildiği belirtilmiştir. Bu nedenle hükümetin tasarrufları ve sabit sermaye yatırımları artırmak için kaynak kullanımında etkinliği destekleyecek reformları hayata geçirmekte kararlı bir yaklaşım içinde olduğu belirtildi. Bu sayede, son kredi not düşürümüne karşı verilecek en iyi cevabın reformlar yoluyla ekonomik büyümenin sürdürülmesi olduğu vurgulandı”.

  • Gaziantep Küresel Fırsatlar Zirvesi yapıldı

    Türkiye İhracatçılar Meclisi ile Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nin organizasyonunda gerçekleştirilen Gaziantep Küresel Fırsatlar Zirvesi’ GAİB toplantı salonunda yapıldı.

    “Katma değeri yüksek ürünlere yönelmeliyiz”

    Gaziantep Küresel Fırsatlar Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Abdülkadir Çıkmaz Irak’a yapılan ihracatlarda yüzde 20 oranında bir düşüş olduğunu söyledi. Çıkmaz, “Afrika pazarını ve uzakdoğuyu iyi etüt ettik. Avrupa ve Ortadoğu pazarında ilerliyoruz. Ar-Ge ve inovasyona önem verip daha fazla ilerleyeceğiz. Katma değeri yüksek ürünlerle ilgili yatırım yapmalıyız” dedi.

    “Gaziantep Türkiye’nin en başarılı illeri arasında”

    TİM Genel Sekreteri Bader Arslan, “Gaziantep, Türkiye’nin en başarılı illeri arasında yer alıyor. Özellikle halı ihracatında Türkiye’nin önde gelen şehirleri arasında yer alıyor. Suudi Arabistan’ın halı ithalatının yüzde 37’sini sadece Gaziantep karşılamış. Petrol fiyatlarındaki düşüşten dolayı önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer ülkelerin ekonomilerinde bir canlanma olmayacaktır. Gaziantep un ve unlu mamüller ihracatında da önemli kentlerin başında geliyor” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından toplantı “İnternetten Müşteriye Ulaşmanın Yolu”, “Türkiye’nin Dünyadaki Konumu”, “KOBİ’lere Gümrük Süreçlerinde Kazandıracak Öneriler” Bloomberg HT Radyo Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen’in “Akıllı Sanayicinin Para Stratejisi”, Alibaba.com Türkiye Genel Müdürü Orkun Aytulun’un “İnternetteki Küresel Fırsatlar” ve TİM Genel Sekreteri Bader Arslan’ın “Yeni Pazarlar, Yeni Fırsatlar” DHL Ekspress Türkiye Ceosu Markus Reckling “İnternetten Müşteriye Ulaşmanın Yolu”, Turkishtime Genel Yayın Yönetmeni Barış Soydan “Türkiye’nin Dünyadaki Konumu” ve DHL Ekspress Türkiye Havaalanı Müdürü Volkan Demiroğlu “KOBİ’lere Gümrük Süreçlerinde Kazandıracak Öneriler” konulu sunumlarıyla devam etti.

    Program, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.

  • Türkiye’ye ‘lokum’ gibi küresel marka lazım

    Türkiye Pazarlama Derneği Başkanı ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Ercan Gegez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ‘10 küresel marka’ hedefi doğrultusunda Türkiye’den çıkabilecek küresel markaların Türkiye’yle özdeşleşen ürünler olması gerektiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de firmaların uluslararası pazarlara açılması gerektiğini ve ülkemizden en az 10 tane dünya markası çıkması gerektiğini belirtmişti. Türkiye’den çıkabilecek küresel markalarda Türkiye’yle özdeşleşen ürünlerin dünya markası olma sürecini hızlandırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. A. Ercan Gegez, “Türkiye’den küresel marka çıkaracaksak özellikle dış pazarlarda Türk Markası oluşturmada Türkiye ile çağrıştırılan lokum, yoğurt gibi ürünleri üreten firmaların aktif olması lazım. Çünkü bu firmaların küresel bir Türk markası oluşturması diğerlerine kıyasla daha kolay” dedi.

    “Dünyaya lületaşı ihraç ediyoruz ama pipo markamız yok”

    Dünyaya lületaşı ihraç eden Türkiye’nin pipo markasının olmamasının kabul edilemez bir durum olduğuna işaret eden Prof. Dr. A. Ercan Gegez, “Biz buna ‘ürünün köken etkisi’ diyoruz. Herhangi bir ürünü düşünün. “Sizce bu ürün hangi ülkede üretilmiştir?” sorusuna Türkiye cevabı alamıyorsanız böyle bir üründen küresel marka oluşturmak zor. Bu konuda önerim Türkiye ile bağdaştırılan bizim kültürel izlerimizi taşıyan ürünlerle küresel marka yolculuğuna başlamak. Elbette ki bu konuda devlete de önemli görevler düşüyor. Türkiye bugüne kadar hep üretim teşviklerine yoğunlaştı. Artık pazarlama teşviklerinin daha önemli hale gelmesi gerekiyor. İlgili bakanlıkların bu konuda “küresel markalaşma stratejisi” belirlemesi gerekiyor. Yakında Hindistan, Brezilya gibi yükselen pazarlardan küresel markaların da yükseldiğine şahit olacağız. O yüzden Türkiye bu fırsatı kaçırmamalı. Umarım firmalarımız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koyduğu hedefi bir an önce ajandalarına alırlar” açıklamalarında bulundu.

    “Siz dış pazarlara girmezseniz yabancılar sizin pazarınıza giriyor”

    Firmaların uluslararası pazarlar konusunda dikkat etmesi gerekenler ve dünya markası oluşturmada izlenebilecek yollar hakkında tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Gegez, “Türkiye’de firmaların uluslararası pazarlar konusunda dikkat etmeleri gereken iki nokta var; Birincisi ‘uluslararasılaşmak’. Artık uluslararasılaşmak seçenek değil zorunluluk haline geldi. Siz dış pazarlara girmezseniz yabancılar sizin pazarınıza giriyor. Ayrıca dijitalleşme sayesinde artık rekabet firma düzeyinden birey düzeyine indi. Akıllı bir girişimci tek başına dünya pazarlarında büyük firmalara rakip olabiliyor. Günümüzde birçok büyük firma hikâyesinin arkasında başlangıçta tek bir girişimci var, artık bireyler bile dış pazarlara açılabiliyorlar” diye konuştu.

    “Ürün, çağın gereklerini yakalayamadığında marka çöküşe geçiyor”

    Türkiye’de de bu bilincin yavaş yavaş oluştuğunu ancak sadece dış pazarlara açılmanın yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Gegez, “İkinci olarak, dünya markaları oluşturmak gerekiyor. Bu aşamada ne yazık ki bugüne kadar başarılı olamamışız. Kuruluşları geçmişe dayanan çok köklü ve başarılı firmaların bile yerel markalarını küresel pazarlara taşıyamadıklarını görüyoruz. Marka oluştursanız bile değer oluşturamadığınızda, markayı iyi yönetemediğinizde, ürün çağın gereklerini yakalayamadığında marka da çöküşe geçiyor. İyi ürün, iyi marka birlikte gitmesi gereken iki unsur. Türkiye’de asırlık şirketler için baktığımızda ürünlerde sorun yok. Biraz farklı kültürlere adaptasyonla markalaşma yoluna gidilebilir” ifadelerini kullandı.

    “Dönüşüm zaman alıcı ama imkansız değil”

    Küresel marka oluşturmada ürün çeşidine bağlı olarak dünyadan örnekler de veren Gegez, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Küresel marka oluşturmak tüketim ürünlerinde endüstriyel ürünlere kıyasla daha kolay. Tüketim ürünlerinde marka tanınma daha hızlı oluyor. Mesela Çin’in fazla tanınmış markasının olmamasının temel nedeni endüstriyel ürünlere odaklanmış olması. Orta vadede Çin’in önemli tüketim malı markaları oluşturacağından şüphe yok. İkinci dünya savaşı ve hemen sonrasında Japon markaları en kalitesiz ürünlerle çağrıştırılırken günümüzde Japon markalarının geldiği yeri düşünün. O yüzden bu dönüşüm belki biraz zaman alıcı ama imkânsız değil.”

  • Bursa ihracatına ‘küresel fuar’ desteği

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), firmaların yurt dışına açılmaları için fuar organizasyonlarına devam ediyor.

    Bugüne kadar 3 bin 200’ü aşkın üyesini küresel fuar acentesi projesi ile dünyanın önemli fuarlarıyla buluşturan BTSO, üyelerinin ufkunu açan organizasyonlara devam ediyor. Proje kapsamında ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren firma temsilcilerinin oluşturduğu heyet, Almanya’nın Dusseldorf şehrinde düzenlenen ‘GDS Uluslararası Ayakkabı ve Aksesuar Fuarı’nı gezdi. BTSO Meclis Üyesi Veys Faruk Balkanoğlu başkanlığındaki heyet, sektörün en önemli buluşması olarak gösterilen fuarda iş bağlantıları kurdu.

    2016-2017 sonbahar ve kış sezonu ürünlerinin ilk kez görücüye çıktığı fuarda Bursa iş dünyası temsilcileri sektörün nabzını tuttu. Bursa iş dünyası temsilcileri, KOSGEB ve BTSO destekleriyle düzenlenen organizasyon sayesinde sektördeki son trend ürünleri görme imkanı yakaladıklarını söyledi.

    3 gün devam eden fuara 180 firma katılırken, yaklaşık 12 bin 500 kişi fuarı ziyaret etti.

  • İSO üyesi küresel sanayicilerden ortak görüş

    İSO), üyeleri arasında bulunan ve 74 ülkede faaliyet gösteren 600’ü aşkın uluslararası sermayeli firmayı bugün “Türkiye’ye Güvenenler, Türkiye’de Üretenler” konulu toplantıda buluştu.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO), üyeleri arasında bulunan ve 74 ülkede faaliyet gösteren 600’ü aşkın uluslararası sermayeli firmayı bugün Başbakan Binali Yıldırım ile buluştudu. Türkiye’ye Güvenenler, Türkiye’de Üretenler konulu toplantıya, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü katıldı. Uzun yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteren, üretim yaparak ve istihdam yaratarak ekonominin kalkınmasına katkıda bulunan gıda, otomotiv, kimya, makine gibi sektörlerden uluslararası sermayeli İSO Üyesi 600’ü aşkın şirket yöneticisinin hazır bulunduğu toplantıya, İSO Meslek Komitesi Üyeleri de katıldı.

    Toplantıya katılarak birer konuşma yapan ABB Elektrik Sanayi Murahhas Üye Sami Sevinç, BASF Türk Kimya Sanayi ve Ticaret CEO’su Buğra Kavuncu, Ford Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, Good Year Lastikleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Sarıoğlu, Nestle Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Zeynep Sungu, Procter & Gamble Tüketim Malları Sanayi Türkiye ve Kafkaslar Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, Sandoz / Novartis Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi Başkanı Dr. Altan Demirdere, Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, Siemens Sanayi ve Ticaret Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ve Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya Hukuktan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Saraç, Türkiye’ye güvendiklerini, yatırıma, üretime, istihdama ve ihracata devam edeceklerini söyledi.

    “Türkiye’ye duyulan güvenin en güzel örneği”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, paralel yapı olarak bilinen FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz darbe girişiminin ilk saatlerinden itibaren İSO olarak tereddütsüz bir şekilde demokrasinin, milli iradenin ve seçilmiş Hükümetin yanında olduklarını hatırlattı. Bahçıvan, iş dünyasının lider kuruluşlarından biri olarak, darbe girişimini ilk andan itibaren gerek ortak bildiriler gerek Yenikapı’da düzenlenen Şehitler ve Demokrasi mitingine aktif katılım gerekse üyelerin yurtdışındaki 18 bini aşkın paydaşına mektup gönderme gibi yöntemlerle güçlü bir şekilde kınadıklarını ifade etti. Bu çabaların bir devamı olarak uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlayan uluslararası sermayeli, köklü ve alanında isim yapan İSO Üyesi firmaları Başbakan Binali Yıldırım ve bakanlar ile bir araya getirdiklerini söyleyen Bahçıvan, “Yıllardır Türkiye’ye güvenen ve Türkiye’de üretim yapan yatırımcıların bu toplantıda bulunması, ülkemizin geleceğine duyulan güvenin en güzel örneğini ortaya koyuyor. Bugün burada birlikte yaşadığımız, aslında Türkiye’ye güvenenlerin, Türkiye’de Üretenlerin hikayesidir. Bu, üretim çarkını dostça, kardeşçe, elbirliğiyle çeviren hepimizin hikayesidir. İSO bünyesindeki yerli ve yabancı sermayeli 18 bin üyemiz, bilgilerini, tecrübelerini ve vizyonlarını bir sinerji yaratacak şekilde bugüne kadar gerek müşterek olarak ve gerekse ferdi olarak ülkemizin kalkınması için seferber etmişlerdir” dedi.

    “Türkiye ekonomisine inancınızı dünya kamuoyu ile paylaşın”

    Toplantıya katılan yabancı sermayeli firmalara seslenen Bahçıvan, “Türkiye için çok önemli ve değerli olan içinde bulunduğumuz bu süreç, yurt dışındaki dostlarımız tarafından yeterli ve sağlıklı bir şekilde tahlil edilemiyor. Böyle bir zamanda doğru bilgi, büyük bir role ve öneme sahip. Sağlıklı ve kalıcı ilişkilerimize zarar verebilecek bu bilgi kirliliği karşısında sizlerin bizlerle el ele vermesi son derece önemli. Türkiye’de yaşanan gerçekleri ve ekonomimize olan inancınızı, ülkenizle ve dünya kamuoyuyla paylaşmanız, kuşkusuz bizler için en anlamlı ve güçlü destek olacaktır. Nitekim sizler ve temsil ettiğiniz firmalarınız, Türkiye’nin çok kıymetli elçileri, ortakları, dostlarısınız. Ülkemiz koşullarını tanıyan, gelişmeleri yıllardan beri yakından izleyen ve değerlendirebilen konumlarda bulunuyorsunuz. Uluslararası temas ve işbirliklerine her zamankinden çok nitelik ve nicelik kazandırmamız gerekiyor” dedi.

    “Ekonomi otoritesi kriz sürecini çok iyi yönetti”

    Darbe girişimi sonrası Hükümetin vakit kaybetmeden aldığı tedbirlerin, piyasalarda olumsuz bir hava oluşmasını engellediğinin altını çizen Bahçıvan, “Piyasaya yönelik hain darbeyi de aynı kararlılıkla önledik. Türk finansal sistemi darbe girişimi sonrası ilk çalışma gününden itibaren sağlıklı ve etkin şekilde, sorunsuz çalıştı. Hiçbir bankanın, Merkez Bankası’nın darbe girişimi sonrası oluşturduğu olanakları kullanma ihtiyacı olmadı. Bu süreçte Türk Lirası, uğradığı sınırlı değer kaybını kısa sürede telafi ederek iyi bir performans gösterdi. Ekonomi otoritelerimiz ve yönetimimiz kriz sürecini takdire şayan bir şekilde çok iyi yöneterek bu konudaki bilgi birikimleri ile büyük güven vermişlerdir. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki piyasa ekonomisine bağlılık sürerken ekonomimiz ve ticaret hayatımız normal seyrine devam ediyor” dedi.

    “Türkiye Varlık Fonu ve BES, ekonomiye ivme katacak”

    Bahçıvan, İSO olarak uzun zamandır dile getirdikleri ve Hükümetin gündeminde olan “fonların fonu” niteliğindeki Türkiye Varlık Fonu’nun oluşturulmasına ilişkin olarak “Hem mega projelere finansman temin edecek, hem de piyasalarda dalgalanmaları önleyecek Türkiye Varlık Fonu, ekonomimize büyük bir ivme kazandıracaktır” dedi.

    Türkiye ekonomisinin geçmişten gelen en önemli sorunlarından birisinin tasarrufların yeterli düzeyde olmayışı olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, “Bireysel Emeklilik Sistemi’nin zorunlu hale getirilmesinin hem ekonomimiz hem de çalışanlarımız için yararlı olacağı düşüncesindeyiz. Hükümetin attığı bir başka önemli adım da yurt dışındaki ve yurt içindeki varlıkların ekonomiye kazandırılması amacıyla hazırlığı devam eden Varlık Barışı’dır. Bu düzenleme bir yandan önemli bir kaynak oluşturacak, diğer yandan da kayıtlı ekonomimizin büyümesini sağlayacak. Hükümetin gündeminde olan yatırımcıların sadece taşınmazlarını değil, aynı zamanda taşınır mallarını bankalara teminat olarak gösterebilmesi konusu da sanayiciler için çok önemli ve büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu düzenleme özellikle KOBİ’leri rahatlatacaktır” dedi.

    İSO olarak dile getirdikleri yeni nesil Kalkınma Bankacılığı modeli ve Eximbank’ın orta-uzun vadeli kredileri daha da artırarak, uygun faiz oranı ve kolay teminat koşulları ile kullandırması önerilerine Hükümetin olumlu cevap verdiğinin altını çizen Bahçıvan, “Sayın Başbakanımız geçen temmuz ayının başında Kalkınma Bankasının işler hale getirilerek yatırımcılarımıza daha iyi şartlarda kredi imkanı sağlanacağını ve Eximbank’ın kredi verme şartlarının kolaylaştırılacağını ifade etmişti. Bizleri umutlandıran bu iki önemli konuda atılacak adımları heyecanla bekliyoruz” dedi.

    “Türkiye, geleceğin küresel oyuncusu”

    Konuşmasında Türkiye’nin sahip olduğu potansiyele de değinen Bahçıvan, ekonominin sağlam temeller üzerine oturduğuna dikkat çekerek “Dünyaya entegre olan Türkiye, Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 18’nci en büyük ekonomisidir. 26 çeyrektir kesintisiz büyümeye devam eden Türkiye, herkes için bir fırsatlar diyarıdır. 28,5 yaş ortalamasıyla Avrupa’daki en genç nüfusa sahip ülkemizin, internet abone sayısı 49 milyona, cep telefonu abone sayısı 74 milyona ulaşırken, gençlerimiz de teknolojik gelişmelere hızla uyum sağlayarak önemli bir potansiyel yaratmaktadır. Türkiye’de bu yıl yaklaşık 155 milyar dolar yatırım yapılması öngörülmektedir. Bunun 120 milyar dolarını  özel sektör yapacaktır. Türkiye kabına sığmayan, geleceğin küresel oyuncularından birisi olmak isteyen bir ülke konumundadır” dedi.