Etiket: Kurduğu

  • 5 kardeşin kurduğu fuhuş haremini polis çökertti

    Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde 5 kardeş tarafından kurulan ve 12 yabancı uyruklu hayat kadının bulunduğu fuhuş haremi, polis operasyonu ile çökertildi.

    Karamürsel’de artan fuhuş şikayetleri üzerine polis ekipleri harekete geçti. Düzenlenen operasyonda 5’i kardeş 7 kişi tarafından kurulan ve 12 yabancı uyruklu hayat kadının çalıştığı fuhuş çetesi düzenlenen operasyonla çökertildi. Edinilen bilgiye göre alınan ihbar üzerine inceleme başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, fuhuş yaptırdıkları iddia edilen kişileri takibe aldı. Bir süre şüpheli kişileri takip eden polis ekipleri, Karamürsel ilçesinde ikamet eden 5’i kardeş olmak üzere 7 şüpheli şahsın fuhuş amaçlı temin ettikleri ve kendi kiraladıkları evlerde barındırdıkları yabancı uyruklu kadınlara fuhuş amaçlı müşteri bularak otellerde fuhuş yaptırdıkları ve bu şekilde haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi. Polis ekiplerinin düzenledikleri operasyon ise baştan sonra polis kameraları ile kayda alındı.

    Operasyon saniye saniye görüntülendi

    Polis ekiplerince Karamürsel’de 9 Mart Perşembe günü gece saatlerinde yapılan başarılı operasyonda 12 ev ve 1 iş yerinde yapılan eş zamanlı operasyonlarda N.K., A.K., Ş.K. E.K., B.K., adlı 5 kardeş ile H.K. ve A.K isimli toplam 7 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Saniye saniye polis kameraları ile görüntülenen operasyonda şüphelilerin ikametlerinde ve üstlerinde yapılan aramalarda ise fuhuş çetelesinin tutulduğu tespit edilen ajandalara, fuhuş pazarlıklarının yapıldığı telefonlara ve bilgisayarlara el konuldu. Şüphelilerden bir tanesinin evinde yapılan aramada da 2 adet uyuşturucu hap ile bir miktar esrar maddesi ele geçildi.

    12 hayat kadını sınır dışı edildi

    Daha sonra şüphelilerce fuhuş yaptırıldığı tespit edilen biri 17 yaşında olmak üzere Kırgızistan, Moldovya ve Kazakistan uyruklu 22 mağdur bayan polis ekiplerince belirlenen adreslerde gözaltına alındı. 22 yabancı uyruklu bayan, Asayiş Şube Müdürlüğünde adli işlemlerinin tamamlanmasının ardından sınır dışı edilmesi için İl Göç İdaresi Müdürlüğünce teslim edildi. Yapılan incelemede çetenin kurduğu fuhuş haremi üzerinden 200 bin TL civarında haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi.

    5 kardeşin kurduğu fuhuş haremi adliyeye sevk edildi

    Fuhuş çetesini işleten 5’i kardeş 7 kişi ise polis merkezindeki işlemlerinin ardından “Küçük yaşta çocuğa fuhşa teşvik etmek, fuhşa aracılık ve temin etmek, uyuşturucu madde bulundurmak” suçlarından adliyeye sevk edildiler.

  • Sümer Ezgü Antalya’da kurduğu akademiyle 7’den 70’e müzik eğitimi veriyor

    Türk Halk Müziği sanatçısı Sümer Ezgü, “Doğu ve Batı’nın Sesi” sloganıyla Antalya’da açtığı sanat akademisiyle, evrensel kültür içinde var olan Anadolu’nun felsefesi ve tınılarının, eğitimle dünya vitrininde daha fazla yer almasını hedefliyor.

    Türk Halk Müziği sanatçısı, derlemeci, besteci ve yorumcu Sümer Ezgü, 5 yıl önce taşındığı Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde kendi ismini taşıyan Sümer Ezgü Sanat Akademisini açtı. Akademide, müzik ve tiyatro için konservatuvar hazırlıkları, şan, nota, solfej, drama, Latin, dansları, halk dansları, bale, batı ve geleneksel çalgı dersleri alanında uzman hocalar tarafından veriliyor. Akademiye başvuran her yaştan kişi ilk önce çalmak istediği enstrüman veya katılmak istediği etkinliğe göre eğitime tabi tutuluyor. Minik kursiyerlerle tek tek ilgilenen hocaları, başarılı olabilecekleri itina ile belirliyor. Sümer Ezgü’nün ise keman ya da piyano eğitimi alan kursiyerlerine bağlaması ile eşlik etmesi renkli görüntüler oluşturuyor.

    “Anadolu müziğini ön plana çıkaramadık”

    İstanbul’un iş stresi ve yoğunluğundan kaçıp Antalya’ya yerleştiğini aktaran Sümer Ezgü, gelen talepler üzerine bir sanat akademisi açmaya karar verdiğini kaydetti.

    Sümer Ezgü Sanat Akademisi’nin, “Bir derdi var’ diyen Ezgü, “Ülkemizdeki müziğin gelişimi için halk danslarının sanatın diğer dallarının gelişimi için projeleri var. Bugüne kadar Türkiye’de bizim geleneksel müziğimizle, Batı müziği hep ayrı tutuldu. Okul eğitimlerinde de böyledir. Okullarda müzik öğretmenlerimiz yakın döneme kadar hep Batı eğitimlerinden geçtiler. Geleneksel müziğimizin eğitimi yapılmadı bu bir eksikti. Oysa her ikisinin de öğretilmesi ve evrensel müzikte değeri olan bizim etnik müziğimizin de orada yer alması gerekirdi. Anadolu’nun felsefesi, tınıları her şeyi evrensel kültür içinde vardır. Ama biz bunu eğitimde ve vitrinde çok fazla ön plana çıkarmaktan kaçındık” dedi.

    “Müzik ayrımı yok”

    Halkın içinde yaşayan bir kültürün çok daha iyi işlenmesi gerektiğini vurgulayan Sümer Ezgü, “O nedenle bizim akademimizde müzik türünün ayrımı yok. Hem geleneksel hem de Batı müziğinin aynı anda eğitimi veriliyor. Bir tarafta bağlama dersi verilirken, diğer tarafta piyano, keman dersi veriliyor. Bir keman öğrencisinin bağlamayı da tanıması, bağlama öğrencisinin de piyanoyu tanıması benim en büyük arzum. Her öğrencimin daha geniş bir bakış açısına sahip olmasını istiyorum” ifadelerine yer verdi.

    “Derdimiz sanat”

    6 yaşından 65 yaşına kadar öğrencileri olduğunu dile getiren Ezgü, “Çağdaş drama, halk dansları, modern danslar, salon dansları, bale, konservatuar, güzel sanatlar liselerine hazırlık kursumuz var. Bunun yanında, piyano, bağlama, keman, kabak kemane, gitar,kaval, yan flüt, mey, ney, sipsi, bateri, kanun, ud, akardeon, klarinet kurslarımız var. Burası Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurum. Aynı zamanda London Kolej Of Music sertifikası veren uluslararası alanda eğitim ve burs imkanı sağlayan bir kurumuz. Bizim derdimiz sanat. Evren bir sanat, varoluş bir sanat. Müzik evrenin sesidir. Dengedir müzik, sanat. Biz de yeryüzündeki yansımalarıyız” dedi.

    “Milli kültürümüz dünyadaki yerini almalı”

    Sanatın varolduğu ülkede her şeyin daha güzel olduğunun altını çizen Sümer, “Siyaset, insan ilişkileri, yaşam çözümleri daha güzel olur. Sanat bir ışıktır. Biz bu ışığı yaşatmak ve geliştirmek için çabalıyoruz” ifadelerini kaydetti.

    Türkiye’ye güzel müzisyenler yetiştirmek istediğinin altını çizen Ezgü, “Güzel projeler akademimizden çıksın. Eğitim müziğini çok önemsiyorum. Curanın eğitim müziğinde, çocuklara ses tınısı itibariyle değerli olduğunu düşünüyorum. Her şey çalınabilir. Curanın eğitim müziğinde kullanılmasını öneriyorum. Mandolin, okul bittikten sonra iş bitti. Geleneksel sazımız cura, okul bitse de deva edilebilir. Çocuklar açısından cura, nitelikli bir eğitim aracı. Curadan bağlamaya gitara geçilebilir. Çocuklarımızın milli kültürüyle yetişmesi önemli. Bizim milli kültürümüz evrensel kültür içinde vardır. Mutlaka dünyadaki yerini alması gerekir, bu da okullardaki eğitimden başlıyor” diye konuştu.

    “Antalya kültür merkezi”

    Antalya’nın farklı uluslardan gelen kişilerin birleştiği bir yer olduğuna değinen Ezgü, “Müzik ve sanat için bulunmaz bir imkan. Diğer uluslardan insanlarla toplu çalışmalar hayal ediyorum. Etnik müzikle dünya müziğini birleştirmek gibi hayalim var” dedi.

    “Koro kursiyerleri ile konser”

    Akademide yetişkinlere yönelik Türk Halk Müziği korosunun da yer aldığını dile getiren Sümer, en büyük hayallerinden birinin bu koroyla bir konser vermek olduğunu sözlerin ekledi.

    “İkinci uğraşı”

    Koro kursiyerlerinden Ayşe Onaran, akademinin büyük bir değer olduğunu belirterek, “Ticaret üzerine çalışıyorum. Ama müzik alanında da kendimi geliştirmek istiyorum. Enstrüman eğitimi aldım, koro ya devam ediyorum. Yeni arkadaşlar edindim, sosyalleşmemize de katkı sağlıyor” ifadelerine yer verdi.

    “Hem resim hem müzikle uğraşıyor”

    14 yaşındaki Sena Ezgi Anadolulu, öğretmeninin tavsiyesi ile merkeze geldiğini aktararak, “Hem resim hem müzikle uğraşıyorum. Piyanoya karşı bir yeteneğimin olduğu ortaya çıktı. Ben de çaldıkça sevdim. Kemanı bıraktım ve piyanoyla devam ediyorum. Akademik kariyerimi yanında piyanoya da devam etmek istiyorum” dedi.

  • Mikro krediyle kurduğu iş yeri küle döndü

    Elazığ’da fiziksel engelli Zekiye Yüksel’in hayalleri, 5 yıl önce bin TL’lik mikro kredi alarak açtığı tuhafiye dükkanında çıkan yangında kül oldu.

    Elazığ’da annesiyle birlikte yaşayan fiziksel engelli Zekiye Yüksel (30), 5 yıl önce mikro kredi alarak, tuhafiye dükkanı açtı. İş yerinde terzilik de yapan Yüksel, işlerini büyüttü. Ancak Yüksel’in iş yerinde çıkan yangın, hem hayallerini hem de emeklerini küle çevirdi. Elektrik kontağından çıktığı tahmin edilen yangında, yaklaşık 50 bin TL’lik zarar oluştu.

    Tuhafiyecilikle birlikte iş yerine aldığı dikiş makineleriyle terzilik de yaptığını anlatan Yüksel, “İşlerim iyi gidiyordu. ‘Yavaş yavaş borçlarımı öderim’ dedim. Daha sonra babamdan kalan maaş üzerine de kredi çektim ve işlerimi daha da geliştirdim. Ürünler alarak dükkana koydum. 3 gün önce de 15 bin lira değerinde ürün almıştım. Salı günü saat 19.00 gibi bana dükkanımdan dumanlar çıktığına ilişkin haber geldi. Geldiğimde dumanları gördüm. Tüm yatırımım yok oldu” dedi.

    “Ayakta durmayı başarırım”

    Hayatındaki tüm engellere rağmen böyle bir iş yeri açtığını aktaran Yüksel, “’İnsanın canına geleceğine malına gelsin’ diyorlar. Doğru ama ben bu halde iş yerimi kurdum ama yine geriye düştüm. Yetkililerden bana destek olmalarını istiyorum. En azından kendi borcumu karşılayacak kadar bana yardım etsinler. Ben yine ayakta durmayı başarır ve yaparım. Her şeye sıfırdan borçla başladım. 50 bin liradan fazla zararım var. Hiçbir şey kullanılmıyor. Kullanılan ürünler de zaten su ve is içerisinde. Dükkanı nasıl yaptıracağım, toptancılara borçlarımı nasıl ödeyeceğim. Yangından sonra doğru düzgün uyuyamıyorum. Hiç borcum olmasa, kendi sermayem olsa veya dükkan kira olmasaydı ‘Benim malım’ der, ‘Bir şey olmaz’ derdim. Ama borç farklı oluyor. Onlar da kolay kazanmıyor. Ben sonuçta herkesin borcunu ödemek istiyorum” diye konuştu.

    Yaşlı annesinden başka kimsesinin olmadığını dile getiren Yüksel, babasından kalan maaşın olduğunu ancak 630 TL ev kirası ödediklerini ve kredi çektiği için zor durumda kaldıklarını kaydetti.

  • Öğrencisiyle yakınlık kurduğu iddia edilen öğretmen meslekten atıldı

    Edirne’nin Keşan ilçesinde bir öğretmen, 16 yaşındaki öğrencisiyle duygusal ve fiziksel yakınlık kurduğu iddiasıyla geri alınmamak üzere meslekten atıldı.

    Keşan’daki bir lisede elektrik-elektronik öğretmeni olarak görev yapan A.M., iddiaya göre 16 yaşındaki kız öğrencisi K.S. ile geçtiğimiz yıl Mart ayında yakınlık kurdu. İddiaya göre, A.M. Keşan’dan Çanakkale’ye giderek öğrencisi K.S. ile birlikte alkol aldı. Annesi, kızı K.S.’nin öğretmeni ile görüştüğünü duyması üzerine Keşan Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

    Milli Eğitim Müdürlüğü müfettiş görevlendirdi

    Şikayet üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından adli soruşturma başlatılırken, savcılığın bilgilendirme yazısıyla konudan haberdar olan Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü de konuyla ilgili idari soruşturma başlatıp, müfettiş tayin etti. Şikayet üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Maarif Müfettişliği Başkanlığınca 30 Mart 2016 tarihinde soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, Keşan’da bir izci grubunun da liderliğini yürüten öğretmen A.M.’nin yanı sıra kız öğrenci K.S. ve tanıkların da ifadelerini alan Maarif Müfettişler Başkanlığınca rapor hazırlandı. Kız öğrencisiyle ’duygusal ve fiziki’ yakınlık kurup mesajlaştığı tespit edilen öğretmenle ilgili hazırlanan raporda “Öğrenci ile kişisel münasebet kurup mesajlaştığı, ayrıca Çanakkale’de buluşarak bira içtikleri, duygusal ve fiziksel yakınlık kurdukları tespit edildi. A.M. böyle davranmakla Devlet Memurluğu Kanunu, Öğretmenlik Mesleği, Çocuk Koruma Kanunu’nda belirtilen maddelere aykırı davrandığı kesinleştiğinden, bahse konu izcilik faaliyetlerinde bulunmasın mahsurlu olacağı ve telafisi mümkün olmayan olaylara sebebiyet verebileceği değerlendirildiğinden, buradaki görevlerinden men edilerek, ilerleyen tarihlerde bu ve buna benzer herhangi bir görevin verilmemesi” ifadelerine yer verildi.

    Yüz kızartıcı

    Öte yandan hazırlanan raporun disiplin yönünden açıklamasında ise öğretmen A.M.’nin öğrencisiyle yakınlık kurmasının memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak bir hareket olduğu ifade edilerek, şöyle denildi:

    “Memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin faili durumunda olduğu ve fiilinin tabi olduğu 657 sayılı kanunun 125/E-g maddesi kapsamında girdiği, böylece mezkur madde uyarısında bir daha devlet memurluğuna alınmamak üzere memurluktan çıkarılması.”

    Tamamlanan soruşturmanın ardından A.M. hakkında hazırlanan rapor Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na gönderildi. Kurul raporu onaylayıp, öğretmen A.M.’nin meslekten ihraç edilmesine karar verdi. Annenin şikayeti üzerine Keşan Cumhuriyet Savcılığında başlatılan adli soruşturma ise sürüyor.

    Asılsız olduğunu iddia etti

    Öğrencisiyle bir ilişkisinin olmadığını ileri süren öğretmen A.M. ise yazılı açıklama yaparak, “Ben şu anda Trakya İzciler Birliği Derneğinin başkanlığını yapıyorum. Trakya İzciler Birliği Derneği başarılı çalışmalara imza atmaktadır. Yapmış olduğunuz Trakya İzciler Birliği Derneğinin başarılarını karalamak ve gölgelemek mahiyeti taşımaktadır. İzciler ve velileri derneğin çalışmalarından memnundur. Konu hakkında bilgi sahibidirler. Çocuklarının faaliyetlere katılmasında bir sakınca görmedikleri için gönül rahatlığı ile bu faaliyetlere katılmalarına izin vermektedirler. Öğretmenlik mesleğim ile ilgili ise, Keşan Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkımda iddia olunan eylemler ile ilgili herhangi bir delil ve kanıt bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair 12 Mayıs 2016 tarihli karar verilmiş olup, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinde davam devam etmektedir” dedi

  • (Özel Haber) Devlet desteğiyle kurduğu tesiste ’istiridye mantarı’ yetiştiriyor

    Manisa’nın Soma ilçesinde yaşayan Mustafa Baş, besin değeriyle kırmızı ete rakip olan ’istiridye mantarı’ yetiştiriciliğinde devletin hibe desteğiyle kendi tesisini kurdu.

    İstiridye mantarı yetiştiriciliğiyle ilgili 1 yıl yaptığı araştırmalar sonucu eşi Mesude Baş ile birlikte Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Kırsal Kalkınma Desteklemeleri kapsamında Genç Çiftçi programına proje sunan Mustafa Baş’ın projesi kabul edildi. Baş çifti, aldıkları 30 bin TL’lik devlet hibesiyle Avdan Mahallesi’nde kurdukları tesiste ilk ürünlerini aldı.

    İstiridye mantarı ile ilgili birçok araştırmalar yaptığını dile getiren Mustafa Baş, tesisin 100 metrekarelik alandan oluştuğunu belirterek, “Yaklaşık 1 komposun başlaması ve toplanacak hale gelmesi 2 ayı buluyor. Yani 60 günde başlangıç ve bitiş oluyor. Yılda 6 defa ürün alınıyor. Bu tesisten yılda yaklaşık 4 ila 5 ton arası ürün alacağım. İstiridye mantarımız kompost denilen çuvala benzer alanın içinde çeşitli materyaller var. Saman, darı küspesi, pamuk küspesi ve kayın talaşının karışımıyla elde edilen bir üründür” dedi.

    “İstiridye mantarının protein değerlerinin kırmızı et ile eşdeğer olduğu sonucunu gördük”

    İzmir Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksek Okulu Mantarcılık Programı tarafından tesisten numune alındığını söyleyen Baş, “Tesis kurulduktan sonra İzmir Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksek Okulu Mantarcılık Programından numuneler aldılar. İstiridye mantarının protein değerlerinin kırmızı et ile eşdeğer olduğu sonucunu gördük. İstiridye mantarı yetiştiriciliğini herkese öneriyorum. Bu konuda da tecrübelerimi paylaşırım” diye konuştu.

    İşlerini daha büyütmeyi planladığını söyleyen Baş, “İşimi daha da büyütmeyi planlıyorum. İstiridye mantarının kompostunun yetiştirilmesiyle alakalı çalışmalarımız var. Burada Soma İlçe Tarım Müdürlüğünün destekleri çok büyük. Hedef 2017 yılına kadar tesisin alanını 300 metrekarelere kadar çıkarmak. Şu ana kadar 45 bin liralık yatırım yaptım” şeklinde konuştu.

    Talebi karşılamakta zorlandığını dile getiren Mustafa Baş, ilk ürünlerinden sonra aşırı talep yaşadığını belirterek, “Kilogramı 7 lira ile 10 lira arasında değişiyor. Büyük alışveriş marketleri de talepte bulundu” ifadelerini kullandı.