Etiket: Kurdu

  • Madenciler ‘Beyaz Melekler’ kurtarma ekibi kurdu

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Türkiye Taş Kömürleri Kurumu’nda (TTK) çalışan maden işçileri beyaz melekler kurtarma ekibi kurdu. Maden İşçileri Yardımlaşma, Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği’nce hazırlanan projeye İç İşleri Bakanlığı’da destek veriyor.

    Maden İşçileri Yardımlaşma, Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği tarafından tabii afetlerde ve yeraltı kazalarında arama kurtarma faaliyeti gerçekleştirmek üzere 300 madenciden oluşan ‘Beyaz Melekler’ kurtarma ekibi düzenlenen törenle tanıtıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende konuşan Maden İşçileri Yardımlaşma, Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Muhammet Akyüz, Beyaz Melekler’in 1999 yılında yaşanan depremde yüzlerce kişiyi kurtardığını söyledi. Akyüz konuşmasında “ Madencinin kurtarma işlerinde birinci olduğu dünya üzerinde kanıtlanmıştır. Biz bu konuda iddialıyız. Derneğimiz 2012 yılında 12 arkadaşla kuruldu. Şu anda mevcudumuz 300 kişiye ulaştı. Bunların hepsi maden işçisidir. Madenci dünyanın en ağır işini yapan arkadaşlardır. Normalde, dünyadaki felaketlerin hepsini görmüş bir insan madencinin bir gününe eşittir. Çünkü madenciler, ekmeği için doğa şartlarını zorlayan, doğayla savaşan insanlardır. Projemizin adı Beyaz Melekler. Neden Beyaz Melekler diye sorarsanız, o adı 1999’da depremde malını, canını, cenazelerini kurtarmak için o halk takmıştır. Beyaz melekler kurtarsın diye. O adın alınmasında büyük emeği olan daire başkanım Ahmet Sarıalioğlu’na teşekkür etmek istiyorum. Son olarak yetkililerime seslenmek istiyorum. Önümüzde siz in de söylediği gibi büyük İstanbul depremi var. Şu anda TTK’da 9 bin işçi var. İstanbul’u kurtarmak için bu sayı yeterli değildir. Bu sayıyı on bin, yirmi bin, otuz bine çoğaltmak gerekir. Bunun yetkisi sizlerdedir. İnşallah böyle bir felakete maruz kalmayız, bu işçilere muhtaç olmayız” dedi.

    Kdz. Ereğli Kaymakamı Nazım Madenoğlu ise Beyaz Melekler dendiğinde akla önce sağlık çalışanlarının geldiğini, siyah kömürü çıkaran madencilerinde yaptıkları kurtarma çalışmaları ile Beyaz Melekler adını almalarının önemli olduğunu ifade etti. Madencileri 1999 depreminde yaptıkları kurtarma çalışmalarından dolayı kutlayan Demdoğlu şunları söyledi; “Bundan sonra inşallah deprem ve benzeri afet olmaz. Bu arkadaşlarımız da olursa oralarda yardım bekleyen, bizi de kurtarın, biz de bu depremin, afetin altında kalmayalım diye yardım bekleyen vatandaşlarımızı kurtarma görevini başarıyla devam ettirecekler. Bu projenin içişleri bakanlığı katkılarıyla yapıldığını biliyorum. Bu desteğin sağlanmasında emeği geçen yöneticilere, ilgililere teşekkür ediyorum. Biz beyaz melekler deyince sağlık personelimiz aklımıza gelir. Kim düşünürdü yerin altından çıkan, kömürün renginin siyah olmasına nazire yaparcasına beyaz elbiselerle ve beyaz ismini alarak kurtarma faaliyeti yapacak bir dernek ve onun üyeleri olsun. İşte bu dernek kurulmuş ve faaliyetlerini devam ettiriyor.”

    Törende konuşan AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu proje için dernek yöneticilerinin kendisine geldiğinde siyasi ve idari bürümlerle görüşerek onaylanması için çalıştığını söyledi. Çaturoğlu madenciliğin dünyadaki en zor mesleklerden biri olduğunu belirterek “Ekmek parasını yerin binlerce metre altında, her türlü tehlikelere göğüs gererek kazanan tüm madenci arkadaşlarıma selam olsun diyorum. Gerçekten en meşakkatli ama bir o kadar da kazancı helal olan bir meslek. Birçok şehidimiz var. Hem maden kazalarında, hem terörle mücadelede, hem diğer alanlarda, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Bu beyaz melekler projesi çok güzel bir proje. Hepimizin bildiği gibi önce 1999 Kocaeli merkezli o büyük depremde, madencilerimiz elinde sefertası, kaskıyla günlük işine gidip gelen bir meslek erbabı olmadıklarını, aynı zamanda insan hayatını kurtarma gibi bir sorumluluğun içinde olduklarını ispatladılar. Daha sonra Van depremi ve diğer depremler, ayrıca Türkiye’nin her tarafında yeraltında meydana gelen kazalarda ilk müracaat edilen müesseselerden biri TTK’nın kurtarma ekibi oldu. Ben kendilerine teşekkür ediyorum. Tebrik ediyorum. Birçok canın kurtarılmasına vesile oldular. Allah onlardan razı olsun. Bugün yapılan proje bunların devamı mahiyetinde. İnşallah daha organize şekilde bu kurtarma çalışmaları devam edecek. Ülkemiz deprem riski altında. Hükümetimiz deprem riski olan yerleşim birimlerinde kentsel dönüşüm faaliyetleri başlattı. Bunların bitirilmesi için belirli bir finansman kaynağına ihtiyaç var. Bütün bunlar olurken, bu cephede biz bunları düzenlerken, kurtarma faaliyetlerin en mükemmel şekilde olması arzu edilen bir durum” dedi.

    Projenin tanıtım toplantısına katılan ve 1999’da ki depremde Gölcük’te enkazın altından maden işçileri tarafından çıkarılıp kurtarılan İşadamı Fatih Tanış ise kendisinin bu projenin ne kadar önemli olduğunu kendi yaşadıkları ile bizzat gördüğünü dile getirdi.

    Tanıtım töreni yapılan konuşmaların ardından sona erdi. törene Ereğli Kaymakamı Nazım Madenoğlu, Alaplı Kaymakamı Saim Eskioğlu, AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu, Kandilli Belediye Başkanı Mustafa Aydın, Ereğli İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Gökhan Tufan, Milliyetçi Hareket Partisi Zonguldak İl Başkanı Hamdi Ayan, AK Parti ilçe Başkanı Fatih Çakır, Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Sertan Ocakçı,Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Talat Şeker, GMİS yetkilileri ve davetliler katıldı.

  • Aksuvital ARGE Merkezi kurdu

    Doğal ürünler üreten Aksuvital, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayı ile araştırma ve geliştirme (ARGE) merkezi kurdu.

    Ürettiği doğal ürünler ile tanınan Aksuvital, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayı ile araştırma ve geliştirme (ARGE) merkezi kurdu. 29.uncu yıllarını kutladıklarını ve bu merkez sayesinde çalışmalarına hız vereceklerini söyleyen Aksuvital Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Aksu, “Türkiye genelinde 336. ürün konseptimize bakıldığında ilk ARGEmerkezi olmanın gururunu yaşıyoruz. ARGE merkezinde daha fazla doğal ürünler ve bu ürünleri katma değeri yüksek, insan sağlığına faydalı bir şekilde üretmeyi hedefliyoruz” dedi.

    Türkiye’nin doğal ürünler üreten ilk firmalarından biri olduklarını ifade eden Aksu, “Biz kendimizi hep ARGE firması olarak tanımladık. Hatta bu ARGEfirması serüvenini ne zaman bir akademiye çeviririzinde hayalinin peşinde yürüdük. Bu anlamdaki çalışmalarımızda yaklaşık beşin üzerinde TÜBİTAK projesi bitirdik. Şuanda dört tane başvuruda ve yürüyen projelerimiz var. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve üniversitelerle birlikte yaptığımız ve devam eden projelerimiz de mevcut. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ARGE merkezi oluşturmak adına bir projesi var. Bizde yaklaşık bir yıllık hazırlık sürecinin sonucunda bu projeye başvurmuştuk. 336.ıncı ArGe merkezi olmaya hak kazandık. Bu Türkiye genelindeki bir sayı, gıda alanında 13 ARGE merkezi var. Biz ürün konseptimiz içerisinde ilk olma hevesine, gururuna, onuruna sahibiz. Bu anlamdaki çalışmalarımıza ARGE merkezi ivme kazandıracak, zaten yaptığımız projelerde bizi teşvik edecek gibi görünüyor. Biz bunların sonucunda Aksuvital özelinde çok daha fazla doğal ürünler ve bu ürünlerin katma değeri yüksek, insan sağlığına fayda oranı yüksek ürünler üretmeyi hedefliyoruz. Katma değeri yüksek ürünler üreterek de ülkemizin gelişmesine, cari açığımızın azalmasına, ihracatın artmasına da katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.

    Koç: “Devlet desteği bizi daha da güçlü yapacak”

    Aksuvital çalışanlarından Kimya Mühendisi Ebru Koç, “ARGEmerkezleri ağırlıklı olarak akademik çalışmaların da yürütüldüğü, ürün bazında bakıldığında ciddi sonuçlar oluşturan ve devlet tarafından desteklenen kurumlar. Bizim bu anlamda çalışmalarımızın devlet desteğiyle devam etmesi daha güçlü olmamızı sağlayacak ve daha aktif olarak proje üretmemize katkı sağlayacak. Projelerimize hız kazandıracak bir sürece girdik. Kendimizde eksik gördüğümüz kısımları bu anlamda tamamlayıp daha iyi ve güçlü bir şekilde geleceğe ve stratejik hedeflerimize uygun olarak 10 yıl içerisinde hedeflediğimiz dünya markası olma ve ARGEkonusunda daha başarılı platformlara firmamızı taşımak istiyoruz” açıklamalarında bulundu.

  • Zehir tacirleri uyuşturucunun turşusunu kurdu

    Mardin’den gelip Şanlıurfa üzerinden batı illerine giden yolcu otobüsünün bagajında yapılan aramada bir şahsa ait turşu bidonlarında 21 kilo 150 gram esrar maddesi çıktı.

    Edinilen bilgiye göre, Mardin’den gelip Şanlıurfa üzerinden batı illerine gitmekte olan bir yolcu otobüsünü durduran Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, otobüsün bagaj kısmında arama yaptı. Yapılan aramada Hikmet Ç. isimli yolcuya ait turşu bidonlarının içerisinden turşularla birlikte 21 kilo 150 gram esrar maddesi çıktı. Olayla ilgili Hikmet Ç. gözaltına alınırken, turşu bidonlarının içinden çıkan poşetlere sarılı esrar ise emniyete götürüldü.

  • TİKA Tunus’ta Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezi kurdu

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Tunus’un Gafsa şehrinde Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezi kuruldu.

    Tunus, Kuzey Afrika’nın tarımsal ürün çeşitliliği, elverişli iklim ve toprak verimliliği bakımdan önde gelen ülkelerinden olarak, ekonomisini Tarım sektörüne dayandıran önemli bir tarım ülkesi konumunda. Nitekim ülke ihracatının en büyük kalemlerinden birisi işlenmiş ve ham olmak üzere tarımsal ürün ve gıdalardan oluşuyor. Son yıllarda özellikle zeytincilik sektöründe yaşanan yüzde 30’luk gerileme ve AB’nin uygulamış olduğu kota ve ham zeytinyağı ticareti uygulamalarının neticesi olarak tarım sektöründe yaşanan daralmayla birlikte alternatif üretim ve pazarlama çeşitliliğine gidilmeye çalışıldı.

    Bu doğrultuda TİKA’nın Tunus nezdinde gerçekleştirmiş olduğu üretim çeşitliliğini ve kalitesini arttırıcı, istihdam ve yeni pazarlanabilir sektörleri teşvik eden “Tarımsal Üretim Projeleri” gerçekleştirmeye devam ediyor. Tarımsal üretimin desteklenmesi kapsamında TİKA tarafından Tunus’un en az gelişmiş ve kırsal bölgelerinden olan Gafsa Vilayetinde, Tunus’un ve bölgenin en önemli doğal kaynaklarından olan Frenk Yemişi Meyvesinin pazarlanabilmesi ve bölge halkına istihdam imkânı verebilmesi amacıyla Frenk Yemişi Meyvesi Yağ Üretimi ve Distilasyon Merkezini tesis etti.

    Yağ Üretimi Merkezinde bölgede yabani olarak yetişen Frenk yemişi meyvesinin yağ, sirke, un ve küspe üretimine dönüştürülerek bölge ve ülke ekonomisine kazandırılması hedeflendi. Özellikle Avrupa ve Asya ülkelerinde sağlık ve kozmetik sektörlerinde oldukça değerli bir ürün olarak talep gören Frenk Yemişi Yağı, merkezin katma değeri yüksek en önemli üretimlerinin başında geliyor. Yaklaşık olarak 1 ton Frenk yemişi meyvesinden elde edilen 30 kg çekirdeğin işlenmesi sonucu 1 litre doğal Frenk yemişi yağı elde ediliyor.

    Merkezin faaliyete geçmiş olduğu tarihten bu yana 12 ton meyve toplanarak 12 litre doğal yağ elde edilmiş, 450 kg un ve 1 tonun üzerinde küspe üretildi. Merkez, sosyo-ekonomik anlamda Tunus’un az gelişmiş bölgelerinden olan Gafsa Vilayeti Sened Bölgesinde 50 kişiye istihdam sunmakla birlikte, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların ülke ve aile ekonomisine katkıda bulunabilmelerine imkan sağladı.

    TİKA Tunus Ofisi yetkilileri, Gafsa Valiliği Bölge Temsilcisi, merkez çalışanları, partner kuruluş ve bölge halkının yoğun katılımları eşliğinde gerçekleştirilen açılış töreninde, merkeze yönelik incelemelerde bulunularak ürünler hakkında bilgi alınmış, bölge halkının proje kapsamında elde etmiş olduğu başarı değerlendirildi.

    Gafsa Valiliği Bölge Temsilcileri, TİKA’nın Tunus nezdinde gerçekleştirdiği projelerinden dolayı çok memnun olduklarını dile getirerek özellikle Gafsa Vilayetinde gerçekleştirilen proje kapsamında katma değeri ve verimliliği yüksek bu merkezin bölgenin üretim çeşitliliğine yönelik önemli bir imkanı ve bünyesinde çalışan işçileriyle alternatif bir istihdam oluşturmasından dolayı Türkiye’nin bu konuda katkı ve desteklerinden dolayı teşekkürlerini ifade etti.

  • (Özel Haber) Çocukları üşümesin diye otobüs durağına soba kurdu

    Sakarya’da yaşayan Orhan Yılmaz, taşımalı sistemle eğitimlerini sürdüren çocuklarının soğuk havalarda servis beklerken üşümemesi için otobüs durağına soba kurdu.

    Sakarya’nın Kocaali ilçesi Yeni Mahalle’de taşımalı sistemle eğitimlerini sürdüren öğrenciler, her sabah Mehmet Akif Ersoy Caddesi üzerinde bulunan otobüs durağında servislerinin gelmesini bekliyor. Havaların soğuması ve kış şartlarının zorlaşmasıyla birlikte Orhan Yılmaz, çocukların servis beklerken üşümemesi için çareyi otobüs durağına soba kurmakta buldu. Arkadaşı Rahman Alemdar ile birlikte durağa soba kuran Yılmaz, her sabah çocuklarından önce kalkarak sobayı yakıp, çocuklarının bir nebze de olsun soğuktan korunmasını sağlıyor. Çocuklar ise babalarının yaptıkları bu uygulamadan oldukça memnun.

    “Servisin ne zaman geleceğini kestiremediğimiz için çareyi bu yöntemde bulduk”

    Çocuklarını servise bindirmek için durakta beklediklerinde durumun farkına vardıklarını belirten Orhan Yılmaz, “Hava şartlarından dolayı okullarımız tatil olmuştu, ertesi gün kalktık çocuklarımızı okula göndermek için ancak çok soğuk olduğu için aklımıza böyle bir fikir geldi. Bunu yaparsak her sabah ben yakarım dedim. Aslında elektrik çekip, elektrikli soba koymayı bile düşünüyorum. Hava çok soğuk oluyor, servisler yarım saat geçte gelebiliyor. Biz de çocuklarımızı saatinde dışarıya çıkarmak zorundayız. Artık servislerin ne zaman geleceğini tam kestiremediğimiz için böyle bir uygulama başlattık. Şuanda memnunuz. Amacımız durakların Erzurum’da olduğu gibi ısıtıcılı olmasına dikkat çekmek için böyle bir şeye kalkıştık” dedi.

    “En azından ellerini ısıtsınlar diye soba kurduk”

    Rahman Alemdar ise, “Servis geç kaldı diye hepimiz bir gün durağa geldik. Biz bir saat burada bekleyip üşüyünce çocuklar da üşüyordur diye düşündük. Biz de dedik servis gelene kadar buraya bir soba kuralım, en azından ellerini ısıtsınlar, psikolojik bir rahatlık oluşsun diye yaptık. Eski bir sobamız vardı, onu da durağa kurduk” ifadelerini kullandı.

    “Durak fayda etmiyor, kendimizi sobada ısıtıyoruz”

    Her sabah durakta servisi bekleyen öğrencilerden 10 yaşındaki İrem Rana Alemdar, “Geçen gün yollar buzlu diye bizim servisimiz geç kaldı. Bizde babama danıştık, o da böyle bir yöntem buldu. Sabahları gelip burada beklerken donuyoruz. Zaten durakta çok bir fayda etmiyor, sobada kendimizi ısıtıyoruz” diye konuştu.