Etiket: ‘Kur

  • Şimşek: “Piyasada kur eksenli bir baskı söz konusu”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, piyasada kur eksenli bir baskının söz konusu olduğunu kaydederek, “Merkez Bankası’nın hızlı bir şekilde atacağı adımlar ve reform hamleleriyle bu dönemi kapatacağız” dedi.

    Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) 17’nci olağan genel kurulu gerçekleştirildi. Kurulda konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Merkez Bankası’nın gerekli döviz hamleleri yaptığını söyleyerek, bu alanda kanunun hiçbir engel oluşturmadığını ifade etti.

    Şimşek, katılım bankacılığının her zaman destekçisi olacaklarını da belirterek, “Hükümet olarak bu sektörün gelişmesi için bütün alanlarda önünü açtık. Biz sizin yanınızdayız ve bu sektörün gelişmesi için elimizden geleni yapacağız. Sizden de bu alan ilgili beklentilerimiz var. Sizden İslami norm ve ilkelere uygun ürünler istiyoruz. İkinci olarak da girişim sermayesi gibi alanlarda daha da gelişmenizi istiyoruz. Daha görünür ve tanıtım odaklı olun. Önümüzdeki dönemde sizlerle birlikte faizsiz finansın gelişmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İstanbul Finans Merkezi’ni en önemli bileşeni faizsiz finanstır. Geleneksel bankacılıktan farkınız budur. Önümüzdeki dönemde bunun için çalışacağız. Hazine olarak özellikle dövize dayalı kira sözleşmesinde anlaşmaya hazırız. Bu konuda Merkez Bankası da yardımcı olacak. Önümüzdeki dönem bu alanda kaygınız olmasın. Yeni teknolojileri kullanarak bu alanda gelişim göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

    Şimşek: “Kur eksenli bir baskı söz konusu”

    Piyasalardaki sorunu gördüklerini kaydeden Mehmet Şimşek, “Enflasyondaki sorunun mücadelemize devam edeceğiz. Kur eksenli bir baskı söz konusu. Merkez Bankası’nın hızlı bir şekilde atacağı adımlar ve reform hamleleriyle bu dönemi kapatacağız. Güçlü bir çabayla tekrar enflasyonun tek haneye inmesini sağlayacağız. Deneyimli bir hükümet var. Kurda dönem dönem dalgalanmalar oldu. Ancak nihayetinde ekonomimiz güçlü çıktı” dedi.

    “Bütçeye ilişkin kısa vadede endişeye gerek yok”

    Türkiye’de sıklıkla yaşanan seçimlere rağmen bütçe açığını yüzde on buçuklardan sıfıra indiğini de kaydeden Şimşek, “Şu an için cari açık 1,9’dur. Harcama maliyeti milli gelirin 0.7’dir. Gelir vergisinin amacı vergiyi tabana yayarak bu harcamanın kalıcı olarak telafisinin yapılmasıdır. Vergi ve oranları arttırmadan kamu maliyesinin güçlendireceğiz. Yaşanan krizlerde karmaşık para politikaları uygulandı. Şimdi basit ve sade olarak bunu yapıyoruz. İniş, çıkışlar kalıcı tahribatlar oluşturmayacaktır. Bütçeye ilişkin kısa vadede endişeye gerek yok” şeklinde konuştu.

    Altın ithalatı bir kenara bırakıldığında cari açıkta ciddi bir oynama olmadığını gördüklerinin altını çizen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Türkiye ekonomide daha makul büyüdüğü ve cari açığın düşeceği döneme giriyor. Bütün göstergeler bunu gösteriyor. Kamu maliyesinde kalıcı bozulmaya asla izin vermeyiz. Kazanımlarımızın özünde güven, siyasi istikrar ve reformlar var. Türkiye’nin ekonomisinin güçlendirmeseydik yaşanan olaylar karşısında ekonomimiz güçlü kalamazdı. İşin özü Türkiye yanı başındaki sorunlara karşı tahribatlara rağmen gerçekten çok güçlü reel bir ekonomi ortaya koydu. Seçim dönemindeyiz diye tedbir alamayacak algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu söz konusu bile değil. Her zaman gerekeni yapacağız. Ayrıca, Türkiye reel performansını millî gelirde yüzde 231’e çıkarmıştır” ifadelerini kullandı.

    Metin Yıldırım: “Bankacılık sektöründeki payımız henüz yüzde 5 seviyesinde”

    TKBB Başkanı Metin Yıldırım da konuşmasında, “Katılım bankalarının Türkiye’de gelişmekte olan bir alan ve faizsiz finans sektörüdür. İnsanların ilgisini çekiyor. İhtiyaçlara ticaret ve yatırımlara yeni bir soluk getirmeye çalışılıyoruz. Katılım Bankacılığı Türkiye’de 30 yılı aşın süredir yapılıyor. Fakat bankacılık sektöründeki payımız henüz yüzde 5 seviyesinde. 2025 perspektifinde Cumhuriyetimizin 100. yılı hedefleri içinde katılım bankacılığının pastadaki payının arttırılmasını sağlayacağız. Yeni süreçte yeni ürünlerin geliştirilmesi, girişim sermayesinin özellikle mevcut olan kar-zarar ortaklığı gibi ürünlerimizin aslında daha çok hayata geçirilmesi ve daha çok bu konuların öne alınması gibi bir takım hedeflerimiz var. Genel müdürü olduğum Ziraat Katılım’da bu konularda öncülük yapıyoruz. Başkanlığını yürüteceğim sürede de Katılım Bankaları Birliği’nde katılım bankası temsilcisi arkadaşlarımız ile birlikte bu ürünlerin geliştirilmesinde girişim sermayesinin daha fazla kullanılabilir. KOBİ’lerimizi bu noktada destekleyerek onları artık KOBİ sınıfından çıkarıp büyük ölçekli firmalar haline getirmek için elimizden gelen yapacağız. Özellikle Türkiye’nin üretime ihtiyacı olduğu bu dönemde finansal açıklarını üretimle kapatmamız gerekiyor. Bu noktada kalıtım bankacılığı reel sektöre önemli katkılar yapacak diye ümit ediyorum” şeklinde konuştu.

    Melikşah Utku: “Kurdaki hareketlilik konut satışlarını yavaşlattı”

    Hükümetin konut kredisi faizlerinin düşüreceği açıklaması ile piyasadaki etkilerinin neler olabileceği konusunda değerlendirmelerde bulunan Albaraka Türk Genele Müdürü Melikşah Utku ise “İnşaat sektörü son bir senedir ciddi anlamda bir atalet içerisinde. Bunda yüksek faiz oranlarının etkisi olduğu gibi dünyadaki gelişmeler de ülkemize yansıyor. Kurdaki hareketlilik konut satışlarında yavaşlamaya neden olmuştur. En azından bu süreçte faiz oranlarında katılım bankaları açısından kar payı oranlarında konut sektörüne yönelik azalmalar olursa da teşvikler yapılacaktır diye düşünüyorum. Bu alanda bir hareketlilik yaşanacaktır diye tahmin ediyorum” diye konuştu.

    “Seçim sonrasında kurda düzeltmeler olabilir”

    Utku, dövizdeki dalgalanmalar ile ilgili de şunları söyledi: “Son zamanlarda Türk lirası diğer para birimlerinde bir anlamda ayrıştı. Seçim haberinin duyulmasından sonra ekonomimizin derecelendirme notunun düşürülmesi ile çok yakından ilgisi var. Sıcak siyasi gelişmeler yaşıyoruz. İran ve ABD iğle ilgili yaşanan sorunlar ülkemizi de kapsıyor. Tabi ki bunlar kura yansıyacaktır. Benim kanaatim kısa süreli spekülatif hareketler olacaklardır. Seçim sonrasında kurda çok ciddi düzeltmeler olabilir. Çünkü Türkiye bu kur seviyelerini hak etmiyor”.

  • BMD Başkanı Öncel: “Kur fırtınasına önlem alamamak pek çok markanın sonu olabilir”

    Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, “Unutmayalım ki markalarımız dövizli harcamalarının tamamını sermayesinden, çalışanından, imalatçısından veya yatırımından kısarak yapıyor. Mevcut tablonun devam etmesi halinde üzülerek söylüyorum mağaza kapanışları hızlanacak” dedi.

    BMD Başkanı Sinan Öncel, İstanbul Beşiktaş’ta düzenlediği basın toplantısında perakendenin Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, kur fırtınasına acil çözüm bulunmaması durumunda faturayı, oluşturması yılları bulan markaların ve çalışanların ödemek zorunda olacağını söyledi.

    Başkan Öncel, kur konusunun bugünün sorunu olmadığını, tehlikeyi çok önce gördüklerini ve bir yılı aşkın süredir kamuoyunu bıktırma pahasına ’döviz üzerinden yapılan eski kira kontratları günün gerçeklerine uygun hale getirilsin’ talebini yinelediklerini hatırlattı.

    BMD üyesi 412 markanın 380 AVM’de ve caddelerde yaklaşık 70 bin mağazada 400 bine yakın kişiyi istihdam ettiğini ifade eden Başkan Sinan Öncel, “Son iki yılda açılan AVM’lerin büyük bölümü ’kazan-kazan’ yani sabit kira olmadan ’cirodan belli oranda kira ödeme’ sistemi ile açıldı. Ancak bugünün koşullarına uymayan eski kontratlar markaları içinden çıkılmaz bir yöne doğru götürmeye devam ediyor. Bunun çaresi maalesef uzlaşılamayan noktada mağaza kapamak olacak. Doğrusunu isterseniz bizim kaptanlığımızdan şüphemiz yok. Ancak fırtına uzadıkça hasar alıyoruz. Unutmayalım ki markalarımız dövizli harcamalarının tamamını sermayesinden, çalışanından, imalatçısından veya yatırımından kısarak yapıyor. Mevcut tablonun devam etmesi halinde üzülerek söylüyorum mağaza kapanışları hızlanacak” diye konuştu.

    “Kurlardaki aşırı oynaklık ve artış markalar için problem oluşturuyor”

    Kiranın markalar açısından en büyük gider kalemlerinden birini oluşturduğunu belirten ve kurda son 3 yılda meydana gelen değişimi aktaran BMD Başkanı Sinan Öncel, “Dövize endeksli çalışmanın markalarımız üzerinde iki tür etkisi oluyor. Birincisi kurlardaki aşırı oynaklık. Biz bugünden bir yıl sonrasının üretimini planlamak durumundayız. Ancak bir yıl sonra kurun hangi seviyelerde olacağını öngöremediğimiz için sağlıklı plan yapıp gerçekçi bir maliyet çıkarmakta zorlanıyoruz. Bir diğer problem kurlardaki aşırı artış. Kur yükseldikçe kirasını dövizle ödeyen markalarımızın üzerindeki maliyet baskısı daha da büyüyor. Çok gerilere gitmemize gerek yok. Ocak 2015’te dolar 2,35, avro 2,83 TL idi. Bugün dolar 3,95, avro 4,72 TL’ye ulaştı. Yani üç yılda dolar kuru yüzde 68, avro yüzde 67 arttı. Kiranın markalar için en büyük gider kalemlerinden birini oluşturduğu bir piyasa gerçeğinde bu durumun sürdürülebilir olamayacağını herkesin bilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Kiralamalarda KDV oranı mutlaka yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmeli”

    Kur sorununa kalıcı çözüm için önerilerini ortaya koyan Sinan Öncel, şöyle konuştu: “Günün piyasa gerçekleriyle uyuşmayan kira sözleşmeleri en kısa zamanda yenilenmeli. İsteyen kirasını yine dövizle ödeyebilir ancak markalara mutlaka TL seçeneği sunulmalı. Yasal mevzuat markalarımızı döviz kuruna esir etmeyecek şekilde güncellenmeli. Kiralamalarda KDV oranı mutlaka yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmeli”.

    “Metrekare başına kira maliyeti yüzde 7,7 artarken, metrekare başına ciro artışı sadece yüzde 4,4”

    BMD Başkanı Öncel, dövize endeksli kira başta olmak üzere perakendenin diğer maliyet kalemlerinde de ciddi artışlar olduğunu ve markaların brüt kâr marjlarının her yıl biraz daha düştüğünün altını çizdi. Hazırladıkları ‘Birleşmiş Markalar Derneği Üye Performans Analizi’nin sorunun ciddiyetini tüm çıplaklığı ile ortaya koyduğuna dikkat çeken Öncel, çalışma hakkında şu bilgileri verdi: “Perakende sektörünün kan değerlerine baktık. Çalışma çerçevesinde 32 markamızın 2014-2016 dönemini kapsayan üç yıllık bilançolarını inceledik. Yani bu 32 markamız üzerinden sektörü check-up’tan geçirdik. Üzerinde konuşulacak çok veri var. Ancak ben acilen tedavi edilmediği takdirde çok daha ağır bir tabloyla karşılaşmamıza neden olabilecek başlıkları sizinle paylaşmak istiyorum; perakendede reel büyüme hızı düşüyor. Örneğin mağazacılık faaliyetlerinin yüzde 11,9 büyüdüğü 2016’da enflasyon yüzde 8,53 olarak gerçekleşti. Yani geçen yıl mağazacılık faaliyetlerinin reel büyümesi yüzde 3,5’larda kaldı. Metrekare başına kira maliyeti yüzde 7,7 artarken, neredeyse yıl boyu devam eden indirim kampanyalarına rağmen metrekare başına ciro artışı sadece yüzde 4,4. Açılan yeni mağazalarla birlikte satış alanında yüzde 6,4’lük bir artış olduğu halde stoklar yüzde 20,1 yükseldi. İstihdam büyümesinde de yavaşlama var. Satış alanı yüzde 6,4 arttığı halde istihdamda artış sadece yüzde 3. Hazır giyim özelinde ise istihdamda yüzde 2 daralma ile karşı karşıyayız. Faaliyet kârlarının büyüme oranının net satışlara oranında da bir yılda 9 puanlık düşüş söz konusu. Biz bütün bu göstergelerin perakende için çok ciddi uyarı fişekleri olarak değerlendiriyoruz”.

    Sinan Öncel, dövize endeksli kira başta olmak üzere mevcut sorunları bir an önce çözüp asıl işleri olan tasarıma, inovasyona ve katma değerli üretime ve ticarete odaklanmak istediklerini sözlerine ekledi.

  • İlaçta kur farkı sorunu

    Son bir buçuk aydır, birçok ilaca ve özellikle yurt dışından ithal edilen ilaçlara ulaşmakta yaşanan döviz kur farkının oluşturduğu sıkıntı, yeni düzenleme ile ortadan kalktı.

    Tekirdağ Eczacılar Odası Başkanı Tolga Çetinkaya, ilaç bulmada günümüzde az da olsa yaklaşık bir buçuk aydan beri bir yokluk yaşandığını, bunun sebebinin ise devletin ilaçlara uyguladığı fiyat politikası olduğunu kaydetti. Ocak ayında alınan bir kararla, ilaçların fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan euro değerinin 2,11 liradan 2,34’a çıkarılması ve bu değişikliğin 60 gün içinde etiketlere yansıtılacak olması dolayısıyla bazı ilaç firmalarının elindeki ilaçları piyasaya sürmediğini anlatan Tekirdağ Eczacılar Odası Başkanı Tolga Çetinkaya, “Tabi bu sürede firmalarda piyasanın açlık yaşamasını istediğinden olduğunu tahmin ediyoruz ve dolar ve eurodaki artışında çok fazla olması ham madde ve ilacın dışarı bağımlılığından dolayı yokluğuna sebebiyet verdi. Özellikle eczaneler ve depolar aracılığıyla yapılmış herhangi bir şey olmadığı düşünülüyor. Ecza kooperatiflerinin de bu konuda herhangi bir etkisi olması mümkün değil. Zaten sağlıkçıların ve eczacıların esas amacının halkın sağlığını ön planda tutmak olduğunu düşünürsek burada stokçuluk gibi bir durumun olması söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

    “Özellikle dışa bağımlı olduğumuz ilaçlarda sorun yaşadık”

    Son bir buçuk ayda, birçok ilacın tedarik edilmesinde sorun yaşandığını kaydeden Başkan Çetinkaya, “Özellikle tansiyon ilacından, kanser ilacına, aşılardan özellikle yurt dışına bağımlı olduğumuz birçok üründe yokluk yaşadık. Mümkün olduğu kadar hastalarımıza yardımcı olmaya çalıştık. Fakat sıkıntı çeken, mağdur olan çokta hastamız oldu. Bu gün itibari ile bu sağlık otoritesi, fiyat kararnamesindeki hatayı da kabul etti ve yeni bir kararname ile ilaç zammı geldiğinde 5 gün içinde uygulama kararı alındı. Böylelikle bu 60 günlük bekleme süreci ve oluşabilecek firmalar kaynaklı ilaç yoklarının da önüne geçilmiş olduğunu düşünüyoruz. Bundan sonra inşallah böyle bir şey yaşamayacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu.

    Eczacı Adem Tunç ise zaman zaman kur farkından kaynaklanan, özellikle yabancı firmaların Türkiye’ye getirmediği bazı ilaçlar olduğunu söyledi. Bu ilaçların hastalar tarafından sürekli kullanıldığını belirten Adem Tunç, “İthalat olmadığı zaman bizde tedarikini yapamıyoruz depolardan, vatandaş mağdur oluyor. Bize de bu konuda niye yok diye soruyorlar, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Devletin sabit bir euro kuru var, bu şu an 2.40’lar civarında, normalde baktığımızda ise 4 lira gibi bir euro kuru var ama bu kur farkından kaynaklanan fiyat düşüklüğünden dolayı yabancı firmalar bazı ilaçları Türkiye’ye getirmeme kararı alabiliyorlar. Bununla ilgili de vatandaşlarımız ve bizler mağduruz. Şu anda yüzde 10 gibi bir iyileştirme yapıldı, o yüzden bu tür sıkıntılar çok azaldı, bir iki kaleme kadar düştü. Şu an daha iyi durumda” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Zeybekci’den ‘kur’ çıkışı

    Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesine yönelik olarak yaptığı değerlendirmede “Türk lirasının dolar karşısındaki değeri cari açıktan, işsizlikten, enflasyondan daha önemli değil” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci , Türk Amerikan İşadamları Derneği (TABA-AmCham) 30’uncu yıl gala yemeği ve ödül törenine katıldı. Törene Türk Amerikan İşadamları Derneği (TABA-AmCham) Başkanı Bora Günçay, TABA AmCham Onursal Başkanı Zeynel Abidin Ünal, Amerikan Başkonsolosu Jennifer L. Davis, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yanı sıra birçok işadamı ve davetli katıldı.

    Törende açılış konuşmasını gerçekleştiren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesiyle ilgili “Türk lirasının dolar karşısındaki değeri cari açıktan, işsizlikten, enflasyondan daha önemli değil” dedi. Diğer para birimlerinin de dolar karşısında değer kaybettiğini belirten Zeybekci, “Kurla ilgili hep şöyle deniyor, ’Türk lirasının dolar karşısındaki değeri’ deniyor ne varmış Türk lirasının dolar karşısındaki değerinde? 2013 yılı ve 2014 yılı Ocak ayından beri ’Dokunmamak lazım, müdahale etmemek lazım, piyasa kendi seviyesini oluşturur o seviyede doğru seviyedir’ hep bunu söyledim. 2015 yılının Haziran ayına kadar Türk lirası hep dolar karşısında, dolar gereksinimi oluşturan para birimleriyle hareket etti. Yani euro, İngiliz sterlini, İsviçre frankı, Japon yeni ve Kanada doları ne kadar değer kaybettiyse dolar karşısında Türk lirası da o kadar değer kaybetti. Hatta yüzde 1 buçuk daha iyi gittik. Ama 2015 Mayıs ayının 20’leri gibi 2015 yılı 7 Haziran seçimleriyle ilgili öngörme başladığı andan itibaren biraz daha düştük. Ardından da tabi ki yaşadığımız olaylardan dolayı biraz ayrışmamız daha fazla oldu. Geldiğimiz nokta bununla ilgili bu bir gösterge değildir zaten. Yani Türk lirasının dolar karşısındaki değeri, Türkiye’deki işsizlik rakamlarından daha önemli değildir, büyüme rakamlarımızdan daha önemli değildir. Cari açıktan ve enflasyondan daha önemli değildir. Sanayi endeksimizden daha önemli değildir. O denge kendi içerisinde mutlaka oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    “Amerikan Merkez Bankası da ne yapacağını bilmiyor”

    Amerikan Merkez Bankası’nın var olan çelişkili havadan dolayı ne yapacağını bilmediğini belirten Zeybekci, “Şimdi yeni döneme girdik. Amerikan Merkez Bankası ne yapacak? Amerikan Merkez Bankası da bilmiyor ne yapacağını. Çünkü çelişki var. Bu çelişki biraz daha artacak göreceksiniz” diye konuştu.

    “Amerika ile birlikte olmak istiyoruz”

    Türkiye ile Amerika’nın dost iki ülke olduğunu söyleyen Zeybekci, “Bu coğrafyada en büyük menfaatleri itibariyle birlikte olmayı hedeflediğimiz Amerika ile birlikte olmak istiyoruz” dedi. Zeybekci konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bütün fırsatların olduğu özellikle bizim coğrafyamızda Türkiye ile Amerika rakip değildir. Birbirini tamamlayıcı özelliği en üst seviyede olan iki dosttur, iki müttefiktir. Bu fırsatları birlikte değerlendirmesi gereken iki dosttur. Üzülerek bazen böyle Türkiye ile ilgili yorumlarda Amerikan şirketlerimizin Türkiye’ye gelirken o çekinceleri ’Türkiye sıkıntılı bir ülke’, veya ’riskli ülke’ gibi şeyler söylemek biz dostuz, müttefikiz evet sıkıntılı anlarımız olabilir dost kara günde belli olur. Biz bugünü öyle görüyoruz. Kara günümüz yok ama bu sıkıntılı günlerimizde dostumuz, müttefikimiz bu coğrafyada en büyük menfaatleri itibariyle birlikte olmayı hedeflediğimiz Amerika ile birlikte olmak istiyoruz”.

  • Kur artışı gelinlik ihracatını olumlu etkiledi

    Bir moda firmasının kurucusu Engin Şentürk, kur artışının gelinlik sektörünü iyi yönde etkilediğini, satışlarının arttığını açıkladı.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından 7-10 Şubat tarihlerinde, bu yıl 11’nci kez düzenlenen IF Wedding Fashion İzmir Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarında katılımcı olarak yer alan Denis’s Moda firmasının kurucusu Engin Şentürk, fuara ilgiden son derece memnun olduklarını söyledi. Fuara beklediklerinden fazla ziyaretçi geldiğini söyleyen Şentürk, gelinlikler ve nişanlıklar ürettiklerini, firma olarak 28 ülkeye ihracata yaptıklarını söyledi. Şentürk, “Avrupa’dan gelen katılımcıların yanı sıra Türki Cumhuriyetinden, İran’dan, Kuzey Irak’tan hatta Mozambik’ten ziyaretçilerimiz geldi. Gösterilen ilgiden ve satışlardan memnunuz. Ağırlıklı olarak genç kızların hayallerini süsleyen modeller üretiyoruz. Gelinlikten çok renkli nişanlıklar üretiyoruz. 28 ülkeye ihracatımız var. İyi bir koleksiyonumuz var. Müşterilerimiz bizden memnun. Küçük ama emin adımlarla ilerliyoruz. Fuarın büyümemize çok büyük katkısı oldu” diye konuştu.

    Kur artışı satışları olumlu etkiledi

    Türkiye’de yaşanan kur artışının bazı sektörleri olumsuz etkilerken firmalarının satışlarını olumlu yönde etkilediğini belirten Şentürk, satışların arttığını söyledi. Şentürk şöyle devam etti:

    “Kur artışından dolayı fiyatlarımız düştüğü için ihracatımız arttı. Kur artışından bazı sektörler olumsuz etkilenirken bizler için avantaj oldu. İzmir, Avrupa’da sayılı moda merkezleri arasına girmeye başladı. Bu sektör sadece İzmir’de 50-100 bin kişiye istihdam sağlıyor. Dünya çapında şehrimizi daha fazla tanıtmamız lazım. En fazla gelinlik ihracatı yapan Çin’e göre fiyatlarımız yüksek ama mallarımız kaliteli. Kızlarımızda pahalıysa o elbise iyidir fikri uyanıyor” diyen Şentürk, şöyle devam etti; “Gelin adayları gelinliği sadece 4 saat giyecek. Bu kıyafetlere ayıracakları fazladan bütçeyi diğer ihtiyaçlarına harcasalar daha iyi olur. Önemli olan o gece kendisine yakışan, rahat edebileceği bir gelinlik giyerek iyi vakit geçirmek.”