Etiket: Kültürüne

  • Duygun Yarsuvat: “Tudor’un geliş şeklini Galatasaray kültürüne yakıştıramıyorum”

    Galatasaray eski Başkanı Duygun Yarsuvat, “Igor Tudor’un geliş şeklini Galatasaray kültürüne yakıştıramıyorum. Sanki komşu kızını ayartmış gibi. Ayıp” dedi.

    Duygun Yarsuvat, bir radyo kanalına bağlanarak sarı-kırmızılı takımla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Riva ve Florya’nın satışı hakkında eleştirilerde bulunan Duygun Yarsuvat, “Riva elimizde büyük bir hazineydi. Durağan bir varlıktı. Harekete geçilmesi gerekirdi ama zamanlaması iyi olmadı. Hata olan, Florya’nın da aynı pakete konulması. Başkanın söylediğine göre yapılan anlaşmada Florya’ya benzer bir yer verilecek. Kime sorarsanız sorun Florya = Riva. Çok önemli ve değerli bir yerde. Bu anlaşma Galatasaray lehine değil. 45 milyon lira aldı Galatasaray. 170-220 milyon arası bir ücret de Denizbank’a gitti. Ama hala o bankaya olan borç bitmedi. Bütün gelirler 2023’e kadar bankaya temlik edildi. Hala bu paralar borcu bitirmeye yetmedi” dedi.

    “Tudor’un geliş şekli ayıp”

    Hamza Hamzaoğlu’nun gönderilişiyle çöküşün başladığını ifade eden Yarsuvat, “Benim dönemimde Prandelli’yi değiştirmek zorunda kaldık. İlk başta devam etme niyetindeydik ama futbol anlayışları tutmadı. Avrupa’dan elendikten sonra Hamza Hoca’yı getirdik. Çok da başarılı oldu. 3 kupa aldı. Yönetimin hatası onu göndermekti. Hamzaoğlu’nun gönderilmesinin ardından her şey çorap söküğü gibi gelişti. Çözüldük resmen. Denizli tercihi de kötüydü. Mustafa Denizli zaten soğuk havalı deplasmanlara gidemezdi. Yaşı ortada. Ayakta durup maç izleyemezdi. Kulüpte hala Hamza Hoca’nın alacağı var. Duruyor. Denizli’ye 1.6 milyon verildi. Sonra Riekerink’i getirdiler. Riekerink’i bey ilan ettiler. Ama her şeye rağmen şu aşamada gönderilmesi hataydı. Igor Tudor’un geliş şeklini Galatasaray kültürüne yakıştıramıyorum. Sanki komşu kızını ayartmış gibi. Ayıp” ifadelerini kullandı.

    “Benim dönemimi siz değerlendirin”

    Kendi döneminde 3 kupa ve 1 yıldız kazanıldığına değinen Duygun Yarsuvat, “Her işi tadında bırakırım. En iyi şekilde yaparım. İdarecilik demek ilişki kurmak demektir. Çok iyi ilişki kurarım. Eski sporcuları neden yönetici yapmadın diyorlar. Tamam topa vurmayı biliyor olabilirler ama yöneticilik başka bir şey. Yumurtanın taze olmasını bilmek için tavuk olmaya gerek yok. Benim her dediğimin tersini yapıyor bu yönetim. Bunu anlayamıyorum. Bir iki kere bilgi verdiler bana o kadar. Fenerbahçe’nin bu kumpas davasından sonra TFF’ ye bir tazminat davası açabileceğini düşünmüyorum. Galatasaray’a başkanlık için adaylığım yok. Benim böyle bir niyetim yok ama Galatasaray için fikirlerimi daima söylerim Ben 3 kupa, 1 de yıldız bıraktım. Benim dönemimi siz değerlendirin” açıklamasını yaptı.

  • İzmir’in unutulan sinemaları ve sinema kültürüne akademik katkı

    Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Kaya ve doktora öğrencisi Ezgi Albayrakoğlu, İzmir’de sinemanın en canlı dönemlerine tanıklık etmiş, bugünse halı saha olarak kullanılan Yıldız Sineması örneğinde kent sinemalarını ve sinemaya gitme kültürünü inceledi. Kaya, “Kayıp geçmiş karşısında sızlanmaktan öte yapabileceğimiz şeyler var. En azından biz akademisyenler araştırabiliriz, belgeleyebiliriz, maddeten kaybolanı yeniden hatırlanır hale getirebiliriz” diyerek yola çıktıklarını belirterek, sinemanın sahiplerinden makinistlerine ve eski sinema seyircilerine kadar birçok kişiyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Kaya, doktora öğrencisi Ezgi Albayrakoğlu ile birlikte, unutulan kent sinemalarını hatırlatmak, Türkiye sinema tarihine olduğu kadar sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da katkı sağlamak için bir araştırma projesi gerçekleştirdi. Doç. Dr. Kaya ve Albayrakoğlu, 1953 yılından 1988’e dek Türkiye’de sinemanın en canlı dönemlerine tanıklık etmiş, İzmir’in en büyük, en popüler ve kısmen açılır-kapanır tavanıyla belki de dünyanın en ilginç sinema salonlarından olan Yıldız Sineması özelinde, İzmir sinemaları ve İzmir’de sinemaya gitme kültürünü tarihsel olarak yeniden inşa etmeye çalıştı. Proje, Yaşar Üniversitesi tarafından da ‘Bilimsel Araştırma Projesi’ kapsamında desteklendi.

    İzmir’in kayıp sinemaları

    İzmir’in kayıp sinemaları üzerine olan eleştirilerin ve tartışmaların nostaljik bir yakınmanın ötesine geçemediğini belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, araştırmanın esas motivasyonunu ise “Eski sinema salonlarının artık olmayışı, sadece bu coğrafyaya özgü değil. Değişim her yerde var. Bu coğrafyanın esas sorunu, unutmaya razı olmak ve hatırlamak için fazla emek sarf etmemek. Kayıp geçmiş karşısında sızlanmaktan öte yapabileceğimiz şeyler var. En azından, biz akademisyenler; araştırabiliriz, belgeleyebiliriz, maddeten kaybolanı söylemsel olarak yeniden kurabilir ve hatırlanır hale getirebiliriz. Türkiye sinema tarihine olduğu kadar sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da özgün bir katkı sağlamayı amaçladık” diyerek anlattı.

    60 Sinema vardı

    İzmir’in 20. yüzyılın başlarından 1980’li yılların sonlarına dek, çok sayıda kapalı ve yazlık sinemalarıyla canlı bir sinema kültürüne ev sahipliği yaptığını belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, “Türkiye’de, özellikle 1950’li yıllardan itibaren, sinemanın endüstrileşmeye başlayıp sinema salonlarının Anadolu’nun içlerine kadar yayılmasına paralel olarak, diğer şehirlerde olduğu gibi İzmir’de de sinema salonları hızla artmış. Örneğin, 1948’de kentte toplam 5 bin 600 koltuk kapasiteli 8 kapalı sinema salonu bulunurken bu sayının 1960’lı yıllar itibariyle 60’ın üzerine çıktığı ve sadece Basmane semtindeki Yıldız Sineması’nın bin 800 koltuk kapasitesine sahip olduğu biliniyor. Bu sinemalarda yalnızca film gösterimleri değil, tiyatro oyunları, konserler gibi birçok kültürel etkinlik de gerçekleştirilmiş. Aynı dönemde, yazlık sinema sayısı açısından bakıldığında, İzmir, Türkiye’de, Adana’nın ardından ikinci sırada. Tüm bu sinema salonlarının neredeyse tamamı, gerek 1970’li yılların ortasından itibaren Türkiye’de sinema sektöründe yaşanan ekonomik kriz nedeniyle, gerekse takip eden yıllarda gerçekleşen kentsel dönüşümler sırasında ya kapanmış ya da yerlerini iş hanlarına, apartmanlara veya spor tesisi gibi sinema dışı işlevlere sahip yapılara bırakmış” dedi.

    Kaya, “Kayıp bir tarihe ışık tutmak, gelecek nesillere yazılı ve görüntülü bilimsel kaynaklar bırakmak istedik. 35 yılı kapsayan detaylı bir gazete taramasının yanı sıra sinemanın sahiplerinden gişe memurlarına, makinistlerinden yer göstericilerine eski Yıldız Sineması çalışanlarıyla ve çok sayıda eski sinema seyircisiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdik” diye konuştu.

    Yaşlı ve yorgun sinema

    Eski Yıldız Sineması’nın, bugün hala eski yerinde Basmane Gaziler Caddesi No: 40- 42’de, Yıldız Kapalı Futbol Sahası olarak fiziki varlığını sürdürdüğünü hatırlatan Dilek Kaya, “Salondaki koltuklar sökülmüş, balkon yıkılmış, localar artık yerinde değil. Ama bir zamanlar sinema perdesinin olduğu devasa yüzey hala büyük kumaş perdeyle örtülü. Aralayıp arkada şimdi yırtık olan gümüş perdeyi bile görebiliyorsunuz. Üst kat fuayede artık masa tenisi ve bilardo masaları var. Ama binanın içinde dolaşırken hala Lüks Balkon, Balkon Loca levha ve tabelalarını, ‘Loca Memuru Yoksa Lütfen Zili Çalınız’ yazısını görmek mümkün. Bir miktar eski tahta koltuk, iki Cİnemeccanica marka projeksiyon makinesi ve orada burada göze takılan teneke film kutuları ile makaralar hala etrafta. Yaşlı ve yorgun bina hala ve inatla bizlere aslında sinema olduğunu hatırlatıyor” dedi.

    Sinema aile

    Araştırma sırasında, Yıldız Sinemasının eski çalışanların hayat hikayelerine de tanıklık ettiklerini belirten Doç. Dr. Dilek Kaya, “Osman Işıkalp ile tanıştık. Sinemanın eski müdürü Oğuz Işıkalp’in oğlu, çocukluğu sinemada geçmiş. Annesi Ülfet Işıkalp da sinemada gişe memuruymuş. Annesi ve babası sinemada tanışıp evlenmiş. Yine gişe memuru Nadide Özdemir ile makinist Ferruh Özdemir de sinemada çalışırken tanışıp evlenmişler. Sinema aynı zamanda onların ailesi olmuş” diye konuştu. Doç. Dr. Kaya, Türkiye’de sinema tarihine olduğu kadar, sosyokültürel tarihimize ve toplumsal hafızamıza da katkıda bulunmayı hedefleyen, bu araştırmaya destek olmak isteyenleri, araştırmaya ek veri sağlamak amacıyla Facebook’ta açılan https://www.facebook.com/yildizsinemasiprojesi sayfasında, ilgili anılarını paylaşmaya davet etti.

  • Dr. Yusuf Gedikli’ye Türk Kültürüne Hizmet Ödülü

    Geçen hafta Dillerin Şifresi kitabıyla ESKADER’in 2015 dil bilimi ödülünü alan Dr. Yusuf Gedikli’ye bir ödül de merkezi Ankara’da bulunan TÜRKSAV vakfından geldi.

    Vakıf yaptığı açıklamada, Türk kültürüne yaptığı hizmetleri göz önüne alarak Gedikli’yi  Türk kültürüne hizmet ödülüne layık gördü. Dr. Gedikli, 1983’ten itibaren Türk dünyası dil ve edebiyatlarıyla ilgili 30’dan fazla kitaba, 500’den fazla makaleye imza attı. Gedikli’nin eserleri arasında ilk Azerbaycan şiir ve öykü antolojileri, ayrıca ünlü şair Şehriyar’ın bütün Türkçe şiirlerini Türkiye’de tam metin olarak yayımlamak da bulunuyor.

    Yusuf Gedikli esas itibariyle Çin ve Latin kaynaklarında Hun Türklerine ait tıranskıripsiyonları çözmesiyle tanınmıştır. Çözümlerinin en önemlilerinden biri Avrupa Hunlarının ünlü hükümdarı Attila’nın hanımefendisinin Latinceye Cerca veya Creca olarak aktarılan unvanının Türkçe karşılığı olan *Körk “güzel” sözüdür.

    Yusuf Gedikli son olarak ortaya yeni tezler ve bulgular koyduğu Dillerin Şifresi kitabıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Bu kitabın ikinci cildinin yakında yayımlanacağı öğrenildi. Gedikli 1954 Trabzon – Akçaabat – Kuruçam köyü doğumludur.

    Ödül töreni mayıs ayında Kazakistan’da yapılacak.

  • 2015 Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri Verildi

    Yeni Ufuklar Derneği tarafından, ’2015 Türk Kültürüne Hizmet Ödülü’ töreni düzenlendi.

    Düzenlenen etkinliğe Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanı Baki Ersoy, Erciyes Üniversitesi Vekil Rektörü Prof. Dr. Hamza Çakır, Yeni Ufuklar Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Argunşah ve çok sayıda konuk katıldı.

    Ödül töreninde konuşan Yeni Ufuklar Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Argunşah, “Yeni Ufuklar Derneği para dağıtan bir dernek değildir. Biz bağış gelirlerimizi burs olarak öğrencilerimize aktarıyoruz. Türk kültürüne, sanatına, bilimine hizmet edenlere, ödül vererek onları onure ediyoruz. İyi ki de bu programı yapıyoruz. Bakın ilk dönemlerde ödül verdiğimiz birçok arkadaşımız aramızda yok. Sadece eserleri var artık” diye konuştu.

    Argunşah’ın konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. ’2015 Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri’ni hak kazanan isimler ve ödüllerini verenler şu şekilde: Prof. Dr Nevzat Özkan’a plaketini Erciyes üniversitesi Rektör vekili Hamza Çakır, Abdullah Ayata’nın ödülünü Prof. Dr. Kuddüsi Erkılıç, Nurhal Kumsuz’un plaketini Prof. Dr. Faik Bilgili, Bünyamin Aksungur’un plaketini Prof. Dr. Mustafa Argunşah verdi.

    Hizmet ödüllerinin ardından, Yeni Ufuklar Derneği’ne katkı sağlayan iş adamlarına da plaket verildi. Tören sonrası sanatçı ve yapımcı Bünyamin Aksungur konuklara muhteşem bir konser verdi. Sanatçı Aksungur, Türk Cumhuriyetleri yöresel halk müziği eserleri parçaları seslendirdi. Konser, konuklar tarafından beğeni ile izlendi.

  • Muhtardan Söke Tarih Ve Kültürüne Büyük Hizmet

    Aydın’ın Söke ilçesinde Mahalle Muhtarı Zeki Acet’in yaklaşık bir asırdır biriktirdiği fotoğraflardan oluşan “Geçmişten Geleceğe Söke” albümü yayınlandı.

    Aydın’ın Söke ilçesinin Atatürk Mahallesi’nde dördüncü kez göreve seçilen muhtarı Zeki Acet, arşivlediği siyah beyaz fotoğraflardan oluşan ve Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze yüzlerce değerli fotoğrafını “Geçmiş’e Yolculuk Söke ” isimli albüm eseriyle yayımladı.

    Yıllardır büyük bir heyecan ve coşku ile büyük emek vererek biriktirdiği fotoğraflarını geçmiş yıllarda 2009, 2010 ve 2012 yıllarında açtığı üç sergiye Sökelilerle buluşturan Zeki Acet’in Atatürk Mahallesi’ndeki muhtarlık binası adeta bir Söke görsel arşiv ve müzesini andırıyor. Söke tarihine ve kent kimliğine ait birçok fotoğraf duvarları süslüyor.

    Cumhuriyetin ilk yıllarına ait Söke yerleşim haritasından, mahallelerine, Söke’nin genel görünümünden, Hükümet Konağına, ulusal bayramlardan, dini bayram kutlamalarına, Türk Ocağı, Halkevi faaliyetlerine, Eğitim Kurumlarından, Sağlık Kurumlarına, Söke’deki Sanayi tesislerinden, Esnaflara, Atatürk’ün Söke’ye Gelişinden, 1937 Ege Manevralarına, Söke’nin Köprülerinden, Söke sinemalarına, spor kulübünden, Söke’de sportif faaliyetlere, Söke Belediyesi, Söke THK, Söke’de Dernek çalışmalarına dair pek çok tarihi fotoğraf bu görkemli albümde kayıt altına alınmış.

    Söke sevdalısı Zeki Acet, bu çalışmasıyla Söke’nin kent tarihine, kent kültürüne ve kent kimliğine kendi olanakları ölçüsünde büyük bir katkı sunmuş.