Etiket: Kültürü

  • ODÜ’de ‘Bitki Doku Kültürü Laboratuvarı’ Açıldı

    Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi’nde ‘Bitki Doku Kültürü Laboratuvarı’ açıldı.

    Proje yürütücülüğünü Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü öğretim üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Metin Kara’nın yaptığı ve 3 yıl sürecek ‘Ferula Lycia Boiss ve Achillea Gypsicola Türlerinde Kallus Kültürü ile Sekonder Metabolit Üretim Potansiyelinin Belirlenmesi’ isimli TÜBİTAK projesi kapsamında açılan laboratuar önemli bir boşluğu dolduracak.

    Laboratuvar hakkında bilgi veren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Metin Kara, doğal floradan toplanan tohumlardan laboratuvar ortamında bitkiler geliştirileceğini, bu bitkilerin çok çeşitli stres şartlarına maruz bırakılarak sekonder metabolit üretim potansiyellerinin belirleneceğini belirtti.

    Kara, “Türkiye, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik göz önüne alındığında, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından çok zengin bir potansiyele sahiptir. Bununla birlikte, tıbbi aromatik bitkiler daha çok doğal floradan toplanmaktadır ve kültür şartlarında üretimi çok sınırlıdır. Ülkemizde tıbbi ve aromatik bitkilerin doğal floradan toplanıyor olması bu bitkilerde etkili olan kimyasal bileşiklerin istenilen kalite ve standartta olmasını engellemektedir. Oysa günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde doku kültürü teknikleri tıbbi ve aromatik bitkilerden sekonder metabolit üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bakımdan Doku Kültürü Laboratuvarı ülkemizin doğal zenginliklerinin ekonomik çıkarlara dönüştürülmesi açısından ve ayrıca üniversitemizdeki genç araştırmacılar için çok önemli bir işlev görecektir” dedi.

    SEKONDER METABOLİT NEDİR?

    Sekonder metabolitler; bitkiler tarafından üretilen ve günümüzde birçok sektörde ham madde olarak kullanılan bitkinin temel yaşamsal işlevleri ile doğrudan ilişkisi olmayan, buna karşılık en az bitkinin yaşamsal işlevleri ile doğrudan ilişkili primer metabolitler (protein, yağ, karbonhidrat) kadar önemli olan kimyasal maddelerdir.

  • Üniversite Öğrencilerine ’Gaziantep’in Tarih Ve Kültürü’ Dersi

    Gaziantep Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerine yönelik teknik olmayan seçmeli ders olarak eklenen The History and Culture of Gaziantep (Gaziantep’in Tarih ve Kültürü) dersi kapsamında öğrenciler Gaziantep’in tarihini ve kültürel yapısını öğreniyor.

    GAÜN Mühendislik Fakültesi öğrencilerini teknik olan derslerden biraz olsun uzaklaştırmak ve yaşadıkları şehrin kültürünü öğrenmeleri amacıyla “The History and Culture of Gaziantep (Gaziantep’in Tarih ve Kültürü) dersi açıldı. Dersin açılmasına öncülük eden İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğr. Gör. Enver Kılınç, Gaziantep’in tarihi ve kültürüyle ilgili bir dersin inşaat mühendisliğinde açılması için yönetime istekte bulunduğunu daha sonra da bütün mühendislik fakültelerinde seçmeli ders olarak açılmasına karar verildiğini belirtti. Gaziantep’in dünyanın en eski kurulu şehirlerinden birisi olduğunu ve yaşayan antik kent olduğunu, bugün hala günümüzde antik özelliğinin var olmaya devam ettiğini söyleyen Öğr. Gör. Kılınç, ’Gaziantep ile ilgili bir dersimiz olsun istedik. Böyle bir dersin açıldığını duyan Gaziantep’in tarihi ve kültürüyle ilgilenen kişiler bana ulaştılar ve dersimize katkıda bulunmaya başladılar. Her hafta çok sayıda konuklarımız oluyor. Konferans ve bir tartışma halinde dersimizi yürütüyoruz” dedi. Mühendislik Fakültesi öğrencilerine böyle bir dersin açılmasının Gaziantep’te bir ilk olduğunu ve oldukça ilgi çektiğini ifade eden Öğr. Gör. Kılınç, ’Özellikle de İnşaat mühendisliğinin böyle bir bölüm açması çok dikkat çekti. Şu anda 90 öğrencim var. Seçmeli ders için az bir sayı değil. Öğrencilerin de ilgisi oldukça yüksek. Dersimizde profesyonel bir Gaziantep araştırması yapılıyor diye anlaşılmasın. Biz Gaziantep’in kültürünü öğrencilerimize az da olsa anlatmaya çalışıyoruz. Onları teknikten biraz uzaklaştırıp nefes almalarını sağlamak ve yaşadıklarını şehrin kültürünü öğrenmeleri amacıyla bu dersi açtık” şeklinde konuştu.

    GAÜN İnşaat Mühendisliği Konferans Salonu’nda yapılan derste Gaziantep Kent Konseyi Yakın Tarih Üyelerinden Asım Mıhçıoğlu, Orhan Uslu ve İbrahim Ali Sinanoğlu, Tarihçi Ertuğrul Çay ve Sanatçı Faruk Lök konuk olarak katılarak, 25 Aralık Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili öğrencilere bilgi verdi.

  • Kartpostal Kültürü İstanbul İle Canlanıyor

    Kartpostal kültürünü yeniden canlandırmak için yeni bir proje gerçekleştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., İstanbul’un en önemli tarihi eserlerine ait 3 boyutlu görüntülerin yer aldığı kartpostallar yayınladı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., bir zamanların vazgeçilmezi olduğu halde cep telefonlarının ve internetin yaygınlaşmasıyla unutulmaya yüz tutan kartpostal kültürünü yeniden canlandırmak ve yaygınlaştırmak için yeni bir proje gerçekleştirdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Kültür A.Ş., unutulmaya yüz tutan kartpostal kültürünü yeniden canlandırmak ve şehrin tarihi eserlerini nostalji tadında kartpostal meraklılarına sunmak için şehrin en önemli tarihi eserlerine ait 3 boyutlu görüntülerin yer aldığı kartpostallar yayınladı.

    İSTANBUL’UN EN GÖZDE TARİHİ ESERLERİ ÜÇ BOYUTLU KARTPOSTALLARDA

    “İstanbul’u Keşfet” ismini taşıyan kartpostal serisi, Kültür A.Ş.’nin hediyelik eşya markası Hediyem İstanbul koleksiyonunda yer alıyor. Markaya ait tasarım ekibi tarafından hazırlan seride, İstanbul’un en gözde tarihi eserleri olan “Kız Kulesi”, “Galata Kulesi”, “Ayasofya Müzesi”, “Topkapı Sarayı” “Haydarpaşa Garı”, “III. Ahmet Çeşmesi” “Beyoğlu Tramvayı”, “Sultanahmet Camii” ve “Şehir Hatları Vapuru” bulunuyor.

    YAKIN TARİHİN TANIĞI KARTPOSTALLAR

    Geçmişin izlerini bir fotoğraf karesinde saklayan kartpostallar, anıların en canlı tanıkları olarak kabul ediliyor. Önce siyah beyaz basılan, ardından renkli görüntüleriyle raflardaki yerini alan kartpostallar, yakın tarihe ışık tutması nedeniyle belgesel niteliği taşıyor.

    19’uncu yüzyılın ortalarında Avrupa ve Amerika’da kullanılan ilk kartvizitler, bugünkü kartpostalların atası olarak biliniyor. Amerikan Savaşı sırasında büyük bir pazara dönen kartvizitlerin boyutları büyüyerek kartpostala döndü. Birdenbire benimsenen kartpostallar, hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılmaya başladı.

    Dünyayla birlikte Türkiye’de de yaygınlaşan kartpostallar, yılbaşı, bayram günleri ve özel günlerin vazgeçilmezi oldu.

  • Yabancı Turizmciler Kayseri’nin Zirvesi, Kültürü Ve Doğası İle Tanıştı

    Kayseri Valisi Orhan Düzgün’ün katılımıyla açılışı gerçekleştirilen etkinlik kapsamında ilimizde bulunan yabancı turizmciler Kayseri’deki ikinci günlerinde Talas ve Erciyes’in güzelliğinde buluştu.

    Kayseri’nin Arap ve Kuzey Afrika coğrafyasında tanıtımı amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte Kayseri’nin doğal, kültürel ve tarihi değerlerini yerinde gören 17 ülkeden 72 turizmci hayranlıklarını gizleyemedi.

    Etkinliğin ilk gününde Kayseri’deki meslektaşları ile buluşan ve Kayseri hakkında kapsamlı bilgiler edinen yabancı turizmciler bu kez kültür ve doğayla buluşarak, tur organizasyonlarında değerlendirecekleri yeni destinasyonları yakından tanımış oldu.

    İlk olarak Talas Ali Saip Paşa Sokağı’nı gezen misafirler Osmanlı’nın kültürleri buluşturan tarihi dokusuna büyük ilgi gösterdi. Yaşamın tarihle buluştuğu Ali Saip Paşa Sokağı’nın her detayı hakkında sorular soran yabancı turizmciler, sosyal yaşamın tarihle buluştuğu sokağın çok ilgi çekeceğini belirttiler.

    Ali Saip Paşa Sokağı gezisi ardından Kayseri’nin önemli kültür miraslarından Yaman Dede Konağı’na konuk olan yabancı turizmciler, konağın tarihi ve mimarisi hakkında bilgiler aldı. Kültür ve Sanat Evi’ne dönüştürülen konağı gezen misafirler, Kayseri’nin kültürel motiflerinin yer aldığı konakta bol bol fotoğraf çektiler.

    Yabancı turizm acentaları ve tur operatörlerinin bir sonraki rotası ise Kayseri’nin sembolü Erciyes’ti. Beyaz gelinliğini girmiş Erciyes’in güzelliği karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen yabancı konuklar, Erciyes’in ve kar üstünde gezebilmenin keyfini doya doya yaşadılar. Turizmciler, “Erciyes’in çok önemli bir cazibe merkezi olduğu” görüşünde birleştiler.

    Erciyes Kayak Merkezi’nin dünyanın önemli kayak merkezlerinden hiçbir eksiği olmadığını belirten yabancı turizmciler, gerek alt yapı gerek teknik donanım gerekse de konaklama açısından Erciyes’in yeterli olduğunu ve tur programlarına Erciyes’i dâhil etmek için sabırsızlandıklarını söylediler.

  • Hz. Mevlana Öğretileri İle Birarada Yaşama Kültürü Konferansı

    Hz. Mevlana’nın 742. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri kapsamında, Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mevlana Araştırmaları Enstitüsü ve Diş Hekimliği tarafından “Hz. Mevlana Öğretileri ile Birarada Yaşama Kültürü” konulu konferans gerçekleştirildi.

    SÜ Diş Hekimliği Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa, SÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bora Öztürk, SÜ Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ali Temizel, Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Eski Müdürü, Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu Müdürü ve Postnişin Fahri Özçakıl, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

    “DOSTÇA YAŞANACAK YARINLAR İÇİN ÇALIŞMAKTAYIZ”

    SÜ Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Ali Temizel konferansın açılış konuşmasında, Türkiye’nin çevresindeki coğrafyada yaşananların, 800 yıl öncesindeki Avrupa’dan farklı olmadığını belirterek, “Kaynağını Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin hadis ve sünnetlerinden alan Hz. Mevlana’nın eserlerinde yer alan sevgi, barış, dostluk ve kardeşçe yaşama mesajlarına bugün daha da ihtiyacımız var. Bunun için yaratıcısı ile kulunu bir araya getirmeye çalışan büyük İslam mutasavvıfının yolunda ilim, hoşgörü, sevgi ve maneviyat atmosferinde bir arada dostça yaşanacak yarınlar için çalışmaktayız.” ifadelerini kullandı.

    “DÜNYA NE KADAR KARIŞIRSA MEVLANA O KADAR İLGİ GÖRÜR”

    Konuşmaların ardından konferansa geçildi. SÜ Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Eski Müdürü, Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nuri Şimşekler, ‘Hz. Mevlana Öğretileri ile Birarada Yaşama Kültürü’ konulu konferansta, Hz. Mevlana’nın çok yönlü bir kişiliğe sahip olduğunu ifade etti. Mesnevi’de yaşam koçu, Divan-ı Kebir’de çılgın bir şair, Mecalis-i Seba’da vaiz, Mektubat adlı eserinde ise sosyal, halkçı Mevlana’nın görüldüğünü anlatan Doç. Dr. Şimşekler, “Hz. Mevlana’nın bu kadar güncel, popüler olması ‘eyvah, eyvah, tüh tüh’ denmesini gerektiren bir olay. ‘Hz. Mevlana’yı herkes tanıyor, dünya tanıyor, herkes Konya’ya geliyor’ diyor ama Hz. Mevlana nerede güncel olur? İnsan insanı yemeye başladığı zaman Hz. Mevlana’nın sözleri anlam ifade eder. Dünya ne kadar karışırsa Hz. Mevlana o kadar ilgi görür. Modern dünya birlik ve beraberliğin düşmanıdır. İşte ne kadar o modern dünya gelişirse Mevlana’ya ihtiyaç o kadar da fazla oluyor. Son 70 yıldır, yani 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyada sadece 24 gün savaşsız geçmiş. Küba, Güney Kore, Kuzey Kore ve Vietnam örneğini çıkarttıktan sonra diğer savaşların tamamı maalesef İslam coğrafyasında oluyor. İnşallah Hz. Mevlana bu kadar güncel olmaz, bu kadar gündemde olmaz. Hz. Mevlana sadece gönül güzelliği, gönül tadı olarak kalır, içimizde yaşar, bu kadar fazla konuşmayız” diye konuştu.

    Konferansın ardından, Doç. Dr. Temizel tarafından Doç. Dr. Şimşekler’e plaket takdim edildi.