Etiket: kültür

  • Kırgıllı Mahallesi’ne Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası

    Kırgıllı Mahallesi’ne Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası

    Kırgıllı Mahallesi sakinlerinin talepleri ile yapımına başlanılan ve tamamlanan Kırgıllı Mahallesi Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası açılışı, Belediye Başkanı Alim Işık tarafından gerçekleştirildi.

    Kırgıllı Mahallesinde yapımı tamamlanan Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası açılış töreninde ilk konuşmayı, Mahalle Muhtarı İdris Er yaptı. Bina alanın önceki dönemde köy odası olduğunu ve belediyeye bağış yapıldığını ifade eden Muhtar Er, 2016 yılından bugüne kadar bu alanın sosyo kültür merkezi olması için çalıştıklarını ifade etti. Er “160 metrekare ve 4 odalı olan sosyo kültür merkezimizin içinde, muhtarlık odası, misafirhane, toplantı odası yer alıyor. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun” dedi.

    “HİZMET ETMEK NASİP İŞİDİR”

    Kırgıllı Mahallesi Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası açılışında konuşan Belediye Başkanı Prof. Dr. Alim Işık, 2021 yılının ikinci açılışını Kırgıllı Mahallesi’nde yaptıklarını söyledi. 2020 yılında, proje kendilerine geldiğinde, mahallelere destek olma adına projeye onay verdiklerini hatırlatan Başkan Işık, “Hayır ve hizmet etmek, nasip işi. Herkes ister ve düşünür, cebinde çok parası olur ama, Rabbim nasip etmez ise onun bir kuruşunu hayra veremez. Hizmet işi de böyle. Birçok hemşerimiz bu hizmetleri yapmak istemiştir, isteyecektir. Ama nasip olmaz ise, hiç birini yapma şansımız yok. Göreve geldiğimiz günden bu güne kadar Kırgıllı Mahallemiz gibi sonradan mahalle olmuş mahallelerimiz, şehrin imkanlarından bugüne kadar yeterince yararlanamamış. Biz, bu mahallelerimize öncelikle hizmet etmeyi hedefledik” şeklinde konuştu.

    “BİN 500 KİŞİ KÜTAHYA İÇİN ÇALIŞIYOR”

    Bu tür hizmetleri hemşerileri ile birlikte paylaşarak açmaktan büyük onur duyduğunu ifade eden Başkan Işık, 2021 yılının bereketle birlikte geldiğini söyleyerek, “Ekiplerimiz tüm mahallelerimizde olduğu gibi Kırgıllı Mahallemize de gelerek ana sokaklardaki karı kürüdüler ve tuzladılar. Emeği geçen herekse teşekkür ediyorum. Şehrimizin güzel evlatları şuanda en az bizim kadar heyecanla, şehrimize hizmet etmekten onur duyuyorlar. Bin 500’e yakın çalışanımız bulunduğu yerde, bu şehir için ne yapabilecekse onun çabası içerisindeler. Hepsinden Allah razı olsun” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından Sosyo Kültür Merkezi ve Muhtarlık Binası açılışı yapılan dua ile birlikte açıldı.

  • ’Kültür Elçileri Projesi’nin ilk dersi Rektör Ünal’dan

    ’Kültür Elçileri Projesi’nin ilk dersi Rektör Ünal’dan

    Uluslararası öğrencilerin katıldığı ‘Kültür Elçileri Projesi’nin açılış dersini Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal verdi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, Türk kültür, sanat ve bilim dünyasının temsilcileri ile OMÜ’lü uluslararası öğrencilerin buluşacağı Kültür Elçileri Projesinin (KEP) video konferans yöntemiyle düzenlenen açılış dersine katıldı. Türk kültürünün tanıtılması, yaygınlaştırılması, uluslararası diyalog ve iletişimin güçlendirilmesini amaçlayan projenin detaylarının aktarıldığı çevrimiçi dersin moderatörlüğünü Uluslararası İlişkiler Birimi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Sait Kurşunoğlu yaptı.

    “Birlikte hayal kurmaya ve hayallerimizin peşinden koşmaya başlayacağız”

    Rektör Ünal, açılış konuşmasında yabancı öğrencilerle beraber olmaktan mutlu olduğunu ifade ederek “Türkiye’de bulunmanızdan ve eğitim için OMÜ’yü tercih etmenizden son derece memnunuz. Birlikte hayal kurmaya ve hayallerimizin peşinden koşmaya başlayacağız. Modern dünyada en güçlü sömürünün aracı kültürdür. Kültürel kodlar yok edildiğinde milletler kimliklerini kaybedecektir. Dünyadaki söz konusu bu duruma karşı sizin kültürünüzü karşılıklı tanımak istiyoruz. Ülkeniz neresi olursa olsun ortak değerlerimiz, ortak çıkarlarımız var ve ortak tehlikeler nedeniyle bizi bir araya getiren bağlar var” dedi.

    “Elde ettiğiniz birikimi, bilimsel bilgiyi ve kişisel gelişim açısından kazandığınız liderlik kabiliyetlerini ülkeniz adına kullanın”

    Kültürü yaşam biçimi, düşünme biçimi ve elde etmek istediği birikim olarak farklı anlamda düşünülebileceğini belirten Rektör Ünal, “ Kendi coğrafyalarınıza döndüğünüzde elde edilen birikimi, bilimsel bilgiyi ve kişisel gelişim açısından kazandıklarınızı, liderlik kabiliyetlerini ülkeleriniz adına kullanmanızı istiyorum. Bizim arzumuz öğrencilere elimizden gelen her türlü desteği vermek. En üst niteliklerle lisansınızı ve devamında doktora eğitiminizi burada almanızı sağlayarak ülkenize dönmenizi istiyoruz. Eğitimlerinizde kendinize yatırım yapmak zorundasınız. Bunu başarmanın birinci ayağı dünyayı yakından tanımak ve okumak için bilgidir. İkinci ayağı ise ortaya çıkacak riskler açısından kendinizi geliştirerek olumsuzlardan etkilenmeyeceğinizi sağlayacak olan karakter inşasıdır” diye konuştu.

    Projeyle yabancı öğrencilerin eğitimlerini daha verimli ve daha kolay bitirmeleri için alan bazlı destek dersleri ekleyeceklerini vurgulayan Rektör Ünal, bazı alanlarda ise öğrenciler için özel sohbetler düzenleneceğinin altını çizdi. Ayrıca Rektör Ünal konuşmasında, dünyayı anlamak ve bilgiyi nasıl edineceğimizi öğrenmek için tarih bilgisi ile yabancı dilin de önemine dikkat çekti. İlk ders, proje kapsamındaki öğrencilerin Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal’a soru sormasının ardından sona erdi. Yürütücülüğünü yaklaşık 6 bin uluslararası öğrenciye sahip OMÜ’nün yapacağı, Uluslararası İlişkiler Birimi, OMÜ Vakfı ile OMÜ-TÜRKÇE’nin de paydaş olduğu projeyle OMÜ’de öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin burslandırılması hedefleniyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuştu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Beklediğimiz o sanatçı, ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmek yerine kendi sanatını üretecektir. Beklediğimiz o sanatçı, muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törene MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’de katıldı. 2020 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri’nin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, “Bugün gönlüne yansıyan ilhamları bizlerle cömertçe paylaşan sanatçılarımız, kültür ve fikir erbabımız için bir aradayız. Onlar ki sonsuzluğun güzelliklerini satırlara dizmek için sözü kelam derecesinde, kelamı şiir katmanında, şiiri mecazın kanatlarında kalemleriyle satırlara geçirirler. Bu şekilde ilim ilim ilerek kitapları, harf harf heceleyerek ciltleri, fasıl fasıl haşiye düşüp rafları doldururlar. Hayata, hakikatin anlamını aramak için geldiklerini bilirler ve hayatımıza zarafet katmak üzere gelmeye devam ederler. Onları siz de tanırsınız. Uzun tarih sayfalarında bazen renklerle, bazen desenlerle, bazen taşlarla, bazen de seslerle medeniyetler inşa ediyor, çağları çağlara bağlıyorlardı. Marifetleri iltifat gördükçe sanatın adını resim koyuyor, şiir koyuyor, beste koyuyor, kemerler ve kubbelerle güzellikler yükseltiyorlardı. Kadim zamanlarda o gönül eri gönlünden her ne üretirse caize ile himaye görüyor, sanat yüceliyor, marifet iltifatla itibara eriyordu. Bugün caize yerine telif hakları geldi. Hükümdarların sanatçılara verdiği kaftanlar eskimiş, caizeler tarih olmuştur. Ama sanatçıların onlara verdikleri eserler yaşıyor” ifadelerini kullandı.

    Üzerinde yaşadığımız toprakların, bereketli Anadolu’nun sanat üretimi için büyük bir klasör gibi olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Bu dosya dosya istiflenmiş kültürler ve medeniyetler içeren bir klasördür. Göbekli Tepe’den, Eti’den, Lidya’dan, Frigya’dan, Roma’dan, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bugüne katman katman kültür, tabaka tabaka medeniyet ve yığın yığın sanat barındıran zamanın ruhu bu topraklarda iftiharla yaşamaktadır. Bu coğrafyaya ait olduğu halde bugün dünya müzelerini dolduran tarih, yahut kimlik hırsızlığının işareti olan eserlerimize bakın. Sadece bu bile 100. yılına yaklaşan cumhuriyetimizin aslında ne kadar engin ve derin bir sanat mirasına, o mirasın yeniden üreterek dünyaya parmak ısırtacak eserler ortaya koyma potansiyeline sahip olduğunu göstermeye yeter. Bunu yapacak sanatçımız öncelikle kendi geçmişine, kültürüne, medeniyetine ait olanı özümseyip benimsemelidir. Bununla yetinmeyip evrensel olanı kucaklayan, dünyadaki gelişmeleri takipten asla geri durmayan bir anlayışla hareket etmelidir. Ne sadece geçmiş, ne yalnızca gelecek, şairin dediği gibi; ‘kökü mazide olan ati.’ Unutmayın ki, milli olmayan milletler arası olamaz. Yerli olmayan, evrensel içinde kendine yer bulamaz. Zenginliklerimizi sanata dönüştürüp, çağın idrakine yeniden ve yeni bir kimlikle sunacak olan sanatçılarımızdır. Bu bakış açısı körü körüne taklitle, yabancı olana öykünüp durmakla değil, gönle yansıyacak yerli ilhamlarla hayat bulacaktır” diye konuştu.

    “Sanat teorilerinin çöktüğü, sanat tanımlarının başkalaştığı, sanat ortamının değişime uğradığı, sanat hırsızlıklarının yüzlere vurulduğu bir çağda yaşıyoruz. İşte bu çağda ülkemiz dünyaya yalnızca yeni eserler sunmakla kalmayacak geleceğin sanat mefhumlarının payandalarını da temellendirecektir” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Sanatçılarımız bu anlayışla hareket ettikçe, şairin, ‘O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler’ hükmü geçerliliğini yitirecektir. Biz işte o sanatçıyı bekliyoruz. Beklediğimiz o sanatçı, kimliğiyle birlikte, deryasını bilecektir. Beklediğimiz o sanatçı, önce kendisi olacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, davasını, sanatıyla ifade edecektir. Beklediğimiz o sanatçı, vaktini ve enerjisini dünyanın iyiliği adına ürettiği eserleriyle gösterecek, sanatını icra ederken dünyadaki akranlarını geride bırakacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, zulme ve adaletsizliğe karşı bir çığlık olarak yaptığı şarkısıyla dünya müzik listelerini sallayacak, müzikteki evrensel anlayışları değiştirecektir. Beklediğimiz o sanatçı, slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarılarıyla dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ortaya koyduğu bir sanat üslubuyla veya icat ettiği bir sanat formuyla adını sanat tarihine yazdıracaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ürettiklerinden dolayı parmakla gösterilecek, üslubuyla herkesi peşinden sürükleyecektir. Beklediğimiz o sanatçı, gündemin peşinden savrulmak yerine dünyaya gündem verecek, performansıyla rekorlar kitabına girecek, tarzıyla sanat modası oluşturacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, ait olduğu milleti hor görüp sürekli şikayet etmek yerine kendi sanatını üretecektir. Beklediğimiz o sanatçı, muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil, kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir. Bu sanatçıyı benim kadar aziz milletimin de beklediğine inanıyorum. Her bir vatandaşımızın el üstünde tutacağı, baş tacı edeceği bu sanatçı belki evimizin çocuğudur, belki bir arkadaşımızdır, belki bir komşumuzdur, belki bu salondadır. Beklediğimiz bu sanatçı belki şu anda tuvalinin başında fırçasını boyaya bandırıyor, belki repliğini ezberliyor, belki rolüne çalışıyor, belki enstrümanını akort ediyor, belki bestesini notaya döküyordur. Her nerede iseniz siz ey gönül eri sanatçılar bilin ki bu millet estetik manada küllerinden dirilmek ve yitik hazinesine yeniden kavuşmak için sizi bekliyor. Gelin ve geç kalmışlığımızı medeniyete, kabalıklarımızı zarafete, gönüllerimizi barışa, huzura ve sevgiye yöneltin. Gelin Türkiye’nin gücüne birlikte güç katalım” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında bu yıl “kültür tarihi” ödülüne layık görülen Sadettin Ökten’in ödülünü Celile Ökten’e, “sosyal bilimler” ödülünü İsmail Kara’ya, “edebiyat” ödülünü İbrahim Tenekeci’ye, “sinema” ödülüne layık görülen Derviş Zaim’in ödülünü Emre Oskay’a, “müzik” ödülünü ise Özdemir Erdoğan’a verdi.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında bu yıl koleksiyoner Mehmet Çebi ödüle layık görülürken, “vefa” ödülüne layık görülen Necmeddin Okyay’ın ödülünü ise Ali Mecdi Okyay aldı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.

  • Kış sporlarına özgü bir kültür oluşturulacak

    Kış sporlarına özgü bir kültür oluşturulacak

    Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci “Erzurum Kış Turizmin bile önünde” diyerek, kentte kış sporlarına özgü bir kültür oluşturulmasının esas hedef olduğunu söyledi.

    Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci, EYOF 2017 Erzurum Genel Koordinatörü ve Uluslararası Organizasyonlar Dairesi Başkanı Necati Kaplan ile birlikte Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü kurmaylarıyla kış sporlarını masaya yatırdı. Kış Sporları Turizmi ve Uluslararası Kış Sporları Organizasyonları açısından dünyada kendini kanıtlamış ve bir marka şehir olan Erzurum’un sahip olduğu kış sporları tesisleri ve uluslararası organizasyonlar hususunda bilgi almak üzere Erzurum’a gelen Temurci, önemli açıklamalarda bulundu. “Erzurum kış turizminin bile önünde” diyen Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci, “Türkiye ve Erzurum adına kış ve buz sporları bizim olmazsa olmazlarımız arasında. Esas hedefimiz Erzurum’da kış ve buz sporlarına özgü bir spor kültürü oluşturmak. Erzurum alt yapısı ve tesisleriyle bunun için en uygun merkez” diye konuştu.

    Türkiye’nin sadece Yaz ve Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapamadığını ancak bunun dışında her türlü büyük spor organizasyonuna başarılı bir şekilde ev sahipliğini yaptığını belirten Temurci, “Erzurum 2011 UNIVERSIADE ve 2017 EYOF gibi iki dev organizasyonu başarıyla yapan bir ilimiz. Ülkemiz birçok dev organizasyona ev sahipliği yaptı. Kısaca Türkiye için bir organizasyon cenneti diyebiliriz. 20 yılda ülke olarak ciddi anlamda uluslararası organizasyonlar yaptık” dedi.

    Türkiye’nin son olarak Mersin’in ev sahipliğinde Avrupa Cimnastik Şampiyonası’na ev sahipliği yaptığının altını çizen Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci, “Biliyorsunuz Azerbaycan’ın Ermenistan’la Karabağ için yaptığı savaş nedeniyle Avrupa şampiyonasını bizim organize etmemiz için Azerbaycan bize teklif etti. Biz seve seve kabul ettik ve kısa sürede her şeyimizi hazır hale getirerek Avrupa Cimnastik Şampiyonası’nı yaptık. Türk milleti bu konularda inanılmaz pratik. Organizasyonun başarılı olmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin tesisleşme atağı ile Avrupa’nın dünyanın bir çok ülkesinin önüne geçtiğini ifade eden Temurci, “Ülkemizin modern statları ve spor tesisleri bulunuyor. Türkiye’de her türlü uluslararası spor organizasyonu rahatlıkla yapılabilir. Çünkü bunun için yeterli tesislerimiz mevcut. Ayrıca spor tesislerimiz Avrupa’daki tesislere göre daha genç ve alt yapısı çağın gereksinimlerine göre donatılmış. Tesislerimiz çok modern ve Avrupa’nın bile önünde. Türkiye için tesis zengini ülke ifadelerini övüne övüne söyleyebiliriz” dedi.

    Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Temurci, Türkiye’nin uluslararası organizasyonlarda önemli eşikler atladığına dikkat çekerek, “11. Kalkınma programları kapsamında spor turizmini stratejik olarak görüyoruz. Aynen sağlık turizmi gibi” dedi.

    SPOR TURİZMİ ENVANTERİNİ HAZIRLAYACAĞIZ

    Genel Müdür Temurci, “Türkiye’nin Spor Turizmi Envanterini hazırlayacağız” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz ülkemizin spor turizmi envanterini çıkaracağız. Eylem planına dönüştürdük. Koronavirüs (Kovid-19) pandemisi bize işin pazarlamasını da öğretti. Erzurum’a gelerek önce tesisleri yerinde gördük. Sonra da İl Müdürlüğümüzün hazırladığı sunumu izledik. Bizim için müthiş oldu.”

    Genel Müdür Temurci, daha geniş kitlelere ulaşmak için Spor İn Turkey adlı facebook sayfasını da hizmete soktuklarını sözlerine ekledi. Bu arada Gençlik ve Spor İl Müdürü Fuat Taşkesenligil, kurumun faaliyetleri ve spor organizasyonları hakkında sunum yaptı. EYOF 2017 Erzurum Genel Koordinatörü ve Uluslararası Organizasyonlar Dairesi Başkanı Necati Kaplan da, Genel Müdür Temurci’nin Erzurum ziyaretine eşlik etti.

  • OMÜ’de “Kültür Elçileri Projesi” başlıyor

    OMÜ’de “Kültür Elçileri Projesi” başlıyor

    Türk kültür, sanat ve bilim dünyasının temsilcileri ile OMÜ’lü uluslararası öğrencilerin buluşacağı Kültür Elçileri Projesi (KEP) yakın bir zamanda başlayacak.

    Yürütücülüğünü yaklaşık 6 bin uluslararası öğrenciye sahip OMÜ’nün yapacağı, Uluslararası İlişkiler Birimi, OMÜ Vakfı ile OMÜ-TÜRKÇE’nin de paydaş olduğu projeyle OMÜ’de öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin burslandırılması hedefleniyor. OMÜ’yü tercih eden uluslararası öğrenciler, eğitim süreçlerindeki başarıları dâhilinde KEP programına kabul edilerek alacakları eğitimle birlikte ülkenin ve kültürün sertifikalı temsilcileri olacaklar. Söz konusu proje ile Türk kültürünün tanıtılması, yaygınlaştırılması ile uluslararası diyalog ve iletişimin güçlendirilmesini hedefleniyor.

    Türk kültür ve medeniyetinin sembolü olan temalar projede yer alıyor

    Türk kültür ve medeniyet tarihinin simgesi olan edebiyat, müzik, sanat, folklor, mutfak sanatları vb. temalar, Kültür Elçileri Yetiştirme ve Eğitim Projesi’nin bileşenleri arasında yer alıyor. Ayrıca proje dâhilinde şehir içi ve dışındaki sosyal ve kültürel mekânlar ile müzelere ziyaretler de yapılacak.

    OMÜ-KEP programı “bir fincan kahveyi kırk yıl hatırlı” yapan Anadolu aydınlığında tanışma fırsatını tüm uluslararası öğrencilere sunacak. OMÜ-KEP; bilgi ile dostluğu, Türk kültürünü, sanatını ve dünyaya bakış açısını bir araya getirirken bu kapsamda programa alınan öğrenciler, eğitimler doğrultusunda öğrenim gördükleri ülkeyi daha yakından tanıma fırsatı bulacak. Öğrenciler, eğitimlerini tamamlayıp kendi ülkelerine döndükleri zaman Türk kültür ve eğitim sisteminin birer elçisi olarak Türkiye ile kurdukları bağları canlı tutacak.