Etiket: Kullanmanın

  • Karataş: “Silgi kullanmanın en maliyetli olduğu alan eğitim politikalarıdır”

    Karataş: “Silgi kullanmanın en maliyetli olduğu alan eğitim politikalarıdır”

    Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, Silgi kullanmanın en maliyetli olduğu alanın eğitim politikaları olduğunu belirtti.

    2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna gelindiğini, ülkemizin içindeki sıkıntıları da göz önünde tutarak, fedakârca çalışmalar yapan ve sorunsuz bir yıl geçirilmesine emek verip ter akıtan tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ededen Başkan Karataş, “Topyekûn kalkınmanın merkez üssü olarak eğitimi belirleyen ülkeler, küresel rekabette geri kalmamak adına eğitim sistemlerini daha verimli, daha etkili ve daha kaliteli hâle getirmek için sürekli bir çaba göstermektedir” dedi.

    Son yıllarda eğitim alanında başarılı reformlara imza atmış ülkelerin öğretmenlerinin niteliğini artırmak, okulların kapasitelerini geliştirmek, eğitim ortamlarını zenginleştirmek, sadece bilgi sunmak değil karakter eğitimini de önceleyecek şekilde hareket ettiğini anlatan Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, “Yaşamakta olduğumuz küresel bilgi çağında bütün öğrencilerin zamanın ruhuna uygun yeni becerilere ihtiyaç duyduğu konusunda herkes hemfikirdir. Evrensel ile yerel dinamikleri sentezleyebilen, farklılıkları zenginlik bilen, bilimsel, irfani derinliğe ve hikmete sahip, analiz yeteneği olan, olaylara eleştirel bakabilen, ahlaklı, adil, dürüst, erdemli, sorumluluk sahibi nesiller yetiştirmek eğitimde temel hedeftir. Bunun için olmazsa olmaz ve vazgeçilmez faktör ve en büyük aktör, mesleğini seven idealist öğretmendir.

    Öğretmenlerin işlerinden memnuniyetleri ya da memnuniyetsizlikleri, eğitimin niteliğini, dolayısıyla ülkenin geleceğini ilgilendirmektedir. Öğretmenlerin umutsuzluğa kapılmalarını önlemek ve onlardan kaliteli hizmet almak için, kendilerine en başta iyi bir eğitim sistemi, iyi çalışma ortamı ve iyi imkânlar sunulmalıdır. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, sorumluluk sahibi herkes, öğretmenlerin içinde yaşadığı durumun ‘mutsuz mecburlar’ üretme potansiyeline sahip olduğunun farkına varmalı ve bütünsel çözüm üretme gayreti içine girmelidir. Yeni döneme eski sorunlarla girilmemeli, beklentileri karşılayacak adımlar atılmalı, vaatler icraata dönüştürülmelidir” diye konuştu.

    Sözleşmeli öğretmenlik kaldırılmalı, sözleşmeli öğretmenlere verilen sözler yerine getirilmelidir

    Kamu personel sisteminin temel yaklaşımı; insan onurunu öncelemek, insan haklarına saygılı olmak, saygın iş ilkesine dayanan mali, sosyal ve özlük hakları ile çalışma şartları olması gerektiğini ifade eden Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, “Bu eksende öğretmen istihdamında sözleşmeli öğretmenliğin temel istihdam şekli olarak kabul edildiği algısını güçlendiren adımlar ve uygulamalar, büyük ve güçlü Türkiye iddiası ve hedefiyle bağdaştırılabilir değildir. Öğretmenlerin anayasal haklarını sınırlayan, aile bütünlüğünü bozan, eşleri birbirinden, çocukları da anne babalarından 6 yıl boyunca ayrı bırakan, öğretmeni eşi ile işi, sağlık ile işsizlik arasında tercihte bulunmaya zorlayan, öğretmenler odasında ayrımcılık oluşturan, öğretmenlik mesleğini ve öğretmenin itibarını zedeleyen sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına derhal son verilmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmelidir.

    Sözleşmeli öğretmenlere, kadroya geçirilmeleri süreçlerine ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılması beklenmeksizin mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği hakkı başta olmak üzere, kadrolu öğretmenlere tanınan haklar verilmelidir. Sözleşmeli öğretmenlere verilen sözler yerine getirilmeli; kadroya geçiş sürecine yönelik 3+1 konusunda yasal düzenleme Meclis tatile girmeden bir an önce çıkarılmalıdır” dedi.

    Ek gösterge vaadi artık yerine getirilmelidir

    Ek gösterge düzenlemesinin ne zaman gerçekleşeceği konusundaki belirsizliğin ivedilikle giderilmesi, bu konuda verilen vaadin yerine getirilmesi eğitim çalışanlarının en büyük beklentisi ve haklı talebi olduğunu dile getiren Mustafa Karataş, “Siyasi irade tarafından verilen sözün üzerinden bir yıl geçmesine rağmen henüz somut bir adım atılmamış olması, haklı beklentinin hüsrana dönüşmesi tehlikesini içinde barındırmakta ve sosyal maliyeti artırmaktadır. Ek gösterge konusundaki düzenleme; çalışma barışı, iş motivasyonu, çalışan memnuniyeti ve hizmet kalitesinin artırılması ekseninde, sadece belli kadro unvanları bazında değil, tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır” dedi.

    Eğitimcilere şiddete karşı yasal düzenleme yapılmalıdır

    Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun hâline gelmiştir. Şiddet eylemlerinde, mevcut yasal düzenlemelerin bu fiillere karşı caydırıcı nitelikte ceza öngörmemesi ile şiddet uygulayan kişilerin bu eylemlerinin adli ve idari makamlarca önemsenmeyeceği ve ciddi bir ceza yaptırımıyla karşılaşmayacakları inancı önemli bir rol oynamaktadır. Bu itibarla eğitim çalışanlarına karşı eğitim-öğretim hizmetinin sunumundan kaynaklı şiddet eylemlerine yönelik önleyici ve koruyucu nitelikte cezai ve hukuki tedbirlerin alınması elzemdir. Eğitim çalışanları, kendilerine yönelik şiddet olaylarına karşı caydırıcılık, şiddete uğrayan çalışana da hukuki koruma sağlayacak nitelikte yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesini acilen talep etmekte ve beklemektedir. Bunun önüne geçilmesi için, eğitim çalışanlarına şiddete karşı yasal düzenleme talebiyle imza kampanyası düzenledik; olayların yaşandığı illerde tepkimizi haykırdık, şiddet mağduru eğitimcilere destek olduk, tüm illerde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirerek konunun vahametini ortaya koyduk.

    Bu doğrultuda, eğitim çalışanlarına karşı tehdit, cebir ve şiddet kullanan kişilere yönelik hapis cezası verilmesi, eğitimcilere yönelik şiddet eylemlerinin tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve şiddet mağdurlarına bakanlıkça hukuki yardım yapılması noktasında yasal düzenleme yapılmalıdır.

    Yeni ortaöğretim modeli mağduriyet üretmemelidir

    Yeni ortaöğretim sisteminin kamuoyuna açıklanmasının ardından, konuya ilişkin muhtelif ek açıklamalar yapılmıştır. Önerilen sistem ile ilgili en önemli ve temel belirsizlik, sistemin hangi okul türlerinde uygulanacağına dair bir açıklama yapılmamış olmasıdır. Yeni model ile birlikte imam hatip liseleri, meslek liseleri ile fen ve sosyal bilimler liseleri gibi lise türlerinin de ortadan kalkacağı konusunda bir kaygı ve belirsizlik olduğu görülmektedir. Ortaöğretim ders çizelgelerinin değiştirilmesi, öğretim programları, ders kitapları ve öğretmen norm kadro hesabını doğrudan etkileyen çok önemli bir husustur. Öğretmenleri ve öğrencileri doğrudan ilgilendiren böylesine önemli bir konuda ortaya çıkacak pozitif ve negatif durumların çok iyi hesaplanabilmesi için bu değişim sürecinin sahada olan, emek veren, ter döken, işin içinde yoğrulan taraflarla olgunlaştırılması daha isabetli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Eğer bundan sonrası için belli bir olgunlaştırma takvimi izlenecekse tüm paydaşların bu sürece dâhil edilmesi yerinde olacaktır. Ciddi bir pedagojik gerekçe olmadan, ders sayısı ve sürelerinde büyük bir azaltmaya gitmek sorunludur. Bizim talebimiz, açıklanan çizelgenin bir taslak olarak düşünülmesi ve paydaşlarla istişare edilerek olgunlaştırılmasıdır. Bakanlık, bir sunumla açıkladığı ders çizelgelerine ilişkin kapsamlı bir dosya hazırlamalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır.

    2023 Eğitim Vizyonu’ndaki belirsizlikler giderilmeli, hedefler öngörülen takvim dâhilinde gerçekleştirilmelidir

    2023 Eğitim Vizyonu Belgesi, eğitim sistemimizde gerçekleştirilmesi düşünülen dönüşüm alanlarının tespiti ile bu dönüşümün kapsamını belirlemesi ve buna dair bir yol haritası ortaya koyması yönüyle, eğitim sisteminin günübirlik politika değişikliklerinden korunması, eğitimin aktörleri ve paydaşlarına bir gelecek vizyonu çizmesi, eğitim politikasının karar alma ve icra makamlarına politika ve program belirleme noktasında kılavuz olma imkânı sağlaması açısından önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Ancak Belge’de bazı belirsizlikler de mevcuttur. Öngörülen dönüşümlerin, eğitim çalışanlarının mevcut özlük haklarına ve çalışma şartlarına muhtemel etkileri de göz önünde bulundurularak bu alanda oluşabilecek olumsuzluklar giderilmelidir. Ekonomik beklentileri karşılayacak adımların, hazırlık ve tasarım sürecinde mutlak surette göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

    Yönetici görevlendirme sürecinde belirsizlikler giderilmelidir

    2018-2019 eğitim-öğretim yılına damgasını vuran eğitim kurumları yönetici görevlendirme yönetmeliğinin yeniden değiştirileceği ve görevlendirme usulünün sil baştan ele alınacağı söylemi, yöneticiler arasında huzursuzluğa ve tedirginliğe yol açmıştır. Özellikle yönetici görevlendirme takviminde yapılan ertelemeler, belirsizlik kuşkularını artırmıştır. Bakanlık, eğitim kurumları yöneticiliği sisteminde, yönetici görevlendirme sürecinin aksayan yönlerinin düzeltilmesi ile kazanılmış hakların korunması, tecrübeden, bilgi birikiminden istifade edilmesi arasında adil bir denge kurulmasına özen göstermelidir.

    Proje okullarında dört ya da sekiz yıllık görev süreleri sona eren yöneticilerin kazanılmış hakları gözetilmeli, diğer eğitim kurumlarına yönetici olarak görevlendirilmek üzere başvuru yapma hakkı kendilerine tanınmalıdır.

    Öğretmensiz sınıf kalmamalı, atamalar kadrolu yapılmalıdır

    Eğitimin niteliğinin artırılması ve okullar/bölgeler arasındaki nitelik farkının kapatılması, okullarda boş ders kalmamasına ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır. Türkiye’nin OECD ortalamalarında öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına ulaşması için yaklaşık 130 bin öğretmen açığı vardır. Öte yandan, 2023 Eğitim Vizyonu’nda 5 yaş çocukların tamamının okul öncesi eğitim kapsamına alınması hedefi dikkate alındığında, 14 bin ek öğretmen ihtiyacı daha söz konusu olmaktadır. İhtiyaç olmasına rağmen yeterli atama yapılmamakta, yeterli aday bulunduğu hâlde atama yapılıp ihtiyaç karşılanmamakta; bu durum ‘önce eğitim’ iradesiyle çelişmektedir.

    Öğretmenlik mesleği tamamen kadrolu hâle getirilmeli; hiçbir ders boş geçmeyecek şekilde, hiçbir sınıfa ücretli öğretmenin girmesine gerek kalmadan öğretmen açığı kapatılacak sayıda atama yapılmalıdır.

    Yer değişikliği sürecindeki aksaklıklar giderilmelidir

    Öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması ve mevcut sistemin ürettiği adaletsizlikler, mağduriyetlerin yanı sıra çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olmaktadır. Yer değişikliği taleplerinin adil ve hakkaniyete uygun sonuçlar üretecek şekilde yeniden ele alınarak bir takvime bağlanması gerekmektedir.

    Öğretmenlerin haklarını garanti altına alacak ve öğretmene destek olacak bir meslek kanunu beklentisi karşılanmalıdır

    Teklif ettiğimiz ve bir an evvel çıkmasını istediğimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu, mevcudun tekrarı olmamalı, öğretmenlerin haklarını geliştirecek, mesleki itibarlarını daha da artıracak, mali konularda iyileşme sağlayacak şekilde ele alınmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun şekillenme sürecinde öğretmenlerimizin mesleki tecrübelerine müracaat edilmeli, kanunun masadaki hazırlığı kadar sahadaki pratik sonuçlarının da önemi göz önünde bulundurularak eğitim paydaşlarının katkısına ve katılımına fırsat verilmelidir. Öğretmenlerin görev, yetki, hak ve sorumluluklarının belirlendiği, mesleki gelişim ve kariyer basamaklarının ve iş güvencelerinin tanımlandığı, öğretmene destek niteliğinde bir meslek kanunu daha fazla zaman geçirilmeden çıkarılmalıdır.

    Kariyer basamakları sistemi mesleki gelişim esasında yeniden kurgulanmalıdır

    Anayasa Mahkemesi’nin Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme uygulamasına yönelik olarak verdiği iptal kararı ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, mahkeme kararıyla kariyer basamağı unvanı elde edilemeyeceği noktasındaki içtihadı sonrasında kariyer basamakları sürecinin yasal belirliliğe kavuşturulmaması, adeta unutulmaya terk edilmesi pek çok hak kaybına yol açmıştır. Paydaşların görüşleri ve talepleri doğrultusunda herkesin yararlanmasına açık, özgün, maddi ve manevi açıdan tatminkâr bir kariyer sistemi ivedilikle hayata geçirilmelidir. Öğretmenlerin niteliğinin artırılması ve mesleki gelişimleri bağlamında gerçekleştirilecek politika süreçlerinde kariyer basamakları sistemine yeniden işlerlik kazandırılmalıdır.

    Okulların donanım ihtiyacı karşılanmalı, okullara doğrudan ödenek tahsis edilmelidir

    Okullar arasındaki nitelik farkının sebeplerinden biri de fiziki altyapı ve donanım eksikliğidir. Okullarımızın laboratuvar, yabancı dil sınıfı, bilgisayar sınıfı ve ders kitabı haricindeki öğretim materyali ihtiyacı had safhadadır. Hâlihazırda eğitim kurumları yönetimlerinin kullanımına tahsis edilmiş hiçbir ödenek mevcut değildir. Hizmetli/özel güvenlikçilerin ücret, vergi ve sosyal güvenlik primleri, basit onarım, günlük rutin giderler, internet faturaları ödemeleri, sosyal faaliyetler için yol ve benzeri giderler, kırtasiye masrafları gibi zorunlu harcamalar okul aile birliklerine yapılan bağışlardan karşılanmaktadır. Bu durumda da okul yöneticilerinin, Bakanlık genelgeleriyle bağış konusunda eli kolu bağlanmaktadır. Eğitim-öğretim yılı başlamadan evvel, sınıf ve öğrenci sayısı, personel sayısı, büyüklük gibi kıstaslar esas alınarak her okula münhasır bir ödenek tahsis edilmelidir.

    Eğitimin kalitesinin artırılması hizmetli ve memurlarımızın haklarının geliştirilmesine bağlıdır

    Eğitim-öğretim faaliyetinin verimli ve nitelikli bir şekilde sürdürülmesinde emekleri ve hakları inkâr edilemeyecek şef, memur, hizmetli ve diğer kadrolarda görev yapan eğitim çalışanlarının özlük haklarının yetersizliği göz önüne alınmalı, daha verimli bir kamu hizmeti için özlük haklarında mutlaka iyileştirme yapılmalıdır.

    Yardımcı hizmet sınıfı çalışanlarının görev tanımlarında belirsizlik giderilmelidir. Hizmetli ve memur gibi personelin görev tanımları bulunmamaktadır. Hizmetli kadrosunda görev yapan eğitim çalışanlarının en önemli sorunu, çalışma saatlerinin belirsizliği ve yapmakla yükümlü oldukları işlerin net olarak tanımlanmamasıdır. Memur ve hizmetlilerin görev tanımları yapılmalı, “Yöneticilerin verdiği diğer görevleri yapar” şeklindeki ifadelerin yer aldığı mevzuat hükümleri değiştirilmelidir.

    İkili eğitim yapan kurumlar başta olmak üzere, eğitim kurumlarında hizmetli kadrolarında görev yapanlar, haftada 40 saatin üzerinde çalışmasına rağmen, kendilerine fazla çalışma ücreti ödenmemekte; eğitim kurumunda çoğu durumda tek hizmetli olduğundan, personel yetersizliği gerekçe gösterilerek fazla çalışma karşılığı izin hakkından da faydalanamamaktadır. Personele, haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.

    Eğitim kurumlarının hizmetli ve memur ihtiyacı karşılanmalıdır

    Okullarımız, eğitim-öğretimin sürdürülmesi için zorunlu yardımcı hizmetleri ifa eden personelin eksikliğini ciddi şekilde hissetmekte, bu durum eğitim hizmetlerinin aksamasına neden olmaktadır. Temizlik işleri, özel kişi veya firmalara ihale edilmekte, bu defa da karşılaşılan masrafları ödemek mümkün olmamaktadır. İstihdam edilen hizmetlilerin finansmanı da ayrı bir sorundur. Hizmetli kadrosunun olmadığı okullarda bu kişiler okul aile birliği bütçesinden istihdam edilmektedir. Bu durumda gerek ücretleri gerekse sigorta primleri ve gelir vergisi okullarca üstlenilmekte, çoğunlukla velilerden alınan bağışlarla karşılanan kaynağın büyük kısmı bu işe harcanmaktadır. Hizmetlilerin eğitim kurumlarında gece bekçisi olarak görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.

    Eğitim politikaları ortak aklın ürünü olmalıdır

    Değişim süreçleri paydaşların katkılarına açık hâle getirilmeli, ortak akıl ürünü politikalar üretilmelidir. Böylece meşruiyet düzeyi yüksek, sosyal kabulü geniş kararları hayata geçirmek daha kolay olacaktır.

    Bu vesileyle, büyük bir özveriyle geleceğimize katkıda bulunan, çocuklarımızı hayata hazırlayan eğitim çalışanlarımıza, kendilerini yeni ideallere ve yeni hedeflere hazırlayacak iyi bir dinlenme dönemi diliyor; öğrencilerimize, kendilerini geliştirecek, kültür, sanat ve spor faaliyetleriyle donanımlarını artıracak güzel bir tatil dönemi geçirmelerini temenni ediyor, mezun olanlara yeni hayatlarında başarılar diliyor, eğitim yöneticilerinden ise bu dönemi eski sorunlardan kurtulma zamanı olarak değerlendirmesini bekliyoruz.”

  • Enerjiyi verimli kullanmanın yolları

    Öğrencilerde kronik yorgunluğun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunan Klinik Psikoloğu Dilara Kazancı, uyku günlüğü tutmanın faydalı olabileceği tavsiyesinde bulunurken enerjinin, verimli kullanılması gerektiğini söyledi.

    VM Medical Park Bursa Hastanesi Klinik Psikoloğu Dilara Kazancı, Yıldırım İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğrencilere yönelik ’kronik yorgunluk’ konusunda seminer verdi. Seminerle yorgunluğun hayatın farklı alanlarında sebep olabileceği sorunların azalmasını ve motivasyonun artmasının amaçlandığını belirten Dilara Kazancı, “Kronik yorgunluğa karşı yapılabilecek çok şey var. Bunlardan biri uyku günlüklerinin tutulması. Uyku süreleriyle ilgili bazı notlar tutmak faydalı olabilir. Yatağınızı sadece uyumak için kullanın. Çok fazla uyumak, uyku kalitesini bozar. Yatmadan üç saat öncesinden itibaren egzersiz yapmaktan kaçının. Gece atıştırmak ve fazla sıvı tüketmekten kaçının. Yatmadan 4 saat öncesinde kola, kahve ve çay içmek uyku kaçırır. ‘Uykunun hazır olduğunda geleceğine’ ve ‘yatakta rahatlamanın da neredeyse aynı şekilde iyi olduğuna’ kendinizi ikna edin. Karanlıkta gözlerinizi açık tutun ve uykulu hissetmeye başladığınızda bile gözlerinizi açık tutun” dedi.

    Stres ve negatif düşüncelerin de durumu ciddileştirebileceği uyarısında bulunan Psikolog Kazancı, “Önceliklerinizi belirleyin. O gün için yapmanız gerekenleri alt alta yazın. Her birinin sizin için ne kadar acil olduğunu belirlemek için 1’den 10’a kadar puan verin. En yüksek puanı alan, en acil olandan başlayın. Bir kısmını erteleyin, bir kısmını ise listeden çıkartın. Daha kötü hissetmek, genellikle durumunuzun daha kötü olduğu anlamına gelmez. Gerilemeler, size o an için bir felaket gibi görünebilir. Ancak gerileme sebeplerinizi daha iyi anlayıp gelecekte onunla başa çıkmak için stratejiler geliştirebilirsiniz. Önemli olan, paniğe kapılmamaktır. İşin sırrı, iyi ve kötü günlerde aynı performansı sergilemeye çalışmaktır. İyi günde çok yorulma, kötü günde çok dinlenme diyoruz” diye konuştu.

  • Doğal gazı verimli kullanmanın ip uçları

    Türkiye’nin en büyük doğal gaz dağıtım şirketlerinden Bursagaz’ın ısınma, sıcak su ve pişirme kriterlerini dikkate alarak yaptığı yakıt mukayesesine göre doğal gaz kullananlar, ekim ayında kömüre göre yüzde 59, elektriğe nazaransa yüzde 71 tasarruf sağladı.Mantolama, radyatörlerin arkasına ısı levhası koyma, su tasarruflu duş başlığı kullanma gibi tedbirler ise doğal gazda verimliliği artırırken, faturaları düşürüyor.

    Bir milyona yaklaşan abonesiyle Türkiye’nin en büyük doğal gaz şirketleri arasında yer alan Bursagaz’ın her ay düzenli olarak paylaştığı yakıt karşılaştırmasının ekim ayı sonuçlarına göre, doğal gaz kullananlar kömür kullananlara göre yüzde 59, elektrik kullananlara nazaran yüzde 71 tasarruf sağladı.

    Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte artan faturaları en düşük seviyede tutmanın yolu ise verimli doğal gaz kullanımından geçiyor. Her yıl şirketin sorumlu ve güvenilirlik değerleri doğrultusunda ‘Ailenizin Güvenliği Sizin Elinizde’ sloganıyla güvenli doğal gaz kampanyası düzenlediklerini yineleyen Bursagaz Genel Müdürü Dr. Markus Rapp, verimli doğal gaz kullanımı üzerinde de hassasiyetle durduklarını ifade etti. Binalardaki ısı kayıplarının verimliliği düşüren en büyük unsur olduğunu söyleyen Rapp, “Kapı ve havalandırmalardan yüzde 17, dış duvardan yüzde 30’a varan ısı kaybı yaşanıyor. Pencerelerden kaçan ısı miktarı ise yüzde 40’ı buluyor. Isı yalıtım önlemleri ile yıllık yakıt tüketiminde yüzde 50’ye varan tasarruf sağlanabilir” dedi.

    Isı yalıtımının yanı sıra ısınmadan sıcak su kullanımına kadar doğal gazın kullanıldığı her alanda alınacak küçük önlemlerle faturaları düşürmek mümkün. Meselâ kombinin derecesini yalnızca bir derece yükseltmek yüzde 5 civarında enerji sarfiyatına sebep oluyor. Oda sıcaklığını belirli bir derecede tutmak önem kazanıyor. Peki, başka neler yapılabilir? Bursagaz, verimli doğal gaz kullanımının ip uçlarını paylaştı.

    Pencerelerinizde çift cam kullanın veya pencere kenarlarındaki boşlukları bunun için üretilen süngerler ile kaplayın. Ancak can ve mal güvenliğiniz için menfezi kesinlikle kapatmayın. Radyatörlerin arkasını ısı levhası koyun. Önlerine mobilya, eşya veya büyük saksılar koymayın. İdeal oda sıcaklığı 20 ila 22 derece arasındadır. Odalarda termostat kullanarak dereceyi kontrol altına alın. Termostat kullanmıyorsanız ısı ayarlamalı vanaları tercih edin. Yılda bir kez cihaz ve bacanızın bakımını yetkili servislere yaptırın. Bu sayede cihazın verimini artırıp tasarruf sağlayacağınız gibi güvenliği de sağlamış olacaksınız. Kapı boşluklarını izole etmek için sünger veya özel fitiller kullanın. Yoğuşmalı kombileri tercih edin. Klasik kombilerden elde edilen ısı verimliliği yüzde 93 civarındayken yoğuşmalı kombilerde bu oran yüzde 107’ye kadar çıkıyor.

    Su ısıtma vanasını pilot konumuna getirin. Ayar düğmesi varsa 50 derecede tutmak yeterli olacaktır. Evden kısa süreli ayrılacaksanız dereceyi en düşük seviyeye getirin, bir haftadan daha uzun süre uzak kalacaksanız vanayı kapatın. Sıcak su boruları yerden ve duvar diplerinden geçtiğinden suyun soğumasına sebep olur. Boruları izole ettirerek bunun önüne geçebilirsiniz. Su tasarruflu duş başlıkları kullanın. Sızdıran muslukları tamir ettirin. Bulaşıkları elde yıkıyorsanız durulamayı mümkün olduğunca soğuk suyla yapın. Makinede yıkıyorsanız makineyi tamamen doldurmaya özen gösterin.

    Yemek pişerken fırının veya tencerenin kapağını sık sık açmayın. Yemeğin pişme süresini ve sıcaklık talimatlarını göz önünde bulundurun. Tencere, çaydanlık ve cezveleri en uygun ocak gözüne koyun. Mümkün olduğunca düdüklü tencere kullanın. Ocağı ve fırını ısınma amaçlı kullanmayın. Verimli ve güvenli doğal gaz kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tesisat. Ancak Bursagaz yetkilileri, abonelerin Bursagaz’ın onayı olmadan tesisata kesinlikle müdahale etmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.

  • Kask kullanmanın önemine dikkat çektiler

    Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından bisiklet ve motosiklet sürücülerinin kask kullanımlarına dikkat çekmek amacıyla ‘Hayatın Başında Kaskın Nerede’ projesi başlatıldı.

    Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan himayesinde Turgutlu İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından başlatılan ‘Hayatın Başında Kaskın Nerede’ projesinin tanıtımı gerçekleşti. Heyet motosiklet sürücülerinin öncülüğünde Atatürk Bulvarı üzerinde kortej yürüyüşü ile 15 Temmuz Demokrasi Alanına kadar yürüdü. İlk olarak söz alan İlçe Emniyet Müdürü Volkan Parıldar Turgutlu’da 22 binden fazla kayıtlı motosikletin olduğunu belirterek sürücüleri kask ve ekipmanları kullanmaları için uyarılarda bulundu. Kask kullanmanın önemine dikkat çeken Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, “Başımıza alınacak herhangi bir darbe hayatımızı tamamen riske atmak demek. Lütfen riske atmayın, anlık hatalar bir ömür boyu sizin hayatınızı karartmasın. Kasksız motorsiklete binmek, emniyet kemeri takmadan araba kullanmak gibidir. Yapılan araştırmada yaralamalı trafik kazalarının en çok evimizden 8 kilometre çapında olduğu gözlemleniyor. Bakkala giderken bile kasksız çıkmayın. Çünkü nereye gidilirse gidilsin kazanın ne zaman olacağı belli olmaz. Bu yüzden de her an kaza olabilecekmiş gibi hazırlıklı olmak gerekiyor” dedi.

    Son olarak konuşan Kaymakam Uğur Turan’da kask kullanmaları konusunda sürücüleri uyarılarda bulundu. Ardından motosikletleri ile kaza yapan sürücüler başlarından geçen talihsiz olayları anlattı ve onlarda ekipman kullanımı konusunda sürücülere mesajlar veri. Programa katılan protokol üyelere tanıtım projesine katılım gösteren sürücülere katılım ve teşekkür belgelerini takdim ederek, kazalı motosikletlerin bulunduğu sergiyi gezdi.

    Tanıtıma Turgutlu Kaymakamı Uğur Turan, Garnizon Komutanı Albay Kenan Peşternik, Turgutlu Belediye Başkanı Turgay Şirin, İlçe Emniyet Müdürü Volkan Parıldar, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez, daire müdürleri, sivil toplum örgüt temsilcileri, siyasi parti ilçe başkanları, amatör ve profesyonel motosiklet sürücüleri ile çok sayıda vatandaş da katıldı.

  • Kombi Almanın Ve Kullanmanın Püf Noktaları

    Üçay Grup Genel Koordinatörü Turan Şakacı, kombi kullanmanın ve almanın püf noktalarını aktardı.

    Üçay Grup Genel Koordinatörü Turan Şakacı, kombi kullanmanın ve almanın püf noktalarını açıkladı. Şakacı, doğalgazın ekonomik ve konforlu olması sebebiyle lüks kullanım ürünü olmaktan çıkartarak zorunlu ihtiyaç haline geldiğini belirterek “EPDK’nın verilerine göre ;2014 yılı sonu itibariyle doğal gaz hizmeti götürülen 71 ilde toplam abone sayısı 10 milyon 765 bin 377’ye, serbest tüketici sayısı ise 440 bin 241’e ulaşmıştır, bu sayının 2015 yılında 1 milyon arttığı tahmin ediliyor. Öncelikle ısıtılacak yapının bulunduğu bölgede doğalgaz alt yapısının bulunması gerekiyor. Doğalgaz yapısı mevcut ise; yapının ısı ihtiyacı belirlendikten sonra en uygun cihaz – ekipman – malzeme seçimiyle işlemler tamamlanıyor” dedi.

    “YOĞUŞMALI KOMBİLER DAHA EKONOMİK”

    Doğalgazın dışında kullanılan diğer yakıtların hem çevreye verdiği zarar hem de kullanımının konforsuz olması son yıllardaki talebin artmasına sebep olduğuna dikkat çeken Şakacı, “Özellikle gelişen yoğuşmalı sistemler ile beraber tüketimler giderek azalmakta ve ısıtma için ortaya çıkan faturalarda ciddi düşüşler olmaktadır. 2015 yılının doğalgaz sektörü için beklentilerin gerisinde kaldığını söylemek mümkün. Geçirmiş olduğumuz seçimler, yaşanan ekonomik belirsizlikler diğer sektörlerde de olduğu gibi doğalgaz sektörünü de etkiledi. Yatırımlardan vazgeçilmesi ve mevcut yatırımların durdurulması / yavaşlatılması sonucu maalesef sektörel bir daralma yaşandı fakat biz Üçay Grup olarak 2015 yılında da büyüme ivmemizi devam ettirdik“ şeklinde konuştu.

    2016 yılında da firma olarak devamlı büyüyen ve gelişen mühendislik anlayışlarını ilerletmeye gayret edeceklerini ifade eden Şakacı; “Doğalgaz’ın “ Mühendislik “ bilimin bir parçası olduğunu unutmadan, mühendisliğin diğer kollarını da kullanarak sektöre hizmet vermeye devam edeceğiz. Özellikle Yenilenebilir Enerjiler alanında çalışmalarımızı daha da arttırmak niyetindeyiz. Doğalgaz’ın bulunmadığı yerlerde ısıtma – sıcak su – soğutma ihtiyacını karşılayan Isı Pompası Sistemleri’nin yanı sıra güneşten elektrik üretimi ile ilgili ’Fotovoltaik Sistemler’ üzerinde de ciddi çalışmalar yaparak, pazarda oluşmaya başlayan taleplere de cevap vermeyi arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KOMBİ SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN UNSURLAR NELERDİR?”

    Kombi bakımının ısıtma sezonu öncesi, senede 1 defa yetkili servis tarafından yapılması gerektiğini söyleyen Şakacı, “Evinizin büyüklüğü, dış ortama bakan tarafları ve cam yüzey alanları iyi bir şekilde irdelenerek cihaz ve ekipman seçimi yapılmalıdır. İhtiyaçtan büyük ya da küçük koyulan ekipmanlar tüketimi arttırarak memnuniyetsizliğe yol açacaktır. Bir evin doğalgaz bağlatma maliyeti ısıtma sisteminin yani kombi,radyatör ve kalorifer tesisatının olup olmamasına göre değişmektedir. Olmadığını düşünürsek bu sistem kurulumu evin büyüklüğü,seçilecek kombi çeşidi gibi bir çok değişkene bağlıdır fakat ortalama olarak 5 bin lira civarındadır” dedi.

    “İKLİMLENDİRME SEKTÖRÜ GELİŞTİ”

    Markalı konut projeleri arttıkça, iklimlendirme sektörünün de geliştiğini söyleyen Turan Şakacı “Yapılacak her yeni proje, şartlandırılacak yeni alanlar demek. Yeni iş alanları yeni tasarımlar demek. Özellikle son 10 yılı gözlemlediğimizde Türkiye’nin büyüme politikasının İnşaat sektörü üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu da bizim gibi iklimlendirme sistemleri ile ilgilenen firmalar için büyük bir fırsat” şeklinde konuştu.

    Uygun çözümleri mühendislik desteğiyle müşterilerine sunma hedefinde olduklarını söyleyen firmanın Genel Koordinatörü Turan Şakacı, son olarak şunları kaydetti: “Gelişen ve yenilenen teknolojilere hızlı bir şekilde entegre olmak ve mevcut sistemleri daha detaylı irdelemek için firma bünyesinde kurduğumuz ’ Verimli Enerji Çözümleri (V.E.Ç.)’ departmanı ile firma içinde eğitimler düzenlemekteyiz. Böylelikle tüm personelimizi sektördeki mevcut ve gelişen sistemler üzerinde düzenli olarak bilgilendirerek gelişimlerini sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye’nin 19 şehrinde Mühendislik ve Taahhüt hizmeti vermekteyiz. Oldukça ciddi bir satış ve pazarlama gücümüz var“.