Etiket: Kullanımını

  • Londra’da bisiklet kullanımını artırmak için eylem planı

    Londra Belediye Başkanı Sadık Khan, önümüzdeki 6 yıl boyunca Londra’da bisiklet kullanımının teşvik edilmesi için devrim niteliğinde büyük bir eylem planı başlattı.

    Londra Belediye Başkanı Sadık Khan, başkentte bir bisiklet veritabanının kurulması da dahil olmak üzere önümüzdeki 6 yıl boyunca Londra’da bisiklet kullanımının teşvik edilmesi için devrim niteliğinde büyük bir eylem planı başlattı. Plan çerçevesinde Londra’da yeni kalite standartlarında bir bisiklet ağı kurulacak. Kötü hava kalitesini iyileştirmek ve trafik sıkışıklığı sorununu çözmek ve bisiklet sürmeyi herkes için daha güvenli bir hale getirmek için bir altyapı geliştirilecek.

    Plan kapsamında başkentin sokaklarındaki tüm bisiklet tesislerinin kapsamlı bir dijital kaydını görecek ve herkese açık bir platform aracılığıyla ücretsiz olarak sunulacak bir bisiklet altyapısı veritabanı kurulacak.

    Londra’da toplu taşıma hizmetlerine hakim olan Londra Taşımacılığı (TfL) 2019’da tüm bisiklet rotaları için tek bir marka kullanmaya başlayacak ve mevcut olanları tek bir Londra ağına birleştirerek kullanımı daha kolay ve basit işaretler kullanacak.

    Eylem planının, TfL’nin serbest bisiklet eğitimi ve seyahat programlarına katılan okulların sayısını ve her yıl ücretsiz bisiklet eğitimi alan yetişkinlerin sayısını iki kat artırması bekleniyor.

    Khan yaptığı açıklamada, “Şehrin gelecekteki sağlığı ve refahı için daha fazla Londralının bisiklet sürmesi çok önemlidir. Bugün başlattığımız yeni eylem planımız bunu gerçeğe dönüştürmek için bir yol alacağımızı göstermektedir. Kanıtlar gayet açık, yeni yüksek kaliteli bisiklet altyapısı inşa ettiğimiz yerlerde, daha fazla insan bisiklet kullanmaya başladı. Bununla birlikte, çok sayıda Londralı hala yüksek kaliteli bisiklet yollarına sahip değil” açıklamasında bulundu.

    Khan, “Her Londralının yaşlarına, deneyimlerine ve geçmişlerine bakılmaksızın, bisikletle rahat ve güvenli hissetmelerini sağlamaya kararlıyım” dedi.

    Londra’nın Tottenham Hale ve Camden ile Hackney ve Isle of Dogs arasındaki bisiklet rotalarının yapımına yılbaşında başlanacak.

    Londra Belediye Başkanı Khan, şu an yüzde 63 oranındaki yürüyen, bisiklete binen ve toplu taşıma araçlarını kullanan insanların oranını 2041 yılına kadar yüzde 80 oranında artırmak istiyor.

  • Kamuda yerli ürün kullanımını içeren genelge üreticiyi sevindirdi

    Yurttaş Holding geçtiğimiz aylarda millileşme ve yerli malı kullanılmasıyla ilgili çıkarılan genelgelerin, Türk sanayi üretimini artıracağı ve geliştireceği görüşünü paylaştı.

    Başta Çevre Şehircilik Bakanlığı olmak üzere, bakanlıklar tarafından Yerli Malı Ürünleri kullanma kararının ardından Kamu Kurumları tadilat ve yenileme çalışmalarında yerli malı ürünlere yöneldi. Konu ile ilgili görüşlerini paylaşan Yurttaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Evren Yurttaş:”Sanayi politikasının kalkınma için şart olduğu, yani yerli sanayinin kamunun desteği olmadan sadece piyasa şartlarında gelişemeyeceği uluslararası iktisat literatüründe de hakim olan bir düşüncedir. Yerlileşme sadece Türkiye’ye özgü değil, başta ABD olmak üzere her ülkede yerli ürünlerin kullanılması, üretimin korunması ile ilgili bir takım çalışmalar bulunuyor ve uygulanıyor. Orta gelir düzeyindeki ülkelerde ise, özellikle kamu alımlarında yerlilik şartı standart unsurlar içerisinde bulunuyor. Buradan yola çıkarak, yerlileşme politikalarının genel amacının da, şirketlerdeki teknolojiler ve becerilerin yerele aktarılabilmesi için kamunun uyguladığı zorunluluklar olarak söyleyebiliriz. Genelgenin yayınlanmasının ardından uygulamaya geçilmiş olması, yerli üreticiler adına önemli bir gelişmedir.” şeklinde konuştu.

    “2003 yılında zorunlu oldu, bu yıl uygulamaya geçildi”

    Söz konusu holdingin Trimbox markası ile ürettiği yerli malı aşırı gerilim sönümleyici cihazların, elektrikte meydana gelen ani voltaj dalgalanmaları, aşırı gerilim, nötr kopması, yıldırım düşmesi ve trafo patlaması gibi durumlara karşı hem yapıları hem elektrik tesisatlarını hasara ve yangına karşı koruduğunu aktaran Yurttaş, “3 Aralık 2003 Tarihli 25305 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Elektrik İç Tesisleri Proje Hazırlama Yönetmeliği’ne göre yapılarda aşırı gerilim sönümleyici kullanılması ise zorunlu. Denetim yetersizliği sebebi ile yapılarda aşırı gerilim koruma sisteminin kullanımına dikkat edilmiyordu. Ancak Kamu Kurumlarının Yerli Malı ürünlere yönelmesi ve son dönemde elektrik kaynaklı yangınların yüzde 78 artış göstermesi üzerine Kamu Kurumları elektrik panolarında aşırı gerilim sönümleyici kullanmaya başladı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Emniyet Müdürlükleri ve karakollarda kullanılan elektrik panolarında Aşırı Gerilim Sönümleme bölümü ayrılmaya başlandı diye konuştu.

    Elektrik hasarları ve yangınlarının en büyük sebebinin aşırı gerilim olduğunu belirten Evren Yurttaş: ”Yıllardır yurt dışından aşırı gerilimi engellediği iddia edilen onca ürün ithal edildi. Ancak ithal edilen bu ürünler ani voltaj dalgalanması, aşırı gerilim, yıldırım düşmesi ve trafo patlaması gibi durumlarda etkili olmuyorlardı. Çünkü yurt dışı kaynaklı bu cihazların yapılma amacı aşırı gerilim engellemekte değildi. Aşırı gerilim sönümleyici cihazları yerli olarak biz üretiyoruz ve dünyanın yüzde 70’inde de patentimiz bulunuyor. Kamu kurumlarımız elektrik kaynaklı sorunları ve aşırı gerilimi engellemek amacıyla cihazlarımızdan kullanıyorlar. Emniyet Genel Müdürlüğümüzde elektrik panolarında, Aşırı Gerilim Sönümleme bölümü ayrılmaya başlandı. Bunlar bizim açımızdan olumlu gelişmeler. Çünkü Kamu milli üretimin geliştirilmesi için büyük önem arz ediyor. Yerlileştirmenin bir kısa mesafe koşusu değil maraton olduğu da unutulmamalıdır. Kamu ihalelerinde konan yerlilik zorunluluklarının sektörle ve yerli üretici ile görüşülerek oluşturulması, ithalatı azaltacak, cari açığın düşmesine katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • ABD ordusu F-35 kullanımını durdurdu

    Dünya’nın en pahalı savaş uçağı olan ve Türkiye’nin de hem üreticileri arasında bulunduğu hem de siparişi bulunan F-35’lerin ABD ordusunda kullanımı donduruldu.

    ABD Ordusunun çeşitli birimlerinde kullanılan 320 F-35 savaş uçağının kullanımı geçen ay test uçuşu sırasında düşen bir F-35’in incelenmesi kapsamında geçici olarak durduruldu.

    Düşen uçakta motor içindeki bir yakıt tüpünde arıza tespit edilmesi üzerine tüm uçakların incelemeye alınması kararlaştırıldı.

    Savunma Bakanı James Mattis’in F-35 Savaş Uçaklarının aktif kullanımda daha çok yer almasını talep etmesinden günler sonra gelen karar Pentagon’un bu isteği gerçekleştirmesini zora sokuyor.

    ABD ordusu haricinde bu uçağı elinde bulunduran diğer ülkelerde uçuşları durdurarak inceleme başlattı. İnceleme başlatan ülkeler arasında sadece İtalyan Hava Kuvvetleri bir sorun bulunmadığını açıklayarak uçuşlara devam edeceğini bildirdi.

    F-35 ortak programının sözcüsü Joe Dellavedova incelemenin 24 ile 48 saat içerisinde tamamlanmasını umduklarını açıklayarak “F-35 leri savaş uçağı olarak teslim ederken, modernize ederken ve bakımlarını yaparken mümkün olan tüm önlemleri alıyoruz” dedi.

    F-35’leri üreten Lockheed’in sözcüsü Michael Friedman’da “Aktif olarak Pentagon’un F-35 ortak program ofisi ile ve dünyadaki müşterilerimizle bu sorunun çözümü için çalışıyoruz” dedi.

    Güney Carolina’da düşen F-35 Savaş Uçağı, F-35B sınıfı dikey iniş yapabilen versiyonuydu ve yaklaşık 100 milyon dolara mal olmuştu. Pilot fırlatma sistemini kullanarak kurtulmuştu.

  • İzmit Belediyesi yabancı ürün kullanımını kaldırdı

    Döviz kurlarında yaşanan artışlar sonrasında belediye kurumlarında yerli ürünleri kullanma kararı alan İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, “Artık kullandığımız ürünlerin yerli olmasına büyük özen göstereceğiz” dedi.

    İzmit Belediyesi, Türkiye ile ABD arasında yaşanan Rahip Brunson krizi nedeni ile döviz kurlarında yaşanan artışlar sonrasında belediye kurumlarında ve işletmelerinde yerli ürünleri kullanma kararı aldı. Belediye bünyesinde ve işletmelerinde bulunan tüm yabancı sermaye ürünlerin yerli ürünlerle değiştirme kararı alan İzmit Belediyesi, kırtasiye malzemesinden elektronik cihazlara, işletmelerde satılan yiyeceklerden içeceklere kadar birçok alanda yerli üretimin desteklenmesi için düğmeye bastı.

    Yabancı sermayeye karşı yerli ürünler desteklenecek

    İzmit Belediyesi toplantı salonunda düzenlenen toplantıda Belediyenin aldığı kararı açıklayan İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, Türkiye’nin artık ekonomik saldırılarla karşı karşıya kaldırıldığını, bu saldırının da geri püskürtülmesi için yabancı sermaye ürünlerinin yerine yerli ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Doğan, artık tüm Belediye işletmelerinde yerli ürünlerin kullanılacağını ifade etti.

    “Devletimiz güçlü olmazsa hiçbir şeyin anlamı kalmaz”

    Türkiye’nin şu an ekonomik saldırılarla mücadele ettiğini belirten Başkan Doğan, “Milli anlamda olaylara gösterdiğimizi hassasiyetle farkımızı gösterdik. Biz biliyoruz ki vatanımız olmazsa, devletimiz güçlü olmazsa hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Bunu da yapmak için vatanımızı baki, milleti güçlü kılmamız için buna ihtiyacımız var” dedi.

    “Kullandığımız ürünlerin yerli olmasına özen göstereceğiz”

    Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik saldırılara erli üretim kullanımına destek vererek karşı duracaklarını ifade eden Doğan, “Artık yeni saldırı ekonomik saldırıdır. Bu bir mücadele gerektiriyor. Gene liderimizin çizgisinde hep birlikte göğüsleyeceğiz. Özellikle araç kiralamalarımızda yine iddialıyız. Kısıtlama ile araç kiralamada son derece kısıtlı çalışan bir belediyeyiz. Artık kullandığımız ürünlerin yerli olmasına büyük özen göstereceğiz. Bunu arkadaşlarımız uygulamaya başladılar. Özellikle yiyecek, içecek, sağlık, güvenlik gibi birçok konuda ihtiyaç malzemelerini mümkün olduğu kadar yerli ürünlerden ve markalardan olmasına özen göstereceğiz. Bu gerekli talimatlarımızı verdik ve uygulamalarımızı başlattık” diye konuştu.

    “Tüm ürünlerin yerli olmasına özen gösteriyoruz”

    Belediye bünyesindeki işletmelerde de de yerli üretim ürünlerin yer alacağını ifade eden İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, “Kırtasiye malzemesinden, kalemine, kahvesine kadar bundan sonra bu uygulamayı yerli ürünlerle yapılması koşunda uygulamalarımızı sürdürüyoruz. Belediye işletmelerimizin bu konuda uygulamaları vardı ama bunu daha da arttırdı. Bizim Down Kafe, benzin istasyonumuz, meyve kafelerimiz dahil buralarda kullanılan tüm ürünlerin yerli olmasına özen gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

  • Eski Başbakan Davutoğlu: “Kimse kimyasal silah kullanımını mazur gösteremez”

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu “Kimse kimyasal silah kullanımını mazur gösteremez” dedi.

    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Batman Şubesi’nin düzenlediği ‘Duruş Konuşmaları-Bilgi, Bilinç ve Ahlak’ konusunda yapılacak konferansa katılmak için Batman’a gelen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Batman Valiliğini ziyaret etti. Davutoğlu, valilik ziyaretinde Vali Ahmet Deniz, AK Parti Milletvekili Ataullah Hamidi, Belediye Başkan Vekili Ertuğ Şevket Aksoy, AK Parti İl Başkanı Murat Güneştekin ve protokol üyeleri tarafından karşılandı.

    “Terör örgütleri Batman’a da çok zarar vermişti”

    Batman Valiliğinde konuşan Davutoğlu; “Bir kez daha Batman’a gelmekten gurur duyuyorum. Dün Diyarbakır’daydım bugün Batman’dayım. Bu vesileyle bölgedeki değişimi ve özellikle de teröre karşı mücadelede sağlanan başarıları görmekten de büyük bir mutluluk duyuyorum. Çünkü Batman 6-7 Ekim olayları esnasında çok sıkıntılar çekmiş bir şehrimizdi. Bu hain terör örgütü tüm şehirlerimizde olduğu gibi Batman’a da çok zarar vermişti. O zaman kesin bir kararlılıkla 23 Temmuz 2015’de başbakanlığım döneminde terörle mücadeleyi başlatmak durumunda kalmıştık ve son derece başarılı operasyonlarla valilerimizin, güvenlik birimlerimizin, askerimizin, polisimizin ve en önemlisi de halkımızın omuz omuza vermesi ile terörle mücadelede büyük bir başarı sağlandı. Bütün hendekler kapatıldı, bütün barikatlar ve günlük hayatı olumsuz etkileyen her türlü terör faaliyetlerine son verildi. Devletler kamu düzenini sağladıkları ölçüde devlet niteliği taşırlar. Kamu düzeninden taviz verildiği zaman devlet olma kabiliyetini kaybederler. Farklı siyasi görüşler olabilir, farklı siyasi yaklaşımlar olabilir. Ama hiç kimsenin kamu düzenini yok etme ve yıpratma hakkı olamaz. Dolayısı ile bu süre zarfında kamu düzenini sağlama yönünde olağan üstü bir çaba sarf edildi. Dün Diyarbakır’da, bugün de Batman’da gördüğüm şey daha önce maalesef belediyeler üzerinden teröre aktarılan kaynakların da durdurulması ve halka hizmet götürmesi gereken bazı yöneticilerin bunu teröre bir kaynak vasıtası gibi görmeleri sonucu ortaya çıkan tabloda da çok kararlı bir tutumla durum değişince belediye hizmetlerinde de dün Diyarbakır’da gördüğüm olumlu gelişmelerde memnuniyet verici. Bu vesile ile ziyaret ettiğimiz illerde bizim daha önce başlatmış olduğumuz projelerin kararlı bir şekilde yürütülmesinden de büyük bir memnuniyet duyduk. Her şeyden önce ekonomik kalkınma olması için huzur içinde, refah içinde yaşanması için olmazsa olmaz şart güvenlik alt yapısının güçlü olması ve kamu düzeninin sağlanmış olmasıdır. Kamu düzeninin olmadığı yere bir yatırım gelmesi mümkün değil. Bugün bütün bunların gerçekleşmiş olmasından büyük bir mutluluk duyuyorum. Bölgede görev yapan bütün kamu görevlilerine teşekkürü bir borç biliyorum. İnşallah ülkemiz bir daha böyle sancılı dönemler yaşamayacak. Bölgede Suriye’de, Irak’ta ve diğer alanlarda yaşanan gelişmeler malum. Türkiye istikrar adasıdır ve istikrar adası olamaya da devam edecektir. Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz, hepimiz bu gelişmeleri yakından takip edip gerekli adımların atılması içinde çaba sarf etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “Suriye rejimi ve ona destek verenler insan neslini yok eden zalimler olarak görülecektir”

    ABD’nin dün gece Suriye’ye hava saldırısı düzenlemesiyle ilgili konuşan eski Davutoğlu, “Son 7 senedir Suriye’de insanlık tarihinin gördüğü en büyük katliamlar yaşanıyor. Suriye bize yabancı ve ırak bir ülke değil. Aksine akrabalık bağlarıyla bağlı olduğumuz, birçok şehrimizin, ilçemizin isimlerinin Suriye tarafından aynen muhafaza edildiği, akrabalık ilişkilerimizin olduğu kardeş bir ülke. Suriye ile ilişkilerimizi geliştirmek için iktidarımızın ilk günlerinden bu yana çok büyük çaba sarf etmiştik ve bu konuda da ciddi neticeler almıştık. Ama maalesef Beşar yönetimi Türkiye ile el ele Orta Doğu’da birlik ve beraberlik içinde ekonomik kalkınma yönünde hamleler yapmak yerine 2011’de kendi halkına karşı, kendi ordusunu şehirlere tanklarla, toplarla sürerek bir savaş açtı. En acısı da bu savaşı kimyasal silahlarla sürdürdü. 2013’te kimyasal silah kullanıldı. BM tarafından tescil edildiğinde eğer o zaman uluslararası toplum cevap vermiş olabilseydi muhtemelen bugün Suriye krizi çözülmüş olurdu ya da en azından bu kadar çok insanın kanına girilmemiş olurdu. Ama maalesef Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kendi iç hesapları yüzünden Suriye ile ilgili tasarıların bir kısmını Rusya ve Çin veto etti. Özellikle kimyasal silah kullanımına karşı olan tasarıları, bir kısmını da ABD ve diğer ülkeler gerekli adımları atmadılar ve Suriye’de bugün milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiği, yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği büyük bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Bunlar yaşanırken ve bu acılar yaşanırken Türkiye içinde ve dışında bazıları hala Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerini ve yürütülen politikaları eleştirmek gibi bir gafletin içerisine giriyorlar. Bugün Suriye’de dökülen kanın birinci sorumlusu Suriye’deki zalim, barbar yönetimdir. Bir ülkenin, bir yönetimin kendi halkına karşı kimyasal silah kullanması herhangi bir dönem itibariyle yapılabilecek en büyük insanlık suçlarından biridir. Daha önce de tescil edildi yani sadece bugün değil 2013’te de kimyasal silah kullanıldığı için Rusya’nın da devreye girmesiyle Suriye’nin kimyasal silahları üzerinden bir denetim araştırıldı eğer kullanılmamış olsaydı veya kimyasal silah olmasaydı zaten o zaman da 2013’te böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyulmazdı” ifadelerini kaydetti.

    “Kimyasal silah olduğu hem tescillidir hem de Suriye rejimi bu konuda sicillidir”

    “Suriye yönetiminin Doğu Guta’da kullandığı kimyasal silah olduğu hem tescillidir hem de Suriye rejimi bu konuda sicillidir” diyen Davutoğlu, “Dün yapılan operasyon bu anlamda keşke gönül isterdi ki BM Güvenlik Konseyi’nde 5 ülke birden ve diğer ülkelerle birlikte net tavır alsın ve tek taraflı uluslararası bir müdahale yerine Suriye’de bu barbar yönetimin işlediği savaş suçları dolayısıyla hesaba çekilsin ve Suriye’den milyonlarca insanın kaçmasına sebep olan bu kriz dondurulsun ama bu BM Güvenlik Konseyi’nde bu adımlar atılamadığı için dün bir operasyon gerçekleştirildi. Türkiye hiç bir zaman yabancı müdahalelere sıcak bakmadı. Ama eğer bir ülke, bir yönetim kendi halkını kimyasal silahlarla katlediyorsa buna da mutlaka bir son verilmesi ve ’dur’ denilmesi gerekiyor. Suriye yönetimini ve onları destekleyen ülkelerin bugün bir muhasebe yapma günleridir. Kimse kimyasal silah kullanımını mazur gösteremez, mazur göremez. Türkiye olarak da savaş suçlarına karşı her zaman ilkeli bir tutum takındık. Ümit ederiz ki bu gelişmelerden sonra bir daha Suriye rejimi böyle bir saldırıda bulunma cesareti göstermez. Yine ümit ederiz ki uluslararası toplum Suriye halkının istediği yönde yeni bir Suriye yönetiminin kurulması için gerekli adımlar atılır. Eğer böyle bir adım atılmazsa, Suriye’de bir adım atılmazsa bu ve benzeri gelişmeler kaçınılmaz hale gelir. Yani Suriye’deki kimyasal silah kullanımı dahil olmak üzere hepimizin hem bir komşu ülke olarak Türkiye’deki bütün siyasi partilerin ayırım gözetmeksizin kim olursa olsun ve dünyadaki insanlık vicdanına saygı duyan herkesin kimyasal silahlara karşı net bir tavır sergilemesi lazım. Ve Suriye’deki bu insanlık suçlarını işleyenleri de mutlaka uluslararası mahkemelerde bunun hesabını vermesi lazım. Doğu Guta’da oradaki saldırılarda ortaya çıkan tablolar hepimiz için, bütün insanlık için yüz karasıdır. Bu yüz karası tablo için de ak bir yüzle insanlık içine çıkabilen yegane ülke de Türkiye’dir. Çünkü Türkiye hiçbir zaman yönetimin bu suçlarına alet olmadı. Mültecileri Türkiye’de ağırlamak suretiyle bu kimyasal silahlardan kaçan insanların hayatlarını sürmesi için elinden geleni yaptı. Türkiye’nin bu anlamda dünyada ve önümüzdeki 10 yıllarda, yüzyıllarda adı insanlık vicdanına sahip çıkan ülke olarak geçecektir, Suriye rejimini ve ona destek verenleri ise insanlık, kimyasal suçlarla insan neslini yok eden zalimler olarak göreceklerdir” şeklinde konuştu.

    Valilik ziyareti sonrasında eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, ‘Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması’ programına ardından ASKON tarafından düzenlenen ‘Duruş Konuşmaları-Bilgi, Bilinç ve Ahlak’ konulu konferansa katıldı.