Etiket: Kullanılabilir”

  • “Lastikler üretim tarihinden itibaren 10 yıl süreyle kullanılabilir”

    Euromaster Pazarlama Müdürü Zeynep Durusu, lastiklerin üretim tarihinden itibaren 10 yıl süreyle kullanılabileceğini söyledi.

    Euromaster’ın lastik oteli servisi Master Otel ile ilgili açıklama yapan Euromaster Pazarlama Müdürü Zeynep Durusu, her lastiğin yaklaşık bir kullanılma süresi olduğunu belirtti. Lastiklerin üretim tarihinden itibaren 10 yıl süreyle kullanılabileceğini kaydeden Durusu, bu süreyi geçen lastiklerin fonksiyonlarını zamanla yitireceğini ifade etti.

    Saklama koşullarına özen gösterilmediyse ve ağır koşullarda kullanıldıysa kullanım süresinin normalden daha da kısa olacağının altını çizen Durusu, “Euromaster olarak teknik gereksinimlere uygun lastik otellerimizle lastiklerin ömrünü uzatıyor ve uzman ekibimizle bakımlarını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de pek çok noktaya ulaşabilecek şekilde yaygın olarak lastik saklama hizmeti veriyoruz” diye konuştu.

    “Yılda ortalama 45 bin müşterinin lastiklerini her şey dahil lastik otelinde saklıyor”

    Türkiye’nin 46 ilindeki 150’ye varan servis noktasında müşteri odaklı hizmet veren Euromaster’ın lastikleri teknik gereksinimlere uygun, ışıksız, kuru ve serin bir ortamda muhafaza ettiğini kaydeden Durusu, “Bu sayede lastiklerin ömrünü uzatırken bakım işlemlerini de uzman teknisyenleriyle gerçekleştiriyor. 180 bin adetlik lastik kapasitesiyle farklı markadan lastikleri kullanan filoların da öncelikli tercihlerinden olan şirketimiz, yılda ortalama 45 bin müşterinin lastiklerini her şey dahil lastik otelinde saklıyor. Ayrıca, hizmetlerimiz arasında ilave lastik garantisi de bulunuyor. Çivi batması, çukura girme, kaldırıma çarpma ve yanakta balon gibi tamiri mümkün olmayan kullanıcı hatalarını 1 yıl süre ile karşılayan ilave lastik garantisi kapsamında yeni lastik bedelinin yüzde 80’ini karşılıyor. Tamiri mümkün lastik hasarları için ise tamir ücretini yine şirketimiz karşılıyor” dedi.

  • Prof. Dr. Gündüz: “Bebeklerde diş eti ağrısı için jel yerine karanfil kullanılabilir”

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zübeyde Gündüz, bebekler diş çıkarırken ağrıyı azaltmak için kullanılan jeller yerine daha doğal olan karanfil yağının kullanılabileceğini söyledi. Gündüz, söz konusu jellerin içeriğindeki anestezik maddeler nedeniyle yan etkileri olabileceğini ifade etti.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zübeyde Gündüz, çocuklarda diş çıkarmanın bazen erken ya da geç olsa da genellikle 5-7 ay arasında gerçekleştiğini belirtti. Kız çocuklarında diş çıkarmanın erkek çocuklara göre daha erken meydana geldiğini kaydeden Gündüz, diş çıkarma döneminde çocuklarda genel bir huzursuzluk hali ortaya çıktığını dile getirdi. Söz konusu huzursuzluk halini diş çıkarma esnasında diş etinde meydana gelen şişme, ağrı ve hassasiyete bağlayan Gündüz, “Bu ağrı bazen yanaklara, omuzlara, boyuna ve kulaklara yayılabiliyor ve çocuk kulağını çekiştirmeye, yüzünü ovalamaya başlıyor. Gece yarılarından sonra ağlama çok sık görülüyor. Uykuya dalma, beslenmeyi reddetme, gevşek dışkılama söz konusu oluyor. İshal gibi kabul edilebilir. Ancak ishal değildir. Eğer üçten fazla gevşek dışkılama olursa mutlaka bir hekime görünmek gerekir. Tükürük yapımı artıyor ve buna bağlı olarak çocuk salya akıtabiliyor. Salyadan dolayı da yüzde ve çenede egzama benzeri döküntülerle karşılaşabiliyoruz” diye konuştu.

    Ağrıyla mücadele etmek için bir takım yöntemlerin denendiğini söyleyen Gündüz, ağrıyı kesen jelleri önermediklerini vurguladı. Ağrı kesici jeller yerine daha doğal olan karanfil yağının iyi bir çözüm olabileceğine dikkat çeken Gündüz, “Diş etini rahatlattığı öne sürülen jeller var. Ancak bu jeller benzokain veya lidokain gibi anestezikler içeriyor. Çocuğun bunları yutması söz konusu olacağı için anesteziklere ait yan etkiler ortaya çıkabilir. O nedenle jellerin kullanılması çok önerilmiyor. Çocuğun diş etine parmakla masaj yapılırken çok ince bir tabaka karanfil yağı kullanılabilir. Diş ağrılarında zaten ağrıyan dişe karanfil bastırılır. Karanfil yağı da çocuğun ağrısını giderebilir” dedi.

    Gündüz, ağrıyı kesmeye yönelik diğer yöntemleri şöyle sıraladı:

    “Anne temiz bir parmakla diş etine masaj yapabilir. Dişleri kaşımak için kullanılan aletlerden edilebilir. Ama bu aletin tek bir parça, sert bir plastik ya da tahta olanı tercih edilmelidir. Özellikle tahta antimikrobiyal etkisi açısından daha önemli. Bir bezi ıslatıp buzdolabına koyup çocuğun eline verebilirler. Soğukluk oradaki ağrıyı giderebilir. Çok zorda kalınırsa ağrı kesiciler kullanılabilir.”

  • Aydın’da hane halkı kullanılabilir fert geliri 18 bin 666 TL oldu

    Türkiye İstatistik Kurumu “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçları, 2016” sonuçları verilerine göre, Aydın, Denizli ve Muğla illerinden oluşan TR32 Bölgesinde ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri 18 bin 666 TL oldu.

    TÜİK’ten yapılan açıklamada, “Ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri 2016 yılında bölgemizde 18 bin 666 TL iken ülkemiz için bu değer 19 bin 139 TL olmuştur. Bölgemiz 18 bin 666 TL olan ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri ile Türkiye genelinde 26 bölge içerisinde 9. sırada yer aldı. İBBS 2. düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge, 26 bin 486 TL ile önceki yıl olduğu gibi yine TR51 (Ankara) oldu. Bu bölgeyi, 26 bin 041 TL ile TR10 (İstanbul) Bölgesi ve 23 bin 612 TL ile TR31 (İzmir) bölgesi izledi. Ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük olduğu bölgeler ise 8 bin 679 TL ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt), 8 bin 794 TL ile TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır) ve 11 bin 088 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) şeklinde sıralandı” denildi.

    Gelir dağılımındaki eşitlik Türkiye değerinin üzerinde

    Gini katsayısı bölgemiz için 0,321 iken, Türkiye’de 2016 yılı itibarıyla 0,404 oldu. Bölgemiz Gini katsayısının en düşük olduğu 4. Bölge olurken, bu değerin en düşük olduğu bölgeler; 0,315 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) ve TRA1 (Erzurum, Erzincan, Bayburt) ve 0,317 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) oldu. Gini katsayısının en yüksek olduğu bölgeler ise 0,414 ile TR62 (Adana, Mersin), 0,413 ile TR10 (İstanbul) ve 0,412 ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) oldu.

    Göreli yoksulluk oranı yüzde 8,8

    Her bölge için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si temelinde hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranı Türkiye geneli için yüzde 14,3 olurken bölgemizde yüzde 8,8 oldu. Bölgemiz 26 bölge içerisinde göreli yoksulluk oranının en düşük olduğu 7. bölge oldu. Göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler, yüzde 15,9 ile TR62 (Adana, Mersin), yüzde 14,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) ve yüzde 14,2 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) oldu.

    Göreli yoksulluk oranının en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 5,1 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın), yüzde 7,7 ile TR33 (Manisa, Afyon, Kütahya, Uşak) ve yüzde 7,8 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgeleri oldu.

  • İlkokul Öğrencileri Kot Atıklardan Kullanılabilir Eşyalar Yapıp Sergi Açtı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Nurdan ve Ahmet Orhan Oğuz İlkokulu 2-B Sınıfı öğrencileri EKO Okullar Projesi kapsamında atık kotlardan velilerinin de yardımı ile kullanılabilir ev eşyaları yapıp “Atık Kot” sergisi açtı.

    Kdz. Ereğli ilçesinde Nurdan ve Ahmet Orhan Oğuz İlkokulu 2-B sınıfı öğrencileri tarafından EKO Okullar Projesi kapsamında atık kotlardan yapılan ev eşyaları sergisi Abdi İpekçi Sergi Salonu’nda Okul Müdürü Ruhi Koç’un kurdeleyi kesmesi ile açıldı. Nurdan ve Ahmet Orhan Oğuz İlkokulu Müdürü Ruhi Koç açılışta yaptığı konuşmada serginin açılmasında emeği geçen 2-B sınıfı öğretmeni Handan Boduroğlu, öğrenciler ve velilerine teşekkür etti. Koç, EKO Okullar projesi kapsamındaki çalışmalarının bu yıl olduğu gibi ileri ki yıllarda da farklı projelerle devam edeceğini söyledi. Açılış sonrası okul yöneticileri ve veliler öğrencilerin hazırladığı eşyalardan oluşan sergiyi gezdi. Sergide öğrencilerin atık kotlardan hazırladığı oyuncak bebek, giysi, süs eşyası, kalemlik, çanta, askılık, çerçeve gibi günlük yaşamda kullanılan bir birinden ilginç eşyalar yer aldı. Bu gün sabah açılışı gerçekleşen “Atık Kot” serisinin Pazartesi öğle saatlerine kadar açık kalacağı belirtildi.

  • Prof. Dr. Kevin Warwick: “Makineler Vücudun Uzantısı Olarak Kullanılabilir”

    Dünyadaki ilk “cyborg” olarak bilinen Güdübilim uzmanı Prof. Dr. Kevin Warwick, “İnsanın beyni ve vücudunun aynı yerde olması gerekmiyor. İnsan vücudu da sadece uzuvlarıyla sınırlı olamaz. Makinalar vücudun uzantısı olarak kullanılabilir” dedi.

    Warwick, bu görüşü ısrarla savunduğunu belirterek, 2000’li yılların başında bileğine sinir sistemine bağlı bir çip yerleştirdiğini ve sonuç aldığını hatırlattı.

    İnsan ve makine arasındaki çizgiyi test etmek için 1998 yılında vücuduna ilk çipi takan İngiliz profesör Wareick, 2002’de bir adım daha ileri giderek bileğinin altındaki sinirlere bağlı bir çip taktırmıştı. Çip duyuları aktaran ve kaslarını hareket ettiren sinir kodlarını dinleyip kaydediyordu. İngiltere’de Oxford ve Coventry Üniversitelerinde ders veren ve araştırmalar yapan Prof. Dr. Warwick, deneylerinde kendisine “kobay” olarak eşlik eden eşi Irene Warwick ile İstanbul Aydın Üniversitesi’nin (İAÜ) Hırvatistan’ın en saygın İşletme kurumlarından olan Zagreb School of Business ile birlikte düzenlediği “2.’nci Uluslararası Bilimsel ve Profesyonel “Fedor Rocco” Konferansına katıldı.

    “Living in a Digital World, Social Aspects” (Digital Dünya’da Yaşamak: Toplumsal Boyutlar) temalı konferansta İstanbul Aydın Üniversitesi’ni temsilen açılış konuşmasını yapan İAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Aybar, Türkiye’de “teknolojik üniversite” sloganıyla tanınan İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Zagreb School of Business ile Erasmus+partneri olmasından büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Prof. Dr. Aybar, “Suni zekâ, biyomedikal sistemler, robotik ve cyborg’lar üzerine çalışmalarıyla ünlü Prof. Dr. Warwickayrıca, diş hekimliğinden başlayarak pek çok alanda vücuda yapılan implantlar ile ilgili araştırmalarıyla tanınıyor. Dünyanın ilk cyborg’u olan Prof. Warwick’in bizlere aktardığı çalışmalarını nefes nefese dinledik. Heyecan verici deneylerin içerisinde” dedi.

    Dünyanın ilk cyborg”u olan Prof. Dr. Kevin Warwick, konferansta yaptığı konuşmada, insan robot olma deneyini vücuduna enjekte edilen bir akıllı “chip” aracılığıyla içinde yaşadığı bina ile kendisi arasında dijital bağlantı kurarak nasıl başlattığını anlattı. Daha sonra vücuduna yerleştirilen başka “chip”lerin sağladığı ultrason vibrasyonlar aracılığıyla ısı algılamasıyla devam ettiğini dile getirdi. Kevin Warwick daha sonra eşiIrene Warwick’le arasında iletişim sağlayan ve duygulara göre sinyaller gönderen “chip”leri vücutlarına enjekte ettiğini belirterek, şunları söyledi: “İnsanların aralarındaki iletişimin sadece “dil” üzerinden sağlandığı yaklaşımını da sorguladım. Bu çalışmamız, kendi kendisine öğrenen robotların geliştirilmesine de katkı yaptı. Başından beri ben insanın beyni ve vücudunun aynı yerde olması gerekmediğini savunuyorum. İnsan vücudunun da sadece uzuvlarıyla sınırlı olamayacağını, makinaların vücudun uzantısı olarak kullanılabileceğini vurguluyorum. Deneylerimin takma kol ve bacak gibi organların gerçek organlarla eş tepkiler vermesini sağlamasını amaçlıyordum. Bunda da ciddi oranda başarılı olduk. Çiplerin sinir sistemini taklit etmesiyle ortaya çıkmaya başlayan buluşlar aynı zamanda felçliler için de bir çözüm umudu doğurdu.”