Etiket: Kulakta

  • Kulakta ani basınç değişimi

    Kulakta ani basınç değişiminin yol açtığı durumlar hakkında bilgi veren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Kağan İpçi, kulaktaki ani basınç değişikliklerinin ani sancılara ve uzun vadede kalıcı duyma kayıplarına neden olabildiğini ifade etti.

    Östaki kanalının, orta kulak ile geniz boşluğunu birleştiren anatomik bir oluşum olup , görevinin orta kulağın rahat havalanmasını sağlamak ve normal bir işitmeye katkıda bulunduğunu anlatan Op.Dr.Kağan İpçi, östaki tüpünün istirahat halinde kapalı olup yutkunurken, esnerken ve çene hareketleri ile açıldığını belirtti.

    Östaki kanalının sürekli kapalı kaldığı durumlarda kulaktan tıkanıklık, yutkunurken çıtırtı hissi veya yine yutkunurken tıkanıp açılma, seslerin yankılanması derinden gelmesi gibi şikayetlerin ortaya çıktığını söyleyen Koru Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Kağan İpçi, tıkanıklığın uzun süre kalmasının kulakta ani sancılara ve uzun vadede kalıcı duyma kayıplarına neden olabildiğini ifade etti.

    Şikayetlerin özellikle burun tıkanıklığına neden olan üst solunum yolu enfeksiyonlarında ve uçak yolculuğu, dalış gibi ani basınç değişikliklerinde daha da belirginleştiğini belirten Op.Dr.Kağan İpçi, “Yarık damak gibi anatomik deformiteler, mide reflüsü ve alerjik nezle gibi kronik hastalıklar, başta geniz eti olmak üzere geniz boşluğu kitleleri de bu rahatsızlığın diğer nedenleri arasındadır.” dedi.

    Kulak muayenesi sonrası bir takım testlerle tanının kesinleştirilmeye çalışıldığını da ifade eden Koru Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Kağan İpçi, “Muayenede burun ve geniz boşluğunun endoskopik muayenesi önemlidir. Mekanik tıkanıklıklar bu şekilde tespit edilebilir. Bazı durumlarda ise herhangi bir mekanik tıkanıklık olmasa da östaki kanalının fonksiyonel tıkanıklığı görülebilir. Bu rahatsızlık ‘’ Östaki Disfonksiyonu ‘’ olarak tanımlanabilir” diye konuştu.

    Östaki tıkanıklığında tedavinin mekanik tıkanıklığın ilaç veya cerrahi ile ortadan kaldırılmasına dayandığını anlatan Koru Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Kağan İpçi, “Östaki disfonksiyonunda medikal tedavinin yeri olmakla beraber uzun süren rahatsızlıkta, medikal tedaviye yanıt da alınamıyorsa östaki tuboplasti denen , östaki kanalının balonla genişletilmesi esasına dayalı bir cerrahi şikayetleri ortadan kaldırabilir. Bu cerrahi genel anestezi altında kapalı yöntemle burun kanalından endoskopik olarak yapılır.” diye konuştu.

    Op.Dr.Kağan İpçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Milimetrik incelikte kateterler endoskopik görüş altında Östaki kanalının geniz boşluğundaki girişinden içeri yerleştirilir. Kateter içindeki balon 10 bar basınç altında şişirilerek kanal genişletilir. İşlem sonrası , tıbben engel bir durum yoksa aynı gün taburculuk mümkündür. Hasta ertesi gün işe dönebilir.”

  • Tınazlı: “Çocuğunuzun Başarısının Düşmesinin Sebebi Orta Kulakta Sıvı Toplanması Olabilir”

    YDÜ Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Uzmanı Op. Dr. Remzi Tınazlı, orta kulakta sıvı toplanmasının, çocuğun başarısını düşürebileceğini söyledi.

    Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Uzmanı Op. Dr. Remzi Tınazlı, “Çocuklar televizyonun sesini çok açıyorsa veya seslenildiğinde birkaç defa tekrarlattırıyorsa ve derslerindeki başarılarında azalmalar olmaya başladıysa, ağrısız orta kulak iltihabı geçiriyor olabilirler” diyerek, “Özellikle sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, burun tıkanıklığı şikâyetleri olan, uyku sırasında ağzı açık uyuyan veya horlayan bir çocuğunuz varsa orta kulakta sıvı toplanmış olma olasılığı yüksektir” ifadelerinde bulundu.

    “OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLUK ÇAĞINDA ORTA KULAKTA SIVI TOPLANMASI OLDUKÇA SIK GÖRÜLEN BİR HASTALIKTIR”

    “Orta kulak boşluğu normalde hava ile doludur ve bu havanın basıncı dış ortamdaki hava basıncı ile eşit olmalıdır” diyen Op. Dr. Remzi Tınazlı, “Burnumuzun arkasında genzimizle orta kulak arasında havalanma görevi yapan östaki borusu sayesinde orta kulaktaki hava basıncı ile dış ortamdaki hava basıncı eşitlenir. Bu boru normalde kapalıdır. Yutkunma sırasında ve çenemizi açıp kapatma hareketleri sırasında östaki borusu açılır ve basınç eşitlenir” açıklamalarında bulundu.

    Tınazlı, “Uçakta veya dağlarda ani irtifa farkları yaşarken kulağımızda hissettiğimiz basınç hissi, ani değişimleri bu sistemin çalışmasına fırsat kalmadan dış ortam basıncı ile orta kulak basıncının eşitlenememesine bağlı gelişir. Nezle olduğumuzda da kulağımız ayni mekanizma ile tıkanabilir. Özellikle okul öncesi çocukluk çağında orta kulakta sıvı toplanması, tıptaki ismi ile seröz otit oldukça sık görülen bir hastalıktır” dedi.

    “AİLELER BELİRTİLERİ FARK EDEMEYEBİLİR”

    Tınazlı, “Çocuklarda geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun yetişkinlere göre daha kısa ve düz oluşu, allerjik yapı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri gibi nedenler sayılabilir” diyerek sözlerine şu ifadeleri ekledi;

    “Hastalığın erken evrelerinde çocukta hafif bir işitme kaybı başlar. Burun tıkanıklığı belirtileri, ağız açık uyuma, televizyonun sesini çok açma veya televizyonu yakından izleme, derslerde öğretmenin söylediklerini duyamama, sürekli burun akıntısı gibi yakınmalar olur. Aileler bu yakınmaları her zaman fark edemeyebilirler. Çoğu zaman çocuğun az işittiği, okuldaki öğretmenleri tarafından fark edilmektedir.”

    “ERKEN DÖNEMDE TEDAVİ İLE DÜZELTİLEBİLEN BİR DURUMDUR”

    Orta kulakta sıvı birikmesini, erken dönemde fark edilebilir ve nedene yönelik tedavi uygulanırsa düzeltilebileceğini ifade eden Tınazlı, “2-3 haftalık ilaç tedavileriyle sıklıkla sorun ortadan kaldırılabilir. Ancak östaki borusunun tıkanmasına neden olan geniz eti büyüklüğü durumlarında ve ilaç tedavisinin etki etmediği durumlarda, cerrahi tedavi gereklidir ve sonuç son derece yüz güldürücüdür. Tedavi edilmeyen gecikilmiş durumlarda geçirilen sık orta kulak enfeksiyonlarına bağlı ve kulak zarındaki negatif basınç ile zarda çökme nedeniyle kalıcı işitme bozuklukları ortaya çıkabilir” dedi.

    “İŞİTME AZLIĞINDAN ŞÜPHE DUYDUĞUNUZ DURUMLARDA MUTLAKA BİR UZMANA BAŞVURUN”

    Orta kulakta sıvı birikmesi durumlarında kulak ağrısı, ateş, kulak akıntısı gibi yakınmaların olmadığının da altını çizen Op. Dr. Remzi Tınazlı, “Çocuğun derslerdeki başarısının düşmesi, huzursuzluk, arkadaşları ile ilişkilerinin bozulması, denge bozukluğu gibi yakınmalar kimi zaman ana yakınmalar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Tüm bunlar orta kulaktaki basınç ile dış ortamdaki basınç arasındaki farka bağlı olarak oluşan işitme azlığına bağlıdır. Bu nedenle anne ve babaların işitme azlığı olduğundan şüphe duydukları çocukları mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeleri gereklidir” açıklamalarında bulundu.

    “İŞİTME KONUSUNDA UYANIK OLUNMALI VE GEÇ KALMADAN DOKTORA BAŞVURULMALI”

    Op. Dr. Remzi Tınazlı son olarak, “Kulak Burun Boğaz uzmanı, hastalığa neyin neden olduğunu araştıracak ve nedene yönelik tedavi uygulayacaktır. Bu çocuklarda alerjik zeminde burun akıntısı ve geniz eti büyümesi oldukça sık karşılaşılan durumlar olduğundan alerji yönünden de değerlendirilmeleri gerekir. Orta kulakta sıvı toplanması nedeniyle kulak zarına yerleştirilen havalanma tüpü ameliyatları sık yapılan ve işitmeyi düzelten bir operasyondur. Yerleştirilen tüp 6 ay gibi bir süre sonunda sıklıkla kendiliğinden çıkmakta, ikinci bir müdahaleye gerek kalmamaktadır. İleride kalıcı bir işitme bozukluğuna yol açmamak, çocuklarımızı yaşıtlarından geri bırakmamak, okulda başarısız olmalarını engellemek için, işitme konusunda uyanık olunmalı ve geç kalmadan doktora başvurulmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Orta Kulakta Sıvı Toplanması Ve Tüp Takılması Ameliyatı

    Medical Park Gaziantep Hastanesinde görev yapan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Salih Bakır, orta kulakta sıvı toplanması ve tüp takılması ameliyatları konularında uyarılarda bulundu.

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Salih Bakır, kulak zarının arkasında bulunan orta kulağın normalde hava ile dolu olduğunu burada iltihaplı bir sıvı birikirse işitme kaybının ortaya çıkaracağını belirterek, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda da kulakta sıvı birikimi olduğunu ifade etti. Yarık damağı veya allerjisi olan çocuklarda risk altında olduğunu belirten Doç.Dr. Bakır, “Ancak kulakta sıvı birikimi çocukta değilde erişkin bir hastada olduysa bunun en sık nedeni yine üst solunum yolu enfeksiyonudur. Ancak geniz bölgesinde bir tümörde buna neden olmuş olabilir, araştırılması gerekir” şeklinde konuştu. Bu hastalığın ağrı ya da ateşe yol açmadığı için çok sinsi bir hastalık olduğunu söyleyen Bakır, “Çoğu zaman aileler çok geç fark eder ya da doktorunuz kulak muayenesi yaparken fark eder. Ancak sizin bazı durumlarda bu hastalığın olabileceğinden şüphelenmeniz gerekir. Mesela çocuk televizyonu yakından seyrediyorsa, ya da defalarca çağırdığınız halde duymuyorsa kulakta sıvı birikimi olabilir. Çünkü bu hastalığın en önemli belirtisi işitme kaybıdır. Bazen çocuğun öğretmeni durumu fark edebilir ve size bildirir. Zaten bu çocuklar iyi duyamadığından dolayı derslerini takip edemez ve okul başarısı düşer’’şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu hastalığın ilaçla düzelip düzelmeyeceği konusunda ise Bakır, “Zaten orta kulaktaki sıvı öncelikle ilaç tedavisi ile yok edilmeye çalışılır. Bunda başarılı olunamaz ise yada çok geç kalınmış ve kulakta bir takım komplikasyonlar gelişmişse (kulak zarında çökme gibi) veya işitme kaybı çok fazla ise ilaç tedavisi ile zaman kaybedilmez ve sıvıyı cerrahi olarak boşaltmak ve orta kulağı havalandırmak gerekir. Yani tüp denen bir aletin takılması gerekir” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Salih Bakır, “Ameliyat olunmaz ve sıvı boşaltılmazsa bu sıvı zamanla orta kulaktaki yapılara zarar verir, kulak zarı çöker ve kalıcı tipte işitme kayıpları gelişebilir. Bu aşamadan sonra yapılan ameliyatların yeterince faydası olmayabilir. Daha da ileri safhalarda akıntılı orta kulak iltihapları gelişebilir ki bunlar için daha ağır kulak ameliyatları gerekir. Ayrıca işitme azlığı gelişmiş iyi duymayan çocukta konuşma bozuklukları gelişebilir. Çocuğun eğitimi, sosyal ve kültürel gelişim geri kalabilir” diye konuştu. Bakır, kulak zarını çizmek ve tüp takma konusunda, “Mikroskop altında kulak zarına çok küçük bir delik açılır. Buna kulak zarını çizmek denir. Bu delikten orta kulak boşluğundaki sıvı/iltihap emilir. Gerekiyorsa bu deliğe bir ventilasyon (havalandırma) tüpü yerleştirilir. Gerekmediğinde delik o şekilde bırakılır, 1-2 gün içinde kendiliğinden kapanır. Tüpün iki ucu açıktır ve küçücük bir boru şeklindedir. Bu alet kulak zarına yerleştirilir, böylelikle iltihap dışarı akar ve orta kulağın yeniden havalanması ve kulak zarı ile kemikçiklerin yeniden hareket yeteneğini kazanması sağlanır” ifadelerine yer verdi. Kulak ameliyatının her yaşta yapılabileceğini ve yaşın küçük olması ameliyat için bir engel olmadığını vurgulayan Bakır, “Bu ameliyat her yaşta yapılabilir, yaşın küçük olması bir engel değildir. Ameliyat tamamen mikroskop altında ve kulak deliğinin içinden girip yapılır, hiçbir iz olmaz.Ameliyat çocuklarda genel anestezi (narkoz) altında yapılır. Büyüklerde lokal anestezi ile (uyutmadan) yapılabilir.Ameliyat sonrasında ve daha sonraki günlerde hasta hemen hemen hiç ağrı hissetmez.Bu ameliyatın süresi 20-30 dakikadır. Cerrahi sonrası 2-4 saat hastanede kalmanız yeterli olacaktır” ifadelerini kullandı. Bakır, “Tüp kulakta ortalama 4-6 ay kalır, bu süre bazen 1 aya kadar inebilir bazen de 12-18 aya kadar uzayabilir. Sonuçta tüp kendiliğinden dış kulak yoluna düşer. Tüpü almak için ayrı bir ameliyat yapılmayacaktır. Ancak 18 ay sonunda hala düşmeyen tüpler doktorunuz tarafından alınacaktır. Bu işlem hiçbir anesteziye gerek duyulmadan birkaç dakika içerisinde yapılabilmektedir.Normal şartlarda tüpler kendiliğinden düşer ve kulak zarındaki deliğin kalıcı olma ihtimali son derece azdır. Kalıcı olan tüplerde bu risk biraz daha fazladır. Zarda delik kalıp kalmayacağı doktor tarafından öngörülemez.Tüp kulaktan atıldıktan sonra düşükte olsa tekrarlama ihtimali vardır. Özellikle geniz eti ilk ameliyatta alınmamışsa tekrarlama ihtimali yüksektir. Tekrarlarsa yeniden tüp uygulaması yada kalıcı tüp uygulaması yapılabilir” dedi.

  • Biyonik Kulakta Kritik Yaş 4

    İşitme duyusunu tamamen yitiren insanları sessiz dünyalarından kurtarıp, hayata bağlayan biyonik kulak teknolojisi (Koklear İmplant) doğuştan işitme kaybı olan ve konuşamayan çocuklara en fazla 4 yaşına kadar uygulanabiliyor. Bu nedenle tedavi şansını ıskalamamak için çağrıldığında, televizyon izlerken veya ani gürültü olduğunda tepkisiz kalan çocukların acilen doktora götürülüp, işitme testlerinin yaptırılması gerekiyor.

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde görevli Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Prof. Dr. İsmail Yılmaz, sesleri şifrelenmiş elektriksel uyarılara dönüştürüp, beyne aktararak işitme duyusu sağlayan elektronik aygıt Koklear İmplant’ın doğuştan işitme kaybı olan çocuklarda başarıyla uygulandığını, ancak 4 yaş sınırının kritik önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. İsmail Yılmaz, 1998’den beri Başkent Üniversitesi’nde bu ameliyatların yapıldığını ve günümüzde maliyeti 32 bin 500 lirayı bulan Koklear İmplant ameliyat giderlerinin sosyal güvenlik kapsamında devlet tarafından karşılandığını vurguladı.

    “BU TEDAVİ TOPLUMUN SOSYAL SORUMLULUK PROJESİDİR”

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde Koklear İmplant tedavisini ek bir ücret talep etmeden gerçekleştirdiklerini aktaran Prof. Dr. İsmail Yılmaz, “Hastanemizdeki operasyonlarda uygun adaylar arasında 1-4 yaş arasında olan bebek ve çocuklar en büyük grubu oluşturuyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu, doğuştan işitme kaybı olan çocukların 4 yaşını bitirene kadar bu tedaviden faydalanma şansının olmasıdır. 4 yaşını bitirene kadar tedavi olmayan doğuştan işitme kayıplı ve hiç konuşamayan çocuklar maalesef Koklear İmplant imkanından mahrum kalıyor. Hayatlarını hiç istemediğimiz sessiz dünyalarında kendi başlarına geçirmeye mahkum ediliyor. Bu yönüyle Koklear İmplant aslında toplumun doğal üyesi olduğu bir sosyal sorumluluk projesidir” dedi.

    “AİLELER SABIRLI OLMALI”

    Her iki kulakta ileri derecede sinirsel tipte işitme kaybı olan hastalar için tasarlanan Koklear İmplant’ın çocuğa duyma ve konuşma yeteneği kazandırdığını anlatan Yılmaz, “Ameliyattan sonra ilk bir ay iyileşme sürecidir. Birinci ayda implantın dış parçası takılır ve ilk ayarlar yapılır. Kişi artık duyuyordur. Ama ilk zamanlarda ne duyduğunu kendisi de anlayamaz. Zamanla alışır. Önceden duyup, konuştukları için erişkinlerde bu alışma süreci daha kısa ve kolaydır. Ama bebekler ve çocukları uzun süreli ve zahmetli bir eğitim dönemi bekler. Sabırla ve bıkmadan çocuğunu eğitime götüren ve kendini bu eğitimin bir parçası olarak gören aileler, sonunda mutlaka başarıyorlar. En az 1-1,5 yıl süren yoğun eğitimin ardından çocuklar konuşmaya başlar ve eğitimleri okul çağına kadar devam eder” diye konuştu.

    VANLI MUSTAFA, SAĞLIĞINA KAVUŞTU

    200’e yakın Koklear İmplant operasyonunun başarıyla sonuçlandırıldığı Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde biyonik kulak ile işitme şansını yakalayan son çocuk Van’ın Gevaş ilçesinden gelen 4 yaşındaki Mustafa Özdemir oldu. Saliha ve Cemşit Özdemir çiftinin 4’üncü çocuğu olan Mustafa’nın 6 aylık olarak dünyaya geldiğini, ikiz gebelik ve erken doğumdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle işitme kaybı yaşadığını anlatan Yılmaz, “Minik Mustafa da 4 yaşını tamamlamadan ailesi tarafından hastanemize getirilen şanslı çocuklardan biri. Yaptığımız tetkiklerin ardından Koklear İmplant’ı uygun gördük. En kısa zamanda ameliyatı gerçekleştirip, sağlığına kavuşmuş şekilde taburcu edeceğiz” diye umut verdi.