Etiket: Küçültme

  • Göğüs Küçültme Ameliyatı İle Baharı Yaşayın

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Mert Demirel, meme büyüklüğü yaşayan bir kadının, kronik hale gelmiş sırt ağrısı, sık sık baş gösteren bel problemleri, sıcak havalarda oluşan pişik, tatillerde giysi seçme derdi ve ön önemlisi de ayna karşısındaki mutsuzluğun rutin hale gelmiş sorunlardan bazıları olduğunu belirtti.

    Tüm bu sorunların 3 saatlik bir operasyonla sonlandırıldığını ifade eden Op.Dr. Mert Demirel, “Meme büyüklüğü problemi kadınları fiziksel açıdan rahatsız ettiği kadar, psikolojik olarak da etkilemekte. Ayna karşısında yaşanılan mutsuzluğa meme büyüklüğünün beraberinde getirdiği sağlık sorunları da eklenince, bu durum hayat kalitesini ciddi oranda etkiliyor. Ancak bugün kullandığımız teknik ve yöntemlerle kişiyi hem ideal meme ölçüsüne, hem de estetik bir meme formuna kavuşturabilmek mümkün.

    Meme küçültme ameliyatlarında kullanılan iki farklı teknik vardır. Bunlardan biri memenin alt kısmından yapılan ters T şeklinde bir kesiyle, diğeri de meme ucunu çepeçevre saran lolipop şeklinde bir kesiyle gerçekleşir. Genel anestezi altında yapılan ameliyatla, sarkmış olan cilt ve meme dokusu fazlalığı alınır. İçindeki meme dokusu çok fazla boşalmış hastalarda; daha dolgun bir görünüm için silikon implant kullanılabilir. Ameliyattan sonra hastalar 20 gün boyunca özel bir sütyen kullanır. İyileşme dönemi ağrılı değildir. Masa başı çalışan biri, meme küçültme ameliyatı sonrası 3. gün rahatlıkla işine geri dönebilir.” diye konuştu.

    Meme küçültme ameliyatlarında hastaların aklını en çok kurcalayan konunun bıçak izi olduğunu belirten Op.Dr. Mert Demirel, şöyle konuştu:

    “Evet, bu operasyondan sonra meme üzerinde bir takım izler kalacaktır. Ancak bu izler bikini ya da çamaşır içinde gizlenebilecek türdendir ve zaman geçtikçe belirginliği azalarak silikleşir. Bu durumda hastaların, sonucun her iki tarafını da teraziye koyup seçim yapması gerekir. Büyük sarkık ve izsiz bir meme mi, yoksa dolgun dik ve belirsiz bir izin olduğu meme mi kendisi için daha iyi karar vermelidir. İzler seçilen yönteme göre ya meme altından ters T şeklinde, ya da meme ucu çevresinden lolipop şeklinde olur. Meme ucu çevresindeki dikişler, hemen hemen hiç belli olmaz. Diğer izler ise, zaman içinde kişinin bile unutacağı şekilde belirsizleşerek iyileşme gösterir. Meme küçültme ameliyatları sonrası kişide kronik hale gelen sırt ve bel ağrısı şikayetleri ortadan kalkar. Bele binen yük azalacağı için kişi daha kolay bir şekilde spor yapabilir, daha uzun yürüyüşlere ve daha hareketli bir yaşama başlayabilir. Omuzlarda oyuntu yapan sütyen askıları ve giysi seçimindeki kamufle derdi de ortadan kalkınca, kişi özgür bir şekilde istediği giysiyi giyebilir. Bugün meme küçültme ameliyatı olan binlerce kadın, estetik cerrahinin yaşamlarına kattığı yenilikle hayatlarına daha konforlu ve daha mutlu bir şekilde devam edebilmektedir.”

  • Meme Küçültme Ameliyatı İle Rahatsızlıklara Son

    Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Asuman Sevin, meme küçültme ameliyatı ile aşırı büyük olan memelerin neden olduğu rahatsızlıkların giderilebileceğini belirtti.

    Koru Ankara Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Asuman Sevin, büyük memenin neden olduğu rahatsızlıklar arasında boyun, sırt ve bel ağrıları, boyun ve bel fıtığı, kambur tipte duruş bozukluğu, omuzlarda çökme, göğüs altlarında pişik, kötü koku, mantar enfeksiyonları, egzamadan söz edilebileceğini belirterek, meme küçültme operasyonu hakkında bilgi verdi. Meme küçültme ameliyatının genel anestezi altında yapıldığını ifade eden Sevin, ameliyat öncesinde gerekli rutin laboratuvar tahlillerinin istendiğini belirtti. “Meme küçültme ameliyatında çıkarılan kitle ile birlikte belli bir miktarda kan kaybı olur” diyen Doç. Dr. Sevin, “Bu nedenle hemoglobini düşük olan hastalarda ameliyat öncesinde tedbirli olunmalı, gerekebilecek kan hazırlanmalıdır” dedi.

    Meme küçültme ameliyatında en önemli noktalardan birinin meme başının korunması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevin, “Meme başı belli bir sap ile olması gereken yere taşınır. Böylece meme küçültme ile birlikte meme dikleştirme ameliyatı da yapılır. Ancak bu sırada meme başının beslenmesinin, yani kan damarları bağlantısının korunması çok önemlidir. Burada yapılabilecek hata meme başında çürümeye, nekroza neden olabilir” diye konuştu.

    Doç. Dr. Asuman Sevin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Genellikle meme küçültme ameliyatında memenin dörtte bir boyuta kadar küçültülebilmesi mümkün olur. Bu çıkarılacak meme dokusu miktarına hasta ile birlikte karar verilir. Ameliyat sonunda her iki meme içine drenler yerleştirilir. Drenler vakuma bağlı olup, meme içinde oluşabilecek kan sızıntılarını dışarı almaya yarar. Genellikle ameliyat ertesi günü drenler çekilir.”

  • Göğüs Küçültme Ameliyatları

    Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın, “Büyük göğüslerinden dolayı kadınlar sadece fiziksel olarak sorunlar yaşamazlar, aynı zamanda zihinsel olarak da ruh dünyalarında ciddi huzursuzluklar ortaya çıkarabilir. Göğüs küçültme ameliyatı ise bu tür bir duruma maruz kalmış bir kadın için en etkili ve kesin çözüm yoludur” dedi.

    Opr. Dr. Nazmi Bayçın yaptığı açıklamada, “Kadınların bir bölümünde vücutlarının mevcut yapısına dayalı olduğu için göğüs gelişimi oldukça fazla olur. Tabii göğüslerin aşırı büyümesi emzirme ya da hamilelik sonrası da oluşmuş olabilir. Çok büyük göğüslere sahip olan bu kadınlar için göğüsleri gerçekten büyük sorunlar doğurabilir. Büyüklüklerinden dolayı olması gerekenden çok daha fazla bir ağırlığa sahip oldukları için omurga üzerinde önemli bir fazladan yük meydana getirir. Tabii bu durum da ciddi boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getirecektir. Meydana gelen aşırı yüklenme nedeniyle sutyen askıları omuzda çukurlaşmalara bile neden olabilir. Ayrıca fiziksel olarak çok daha zor aktivite yapmaya, duruş bozukluğuna ve belki de kambur şekilde bir duruşa bile neden olabilir. Göğüsleri büyük olan kadınlarda meme altında tene dokunan noktalarda aşırı terleme oluştuğu için pişik ve mantar çok daha sık rastlanır. Kadınların sahip oldukları aşırı büyük göğüsler aynı zamanda kıyafet seçimlerini de zorlaştıracaktır. Büyük göğüslerinden dolayı kadınlar sadece fiziksel olarak sorunlar yaşamazlar, aynı zamanda zihinsel olarak da ruh dünyalarında ciddi huzursuzluklar ortaya çıkarabilir. Göğüs küçültme ameliyatı ise bu tür bir duruma maruz kalmış bir kadın için en etkili ve kesin çözüm yoludur” ifadelerini kullandı.

    KİMLER GÖĞÜSLERİNİ KÜÇÜLTMELİ?

    Büyük göğüslerinden dolayı sorunlar yaşayan kadınlar için uygulanabilecek tek kesin çözüm yolunun göğüs küçültme ameliyatı olduğunu bildiren Nazmi Bayçın, “Bu ameliyata kimin uygun olduğuna bakacak olursak aslında meme gelişimi tamamlanmış ve çok büyük olan göğüslerinden dolayı önemli sorunlar yaşayan ve sağlıklı olan tüm kadınları bu grubun içine alabiliriz. Eğer küçük bebeğinizi emzirme döneminde değilseniz, büyük göğüslerinizden dolayı ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorsanız, göğüsleriniz fiziksel olarak gerçekleştirdiğiniz birçok aktiviteyi kısıtlıyor ve hatta yapamamanıza neden oluyorsa, göğüs altınızda kalan bölge sürekli olarak aşırı sürtünme, terlemeden dolayı tahriş olup burada mantar oluşuyorsa, bir destek verilmeden göğüs uçlarınız artık göğüs çizgisinin altına iniyorsa, göğüsleriniz aşağı doğru ciddi anlamda sarkmaya başladıysa, göğüs bölgenizde yer alan deri iyice genişlemişse giyecek elbise bulmakta büyük güçlükler çekmeye başladıysanız ve genel olarak ameliyat olabilecek düzeyde sağlıklıysanız göğüs küçültme ameliyatı olabilecek uygun adaylar arasında yer alıyorsunuz demektir” diye konuştu.

    “ÖLÇÜ BELİRLERKEN DOKTORUNUZU DİNLEYİN”

    Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Nazmi Bayçın göğüs küçültme ameliyatları sırasında göğüslerin büyüklüğünün hangi ölçülere indirilmesi gerektiği ile ilgili ise şunları söyledi: “Biz yaptığımız ameliyatlar sırasında kişinin göğüslerinde simetrik ve doğal bir görünümü ve en önemlisi de göğüslerini beden ölçülerine en uygun olan büyüklüğe indirgemeyi hedefliyoruz. Bu alanda dünyada oluşmuş olan genel standartlar B cup ve B-C cup olarak ortaya çıkmaktadır. Burada yer alan ‘cup’ terimi göğüs büyüklüğünü ifade eder. Sutyen ölçüleri ile karıştırılmamalıdır. Bizimle irtibata geçen kişilerin büyük bölümü göğüs büyüklüklerini anlatırken sutyen ölçülerini belirtirler. Fakat bu göğüs büyüklüklerini doğru anlatmak için uygun bir tercih değildir. Çünkü sutyenlerin ölçüleri göğüs hizasındaki sırt çevresinin ölçümüdür. Bu ölçü de doğal bir şekilde insanın sırt çevresi büyüdükçe artar ve küçüldükçe de azalır. Bu nedenle de göğüs ölçüleri sutyen ölçüleri ile ifade edilmemelidir. Göğüs büyüklükleri yönünden genel olarak bakıldığında indirgenecek olan göğüs ölçüsü normal bir vücuda sahip bir kadında B Cup normalken iri bir vücuda sahip kadında C Cup çok daha iyi bir görüntü oluşturacaktır. Yukarıda saydığımız nedenleri de dikkate alarak kişilerin vücut ölçüleri dahilinde doktorlarının tavsiye ettiği göğüs büyüklüklerini tercih etmeleri çok daha sağlıklı ve estetik sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.”

  • Mide Küçültme Ameliyatları Kalıcı Zararlar Veriyor!

    Dr. Fevzi Özgönül, mide küçültme ameliyatlarının kalıcı zararlar verdiğini öne sürdü.

    Mide küçültme ameliyatı olmayı düşünenlere önerilerde bulunan Dr. Özgönül, “Eğer mide küçültme ameliyatı olursanız ömür boyu istediğiniz gibi yemek yiyemediğinizi bir kenara bırakalım, ek ilaçlar kullanmadan kendinizi sağlıklı hissedemeyeceksiniz ve basit bir hastalık bile sizde çok ağır seyredecek ve sonucunda istenmeyen sonuçlarla da karşılaşabilirsiniz. Mide küçültme ameliyatları, çözüm gibi dursa da aslında vücudun fizyolojik çalışma sistemini kalıcı olarak bozup kilo vermenize neden oluyor. Bu aslında çözüm değil kalıcı zarar vermektir. Tıpta kâr ve zarar hesabı yapılır. Benim görüşüm zararın, kârdan çok daha fazla olacağı. Vücudunun fizyolojik çalışma sistemi zarar görürse ileride sizi hastalıklara karşı koruyamayacak. Bence son yıllarda bütün araştırmalarda 2. beyin olarak adlandırılan bu çok değerli organımıza hiç kimsenin zarar vermesine müsaade etmeyin.” diye konuştu.

    Zayıflamanın çaresi olarak iştah kapatmanın değil, iştahı daha da açmak olduğu iddiasında bulunan Dr. Fevzi Özgönül, “Diyetler insan vücuduna yapılan en büyük ihanettir. Bütün diyetler terk edilmelidir. Zayıflamak için ağır spor vücuda büyük zarar verir. Bizi şişmanlatan yemek değil, sindirememek. İştahınızın açık olması iyi bir şey, sakın onu kapatmaya çalışmayın. İştah artışı normaldir ve şişmanların normal bedene dönme arzusudur. Her şeyden doyana kadar yiyin, ama sindirebildiklerinizi yiyin. Zayıflama ilaçlarından uzak durulmalı. Kilo almak isteyen de vermek isteyen de ekmek yemesin. Kepek ekmek aldatmacadır, sindirimi çok zordur. Mide operasyonu çok riskli ve sakıncalı. Kızartma ve hamur işleri kilo aldırmaz. Sakın kalori hesabı yapmayın, tartıları yok edin. Tatlı da yiyin ama ölçülü. Ara öğün lafı aldatmacadır. Normali üç öğündür. Acıkmadan yemeyin, doyana kadar yiyin. Büyük tuvalete çok giden sevinmesin, üzülsün. Çünkü yediklerini sindirmeden dışarı atıyor.” şeklinde konuştu.

  • Doç. Dr. Manuk Manukyan: “Mide Küçültme Ameliyatları Ömrü Uzatıyor”

    Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Manuk Manukyan, halk arasındaki algının aksine mide küçültme ameliyatlarının ömrü uzattığını ve erken yaşlarda uygulanması gerektiğini söyledi.

    Ani kalp krizleri ile mide küçültme ameliyatları arasındaki ilişki hakkında açıklama yapan Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Manuk Manukyan, halk arasındaki algının aksine bu tür operasyonların, insanların kalplerini korumak için uygulandığını söyledi. Mide küçültme ameliyatlarının kilo kaybettirdiğini, kolesterolü düşürdüğünü ve şekeri düzelttiğini belirten Manuk Manukyan, “Kamuoyundaki yaygın kanının aksine mide küçültme ameliyatları aslında ömür uzatıcı ameliyatlardır. Bu ameliyat ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi. İş işten geçtikten ve kişinin damarları tıkandıktan sonra yapılan mide küçültme operasyonundan alınan verim de azalır. Bu ameliyat kilo kaybettiren, kolesterol düşüren, şekeri düzelten ve ömrü uzatan bir operasyondur. Ama bu ameliyat geç bir yaşta gerçekleştiğinde zaten kalp damarları hasara uğramış oluyor. Kişi 30 yaşından 50 yaşına kadar yüksek bir vücut kitle endeksiyle yaşarsa kalbi zaten ciddi şekilde hasar görür. Sonrasında ise halk arasında ‘Bıçak değdi, öldü’ deniyor. Oysaki hasta o kadar geç kalmıştır ki ameliyatı kaldıramaz hale gelir” dedi.

    “KİLO VE KALP KRİZİ ARASINDA NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ VAR”

    Aşırı kilo ile kalp krizi arasında yakından bir ilişki olduğunu belirten Doç. Dr. Manuk Manukyan, “İnsanlar aşırı derecede karbonhidrat tüketimi nedeniyle kilo alır. Zaten kalp damarlarını tıkayan şey de kolesteroldür. Aşırı kilolu kişilerin kolesterolü yüksektir. Kolesterolü yüksek kişilerin de damarlarını tıkanır ve kalp krizi geçirir. Bunların hepsi arasında neden-sonuç ilişkisi var” diye konuştu.