Etiket: KTO

  • KTO Eylül ayı meclis toplantısı yapıldı

    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı meclis toplantısı yapıldı. Mecliste 26 meclis üyesi verdikleri dilekçe ile KTO Başkanı Mahmut Hiçyılmaz’ın FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındığı için kuruma zarar vereceğini söyleyerek, istifasını istedi. Bunun üzerine bir konuşma yapan Hiçyılmaz, soruşturma kapsamında kendisine iftira atıldığını söyleyerek, “Asıl istifa etmesi gerekenler; kendi menfaatleri uğruna kuruma zarar vermekten kaçınmayanlar ve onların uzantılarıdır” dedi.

    KTO Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda yapılan meclis toplantısında konuşan KTO Meclis Başkanı Ömer Gülsoy, 15 Temmuz’da Türk milletinin tarih yazdığını söyledi. Gelecek nesillere güzel bir ülke bırakmak için 15 Temmuz gecesinde Türk milletinin canıyla ve kanıyla mücadele ettiğini kaydeden Gülsoy, Türkiye’nin gelecek 100 yılının kurtarıldığını kaydetti.

    “Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunun düşürmesini haksız buluyoruz”

    Meclis toplantısının sonunda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunun düşürmesini haksız bulduklarını söyleyerek yaşanan sıkıntılar nedeniyle tüccarların sıkıntılı günler geçirdiğini söyledi. Hiçyılmaz, “Ülke olarak, zor günlerden ve sıkıntılı bir süreçten geçmekteyiz. Yaşanan sıkıntılar nedeniyle üyelerimizin, tüccarlarımızın zor günler geçirdiği bir gerçektir. Üyelerimizin beklentilerinin karşılanması noktasında Hükümetimizin önemli adımlar attığını görmekteyiz. Kredi kartları, konut kredileri ve tüketici kredileriyle ilgili kararlardan dolayı hükümetimize teşekkür ediyorum. Hükümetimizin aldığı önemli ekonomik kararların, ticaretin canlanmasına ve ekonomideki büyüme yönlü performansın artarak devam etmesine katkı sağlayacağını düşünüyorum. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in, 15 Temmuz sürecinin olumsuz ekonomik yansımalarının atlatıldığı yönündeki açıklamasının üzerinden çok kısa bir süre geçmişken, Türkiye’nin kredi notunu düşürmesini hayretle karşılıyoruz. Hükümetimizin, ekonominin canlanması için aldığı kararlar başta olmak üzere, reel sektörün bu sıkıntılı ortamdan bir an evvel çıkılmasına yönelik görüşü ortada iken, Moody’s’in tavrı ve icraatları manidardır. Yapılan bu değerlendirmeyi, Türkiye’nin uluslararası piyasalarda güven kaybetmesine yönelik girişimler olarak görmekteyiz. Uluslararası kuruluşların 15 Temmuz sonrasında takındığı tavır, dostane değildir. Bizler reel sektör temsilcileri olarak, bu kararların karşısındayız ve hükümetimizin atacağı her türlü adımı destekliyoruz. Moody’s’in aldığı kararlarda haksızlık olduğu kanaatindeyiz. Çünkü Türkiye’de bütçe istikrarı devam etmektedir. Moody’s bu kararı alırken bunu görmezlikten gelmiştir. Ayrıca yine Moody’s’in görmek istemediği; Ağustos ayında enflasyonun gerilemeye başlaması ve yıllık enflasyon oranının yüzde 8,5’e gerilemiş olmasıdır. Ayrıca Merkez Bankası faiz oranları da düşmeye devam etmektedir. Gecelik borç verme faiz oranı yüzde 8,25’e gerilemiştir. Bu politikaların etkilerinin ortaya çıkması beklenmeden not düşürümüne gidilmesi anlamlı olmadığı gibi siyasi bir karar olduğu yönünde de kanaatler oluşmuştur. Dolayısıyla Moody’s’in not düşürme kararının haksız olduğunu düşünüyor ama sorunun çözümünün de ekonomiye olan güvenin artırılmasına yönelik çalışmalardan geçtiğini öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “15 Temmuz’un ardından devletimiz büyük gayret gösterdi”

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından faillerin yakalanması konusunda devletin büyük bir gayret gösterdiğinin altını çizen Hiçyılmaz, “15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşanan gelişmeler ile Fethullahçı Terör Örgütüne karşı yürütülen mücadele, ülkemiz ve şehrimiz gündemini oluşturmaya devam etmektedir. Bu mücadele sürecinde iş dünyasının ihtiyaç duyduğu moral ve desteğin sağlanması bunun yanı sıra beklentilerin karşılanması çok büyük önem arz etmektedir. 15 Temmuz günü, asker elbisesi giymiş bir grup eli silahlı hain yapmış olduğu darbe girişiminden bu yana iki aydan fazla zaman geçti. Geçen süre içerisinde, bu hain girişimin bastırılması ve faillerin yakalanması konusunda devletimiz tarafından büyük bir gayret gösterilmektedir. Ülkemizde bundan önce de buna benzer olaylarla demokrasinin askıya alındığı dönemler olmuştur. Ancak, masum vatandaşın üzerine topla, tüfekle saldırıp onları katleden, TBMM’yi bombalayan böyle bir alçaklık ilk defa görülmüştür. Bu darbe girişimini gerçekleştiren Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarının ve onlara yardım ve yataklık edenlere karşı yurt genelinde bir dizi operasyonlar yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini ve bulunduğu coğrafyada güçlü bir ülke olmasını istemeyen ve son 15 yılda gerçekleştirdiği istikrarlı büyüme hamlelerini hazmedemeyen iç ve dış güçlerin bir oyunu olan darbe teşebbüsü, düşmanlarımızın ne kadar acımasız olduğunu ortaya koymuştur. Yaptıkları darbe girişimi ile hükümeti devirmeye teşebbüs eden FETÖcüler, karşılarında dünyanın takdirini kazanmış bir lider ve O’nu var gücüyle destekleyen asil Türk Milleti’ni bulmuşlardır. 15 Temmuz akşamında darbe haberlerini alır almaz, üyelerine bayraklarını alarak gitmeleri için mesaj gönderen Kayseri’deki ilk kurumlardan biriyiz. Biz mesaj gönderme talimatını verdiğimizde darbe girişiminin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değildi. Çünkü biz; vatanını, bayrağını canından çok seven, devletine-milletine gönülden bağlı, milli iradeye ve demokrasiye inanmış insanlarız. Çünkü biz; 15 Temmuz akşamı vatanını kurtarmak için, asker kıyafeti giymiş hain ve teröristlerin tankına, topuna, mermisine kendisini siper ederek, vatan sevgisinin ne olduğunu tüm dünyaya gösteren asil Türk Milleti’nin birer üyeleriyiz” diye konuştu.

    “Sıkıntılı süreçler yaşandı”

    Bu süre zarfında sıkıntılı süreçler yaşandığının altını çizen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, şunları söyledi:

    “FETÖ belasından kurtulmak ve tamamen kökünü temizlemek adına devletimiz tarafından yapılan operasyonlar çerçevesinde, kurumumuzdan bir grup arkadaşlarla beraber hiç beklemediğimiz, arzu etmediğimiz bir süreci yaşadık. Bu çerçevede bize geçmiş olsun dileklerini ileten başta meclis başkanımız, üyelerimiz ve dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bu süreci yaşamamıza sebep olan müfterilerin iftiralarına karşı yaptığım açıklamalarımı ve cevaplarımın bir kısmını sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. 2013 Mayıs’ında KTO’da yönetime geldikten sonra anlaşarak imzalanan bozma sözleşmesi (ikale) yoluyla Oda’yla ilişkisi sona eren Mehmet Kılnamaz isimli şahsın iftirası, kendi karakterini ortaya koymuştur. 2013 yılında mahkemeye vermiş olduğu ifadesinde, işten ayrılma sebebi olarak siyasi görüş ayrılığım ve ülkücü olduğum için beni işten çıkardılar demiş ve bize karşı açtığı davayı, haksız dava olmasından dolayı kendi isteğiyle geri çekmiştir. Fakat aynı şahıs bugün bizi şikâyet ederken 2007-2010 yılları arasında basın yayın organlarında Fetullahçı Terör Örgütü aleyhinde yazdıkları nedeniyle işten çıkarıldığını iddia ederek kendi kendine çelişmiş ve müfteriliğine bir başka boyut kazandırmıştır. Ayrıca, bu dönemde iddia ettiği yazıları da yoktur. 2013 yılında başka, 2016 yılında başka ifadelerle bize iftira atan bu şahıs, yüce Türk adaleti önünde bunun hesabını mutlaka verecektir. Bir diğer iftira ise KTO’nun temizlik işi ile alakalıdır. 2013 Mayıs ayında yapılan seçimden sonra yönetime geldiğimizde, KTO’nun temizlik işlerini PAR Temizlik Şirketi yapmakta iken, biz göreve geldikten sonra bu şirketin sözleşmesini feshederek Fetullahçı Terör Örgütü bünyesindeki Nezahet AŞ. firmasına verdiğimiz iddia edilmektedir. Bizden önceki yönetim PAR Temizlik Şirketiyle 2012 yılının 9.ayında sözleşme yapmış ve sözleşme süresi 1 yıl olarak düzenlenmiştir. Biz de sözleşmenin 8. Maddesine göre hareket edip, yeni bir ihale duyurusunu internet sitemizden yaptık ve verilen teklifleri değerlendirip en düşük fiyatı veren Nezahet A.Ş. firmasına işi vermiş olduk. Bu süreçte Par Temizlik Şirketi yeni ihaleye teklif vermemiştir. Aynı yöntemlerle ihaleler yapılmış ve her yıl en düşük fiyatı veren firma hangisi ise iş ona verilmiştir. Nitekim bu yılda yapmış olduğumuz ihale neticesinde bir başka firma ihaleyi kazanmış ve önümüzdeki yılın 9. Ayına kadar temizlik işini yapmaya hak kazanmıştır. 2013 yılının 9. Ayında yapılan ihalede bu iş Nezahet A.Ş. firmasına verilirken, firmanın her türlü evrakları incelenmiş ve ihaleye girmesine mani olacak herhangi bir durum tespit edilmemiştir. Kaldı ki, ihalenin yapıldığı 2013 yılının 9. Ayında ülkemizde, bugün başımıza bela olan “Fetullahçı terör örgütü” diye bir örgütten henüz bahsedilmemektedir. Hal böyle iken bu ihaleyi 2013 yılının 9. Ayında “Fetullahçı terör örgütü bünyesindeki bir şirkete” verdiğimizin iddia edilmesinin ne kadar mesnetten yoksun olduğunu takdirlerinize sunuyorum. Müfterilerin iftiralarından bir diğeri de; 2013 yılında yapılan Ticaret Odası Seçimini, “Fetullahçı Terör Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren GESİAD’ın üyelerinin desteği ile kazandığımız ve Ticaret Odasının bu terör örgütünün güdümünde faaliyet gösterdiği” yönündedir. 2013 yılı seçimi yaklaşırken, TOBB nezdinde, bir önceki seçimde haksızlığa uğradığımız düşünülerek, yeniden aday olmam konusunda bana telkinde bulunuldu. Aynı şekilde; şehrimizin önde gelen siyasi yetkilileri ile yapmış olduğum görüşmelerde adaylığım konusunda olumlu görüş bildirdiler. Üyelerimizle ve iş dünyasını temsil eden çeşitli STK’larla yaptığım görüşmelerde hepsinden de olumlu cevaplar aldım. Adaylığımı destekleyeceklerini söylediler. Görüşme yaptığım STK’lardan sadece GESİAD benim adaylığım konusunda olumlu cevap vermedi ve aday olarak Mehmet Filiz’i çıkarmayı düşündüklerini belirttiler. Bunun üzerine ben Hilton Otelinde başkan adaylığımı açıklamak üzere karar aldıktan sonra, GESİAD yetkilileri, kendi başlarına seçime katıldıklarında başarılı olamayacaklarını anlamış olmalılar ki, bana destek vereceklerini söylediler. Seçimden sonra yönetim kurulu başkan yardımcısı olan GESİAD üyesinin birçok komplo ve kumpaslarıyla karşılaştık. Üyelerimize hizmet yolunda atacağımız adımlar, yenilikler ve icraatler noktasında önümüze birçok engel çıkardılar. Hedeflerinin bizi yıldırmak ve kaçırmak olduğunu, yönetimi ele geçirerek hain emelleri doğrultusunda Oda’dan istifade etmek istediklerini anladık. Yönetimdeki sağduyulu arkadaşlarla beraber bunlara karşı mücadele ettik. Biz bu mücadeleyi vermeye başladığımız sıralarda henüz 17-25 Aralık süreci yaşanmamıştı. Oda genel sekreterliği ve diğer kadrolara çeşitli oyunlarla aldırdıkları insanları işten çıkararak ve yönetimdeki bu kötü niyetli hainleri uzaklaştırarak, Oda’nın bu hainlerin eline geçmesini önledik. Bu mücadelemizde; bize destek verme noktasında yetersiz kaldıklarını ve bundan dolayı da üzüldüklerini bana ifade eden çevreler dahi olmuştur. Hainlerle bu kadar mücadele etmemize rağmen seçimden sonra Fethullahçı Terör Örgütü bünyesinde bulunduğu anlaşılan GESİAD’ın güdümünde faaliyet gösterdiğimizi iddia ederek bizi şikayet etmek, hangi insafla, hangi izanla ve hangi insanlıkla izah edilebilir.”

    “Ölene kadar başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanındayız”

    Ölene kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduklarını kaydeden Başkan Hiçyılmaz, “Bir diğer iftira konusu ise, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra demokrasi nöbetleri için meydana kurmuş olduğumuz çadırın üzerine ‘Ölene kadar başkomutanımızın yanındayız’ levhasını asmış olmamızdır. Böyle bir levhadan ancak FETÖ’cüler rahatsız olur diye düşünüyorum. Bu şekilde bize suç isnat eden birinin ancak FETÖ’cü olması beklenir. Çünkü bizim ölene kadar Başkomutanımızın yanında olmamız onları rahatsız etmiştir. Ayrıca bu FETÖ’cüler iftiralarının boyutunu o kadar çirkinleştirmişlerdir ki, akıl alacak gibi değildir. Benim, 15 Temmuz’a kadar Cumhurbaşkanımıza hakaretler ettiğimi iddia edecek kadar alçalmışlardır. Halbuki, benim Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili görüşlerim birçok kesim tarafından bilinmektedir” diye konuştu.

    Kendisine iftira atanlara seslenen Hiçyılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Bu iftiraları bize atarak kendinize KTO’da bir alan yaratmaya çalıştığınız bellidir. Önümüzdeki seçim için kullanmaya çalıştığınız ahlaki olmayan bu yollarla elinize hiçbir şey geçmeyecektir. Çünkü, Kayseri’nin sağduyu sahibi tüccarları bu iftiralara itibar etmeyecek KTO’nun yönetiminin ehil olmayan ellere geçmesine izin vermeyecektir. Attığınız iftiralarla bizim KTO’dan istifa etmemiz için çok çaba gösterdiniz. Ama şunu bilin ki, sizin gibi müfterilerin isteğine karşı koymak boynumuzun borcudur. Asıl istifa etmesi gerekenler; bu yaptıklarıyla kuruma zarar veren müfteriler ve onların işbirlikçileridir. Asıl istifa etmesi gerekenler; kendi menfaatleri uğruna kuruma zarar vermekten kaçınmayanlar ve onların uzantılarıdır. Biz, üyelerimizin menfaatlerini korumaya devam edeceğiz. Varmaya çalıştığımız hedefe ulaşmak için daha çok çalışacağız. Bizim KTO yönetimindeki geleceğimizin takdiri sağduyu sahibi tüccarlarımıza aittir.”

  • Savaş mağduru çocuklar, Türkçeyi KTO Karatay’da öğreniyor

    Suriye’deki savaşın en büyük mağduru olan çocuklar, dil sorununu aşmak için Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (KARDİL) Türkçe öğreniyor.

    Dünyanın birçok ülkesi ile birlikte Suriye’deki savaşın da en büyük mağduru olan çocuklar, sığınmacı olarak yaşadıkları Türkiye’de birçok zorlukla karşılaşıyor. Bu zorlukların en başında ise günlük yaşam, eğitim ve sosyalleşme alanlarında engel oluşturan dil sorunu geliyor. Çoğunluğu Suriyelilerden oluşan ve ailelerini savaşta kaybeden sığınmacılar, kendilerine kucak açan Türk halkıyla kolay iletişim kurabilmek ve aradaki dostluğu daha da geliştirmek amacıyla KTO Karatay Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Türkçe öğreniyor.

    Tarihi misyonu gereği Türkçe öğretme çalışmalarını başlatan Anadolu’nun en önemli eğitim merkezi konumundaki Karatay Medresesi’nin devamı olan KTO Karatay Üniversitesi’nde de Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Konya İl Göç İdaresi Müdürlüğü, Karatay Halk Eğitim Merkezi, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği Konya İl Temsilciliği ile imzalanan protokol çerçevesinde 12-18 yaş aralığındaki yabancı öğrencilere Türk kültürü ve Türkçe dersleri veriliyor. KTO Karatay Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından verilen eğitimlerle yabancı öğrencilere Türkçe derslerinin yanı sıra Türk kültürüne ait bilgiler de verilerek öğrencilerin uyum süreçlerini hızlandırmak amaçlanıyor.

    KARDİL’den yapılan açıklamada, “KTO Karatay Üniversitesi KARDİL olarak şehrimizde bulunan sığınmacıların Türkçe öğrenmelerine katkıda bulunuyoruz. Üniversite olarak üzerimize düşeni yaparak öğrencilerimize çeşitli etkinlik ve yöntemlerle Türkçe öğretmeye çalışıyoruz. Türkçe öğretiminin yanı sıra onlara kültürel oryantasyon da düzenledik, piknik ve çeşitli etkinliklerle, ülkemize uyum süreçlerini hızlandırmayı amaçladık. Merkezimizde savaş mağduru olan, dünyanın birçok ülkesinden öğrenciler eğitim aldı” ifadeleri yer aldı.

    Dost ülke Türkiye’nin dilini öğrenmek için büyük çaba gösteren Suriyeliler, Türkiye’nin kadim üniversitesinde Türkçe öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor. Türkçe sayesinde kendilerini rahatça ifade edebilen sığınmacılar, yaşadıkları acıları Türk halkıyla paylaşma imkanı buluyor ve aradaki dostluğu daha da geliştiriyor. Suriyeli sığınmacılar, KTO Karatay Üniversitesi KARDİL sayesinde Türkçeyi öğrenerek üniversite okumayı hedefliyor.

  • KTO Yönetim Kurulu Başkanı Hiçyılmaz gözaltına alındı

    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen FETÖ/PDY operasyonları kapsamında gözaltına alındı.

    Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütünün gerçekleştirdiği darbe girişiminin ardından başlatılan FETÖ/PDY operasyonları kapsamında KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz sabah saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltına alınan Hiçyılmaz, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bulunan Adli Tabipliğe sağlık kontrolü için getirildi. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hiçyılmaz, neden gözaltına neden alındığını bilmediğini söyledi.

    Mahmut Hiçyılmaz, sağlık raporunun alınmasının ardından işlemler için emniyete götürüldü.

  • KTO Başkanı Mahmut Hiçyılmaz:

    Kayseri Ticaret Odası Başkanı (KTO) Türk milletinin darbe girişimine karşı gösterdiği birlik ve beraberliğin tüm dünyaya örnek olduğunu söyledi.

    KTO Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, demokrasi nöbetinin 9. Gününde vatandaşlarla buluştu. Vatandaşlara su ikram eden Hiçyılmaz, Türk milletinin destan yazdığını kaydetti. Hiçyılmaz, şunları söyledi:

    “Bugün, geçtiğimiz Cuma günü üzerine asker elbisesi giymiş teröristlerin darbe girişimi ile karşı karşıya kalan Türkiye’nin 9. Gününde buna karşı mücadelenin devam ettiğini gösteren ve insanlarımızın meydana inerek bayrakları ile bu mücadeleye devam ettiği bir gecedeyiz. Elbette Türkiye dünyanın en önemli ülkelerinden bir tanesidir ve Türk insanı dünyada yaşayan en asil milletlerden biridir. Çünkü vatanını bölmek isteyen, vatanını parçalamak isteyen hainlere karşı nasıl mücadele edileceğini, nasıl bir araya gelinebileceğini tüm dünyaya gösteren asil bir milletiz. Tarihte de bu şekilde ki hareketleri çok ama özellikle 15 Temmuz gecesinde Türkiye’yi bölmek isteyen, vatanımızı parçalamak isteyen bu hain teröristlere nasıl karşı durulacağını ve nasıl bir araya gelinebileceğini gösteren asil bir milletiz. Gerçekten o geceden itibaren Kayseri’de meydanları ve sokakları dolduran bu insanlarımız mücadelenin en asilini verdi ve demokrasiye uzanan bu hain elleri bir bir kırdı. Demokrasiye sahip çıkan, iradeye sahip çıkan ve Türkiye’nin demokrasi ile idare edilmesi yönünde kararını belli eden milletimiz, tüm dünyaya örnek oldu. Bundan sonraki süreçte Türkiye’nin hak ettiği yere gelmesi noktasında nasıl bir araya geleceklerini göstermiş oldu.”

  • KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz:

    Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz çek yasası düzenlemeleri ile ilgili olarak, “Eğer bir değişiklik yapılacaksa ki yapılmasını ümit ediyoruz senetteki muhacceliyetin çekte de uygulanması şeklinde düzenleme yapılmasını özellikle arzu ediyoruz” dedi.

    Ticaret hayatında en önemli sıkıntılarından birinin ödeme olduğunu ifade eden KTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, ödeme aracı olan çekin de 2012 yılında yapılan değişikliklerle güvenilirliğinin kalmadığını söyledi. Hapis cezasının kalkmasının ardından çekin itibar edilmeyen, güvenilmeyen bir ödeme aracı haline geldiğini kaydeden Hiçyılmaz, “Ticari hayatımızın en önemli sıkıntılarından biri ödeme. Sattığınız bir malın ödemesini alma noktasında sıkıntı gerçekten son zamanlarda ticaret hayatımızda çok önemli bir yer tutmuştur. Ürettiğiniz malın bir defa satılması gerekir. Satılırken hangi araçlarla bunu satıyor olmanız çok önemli. Nakit satılabilir, DBS sistemleri var onlarla satılabilir ama bizim iç piyasamızda özellikle kobilerin bu ticari faaliyet içerisinde ödeme almaları bu enstrümanlarla maalesef söz konusu olamıyor. Büyük şirketler bunu uygulama nokrasında olabilir diyorlar fakat kobilerin sattıkları ürünün alma noktasındaki sıkıntıları giderebilecek en önemli enstrümanlardan biri çektir. Ama çekin 2012 yılında bir değişikliğe uğraması ve çıkarılan kanunla çekin karşılıksız olması durumunda hapis cezasının kaldırılmış olması çekin güvenilir bir evrak olarak kullanılmasının dışına gitmiştir. Yani çeki alırken ‘Acaba ödenecek mi, ödenmeyecek mi’ diye bir sıkıntı söz konusu. Hapis cezasının kalkmasından dolayı da çok fazla itibar edilmeyen, güvenilmeyen bir ödeme aracı haline gelmiştir. Çek biliyorsunuz Türkiye’de sadece ödeme aracı olarak değil, aynı zamanda kredi aracı olarak da kullanılan bir enstrüman. Bunu yaparken ticaret hacminin artırılmasına yardımcı olan bir enstrüman. Fakat dediğim gibi hapis cezasının kaldırılmış olması piyasada çeke olan itibarı azaltmıştır” dedi.

    Kayseri Ticaret Odası olarak her platformda çekin daha etkin bir ödeme aracı olarak kullanılması için gayret gösterilmesi gerektiğini vurguladıklarını ifade eden Hiçyılmaz, sözlerine şöyle devam etti;

    “Bunun yeniden tesis edilmesi ve ödeme aracı olarak daha etkin biçimde kullanılması bakımından gayret gösterilmesi gerektiği hususunu Kayseri Ticaret Odası olarak her platformda dile getirmeye çalıştık ve getirmeye de devam edeceğiz. Ancak son zamanlar hükümet kanadından yapılan açıklamalarda çok önemli ve sert önlemlerin getirileceğini hatta hapis cezasının bile getirileceği hususunda açıklamalar görüyoruz. Tabi bu iş dünyası bakımından bizi umutlandırmaktadır. Çünkü çek bizim ödeme aracı olarak kullanmamız bakımından çok önemli, güvenilir bir evrak olarak kullanılması bakımından da çok önemli. Çekteki hapis cezasının kaldırılmış olmasından dolayı senetlerin bile çekten daha önemli hale geldiğini özellikle belirtmek istiyorum. Eğer bir değişiklik yapılacaksa ki yapılmasını ümit ediyoruz senetteki muhacceliyetin çekte de uygulanması şeklinde düzenleme yapılmasını özellikle arzu ediyoruz”