Etiket: Krizinin

  • Avrupa krizinin turizme etkileri

    Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Duran, Ukrayna’dan Türkiye’ye kimlik kartıyla seyahat imkanının Antalya turizmini son derece olumlu etkileyeceğini belirterek, “Şu şartlarda şahsi inancım 1,5 milyon Ukraynalı turisti rahat buluruz, 2 milyonu zorlarız” dedi. Sıcak ilişkilerin yaşandığı Rusya’dan da yüzde 90 oranında ciddi bir artış beklediğini ifade eden Duran, bu artıştaki sebebin iki ülke arasında yapılan anlaşmaların yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tatil mesajı olduğuna işaret etti.

    Geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Rusya arasında ticaret ve hizmetlerin artırılmasına yönelik atılan imzaların ardından, dün de Türkiye-Ukrayna arasında gerçekleşen pasaportsuz kimlikle seyahat anlaşması, Rus ve Ukraynalı turistlerde ciddi bir artış göstereceğinin sinyalini verdi. Anlaşmalar sonrası Rus ve Ukraynalı turistlerde yüzde yüze varan bir artışın gerçekleşebileceğini kaydeden POYD Başkanı Hakan Duran, bu gelişmenin son iki aydır yüzde 60 oranında düşüş gerçekleştiren Alman ve Hollanda açığını fazlasıyla kapatacağını kaydetti.

    “Ukrayna ile 2 milyonu zorlarız diye düşünüyorum”

    Kötü geçirilen 2016 turizminde Ukrayna’nın parlayan yıldız olduğunu ifade eden POYD Başkanı Duran, buna rağmen 1 milyon 60 bin Ukraynalı turistin Türkiye’ye geldiğine dikkat çekerek, yapılan vize anlaşmasının son derece yerinde bir karar olduğunu söyledi. Anlaşma sonrası ciddi bir artış gerçekleşeceğini kaydeden Duran, “Pasaportsuz kimlikle girilme konusu uzun zamandır konuşuluyordu. Sayın Dışişleri Bakanımızın zaten bu konuda ciddi bir çalışma içerisindeydi. İşin doğrusu bu bizim bir beklentimizdi. Çünkü kaybedeceğimiz pazarlar karşısında bir yerlerde de kazanmamız gerekiyordu. 2016’nın daha üzerinde bir seviyede geçirmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bunun da en önemli kapılarından birisi Ukrayna. Şu şartlarda şahsi inancım 1,5 milyonu rahat buluruz, 2 milyonu zorlarız diye düşünüyorum. Her ne kadar ekonomileri rahat olmasa da, bizim şu anda sunduğumuz paketler, verdiğimiz hizmet, bu her şey dahil sistemi, Türkiye’ye gelişi tetikleyecektir” dedi.

    Almanya ve Hollanda’da yüzde 50-60 kayıp

    2017 yılının ilk iki ayında Türkiye’ye gelen Alman ve Hollandalı turistlerin düşüş içerisinde olduğunu belirten Duran, “Şu anda hem Almanya hem de Hollanda ile bir siyasi olumsuzluk var. Bugün Avusturya da bu gruba katıldı. Türkiye hakkında değişik söylemler içerisindeler. Bu pazarlarda ciddi bir kaybımız olacağı gözüküyor zaten. Almanya pazarında bizim için önemli bir dönem olan Ocak-Şubat döneminde yüzde 50 kaybımız var. Hollanda pazarında yine ilk iki ayda yüzde 63 kaybımız var. Bunlar zaten bazı göstergeler. Bence bu siyasi istikrarsızlıktan kaynaklanıyor. Bir müddetten sonra düzene girecek inancındayım. Bunların hepsi tamamen seçim dönemlerinde gerçekleştirilen olaylar ve alet ediliyoruz. Biz hep diyoruz ki turizm dostluğu getirir, barışı getirir. Onun için de biz turizmciler kendi işimizi yapacağız Biz siyaseti bilmeyiz, oraya karışmayız” diye konuştu.

    “Putin’in tatil mesajı pozitif yansıyacak”

    Ukrayna’da ciddi bir pasaport sorununun olduğunu kaydeden Duran, yapılan anlaşma neticesinde büyük bir sorunun halledildiğine dikkat çekti. Aynı anlaşmanın Rusya ile yapılması gerektiğini vurgulayan Duran, “Rusya’da da pasaport konusunda sorun var. Az sayıda pasaport var. Son gelişmeler içerisinde zaten Rusya’yla iyice yakınlaşmalar oldu. Yakında bu konu da çözülecektir. Karşılıklı vize problemleri çözülecektir. Onun için de Rusya’ya da ciddi bir artış olacaktır. Geçen sene 400 bin 500 bin Rus Antalya’ya geldi, bu sene 2,5 milyon, Türkiye geneli 3,5 milyon diyordum ama Sayın Putin’in, ‘Ben Türkiye’de tatil yaptım, hakikaten çok memnun kaldım, Türk hükümeti güvenlik konusunda elinden gelenin en iyisini yapıyor’ demesi bile aslında bizim için çok pozitif şeyler. Şu anda bile bu işin yine 2014 rakamlarını zorlayacağını gösteriyor. İnşallah bu görüşler ve sıcak ilişkiler devam eder. Ve biz yine 4-5 milyonları görürüz diye ümit ediyoruz” ifadelerini kaydetti.

    “Yüzde 50 Almanya-Hollanda kaybı yaşansa bile artı 1,5 milyonu buluruz”

    Son olarak Alman ve Hollandalı turistlerdeki düşüşle ilgili rakamlar veren Duran, düşüşün yüzde 50 gibi bir oranla devam etmesi halinde bile Türkiye’ye gelecek Rus ve Ukraynalı turistlerle bu açığın kapanacağını hatta Antalya’nın sezonu 1,5 milyon artıda kapatacağını söyledi. Duran, “Geçen sene Antalya’da 350 bin bir kayıpla Hollandalı ağırlamışız. Bu sene ne olur, hadi diyelim hakikaten yüzde 50-60’lar devam etsin 150 bin Hollandalı gelir, yani orada bir 200 bin kaybımız olur. Geçen sene Almanya’dan Antalya’da 2,5 milyon bir ağırlama yapmışız. Geçen sene yüzde 30 kayıp yaşamıştık, yüzde 40 diyelim ona ortalama 1 milyon da oradan kayıp olur. Şöyle global baktığımız zaman da 1,2 milyon sadece Almanya ve Hollanda’da kaybımız var. En kötümserle gideyim, 500 bin Ukrayna’dan gelir, Rusya ile ilişkilerimiz 2,5-3’lerden bahsediyoruz. Geçen sene 6,5 milyon turist ağırladığımız Antalya’ya 8 milyon dememin sebebi bu. Bir de bunun üzerine BDT ülkelerini koyun, İsrail pazarı iyi geliyor, İsrail pazarında da yüzde 60-70’lerde artıyla geliyor. Bunların hepsini bir araya koyarsanız biz çok rahat artı 1,5 milyonu buluruz. Yani 2016’dan bir kalem daha iyi oluruz. Ama hala 2014’lerin rakamına ulaşmamız için zaman gerekiyor” diye konuştu.

  • Mehdi Eker İsveç’teki toplantı krizinin ardından Türkiye’de

    İsveç’teki toplantı krizinin ardından İstanbul’a dönen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamada Stockholm’de yaşananları anlattı. Eker, PKK’lıların iş yeri sahibini tehdit ederek sözleşmeyi iptal ettirdiğini belirtti.

    16 Nisan’da gerçekleştirilecek yeni Anayasa referandumu öncesi gerçekleştirilen toplantılar kapsamında İsveç’in başkenti Stockholm’de iş yeri sahibi tarafından sözleşmesi iptal edilen, ancak sorunun çözülmesinin ardından planlanan toplantıyı başka bir yerde gerçekleştiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, İstanbul’a döndü. Atatürk Havalimanı VIP salonunda gazetecilerin konuya ilişkin sorularının yanıtlayan Mehdi Eker, Stockholm’de yaşananları anlattı.

    PKK baskısı iş yeri sahibine geri adım attırdı

    PKK terör örgütü yandaşlarının toplantı için kiralanan iş yeri sahibini tehdit ettiğini dile getiren Mehdi Eker, “İsveç’te bir salon tutulmuş fakat PKK’lılar baskı yapmışlar. PKK’lıların baskısı sonucu oradaki salon sahibi kiralamaktan vazgeçmiş. Bunun üzerine tabi alternatif bir yer planlanmıştı ve onun üzerine biz vatandaşlarımızla orada görüştük. PKK’lıların bazı protestoları dışında orada herhangi bir şey yok” şeklinde konuştu.

    “Hollanda’nın tutumu bazı Avrupalı politikacıların uyuyan Hitler ruhunun ortaya çıkmasıdır”

    Hollanda’nın son günlerdeki demokrasiye uymayan tutumuna da değinen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, “Esas bizi üzen Hollanda’nın Rotherdam’daki tutumu. Bu maalesef bazı Avrupalı politikacıların uyuyan Hitler ruhunun ortaya çıkmasıdır. Bu Avrupa açısından vahim bir durumdur. Çünkü Avrupa Birliği değerlerine açıkça bu ihanet ve hıyanettir. Bunu temizlemek ve bunun karanlığını bastırmak, gidermek de Avrupalılara düşüyor. Bu ruh tarihte Avrupa’ya, çok büyük bedeller ödetti. Bugün o ruhu taşıyan bazı davranışlar maalesef görüyoruz. Rotherdam’da itlerle ve atlarla oradaki vatandaşlarımıza yapılan saldırılar bunun tezahürüdür. Almanya’nın ve Hollanda’nın Türkiye’nin bir iç meselesi olan Anayasa değişikliğiyle ilgili bir halk oylamasında hayırdan yana açıkça tavır takınması ve bir hayır kampanyası başlatmaları kabul edilebilir bir durum değildir. Yani bütün diplomatik teamülleri yerle bir eden, ikili ülke ilişkilerini ve tüm NATO’da müttefik olma durumunu hiçe sayan tutumu şiddetli bir şekilde kınadığımız bir durumdur. Buna karşı Türkiye Cumhuriyeti soğukkanlılıkla gereğini yapacak” dedi.

    “Avrupa’nın bazı ülkeleri koyunlarında yılanlar besliyorlar”

    Bazı Avrupa ülkelerinin PKK terör örgütü ve FETÖ terör örgütlerine destek verdiğini belirten Eker, “Avrupa’nın bazı ülkeleri koyunlarında yılanlar besliyorlar. Bu yılanları hangi maksatla besledikleri, onlardan ne şekilde istifade etmek için mi bu yılanları besliyorlar o onların bildiği bir iş. Bizim bildiğimiz bir iş değil. Gerek FETÖ’nün, gerek PKK’nın orada bazı uzantıları, yandaşları var. Onlar da bazı hükümetlerle birlikte hayır kampanyası düzenlemiş durumdalar. Almanya hayır kampanyası düzenliyor, Hollanda hayır kampanyası düzenliyor, PKK ve FETÖ’nün yurt dışındaki uzantıları hayır kampanyası düzenliyor. Demek ki herkes birlikte bunlar bir cephe halinde çalışıyorlar. Ne için? Türkiye’deki vatandaşların karar vereceği bir mesele bu, bizim kendi meselemiz. Bizim anayasamızda maddeler değişiyor. Almanya’yı, Hollanda’yı ne ilgilendirir. PKK ve FETÖ belli onlar Türkiye’ye zarar vermek istiyor. Demek ki bunun Türkiye’ye yarar getireceği düşünülüyor ve bu yararın Türkiye’de vuku bulmasına, Türkiye’nin bu yararla buluşmasını istemiyorlar. Hayır olsun istiyorlar ki kendi kendilerine göre bunda bir çıkar görüyorlar” ifadelerini kullandı.

    “İsveç hükümetinin tutumunu takdirle karşılıyoruz”

    İsveç hükümeti tarafından toplantılara yönelik olumlu yöndeki açıklamaya da değinen Mehdi Eker, “İsveç hükümetinin tutumunu biz taktirle karşıladığımızı oradaki konuşmamda ifade ettim. İsveç hükümetinin dışişleri bakanlığı sözcüsü beyanat da verdi. ‘Türkiye’den insanlar buraya gelip programladıkları konuşmaları yapabilir’ şeklinde ancak PKK terör örgütü oradaki vatandaşlarımıza baskılar düzenliyor, onları tehdit ediyor. Dün de bunu yer yer gördük. Ama oradaki vatandaşlarımız bu tehditlere de pabuç bırakmadı. Bu sevindirici bir gelişme Bu bir mücadele biz bunu sürdüreceğiz” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Mehdi Eker, Anayasa referandumu kapsamında Stokholm’de gerçekleştireceği işletme sahibi kira sözleşmesini iptal etmiş ancak sorun daha sonra çözülmüştü. İsveç Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kent Öberg İsveç Radyosuna yaptığı açıklamada “İsveç’te ifade özgürlüğü vardır, herkes konuşma ve toplantı yapma hakkına sahiptir. Böyle bir izin alınmışsa o toplantı yapılabilir” demişti.

  • Narenciye üreticisi Rusya krizinin aşılmasını bekliyor

    CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, yaş sebze-meyve üreticisinin Rusya kapısının bir an önce açılmasını beklediğini vurguladı.

    Çukurova’da özellikle mandalina ve portakalda ihracat sezonunun 15 Eylül’den itibaren başlayacağını anımsatan Zülfikar İnönü Tümer, “Limon ve greyfurtta sevkiyat devam ediyor ancak diğer tüm ürünlerde Rusya’ya ihracat engeli var. Her yeni sezonda mandalina ve portakalın yüzde 85’ini Rusya’ya ihraç eden üreticilerimiz Türkiye’nin Rusya ile yaptığı görüşmelerin sonuçlanmaması nedeniyle büyük bir endişe içerisinde bekliyor. 15 Eylül tarihi itibariyle ihracat başlamazsa yaş sebze ve meyve üreticisi sezonu kaçırmış olacak ve ülkemiz milyonlarca liralık zarara uğrayacak” dedi.

    İki ülke arasındaki görüşmelerden net bir sonuç çıkmadığını bu nedenle piyasada büyük bir belirsizlik yaşandığını dile getiren Tümer, “İhracatçılar da bu belirsizlik nedeniyle üreticiden mandalina ve portakal almıyor. İhracatçı satacak Pazar bulamadığı gerekçesiyle haklı olarak ürün alımı gerçekleştirmiyor” diye konuştu.

    15 Eylül’den itibaren Rusya ile yaş sebze ve meyve ihracatı için gerekli anlaşmaların yapılmış olması gerektiğine işaret eden Tümer, “Eylül sonuna kadar belirsizlik ortadan kalkmazsa ürünlerin büyük bölümü dalda kalacak. Çünkü mandalina ve portakalın büyük kısmı Rusya’ya ihraç ediliyor. Türkiye ve Rusya arasında görüşmeler devam ediyor. İki ülke arasında olumlu görüşmeler var. Kaybedilmiş bir turizm sezonunun ardından yaş meyve ve sebze ihracatının özellikle narenciye ürünlerinin ihracatının gerçekleşmesi için görüşmelerin sonuçlandırılması gerekiyor. Aksi halde turizm sezonu gibi yaş sebze ve meyve ürünlerinin ihracat sezonunu da büyük bir zararla kapatmış oluruz. Her geçen gün tarım sektörü için büyük bir kayıp” dedi.

    Tümer, ayrıca Avrupa Birliği normlarında serbest olan bazı kimyasalların Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün tavsiye listesinde yer almadığı için kullanılamadığını, özellikle Akdeniz meyve sineğinin önlenmesinde etkili olan bu kimyasalların kullanımının ihracatta önemli rol üstlendiğini söyledi. Tümer, Türkiye’nin narenciyede en önemli rakibi olan İspanya’nın ise Avrupa Birliği normlarına göre söz konusu kimyasalları kullandığını ve Rusya’ya rahatlıkla ihracat gerçekleştirebildiğini, bu durumun da Türkiye’deki ve özellikle Çukurova’daki üreticilerin aleyhine işlediğini kaydetti.

    Zülfikar İnönü Tümer, öte yandan hükümetin geçen yıl ihracatçıya taahhüt ettiği Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) ödemelerinin bir kısmının hala ödenmediğini, ihracatçının üreticiden narenciye alımı gerçekleştirebilmesi için DFİF ödemelerinin tamamını alması gerektiğini sözlerine ekledi.

  • (Özel Haber) Rusya krizinin bitmesi Türk çiftçisini umutlandırdı

    Geçen Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesiyle patlak veren Türkiye-Rusya krizinden en çok etkilenen kesimlerden biri olan Türk çiftçisi, iki ülke arasında krizin sona ermesi için atılan adımlarla umutlandı. Mersin Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel, görüşmelerin bir an önce başlayıp, sezon öncesi sonuçlandırılmasını beklediklerini söyledi.

    Türkiye’nin 24 Kasım 2016 tarihinde Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürmesiyle başlayan Rusya krizi ile birlikte Türk sebze ve meyvesinin Rus pazarlarına girmesinin yasaklanması, çiftçileri büyük zarara uğrattı. En büyük pazarları olan Rusya’nın, yetiştirdikleri ürünlere kapılarını kapatmasıyla ürünlerinin büyük bölümü ellerinde kalan çiftçiler, iki ülke arasında krizi sonlandırmak üzere başlatılan yeni ilişkilerle beklenti içine girdi.

    “Beklentimiz, ilişkilerin düzelmesi, rayına girmesi, iki ülke arasında sorunsuz bir ticaretin yapılması”

    Yeni dönemi İHA muhabirine değerlendiren ve “Rusya bizim en büyük pazarımız ve en yakın pazarlardan biri” diyen Mersin Ziraat Odası Başkanı Gökçel, geçen yıl uçak kriziyle birlikte en büyük zararı Türk çiftçisinin gördüğünü söyledi. “Uçak bombayla düşürüldü ama o bomba aslında Türk çiftçisine atıldı” ifadesini kullanan Gökçel, bugün iki ülke yetkililerinin krizi sona erdirmek ve ilişkilerin geliştirilmesi açısından görüşmeye başlamalarının çok olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı. Özellikle çiftçiler gibi sıkıntı çeken turizm sektörüyle ilgili somut adım atılmasının ve bir uçağın geçen hafta Antalya’ya gelmiş olmasının çiftçileri, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeleceği, gelişeceği, ticaretin artacağı yönünde umutlandırdığını kaydeden Gökçel, “Bu adım, hem çiftçilerde hem ülkemizde hem Rusya ile ilişkilerin gelişmesini isteyen bütün sektörlerde büyük bir moral ve motivasyon oluşturdu. Dolayısıyla umutla bu ilişkinin düzelmesi, rayına girmesi, sorunsuz bir ticaretin iki ülke arasında yapılması bizim beklentimiz” dedi.

    “Görüşmeler bir an önce başlatılmalı ve sonuçlandırılmalı”

    Eğer bu görüşmeler, bu anlaşmalar yapılacaksa bir an önce başlatılması ve bir an önce sonuçlandırılması konusunda yetkilileri uyaran Gökçel, “Biz çiftçi olarak geçen sezon hem narenciyede hem diğer meyve sebzede büyük zarara uğradık. İhracatçılarımız da sıkıntı yaşadılar ve zarar ettiler ama devletin onlara verdiği destekle bu zararlarını minimize ettiler. Ama çiftçiler maalesef bu zararı hala üstlerinde taşıyorlar. Geçen sene 60 kuruş olan narenciye fiyatı bu krizle beraber 25-30 kuruşa geriledi. Dolayısıyla burada en büyük zararı çiftçi etti. Biz bir an önce bu görüşmeler başlayıp olumlu sonuçlansın ki, ihracata uygulanan teşvik primi de buna paralel olarak belirlenip açıklansın. Bundan çiftçimiz ürün elindeyken, hasada başlamadan bir kazanç elde edecekse etsin. Çiftçimizin sıkıntısı ancak böyle giderilir. Bizim beklentimiz bu yönde” diye konuştu.

    “Rusya’ya ihracatımız olduğu gibi elimizden gitti”

    Türkiye’nin toplam sebze ve meyvenin yüzde 40-45’ini, narenciyenin yüzde 30-35’ini, domatesin ise yüzde 50-55’ini Rusya’ya yaptığına dikkat çeken Gökçel, “Bu olduğu gibi elimizden gitti. 5 milyon ton narenciye üretiyorsak, dünyaya 1 milyon 200 bin-1 milyon 500 bin ton aralığında narenciye ihracatımız var yıllık. Bunun yüzde 35’i, yani 500 bin ton civarında narenciyenin 400 bin tonunu gerçekleştiremedik bizim tahminlerimize göre. Sebze meyvede de böyle, domateste de böyle. Zaten bunun ne getirip ne götürdüğü piyasada yaşanan fiyatlardan ortaya çıktı. Tarihinde Şubat-Mart’ta örtü altında yetiştirilen sebze 20-30 kuruşa satılmamış, özellikle domatesi örnek veriyorum, bu yıl 20 kuruşa, 30 kuruşa domates satıldı. Hatta satılamadığı zamanlar oldu o aylarda” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye-Rusya arasındaki ticaretin bir an önce rayına girmesini umutla bekliyoruz”

    “Türkiye-Rusya arasındaki ticaretin bir an önce rayına girmesini umutla bekliyoruz” diyen Gökçel, Türkiye-Rusya arasında görüşmelerin başlamasına gerçekten mutlu olduklarının altını çizdi. Bu görüşmelerin bir an önce de sonuçlandırılmasını beklediklerini ifade eden Gökçel, sözlerini şöyle noktaladı: “Özellikle vurgulamak istediğim şu; narenciye hasat sezonu 15 Eylül’de erkenci limonla başlıyor. Dolayısıyla mutlaka o kaybettiğimiz pazarları, ihracatçılarımızın müşterilerini tekrar kazanabilmeleri için ısrarla söylüyoruz, ihracatta uygulanan teşvik primi 100 dolar olarak Ağustos’un ilk haftasında belirlenmeli. Bunu hem ihracatçı hem çiftçi bilerek sezona girmeli diye bekliyoruz.”

  • Uçak Krizinin Ardından Rus Askeri Heyeti Türkiye’de

    Rus askeri heyeti, Türk jetlerinin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından ilk kez Türkiye’ye gelerek büyük bir gizlilik içerisinde İzmir’in Foça ilçesindeki Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığına bir ziyaret yaptı.

    Suriye sınırında Türkiye hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının Türk jetleri tarafından düşürülmesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkiler kopma noktasına geldi. Aylardır süren krizin ardından, Rus askeri heyeti de uçak krizi sonrası ilk kez Türkiye’ye geldi. Büyük bir gizlilik içerisinde Türkiye’ye gelen heyet, helikopterle Foça ilçesindeki Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığına gitti.

    GÜVENLİK ÖNLEMİ ARTIRILDI

    Rus heyetinin kritik Türkiye ziyareti için güvenlik önlemleri hem emniyet hem askeri düzeyde artırıldı. Sessizce Foça ilçesine gelen heyet, korumalar eşliğinde üsse giriş yaptı. Rus heyetinin yarın Türkiye’den ayrılacağı belirtildi.

    PROF. DR. TOSUN: “BUNUN POZİTİF KATKISI SİYASETE OLACAKTIR”

    Yaşanan uçak krizinin ardından gözler bu ziyarete çevrilirken, Ege Üniversitesi İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Tanju Tosun, askeri yetkililerin ziyaretini değerlendirdi. Uçak kriziyle başlayan gerilimlerin sürdürülemeyeceğini ifade eden Tosun, askeri yetkililerin ziyaretinin siyasete katkısı olacağını belirterek “Rusya ile Türkiye arasındaki gerginlik sürdürülemez. Bu ziyaret sembolik bir ziyaret ve iki ülke arasındaki ilişkilere katkı sunacaktır. Bunun pozitif katkısı siyasete olacaktır” dedi.