Etiket: Krizi

  • Direksiyon Başında Kalp Krizi Geçirince Kaza Yaptı

    Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde, kullandığı otomobilde kalp krizi geçiren sürücü yol kenarında duran traktöre çarparak durdu. Hastaneye kaldırılan sürücü tedavi altına alındı.

    Kaza, Kadirli şehir merkezi çıkışında meydana geldi. Kendi kullandığı 42 YD 501 plakalı otomobille Kadirli yönünden Osmaniye istikametine giden Ercan Ay direksiyon başındayken kalp krizi geçirdi. Önce orta refüje sonra yol kenarında bir traktör satış noktasındaki traktöre çarparak duran Ercan Ay için ambulans çağrıldı.

    Olay yerine gelen ambulanstaki sağlık görevlileri kalbi duran Ercan Ay’a kalp masajı yaparak hayata döndürdü. Ambulans ile Kadirli Devlet Hastanesine kaldırılan Ercan Ay’ın hastanedeyken ikinci kez kalbi durdu. Yaklaşık yarım saat süren kalp masajı ve hayata döndürmek için yapılan müdahalenin ardından tekrar kalbi çalıştırılan Ay, Osmaniye Devlet Hastanesine sevk edildi. Ercan Ay’ın hayati tehlikesinin devam ettiği ve birkaç ay önce açık kalp ameliyatı olduğu öğrenildi.

  • ATB Başkanı Çandır’dan Uçak Krizi Değerlendirmesi

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını diledi.

    ATB Kasım ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. ATB’nin bir aylık çalışmasının anlatıldığı Meclis’te Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomiye ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını dileyen Çandır, Antalya’nın tarım ve turizm alanında bu konudan etkilenebileceğini söyledi. “Krizin iyi yönetilmesi gerekiyor” diyen Çandır, devletler arasındaki ilişkilerin iş dünyasına, halkla yansımaması gerektiğini kaydetti. Çandır, “Bu dönemin çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. İnsanlar da bunlarla ilgili değerlendirmelerinde akılcı sağlıklı, yaklaşımlar sergilemeli” dedi.

    “BİRİKMİŞ SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR”

    64. hükümete başarılar dileyen Ali Çandır, Dışişleri Bakanlığı’na yeniden atanan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na kutlayarak başarılar diledi. Küresel alanda olduğu gibi Türkiye’nin de yıllardır biriken sorunlarının çözüm beklediğini kaydeden Çandır, “Bu sarmaldan çıkmamız için milletimiz yeni hükümet ve meclise önemli bir fırsat vermiştir. Umuyoruz ki bu fırsat, iyi değerlendirilerek birikmiş sorunlarımıza kalıcı çözümler getiren bir iradeye dönüşür” diye konuştu.

    Türkiye’nin enerjisini başta ekonomi olmak üzere, hukuk ve eğitim gibi alandaki birikmiş sorunlarına harcaması gerektiğini vurgulayan Çandır, “Çünkü gelecek on yıldaki gelişmeler, bize bu ve benzeri alanlardaki iyileştirmelerimiz için geçmişteki kadar yardımcı olmayacaktır. Yeni yürütme ve yasama döneminde birçok alanda beklentilerimiz ve taleplerimiz olmasına rağmen borsa olarak önceliğimiz ekonomi, bu kapsamdaki tarımsal üretim ve ticarettir” ifadelerini kullandı.

    “TEŞVİK VE DESTEKLER YENİDEN ELE ALINMALI”

    Tarım sektörünün küresel rekabete korumasız ve çok hızlı bir biçimde açılmasının olumsuz etkilerine dikkat çeken Çandır şöyle devam etti:

    “Bu olumsuz etkiyi azaltmanın bir aracı olarak gerçekleştirilen tarımsal destek ve teşvikler de son 13 yılda, 80 milyar TL gibi ciddi bir boyuta gelmiştir. Bu destek ve teşvikler, tarım topraklarında ve tarımda çalışan sayısındaki kayıplara ne yazık ki engel olamamaktır. Yani tarımdaki destek ve teşvikler hedeflerine ulaşamamış, attığımız taş hedefe ulaşmamış, kurbağayı ürkütmemiştir. O halde tarımda ilk olarak destek ve teşvik mekanizmalarını yeniden ele almak olmalıdır. Bildiğiniz gibi destek var etmeye ya da yok etmemeye yönelikken, teşvik ise mukayeseli üstünlükle var olanın çok daha hızlı ve sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamaya yönelik bir mekanizmadır. Geçmişten günümüze başaramadığımız temel konu bu ayrımın doğru yapılmamış olmasındandır. İşlevsel olarak destek ve teşviki doğru kullanmanın referansı ise ürün odaklı olmaktan geçer. Ürüne odaklanmış bir işlevsel destek ve teşvik sisteminin kaynağı ise tüm gelişmiş dünyada, toplu tarımsal üretim planlamasıdır. Önümüzdeki dönemde tarımsal destek ve teşvik konularında bu boyutlara yoğunlaşmanın gerekli olduğunu düşünmekteyiz.”

    TARIMDA SOSYAL GÜVENLİK

    Tarımda istihdam ve sosyal güvenlik uygulamalarının farklı kurgulanması gerektiğini kaydeden Çandır, “Sektöre uygun bir sosyal güvenlik mevzuatı, tarımın gelişimine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı, yeni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Faruk Çelik’ten tarımdaki sosyal güvenlik sorunlarına merhem olacak politikalar beklentisi içerisindeyiz” dedi.

    “ASGARİ ÜCRET ARTIŞI İLK KOBİLERİ VURACAK”

    Asgari ücret ve vergi artışını da değerlendiren ATB Başkanı Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

    “Yapılan bir araştırmaya göre, bin 300 TL’lik asgari ücret, ilk etki itibariyle işverene yaklaşık 18 milyar liralık bir ek yük getirmektedir. Kıdem tazminatı ve asgari ücret dışındaki etki de cabası. Bu rakam, ülkemizdeki 1 milyon işletmenin en büyük bini dışındaki 999 bin işletmenin yıllık toplam karına eşittir. Bu da göstermektedir ki asgari ücret artışının ilk etkisi doğrudan KOBİ’lere olacaktır ve KOBİ’ler tasfiye riski ile karşı karşıya kalacaktır. Önerimiz, bu ek yükün kamu tarafından karşılanması yönündedir.”

    DAMGA VERGİSİ ELEŞTİRİSİ

    Piyasalarda KDV oranlarında artış olacağına ilişkin tedirginlik olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Böyle bir artış özellikle tarım ürünlerinde üretici ve ticaret erbabını önemli ölçüde zorlayacak, nihai olarak tüketiciyi de aynı derecede sıkıntıya sokacaktır. Zaten son derece pahalı olarak tükettiğimiz ürünler, zorlayıcı bir etkiyle daha da pahalılaşacak, tüketimi azalacak, üretici ise bu durumdan dalgalar halinde olumsuz etkilenecektir. Bunun önüne geçmeli ve hatta tarım ürünlerinde et başta olmak üzere KDV indirimlerini gündeme alarak ekonomiyi canlandırmalıyız. Vergi oranlarında artış yapmak yerine, arsa rantı ile ilgili düzenlemeler yapılarak kaynak yaratılmalıdır. Bir diğer sorun da, 1950’li yıllardan kalma ve artık günümüzdeki dijital olanaklarla açıklanması mümkün olmayan damga vergisi konusudur. Artık işlevsel bir temeli olmayan ve yarattığı faydadan çok ekonomik engel oluşturan bu verginin ortadan kaldırılması zorunlu bir hale gelmiştir” diye konuştu.

    Kasım ayında gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi’nin Antalya için iyi bir tanıtım aracı olduğunu kaydeden Çandır, “Kentimizin bu tanıtım ve reklam potansiyelini kalıcı bir hale dönüşmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız. Kent ekonomisi ve geleceğimiz için Antalya’dan kazandığını Antalya’ya yatıran bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. Çandır, G20 Zirvesi’nin gündemindeki, yoksulluk, gelir adaletsizliği, güvenlik, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık konularında harekete geçilmesini beklediklerini söyledi.

    “KAİNAT MI, YOKSA KAR MI?”

    Konuşmasında iklimsel değişiklikler konusuna da değinen Ali Çandır, “Subtropik iklimden tropik iklime geçmemize sadece 1.5 derece kaldı. Korkarım ki tropik iklime geçme riskiyle karşı karşıyayız. Yani iklim değişimlerine karşı sınırda bulunmaktayız. Örneğin, Antalya’mız yakın bir gelecekte tropik bir iklime sahip olabilir. Böyle bir değişim ise kentimizi bir anda çölleşme riskiyle yüz yüze getirecektir. Dolayısıyla kentimizle, bölgemizle ve ülkemizle ilgili politikalar ve kararlar üretirken, bunların sürdürebilirliği ve kapsayıcılığı asla göz ardı edilmemelidir. Bırakın çocuklarımıza yaşanılabilir bir kent ve ülke bırakmayı, bu gidişle bizlerin bile yaşlandığında dayanamayacağı bir kent ve bir ülke ile baş başa kalabiliriz. Bu duruma gelmemenin yollarını, politikalarını ve kararlarını gündemimizden asla düşürmemeli ’Kainat mı, yoksa Kâr mı?’ seçeneklerinden birini tercih etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    SAĞDUYU ÇAĞRISI

    ATB Meclis üyeleri, Rusya ile Türkiye arasında yaşanan gerilimin ticarete olan etkisini değerlendirdi. ATB Meclis Üyesi Recep Özkul, ikili ilişkilerin ticareti etkilemesiyle ilgili somut bir veri olmadığını belirterek, “İşin nereye varacağını bilmiyoruz ama bir tedirginlik var. Herkes sağduyulu davranmalı” dedi.

    Meclis Üyesi İbrahim Yılmaz, krizin iki ülke arasındaki ticarete yansımasının olacağını belirterek, “Ama bekleyip görmek gerekiyor. Tam çiçekte sezon başındayız. Kötü bir zamana geldi ama bekleyip göreceğiz” ifadesini kullandı.

    Cüneyt Doğan, olayın çok taze olduğunu belirterek, “Ne söylesek yanlış olur” derken, Osman Yardımcı da, ilişkilerin ticarete yansımaması gerektiğini söyledi.

  • Türkiye-rusya Uçak Krizi

    Dün Rus uçağının Türk F-16’ları tarafından düşürülmesinin ardından Rus yetkililerin, “Türkiye’ye gitmeyin” uyarısını değerlendiren Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Yönetim Kurulu Üyesi Burhan Sili, durumun turizm açısından beklenmedik bir olay olduğunu söyledi.

    Bu süreçte, bundan sonraki yaklaşımların önemli olduğunu belirten Burhan Sili, “Her iki ülkeninde kendi menfaatleri doğrultusunda olayı sağduyu ile ele alarak devam ettirmeleri ve görüşmeleri gerçekleştirmeleri hem turizm açısından hem ilişkilerimiz, hem de ticaretimiz açısından önem arz ediyor” dedi. Bölgenin yoğun olarak Rus turist ağırladığını anlatan Burhan Sili, “Antalya’ya gelen ağırlıklı olarak 12-13 milyon turistin yüzde 30’unu Rusya ve bağlı ülkelerden gelen turistler teşkil ediyor. Bizim turizm ilişkilerimiz bir şekilde devam edecektir. Her ne kadar bir takım açıklamalar olsa da, Rusların tamamen gelmemesi gibi bir durumun söz konusu olacağını düşünmüyorum. Bu açıklamaların hiçbiri resmi açıklamalar değil. Siyasi ve parlamenterlerin söylemiş oldukları bir takım söylemlerden ibaret. Tamamiyle kesilse dahi öyle ya da böyle bizim turizmimiz devam edecek. Eğer durum böyle devam ederse, karlılık ve doluluk anlamında 2015 sezonunda da Rusların belirli bir eksiyle kapatmasından etkilendiğimiz gibi 2016 yılında da aşağı yukarı benzer bir tabloyla karşılaşacağımızı ön görüyorum. Eğer süreç doğru ele alınırsa çok büyük problem olacağını düşünmüyorum“ diye konuştu.

  • Meclis’te Leyla Zana Krizi

    TBMM’nin 26. Döneminde milletvekili yeminini tam okumayan HDP’li Leyla Zana, Meclis Başkanı Deniz Baykal’ın tüm uyarılarına rağmen yeminini tekrarlamadan Genel Kurul Salonunu terk etti.

    TBMM Genel Kurulunda devam eden milletvekili yemin töreninde HDP’li Leyla Zana, Kürtçe “Yaşasın barış” dedikten sonra milletvekili yeminine başladı. Yemin metnini tam okumayan Leyla Zana, yerine oturacağı esnada Meclis Başkanı Deniz Baykal’dan uyarı geldi. Baykal’ın tüm uyarılarına rağmen geri dönmeyen Leyla Zana, Genel Kurul Salonunu terk etti.

    Deniz Baykal’ın Leyla Zana’yı yeminini yenilemesi için tekrar çağırmasına Genel Kurul salonunda bulunan dinleyiciler alkışla destek verirken, Deniz Baykal da dinleyicileri uyardı, kurallara uymayanların dışarıya çıkartılacaklarını belirtti.

    Leyla Zana’yı uyaran Deniz Baykal, “Kendi kişisel anlayışlarına göre değiştirmesi mümkün değildir. Yemin metninin aynen okunması gerekiyor. Sayın Leyla Zana uygun görürse gelip yemin metnini aynen okumalıdır, yemin metni gerçekleşmedi, eğer gelmiyorsa yemin törenine devam ediyoruz” dedi. Fakat Leyla Zana salona geri dönmedi.

    Milletvekili yemin sırası Ankara’ya geldiğinde geleneksel olarak Atatürk ve silah arkadaşları için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşundan sonra yemin töreni devam etti.

  • Mülteci Krizi İçin Türkiye İle AB Arasında Zirve Kararı

    AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, mülteci krizine çözüm bulmak üzere Malta’da gerçekleştirilen zirvede yaptığı açıklamada, “Türkiye ile bir zirve gerçekleştirmeye karar verdik” dedi.

    Avrupa Birliği ve Afrika Birliği üyesi ülkeler, uzun süredir dünya gündeminin ilk sırasında yer alan mülteci krizine çözüm bulmak üzere Malta’da bir araya geldi. Malta’nın başkenti Valletta’da mülteci krizine çözüm bulmak üzere gerçekleştirilen toplantının ikinci gününde Türkiye ile zirve kararı çıktı. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, zirvede yapılan AB Konseyi Toplantısı’nın ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye’ye 500 milyon Euro teklif edileceğini ifade eden Jucnker, üye ülkeleri çoğunluğu Suriye’den kaçan milyonlarca mülteci konusunda Türkiye’ye 2 buçuk milyar dolar daha yardımda bulunması konusunda uyardı. Juncker, aynı zamanda üye ülkeleri Eylül ayında karar verilen 160 bin sığınmacının yeniden yerleştirilmesi kararının uygulanmasını yavaşlattıkları için eleştirdi.

    AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise, “Türkiye ile bir zirve gerçekleştirmeye karar verdik” dedi. Tusk, hem kendisinin hem de Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in hafta sonu Antalya’da gerçekleştirilecek G20 Zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geleceğini ifade etti. Tusk zirvenin yıl sonunda gerçekleştireceğini ifade ederken, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ise zirvenin Kasım ayının sonu Aralık ayının başında yapılacağını belirtti. Tusk hükümetler üzerinde etkili olan mülteci baskısının, İsveç’in geçici sınır kontrollerini geri getirmesi ve Slovenya’nın sınıra dikenli tel çekmesinin ardından vizesiz Schengen alanının çöküşün eşiğine getirdiğini kaydetti. Öte yandan konuyla ilgili açıklamalarda bulunan

    Polonya’nın eski Başbakanı pasaport serbestliğinin bulunduğu bölgenin Avrupa’nın dayanak noktası olduğunu kaydederek, “Schengen’i korumak zaman karşı yarıştır ve biz bu yarışı kazanmaya kararlıyız” dedi.