Etiket: kriter

  • Fiber ve yüksek hızlı internet konut tercihlerinde kriter haline geldi

    Fiber ve yüksek hızlı internet konut tercihlerinde kriter haline geldi

    Fiber ve hız etkisi evlere değer katarak emlak sektöründe rekabeti artırıyor. Pandemiyle birlikte önemi artan fiber internet, ev alırken en büyük tercih sebeplerinden biri haline geliyor.

    Pandemiyle birlikte yüksek hız ve kesintisiz bağlantının önemi ortaya çıktı. Yüksek hız ve kesintisiz bağlantı için olmazsa olmaz fiber optik altyapı konusunda bugüne kadar yapılan araştırmalar; fiber internet ve yüksek hıza sahip evlerin daha değerli olduğunu ortaya çıkarıyor. Yüksek hızlı İnternet erişimi ve konut değerlerinin (High-speed Internet access and housing values) incelendiği, yabancı ekonomi dergilerinde yayınlanan araştırmalara ve çalışma sonuçlarına göre katılımcıların büyük çoğunluğu fiber interneti olan ev tercih ediyor. Söz konusu araştırmalardan alınan bilgiler ışığında yüksek hızlı bağlantının konut fiyatını balkon ya da kapalı otopark kadar etkilediğine de değiniliyor.

    “Pandemi döneminde yüz binlerce haneyi Turkcell’in ışık hızında internetiyle tanıştırdık”

    Turkcell’de de pandemi süresince fiber müşterilerinin gündüz internet kullanımında yüzde 90’a varan artışlar yaşandı. Akşam trafiğinde ise yüzde 30 artış meydana geldi. Turkcell fibere olan talep yine aynı şekilde bir önceki yıla kıyasla yüzde 70 arttı.Fiber optik altyapıya yaptıkları yatırımın öneminin bugün daha iyi anlaşıldığını belirten Turkcell Kurumsal ve Ev Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ceyhun Özata şunları söyledi:

    “Pandemi süresince evde geçirdiğimiz sürenin artması, yüksek hızlı internetin hayatımızı ne denli kolaylaştırdığını gösterdi. Fiber optik teknolojisinin sunduğu ışık hızı bu dönemde konut satın alma ve kiralama kriterleri arasında çok daha etkili olmaya başladı. Artık fiber internet de elektrik, su ve ısınma altyapılarından sonra dördüncü temel altyapı haline geldi. Bugüne kadar yapılan araştırmalar da fiber internet altyapısının ve beraberinde getirdiği güçlü mobil şebekenin konutlara ne denli değer kattığını gösteriyor. Türkiye’de de emlak sektörü fiberle fark yaratarak rekabeti artırıyor. Özellikle pandemi sonrası evden çalışma ve eğitim alma durumlarına her an hazırlıklı olmak için fiber altyapıya sahip evler, tercih sebebi olmaya başladı. Bu anlamda Türkiye’yi dünyayla aynı anda gerçek fiberle tanıştıran şirket olmaktan dolayı gurur duyuyoruz. Müşterilerimizin pandemi sürecindeki fiber internet kullanım alışkanlıklarına baktığımızda en büyük değişikliğin öğle saatlerinde olduğunu gördük. Gündüz trafikleri yüzde 90’a yakın artarken akşam saatlerinde de yüzde 30 seviyesinde artışlar gözlemledik. Aynı zamanda fibere geçmek isteyen müşterilerimiz yine bu dönemde yüzde 70 arttı. Bu yoğun talebi karşılamak ve müşterilerimize kesintisiz ev interneti sunmak için Mart ayından bu yana yüz binlerce haneyi Turkcell’in ışık hızında interneti ile tanıştırdık. Yenilikçi çözümümüz Superbox ile de müşterilerimize kablosuz yüksek hızda taşınabilir ev interneti sunduk. Müşterilerimizin hayatını fiberle ve yenilikçi ürünlerimizle kolaylaştırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

  • Kanser cerrahisinde en temel kriter tecrübe

    Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Uzm. Op. Dr. Alper Hacıoğlu, kanser cerrahisi hakkında bilgi verdi.

    Kanser cerrahisinin kanser tedavisinde en etkili yöntem olduğunu ifade eden Hacıoğlu, “Kanser çok uzun zamandır bilinen bir hastalık. Kanser tedavisi milattan önceden beri yapılan bir tedavi. Günümüzde artık kansere karşı çok daha gelişmiş silahlarımız var. Ama kanserin en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Yıllar içerisinde cerrahinin deneyimi ve teknolojinin gelişimi ile birlikte teknikler gelişmiş ve birçok kanser türüne çare olacak kadar üst düzeye ulaşmıştır” diye konuştu.

    Kanser cerrahisinde farklı yöntemler

    Kanser cerrahisinde uygulanan yöntemler hakkında bilgi veren Alper Hacıoğlu, “Günümüzde kanser cerrahisinde halk arasında kapalı yöntem olarak bilinen laparoskopik yöntem ve robotların kullanımı da söz konusu. Bunların yanı sıra tek delikten yapılan ameliyatlar ve doğal boşluklardan yapılan natural orifice olarak adlandırılan cerrahi yöntemleri de mevcut. Kanser cerrahisi özelleşmiş bir cerrahi yöntemi. İyi teorik bilgi ve iyi beceri gerektiren bir dal. Çünkü diğer ameliyatlardan farklı olarak kanser cerrahisinde sadece tümörün değil, yayılabileceği alanların da geriye kanserden eser bırakılmayacak şekilde temizlenmesi söz konusu. Lenf düğümleri ve lenf kanalları kanserin yayılabileceği yerlerdir ve bu ameliyatta temizlenmesi gerekiyor. Hastalar cerrah seçiminde buna çok dikkat etmeliler. ‘Hangi cerrah benim kanserimi en iyi, geride hiç kanserli doku bırakmayacak, sağlıklı dokulara zarar vermeyecek şekilde temizler’ diye araştırmaları gerekiyor. Bu konuda iyi eğitim almış ve tecrübeli cerrahların tercih edilmesi önemli” dedi.

    Laparaskopik ameliyatlar halk arasında popüler

    Ameliyat süresinin kanserin cinsine göre değiştiğini söyleyen Hacıoğlu, her organa yapılan ameliyatın süresinde değişiklik olabileceğini belirtti. Laparoskopik ameliyatlardan söz eden Hacıoğlu, “Ameliyat süresi, ameliyatın açık mı kapalı mı yapıldığına göre de değişiyor. Kapalı ameliyatlar açık ameliyatlara göre daha uzun sürmesine rağmen, hasta açısından hem estetik anlamda hem de ameliyat sonrası erken iyileşme ve daha az ağrısının olması nedenleri ile tercih sebebi oluyor. Son yıllarda laparoskopik ameliyatlar halk arasında çok yaygınlaştı, popüler hale geldi. Kanser tanısı ile gelen hastalar, ameliyatı kapalı yöntemle yapıp yapmadığımızı soruyorlar” ifadelerini kullandı.

    Kanser cerrahisinde en sık karşılaşılan kanser türlerinden söz eden Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Uzm. Op. Dr. Alper Hacıoğlu, “En sık tiroit, meme, kolon kanseri ameliyatları yapıyoruz. Bu 3 kanser türünde de başarılı bir ameliyatla ve arkasından gerektiğinde verilecek ilaç tedavisi ve ışın tedavisi ile önlenebilmektedir” dedi.

  • Çavuşoğlu: “AB ile 72 kriter tamamlandı. Top AB’de”

    İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın programında gündemi değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Zeytin Dalı Harekatı planlandığı şekilde devam ediyor, mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Diğer yandan operasyonun insanı boyutunu da ihmal etmedik. Hiçbir sivil öldürülmedi, aksi yönde yapılan haberler PKK/YPG’nin propagandasıdır” dedi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın Gündem Özel Programına konuk oldu. Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekatına ilişkin durum değerlendirmesi yapan Çavuşoğlu, “Harekat planlandığı gibi başarılı bir şekilde devam ediyor. Askerlerimiz şehit olmaya hazır gidiyor her göreve ancak, şehitlerimize ciğerimiz yanıyor elbette. Bir terör örgütüyle mücadele ediyoruz, bize yönelik ciddi bir tehdit var. Burada özellikle sivillere yönelik temkinli davranıyoruz. Havadan İHA’larımız, karadan askerlerimiz olsun ÖSO olsun topyekûn devam eden bir şekilde, bine yakın teröristi etkisiz hale getirdik. Rakka’da sorulmayan siviller, biz PKK’ya karşı bir operasyon gerçekleştirilince soruluyor, bu harekatı önemsiz hale getirmeye çalışıyorlar. Sivilleri canlı kalkan yapan bir terör örgütünden bahsediyoruz dolayısıyla mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Terör örgütü nerede tehdit oluşturursa, buna Münbiç de dahil, kararlı bir şekilde operasyonu sürdüreceğiz. Bu tehdidi buradan tamamen temizlemeden vatandaşlarımızı güvenli hissedemeyiz” şeklinde konuştu.

    “Hiçbir sivil öldürülmedi”

    Yaşar, sivillerin öldürülmesine ilişkin yürütülen algı operasyonlarına değindi. Bu kapsamda dış medyada gündeme gelen haberleri anımsattı. Konuya ilişkin açıklama yapan Çavuşoğlu, “Bunlar PKK/YPG’nin propagandasıdır. Bunları gündeme getirenlere, ’Elinizde bir delil varsa getirin’ diyoruz. Türk milleti siviller konusunda herkesten daha hassas. Bugüne kadar bize bir belge veya delil getiren olmadı. Bugüne kadar hiçbir sivil ölmedi. Rejimin daha önceden öldürdüğü sivilleri göstermeye çalıştılar, bunlar sonuç vermeyince bu şekilde başka yollara başvurdular” diye konuştu.

    “ABD ile pazarlık söz konusu değil”

    Yaşar’ın ABD ile bir temas olup olmadığını sorması üzerine Çavuşoğlu, “ABD ile bir pazarlık veya bir temasımız olmadı. Zaten ABD’nin burada bilenen bir mevcudiyeti yok, dolayısıyla ABD ile konuşacağımız bir konu da yok. Bizim beklentimiz destek vermesinler, silah vermesinler ve gölge etmesinler. Biz operasyonu başlatırken her türlü hazırlığı başlattık. Duruma göre stratejimizi değiştirebiliyoruz. İnsanı boyutu ihmal etmedik, yardım çadırlarımızı hemen gönderdik. Mehmetçik operasyonları yürütürken, bizde Cumhurbaşkanımızla diğer boyutlarını yönetiyoruz. Teröristlerin başka bir yere gitmesi sorunu çözmez, ya silahı bırakması lazım ya da yok edilmesi gerek. Aksi takdirde yine karşımıza çıkacaklar. Amerika bizim endişelerimizi anlamalı ve karşılamalı. PKK ve YPG’nin aynı terör örgütü olduğunu ABD kabul ediyor. ABD müttefiksek bizim bu endişemizi anlamalı ve iş birliği yapmalı. Suriye’de şu anda çok sayıda Kürt hapiste. Kürt partileri kapatıldı. Bunları yapan YPG terör örgütü. Nerede insan hakları savunucuları? Burada Türkiye’nin düşmanı bizim dostumuzdur anlayışı var. Biz DEAŞ ile müttefik olamayız, din ile bir alakaları olmadığını ifade ediyoruz. Terör örgütlerinin ideolojilerini öldürmek gerek. YPG’ye verilen silahların kayıtları bulunuyor, bazıları ’Biz bunu peşmerge’ye verdik’ diyor. Bize atılan roketleri kim verdi?” şeklinde yanıtladı.

    “ABD önce verdiği sözleri tutmalı”

    ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un güvenlik bölgesi oluşturulması için Türkiye ile anlaşma teklifini hatırlatan Yaşar, Tillerson cephesinden yapılan ikinci bir açıklamaları değerlendirdi. “Amerika’nın sınırda güvenli (tampon) bölge teklifini Paris’te Tillerson’a sordum. Bir açıklama yaptı ancak ABD’ye güvenemiyorum” diyen Çavuşoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Bunları bizim ABD ile görüşebilmemiz için güveni tesis etmemiz lazım. Teknik ekiplerin de konuşabilmesi için ABD’ye güvenebilmemiz lazım. Bana verilen hiçbir söz tutulmadı, önce verilen sözlerin tutulmasını beklemek lazım. YPG ile işbirliğini kesmeli, Rakka’da nasıl anlaşıldı bunlar görüldü, neden orada yok edilmedi? ABD Başkanı’nın Türkiye’yi sevdiğini, Cumhurbaşkanına saygı duyduğunu biliyorum. Kendi içlerinde çok ciddi sorunlar var, o tablo Avrupa ile ilişkileri de etkiliyor. Türkiye’ye karşı Afrin’de YPG ile omuz omuza savaşıyorlar. Bizim ABD karşıtlığımız yok ama ortada bir tablo var. Güven zedelendi, bu güvenin yeniden tesis edilmesi lazım. Aramızdaki temaslar önemli, bir çalışma grubu oluşturuldu. Artık oylama dönemi bitti, biz somut adımlar görmek istiyoruz.”

    “CIA Türkiye’den özür diledi”

    Çavuşoğlu, “Türkiye’yi kıskananlar veya karalamak isteyenler bizi DEAŞ’a destek vermekle suçluyor. John Kerry bir toplantıda DEAŞ’tan petrol aldığımızı söyledi. ’Emin misin?’ dedim, ’evet’ dedi. Ben olayın peşini bırakmam, dedim ve delil istedim. Her toplantıda kendisinden delil isteyince CIA bize Kilis Belediyesi’nin asfalt raporunu gönderdi. Resmi bir cevap verdik ve en sonunda CIA bizden yazılı olarak özür diledi” dedi.

    AB ile 72 kriteri tamamlandığını ifade eden Çavuşoğlu, “Top AB’de” dedi.

    Türkiye’nin, Suriye’nin sınır bütünlüğünü herkesten daha çok desteklediğini ifade eden Çavuşoğlu, “Biz rejime yönelik bir tehdit değiliz ama rejimin de ihlalleri bir an önce durdurması lazım. YPG konusunda da sanırım farklı düşünmüyoruz, YPG’nin bölmek istediği konusunda rejimle hem fikiriz” diye konuştu.

    Diğer yandan İran’ın tavır değiştirip değiştirmediğine dair değerlendirme yapan Çavuşoğlu, İran’da farklı görüşler olabileceğini ifade ederek, çok büyük tehditler gelmediğini aktardı. Ayrıca buradaki terör örgütünün İran için de bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.

    “Almayan’ya haksızlık etmiş oluruz”

    Fransa ve Almanya’nın tavrına ve diplomatik görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Bugüne kadar Fransa ile terörle mücadele konusunda aynı çizgide olduk. Ancak Afrin operasyonu başlayınca tavırları değişti. BM’de olayı gündeme getirmeye çalıştılar. Bazen bize karşı olan kesime karşı da sevimli görünmeye çalışıyorlar. Biz de bu sefer samimiyeti sorguluyoruz. Yüzümüze karşı söyleyemediklerini Avrupa Konseyi’nde söylüyorlar. Mesela eğitim konusu. Bize öğretmen konusunda zorluk çıkartıyorlar. Biz de aynıyla mukabele edeceğiz deyince ’aman’ diyorlar. Biz samimi davranıyoruz ancak Fransızlar ikiyüzlü davranıyor. Almanya Afrin operasyonuna karşı çıktı, dersek haksızlık etmiş oluruz. Ancak onlardan da ’insan hakları’ başlığı altında çatlak sesler çıkıyor. Alman Dışişleri Bakanı Gabriel’in çabalarını takdir ediyorum. PKK ve YPG’nin arasında bir fark olmadığını sesli olarak dile getiriyor, PKK’nın düğünlerde bile para topladığını kendisi bizzat anlattı. Tabi tüm Almanya’daki siyasetçiler böyle düşünmüyor. Rusya’yla temaslarımız sürüyor. Astana süreci de devam ediyor. Diğer taraftan sahadaki tüm aktörlerle temaslarımızı sıklaştırdık. Bir kaza olmaması için titiz davranıyor. Özellikle hava operasyonlarına dikkat ediyoruz” diye kaydetti.

    “Soçi’nin Cenevre’de bu şekilde aynı formatta devam edeceğini görebilirsiniz” diyen Çavuşoğlu, anayasa komisyonunu oluşturmak için İran ve Rusya ile birlikte listeyi kararlaştırdıklarını da anımsatarak, “Soçi’de Mihraç Ural krizi sonradan ortaya çıktı. O gün 1 saat uyuduk ancak krizi iyi yönettik. En sonunda İran ve Rusya’yla birlikte krizi çözdük. Alınan kararla bir anayasa komisyonu oluşturuldu. Suriye’de tesis edilen çatışmasızlık bölgelerinin sürdürülebilmesi için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

    FETÖ’cülerin iadeleri hakkında kısa bir yorumda bulunan Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın FETÖ’cüleri iade etmemesi hayal kırıklığı. Yunanistan’ı Kardak ile ilgili de uyardık” ifadelerini kullandı.

    “CHP çok karmaşık bir parti haline geldi”

    Yaşar, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’nun “YPG’ye 50 defa terör örgütü dedim” ve “Türkiye niye ÖSO’nun peşine takıldı” açıklamalarını gündeme getirerek iç siyasetteki CHP’nin bu tutumunu sordu. Çavuşoğlu, “CHP çok karmaşık bir parti haline geldi. Maalesef PKK/YPG’ye sempati duyan, terör örgütü bile diyemeyen kişiler de var. CHP’nin içinde DHKP-C’li kişiler de var. İstanbul İl Başkanını görüyorsunuz ibretlik. CHP rotası belli olmayan bir parti haline geldi. ÖSO, bizim Mehmetçiğimizle teröristlere karşı mücadele ediyor. DEAŞ’a karşı mücadele ederken değil de neden YPG’ye karşı mücadele ederken sorguluyorsun, demek ki bir sempati var. Daha önce Fırat Kalkanı Harekatı’nda neden sorgulamadınız? Ana muhalefet partisi normalde iktidarın alternatifidir. Ülkeyi yönetmeye taliptir. Bunlara nasıl ülkenin güvenliğini, dış politikasını teslim edeceksiniz?” yanıtını verdi.

  • AK Parti’li Şahin: “En önemli kriter istikrardır”

    BURSA (İHA) – AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, İnegöl’de Kurtuluşspor Kulübünü ziyaret etti. Şahin, “Devlette, hükümette en önemli kriter istikrardır” dedi.

    AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, İnegöl’ün köklü kulüplerinden Kurtuluşspor’u ziyaret etti. Şahin’e AK Parti İlçe Başkanı Adem Demirel ve yönetim kurulu üyeleri de eşlik etti.

    AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ise, Kurtuluşspor’a şampiyonluk mücadelesi verdikleri Süper Amatör Lig’de başarılar dileyerek, “Dünya siyaset tarihinde en genç siyasi iktidara gelen partiyiz. Bu milletimizin teveccühü, takdiri ile gerçekleşmiştir. 2001’de kurulduktan sonra ilk genel seçimlerde iktidar görevi verildi ve bu başarıyla sürdürülerek Türkiye’nin makus talihi değiştirildi, büyüme yolundaki tıkanıklıklar açıldı, kalkınma hamlesi ile insanımızın hayata bakış açısı değiştirildi. 4 kez üst üste bizi iktidara getirdiniz. 1950-60 sürecinde bunun bir örneği DP sürecinde yaşanmıştı. Lakin DP, Türkiye’nin önündeki tüm engelleri kaldırma çabalarına rağmen, merhum Başbakan Adnan Menderes’e, iki Bakan arkadaşına, hükümetine ve DP’ye bir darbe teşebbüsü ile iktidardan uzaklaştırıldı. Sonra iki kez üst üste iktidara Anavatan Partisi geldi. AK Parti de sizlerin teveccühü ile 4 kez üst üste iktidara gelen tek parti” dedi.

    “Halkın direkt iradesini yansıttığı hükümet modeli”

    “Tüm bu hadiseler neticesinde biz MHP ile beraber 2016’nın son döneminde bir karara vardık ve dedik ki; Türkiye bundan sonra yoluna istikrar abidesi olarak devam etmek zorundadır. Siyasi partiler aday göstererek Cumhurbaşkanlığı hükümet modelini destekleyecek bir model oluşturduk, Anayasa paketini hazırladık. Bu anayasa paketinin özü, tek başına iktidarın temsil edilecek olmasıdır. Bunun içerisinde milletvekili seçilme yaşının 18 olması, milletvekili sayısının artırılması, Cumhurbaşkanı görev ve yetkilerinin artırılarak hükümetin direkt halkın seçtiği oylarla belirlenen hükümet olması modelidir. Sandığa gittiğimizde direkt hükümet başkanını seçeceğiz. İnşallah 3 Kasım 2019’da ilk uygulaması başlayacak. Parlamento seçimleri Cumhurbaşkanı seçimiyle aynı zamanda yapılacak, sandığa gittiğimizde hem Cumhurbaşkanına hem meclise oy vereceğiz. Parlamentoda grubu bulunan partiler ya da parlamentoya giremese bile yüzde 5’in üzerinde oy almış partiler Cumhurbaşkanını aday olarak gösterebilecekler. Cumhurbaşkanı, eğer 1. turda yüzde 51 ile seçilirse direkt olarak hükümeti kurma görevini alacak, eğer seçilemezse 2. tura 1. ve 2. oy alan adaylar yarışacak, mutlaka biri 51’i geçecek ve direkt olarak Yüksek Seçim Kurulu oyların kesin listesini yayınladığında Cumhurbaşkanı ertesi gün hükümetini kurabilecek. Halkın direkt olarak idareyi seçtiği ve iradesini yansıttığı bir hükümet modeli Bunu niçin böyle hazırladık? Geçmiş dönemlerde siyasi parti teşkilatı ile seçime girmeden, kimseye vaatte bulunmadan, taahhüdü bulunmadan iktidar ortağı olan siyasi partiler gördük ve bunlar tarafından idare edildik.”

    Kurtuluşspor Başkanı Talha Öziş de, “16 Nisan 2017 halk oylaması ile alakalı ziyaretler çerçevesinde AK Parti grubunu misafir ediyoruz. Kendilerine hoş geldiniz diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz” dedi.

    Ziyarette, Kurtuluşspor Başkanı Talha Öziş, Milletvekili Hüseyin Şahin’e, üzerinde ismi yazılı olan 16 numaralı forma hediye etti.

  • Burun estetiğinde tek kriter güzellik olmamalı

    Özel Ümit Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fatih Gören, ’Rinoplasti’ estetik burun ameliyatı hakkında bilgiler verdi.

    Estetik burun ameliyatlarında kendileri için fonksiyonellik, güzellik ve doğallığın önemli olduğunu kaydeden Dr. Gören, hastaların ise ilk önem verdiği şeyin güzel görünmesi olduğunu belirtti. Dr. Gören, “Ama burun fonksiyonel bir organ. Dünyanın en güzel burnuna sahip olsanız, nefes alamıyorsanız sıkıntı. Öncelikle burnun içindeki problemleri değerlendiririz. Kemik mi, et mi, geniz eti mi, sinüzit mi var buna bakarız. Bu problemi nasıl çözeceğimizi hastaya izah ederiz. Daha sonra hastamızın resimlerini çekeriz. O resimler üzerinde tartışır, neler yapabileceğimizi anlatırız” dedi.

    Burun ameliyatlarında tek kriterin güzellik olmadığını ifade eden Dr. Gören, “Bizim için en önemli şey hastanın nefes alma oranında sıkıntı olmayan ve doğal görünümlü güzel bir burun olması. Burnun yüz oranlarına göre güzel olması önemlidir. Doğallık dediğimiz yüz oranları ile uyumlu bir burun. Burnun yüzde çok göze çarpan bir şekilde olmaması lazım. Sizi az tanıyan bir insanın ameliyat olduğunuzu çok fazla anlamaması, sizi tanıyan birinin ise ‘burnuna bir şey mi yaptırdın’ diye sorması bizim için başarıdır” diye konuştu.

    Hastaların burun örnekleri ile gelerek, ‘bu burundan istiyorum’ talebinde bulunduklarını söyleyen Op. Dr. Fatih Gören Gören, “Çok güzel görünümlü, kalkık, ince, dar, kemeri alınmış burunlar isteyebilirsiniz. Ama bu burun nefes alabilecek mi, fonksiyonel olabilecek mi, yüzünüze yakışacak mı? Hastaya bunları izah ediyoruz” dedi.

    “Hastanın genel iyileşmesi 1-2 hafta içinde tamamlanıyor”

    Ameliyat süreci hakkında da bilgi veren Dr. Gören, “Genel anestezi için gereken işlemler yapılıyor, gün veriyoruz. Ameliyat 2-3 saat sürüyor ve genelde bir gece hastanede kalınır. Eskisi gibi tampon sistemleri yok, silikon tamponlar kullanıyoruz. Çıkarırken de hastayı zorlamıyor. Hastanın genel iyileşmesi 1-2 hafta içinde tamamlanıyor. Ama burnun dış iskeletinin iyileşmesi yaklaşık 3-6 ay sürer” şeklinde konuştu.

    “Rinoplasti’de hekim tercihi çık önemli”

    Bazı hastaların yaptırdıkları burun ameliyatından memnun kalmayarak yeniden ameliyat olmak istediklerini söyleyen Op. Dr. Fatih Gören, bu durumda uygulanan yöntemler hakkında ise şunları söyledi:

    “Bazen çok ufak enjeksiyon teknikleri, dolgu teknikleri ile bunu çözebiliriz. Bazen de ufak bir müdahale gerekebilir. Rinoplasti yani 2. burun ameliyatı yaparız. Bu ameliyatlarda çok daha dikkatli olmamız ve burna daha önce yapılan işlemleri çok iyi analiz etmemiz lazım. Burna parça mı koyacağız, parça mı çıkaracağız, parça yoksa kulaktan kaburgadan kıkırdak mı alacağız bunları tek tek anlatırız. Hasta kabul ederse rinoplasti ameliyatını gerçekleştiririz. Bu çok zor bir ameliyat değil ama hem hasta hem hekim için zahmet ve sabır gerektirir. Bu ameliyatta hekimin maharetinin iyi sorgulanması lazım.”

    (MY-MET-Y)