Etiket: Kozmetik

  • Kozmetik estetik ve cilt bakımında yerli cihaz dönemi başladı

    Kozmetik ve Güzellik Fuarı İstanbul’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. Ziyaretçilerin beğenisine sunulan yerli sermaye ürünü olan cihazlar göz doldurdu.

    Kozmetik ve Güzellik Fuarı İstanbul’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. Ziyaretçilerin beğenisine sunulan yerli sermaye ürünü olan cihazlar göz doldurdu. Fuara katılanlar, hayatın bir vazgeçilmezi olan teknolojik yazılımların, cilt bakımı ve estetik dünyasına da yansıdığını gözlemledi. Fuarda uzman estetisyenler, katılımcılara kozmetik uygulamalarda bulunarak cihazları tanıttı.

    “Dövizde ki kur farklılıklarına inat yerli teknoloji”

    Kozmetik ve Güzellik Fuarına katılan Dr. Özgür Koldaş, fuar ile ilgili yaptığı açıklamalarda, “Bu yılda güzellik ve estetik fuarı çalışmalarına başladı. Fuarda son günlerde yaşanan dövizde ki artış ve kur farklılıklarına inat, kendi teknolojilerimizi, yerli teknolojilerimizi, yerli cihazlarımızı halkımıza tanıtmaya başladık” dedi.

    Akıllı cilt bakımı tedavisi

    Gelişen teknoloji ile birlikte cilt bakımı tedavisinin de ilerlediğini belirten Doktor Özgür Koldaş, “Bilgisayar bazlı yazılımlar, kozmetik, estetik ve cilt bakımı dünyasına da yansıdı. Bunlara akıllı cilt bakımı tedavileri de diyebiliriz. Dokunun nem eksikliğini giderebilmek, dokudaki kaybı bilgisayar bazlı teknolojilerle dijitalize edip eksikliği giderebilmek, bir nevi teknolojiyi tedaviye katabilmek için akıllı cilt bakımı tedavilerini ve tekniklerini kazandırıyoruz”.

    “Dondurarak ve ısıtarak zayıflatan akıllı zayıflama teknolojisi”

    “Bu yıl özellikle akıllı zayıflama teknolojileri var” diyen Dr. Özgür Koldaş, bu teknolojilerin büyük bir kısmının yerli ve milli olduğuna dikkat çekti ve ekledi: “Akıllı zayıflama teknolojilerinin yanında lazer epilasyonu ve yerli üretim teknolojilerinin yer aldığı kozmetik ürünler var. Bütün bunların yanı sıra yeni gelişmelerin, yeni teknolojinin bizlere getirdiği zayıflama teknolojilerinin başında akıllı zayıflama dediğimiz tedaviler var. Bunların başında dolaşımı bozulmuş, tamamen dokunun kaybıyla dolaşımın bozulmasıyla ilgili ilerleyen hastalarımızın tedavi edilebilmesi için radyofrekans teknolojilerini basınçlarla arttırılan ve azaltılan basınçlarla dolaşımı arttıran tedaviler var. Dondurarak zayıflama, ısıtarak zayıflama gibi akıllı zayıflama teknolojileri var. Bu teknolojilerin büyük bir kısmı yerli ile milli teknoloji ve sermaye ile oluşturulmuştur. Herkesi kongremize ve fuarımıza bekleriz”.

  • İlk yerli Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezinde hedef büyük

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi bünyesinde Prof. Dr. Nazan Demir’in girişimiyle 5 yıl önce kurulan, Türkiye’nin ilk Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi (KOZMER), tamamen yerli ve milli bakış açısıyla dikkat çekiyor.

    KOZMER’in gelişmiş cihazlarla kozmetik ürünün Ar-Ge’sini yapan, çiçeğin toplanma aşamasından ürün haline gelmesine kadarki süreci kontrol eden bir merkez olduğunu ve merkezin bu özelliğiyle Türkiye’de tek olduğunu bildiren KOZMER Müdürü Prof. Dr. Nazan Demir, oluşturdukları marka ile kozmetik ürünler geliştirip satışa sunduklarını açıkladı. ‘’Markalaşmak ve sürdürülebilir sistemler kurmak çok önemlidir ve Türkiye kadar büyük bir ülkenin küresel pazarda yarışacak kalitede markalar geliştirmesi aynı zamanda bir prestijdir’’ diye konuşan Prof. Dr. Demir, ‘’Onlarca ürün geliştiren KOZMER, kozmetikte Türkiye’nin dışa bağımlı olmaktan kurtulması için çalışıyor. Nano teknolojik kozmetik ürünlerimiz de henüz piyasa da değil ama AR-GE si tamamlanmış durumda’’ dedi. Bu gurupta patentli nano kremlerimiz ve bitkisel kaynaklı nano saç boyalarımız üretim için hazır durumdadır’’ ifadelerini kullandı.

    “Ekonomimize güç katacak, kadın istihdamı sağlayacak”

    KOZMER’in yerli kaynakları üretime dönüştürmek amacıyla yola çıkan milli bir davanın ürünü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Demir, ‘’KOZMER, Türkiye’de alanında bir ilki başarmış merkezdir. Bilişim ve silahtan sonraki en büyük pazar kozmetik ürün ve parfüm sektörüdür. Bu sektör ekonomimize güç katacak, kadın istihdamı sağlayacak, sentetik kimyasallar yerine doğal hammaddeler kullanmak suretiyle halk sağlığının korunmasına katkı sağlayacak, milli ve yerli bir davadır. KOZMER olarak bu bakış açısıyla çalışıyoruz ve bu bakımdan da tek olduğumuzu düşünüyoruz” dedi.

    Merkezde yapılan çok sayıda AR-GE çalışması ile Türkiye’nin kozmetik ve ilaç pazarından ciddi anlamda pay almasının mümkün olduğunun ortaya konulduğunu da dile getiren Prof. Dr. Nazan Demir, “KOZMER ayrıca yerel üreticiye, alanın kurumsallaşmasına ve ilgili sektörlere akademik destek sağlayan bir merkezdir. Bütün Avrupa’da en fazla endemik bitki bulunan ülkeyiz. Avrupa’nın ekolojik kaynaklar açısından en zengin ülkesiyiz ve bu zenginliğin merkezinde yer alan illerimizden biri de Muğla. Bitkisel kaynaklı doğal kozmetiklerin ve ilaçların önem kazandığı bir dönemde, dünya için çok önemli bir noktadayız ve bunu acilen değerlendirmek zorundayız. Tüm ülkeyi kapsayacak, kadınlarımıza evinin konforunda bile istihdam imkanı sağlayacak, nitelikli tarımın önünü açarak getirisi yüksek görseli güzel tarım alanları ile botanik turizmine de katkı sağlayacak bu sistem her açıdan faydalı olacaktır” diye konuştu.

    “İlaç ve kozmetik milli bir dava”

    İlaç ve kozmetik alanında ezberleri bozup, kozmetik ve ilaç pazarından ciddi anlamda pay alınabileceğini ve bu ürünler için milyon dolarlar ödeyen ithalatçı bir ülke statüsünden hammadde üreten bir ülkeye dönüşülebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Demir, “Kozmetik ve kişisel bakım için dünyada her yıl 400 milyar dolar civarında harcama yapılıyor. Türkiye’de yüzde doksanı ithal olan kozmetikler için her yıl milyonlarca lira harcanıyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi bu veriler üzerine harekete geçti. Türkiye’de YÖK’ten bu anlamda onay almış tek merkez ve yaptıkları ile bu sektörden ülke olarak çok ciddi pay alabileceğimizin ispatı niteliğinde. İlaç ve kozmetik sektörünün kullandığı turunçgiller, gül, kantaron, yasemin, zambak menekşe, nergis, kekik, defne, sığla ağacı gibi doğal ürünlerin yapımı için çok önemli olan bitkisel hammaddelerinin adeta deposu durumundayız’’ dedi.

    Sektörde yerli damga, üreticiye destek

    Sümbülden papatyaya, anemondan zambağa, yaseminden lavantaya kadar farklı renk ve kokudaki çiçeklerin laboratuvar ortamında parfüm başta olmak üzere doğal kozmetik ürünlere dönüştüğünün altını çizen Prof. Dr. Demir, ‘’KOZMER tarafından toplanan endemik bitki türleriyle, kozmetik ürünler, aromatik yağlar, bitkisel çaylar ve parfüm yapılıyor. Sistemin atıkları bile Biyokütle olup bunlar bile çok farklı ürünlere dönüşme potansiyeline sahiptir. Bu sektörde ithalatçı olan ülkemize akademik destek sağlamak için yola çıktık. Merkezimizin kuruluş vizyonu bu. Sanayicilerimize ve üreticilerimize her türlü akademik desteği vermeye hazırız” ifadelerini kullandı.

    KOZMER’in bu ürünlerin ve ilaç aktiflerinin aynı sistemden çıkması yani bir çeşit biyorafinasyonla tüm etken maddelerin ayrılıp kalan biyokütlenin de değerlendirilmesi ile çevre ile uyumlu yenilebilir bir model olma özelliğini taşıdığını anlatan Demir, “Ama bu yeterli değil. Bu modelin mali olarak desteklemesi ve elde edilen verilerin acilen daha büyük ölçekte üretimine geçilmesi şarttır” dedi.

    Prof. Dr. Nazan Demir, merkezde üretilen aromatik yağ ve cilt bakım ürünlerinin yanı sıra kantaron, sığla katkılı kantaron, papatya, zambak, defne, gül, kekik, lavanta, mersin, okaliptüs, reyhan, nane, yasemin yağı ile gündüz ve gece kremi, göz altı kremi, nemlendirici krem, banyo grubu ürünler ile bitkisel çayların büyük ilgi gördüğünü de dile getirdi.

    Yerel kalkınma örneği

    KOZMER’in kozmetik ürünü üretmenin yanı sıra üniversite vatandaş işbirliği açısından da çok güzel bir model olma özelliğine sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demir, ‘’Yöresel kalkınmaya doğrudan katkı sağlıyoruz. Çevre köylerden bitki satın alıyor, istihdama katkı sağlıyoruz. KOZMER, yıllardır pazardaki kadınlardan çiçek alarak bile onlara umut verdi. Bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak ve kadın istihdam alanı yaratmak konusunda da büyük çaba harcıyoruz. On altı köyü ve yaklaşık on beş bin insanı kapsayan kozmetik vadisi projesinin tüm alt yapısı mevcut olup hayata geçmesi için sadece devlet desteğine ihtiyaç duyuyoruz” diye konuştu.

  • Kuaförler ve toptancılar kozmetik ürünlerindeki artıştan şikayetçi

    Dolardaki dalgalanmalar kozmetik ürünlerine de yansıdı. Ürünleri yüksek fiyattan alan kuaförler ve toptancılar, durumu vatandaşa yansıtmak zorunda kaldı.

    Birçok esnaf zammı müşterilerine yansıtmaktan çekinirken, kuaför işletmecisi Ahmet Çakar “Her alışverişimizde 5’se 10, 10’sa 15 olarak fiyatlar yükseliyor. Bundan dolayı aldığımız ürünlere zam yapamıyoruz. Zam yapsak bu sefer elimizde ki ürünleri satamıyoruz. Satamayınca öyle elimizde bekliyor ve yaptığımız tıraşlara da yansıtmak zorunda kalıyoruz. Saç tıraşını 10 liradan 15 liraya çıkarmak zorunda kalıyoruz. Kurtaramayınca alternatif işlere de yöneliyoruz. Bir yandan da kameramanlık yapıyorum. Jilet mesela çok afaki yükseldi ki, bu dolarla gelen bir şey. Bizde bir koli jilet almaya kalksak 3-5 milyar civarında bir fiyatı var” dedi.

    Bir diğer kuaför işletmecisi Necmi Çakar, ürünlerin yüzde 25-30 aralığında zamlandığını belirtti. Duruma bir çare bulunmasını isteyen Çakar, “Yeni aldığımız ürünlerin yüzde 25-30 arasında zamlı geldiğini söyleyelim. Bu da istemeden de olsa müşterilerimize yansıyor. Zam yapamıyoruz ama ürünümüzü de satamıyoruz ve elimizde kalıyor. Dolar yükseliyor alçalıyor kurlar birbirini tutmuyor. Bu arada toptancı arkadaşımız da mağdur durumda kalıyor. İfade edeceğimiz bunlar buna bir çare bulunmasını rica ediyoruz” diye aktardı.

    Kuaför malzemecisi ve kozmetik ürünleri toptancısı Hakan Mert ise “Bu konuda yapacak bir şey yok. Sonuçta bütün ürünlere zam gelmesiyle birlikte ürünlerimiz arttı buda esnafa yansıdı. Esnafa yansıması tabi normalin üzerinde gelen zamlardan dolayı sıkıntı verici. Bizde anlatmakla zorlanıyoruz. Sayın ustalarımız bu konu ile ilgili hem mağdur hem de şikayetçi. Görüntü itibari ile her yer aynı. Kozmetik ürünlerindeki artış kuaför tıraş fiyatlarında mutlaka gelen zamlar farklar o tarafa da yansıyor” şeklinde konuştu.

  • Kozmetik sektörü pazarı gittikçe büyüyor, kadınlara da istihdam sağlıyor

    Farmasi Elmas Direktörü Züleyha Avcı Yanatma kozmetik sektöründeki pazarın gün geçtikçe daha da büyüdüğünü ve iş hayatına atılmak isteyen kadınlara da istihdam sağladığını belirtti.

    123 ülkeye ihracat yapan Türk sermayeli kozmetik firması Farmasi’de Elmas Müdür ünvanıyla görev alan Züleyha Avcı Yanatma, İstanbul’da kadın girişimcilere verdiği liderlik eğitiminde kozmetik sektöründeki pazarın giderek büyüdüğünü ve kadınlara iş imkanı oluşturduğunu söyledi.

    Avcı, “Türkiye’de kadınların kozmetiğe ayırdığı bütçe her geçen gün artıyor, kozmetik ve güzellik sektörünün pazar büyüklüğü artıyor. Ürün satışlarının bir kısmı perakende satış mağazalarından gerçekleşirken büyük bir kesim ise doğrudan satış kanalları ile gerçekleşiyor. Doğrudan satış kanalı Türkiye’de onbinlerce kadını hem sosyalleştiriyor, hem de iş sahibi yapıyor. Sektörün önde gelen firması Farmasi 10 binden fazla kadına kazanç kapısı oldu“ şeklinde konuştu.

    Farmasi’nin doğrudan satış yapan firmalar arasında 2018 pazar liderliğine koştuğunu belirten Avcı, bunun ürün kalitesini yüksek tutmanın ve ciddi bir kar oranını üyelerle paylaşmasının bir sonucu olduğunu vurguladı.

    “Kendi parasını kazanan kadın hayata pozitif bakıyor”

    Kadınların istediği yerden istediğin zaman çalışabilmesine imkan veren Farmasi üyelik sistemi ile Türkiye’nin her köşesinden, farklı yaşam standartlarına sahip birçok kadının çalışma hayatına katılabildiğini dile getiren Züleyha Avcı Yanatma sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Aile bütçesine katkı sağlamak isteyen ev hanımlarından, ek gelir etme etmek isteyen çalışanlara ya da harçlığını çıkarmak isteyen üniversiteli öğrencilere kadar farklı kesimden birçok kişiye kazanç kapısı olan Farmasi, özellikle kadınlara umut kapısı oluyor. Ekonomik sıkıntıları olan ya da daha iyi standartlara sahip olmak isteyen birçok kadın, yaşadığı çevre ya da zaman sorunu yüzünden dışarıda iş bulmakta zorlanırken Farmasi ile hem sosyalleşiyor, hem de gelir elde ediyor. Kendi parasını kazanan bir kadın, hayata daha pozitif bakıyor.“

    “Rahatlığı seven Z kuşağı da Farmasi’yi benimsedi”

    Rahatlığı seven ve özgürlüğüne düşkün olan Z kuşağı gençleri için doğrudan satış sisteminin oldukça cazip olduğunu söyleyen Avcı şunları kaydetti: “Z kuşağı diye bir gerçek var. Çalışma hayatına katılmaya başlayan bu kuşak, klasik çalışma sistemine uyum sağlayamıyor. Daha hızlı iş değiştiriyorlar, aynı yerde uzun sure çalışamıyorlar. İstendiği yerden istendiği zaman çalışma imkanı sağlayan doğrudan satış sistemi nedeniyle Z kuşağı da Farmasi’yi oldukça benimsedi. Gençlerden yoğun talep var.”

    “Kozmetikte ithalati azaltıp ihracat yapıyoruz”

    Son beş yılda kozmetik sektöründeki ithalatın 2 milyar dolar civarında olduğunu, yerli üretimle bunun önüne geçildiğini belirten Avcı, bünyelerinde üretilen ürünlerin 5 kıtada 123 ülkeye ihraç edildiği bilgisini verdi.

  • “Önlem alınırsa dünya bizden kozmetik almak zorunda kalır”

    Acvit Kozmetik CEO’su İsmail Çetin, “Yabancı kozmetiklere ve kozmetikçilere önlem alınırsa dünya bizden hammadde ve kozmetik ürünü almak zorunda kalacaktır. Böylece dünya kozmetik pastasından yüzde 60 pay alabileceğimizin altını çizerim” dedi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde erkek çalışanlarının yüzlerine siyah maske uygulayarak ‘kadınlara karşı yüzümüz kara’ mesajıyla gündeme gelen Acvit Kozmatik’in, CEO’su İsmail Çetin sektöre ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Çetin, yabancı kozmetiklere ve kozmetikçilere karşı önlem alınması gerektiğini belirtti. Çetin, “Yabancı kozmetik ve kozmetikçilere önlem alınırsa dünya bizden hammadde ve kozmetik ürünü almak zorunda kalacaktır. Böylece dünya kozmetik pastasından yüzde 60 pay alabileceğimizin altını çizerim. Bakanlık izinli olan, merdiven altı olmayan yerli ve milli kozmetiklere güvenin, kullanın” dedi.

    “Dünya bizden kozmetik ürünleri almak zorunda kalacaktır, bu konuda bize muhtaçlar”

    Türkiye’de üretilen kozmetiklerin ağırlıklı olarak Arap ülkeleri, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edildiğini söyleyen Çetin, “Ülkemizde kimyasal, cilt ve saç yapımızı bozan İsrail, AB ve ABD menşei kozmetik ürünler cirit atıyor. Şayet biz yabancı kozmetik ürünlerini ve yabancı kozmetikçileri ülkemize almazsak, kozmetik mamüllerini bizden almak zorunda kalacaklardır. Çünkü kozmetik üretecek kaliteli bir bitki örtüsü zenginliğine sahip olmadıkları için, hammadde üretemeyeceklerdir. Bu konuda bize muhtaçlar.Dünya’da en çeşitli ve kaliteli endemik bitki ülkemizde bulunmaktadır. Akdeniz ve Ege bölgemiz maki bitki örtünse sahip olduğu için Dünya’da eşi benzeri olmayan, kalitede en üst düzey bitkileri barındırıyor. Yabancı hammadde sağlayıcıları bitkilerimizi toplayıp, hammadde haline getirip bir yabancı marka etiketi vurarak bizlere satıyor Bu durum asla kabul edilemez. Bu durum düzeltilirse kozmetik ihracatında dünyaya damgamızı vururuz” ifadelerini kullandı.

    “510 milyar dolarlık dünya pastasından yüzde 60 pay alabiliriz”

    Dünyada 510 milyar dolarlık bir kozmetik pazarı hacminin bulunduğunu söyleyen Çetin, ”Bu hacmin 2020’de 710 milyar dolara çıkması bekleniyor. Ülkemizde ise kozmetik cirosu 9 milyar lira. Kozmetik harcamalarında sadece Avrupa’nın gerisinde kalan Türkiye’de ihracat ile pazarı büyütecek tek formül yabancı kozmetikçilere bu kadar meydanı boş bırakmamaktan geçtiğinin altını çiziyorum. Biz sınırlama getirirsek dünyada kozmetik pastasından yüzde 60 civarında pay alacağımızdan kimsenin endişesi olmasın. Yabancı kozmetik firmaları cirolarının çok yüksek bir miktarını Türkiye’de elde ediyor. Bizim servetimizi bize pazarlıyorlar. Biz Acvit Kozmetik olarak yüzde 100 Türk hammaddelerini ve bitkilerini kullanarak en üst segment ve kaliteli ürünlere imza atmanın gururunu yaşıyoruz. Yabancı hiçbir ürünü kapımızdan içeri sokmayacağımızı her defasında bildiriyoruz. Çünkü, onlar bizlerden akıllı değil” diye konuştu.

    Çetin, kozmetiğin, içine koyulan hammade ile doğru orantılı olduğundan bahsederek, “Kaliteli ve eksiksiz hammadde koyarsanız ürün kaliteli olur. Kalitesiz ve eksik koyarsanız kalitesiz olur. Yabancı kozmetikler kalitesiz ve kimyasal kozmetiklerini benim Türk kadınıma kullandırmaya çalışıyor. Dikkat edin” dedi.

    “Çok köpüren şampuan kaliteli değil”

    “Çok köpüren şampuan kaliteli değil, kostiği bol ve kimyasal şampuandır” diyen Çetin, ”İsrail, AB ve ABD bizim insanımızın veya ülkemizin ne zaman iyi olmasını, gelişmiş olmasını, istedi ki, insanımızın sağlığının yerinde olmasını istesin. Her ortamda oyunlar oymaya çalışmaktadır. Bu oyun kozmetikte de aynıdır. İsrail, AB ve ABD’de kaliteli kozmetik üretecek bitki altyapısı, endemik bitki olmadığı aşikardır. Kaliteli sanılan yabancı marka ürünlerine çok dikkat edilmesi şart ve kaçınılmaz. Ürettikleri ve satışa sundukları kozmetik ürünleri insanımıza zarar verebilecek nitelikte kimyasal ağırlıklı kozmetik ürünleridir. Doğal olmayan, saç kökünü beslemeyen, çok köpüren şampuanları bizim insanımızın saçının dökülmesinde birinci etkendir. Şampuanın saçı yıkaması değil, saç derisini beslemesi şarttır. Çok köpüren şampuan kaliteli değil, kostiği bol ve kimyasal şampuandır” şeklinde konuştu.

    “Milli paramız ülkemizde kalsın”

    İsmail Çetin son olarak şunları kaydetti: ”Ülkemiz kozmetik olarak Dünyanın en zengin ve çeşidi bol olan bir ülkedir. Yabancı kozmetik markaları ülkemizde cirit atıyor. Çok iddialı olarak söylüyorum, hiçbir kozmetik markasının ürünü Acvit kadar kaliteli ve doğal değil. Ondan dolayı kozmetik ihracatına sınırlamalar getirilmesini arzu ediyoruz. Yabancılar kullanmadıkları kalitesiz ürünleri ülkemizde bizim Türk kadınına sunuyor. Biz bize yeteriz. Bizim milli paramız da bu vesile ile ülkemizde kalmış olacaktır. Bizim ürettiğimiz kişisel bakım ürünleri ile İsrail, AB ve ABD kozmetikleri yarışamaz. Kalite olarak onlardan 10 gömlek üstteyiz. Ülkemizde sundukları kozmetikler insanımızın cilt yapısına ve saçına zarar vermektedir. Bundan dolayı insanımıza kaliteli, doğal, bakanlık müracaatlı merdiven altı olmayan Milli ve yerli kozmetik kullanılmasını öneriyoruz.”