Etiket: Koymuştur”

  • Pınarbaşı, “Esnaf ve sanatkârımız ülkemiz için elini taşın altına koymuştur”

    Nevşehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Pınarbaşı, enflasyonla topyekun mücadele programı hakkında açıklamada bulundu.

    Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mehmet Pınarbaşı enflasyonla topyekun mücadele programı kapsamında geçmişte uzun yıllar enflasyonla mücadele eden bir ülke olarak, enflasyonun ekonomimizin nitelikli büyümesini nasıl sekteye uğrattığına pek çok defa şahitlik ettik. Dolayısıyla enflasyonun ekonomimizi yeniden sekteye uğratmasını engellemek, hepimizin ortak sorumluluğudur dedi. Pınarbaşı, “ Ülkemiz ekonomisinde olağanüstü gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, her alanda çetin bir mücadele başlatılmıştır. Enflasyonla mücadele konusu ise, bu alanların en başında yer almaktadır. Biliyoruz ki, enflasyon ekonomideki en önemli tehdittir. Geçmişte uzun yıllar enflasyonla mücadele eden bir ülke olarak, enflasyonun ekonomimizin nitelikli büyümesini nasıl sekteye uğrattığına pek çok defa şahitlik ettik. Dolayısıyla enflasyonun ekonomimizi yeniden sekteye uğratmasını engellemek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde Hükümetimiz tarafından açıklanan Enflasyonla Topyekun Mücadele Programına Esnaf ve Sanatkarlar olarak bizlerde tam destek vermekteyiz. Zaten Esnaf ve Sanatkarımız geçmişte de örnekleri olduğu gibi her zaman ülkemiz için her türlü sorumluluğu alarak göstermesi gereken tüm fedakarlıkları yapmıştır. Bugünde yine esnaflarımız girdi maliyetlerinin artmasına rağmen daha uygun fiyata ürün satabilmek için kar marjlarını azaltıp imkanları ölçüsünde fiyat artışı yapmamaktadır. Toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu ve ortak fedakârlıklarıyla enflasyonla daha etkin mücadele edileceğine inancımız tamdır.

    İlimiz esnafıyla, tüccarıyla, sanayicisiyle her zaman olduğu gibi yine, devletinin ve milletinin yanında olacak, Türkiye’nin başlattığı iktisadi mücadeleye en güçlü desteği verecektir” dedi.

  • Diyanet-Sen Genel Başkanı Bayraktutar: “Millet iradesini ortaya koymuştur”

    Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, Türkiye’nin ekonomi alanında, iktisadi alanda, siyasi alanda en güzel şekilde yer alabilmesi ve yerini koruyabilmesi için iktidarın ve muhalefetin kısır çekişmelerden kurtulması gerektiğini belirtti.

    Bayraktutar, Diyanet Sen Hatay Şubesi’nin il divan toplantısına katılmak üzere Hatay’a geldiklerini belirterek Hatay Gazeteciler Cemiyeti’nde yaptığı açıklamada, Memur-Sen’in 995 bin üyesiyle yetkili konfederasyon olduğunu ve 11 sendikanın yetkisini tazelediğini söyledi.

    16 Nisan referandumundan sonra Türkiye’nin idari yapılanması ve kuvvetler ayrılığı konusunda çok ciddi atılımlar yaptığını belirten Bayraktutar, “İnşallah 2015 yılı memurlar için toplu sözleşme dönemi yani 1 Ağustos-30 Ağustos 2017 yılı toplu sözleşmenin yapılacağı bir ay olacaktır. Bu sene bizim için önemlidir. Türkiye’de çok ciddi değişimler söz konusu. Özellikle hükümet sistemi, başkanlık sistemine, cumhurbaşkanlığı sistemine halkın iradesiyle dönüştürülerek Türkiye’nin daha iyi idare edilebilmesi, milletin iradesinin daha güzel tecelli edilmesi, idari erkin ve yargı erkinin ve yürütme erkinin ayrılması Türkiye’nin istikbali için güzel olacağına inanmak için 16 Nisan referandumunda Memur-Sen camiası olarak bu konuda göstermiş olduğumuz performansın neticesinden de memnunuz” dedi.

    Bayraktutar, gerçekleştirilen AK Parti kongresinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın referandum neticesinde AK Parti’ye tekrar yeniden başkan olmasıyla yeni bir dönemin başladığını, ayrıca siyasi yapılanma içerisinde konfederasyon olarak sadece düşüncelerini ifade ettiklerini vurguladı.

    Siyasiler arasındaki gerginliklerin bitmesi gerektiğini ve milletin kendi kararını verdiğini kaydeden Bayraktutar, “Millet iradesini ortaya koymuştur. Bundan sonra Orta Doğu’da özellikle dünya üzerinde 20. büyük ekonomiler arasında 10. sırayı almış bir Türkiye’nin muhalefetiyle, iktidarıyla ekonomi alanında iktisadi alanda, siyasi alanda en güzel şekilde alabilmesi ve yerini koruyabilmesi için iktidarın ve muhalefetin kısır çekişmelerden kurtulup tamamen bu ülkenin Orta Doğu’da büyük bir lider ülke olması, Orta Doğu politikasında söz sahibi olması masada menü değil masada karar vericiler arasında yer alması için bu ülkenin siyasilerinin tartışmayı bırakıp bu millet adına en güzel şekilde, bu ülkeyi nasıl dünya lideri yapma, bu milletin arzu ettiği şekilde, layık olduğu şekilde temsil edilmesi gerekir” diye konuştu.

    Ziyarete, Diyanet Sen Hatay Şube Başkanı Hasan Urhan, Sağlık-Sen Hatay Şube Başkanı Feleytun Fatih Gönç ve basın mensupları katıldı.

  • GRTC Genel Başkanı Mustafa Önsay: Batı, son olaylarla gerçek yüzünü ortaya koymuştur

    GRTC Küresel Araştırma ve Düşünce Merkezi Genel Başkanı Mustafa Önsay, “Türk bakanların prosedüre uygun hareket etmesine rağmen insan haklarına ve ülke demokrasisine olan saygısızlıklarını ortaya koymuşlardır” dedi.

    Önsay, insan haklarının beşiği olarak görülen Batı’nın gerektiğinde ne kadar pervasızca hareket ettiğine bir kez daha şahit olunduğunu kaydetti.

    Krizin tek sorumlusunun Hollanda olduğunu ifade eden Önsay, “Hollanda’da yaşanan belki de yaşatılmak istenen kaos ortamı başta Türk milleti olmak üzere Türkiye Cumhuriyetine gönül vermiş tüm halklar nezdinde esefle kınanmaktadır. Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının Hollanda’ya iniş izni verilmemesi ile büyük bir diplomatik kriz ile karşı kaşıya kaldık. Ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’daki konsolosluk önünde Türk vatandaşlarla buluşmasının engellenmesiyle krizin daha da tırmandırılmasına şahit olduk. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’na eskort eşliğinde Almanya’ya dön çağrısı diplomatik etiğe, insan haklarına aykırı bir tutum niteliğinde farklı bir boyuta taşınmış oldu. Krizin tek sorumlusu olan Hollanda yönetimi, Türk bakanların prosedüre uygun hareket etmesine rağmen insan haklarına ve ülke demokrasisine olan saygısızlıklarını ortaya koymuşlardır. Dolayısıyla insan haklarının beşiği olarak görülen Batının gerektiğinde ne kadar pervasızca hareket ettiğine bir kez daha şahit olduk. Bu yapılanlar sadece Türkiye’yi endişelendirmemeli, bilakis insana ve onun haklarını korumaya duyarlı olduğunu söyleyen Batılı dostlarımızı da düşündürmelidir. Son zamanlarda Orta Çağ Batısına dönüşme tehlikesi ile karşı karşıya kalan ülkeleri için üzülmelidirler. Batılı entelektüeller makineleşen, duyarsızlaşan ve demir kafese mahkum olan insanları için artık kafa yormalıdırlar” diye konuştu.

    “Avrupa’da bir avuç azınlık Türk değiliz”

    Hollanda’nın tutumunu esefle kınadığını belirten Genel Başkan Mustafa Önsay, “Türkiye’ye çeşitli oyunlarla ayar vermeye çalışanlar, kendi doktrinleri altında ezilip yok olmaya mahkum kalacaklardır. Türkiye’nin bu şekilde engellenmeye çalışılması Batılı devletler nezdinde güçlü ve korkulacak kadar büyüdüğünün en büyük göstergesidir. Bugün kendine özgü bir yönetim sistemi geliştirip toplumun ideallerine en uygun olduğu düşüncesiyle siyasiler ve toplumun hem fikir sahibi olacağı bir şekilde Başkanlık Sistemini getirmesi gerçekten Batı demokrasisini yerle bir edecek konumdadır. Avrupa’daki seçimlerin sürprizlerle sonuçlanması Batılı düşünce yapısının artık yavaş yavaş yok olduğunun da en büyük göstergesidir. İngiltere’deki Brexit ekolünün tüm Avrupa’ya yayılma korkusu öncelikle Almanya ve Hollanda’yı sardığı da gözden kaçırılmaması gereken önemli bir noktadır. Yaşadığımız diplomatik krizin birçok farklı yönü bulunmaktadır. Yaşanan olaylarda sadece referandumun yansıtılması tamamıyla mazeretten ibarettir ki, PKK ve kollarının bu coğrafyada referandum için ne kadar propagandalar yürüttüğünü biliyor ve şahit oluyoruz. Altı, fazlasıyla dolu olan bu kriz ortamının içerisinde birçok mesaj da barınmaktadır. Ancak tahmin etmedikleri bir tepki ile karşılaşınca hem Avrupa’daki Türk vatandaşlardan hem de Türkiye de ki vatandaşlardan mesajların ne kadar gereksiz ve işe yaramayacağını da anladılar. Siyasi ve diplomatik yetkililerin bu durumu sonuna kadar ön planda tutup Hollanda’yı tüm yaptırımlara sokmaları gerekmektedir. Hollanda’nın yaptığı bu tutumun başka bir Avrupalı devlet tarafından yapılmaması için Almanya’nın da daha ileriki safhada nasıl bir şeyle karşılaşacağını göstermek gerekmektedir. Hollanda’daki Türklerin de yalnız olmadığını ve özgürce kullandıkları eylem haklarının nasıl Hollandalı polisler tarafından gasp edildiği de Avrupa insan hakları mahkemelerine götürülmesi gerekmektedir. Bizler Avrupa’da bir avuç azınlık Türk değiliz. Bizler Avrupa’nın bugünkü haritasını oluşturmuş şanlı bir milletin evlatlarıyız. Tarih sayfaları bunu söylerken bugün Hollanda’nın bu kaba ve vahşi davranışlara bürünmesi cahil cesaretinden başka bir şey değildir. Tüm oynanan oyunları bozacak bir iradeye sahip bu yüce millet nasıl ki 15 Temmuzda dimdik ayakta durduysa birkaç köpeğin üzerimize salınmasından da korkacak değiliz. Misliyle cevap verilecek olan bu barbar Nazi kalıntısı hareketler artık dünyanın gözleri önünde saygınlığını kaybetmiş bir Avrupa’yı doğurmuştur. Durmayacağız, yıkılmayacağız, ye’se kapılmadan dimdik büyük Türkiye olgusunu dünyaya her ortamda duyurmaya devam edeceğiz. Karşımızda Hollanda olsa bile. Eğer inandıysak muhakkak galip bizler olacağız. Çünkü insan haklarına ve adalete hizmetkar olan bu millet oynan bu oyunun farkındadır. Başta bakanlarımız olmak üzere tüm milletimize geçmiş olsun diyor, Hollanda’nın bu barbarca tutumunu esefle kınıyoruz” ifadelerini kullandı. (EFE)

  • Bakan Işık: “HDP Gerçek Yüzünü Ortaya Koymuştur”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, HDP’nin 20 Temmuz 2015’teki Suruç saldırısıyla gerçek yüzünü ortaya koyduğunu söyledi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, bir dizi gezi ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Mardin’de Kocaeli Belediyesi’nin organizasyonuyla düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Özel bir düğün salonunda verilen iftar yemeğinden konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Mardin’in zor bir süreçten geçtiğine işaret ederek, “Maalesef kurtuluşu çukur kazmakta arayanların Mardin halkına, Nusaybin halkına ne eziyetler çektirdiğini hepimiz biliyoruz” dedi.

    “BU TOPRAKLARDA AYRILIK TOHUMLARI YEŞERMEZ”

    Bakan Işık, “Hepimiz biliyoruz ki; bu millet bin yıldır gönülleri bir birine bağlı olarak yaşıyor. Bin yıllık kardeşliğimiz kim ne yaparsa yapsın Allah’ın izniyle kıyamete kadar devam edecek. Allah’ın izniyle kardeşliğimiz hiç kimse helal getiremeyecek. Bin yıldır bir arada kardeşçe yaşıyoruz. Bu topraklarda fitneye yer yok, bu topraklarda ayrılık tohumları yeşermez. Bu topraklarda ancak birlik ve kardeşlik tohumları yeşerir” diye konuştu.

    “GERÇEK YÜZLERİNİ ORTAYA KOYDULAR”

    HDP’nin siyasette kendisine tanınan bütün krediyi kaybettiğini dile getiren Bakan Işık, şunlar söyledi:

    “Türkiye’nin en yakıcı meselesi barış içerisinde hallolsun diye buralarda propaganda yapıp oy alanlar 20 Temmuz 2015’teki Suruç saldırısıyla gerçek yüzünü ortaya koydular. Açık söylüyorum; eğer HDP Suruç ve Ceylanpınar saldırılarından sonra terör örgütüne çıkıp ‘Sen ne yapıyorsun, miller bana huzur ve barış için oy verdi’ deseydi, tavrını ve tepkisini açıkça ortaya koysaydı bugün siyasilerden bir aktör olabilirdi. HDP, siyasette kendisine tanınan bütün krediyi 23 Temmuz günü 23 Temmuz’da ortaya koymuş olduğu tavırla kaybetmiş. Şimdi ne kadar demokrasi deseler desinler kimse inanmıyor. Ne kadar barış kelimesini ağızlarına alırlarsa alsınlar kimse inanmıyor. Neden inanmıyor? Eğer demokrasiden, barıştan, birlikten ve kardeşlikten yanaysanız şiddetle ne işiniz var?”

    “KAMU DÜZENİ TAM OLARAK SAĞLANACAK”

    Zor günlerin yaşandığını, ancak bu günlerin gelip geçeceğini kaydeden Bakan Işık, kamu düzeninin tam olarak sağlanacağını söyledi. Bakan Işık, “Kamu düzenin tam olarak sağlandığı vakit Türkiye’de en hızlı gelişecek illerin başında Mardin geliyor. Dünyada Mardin gibi ikinci bir şehir yok. Bu kadar farklı dini, dili ve kültürü yüzyıllarca bir arada uyum içinde yaşayan başka bir şehir yok. Böyle bir şehir terör olmazsa huzur olsa tek başına milyon turisti çekecek. Gençlerimiz işsiz, neden işsiz? Eğer Mardin’de huzur olsa bırakın Mardinli geçleri bölgenin gençleri Mardin’de istihdam edilmek için canla başla çalışacaklardı” dedi.

    Bakan Işık, iftarın ardından sabah saatlerin özel uçakla geldiği Mardin’den ayrıldı.

  • Erdoğan: “Meclis Başkanımız Kendi Kanaatlerini Ortaya Koymuştur”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Meclis Başkanımızın anayasa tartışmaları bağlamında kendi kanaatlerini, kendi düşüncelerini ortaya koymuştur. Şahsımla ilgiliyse benim başbakanlığımın basından itibaren bu konudaki düşüncelerim bellidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinde Grabar-Kitaroviç ile bir araya geldi. Erdoğan ve Kitaroviç, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın laiklik açıklamasına dair soruya, “Meclis Başkanımızın Anayasa tartışmaları bağlamında kendi kanaatlerini, kendi düşüncelerini ortaya koymuştur. Şahsımla ilgiliyse benim başbakanlığımın basından itibaren bu konudaki düşüncelerim bellidir. Mısır’da yaptığım konuşma bu konuda çok çok önemli. Kurucusu olduğum partimin de programında açık net yer almaktadır. Buradaki gerçek şudur, devlet tüm inanç gruplarına, inançlarını yaşama hususunda eşit mesafededir. Laiklik budur. Partimizi kurduğumuz zaman tüm dünyadaki laik sistemleri inceleyerek, Anglo-Sakson laiklik, Kara Avrupası laiklik anlayışı bütün bunları inceleyerek bizler partimizin bu konudaki anlayışını programımıza yerleştirdik. Cumhurbaşkanlığı adaylığımda da cumhurbaşkanlığımla ilgili beyannamenin içinde bunlar var. Bu konuda Türkiye’de bu müzakere bence ülkemizin gündemini çok farklı yerlere çekme gayretinden başka bir şey değildir” yanıtını verdi.

    “MÜLTECİ SORUNUNDA BİZLER ELİMİZDEN GELEN BÜTÜN GAYRETİ GÖSTERDİK”

    Erdoğan, mülteci sorunu ile ilgili soruya ise şu cevabı verdi:

    “Mülteci sorununa gelince bu konuyla ilgili Türkiye olarak bizler elimizden gelen bütün gayreti gösterdik, gösteriyoruz. Hatta Azerbaycan’da bugün söyledim. Bizler varil bombaları altında yaşam mücadelesi veren insanların Türkiye’ye sığınmaları karşısında onlara kapılarımızı kapatmadık, bundan sonra da kapatamayız. Batı’nın da bu konuda çok daha farklı anlayış içinde, olumlu anlayış içinde olmayı insani ve vicdani bir görev olarak telakki ediyorum. AB üyesi ülkelerle olan bu konudaki müzakerelerin süratle bir dayanışmayı, Türkiye’ye çok daha farklı desteğin verilmesinin gereğini açıkça ifade etmek istiyorum.”