Etiket: Koymadı

  • Bakan Faruk Özlü; “CHP, anayasa görüşmelerini sabote etmek için elinden geleni arkasına koymadı”

    Düzce’de AK Parti İl Teşkilatı’nın İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşma yapan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, “Ne acıdır ne gariptir ki, isminde Cumhuriyet olan bir parti, cumhurun karşısına çıkamıyor. İsminde halk geçen bir parti, halktan kaçıyor, halkın karşısında tir tir titriyor. CHP, anayasa görüşmelerini sabote etmek için elinden geleni arkasına koymadı” dedi.

    AK Parti Düzce İl Teşkilatı İl Danışma Meclisi Toplantısı geniş katılımla Düzce Belediyesi Kültür Merkezinde salonunda gerçekleştirildi. Düzce’de ki Ak Partili Belediye Başkan’ları, meclis üyeleri, teşkilat başkanları ve partililerin katıldığı toplantıda konuşma yapan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “AK Parti gönüllüleri, yine aşkla ve heyecanla bu davaya sahip çıkıyor. AK Parti kadroları, kampanya sürecini ve referandumu yine büyük bir sabırsızlıkla bekliyor. Bazı çevreler, Türkiye’yi durdurmak istiyor olabilir. Türkiye’nin yükselişi bazılarını rahatsız ediyor olabilir. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz. Türkiye’nin bir güneş gibi parlamasının önünde duramadılar, duramıyorlar ve duramayacaklar. Bunu buradan son derece emin bir şekilde haykırıyorum. Çünkü sizlere güveniyorum. Çünkü bu salondaki her bir arkadaşımın bu davaya yere düşürmeyeceklerini biliyorum. Çünkü bugün burada olamayan arkadaşlarımızın da bu sancağı en yüksek burçlara dikmek için nasıl bir kararlılık içinde olduklarını biliyorum. Çünkü bu milletin Türkiye’ye ve Türkiye’nin geleceğine her ne pahasına olursa olsun sahip çıkacağını biliyorum. Biliyorsunuz, AK Parti ve MHP’nin birlikte teklif ettiği anayasa değişikliği teklifi TBMM’de 339 oyla kabul edildi. Yani meclisten bir referandum kararı çıktı. TBMM görevini yaptı, sıra millete geldi. Muhalefetin sergilediği bütün çirkinliklere rağmen, AK Parti ve MHP milletvekilleri, bu önemli konuyu sandığa taşıdılar. Parlamento vekildir. Asıl olan ise millettir. Biz milletin vekilleri olarak teklifi milletimizin önüne getirdik. Artık son sözü milletimiz söyleyeceksiniz. Bakınız, AK Parti olarak, en başından itibaren, bu konuda son sözü milletin söylemesi gerektiğini açıkça ifade ettik. ‘Şayet mecliste 367’yi bulsak bile, teklifi yine referanduma götüreceğiz ve milletimize soracağız’ dedik. Neden? Çünkü demokrasilerde son sözü millet söyler. Demokrasilerde söz ve karar milletindir. Mühür millettedir. Mühür; esnafın, memurun, işçinin, kadının ve erkeğin, yaşlı ve gencin elindedir. CHP ise her zaman olduğu gibi milletten kaçmayı tercih etti” dedi.

    “Halktan kaçıyorlar”

    Bakan Faruk Özlü CHP’yi eleştirerek “Ne acıdır ne gariptir ki, isminde Cumhuriyet olan bir parti, cumhurun karşısına çıkamıyor. İsminde halk geçen bir parti, halktan kaçıyor, halkın karşısında tir tir titriyor. CHP, anayasa görüşmelerini sabote etmek için elinden geleni arkasına koymadı. Meclisin itibarına yakışmayacak envai çeşit çirkinliği sergilediler. Boş ve yanlış sözlerle, yalan ve iftiralarla, anayasa değişiklik teklifini karalamaya çalıştılar. Onların yalanları varsa, bizim de doğrularımız var. Bu teklifin amacı, yönetimde istikrarı sağlamaktır. Bu teklifin amacı, yürütmedeki çift başlılığı ortadan kaldırmaktır. Bu teklifin amacı, yasama, yargı ve yürütmeyi birbirinden bağımsız hale getirmektir. Bakınız, bu teklif, sadece yürütmeyi güçlendirmiyor. Bu teklif, yasama ve yargıyı da güçlendiriyor.

    Yürütmeyi güçlendirirken, yasamanın yürütme üzerindeki denetim yetkisini de artırıyoruz. Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı sorumsuzdu. Yani Cumhurbaşkanını, vatana ihanet dışında hiçbir suçla yargılayamıyorsunuz. Şimdi Cumhurbaşkanı hakkında TBMM’nin kararıyla soruşturma yapılabilecek.

    Mevcut sistemle, yüzde 25 oy olan bir parti, iktidar partisi olabiliyor. Şimdi iktidara gelmek için halkın en az yarısının oyunu almanız gerekiyor. Bu anayasa değişikliğinin belki de en önemli sonucu bu olacaktır. Artık Türkiye, koalisyon dönemlerine veda edecektir. Türkiye, bir daha koalisyonla yönetilen bir ülke olmayacaktır. Türkiye, bir daha, ‘Cumhurbaşkanı Başbakana anayasa kitapçığı fırlattı’ diye krizler yaşayan bir ülke olmayacaktır. Belki yaşı 30 civarında olanlar hatırlamıyor olabilir, ancak biraz daha yaşlı olanlar o günleri çok iyi hatırlıyor. Koalisyon dönemlerinden milletimiz çok çekti. Türkiye’nin yeniden o günlere dönmemesi için bu referandum çok önemli. Türkiye’nin yeniden bir atılım dönemi yakalaması için bu referandum büyük bir fırsat. Türkiye’nin önündeki son engellerden, üzerindeki son yüklerden, ayağındaki son prangalardan kurtulması için, referandum tarihi bir dönüm noktası olacak.

    Nisan ayına kadar, bu anayasa değişikliğinin neler getirdiğini milletimize anlatacağız. Sizlerle birlikte her mahalleye değil, her sokağa değil, her eve gideceğiz. Çalınmadık bir kapı bırakmayacağız. Elini sıkmadığımız bir kişi dahi bırakmayacağız. Bu değişikliğe neden ihtiyaç olduğunu, ne amaçladığımızı ve değişiklik neticesinde neler kazanacağımızı herkese anlatacağız. İnşallah milletimiz en doğru kararı verecektir. Milletimiz, Türkiye’nin önünü açacaktır. Eminim ki referandum sonrasında rüzgâr, artık arkamızdan esmeye başlayacaktır. Bu gemi, bundan sonra çok daha hızlı bir şekilde yoluna devam edecektir. Hiçbir fırtına ve hiçbir dalga, bırakın bu gemiyi batırmayı, bırakın bu gemiyi durdurmayı, yavaşlatmayı bile beceremeyecektir. Bu bilinçle hareket edelim. Düzce’de bir rekor kıralım. Ben Düzce’nin bu referandumda en fazla evet oyu veren şehir olacağına inanıyorum. Ben bunu hedefliyorum” dedi.

  • İnsan Hakları Komisyonu Ortak Metnine HDP İmza Koymadı

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, komisyonda üyesi bulunan AK Parti, CHP ve MHP’li milletvekillerinin imzası ile ortaya konulan 10 Aralık İnsan Hakları Günü metnine HDP’li üye milletvekillerinin imza atmamasının kendisi için bir sürpriz olmadığını söyledi.

    10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle parlamentoda İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Sözcüsü AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan ile birlikte basın toplantısını düzenleyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, komisyonda AK Parti, CHP ve MHP’li üyelerin mutabık kaldığı ortak metni okudu. Yeneroğlu, HDP’li vekillerin metni eksik buldukları gerekçesi ile AK Parti, CHP ve MHP’li üyelerin imza attığı metne imza atmadıklarını kaydetti. HDP’li milletvekillerinin ortak metne imza atmamalarına ilişkin “Komisyonda bir çatlak mı var?” sorusuna cevap veren Yeneroğlu, “HDP’li arkadaşların Meclis’te de farklı önceliklerinden dolayı böyle bir metne imza atmamış olmaları benim açımdan anlamsız bir şey değil. İmza atmış olmaları sürpriz olurdu, benim için herhangi bir sürpriz durum yok” dedi.

    “İnsan hakları herkes içindir. İdeolojilerden, dinlerden, etnik kökenlerden, ülkelerin sınırlarından bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Herkes insan onuruna yakışır bir hayat yaşamayı hak eder” diyen Yeneroğlu,

    Türkiye’de son yıllarda insan hakları noktasında önemli adımlar atıldığını kaydetti. Mustafa Yeneroğlu, “90’lı yıllarda ülkemizin siyasi partiler mezarlığına dönüştüğü, dini hassasiyetlerinden dolayı her türlü haklardan mahrum bırakıldığı, Ahmet Kaya örneğinde olduğu gibi sadece Kürtçe şarkı söylemek istediği için yurt dışına kovulduğu bir ortamdan 2000’li yıllar sonrası çok farklı önceliklerin konuşulduğu bir Türkiye noktasına geldik” diye konuştu.

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Sözcüsü AK Parti Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta ise, “26. yasama döneminde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, tüm üyeleri ile beyannamede sözü edilen hak ve hürriyetlerin tamamını çalışmalarında ilke edinecektir. Komisyonumuz nerede olursa olsun, kimden gelirse gelsin yaşanan hak ihlallerinin, sadece ihlalin muhataplarını mağdur etmediğini, bu ihlallerin uzun vadede tüm insanlığın zararına bir gelecek doğurduğunun bilincindedir” şeklinde konuştu.

    1990’lı yıllarda kendisi de insan hakları ihlallerine maruz kalan Usta, “Benim sözcü olmam aslında Türkiye’nin insan hakları noktasında geçirmiş olduğu sürecin bir göstergesidir. Türkiye’nin normalleşmesinin bir sürecidir. Tamamen normalleştik diyemeyeceğim ama oldukça iyi bir noktadayız. Bizlerde insan hakları ihlalleri yaşamış kişiler olarak bu ihlalleri yaşayanların daima yanında olacağımızı ve onların haklarının kazanılması için en fazla çabayı göstereceğimize inandığımız için anlamlı buluyorum İnsan Haklarını Araştırma Komisyonu’nda çalışıyor olmayı. Güzel uyumlu ve ülkemizin insan hakları konusunda sorunlarının çözüleceği, Türkiye’nin tamamen normalleştiği günleri de göreceğimize canı gönülden inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    ALMAN NSU TERÖR ÖRGÜTÜNÜN CİNAYETLERİ

    Almanya’da NSU terör örgütü tarafından ırkçı saldırı sonucu 9 Eylül 2000 yılında Enver Şimşek, 13 Haziran 2001 tarihinde katledilen Abdurrahman Özüdoğru, 27 Haziran 2001 tarihinde katledilen Süleyman Taşköprü, 29 Ağustos 2001 tarihinde katledilen Habil Kılıç, 25 Şubat 2004 tarihinde katledilen Mehmet Turgut, 9 Haziran 2005 tarihinde katledilen İsmail Yaşar, 4 Nisan 2006 tarihinde katledilen Mehmut Kubaşık ve 6 Nisan 2006’da katledilen Halit Yozgat’a rahmet dileyen ve bu cinayetlerle ilgili ciddi anlamda araştırma yapılmadığını kaydeden Yeneroğlu, “Münih’te 2.5 yıldır devam eden mahkemede hayatta kalan sanıklardan bir kadın dün ifade verdi. Bundan önce ifade vermekten kaçınmıştı. İfade verirken hiçbir şeyden haberi olmadığını, sonradan hayretle öğrendiğini, öğrendikten sonra intihar eden iki sanığa karşı çıktığını ifade ederek cinayetlerle hiçbir alakasının olmadığını mahkeme huzurunda söyledi. Biz bununla ilgili Almanya Federal Savcılığı’nın üzerine düşen sorumluluğu, Almanya Federal Araştırma Komisyonu’nun yanında Eyalet Araştırma Komisyonlarının raporlarının neticesinde ırkçılıkla mücadele konusunda yürütme, yargı ve yasamanın üzerindeki sorumlulukları hatırlatması üzerine bu konularla ilgili şimdiye kadar Almanya’da somut olarak çalışma yapılmamış olması, bunun ötesinde İslam düşmanlığı ile mücadele noktasında polis teşkilatının istatistik bile tutmadığını kamuoyunun hassasiyetine sunmak istiyorum” dedi.

    “NEFRET SUÇLARI VE IRKÇILIKLA ETKİN MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Komisyonun yapacağı çalışmalarla ilgili bilgi veren Yeneroğlu, “Ülkemizde nefret suçlarının üzerine gidilmesi hususunda ve ırkçılıkla mücadele noktasında etkin bir yaklaşım içinde bulunmamız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Tahir Elçi’nin öldürülmesine yönelik bir alt komisyon kurulup kurulmayacağı sorusu üzerine Yeneroğlu, “Kamuoyunun hassasiyetini taktir ederek bizde bu hassasiyetle bu konuların üzerine gitmeyi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Tutuklu gazetecilerle ilgili sorulara da cevap veren Yeneroğlu, “İçeride bulunan gazetecilerle ilgili, suçun maddi boyutu ile ilgili meseleye girmiyorum, tutuksuz yargılanmaları noktasında mahkemelerin karar vermemesini garipsiyorum. Delil karartma, kaçma gibi ihtimallerin çok düşük olduğunu, bu ihtimalleri ortadan kaldıracak tedbirlerin alınabileceğini düşünerek süreci üzülerek izliyorum” dedi.