Etiket: kötü

  • Kötü gidişata tepki göstermek isteyen taraftarlara polis müdahalesi

    Spor Toto Süper Lig’de son sırada yer alan Gaziantepspor’un kötü gidişatına tepki göstermek isteyen taraftarlara polis müdahale etti.

    Gaziantepspor taraftarı bir grup, Demokrasi Meydanı’nda toplanarak takımın ligdeki kötü gidişatını protesto etmek istedi. Polis ekipleri, alanda toplanan taraftarlara, Gaziantep Valiliği tarafından yürüyüş ve basın açıklama yasağını hatırlatarak uyardı. Taraftarlar, polisin uyarıları üzerine dağıldı. Alandan uzak bir bölgede yeniden toplanan taraftarlar, İnönü Caddesi’nde yürüyerek, slogan attı. Gaziantepspor Kulubü’ne tepki gösteren taraftarlar, yönetimi istifaya çağırırken güvenlik güçlerinin tekrar gelmesiyle ara sokaklara kaçtılar.

    Polis ekipleri ile taraftarlar arasında bir süre kovalamaca yaşandı.

  • Balkondan atlayan diş hekiminden kötü haber

    Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde 11 katlı bir apartmanın 5’inci katındaki evinin balkonundan aşağıya atladığı iddia edilen diş hekimi Özgür Özen hastanede yaşamını yitirdi.

    Özel bir poliklinikte diş hekimi olan 38 yaşındaki Özgür Özen, iddiaya göre dün gece saat 21.40 sıralarında evinin 5’inci katından aşağıya atladı. Kadını gören fark eden apartman sakinleri, durumu 112 ve polise bildirdi. Olay yerinde yaşadığı anlaşılan Özen, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Vücudunda çok sayıda kırık olan ve iç kanama geçirdiği tespit edilen Özgür Özen, durumunun ağırlaşması üzerine sevk edildiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yaşamını yitirdi.

    Bir yıl önce eşinden boşandığı belirtilen 2 çocuk annesi Özgür Özen’in cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu Morguna oradan da, defnedilmek üzere Korkuteli ilçesine gönderildi.

  • İşitme engelli taraftara ’çirkin ve kötü tezahürat’ cezası

    Sivas’ta 44 yaşındaki işitme ve konuşma engelli İlhan Biçer, TFF 1. Ligin 16. haftasında oynanan Sivasspor-Adana Demirspor maçında, tribünlerin çirkin ve kötü tezahüratta bulunması nedeniyle taraftara verilen 1 maç cezanın kendisine de uygulanmasına tepki gösterdi.

    TFF 1. Lig’in 16. haftasında oynanan Sivasspor-Adana Demirspor maçında taraftarın kötü ve çirkin tezahüratta bulunması nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından Sivasspor’a Maraton Alt Tribün D Blok, Maraton Üst Tribün D Blok ve Güney Alt Osman Seçilmiş Tribün D Blok’a giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi müsabakaya girişlerinin engellenmesine karar verildi. Tribünlere verilen bu ceza, karşılaşmayı 15 yaşındaki oğlu Cihan Biçer birlikte maraton tribünden izleyen doğuştan işitme ve konuşma engelli İlhan Biçer’i de etkiledi.

    Oğlu ile birlikte Sivas’ta oynanacak olan Boluspor maçı için Passolig kartlarına bilet yükletmek için gişelere giden İlhan Biçer’e cezalı olduğu bilet alamayacağı söylendi. Gişeye gittiğinde şok yaşadığını belirten İlhan Biçer, “Hakemlere hiçbir şey yapmadım. Ben 1990 yılından beri iç sahada ve deplasmanlarda Sivasspor’u takip ediyorum. İlk defa böyle bir ceza aldım. Hayır yani tribünden sahaya bir şeyler fırlatsam, cezayı hak edecek bir şey yapsam bir şey demezdim ama küfürden ceza almam yanlış. Sivasspor’u çok seviyorum. Maçı kaçıracağım için üzgünüm. Bu zamana kadar Sivasspor’un hiç bir maçını kaçırmadım. Hem bekarken hem evlendikten sonra hiçbir maçını kaçırmadım, hep gittim. Boluspor maçına gitmek isterdim. Gerçekten üzüldüm, bayağı üzüldüm. Ama Pazar günü yine de stada gidip içeri girmeyi deneyeceğim.” dedi.

    Oğlu Cihan Biçer ise, “Babamla beraber Adana Demirspor maçına gitmiştik. Taraftarların küfür ve hakaretinden dolayı Boluspor maçına giremeyeceğiz. Kartımız bloke edilmiş. Babam işitme ve konuşma engelli. Zaten bağıramıyor. Engelli tribünü de dahil hiç bir tribüne giremiyor. Ama yinede stadyuma gideceğiz. Babam orada yetkililerle, gerekirse kulüp başkanıyla görüşmeye çalışacak. Şikayette bulunacağız olmazsa evde izleyeceğiz. Ayrıca işitme engelliler için bir tribün açılmalı çünkü onlarda diğer taraftarlarla birlikte ceza alıyor. Çok yanlış bir şey bu. Babam gibi bu maçtan dolayı ceza alan 3-4 kişi daha var. Onlardan bu durumu sinirlendi zaten, Sivasspor Store’a tepkilerini gösterdiler. Konuyla ilgili kulübü de aradık. ’Biz hiçbir şey yapamayız, bizim elimizde olan bir şey değil’ dediler” diye konuştu.

  • Psikolog Burcu Sevinç Çetin: “Kötü karneye kızmak çözüm değildir”

    Milyonlarca öğrencinin dönem yorgunluğunu atmak için beklediği yarıyıl tatili başlıyor. Öğrencileri karne heyecanı sararken, Özel Gaziantep Anka Hastanesi Psikoloğu Burcu Sevinç Çetin, karnesi kötü olan öğrencilerin velilerine önemli uyarılarda bulundu.

    Ailelerin kötü karne getiren çocuklarına ılımlı yaklaşması gerektiğini belirten Özel Gaziantep Anka Hastanesi Psikoloğu Burcu Sevinç Çetin, bazı anne ve babaların beklentilerinin altında karne getiren çocuklarına, neredeyse tüm tatil süresince cezalandırıcı bir tutum sergilediğine dikkat çekti .

    Ailelerin kötü karne karşısında öncelikle sakin olması gerektiğini ve çocukları ile birlikte karneyi değerlendirmesi gerektiğini dile getiren Psikolog Çetin, “Bir başarısızlık varsa bunun nedenini yargılama ve alaydan uzak, çocuğa sorular sorarak bulmak gerekir. Başarısızlığın nedenlerinin neler olabileceği çocuklarla paylaşılmalı ve çözümleri beraber düşünülmelidir. Aşağılayıcı tavır ve davranışlar çocuklar üzerinde olumsuz etkiye neden olabilmektedir. Karne üzerinden çocuğu azarlamak ya da tehdit etmek yerine; çocuğun ikinci dönem derslerinde nasıl daha başarılı olabileceği üzerine konuşulmalıdır. Bu davranış onları rahatlatırken, ailelerine güvenip daha iyi iletişim kurmalarına da olanak sağlar” dedi.

    “Çocuklarınızı başkalarıyla kıyaslamayın”

    Her çocuğun zihinsel, fiziksel ve sosyal gelişiminin ayrı olduğunu vurgulayan Özel Gaziantep Anka Hastanesi Psikoloğu Burcu Sevinç Çetin, çocuklarının başarısızlıkları karşısında ailelerin yaptığı en önemli hatalardan birinin, çocuklarını özellikle arkadaşları ile kıyaslamak olduğunu söyledi. Kıyaslanan çocukların öğrenme amacından saptığını ifade eden Psikolog Çetin, bu tarz yaklaşımların çocuğun kendisinin yetersiz olduğunu hissetmesine neden olabileceğini, daha sonraki hayatında da olumsuz travmalara yol açabileceğini belirtti.

    “Çocuklarınızı saatlerce ders çalışmaya zorlamayın”

    Karneler alındıktan sonra aileler tarafından yapılan en önemli hatalardan bir diğerinin ise tatili yoğun ders ve kurs programları ile doldurmak olduğunu dile getiren Çetin, “Özellikle karnesinde zayıf not olan çocukların ailelerinin birçoğu, ceza yöntemi olarak çocuğu saatlerce ders çalışmaya zorluyor. Oysa ders çalışmak bir ceza olarak verilmemeli. Aksi takdirde çocukta ders çalışmaya ve okula karşı olumsuz bir duygu gelişecektir. Diğer yandan tatili yoğun ders ve kurs programları ile doldurmak çocuklarımızın eğitime yorgun, düşük motivasyonla başlamalarına sebep olur. Çocukların istek ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak tatil programı yapmalıyız. Okul döneminde yaşadığı öğrenme ve ders sorunları varsa, bunları gidermeye yönelik düzenli bir program hazırlanmalı Ancak bu bir baskıya dönüştürülmemeli. Günün kalan diğer kısmının birlikte keyifle geçmesine özen gösterilmeli. Eğlenceli aktiviteler, çalışma sonrasına bırakılırsa çalışmak için de motive edici bir unsur olabilir” ifadelerini kullandı.

    “Bilgisayar ve televizyon karşısında vakit harcamasına izin vermeyin”

    Tatil boyunca çocukların televizyon veya bilgisayar karşısında geçireceği vaktin önemine de dikkat çeken Psikolog Burcu Sevinç Çetin, “Birçok çocuk tatil fırsatını televizyon izleyerek ya da geç saatlere kadar odasına kapanıp bilgisayar başında harcayarak geçirme eğilimindedir. Aileler, çocuklarının televizyon ve bilgisayar başında geçireceği zamanı iyi ayarlamalılar. Aksi takdirde tatil boyunca tembelliğe alışan bünye, okul açıldığında adapte olmakta zorlanır. Bunun sonucunda ikinci döneme iyi bir başlangıç yapmamış olur” şeklinde konuştu.

    Tatilin ailelerin çocuklarla geçireceği önemli zamanlardan biri olduğunu belirten Özel Gaziantep Anka Hastanesi Psikoloğu Burcu Sevinç Çetin, “Bu dönemde çocukları yargılamak veya baskı uygulamak yerine, onları anlamaya çalışıp birlikte vakit geçirmeye önem verin. Birlikte yapılan her etkinlik onlarla iletişiminizi güçlendirir” diye konuştu.

  • Uzmanlardan kötü karne uyarısı

    Çift ve Aile Terapisti Psikolog Melis Tümer Süyür, sömestr tatili öncesi karne heyecanı yaşayan velileri, çocuklarının getireceği kötü karneler konusunda uyardı.

    Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Uzman Psikoloğu Melis Tümer Süyür, yaklaşan yarıyıl tatil nedeniyle öğrencilerin ve ailelerin karne heyecanı yaşadığını belirterek, velileri çocuklarının getireceği kötü karnelere karşı uyardı. Ortada bulunan olumlu ya da olumsuz bir sonuç için tek bir kişiyi suçlamanın doğru olmadığını ifade eden Melis Tümer Süyür, “Dönem boyunca iyi koordine olmak çok önemlidir. Bu da aile üyelerinin desteği ile olur. Karnenin çocuğun öğrenme süreçleri ve davranışlarının bir geri bildirimi olduğu bilinmelidir” dedi.

    Karnesinde zayıf olan öğrencilere uygulanacak davranış biçimleri konusunda da uyarılarda bulunan Süyür, “Kişiselleştirme yapıp, karnesi zayıf gelen çocuğa, zayıf öğrenci muamelesi yapılmamalıdır. Çocuğun sadece karnesi zayıftır, kişiliği değil, kişiliğine genelleme yapılması doğru değildir. Kişiliğine yönelik olumsuz davranışlarla karşılan çocuk yalnızca, ‘başarılıysam değerliyim ve yeterliyim, başarısız olursam kimse beni sevmeyecek’ gibi işlevsel olmayan gerçek dışı düşünceler geliştirebilir. Bu durum çocukta, özgüven eksikliğine ve dolayısıyla ikinci döneme de motivasyonu düşük başlamasına neden olabilir. Ayrıca, ‘sadece başarılı olursam toplumdan onay ve değer görebileceğim’ inancı ile yalan söyleme ya da kaçınma davranışları gibi yollara başvurabilir. Kimi çocuk matematikte iyiyken kimisi resimde, el becerisinde iyi olabilmektedir. İlgi ve beceriler her çocukta farklıdır” ifadelerini kullandı.

    Yarıyıl tatilinde neler yapılmalı

    Melis Tümer Süyür, okul dönemi boyunca aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkan, düzenli ve tempolu bir çalışma içinde olan, her gün derslerine mutlaka çalışmak durumunda kalan öğrenciler için yarıyıl tatilinin çok büyük önem taşıdığını kaydetti.

    Sömestr tatilinin, bir çeşit özgürlük gibi olduğunu, arada bir soluklanmak, disiplinden az da olsa uzaklaşma fırsatı tanıdığı anlatan Süyür, “Çocuklar kadar aileler için de sömestr tatilinin önemi büyüktür. Çocuklar için gerçek anlamda dinlendirici, rahatlatıcı ve motivasyonla ikinci döneme başlamalarını sağlamak ailelerin elindedir” şeklinde konuştu.

    Her öğrencinin tatille ilgili beklentisinin farklı olduğunu vurgulayan Süyür, “Kimi öğrenci 15 günlük tatilini, eksiklerini gidermek için ders çalışarak değerlendirirken, kimi öğrenci günlerini televizyon veya bilgisayar başında geçirmeyi tercih ediyor olabilir. Fakat sonuç her ne olursa olsun kötü karnenin tek sorumlusu çocuk değildir, çocukla bu sorumluluğu paylaşmak gerekir” diye konuştu.

    Okuldaki başarısızlığın sebepleri

    Çocuğun okul başarısızlığının nedenlerine değinen Melis Tümer Süyür, bunlardan bazılarının çocukların kendilerine has kişisel özellikler olduğuna vurgu yaparak, başarısızlığın sebepleri konusunda da tüyolar verdi. Süyür, “Bilinmelidir ki her çocuk aynı değildir. Her çocuğun, şahsına özel becerileri vardır. Önemli olan okul ve aile arasındaki uyumdur. Her iki gözlemci de çocuğun neye yeteneği olduğunu gözlemlemelidir ve o alanda çocuklarımız desteklenerek, geleceğimizin mirasları, özgüvenli çocuklar yetiştirilir. Başarısızlığın ikinci sebebi, aileden kaynaklanan sebeplerdir. Şöyle ki; anne-babanın sağlıklı model olması, kültürel seviyenin, ders çalışma ortamının sağlanması, ailenin disiplini, başarıyı olumlu etkileyen faktörlerdir.

    Diğer bir sebep ise okuldan kaynaklı olabilir. Okuldaki eğitim ve öğretim programının, çocukların gelişim seviyelerine uygun zenginleştirilmiş programlar olmasına karşın çocuğun akademik başarısı beklenenin altında ise öncelikle bir araştırma yapılmalıdır. Çocuk-ergen ve psikoloğundan yardım alınmalı, çocuğun gelişim düzeyini, öğrenme biçimlerini ve dikkat becerilerini anlamayabilmenize yardım edecek, birtakım çocuk değerlendirme testleri vardır. Çocuk-aile ve okula yönelik bir çalışma düzenlenmelidir. Bu üçgen kurulabilirse, sorunu çözmeye adım atmış oluruz” değerlendirmesinde bulundu

    Ailelere öneriler

    Süyür, karne alan çocukların hem karne hem de tatil heyecanını da birlikte yaşadığını hatırlatarak, ailelere önerilerde bulundu. Süyür, “Önemli olan karne heyecanını, karne sendromuna çevirmemektedir. Karne almak, çocuklara tatilin geldiğini çağrıştırmalıdır. Çocukların tatilde bol bol dinlenmesine ve tatilin keyfini çıkarmasına fırsat tanıyın. Tatil zamanını birlikte vakit geçirebileceğiniz, çocuğunuzun yeni dönem için enerji depolaması için bir olanak olarak görün. Çocuğunuz düşük notlar getirmiş olsa da onun da tatile, okul düzeninden uzaklaşamaya ihtiyacı olacağını unutmayın. ‘İyi’ notların olduğu karneler genellikle ödüllendirilir ancak çocuğunuz sadece iyi notlar aldığında ödüllendirildiğini hissetmemeli, mümkün olduğunca maddi değeri az olan veya manevi değeri olan (ailecek bir şeyler yapmak gibi) hediyeleri, gösterdiği çabası için vermeniz en uygunudur. Bu sebeple çocuğunuz elinden gelenin en iyisini yaptığında, düşük notu olsa bile ona da bir ödül vermeniz, onu motive edecektir. Böylece çocuğunuzun sizin ona vereceğiniz ödül için çalışma gerekliliği yerini ‘kendim için çalışmalıyım’a bırakır. Bu da çocuğunuzda öz disiplin gelişmesini sağlayacaktır. Yine de bu tatil döneminde çocuğunuzu, kitap okumak, bulmaca çözmek gibi aktivitelerde bulunması için teşvik edin. Okulun açılmasına doğru, bir önceki dönemi hatırlatıcı çalışmalarla, ödül yöntemini uygulayarak, çocuğunuza destek olun. Çocuğunuzun size karşı yapmasını istemediğiniz, hiçbir davranışı siz de çocuğunuza sergilemeyiniz. Unutmayın ki çocuk söylenenden çok, gördüğünü rol model olarak alır” diye konuştu.

    Süyür, tüm öğrenci ve velilerine de eğlenceli ve dolu dolu bir tatil geçirmeleri dileğinde de bulundu.