Etiket: kötü haber

  • Hacı adaylarına kötü haber

    Hacı adaylarına kötü haber

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, Suudi Arabistan’ın Kabe’nin etrafında devam eden genişletme çalışmaları sebebiyle, bütün ülkelerin Hac kontenjanlarını yüzde 20 azaltma kararı üzerine bu ülkede yoğun temaslarda bulunuyor.

     

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, Suudi Arabistan’ın bütün ülkelerin Hac kentenjanını yüzde 20 azaltmaya gitmesi kararı hakkında Başbakan Erdoğan ile Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ı bilgilendirdiklerini ve sorunun çözümü için Suudi Arabistanlı yetkililerle görüşmelerinin devam ettiğini söyledi.

     

     

     

    Suudi Arabistan’ın Kâbe’nin tavaf alanını genişletme çalışmaları ile ilgili olarak son anda bütün ülkelerin hac kontenjanlarında yüzde 20 azaltmaya gitmesi, Diyanet İşleri Başkanlığını ve Türkiye’yi zor durumda bırakırken, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in konu ile ilgili olarak yoğun temaslarda bulunduğu öğrenildi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş ve Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdür Vekili Ergün Yücel ise Cidde ile Mekke’de temaslarda bulunuyor.

     

     

     

    Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in yoğun temaslarda bulunarak Suudi Arabistan’ın aldığı kontenjan indirimini durdurmaya çalıştığını belirtti.

    Ekrem Keleş, Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Adil Sirac Merdat’ın Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’i ziyaret ederek, Kabe’nin etrafında devam eden genişletme çalışmalarının hacıların hayatını tehlikeye atmaması için bu kararın alındığını ilettiğini bildirdi.

    Ekrem Keleş ayrıca, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in ise protokol görüşmelerinde Kabe’deki inşaatı görerek ek kontenjan talebinde bulunmadığını, ancak Türkiye’nin çok önceden 74 bin sayısına göre kur’a çekerek planlamalarını yaptığını ve çekilen kur’a sonucu 74 bin kişinin hac hazırlığında bulunduğunu hatırlatarak, böyle bir durumun nasıl sıkıntılar ortaya çıkaracağını ayrıntılı bir şekilde büyükelçiye ilettiğini dile getirdi.

     

     

     

    Ekrem Keleş, beraberinde Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdür Vekili Ergün Yücel olduğu halde Suudi Arabistan’a gelerek Cidde ve Mekke’de Hac Bakanlığındaki üst düzey yetkililere, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini ve önceden yapılan plan ve programlar çerçevesinde atılan adımları anlattıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

     

     

     

    ‘Türkiye’de Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcımız Sayın Bekir Bozdağ ve Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez kontenjanların eski durumu ile sürdürülmesi yönünde girişimlerine devam ediyor. Bizler de buraya gelerek yüz yüze gerekli temaslarda bulunuyoruz. Suudi Arabistan yetkilileri de bize konunun hassasiyetini anlatırken, özellikle Kabe’deki genişletmeler nedeni ile izdihamın meydana gelmemesi ve izdiham yüzünden ezilme vesaire herhangi bir olayın vuku bulmaması için Suudi Arabistan kralının emri ile bu uygulamayı tüm dünyaya bildirdiklerini ifade ettiler. Gerçekten bizler de Kabe’deki bu genişletme çalışmalarını yerinde izledik ve gördük. Yoğun bir çaba ile 24 saat boyunca çalışmalar sürüyor. Genişletme çalışmalarında kısmen yer alan Türk şirketi de büyük çaba harcıyor.”

     

     

     

    Keleş uygulamanın tüm dünya için olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Dünya genelinde her ülkenin nüfusuna göre binde birlik bir kontenjanı bulunuyor. Türkiye’nin ise toplam kontenjanı 74 bin kişi. Suudi Arabistan’ın aldığı yeni karara göre bu durumda bizim 74 bin kişilik kontenjanımızdan yüzde 20’lik bir eksiltme olacak. Bu da kur’ada çıkan ve kesin kayıt yaptıran 14 bin 800 kişinin bu yıl hacca gidememesi anlamına gelmektedir. Suudi Arabistan ayrıca kendi ülkesinde bu kez yüzde 50 kontenjan indirimine gidiyor. Ancak son ana kadar umudumuzu kaybetmeden, yetkililerle ne yapılabilir konusunda görüşmelerimizi sürdürüyoruz.’

     

     

     

    Ekrem Keleş bu arada muhtemel bir durumda Suudi Arabistan’ın yüzde 20’lik kontenjan indirimini uygulamaları halinde ise nasıl bir adım atılacağını da şöyle anlattı:

    ‘Eğer çabalarımız herhangi bir sonuç vermezse bu durumda şöyle bir yol izlemeyi planlıyoruz. Bu seneki toplam 74 bin kişi içinden yeni bir kura ile 14 bin 800 kişiyi mecburen çıkartacağız. Ancak bu 14 bin 800 kişiyi önümüzdeki sene öncelikle kur’asız olarak hacca götüreceğiz. Tabii ki önümüzdeki sene daha önce aldığımız karar çerçevesinde 2007 yılından bu yana hacca gidemeyenleri hacca götürmeyi planlamış idik. Bu durumda onların bir kısmını 2015 senesine bırakma zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Böylece mağduriyetleri kısmen ortadan kaldırmaya çalışacağız.’

  • Bu haber binlerce emekliyi ilgilendiriyor

    YARGITAY Hukuk Genel Kurulu’ndan (YHGK) emekli olduktan sonra kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmaya başlayan binlerce emekliye kötü haber geldi. Kurul, emeklilik aylığı alanların bu aylıkları kesilmeden bir kamu kurum ve kuruluşunda görev yapamayacaklarına, fiilen çalıştıkları dönemdeki emeklilik aylıklarının ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nca (SGK)kesilip yersiz ödenen aylıkların da geri alınması gerektiğine karar verdi. Kurul, mahkemenin “Kamuda çalışmaya başladığını SGK’ya bildirdi, kaçak çalışmadı” diye verdiği aksi yöndeki Ankara 19. İdare Mahkemesi’nin direnme kararını da oybirliği ile bozdu.

     

     

    SGK 38 BİN LİRAYI GERİ İSTEDİ

    Dava dosyasına göre mühendis olan N.B 28 Ekim 1976’da Emekli Sandığı’na tabi çalışmaya başladı ve hizmet birleştirmesi yaparak Eylül 1997 tarihinde emekli oldu. 15 Kasım 1998 tarihinde ise Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı (TKB) ve SSK’ya bildirerek çalışmaya başladı. TKB Personel Genel Müdürlüğü, 1998 yılında göreve başlayan N.B’ye 2005 yılında yürürlüğe giren kamuda çalışmaya başlayan emeklinin maaşının kesileceğine ilişkin 5335 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonra işe girenleri kapsadığını bildirdi. SGK ise yasaya dayanarak, N.B’ye, maaş ödemeyi durdurdu. 1 Ocak 2005 ve 20 Ekim 2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 38 bin 408 lira maaşı da geri ödemesini istedi. N.B, SGK’yaAnkara 19. İş Mahkemesi’nde dava açtı.

     

     

     

    MAHKEME: KAÇAK ÇALIŞMASI YOK MAAŞ KESİLMESİN

    Mahkeme N.B’nin davasını kabul etti. SGK’ca yapılan maaş kesme ve 38 bin 408 liralık aylığın geri alınması işlemini iptal etti. 27 Ocak 2010 tarihli kararda, özetle şöyle denildi:

     

     

     

    ÇALIŞMA SÜRESİ GEÇERLİ Mİ?

    “5335 sayılı kanunda ‘herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin kamuda görev yapamazlar’ hükmü öngörülmüştür. Anılan yasa hükmünde yaşlılık aylığı alanların yasada belirtilen kuruluşlarda çalışamayacakları öngörülmüş olup bu yasa uyarınca tartışılması gereken husus anılan yasaya rağmen yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların belirtilen kuruluşlarda geçen çalışmalarının geçerli olup olmadığıdır.

     

     

     

    YAŞLILIK AYLIĞININ KESİLMESİNİ GEREKTİREN DURUM YOK

    Dava konusu uyuşmazlıkta tartışılması gereken husus ise yaşlılık aylığı alan sigortalının aylık bağlandıktan sonra gerçekleşen çalışmalarının iptal edilip edilmemesi değil 506 sayılı SSK Kanunu’nun 63. maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilmesi gerektiren bir durum bulunup bulunmadığıdır. Somut olayda yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra davacının kaçak çalışmasının bulunmadığı tüm kesenekler ödenmek suretiyle Emekli Sandığı’na tabi çalışmasının bulunduğu hal böyle olunca yaşlılık aylığının durdurulmasını gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne.

     

     

     

    İŞLEME İPTAL

    Davacının alamadığı yaşlılık aylığının 1 Ocak 2005 tarihi itibarıyla iptal edilmesine ve 1/1/2005 ile 20/10/2009 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen yaşlılık aylığı sosyal yardım zammı tutarı 38 bin 408,38 liranın davacı adına borç kaydedilmesine ilişkin 9/10/2009 tarihli kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.”

     

     

     

    YARGITAY BOZDU: MAAŞ KESİLİR, ÖDENEN GERİ ALINIR

    Davalı SGK’nın temyizi üzerine ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 10 Ekim 2011’de mahkeme kararını bozdu. Mahkeme kararının aksine, 5335 sayılı düzenlemenin geçerli olduğuna, herhangi bir yasal boşluk dönemi olmadığına vurgu yapılan bozma kararında özetle şöyle denildi:

     

     

     

    “Açıklanan yasal süreç ve düzenleme karşısında herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların bu aylıkları kesilmeksizin 5277 ve 5335 sayılı kanunlarda belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılmayacakları ve görev yapamayacakları belirgindir. Bu yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışılması durumunda; çalışanların fiilen çalıştıkları dönemdeki emeklilik veya yaşlılık aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kesilmesi ve yersiz aylıkların istirdadı sözkonusu olacaktır.

     

     

     

    MAHKEME İPTAL ETMELİYDİ

    Davaya konu somut olayda davacının 1/11/1997 tarihinden bu yana davalı SGK’dan yaşlılık aylığı almakta olduğu ve 15/11/1998 tarihinden itibaren Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nezdinde mühendis olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 1/1/2005 tarihinden 20/10/2009 tarihine kadarki dönemde ödenenen yaşlılık aylığı miktarları tespit edilirek, bu miktar yönünden davanın reddi gerekirken, 506 sayılı Yasa’nın 63. maddesi uyarınca yaşlılık aylığının durdurulmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir”

     

     

     

    MAHKEME DİRENDİ KURUL BOZDU

    Mahkemenin ilk kararında, direnmesi üzerine dava YHGK’nun önüne geldi. Kurul mahkemenin direnme kararını da Daire kararı doğrultusunda oybirliği ile bozdu.

  • Öğretmenlere kötü haber

    Öğretmenlerin izinleri zorlaştırıldı. Öğretmenler mazeretini artık valiye anlatacak.

     

    Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin mazeret izinlerinde değişiklik yaptı. Buna göre taşrada görev yapan öğretmenlerin 10 günlük mazeret izinlerini artık bağlı olduğu okulun müdürü vermeyecek. Müdürün yerine o ilçenin kaymakamı veya valisi verecek.

  • Saygun’dan kötü haber

    Ergin Saygun ikinci kez yoğun bakıma alındı.

    Balyoz Davası’nda 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve 7 Ocak 2013 tarihinde geçirdiği açık kalp ameliyatının ardından Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki haftadır tedavi gören emekli Orgeneral Ergin Saygun böbrek fonksiyonlarında oluşan sorun nedeniyle bugün İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Ergin Saygun’un Avukatı Sedat Küçükyılmaz’da müvekkilinin böbrek rahatsızlığı nedeniyle bugün saat 11.00′de İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildiğini, Saygun’un tedavisine bir kaç gün bu hastanede devam edileceğini belirtti.

  • Kredi kartı olanlara kötü haber

    Kart borçlarına uygulanan yüksek faizlerden sonra borcu olan müşteriler için bankadan bir masraf daha çıktı.

     

    Kredi kartı borcunu geciktiren müşteriye banka ihtarname gönderiyor. İhtarnamede, borcun ödenmesi aksi taktirde yasal takibin başlatılacağı bildiriliyor. Ancak bu bildirimin de ücretsiz olmadığı kısa sürede anlaşılıyor. Noter kanalı ile gönderilen ihtarnameler için de 60 TL’yi bulan bir ücret alınıyor.

     

    Benzer sorunu yaşayan yüzlerce kişi, yaşadıklarını sikayetvar.com isimli siteye bildirdi. Aynı şikâyeti konu edinen yüzlerce banka müşterisi aynı noktaya işaret ediyor.

     

    Kredi kartı ödemesi gecikmeye giren kart sahiplerine bankalardan ihtarname gönderilerek yasal sürecin başlayacağı bildiriliyor. Kartı sahiplerini asıl şoke eden ise bankaların gönderdiği ihtarname yazısına 60 TL’ye varan”ihtarname ücreti” alması oldu.

    Bankalar ise bu durumu şu şekilde açıklıyor: “İhtarname bireysel kredi kartlarında yaklaşık 80’inci günde 4’ncü ekstre ile birlikte, ticari kredi kartlarında ve kredilerde 67’nci günde basılmakta. İhtarname işlemleri noter aracılığı ile yapılmakta olup ihtarname masrafları müşterilerinden tahsil edilmekte.”

     

    İHTARNAME ÜCRETİ 59 TL
    Banka müşterilerinin konuya ilişkin paylaştıkları şikâyetlerden bazıları şöyle:

    “Bankadan aldığım kredi kartını yaklaşık 1 yıldır kullanmaktayım. Belirli dönemlerde iş değişikliği nedeniyle kredi kartı borcu ödemesinde gecikmeler yaşandı. Bu gecikmelere istinaden bankanın ‘ihtarname ücreti’ adı altında tahsil ettiği tutar 59.29 TL. Anlayamadığım konu şu sadece normal A4 bir kağıda bu kadar bir masrafın alınması normal değil.Zaten gecikmeden dolayı faizimi ödüyorum ki gecikme bildirim ücreti toplam dönem faizi limit aşım faizi, gecikme faizi, bu kadar faizi ödüyor iken neden birde gecikmeden dolayı ihtarname ücretini bana ödetiyorlar. Bu ücretin iadesini istiyorum. Aksi taktirde mahkemeye başvuracağım.”

     

    “BU MASRAF DA NEREDEN ÇIKTI!”
    “Banka kredi kartımın gecikmedeki bakiyesi için noter yoluyla bana ihtarname çekiyor. İhtarname ücretini de benden istiyor . Bende bankaya diyorum ki en son noktada ihtarname çekilir. Bankalar bu ücreti alabilmek ne telefon edip müşterisini uyarıyor ne de diğer yöntemlerle müşterisini uyarma zahmetinde bulunuyor. Bankanın benden ihtarname ücretini alması için mahkeme kararı alması gerekiyor tüketici yasalarında bankanın ihtarname ücretini tüketici öder diye bir kanun yok. Taraflar anlaşamaz ise mahkemeye gidilir denir mahkemenin kararı tarafları memnun etmez ise temyiz yolu açık olmak üzere son kararı Yargıtay verir.”
    ÜCRETİ YATIRMALI MIYIM?
    “Kredi kartımdaki ödeme düzensizliği nedeniyle adıma ihtarname gönderildi ve bana verdikleri güne kadar borcumu ödemezsem avukata devrolunacağı söylendi. Bende borcumu verdikleri süre içinde ödedim. Banka borcumdan ayrı olarak 60 TL’lik ihtarname ücreti yatırmam gerektiğini söyledi. Gerçekten bu ücreti yatırıp yatırmamam gerektiğini bilmiyorum.”