Etiket: KORUYUCU

  • 3 kafadar lise öğrencisi ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı

    Çankırı’da lise öğrencisi 3 kafadar hamam böceklerinden esinlenerek ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı.

    Çankırı TOBB Fen Lisesinde 11. sınıf öğrencisi olan 3 kafadar, bilim fuarı proje çalışmaları kapsamında RAD-KİT adında bir proje gerçekleştirdi. Yaptıkları araştırmalar sırasında, Hiroşima ve Nagasaki bölgelerine atılan atom bombası sonucunda hamam böceklerinin ölmediğini keşfeden öğrenciler, bundan esinlenerek ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı.

    Hamam böcekleri üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda böceklerin vücudunu örten ‘kitin’ maddesinin onları atom bombasından koruduğu sonucuna varan öğrenciler, ‘kitin’ maddesi emdirilmiş kumaş kullanarak radyasyon koruyucu elbiseyi tasarladılar.

    Projelerine RAD-KİT adını verdiklerini belirten 11. sınıf öğrencisi Ahmet Yazan, projelerinin asıl amacının günümüzde yaygınlaşan radyasyonlara karşı koruyucu bir önlem almak olduğunu belirterek, “Araştırmamızı yaparken hamam böceklerinden esinlendik. Hamam böceklerinin Hiroşima ve Nagasaki bölgelerinin bir kısmında ölmediğini ve bunun sebebinin de ‘kitin’ maddesi olduğunu fark ettik. Kitin maddesini kumaşın içerisine nasıl işleyebiliriz diye düşündük ve Çankırı Karatekin Üniversitesi Biyoloji Bölümünden Doç. Dr. Sezer Okay hocamızdan yardım aldık. Kitin içeren kumaş parçasını ultraviyole ışınlarla test ettik ve sonuç olarak da bakterilerin ultraviyole ışınlarından etkilenmediğini gördük” dedi.

    Bünyamin Aktürk isimli öğrenci projenin laboratuvar aşamasını anlatarak, “Bakterilerimizi önce sıvı besiyerinde büyüttük daha sonra katı besiyerine ektik. Yaptığımız kitinli kumaşı bakterilerin üzerine koyduk, üstten de ultraviyole ışın verdik. Daha sonra bakterileri inkübatöre koyarak üreyip ürememe durumunu test ettik. Yaptığımız kitinli kumaşın altındaki bakterilerin üremeye devam ettiğini ve diğer kontrol kumaşının altından ki bakterilerin üremediğini gördük” ifadelerini kullandı.

    Öğrencilerden Furkan Kaya ise, “Yaptığımız bu kitinli kumaşın sonuçlarını ultraviyolede denediğimiz zaman iyi bir sonuç elde ettik ve bakterilerin yaşadığını gördük. Bunun daha kullanışlı hale gelmesi içinde bu elbiseyi tasarladık” şeklinde konuştu.

    3 kafadarın bu projesi yetkililer tarafından ilgiyle karşılandı.

  • Çocuk diş sağlığı için koruyucu hekimlik

    Tepebaşı Belediyesi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 2016 yılında tedavi ettiği 3 bin 369 çocuk ile alanında fark oluşturmaya devam ediyor.

    2013 yılında Şirintepe Mahallesi’nde hizmete girdiği günden bu yana ücretsiz olarak hizmet veren Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Tepebaşı Belediyesi’nin halk sağlığı konusunda gösterdiği hassasiyetin bir ürünü olarak hayat buldu. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, yaptığı açıklamada, diş sağlığının erken yaşta kontrol altına alınması gerektiğini belirterek ülkenin önemli sağlık sorunlarından biri olan diş sağlığı problemini önemli olmaktan çıkartmak için çalıştıklarını belirtti. Başkan Ataç, “Çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için koruyucu hekimlik çalışması olan Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni yaşama geçirmiştik. Merkezimiz çarpıcı sonuçlara ulaşıyor. Çocuklarımız diş hekimi korkusu olmadan, gerekli durumlarda tedavileri yapılarak, sağlıklı gülüşlere kavuşuyorlar” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de dördüncü, Eskişehir’de ilk olan merkez kısa sürede gerçekleştirdiği çalışma ile sadece Tepebaşı’nın değil Eskişehir’in örnek gösterdiği bir merkez haline geldi. Muayeneye gelen çocuklar tamamen kendileri için tasarlanmış merkezde çizgi filmler izliyor, eğitimlere katılıyor bir yandan da hayatları boyunca kullanacakları sağlıklı dişlere kavuşuyorlar. Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 2016 yılında 3 bin 369 çocuğumuzun tedavisini gerçekleştirildi. 3 bin 85 çocuk taramadan geçirilirken, 2 bin 500 çocuğa ise florlama yapıldı.

    Tepebaşı Belediyesi Şirintepe Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, sadece ağız sağlığı ile ilgilenmeyip, 4-18 yaş grubu çocuklara ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti de sunuyor.

  • Neriman Kaban, koruyucu ailelerle bir araya geldi

    Zonguldak Valisi Ali Kaban’ın eşi Neriman Kaban, koruyucu ailelerle bir araya geldi.

    Zonguldak Ali Kaban’ın eşi Neriman Kaban çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan çocukların kendi aile ortamlarında eğitim, bakım ve yetiştirilme sorumluluğunu kısa veya uzun süreli olarak, ücretli veya gönüllü statüde devlet denetiminde paylaşan, hissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen koruyucu aileler ile bir araya geldi.

    Koruyucu aileler, çocuklar ve Sosyal Hizmet Uzmanları gibi görevlilerinde katıldığı programda yapılan slayt gösterimi ile koruyucu ailenin ne olduğu, neden seçildiği, kimlerin koruyucu aile olabileceği, yükümlülükleri, koruyucu ailelere ve yerleştirilen çocuklara sağlanan olanaklar konusunda bilgilendirme yapıldı.

    BEÜ Rektörü Mahmut Özer’in eşi Nebahat Özer, Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı’nın eşi Hafize Turanlı, İl Jandarma Komutanı Albay Haluk Selvi’nin eşi Hatice Selvi’nin de katıldığı programda bir konuşma yapan ve koruyucu ailenin toplumdaki yeri ve önemini vurgulayan, Neriman Kaban ve diğer konuklar koruyucu ailelerle sıcak bir ortamda sohbet etme imkânı da buldular.

  • (Özel Haber) Osmanlı’da koruyucu hekimliğin önemi anlatıldı

    Sultan Abdülhamit Han’ın 4. kuşak torunu Nurhan Osmanoğlu, Osmanlı zamanında koruyucu hekimliğin çok önemli olduğunu belirterek, insanların hasta olmasını beklemek yerine hasta olmamaları için faaliyet gösterildiğini söyledi.

    Nurhan Osmanoğlu, Konya’da Emine Baran Yaşam Merkezi tarafından Bacıyan-ı Meram Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı. Osmanoğlu, programda, “Osmanlı’da koruyucu hekimlik” başlığında Osmanlı’da tıbbı nebevinin öneminden bahsetti, saray adabı, padişahların ve sultanların sağlık kuralları ve hacamat hakkındaki bilgilerini paylaştı.

    “Osmanlı’da koruyucu hekimlik çok etkindi”

    Osmanlı zamanında koruyucu hekimliğin çok etkin olduğunu belirten Nurhan Osmanoğlu, günümüzde ise bunun tam tersi olduğunu belirterek, “İlk başta besinler, özel besinler verilirmiş, ne tüketmesi gerektikleri belli aralıklarla. Zaten padişahlarımız, sultanlarımız, hacamat yaptırırlar. Bu şekilde de bireyleri hasta etmemek için uğraşmışlar. Artık çok ilerleyen vakalarda, Osmanlı şifahanelerine, hastanelere giderlermiş ve tek amaç hasta olmamaları. Zamanımızda maalesef koruyucu hekimlik yok. 35-40 yıl önce üniversitelerde okutuluyordu koruyucu hekimlik ve bunun önemi. İnsanları hasta etmemek ve biz nasıl bunun için uğraşabiliriz diye öğretiliyordu. Günümüzde çok sık ilaç satılarak tıbbı nebevinin önemi azaldı. Çok sık sülük tedavileriyle, besin, çevre koşulları, hacamatla korunuyorlar. Ama şuanda bakıyoruz ki, 2001’de 600 milyon kutu ilaç satılmış, 2011’de bu 6 milyar kutu ilaç oluyor. İlaçlarla tedavi, tanı ve tedavi şeklinde ama tıbbı nebevide bu şekilde değil, metabolizma, bağışıklık ve hasta etmemek, koruyarak. Ondan sonra herhangi bir şey varsa ilerleyerek oluşabilecek bir şey varsa korumaktır” dedi.

    “Çok güzel kahve geleneğimiz var”

    Sultan 2. Abdülhamit Han zamanından gelen çok güzel bir kahve geleneklerinin olduğunu anlatan Osmanoğlu, “Kahveyle başlıyoruz güne, kahveyle başlar babam. Muhakkak sabah hurmayla beraber bir fincan kahvesini içer, 1-2 saat sonra kahvaltısını eder. Akşam namazını kıldıktan sonra akşam yemeğini yerler çok da geç kalmadan. Sebze tüketilir bizim evde, salata, çorba. Normal tuz yerine kaya tuzu kullanıyoruz. Zeytinyağlı yemekleri annem çok güzel yapar. Konya’da da çok güzel yemekler var. Bu şekilde küçüklüğümden beri çok fazla değişikler olmadı” şeklinde konuştu.

    “Ramazan ayını hacamat yaparak karşılarız”

    Ramazan ayını hacamat yaparak ve sülük tedavisi olarak karşıladıklarını ifade eden Nurhan Osmanoğlu şöyle devam etti:

    “Ramazan’a hazırlanmak için çok güzel bir kür yaptık. Hepimiz gittik hacamat olduk. 2-3 kere sülük yaptık. Böyle arınarak Ramazan’ı karşılıyoruz. Sahurdan epey önce kalkılır, yatılmaz, 3’te sofra hazırlanmaya başlar. Kahvaltı ve çorba olabilir. Belki kahvaltılıklarla beraber açık çay olabilir. Ihlamur bazen babam ister. Bu şekilde sahurumuzu bitiririz. Ozon tabakasının en temiz havasının sabah ezanı vakti olduğunu babam sayesinde öğrendim. Namazımızı kılarız ve babam sabah ezanı okunmadan çıkıp sabah namazını mescitte kılmamızı çok arzu eder. Bunun tıbbi olarak araştırmasını yaptım. Ozon tabakasının en güzel yakalayabileceğiniz, havanın en temizini yakalayabileceğiniz sabah namazından biraz önce ve sabah ezanıyla olan havadır. Ozonla tedavi var aynı zamanda. Kulak, burun, boğazdan ve lokal olarak yapılan tedavi de var.”

    “Hacamat her derde deva”

    Hacamatın her derde deva olduğunu söyleyen Osmanoğlu, dedelerinden kalan bu güzelliğin daha fazla duyurulması gerektiğini belirterek, “Hacamat her derde deva ve hacamatın nokta atışlarıyla yapılan, gerek astıma, gerek varise, akciğere ve buna benzer birçok hastalıklara faydası var. Tabii bu dedelerimizden kalan çok güzel şeyler bunlar. Arzu ediyorum ki bunlar her yere yayılsın. Kadınlarımızın sesi çıkmalı bu konularda. Çok güzel bir soyun torunlarıyız. Ben kandan torunuyum ama candan torunları sizlersiniz. Sizler bir şekilde bizleri buraya getirdiniz” diye konuştu.

    “Osmanlı’da koku önem taşıyordu”

    Uzun yıllar Osmanlı arşivlerinde araştırmalar yapan koku eksperi ve sosyolog Bihter Türkan Ergül ise, Osmanlı şifahanelerinde koku tedavisinden bahsetti. Bihter Türkan Ergül, Osmanlı’da hacamat, sülük, koku ile tedavinin çok ayrı bir önem taşıdığını belirterek, padişahların sefere giderken yaptırmış oldukları hacamatlar ve sülüklerin kayıt altında olduğunu söyledi. Uluslararası anlaşmaların yapılacağı zaman bile kokular kullanıldığını ifade eden Ergül, “Osmanlı, anlaşma maddelerini yazarken mürekkebin içerisine derkamber kullanmıştır. Devlet erkanında koku aynı zamanda adap ve protokol için daha ayrı bir önem taşımaktaydı . Divanda padişahlar karar vermeden önce, avuç içlerine misk ve uhud sürerlermiş, liderlik özelliklerini tetikledikleri için” dedi.

    Emine Baran Yaşam Merkezi sahibesi Emine Baran da, hacamatın sağlık ve psikolojik etkilerinden bahsetti, bu tür etkinliklerin önümüzdeki günlerde tekrarlanacağını ifade etti.

  • PKK’lıların şehit ettiği koruyucu defnedildi

    Van’ın Çatak ilçesinde PKK’lı teröristlerce yolu kesilerek şehit edilen korucu toprağa verildi.

    Olay, dün saat 15.00 sıralarında ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Kaçit Mahallesi mevkisinde meydana gelmişti. Çatak ilçe merkezinden Narlı Mahallesi’ne minibüsle giden korucu Ali Ogün’ün PKK’lı teröristlerce yolu kesilip minibüsten indirildikten sonra kafasına ateş edilerek şehit edilmişti. Yetkililere haber verilmesi üzerine Ali Ogün’ün cenazesi önce Çatak Devlet Hastanesine getirildi. Ögün’ün otopsi yapıldıktan sonra ailesi ve yakınları tarafından Çatak Merkez Camii’ne getirilerek cenaze namazı kılındı. Burada kısa bir konuşma yapan kaymakam Hacı asın Akgül, “Gerçekten söyleyebilecek kelime bulamıyorum. İçimiz yanıyor. Allah yakınlarına sabırlar versin. En kısa zamanda bu terör belasından kurtulacağız bu son çırpınışları” dedi.

    Daha sonra düzenlenen uğurlama töreninin ardından dualar eşliğinde şehidin cenazesi defnedilmek üzere Narlı Mahallesine götürüldü.

    Törene, Kaymakam Hacı Asım Akgül’ün yanı sıra İlçe Emniyet Amiri Mustafa Kaydım, Garnizon Komutanı Jandarma Yüzbaşı Umut Düzerdik, AK Parti Çatak İlçe Başkan’ı Tahsin Babur, şehidihin yakınları, kurum amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.