Etiket: Koruyor

  • MASKİ, Manisa’nın doğasını koruyor

    MASKİ Genel Müdürlüğü Atıksu Arıtma Daire Başkanı Gökhan Çevik, Gediz ve Bakırçay’ın temizlenmesi adına yapılan çalışmaları anlattı.

    Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü Atıksu Arıtma Daire Başkanı Gökhan Çevik, Manisa Büyükşehir Belediyesi Webtv’de yayınlanan ’Yerelden Yönetim’ programına konuk oldu. MASKİ’nin atıksu alanında yürüttüğü hizmetler hakkında bilgiler veren Daire Başkanı Çevik, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün önderliğinde Gediz Nehri’nin temizlenmesi adına yoğun mesai harcadıklarını ifade etti.

    218 milyonluk dev atıksu yatırımı

    Sözlerine MASKİ bünyesinde işletilen atıksu arıtma tesisleri ile başlayan Çevik, “Şuan idaremiz bünyesinde 16 adet atıksu arıtma tesisi mevcut. Son olarak Gördes ve Soma atıksu arıtma tesislerimiz eklendi. Gördes’teki tesisimiz yaklaşık 10 milyon TL’lik bir yatırımla devreye alındı. Şuan yüklenici tarafından işletim süreci devam ediyor. Aralık ayında kesin kabul işlemleri yapılarak, tamamen idaremiz bünyesine geçmiş olacak. Soma Atıksu Arıtma Tesisimizi de 36 Milyonluk bir yatırımla hayata geçirdik ve yaklaşık bir yıldır işletiyoruz. Yunusemre ilçemizde 65 Milyon TL gibi bir maliyetle inşa ettiğimiz Manisa Merkez Atıksu Arıtma Tesisimiz de 17’nci olacak. Yakın zamanda onun da ilk su alımı ve test çalışmalarına başlayacağız. Geçtiğimiz günlerde de Alaşehir Atıksu Arıtma Tesisimizin inşaatına başladık. Orada da ömrünü tamamlayan eski tesisin yerine 25 milyonluk yatırımla yenisini inşa edeceğiz. Bu tesislerimizin yapım çalışmalarını Yatırım ve İnşaat Dairesi Başkanlığımız, işletmesini ise biz gerçekleştiriyoruz. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Cengiz Ergün, MASKİ kurulduğundan beri 218 milyonluk dev bir atıksu yatırımı gerçekleştirdi” dedi.

    Arıtım süreçleri hakkında bilgilendirdi

    Tesislerin işletim süreçleri hakkında da bilgiler paylaşan Çevik, tesislerde yapılan işlemleri de şöyle aktardı: “Tesislerimizin işletimleri, tesis büyüklüğü, personel sayısı gibi faktörlere bağlı olarak değişebiliyor. Tesise gelen atıksu, ilk olarak fiziksel arıtmadan geçerek kaba ve ince malzemeleri ayıklanıyor. Ardından biyolojik işleme geçilerek, aneorobik ve havalandırma havuzlarına iletiliyor. Bu havuzlarda yaşayan bakteriler de, atık kısmını yiyerek suyun kalmasını sağlıyor. Böylelikle çamur dibe çökerek, üst kısımda çıkış suyumuz kalıyor.”

    2018 hedefi 73 milyon metreküp atıksu arıtımı

    Süreç sonundaki denetim mekanizmalarına da değinen Çevik, “Arıtım süreci sonrasındaki çıkış suyumuzun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetlenen bazı parametreleri sağlaması gerekiyor. Bugüne kadar tesislerimizde bu gerekli değerleri sağladık ve tüm denetimlerimizden başarıyla çıktık. Tabi burada teknik ekibimizin, saha personelimizin ve uzman kadromuzun emeği büyük” şeklinde konuştu.

    Bir buçuk yılda 5 milyon TL’lik kar

    MASKİ tarafından Manisa’da sağlanan tasarruflarla ilgili de bilgi veren Gökhan Çevik, “14 tesisimizin idaremiz bünyesinde işletilmeye başlamasıyla birlikte, bir buçuk yılda yaklaşık 5 Milyon TL civarında bir kar elde ettik. Şuan yalnızca iki tesisimiz yüklenici tarafından işletilmektedir. Onlar da yılsonunda bünyemize geçecekler. Nisan 2015 yılından bu yana 36 milyonluk bir işletme harcaması yaparken, azımsanmayacak miktarda da bir tasarruf sağladık. Böylelikle bu işlere ayrılan bütçeler kurumun, yani halkın cebinde kalmış oldu” dedi.

    “Gediz’de balık tutulabilsin diye çalışıyoruz”

    Daire Başkanı Çevik sözlerini şöyle tamamladı: “Tesislerimizin gerekli standartları sağlaması önkoşuluyla, Bakanlığın uyguladığı teşvik programları da mevcut. Bizim şuan elektrik giderimiz aylık 300 bin TL civarında. 2017 yılı için toplamda 726 bin TL enerji teşvikinden yararlanacağız. Böylelikle de yine bütçe tasarrufu ve kamu yararı noktasında ciddi bir kazanım elde etmiş bulunuyoruz. 2017 yılında Manisa genelinde 30 milyon metreküp atıksu arıtımı gerçekleştirdik. 2018 hedefimiz ise 73 milyon metreküp ve şuan o hedefe doğru ilerliyoruz. 2019’daki hedeflerimizden biri de arıtma çamurumuzu doğal gübre olarak tarımda kullanmak. En büyük ve ileri hedefimiz ise Başkanımız Cengiz Ergün’ün de hep söylediği gibi Gediz’de balık tutulabilecek günlere ulaşabilmek ve bunu sağlamaktır.”

  • Konkordato hem borçluyu hem alacaklıyı koruyor

    Türkiye’de Konkordato Yasası’ndan ilk yararlanan şirketlerinden biri olan Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi, hem istihdamını korudu hem de ekonomik sıkıntılardan yavaş yavaş kurtulmaya başladı. Avukat Avni Sönmez, “Konkordato borçluyu koruduğu kadar bundan daha fazla alacaklıyı koruyan, alacaklının alacaklarına sahip olmasını sağlayan bir sistem” dedi.

    Türkiye’de hem şirket anlamında hem de bireysel başvuru anlamında Konkordato Yasası’ndan ilk faydalanan şirket olan Ortadoğu Hastanesi, hem istihdamını korudu hemde ekonomik sıkıntılardan yavaş yavaş kurtulmaya başladı. Konkordato Yasası ile ilgili bilgi veren hastane avukatı Avni Sönmez, konkordatonun kelime anlamının anlaşma olduğunu dile getirdi. Bu yasadan faydalanmak için Türkiye’de ilk dosyayı Mersin Ticaret Mahkemesi’nde açtıklarını kaydeden Sönmez, “Süreç son derece düzgün ilerledi fakat çok genel olarak şirketlerin ortakları ve şirketleri ipotek veren şahıslar söz konusu. Nitekim Ortadoğu Hastanesi’nde de yönetim kurulu başkanı Engin Şahin’in eşi Zeliha Hanım sahip olduğu 17 gayrimenkulü Ortadoğu Hastanesi’ne ipotek olarak vermiştir. Konkordato borçluyu koruduğu kadar bundan daha fazla alacaklıyı koruyan, alacaklının alacaklarına sahip olmasını sağlayan bir sistem. Bu sistem içerisinde biz Zeliha Şahin’in üzerindeki gayrimenkullerin satılması halinde sadece bankaların alacaklarını tahsil edecekleri bir tablo ile karşılaştık. Kanun şirketlerin yanı sıra şahısların da konkordato vermesine imkan veriyor. Bunun üzerine borçlar bir bütün olarak değerlendirildi, ipotek veren 3. kişiyi de koruduğuna göre bu yasa, biz şahıs içinde konkordato başvurusu yaptık. Dedik ki bu borçlar, bu ipotekler, bu gayrimenkuller bu hastanenin borcunu ve bu hastanenin alacaklarını korumak için verilmiştir. Biz bu alacak hakkından tüm alacaklıları istifade ettirmek istiyoruz. İcra yoluyla bunlar satıldığında son derece düşük rakamlara satılacak ve rehinli alacaklılar dışında kimse para alamayacak” diye konuştu.

    “Konkordato bir iflas değil”

    İlk şahıs başvurusunu da kendileri yaptıklarını ifade eden Sönmez, “Mahkeme tarafından 3 aylık mühlet talebimiz kabul gördü. Gayri menkuller satılmayarak hastanenin borçlarının projelendirilmesi, yapılandırılarak ödenmesi noktasında başka bir enstrüman elde etmiş olduk. Bu bir iflas, bir batış gibi değerlendiriliyor ama konkordato bir iflas değil. Konkordato şirketlerin ayakları üzerinde durmasını sağlayacak, şirketin Türk ekonomisine katkı vermesini sağlayacak, istihdam sağlayacak bir sistem. Bu nedenle kanun koyucuyu da tebrik etmek lazım. Doğru ve yerinde zamanlamayla bu kanunda değişiklik yapıldı. Şu anda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik bir takım sıkıntılar nedeniyle yaşanılanları en azından bu süreçte ayakta kalarak atlatmamıza yardımcı oluyor bu yasa” şeklinde konuştu.

    Şahin: “Konkordatoyu Türkiye’de ilk alan firmayız”

    Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Engin Şahin ise son 2 yılda hastaneye büyük bir yatırım yaptıklarını söyledi. 100 yataklı hastanelerini 220 yatağa çıkardıklarını belirten Şahin, “A grubu bir hastane olarak, özellikle onkoloji merkezi konusunda yatırımlar yaptık. Yaşanan süreçte finansal sektörün sıkıntılarından kaynaklı, nakit sıkışıklığımızdan dolayı bu yatırımın geri dönüşü ve yatırımdan kaynaklı borçlarda ödeme güçlüğüne düşünce, hukukçularımızla birlikte bir değerlendirme yapıp, hükümetimizin çıkarmış olduğu Konkordato Yasasından faydalanan ilk firma olduk. Akabinde tedbir ve koruma kararlarıyla konkordatoyu Türkiye’de ilk alan firmayız. İyi ki de almışız. Çünkü bu yasayla birlikte her şeyden önce istihdamımızı koruduk, borçlu ile alacaklı dengesinde de hastaneyi kapatmadan çalışma imkanı yakalayarak insanların borçlarını daha rahat, bir hak kaybına uğramadan ödeme imkanına kavuşacağız. Çıkarılan yasa istihdamı koruyan, borçlu ile alacaklıların birbiriyle anlaşabileceklerini sağlamak için çıkarılmıştır” ifadelerini kullandı.

    “Konkordato bir çözümsüzlük değil, bir çözüm”

    Türkiye’de ilk kesin süreyi alan firma olduklarının altını çizen Şahin, “Bu süreçte işlerimizi toparlayabildik. Konkordato bir çözümsüzlük değil, bir çözüm. En azından firmaların ayakta kalması, istihdamı koruması için bir çözüm. Bu kanun çıkmamış olsaydı bu hastaneler kapanırdı, ne biz Mersin ve Türkiye ekonomisine bir katkı sağlayabilirdik, ne istihdamı koruyabilirdik nede alacaklı firmalar sıkıntı yaşardı. Şimdi ise artık istihdamı artıran, çalışan ve performansını her geçen gün büyüten bir hastane var. Bu yasayla birilerine avantaj sağlanmadı. Finansal yapısı bozulan şirketlerin ayakta kalabilmesi için bu yasa çıkarıldı. Ülke olarak bir ekonomik savaşın içerisindeyiz. Dış etkenlerden kaynaklı ekonomik sıkıntılarda birbirimizi korumak ve kollamak zorundayız .Bunun içinde herkesin bir dayanışma içerisinde ayakta kalabilmesi için mücadele vermesi gerekiyor. Bu yasada tam bu bağlamda bir yasa. Yoksa bu yasayla alacaklıların hak kaybı olmuyor. Aksine alacaklıların hakları korunuyor. Borçlu malını kaçıramıyor çünkü her şeyine tedbirler konuluyor” dedi.

  • Anne sütü, enfeksiyondan koruyor

    Doç. Dr. Serdar Cömert, anne sütünün enfeksiyon açısından çok önemli bir koruyucu olduğunu söyledi.

    1-7 Ekim Emzirme Haftası dolayısıyla bebekli annelere, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde seminer verildi.

    Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Cömert, anne sütünün önemine dikkat çekerek, “Anne sütü bebeklerimiz için çok önemli. Anne sütü bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını karşılayan eşi benzeri bulunmayan bir besin kaynağı. Normal ve erken doğan tüm bebekler için aynı zamanda en ideal besin kaynağı. Özellikle ilk bir hafta içerisinde bebekler anne sütünü aldıklarında pek çok hastalıktan korunmuş oluyorlar. Yine anne sütü alan bebeklerin çok daha iyi büyüdüklerini, zeka gelişimlerinin de çok iyi yönde geliştiğini biliyoruz. Anne sütünün içerisinde bulunan çok sayıda antikor ve canlı hücreyi de alıyorlar. Bu bakımdan kış ayları da yaklaşırken anne sütü enfeksiyon açısından çok önemli bir koruyucu” dedi.

    “Emzirmeyi herkese öneriyorum”

    Düzenlenen seminere katılan bir anne olarak duygu ve düşüncelerini paylaşan 10 aylık Kerem Özbek’in annesi Fen ve Teknoloji Öğretmeni Emine Öztürk de, “Emzirme haftası olduğu için bu programa geldim. Kerem bazı komplikasyonlar nedeniyle sezaryen olarak dünyaya geldi. Çocuğum emmedi, hem doğuramadım hem de doyuramadım diye çok üzüldüm. Sonra bunun atlatılabilir olduğuna ve sabırla aşabileceğime karar verdim. Buradan aldığım bilgiler ile Kerem emmeye başladı. Bu tür seminerleri ve eğitimleri başarılı buluyor, önemsiyorum. Herkese bu tür seminer programlarını tavsiye ediyor, emzirmeyi öneriyorum” dedi.

    Hemşire Türkan Şimşek ise en ideal besinin anne sütü olduğunu slayt gösterisi ile anlattı. Başarılı emzirme sertifikalarının dağıtıldığı eğitim programında, İBB Halkla İlişkiler Beyaz Karanfil ekibi annelere ve hastane personellerine karanfil dağıttı. Günün önemine dikkat çekmek adına bir pasta kesildi, toplu fotoğraf çekimi ile de program son buldu.

  • “Güroymak Yürüyor, Sağlığını Koruyor” yürüyüşü

    Bitlis’in Güroymak İlçe Sağlık Müdürü Dr. Alkan Yıldırım önderliğinde “Güroymak Yürüyor, Sağlığını Koruyor” yürüyüşü yapıldı.

    Ebe Tuğba Bekleviç ve Ebe Çağla Omurca’nın organize ettiği yürüyüş, Atatürk Ortaokulunun önünde start aldı. Kaleli Caddesi boyunca yürüyen kalabalık, tekrar ortaokulunun önüne geldi. Burada yürüyüşle ilgili bir açıklama yapan Güroymak Sağlık Müdürü Dr. Alkan Yıldırım, “Fiziksel aktivite her yaşta sağlık için oldukça faydalı olmakla beraber, haftanın 5 günü en az 30 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Bu sebeple alışveriş merkezlerinde asansör ve yürüyen merdivenlerin kullanılmaması, merdivenlerin tercih edilmesi, otobüslerden erken inilmesi, mobil telefon görüşmelerinde yürüyerek konuşmaların yapılması, televizyon kumandasının kullanılmaması, yakın mesafeler için araç kullanılmaması ve çocukların dans ve sokak oyunları gibi aktivitelere teşvik edilmesi gerekir. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekibi ve ilçe sakinleriyle gerçekleştirdiğimiz yürüyüşümüzün alışkanlık haline gelmesi ve daha da fazla insana ulaşmasını temenni ediyor, herkese sağlıklı bir yaşam diliyorum” dedi.

    Yapılan açıklamanın ardından kalabalık dağıldı.

  • Bu besinler meme kanserinden koruyor

    Medline Adana Hastanesi’nden Diyetisyen Merve Sehlikoğlu, araştırmacıların, beslenmenin kanser oluşumuna bilinen etkisinin yüzde 30’lar civarında olduğunu tahmin ettiklerini belirterek, “Bazı besinlerin meme kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu biliyoruz. Bunların düzenli olarak tüketilmesinde fayda var” dedi.

    Diyetisyen Merve Sehlikoğlu, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, meme kanserinden korunmak için vücuttaki yağ oranını kontrol altında tutmanın, dengeli ve doğru beslenmeyi bir alışkanlık haline getirmenin çok önemli olduğunu söyledi.

    Yapılan çalışmaların meme kanserinin tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu gösterdiğini vurgulayan Sehlikoğlu, “Öyle ki, çevremizdeki her 8 kadından biri meme kanseri riskiyle hayatını sürdürüyor. Meme kanserinin esas sorumlusu olarak ’östrojen’ hormonu gösterilse de hayat tarzı ve beslenme alışkanlıklarının da bu konuda önemli bir yere sahip olduğu biliniyor” ifadelerini kullandı.

    Meme kanserinden korunmak için normal vücut ağırlığında olmanın önemine dikkat çeken Sehlikoğlu, mercimek, barbunya, kuru fasulye, nohut gibi kurubaklagiller posaları sayesinde kan şekerini dengelemede önemli bir yere sahip olduklarından tokluk süresini uzatarak kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirtti.

    C vitamini antioksidan etkili

    Vitaminlerin, hastalıklarla mücadelede büyük önem taşıdığını söyleyen Sehlikoğlu, şöyle devam etti:

    “Antioksidan özelliği bilinen C vitamininin yetersizliğinin kanser oluşumu ile ilgili olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle portakal, mandalina, kivi gibi meyvelerin yanı sıra maydanoz, turp, yeşil biber gibi C vitamini deposu olan sebzelerin sofralarda mutlaka bulunması gerekiyor. Ayrıca domates de çiğ olarak tüketildiğinde ’likopen’ içeriği ile kanserden korunmada etkili bir besin olarak dikkat çekiyor.”

    Zeytinyağının bol miktarda E vitamini içerdiğini, bu sayede hem kanser oluşumunu engellediğini hem de bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini belirten Sehlikoğlu, bundan dolayı yemek hazırlarken yağ tercihinin, kilo kontrolü açısından aşırıya kaçmamak koşuluyla zeytinyağı yönünden yapılmasının önem taşıdığını kaydetti.

    Çiğ sarımsağın sırrı

    Araştırmaların sarımsağın da bağışıklığı güçlendirici ve kanserden koruyucu etkisi olduğunu gösterdiğine işaret eden kaydeden Sehlikoğlu, bu olumlu etkinin ise sarımsakta bulunan “allisin” isimli bileşende gizli olduğunu, sarımsağın bu özelliğinden yüksek oranda faydalanmanın sırrının ise ezilip, çiğ olarak yenilmesi olarak gösterildiğini söyledi.

    Yağlı balıkları tercih edin

    Diyetisyen Merve Sehlikoğlu, şunları kaydetti:

    “Sardalya, somon, uskumru, palamut, lüfer gibi balıklar sahip oldukları yüksek orandaki yağ asitleri (Omega-3) sayesinde meme kanserine karşı koruyucu etkiye sahip besinler arasında geliyor. Bu nedenle balığa sofralarımızda ızgara ve buğulama gibi pişirme yöntemlerini kullanarak haftada 2-3 kez yer vermek gerekiyor. Soya ve soya ürünlerinin çokça tüketildiği Asya kıtası ülkelerinde meme kanseri vakaları daha az görülüyor. Ancak araştırmalar soya ürünlerinin meme kanseri riskini azalttığını gösterse de özellikle soya sosunu ve yağını kilo kontrolü açısından ölçülü tüketmekte fayda var.”