Etiket: Koruyan

  • “Akıllı telefonları uçtan uca koruyan koruma paketleri Vodafone’da”

    Vodafone’un akıllı telefonları korumak amacıyla sunduğu ’Akıl Almaz Koruma Paketi’, ’Cep Kurtaran’ hizmetiyle cihazların her türlü sorununa karşı güvence sağladığı açıklandı.

    Kullanıcılara akıllı cihazlarını seçerken, öderken ve kullanırken her aşamada sunduğu tüm kolaylıkları ’Akıl Almaz’ akıllı cihaz platformunda birleştiren Vodafone, şimdi bu kolaylıklara bir yenisini daha eklediğini açıkladı. Yapılan açıklamaya göre; Vodafone, cihazların ekran kırılması, sıvı teması veya çalınma gibi sorunlarına ’Akıl Almaz Koruma Paketi’ni yeni seçeneklerle daha da güçlendirdiğini belirterek, akıllı telefon alırken, telefonun başına gelebileceklere karşı hazırlıklı olmak isteyen aboneler, Akıl Almaz Koruma Paketleri arasına eklenen yeni “Akıl Almaz Koruma Paketi Large” ile akıllı telefonlarına uçtan uca koruma sağlarken, dilediği aksesuarlara da sahip olduğu kaydedildi.

    Akıllı telefonlarını ’Akıl Almaz Koruma Paketi Large’ ile Vodafone’dan alan kullanıcıların, paketle verilecek ’Cep Kurtaran’ hizmetinin hediye sigorta poliçesi ile cihazlarını çalınma ve hasarlara karşı korumaya alacağı bildirilerek, paket kapsamında telefonlarıyla uyumlu hediye kılıf ve ekran koruyucusunun yanı sıra Redlife aksesuarlarına da sahip olacakları kaydedildi. ’Cep Kurtaran’ hizmeti ile abonelere, cihaz kurulum desteği ve yönlendirme sağlanırken, garanti kapsamında olan veya kapsam dışındaki tüm arızalara anında müdahale desteği verilirken, ayrıca kullanıcılar, telefonlarının başına gelebilecek ekran kırılması, sıvı teması veya çalınma gibi tüm sorunlarda gerekli telefonu arayarak anında çözüm bulabileceği açıklandı.

    Yapılan açıklamada ‘Akıl Almaz’ akıllı cihaz platformu kapsamında hem sunduğu koruma paketlerini hem de akıllı cihaz portföyünü daha da genişleten Vodafone, bu doğrultuda ASUS ile yeni bir işbirliği de gerçekleştirdi. Asus’un tüm dünyada büyük beğeni toplayan Zenfone serisinin son üyesi ASUS ZenFone 3, 5.5 inç büyüklüğünde Full HD çözünürlüklü Super IPS+ LCD ekranı ile öne çıkarken 3000 mAh kapasitesindeki güçlü bataryası ve 16 MP (ön), 8 MP (arka) kamerası, 8 çekirdekli Qualcomm işlemcisiyle tüm ihtiyaçları karşılacığı bildirildi. Parmak izi okuyucusu sayesinde tuş kilidi kolaylıkla açılabilen ve kişisel bilgileri koruyan cihaz, 3 GB RAM’i ve 32 GB dahili hafızası ile üst seviyede performans sunuyor.

    Vodafone’un Huawei ile gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında da yüksek performansı uygun fiyata erişilebilir kılarak, Huawei GT3 modelini herkese 4.5G uyumlu akıllı telefon sahibi olma fırsatı sunduğu belirtilerek, 5.2 inç boyutundaki full HD ekranı, 13 MP (arka) ve 8 MP (ön) kamera, 8 çekirdekli güçlü işlemcisi, 2 GB RAM ve 16 GB dahili hafızasıyla üstün bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Ayrıca, 3000 mAh gücündeki bataryası ve parmak izi okuyucusu ile etkileyici bir performans sergiliyor.

    Ender Buruk: “Vodafone’dan akıllı telefon alanlar her zaman daha avantajlı”

    Türkiye’de herkesi akıllı telefon sahibi yapma hedefiyle en avantajlı ve cazip kampanyaları geliştirmeye devam ettiklerini belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, şunları söyledi: “Vodafone olarak, geleceğin teknolojilerini herkes için erişilebilir kılma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında kullanıcılara sunduğumuz, telefonları çalınma ve hasarlara karşı koruyan koruma paketi kullanıcılarımız tarafından oldukça rağbet görmeye devam ediyor. Bu doğrultuda biz de şimdi yeni geliştirdiğimiz ‘Akıl Almaz Koruma Paketi Large’ı kullanıcıların hizmetine sunuyoruz. ‘Akıl Almaz Koruma Paketi Large’ ile Vodafone’dan akıllı telefonlara uçtan uca koruma sağlıyoruz. Paket sayesinde garanti kapsamında olsun veya olmasın tüm sorunlara anında müdahale ediliyor. Kullanıcılar tek numara ile tüm sorunlara hemen çözüm bulabiliyor. Bununla birlikte, ‘Akıl Almaz’ akıllı cihaz platformumuzun portföyünü ASUS ve Huawei ile geliştirdiğimiz işbirliğiyle daha da güçlendirdik. Tüm dünyada büyük yankı uyandıran ASUS ZenFone serisinin en yeni üyesi ZenFone 3’ü ayrıca, platform kapsamında 4.5G uyumlu son teknoloji Huawei GT3’ü de abonelerimize sunuyoruz. Müşterilerimizi son model cihazlarla ve Akıl Almaz tekliflerimizle buluşturarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne hizmet etmeyi hedefliyoruz. Bu vesileyle hem 4.5G uyumlu bir akıllı telefon sahibi olmak hem de telefonunu uygun fiyatlarla koruma altına almak isteyen herkesi Vodafone Cep Merkezlerine veya Vodafone’un internet sitesine davet ediyoruz”.

  • Doğurganlığı Koruyan Yöntem; Yumurta Dondurma

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, doğurganlığı koruyan yöntem yumurta dondurma hakkında bilgilendirdi.

    1986 yılında ilk dondurulan yumurta ile elde edilen gebelik sonrası, yumurta dondurma işlemi tüm dünyanın ilgisini çektiğini, geçen süre boyunca bir hayli yol kat edildiğini anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Gelişmiş ülkelerde kadınların gerek kariyer planları, gerek evlilik yaşlarının eğitim nedeniyle gecikmesinden dolayı geciken annelik yaşı nedeniyle , ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte tüp bebek uygulamalarının en ilgi çekici alanını almıştır, ülkemizde ise bununla ilgili ciddi yasal sıkıntıların bulunması nihayet 2014 yılının sonlarında bir nebze olsun aşılmıştır, yine de mevcut yönetmelikle birlikte hala tam anlamıyla bir özgürlük sağlanmamış olsa da Bakanlıkça atılan adımın yadsınmayacak büyüklükte olduğu aşikardır” dedi.

    “Yumurta (oosit) dondurma işlemi kadının yumurtalıklarından toplanan olgun yumurtaların ileriki yıllarda çoçuk sahibi olunabilmesi için çok özel dondurma yöntemleriyle dondurulup saklanmasıdır” diyen Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Önce ki yıllarda kullanılan slow freezing uygulamasının yerini vitrifikasyon alması ile birlikte daha güvenilir ve özgür bir şekilde saklama şansı verdi. Öncelikle, yumurtaların kadınların hormonal ilaçlar ile uyarılmış yumurtalıklarından vajinal ulrasonografi ve OPU (oocyte pick up= egg retrieval =yumurta toplama ) iğnesi yardımıyla toplanması gerekmektedir. Toplanan yumurtalar özel hazırlanmış solüsyonlar ile belirlenmiş süreler boyunca muamele edilir ve hastaya özel olarak hazırlanmış taşıyıçılarda -196oC derecede ki sıvı azotu içeren tanklarda uzun süre muhafaza edilir” diye konuştu.

    Yumurtalar 2010 yılında dünyada son 3-4 yıldır da ülkemizde yaygınlaşan vitrifikasyon denilen pratik olmasına rağmen ciddi tecrübe ve dikkat isteyen dondurma yöntemiyle başarılı şekilde dondurulduğunu anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Vitrifikasyon işlemi çok hızlı dondurma prensibine dayanmaktadır ve amaçı dondurma sırasında yumurtalara ciddi zararlar verebilen buz kristallerinin oluşmasını engellemektir.

    Vitrifikasyon ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına yüzde 90-100 canlılık oranları elde edilmektedir. Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikroenjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik oranlarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir.

    Yumurta dondurma işlemi Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğinde belirtilen tıbbi zorunluluk hallerinde vitrifikasyon yöntemiyle başarılı şekilde dondurulup saklanmakta, istenildiği zaman başarılı şekilde çözülüp Tüp Bebek tedavinizde kullanılmaktadır. Dondurma işlemi için yasayla belirlenmiş tıbbi zorunluluklar aşağıda belirtilmektedir” şeklinde konuştu.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ KİMLERE UYGULANIR?

    Yumurta dondurma işleminin kanser tedavisinden önce kadınlara uygulandığını ifade eden Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Bu özellikle kanser tedavileri sırasında uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamaların yumurtalıkları tahrip etmesi gibi etkenlerde tercih edilmektedir. Yumurtalar kadınlara bu tür tedaviler uygulanmadan önce alınır ve dondurulur. Bu uygulama tedaviden sonra, dondurulmuş yumurtaların tekrar kadına nakledilmesiyle gebelik şansını arttırmaktadır. Bu tür tedaviler sonrasında gebe kalabilmek için, sadece yumurta dondurma uygulamasının yapılması fayda sağlar. Bu sayede kadının her yaşta ve her zaman doğurganlığını koruyabilmesi sağlanabilir.

    Ailede kalıtsal olarak erken menopoz varsa, yani genç yaşlarda doğurganlık özelliğini kaybetme riski olan kadınlara bu yöntem uygulanabilir. Yumurtaların dondurulması sayesinde bu risk ortadan kalkacaktır.

    Özellikle ilerleyen yaşa yada yaşı genç olsa bile yumurtalıkları uyaran hormanların seviyesinin yükselmesine veya bazı geçirilmiş bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen azalmış yumurtalık rezervi durumunda yumurtalık dondurabilmektedir. Bu sayede yumurta gelişimi yeterli olmayan kadınlar için biriktirme amaçlı yumurta dondurma uygulaması yapılabilir ve neticesinde tüp bebek uygulamalarıyla daha fazla sayıda embriyo elde edilebilir.

    Kadında yapılması planlanan ve yumurtalık rezervini etkileyebileyecek kadın hastalıklarıyla ilgili ameliyatlar öncesi yumurtalıklar uyarıldıktan sonra elde edilen yumurtalar ileride kullanılmak üzere dondurularak saklanabilmektedir” dedi.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİNİN BAŞARI ORANI NEDİR?

    Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yumurta dondurma işlemi yumurtalıklarda yumurta üretimi olduğu taktirde her yaşta yapılabilir. Teknolojideki gelişmelerle birlikte, yumurta dondurma uygulaması sürekli olarak geliştirilmektedir.

    Son zamanlarda uygulanan yumurta dondurma tekniklerinden biri olan vitrifikasyon (camlaştırma) yöntemi ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına oldukça yüksek (yüzde90-100) canlılık oranları elde edilmektedir.

    Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikro enjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuvarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik organalarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir. Her nekadar kadın yaşına bağlı olarak değişsede elde edilen gebelik oranları yüzde 35-50 civarındadır ve taze tüp bebek denemesiyle elde edilen gebelik oranlarına benzerdir.”

  • Mezarlıklarda Yağmur Ve Güneşten Koruyan Bekleme Alanları Yapılıyor

    Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, mezarlıklarda vatandaşların yazın sıcaklardan, kışın ise olumsuz hava şartlarından etkilenmemeleri için bekleme alanları yapıyor.

    İlk olarak Asri Aile Mezarlığında sundurma çalışmalarını tamamlayan ekipler, mezarlıklarda bulunan cami avlularında vatandaşların hava şartlarından etkilenmemeleri için çalışma yapıyor. İlerleyen günlerde kent merkezi ve ilçelerdeki tüm mezarlıklarda çalışmalarını sürdürecek olan Büyükşehir Belediyesi, mezarlıklarda çevre düzenlemesi, çiçeklendirme gibi çalışmaları yapacak. Sürdürülen çalışmalardan dolayı Büyükşehir Belediyesine teşekkür eden Asri Aile Mezarlığı Camisi İmamı Mehmet Emek, “Cenaze namazı kılmak için gelen vatandaşlar yazın güneşte kışın ise yağmurda kalıyordu. Büyükşehir Belediyesinin bu çalışmasıyla bu sorunumuz giderilmiş oldu. Emeği geçenlerden Allah razı olsun, tam yerinde yapılan bir hizmettir. Allah’ın izniyle vatandaşlarımız artık bu sıkıntıyı çekmeyecektir” şeklinde konuştu.

  • Kanserden Koruyan 8 Altın Kural

    Doç. Dr. Muhammet Ali Kaplan, kanserin önemli bir bölümünü ortadan kaldırmanın ve kanserden korunmanın, alınacak basit önlemler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile mümkün olduğunu vurguladı.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Muhammet Ali Kaplan, dünyada ve Türkiye’de yaşamı tehdit eden nedenler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada kanserin yer aldığını belirterek, dünyada her yıl ortalama 14 milyon, Türkiye’de ise 150 bin kişinin kansere yakalandığını kaydetti. Kanserin önemli bir bölümünü ortadan kaldırmanın ve kanserden korunmanın alınacak basit önlemler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile mümkün olduğunu anlatan Kaplan, kanserden koruyucu 8 önemli uyarıda bulundu.

    “STRESTEN KAÇININ”

    Tüm hastalıklara zemin hazırlayan stresin, dolaylı olsa da kanser oluşumunu tetikleyebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Kaplan, “Psikolojik destek almak, spor yapmak, sosyal aktivitelerde bulunmak veya doktor kontrolünde bazı ilaçları kullanmak, stres ile mücadelede etkilidir. Kanserlerin beşte biri kronik enfeksiyonlara bağlıdır. Rahim ağzı ve baş boyun kanserlerinde HPV, karaciğer kanserinde ise Hepatit B virüsü etkili olmaktadır. EBV virüsü ise lenfoma ve yine baş boyun tümörlerine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca AIDS hastaları kansere karşı savunmasız durumdadır. Bu enfeksiyonlardan korunmak için güvenli cinsel yaşam ve aşılanma önemlidir” dedi.

    “SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN”

    Tüm kanser vakaları içerisinde ölümlerin yüzde 30’undan, akciğer kanserinde ise yüzde 90’ından sigaranın sorumlu olduğunu anlatan Kaplan, “Alkol, sigara ile birlikte kullanıldığında kanser riskini daha da artırır. Özellikle ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, pankreas, kalın bağırsak ve meme gibi organlarda kanser gelişimini tetiklemektedir. Sigara ve alkolden uzak durmak kanserle savaşta çok önemli bir kuraldır. Kanser ile savaşta sağlıklı beslenmenin önemi büyüktür. Taze meyve ve sebze tüketilmeli, sucuk, sosis, salam gibi işlenmiş etlerden uzak durulmalı ve yeterli miktarda su tüketilmelidir. Saatte 1 bardak su içmek vücudun sıvı ihtiyacını karşılayacak ve toksinlerin atılmasına yardımcı olacaktır. Tuz, şeker ve unlu besinlerin tüketimi de sınırlandırılmalıdır. Örneğin günde 3-4 gramdan fazla tuz tüketilmemeli, şerbetli ağır tatlılardan olabildiğince uzak durulmalıdır. Kırmızı et tüketimi kalın bağırsak kanseri riskini artırdığı için haftada en fazla kişi başına yarım kilo et tüketilmelidir. Özellikle kış aylarında haftada 2 gün menülere balık eklenmelidir. Etler haşlama veya buğulama yöntemiyle pişirilmeli, mangalda ateşe yakın pişirme yönteminden olabildiğince uzak durulmalıdır. Bakla, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler sofralardan eksik edilmemelidir. Plastik kaplar ve şişeler yerine cam olanlar kullanılmalı, besinlerin saklanma koşullarına ve son kullanma tarihlerine dikkat edilmelidir” diye konuştu.

    “DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN”

    Çağın önemli hastalıkları arasında gösterilen obezitenin kanser oluşumunda etkili olduğunu kaydeden Doç. Dr. Kaplan, şu ifadelerde bulundu:

    “Meme kanseri başta olmak üzere; kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, pankreas, prostat gibi kanser türlerinin oluşumuna zemin hazırlar. Bu nedenle kilo vermek için gerekirse bir beslenme ve diyet uzmanından yardım alınmalıdır. Günlük egzersizler de kanseri önlemeye yardımcıdır. Hareketli yaşam ve düzenli spor, özellikle meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanserleri üzerinde etkilidir. Herhangi bir şikayetleri olmasa da erkeklerin 35, kadınların ise 40 yaşından sonra check-up veya tarama programları yaptırmaları kanserde erken tanı için oldukça önemlidir. Meme, rahim ağzı, prostat ve kolon kanserlerine özel yapılan tarama programları, ilgili branş doktorlarının önerileri ile gerekli zaman dilimlerinde yaptırılmalıdır. Özellikle kış aylarında, güneşli günlerde ısınmak için ışınlara uzun süreli maruz kalmak tehlikeli olabilir. Direkt olarak ultraviyole B ışınları deriye nüfuz ederek cilt kanseri oluşumuna zemin hazırlayabilir. Ortalama en fazla 15 dakika güneş altında vakit geçirilmesi en uygunudur. Yaz veya kış mevsimi ayrımı yapmadan güneş altında uzun süre kalınmamasına dikkat edilmelidir. Zorunlu olarak güneş altında vakit geçirenler ya da yazın tatil beldelerinde güneşlenenler ise koruyucu kremler kullanmalıdır.”

    “TEDBİR AMAÇLI TEDAVİYİ İHMAL ETMEYİN”

    Vücudunda lezyonlar bulunan kişilerin ilaç tedavisine başlayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü bu lezyonlar meme veya prostat kanserinin habercisi olabilir. Genetik açıdan meme ve yumurtalık kanseri riski taşıyan kişilere ameliyat önerilebilir. Rahim ağzı kanserini düşündüren öncü lezyonlar saptandığında ise koruyucu cerrahi müdahaleler yapılabilir. Bağırsaklarında yaygın polipler görülen hastaların bağırsaklarının bir bölümü alınabilir. Bu tedavi yöntemlerinin kansere karşı koruyucu önlemler olduğu unutulmamalıdır.”