Etiket: Koruyalım”

  • Apaydın: “Kışın kendimiz gibi aracımızı da koruyalım”

    Kış aylarının etkisini hissettirmeye başladığı bu günlerde araçların kışlık bakımının unutulmaması gerektiğini belirten TŞOF Başkanı Fevzi Apaydın, “Artık soğuk havalar ve kış mevsimi kendisini hissettirmeye başladı. Dolayısıyla nasıl ki üzerimize montumuzu, kaşkolümüzü alıyoruz, araçlarımız için de aynı şekilde tedbirini almalıyız” dedi.

    Kışa, aracın motor bakımından başlayarak hiçbir detay atlanmadan tüm önlemlerin alınarak girilmesi gerektiğini belirten Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Başkanı Fevzi Apaydın, “Aynı zamanda araçların yağı, suyu, filtreleri, bujileri, fren tertibatları, silecekleri, hortumları, akü ve lastiklerin kontrol edilmesi çok önemli. Kışlık bakımı yapılmayan aracın performansı düşüyor ve yakıt sarfiyatı da artıyor. Bakımı yapılmayan araç, sürücüye normalden daha fazla masraf çıkarıyor. 200-300 liralık masraftan kaçarken 4-5 bin liralık masrafla karşılaşmamak için kışlık bakımları unutmayalım” dedi.

    “Kış gelmeden araçların kışlık bakımı yapılmalı”

    Vatandaşların araçlarının kışlık bakımlarını unutmaması gerektiğini söyleyen Apaydın, “Önceden önlem almak her konuda çok önemlidir. Hele de bu hayatımızı birinci dereceden etkileyen araçlarımız ise çok daha önemlidir. Kış gelmeden araçların kışlık bakımı unutulmamalı ve önemsememezlik yapılmamalı. Araçların motor bakımı, antifriz kontrolü gibi tedbirlerini alması gerekiyor. Bu hem kış şartları için hem de kendimizi ve sevdiklerimizi korumamız için gerekli. Her geçen gün trafiğe giren araç sayısı artıyor. Buna olumsuz hava şartları da eklendiğinde trafik kazalarına davetiye çıkıyor. Kış aylarında yaz aylarına göre daha az trafik kazası yaşansa da yine de kaza verileri yüksek. Bu sebeple kendimizi, sevdiklerimizi, yolda diğer sürücüleri korumak adına tüm önlemlerimizi alarak yola çıkmalıyız.” ifadelerini kaydetti.

  • Hayvanları birlikte koruyalım

    Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü münasebetiyle çocuklara hayvan sevgisi aşıladı.

    ‘Her canlının korunmaya, sevgi ve anlayışa ihtiyacı vardır. Hayvanları birlikte koruyalım’ sloganıyla şehrin birçok noktasında hayvanların su ihtiyacını gidermek maksadıyla su odakları oluşturan, yiyecek bulma sıkıntısı yaşayan sokak hayvanları için beslenme noktalarına yem bırakan Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü, özellikle çocuklara hayvan sevgisinin aşılanması için eğitim çalışmalarını da hız kesmeden sürdürüyor. ‘4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde farklı okullarda öğrencilerle bir araya gelen veteriner hekimler, hayvanlara hassasiyet konusunda çocukları bilgilendirdi.

    Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de hayatımızı paylaştığımız hayvanlara gerek sağlık gerekse sevgi anlamında ilgimizi eksik etmiyoruz. Belediye olarak onlara yardım ediyoruz. Özellikle, sahipsiz sokak hayvanları da, sahipli hayvanlar gibi sağlıklı ve özgürce yaşama hakkına sahiptirler. Bursa genelinde sahipsiz hayvanların tedavi, aşılama ve kısırlaştırma işlemlerini 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve uygulama yönetmeliği çerçevesinde aralıksız sürdürülmektedir. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçe belediyelerden getirilen sahipsiz hayvanların bakımı, tedavisi ve operasyonları aralıksız yapılmaktadır. Doğanın dengesinin korunmasında önemli bir rolü olan hayvanlar, insanların en büyük yardımcılarıdır. Hayvan sevgisi, insanlardaki yardımlaşma, iyilikseverlik ve merhamet gibi duyguları geliştirir, insanları birbirine yaklaştırır. Bizlere düşen ise hayvanları korumaktır” denildi.

  • Yapex’ten ‘geleneksel çarşıları koruyalım’ çağrısı

    Antalya’da dün başlayan Yapex Yapı ve Restorasyon fuarında ’Geleneksel Çarşılarda Koruma’ paneli düzenlendi. Panelde konuşan ÇEKÜL Vakfı ve TKB Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, şehirlerdeki tarihi çarşıların önemine işaret ederek, “Kale düşerse, kent düşer; çarşıda bereket kaybolursa yaşam büyük düşüş yaşar” dedi.

    Tarihi Kentler Birliği’nin desteği (TKB) ve ÇEKÜL Vakfı’nın işbirliğiyle Akdeniz Tanıtım tarafından Antalya’da düzenlenen Yapı ve Restorasyon Fuarı kapılarını açtı. Bu yıl 25’incisi düzenlenen ve odağına çarşıları alan Fuar, “Geleneksel Çarşılarda Koruma” başlığıyla, sektörün önde gelen kurum ve isimlerini buluşturdu. Fuara 7 yıldır destek veren Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı, uzun yıllarda kazandığı bilgi ve deneyimini kültürel mirasın koruma sürecindeki zorlukların aşılabilmesi için üye belediyelerle paylaştı.

    ’Geleneksel çarşılar’ bu yılın ana teması

    Hızla kentleşen şehir merkezlerinde çöküntü alanlarına dönüşen tarihi çarşılar, uzun yıllardır ÇEKÜL Vakfı ve TKB’nin gündemindeki en önemli koruma konularından biri. Her yıl farklı bir ana temanın işlendiği fuarın bu yılki konusu da “Geleneksel Çarşılarda Koruma” olarak belirlendi. Bergama, Bursa, Muğla ve Gaziantep’in başarılı uygulama örnekleri YAPEX Fuarı’ndaki panelin paylaşım konusu oldu.

    “Akdeniz çanağının ortak iradesini gösteren fuar olacaktı”

    ÇEKÜL Vakfı ve TKB Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, panelin açılış konuşmasında fuarın Türkiye’nin gündemine önemli şeyler koyduğunu ifade etti. Suriye ve Orta Doğu gerginliğiyle birlikte Türkiye’nin sınır illerinde yaşanan sıkıntıların fuarı olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Sözen, “Sınır bölgelerimizde sıkıntı olmasaydı bu fuar şuanda Akdeniz çanağının ortak iradesini gösteren fuar olacaktı. Akdeniz’de sıkıntılar oldu, halklar soğudu birbirinden”ifadelerini kaydetti.

    “Kale düşerse, kent düşer; çarşıda bereket kaybolursa yaşam büyük düşüş yaşar”

    ÇEKÜL Vakfı ile TKB’nin her yıl olmazsa olmaz başlıklarla gündeme geldiğini kaydeden Sözen, yapılaşmada yerel yönetimlerin önemine işaret ederek “Türkiye’de yerelde kültürel mirasına yerel yöneticiler el atmazsa giden gider. Yereli göz ardı eden iradeler çok yanlış yaptıklarını anlayacaklardır. 455 üyesiyle tarihi kentler birliğinde her başlığın altı çiziliyor, her şey konuşuluyor. Ve bunlar yerel halkın önünde oluyor. Bu toplantının bu seneki gündemi çarşılar. Geçen sene işlevler demiştik. Dünü de yarını da yaşayacağız. Başladığımız gün şunu söyledik, eğer dünün topraklarına tutunan kaleler düşerse, şehirler düşer; çarşıda bereket kaybolduğu anda yaşam büyük düşüş yaşanır” diye konuştu.

    Muğla, Bursa, Gaziantep ve Bergama örnekleri

    Konuşmaların ardından Mithat Kırayoğlu’nun oturum yöneticiliğini yaptığı panelde, Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ile Bursa ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesinden yetkililer, şehirlerdeki tarihi yapılardan örnekler sunarak, kentlerindeki kültürel yapıların nasıl korunduğunu ve modern yapılaşmayla, yine kültürel yapıların nasıl iç içe bulunduğunu aktardı.

  • Havamızı koruyalım KOAH’sız yaşayalım

    Eskişehir Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kadir Demirel, 16 Kasım Dünya Koah Günü ile alakalı bir mesaj yayımladı.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Demirel, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneği işbirliğiyle, 16 Kasım 2016 tarihinde Dünya KOAH Günü etkinlikleri yapılarak toplumda KOAH farkındalığı ile bilincin arttırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Koah’ın bir akciğer hastalığı olduğunu belirten Demirel, “KOAH; zararlı toz, gaz ve parçacıkların solunması sonucu hava yollarında ve akciğerlerde gelişen mikrobik olmayan iltihabın neden olduğu, hava yollarının daralması ve tıkanması ile sonuçlanan genellikle ilerleyici özellikte bir hastalıktır. KOAH, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmemektedir. Toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir” şeklinde belirtti.

    “KOAH’ın temel nedeni kirli hava soluma”

    KOAH’ın temel nedeni olan kirli hava soluma sorunu olduğunu aktaran Dr. Demirel, “Son 200 yılda sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan bir gerçek KOAH’lı hastaların ve bu hastalıktan ölen kişilerin dünyadaki dağılımına bakıldığında, yüzde 90’dan fazlasının düşük-orta gelirli yoksul ülkelerde yaşayan insanlar olduğu görülmektedir. Tütün dumanı, termik santraller, fabrikalar ve trafikteki arabaların egzozlarından çevreye yaydıkları kirli hava, ısınma ve yemek pişirme amaçlı evlerdeki soba veya ocaklarda yakılan odun, tezek, ağaç kökleri ve kömürün tozlu dumanlı işyerlerinde soluduğumuz kirli hava hastalığa neden olan en önemli sebeplerdir” ifadelerini kullandı.

    “KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak”

    KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Demirel, KOAH’lı bir kişinin ilk yapması gereken sigarayı bırakmak olması gerektiğini vurguladı. Dr. Dermirel, “Hastalık genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkmakta ve kendini uzun süreli nefes darlığı, öksürük, balgam ile göstermektedir. Bu belirtiler hastalık ilerledikçe artmaktadır. Hastalık spirometri diye adlandırılan basit bir “nefes ölçüm testi” ile kolayca teşhis edilebilmektedir. KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, ortam havasının temiz tutulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması, tozlu ve dumanlı işyerlerinde gerekli önlemlerin alınması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli adımlardır” şeklinde kaydetti.

  • Yaz döneminde cildimizi nasıl koruyalım?

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Demirtaşoğlu, yaz aylarında cildi korunmanın yollarını anlattı. Dr. Demirtaşoğlu, “Yaz döneminde yüz bölgesine ağır makyaj, yoğun kremlerden kaçının. Bu uygulamalar gözenekleri tıkayıp sivilcelere neden olabilir” dedi.

    Özel Derim Dermatoloji Dal Merkezi’nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Demirtaşoğlu, gerek güneş, gerek deniz suyu, havuz, sık duş, klimalar, fazla terleme ve sıvı kaybının cildimizde bazı olumsuzluklara neden olduğunu söyledi. Güneşe bağlı kızarıklıklar, alerjiler, açık ya da koyu renkli lekeler, ciltte kuruluklar, soyulmalar ve havuz suyuna bağlı kaşıntılı durumların dermatitler oluşturabildiğini anlatan Dr. Demirtaşoğlu, “Bu nedenle yaz aylarında cildimize daha fazla özen göstermek ve gerekli bakımları yapmak gerekir. Yaz döneminde cildimizin suyla teması arttıkça, tuzlu ve klorlu su ve sık duş alma gibi nedenlerden de dolayı normalde olduğundan daha fazla kuruyacak ve neme ihtiyacı artacaktır. O nedenle yaz döneminde cildin kurumasına izin vermeden nemlendirici kullanımını uygun bir bakım için yapılacakların arasında önde yer almaktadır. Bununla birlikte su tüketiminin arttırılması, su içeriği yüksek besinlerin tüketilmesini de vücudun sıvı kaybını dengelemeye yardımcı olur” dedi.

    “Yüzü bronzlaştırmaktan kaçının”

    Güneş ışığının daha dik ve uzun süreli geldiği bu aylarda hem güneş yanığı oluşumunun önlenmesi, hem de güneşin leke, cilt yaşlanması gibi etkilerine en az maruz kalmak amacı ile etkin bir güneş koruma sağlanması gerektiğinin altını çizen Dr. Demirtaşoğlu, “Bu korumayı 30 ya da 50 faktör gibi koruyuculuğu yüksek, cilt tipine uygun krem ve losyonlarla, 2-4 saatte bir yineleyerek yapmalı, kapalı ortamlarda dahi kullanmayı ihmal etmemeli, su ile temas sonrası mutlaka yenilenmelidir. Bununla birlikte geniş siperlikli şapkalar, güneş gözlükleri ve açık renk kıyafetlerle de güneşten korunma desteklenmelidir. Özellikle yüzü bronzlaştırmaktan kaçınmak çok önemlidir, bunun yerine bronzluk etkisi veren pudralar kullanılabilir, böylece yüzde oluştuktan sonra tedavisi hem zor hem de uzun süren lekelerin oluşması önlenebilir. Yaz döneminde cilde kullanılacak ürünlerin renksiz ve kokusuz olmasına dikkat edilmeli, parfümlü cilt ürünlerinin güneş ile birlikte lekelenmeye sebep olabileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.

    Yazın ayaklara özel bakım

    Dr. Demirtaşoğlu, şu uyarılarda bulundu; “Yaz dönemde yüz bölgesine ağır makyaj, yoğun kremler gibi kapatıcı uygulamalardan kaçınmak gerekir. Bu tip uygulamalar gözeneklerin tıkanması ile birlikte siyah nokta ve kozmetik akne dediğimiz sivilce benzeri döküntülerin oluşmasına neden olabilir. Yaz döneminde de cilt temizliğine dikkat edilmeli, geceleri cilt tipine köpük ya da jel temizleyiciler ile yüzü yıkayıp hafif nemlendiriciler ile bakım yapılmalıdır. Ayak bakımları da yaz döneminde ihmal edilmemesi gereken bir durumdur. Yaz döneminde terlik, sandalet giyilmesi, çıplak ayakla kum, sert zemine temas ayak tabanı ve topuklarda kalınlaşmaya neden olur. Kozmetik görünüm kaygısı yanında kalınlaşan deride zamanla yarık ve çatlaklar oluşabilir ve özellikle diyabet-şeker hastalarında bu durum enfeksiyon için bir giriş kapısı teşkil eder. O nedenle yaz dönemlerinde ayaklara günlük bakım kremleri ile nemlendirme sağlanmalı, kalınlaşma olduğu durumlarda salisilik asit içerikli kremler gibi kalın dokuyu inceltici etkili ürünlerden yardım alınmalıdır. Yaz döneminde ciltte meydana gelebilecek herhangi bir değişiklikte allerjik, reaktif ya da mikrobik sebepler açısından dermatoloji uzmanından yardım alınmalıdır.”