Etiket: Korunarak

  • Güneşten korunarak cilt kanserini önleyin

    Güneş ışınlarına korunmadan, sakıncalı saatlerde maruz kalmak cilt için tehlike arz ediyor. Kişiler, son yıllarda artan çeşitli koruma faktörlü ürünler ile tamamen güneş ışınlarından korunduğunu düşündüğü için saatlerce güneşleniyor. Ancak ne yazık ki güneşten tamamen korunmak için bu ürünler yeterli olmuyor. Son yıllarda cilt kanserlerinde artış görülmesi, alınan önlemlerin yetersizliğiyle açıklanıyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Gökçe Tümtürk, cilt kanserine maruz kalmamak için güneşten bilinçli bir şekilde korunmanın yollarını ve alınabilecek önlemleri anlattı.

    Bilinçsiz güneşlenme risk oluşturuyor

    Cilt kanseri oluşmasına yol açan faktörler arasında bilinçsiz güneşlenmek ilk sırada yer alıyor. Özellikle çocukluk ve gençlik yıllarında maruz kalınan bilinçsiz güneşlenme, sonraki yıllarda cilt kanseri için önemli bir risk oluşturuyor. Dr. Ayşe Gökçe Tümtürk, sigara ve alkol tüketimi, yanlış beslenme gibi yaşam biçimlerini benimsemiş kişilerde cilt kanseri riskinin daha yoğun olduğunu ifade etti. Radyoterapi almış kişilerin de daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Dr. Tümtürk, “Bunun yanı sıra, kronik yara veya yanık izleri olan, arseniğe veya ağır metallere maruz kalmış, geçirdiği sedef hastalığı nedeniyle puva tedavisi görmüş, doğumsal olarak çok sayıda ve büyük boyutta benleri olan kişiler de risk altında bulunuyor” dedi.

    Açık tenlilerin daha dikkatli olması gerekiyor

    Cilde renk veren pigment hücrelerine melanin deniyor. Hücre çekirdeğinin koruyucu şemsiyesi gibi görev gören melanin, ultraviyole ışınları maruziyetinde hücreyi kanserojen etkiden koruyor. Melanin yoğunluğu az olan açık tenli ve kızıl saçlı kişilerin diğerlerine göre güneşten daha iyi korunmaları gerektiğini söyleyen Dr. Tümtürk, alınması gereken önlemleri şu sözlerle anlattı:

    “Güneşten korunmak için güneş kreminin yanı sıra, şapka, güneş gözlüğü ve sıkı dokumalı açık renk giysilerin tercih edilmesi önem taşıyor. Bunun yanı sıra son yıllarda giderek yaygınlaşan, güneş ışığının teknolojik cihazlarla daha yoğun şekilde yansıtıldığı solaryumdan da uzak durmak gerekiyor. UV radyasyonu yayan solaryum cihazlarında ışığın şiddeti ve tipi kontrol edilebilir olsa da, kanserojen ve cilt yaşlanma sürecini hızlandıran etkiler bulunuyor. Aşırı güneş ışınlarına maruz kalmak ciltlerde elastikiyet kaybına neden olabiliyor. Ailede cilt veya başka bir kanser hastalığı geçirmiş olduğu bilinen kişilerin daha dikkatli davranması tavsiye ediliyor.”

  • Kapalı Cerrahi İle Yumurtalıklar Korunarak ’Çikolata Kistlerine’ Son

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Berker, kesi yapılmadan ameliyat şansı tanıyan ’kapalı cerrahi’ ile çikolata kistlerinin yumurtalıklar zarar görmeden alınabildiğini bildirdi.

    Kadınlarda kısırlık yapabilen ve çocuk sahibi olamama sorununa yol açabilen ’çikolata kistleri’, kapalı cerrahiyle ve yumurtalıklar korunarak alınabiliyor.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Berker, kapalı cerrahi olarak isimlendirilen ’endoskopik cerrahi’nin Dünya’da ilk kez jinekoloji alanında uygulandığını, süreç içinde özellikle genel cerrahi başta olmak üzere farklı cerrahi branşlarca da sık kullanıldığını kaydederek, “ Kadın hastalıkları ve doğum alanında, çok ileri evre kanser olguları hariç, açık cerrahi yöntemiyle yapılan ameliyatların önemli bir bölümünün ’endoskopik cerrahi’ ile yapılabiliyor. Şu anda; miyom ameliyatlarının çok büyük bir bölümünü, çikolata kistleri, rahimdeki polip ile rahim içinde yerleşmiş olan miyomların tamamını kapalı cerrahi yöntemiyle ameliyat ediyoruz. Rahim alınması ameliyatlarının neredeyse tamamında uyguladığımız kapalı cerrahi yöntemiyle yumurtalık kistlerini de alıyoruz. Kapalı cerrahi yöntemiyle yapılan ameliyatlarda karın içi yapışıklıklarının açık cerrahiye göre daha az. Bu durumun ilerleyen dönemlerde hastanın bağırsak hastalıkları, kronik ağrılar ve infertilite (kısırlık) açısından oluşacak sorunlarını da en aza indiriyor” dedi.

    Endoskopik cerrahinin hekim ve hasta açısından çok avantajlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bülent Berker, şunları söyledi:

    “Açık cerrahi ile kıyaslandığında hastanın vücudunda derin ve geniş kesi yapılmadığından ameliyat izi ve buna bağlı ağrı da olmuyor. Yaranın enfeksiyon kapma riski ortadan kalkıyor, hastanede yatış süresi çok azalıyor. Böylece hastane enfeksiyonu riski de en aza iniyor. Hasta, bir kaç gün içinde sosyal yaşama dönebiliyor. Böylece işgücü kaybının önüne geçilebiliyor ve refakatçi ihtiyacının da ortadan kalkmasını sağlıyor.”

  • Kapalı Cerrahi İle Yumurtalıklar Korunarak ’Çikolata Kistlerine’ Son

    Kadınlarda kısırlık yapabilen ve çocuk sahibi olamama sorununa yol açabilen ’çikolata kistleri’, kapalı cerrahiyle ve yumurtalıklar korunarak alınabiliyor.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Berker, kesi yapılmadan ameliyat şansı tanıyan ’kapalı cerrahi’ ile çikolata kistlerinin yumurtalıklar zarar görmeden alınabildiğini söyledi.

    Berker, yaptığı açıklamada, kapalı cerrahi olarak isimlendirilen ’endoskopik cerrahi’nin dünyada ilk kez jinekoloji alanında uygulandığını, süreç içinde özellikle genel cerrahi başta olmak üzere farklı cerrahi branşlarca da sık kullanıldığını belirtti.

    Kadın hastalıkları ve doğum alanında, çok ileri evre kanser olguları hariç, açık cerrahi yöntemiyle yapılan ameliyatların önemli bir bölümünün ’endoskopik cerrahi’ ile yapılabildiğine dikkat çeken Berker, “Şu anda; miyom ameliyatlarının çok büyük bir bölümünü, çikolata kistleri, rahimdeki polip ile rahim içinde yerleşmiş olan miyomların tamamını kapalı cerrahi yöntemiyle ameliyat ediyoruz. Rahim alınması ameliyatlarının neredeyse tamamında uyguladığımız kapalı cerrahi yöntemiyle yumurtalık kistlerini de alıyoruz” diye konuştu.

    Kapalı cerrahi yöntemiyle yapılan ameliyatlarda karın içi yapışıklıklarının açık cerrahiye göre daha az olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Berker, bu durumun ilerleyen dönemlerde hastanın bağırsak hastalıkları, kronik ağrılar ve infertilite (kısırlık) açısından oluşacak sorunlarını en aza indirdiğini de kaydederek şunları söyledi:

    “Endoskopik cerrahinin hekim ve hasta açısından çok avantajlı. Açık cerrahi ile kıyaslandığında hastanın vücudunda derin ve geniş kesi yapılmadığından ameliyat izi ve buna bağlı ağrı da olmuyor. Yaranın enfeksiyon kapma riski ortadan kalkıyor, hastanede yatış süresi çok azalıyor. Böylece hastane enfeksiyonu riski de en aza iniyor. Hasta, bir kaç gün içinde sosyal yaşama dönebiliyor. Böylece işgücü kaybının önüne geçilebiliyor ve refakatçi ihtiyacının da ortadan kalkmasını sağlıyor.”