Etiket: Korkun

  • Denizli Tekden Hastanesinden uyarı; “Prostattan korkmayın, geç kalmaktan korkun”

    Denizli Tekden Hastanesinden uyarı; “Prostattan korkmayın, geç kalmaktan korkun”

    Özel Denizli Tekden Hastanesi Üroloji bölümü uzmanları prostat hastalığı konusunda açıklamalarda bulundu. İyi ve kötü huylu prostat ile prostatın büyümesine dair açıklamalarda bulunan Prof.Dr. İbrahim Yıldırım ve Op. Dr. Ali Gürağaç, prostat hastalığının büyümesi, ailesel özellikler, doktora ne zaman başvurulması gerektiği ve tedavi seçenekleri hakkında bilgiler verdi.

    Özel Denizli Tekden Hastanesi Üroloji bölümü uzmanları prostat hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. İyi huylu prostat büyümesinin tedavi ve ameliyatları ile ilgili Özel Denizli Tekden Hastanesi Üroloji Uzmanları Prof. Dr. İbrahim Yıldırım ve Op. Dr. Ali Gürağaç konu ile ilgili bilgiler verdi. Prof. Dr. İbrahim Yıldırım, “Prostat hastalıklarını iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayırıyoruz. İyi huylu prostat büyümesinde erkeklerin idrar kanallarında daralma geliştiğinden buna bağlı şikayetler ortaya çıkıyor. İyi huylu prostat büyümesinde öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavileri ile hastalığı kontrol altına almaya çalışıyoruz, şikayetleri fazla olan hastalarımızda ameliyat seçeneklerini hastamızla beraber değerlendiriyoruz. İyi huylu prostat büyümesinde açık ve kapalı ameliyat seçenekleri mevcut, günümüzde özellikle lazer teknolojisindeki gelişmelerle artık prostat ameliyatlarını çok büyük prostatlarda bile kapalı yöntemlerle hastalar açısından çok konforlu şekilde yapılabiliyoruz” dedi.

    Prostat büyümesi belirtileri nelerdir?

    Prostat büyümesi belirtilerine ilişkin konuşan Prof.Dr. Yıldırım, “İdrar yapmak için bekleme, idrar yaparken zorlanma, idrar tazyiki ve akış gücünde azalma, kesik kesik idrar yapma, idrarda çatallanma, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boşalmama hissi, geceleri birden fazla idrara kalkma, gündüz sık aralıklarla idrar yapma, idrar yapma isteği geldiğinde tutamama, tuvalete zor yetişme, idrar kaçırma gibi durumlar prostat büyümesine bağlı oluşabilecek belirtilerdir” diye konuştu.

    Ailesel özellik dikkat çekiyor ve doktora ne zaman başvurmalıyız?

    Prostat büyümesinde ailesel özelliklerin dikkat çektiğini belirten Prof.Dr. Yıldırım, “İyi huylu prostat büyümesi Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) olarak da adlandırılmaktadır. Prostat kanserinde olduğu gibi iyi huylu prostat büyümesinde de ailesel özellikler dikkati çekmektedir. Babasında ya da amcasında prostat büyümesine dair şikayetler olanlarda hastalık belirtilerinin görülme sıklığı da artıyor. Yapılan çalışmalarda 60 yaşındaki erkeklerin yüzde 50’sinde, 80 yaşındakilerin ise yüzde 90’ında iyi huylu prostat büyümesinin görüldüğü bildiriliyor. Normalden daha sık idrar yapma ihtiyacı, gece idrar yapmak için uyanma ihtiyacı, ani idrar yapma ihtiyacı ve bu ihtiyacın ertelenememesi, istemsiz idrar kaçırma, zayıf akımlı idrar yapma, çatallı ile dağınık idrar yapma, kesik kesik idrar yapma, ıkınarak idrar yapma, idrar yapmaya başlamadan önce bekleme, idrar yapmanın çok uzun sürmesi, mesanenin tam boşalmadığı hissi, işeme sonrası iç çamaşırına istemsiz idrar kaçırma gibi şikayetleri olan hastaların mutlaka üroloji uzmanı ile görüşmelerini öneriyoruz. Halk arasında prostat hastalıklarının sadece idrar yapma ile ilgili şikayetler oluşturduğuna dair yanlış bir inanış mevcut. Ülkemizde prostat kanseri, akciğer kanserinden sonra en sık rastlanan ölümcül ikinci kanser türüdür. Bir erkekte hayatı boyunca prostat kanseri gelişme riski yaklaşık yüzde 30, klinik önemli prostat kanseri gelişme riski yaklaşık yüzde 10 ve yine prostat kanserinden ölüm riski yaklaşık yüzde 3 kadardır. Ailede prostat kanseri öyküsü olanlarda 40 yaşlarından itibaren yılda bir kez, ailede prostat kanseri öyküsü olmayan her yönden sağlıklı erkeklerde bile 50 yaşından itibaren yılda bir kez kanda PSA ölçümü yapılmasını öneriyoruz” dedi.

    Prostat büyüklüğü ile idrar şikayetleri arasında bir ilişki var mı?

    Prostat ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım’ın ardından hastalık hakkında konuşan Op.Dr. Ali Gürağaç, “Prostat büyüklüğü ile hastaların idrar şikayetleri arasında her zaman ilişki olmayabilir. Bazı hastalarda prostat çok büyük olmasına rağmen idrar kanalını tıkayacak şekilde değil de prostatın dış kısmına doğru bir büyüme olduğundan hastaların prostatları büyük olmasına rağmen herhangi bir şikayetleri olmayabiliyor. Bazı hastalarda ise prostat çok büyümeden bile idrar kanalı kapatabiliyor ya da mesane içine doğru büyüyor bu hastalarda ciddi idrar problemleri hatta hiç idrar yapamama gibi problemlerle karşılaşabiliyoruz” diye konuştu.

    İyi huylu prostat büyümesine tedavi seçenekleri nelerdir?

    İyi huylu prostat büyümesinde tedavi seçeneklerine ilişkin konuşan Op.Dr. Gürağaç, “İyi huylu prostat büyümesinde tedavi seçeneklerini yaşam tarzı değişiklikleri, ilaçlar ve ameliyatlar olarak gruplandırabiliriz. Eğer hastanın şikayetleri hafifse genelde ilaca veya cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri ile hastaların hayat kaliteleri ciddi anlamda arttırılabilmektedir. Bu durumda doktorunuz, hastalığınızı ilerleyen aylar veya yıllarda yakından izleyecek, gerektiği zaman farklı bir tedavilere de başvurabilecektir. Örneğin, akşamları daha az sıvı alınması, gece idrara kalkmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Alkollü içecek, kahve veya çay tüketiminin azaltılması da mesanenin rahatlamasına yardımcı olacaktır. Bazı erkeklerin oturarak idrar yapması mesanenin tamamen boşalmasına yardımcı olabilir. İyi huylu prostat büyümesinin ilaç tedavilerinde, prostatın idrar kanalını daraltan kısmını gevşeten ilaçlar, prostatın küçültülmesini sağlayan ilaçlar ve mesanenin sık sık kasılmasını engelleyerek idrar yapma ihtiyacını azaltan ilaçlar kullanılabilmektedir. Eğer hastaların ciddi şikayetleri varsa ve bu rahatsızlıkları yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlardan fayda görmüyorsa, hastanın tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, tekrarlayan idrarda kanama şikayetleri varsa, işemenin kötü olması nedeni ile böbrek fonksiyonlarında bozulma ya da mesanede taş oluşmuşsa ameliyat seçenekleri gündeme gelmektedir. İyi huylu prostat büyümesinde ameliyat seçeneklerini açık ve kapalı ameliyatlar olarak gruplandırmak mümkündür. Ameliyat yönteminin seçiminde hastanın isteği ile birlikte eşlik eden hastalıkları ve prostatının büyüklüğü de değerlendirmeye dahil edilmektedir” dedi.

  • Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun

    Samsun’un Atakum ilçesinde bir hastanede “4 Şubat Dünya Kanser Günü” nedeniyle onkoloji hastalarına moral günü düzenlendi.

    VM Medical Park Samsun Hastanesi “4 Şubat Dünya Kanser Günü” dolayısıyla onkoloji hastalarına moral günü yaptı. Hastane Başhekimi Dr. Adem Dirican, Başhekim Yardımcıları Yrd.Doç.Dr.Hamit Öztürk, Uzm.Dr.Yüksel Oltulu ve Yrd.Doç.Dr.Muhammet Ali Yılmaz, Genel Müdür Yardımcısı Enver Bilgici, Medikal Onkoloji Kliniğinden Yrd.Doç.Dr.Dilek Erdem ve Yrd.Doç.Dr.Mustafa Kemal Gül, Radyasyon Onkolojisi Kliniğinden Yrd.Doç.Dr.İbrahim Barış Okumuş’un da hastalarla sohbet edip hediyeler dağıttığı etkinlikte, kanserin dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada gelen bir toplum problemi olduğu vurgulanarak, erken tanı, sevgi, cesaret, güç ve azmin kanseri yenmede önemli etkenler olduğu konularına değinildi.

  • Kanser Teşhisinden Değil, Geç Kalmaktan Korkun

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Çelik, hastaların kanser teşhisi konmaktan değil, teşhisin geç konulmasından korkmaları gerektiğini söyleyerek, “Kanserde tarama ve erken teşhis ile başarılı sonuçlara ulaşılıyor” dedi.

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Çelik, “Hastalar öncelikle kanser teşhisinden korkuyorlar ama biz kanser teşhisini ne kadar erken koyarsak, tedavi başarımızda o kadar yüksek olur. O nedenle kanser teşhisi konmaktan değil de, geç kalmaktan korkmak lazımdır. Bunun için hastaların mutlaka düzenli olarak sağlık kontrolüne gitmeler gerekir. Bu sadece hastalar için değil sağlıklı bireylerinde düzenli olarak sağlık kontrolüne gelmeleri gerekmektedir. Nasıl ki arabalarını düzenli olarak bakıma götürüyorlarsa, kendilerini de belirli periyotlar ile kontrole getirmeleri gerekmektedir. Bu hastalık ne kadar erken tespit edilirse, ne kadar erken tedaviye başlanırsa başarı şansımız o kadar yüksektir. O nedenle kanserde tarama ve erken teşhis konulması ile son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor. Bu yüzden dolayı korkmamak ve tedaviye gitmek lazımdır. Kanser teşhisi koyduktan sonra hastaların korktuğu başka bir konu ise, ameliyattır. ’Eğer bunu ameliyat ettirirsek, hastalık azar ve daha çabuk yayılır’ diye bir inanış var ama bu yanlış bir inanıştır. Bu yüzden erken dönemde yakalanan hastaların mutlaka pürgatif cerrahi seçenekleri ile tedavi olunması gerekiyor. Bunun akabinde ise kemoterapi gibi tamamlayıcı tedavileri dikkate almak lazımdır” ifadelerini kullandı.

    Kanser hücreleri yayılmış hastalarda, agresif cerrahi seçenekleri dediğimiz yöntemleri uygulamalarının gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bunlarda bir şekilde tümör kanamaya veya bir organın tıkanmasına sebep olduysa bu durumlarda cerrahi yapılabilir. Bazı tümörlerde de tümör dokusunu hafifletmek için cerrahi yöntem yapılabilir. İyi bir tümör yükünü azaltıcı cerrahilerde hastaların sağ kalımına olumlu katkısı vardır. Kanser hastalarında cerrahi yapmak hastalığı kötü yönde etkilemez. Erken dönem hastalarında pozitif katkı sağlar. Geç dönem hastaların da ise bu tıkanıkların olduğu durumlarda da uygulamak ise hem hastanın yaşam kalitesini hem de yaşam süresini uzatacaktır” şeklinde konuştu.

    “KANSER HASTALARININ BESLENMESI KISITLANMAMALIDIR”

    Kanser teşhisi konulduktan sonra hastaların beslenmesi ciddi bir şekilde hasta yakınları tarafından kısıtlandığını belirten Çelik, “Vücudumuzu yapı taşları olarak değerlendirdiğimiz zaman çeşitli vitaminlere ihtiyacımız var. O nedenle kemoterapinin oluşturduğu yıkım, bir taraftan da hastalığın oluşturduğu yıkımın yanı sıra bu hastaların beslenmelerini ciddi olarak kısıtlarsak karşımıza ileri derece zayıflamış bir hasta grubu ile karşılaşacağız. O nedenle abartmadan yeri geldiği kadar karbonhidrat, yağ ve protein ile beslenmeyi sağlamak lazımdır” dedi.

    “TEDAVİ SEÇENEKLERİ İLE HAYATLARINI DEVAM ETTİREN BİR SÜRÜ HASTA VAR”

    Hastalıkta bilinen yanlışlardan biride, kanser teşhisinin ölüm olarak algılandığını kaydeden Prof. Dr. Abdullah Çelik, şunları söyledi:

    “Bugün etkili tedavi seçeneklerimiz sayesinde kanser teşhisi konulan ve hayatlarını devam ettiren bir sürü hastamız var. Bunlar bizim takip randevularımızın önemli kısmını oluşturuyor. Bugün meme kanseri teşhisi alıp da tedavisini tamamlayan ve takip de olan yılları geçmiş hastalarımız var. Aynı hasta grubu olan kalın bağırsak kanserleri içinde geçerlidir. Burada tedaviye ne kadar erken başlarsak, ne kadar erken tanı koyarsak tedavi başarımız o kadar artıyor. Yayılmış bir kanser de benzeri sonuçları elde edebiliyoruz. Tedavi seçenekleri her geçen gün gelişiyor. Bu yeni tedavi seçenekleri de hastaların yaşam süresini uzatıyor.”