Etiket: Köprüsü

  • Gönül Yolu Köprüsü mahkemelik oluyor

    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un özel önem verdiği Ayvalık körfezinde denizin temiz olmasını sağlayacak olan Cunda Köprüsü’nün inşaatı sürüyor. Ancak köprü inşaatının bulunduğu noktada ulaşımı sağlayan tali yolda sık sık meydana gelen trafik kazalarından müteahhit firmanın sorumlu olduğunu düşünen kazazede bir vatandaş, firmayı mahkemeye vermeye hazırlanıyor.

    Geçtiğimiz günlerde motosikletiyle inşaatı süren Gönül Yolu Köprüsü üzerinden seyrederken, su birikintisi sebebiyle kayganlaşan çakıllı zeminde kayarak düştüğünü belirten Recep Ökten, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Ayvalık’ın Cunda Adası’nda çiftçilik yaparak geçimini sağlayan evli ve bir çocuk babası Recep Ökten, “Yaklaşık 15 gün önce motosikletimle Cunda Adası’ndan Ayvalık’a giderek motosikletime benzin aldım. Dönüş istikametinde köprü inşaatındaki toprak yoldan asfalta çıkarken kaydım ve düştüm. Sadece 10 kilometrelik bir hızla yaptığım kazada motosiklet üzerime düştü. Bacağımda derin kesikler oluşurken, tendonlarımda da zedelenmeler oldu. Şu an çift koltuk değneğiyle yürüyebiliyorum. Tarlamda yapılacak birçok işim yarım kaldı” dedi.

    Köprü inşaatındaki yolun mıcır ve zemininin sertleştirilerek tali yol olarak kullanılması gerekirken, inşaatı yapan firma yetkililerinin bu konuda gerekli tedbir almadığını ve gerekli ikaz levhalarının yetersiz olduğunu savunan Recep Ökten, “Bunun dışında toz kalkmaması için toprak yol su ile ıslatılıyor. Ancak bu da yolun kayganlaşmasına sebep oluyor. 4 tekerlekli araçlar bozuk sathın kayganlaştığını fark edemiyor, iki tekerlekli motosikletler kayarak çoğu zaman yaralamalı kazalar meydana geliyor. Bugüne kadar o yolda benim bildiğim 20 civarında motosiklet kazası meydana geldi. Benim kaza yapmamdan bir hafta önce Hüseyin Ayık adlı bir motosiklet sürücüsü de aynı noktada kaza yaparak hayatını kaybetti. Benden önce bir komşumun oğlu da aynı yolda motosikletini kaydırdı ve şu anda İzmir’de tedavi altında” ifadelerini kullandı.

  • Erzurum’dan Bitlis’e gönül köprüsü

    BİTLİS (İHA) – Bitlis Valisi Ahmet Çınar, bugün DAEŞ, YPG, PKK ve FETÖ’nün bir olduğunu belirterek, “‘Gerilla’ deyip gönderdikleri hepsi ölüp gidiyor. Bir yerden dönmek gerekir, bizde bunun için mücadele ediyoruz. Bunun için canımızı vermek gerekirse vermeye de hazırız” dedi.

    Bitlis ile Erzurum arasında oluşturulan ‘Gönül Köprüsü Buluşması’ kapsamında Bitlis Eren Üniversitesi’nde (BEÜ) gerçekleştirilen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, AK Parti Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Bitlis Valisi Ahmet Çınar, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Mustafa Gezer, kaymakamlar ve belediye başkanları, bazı kurum amirleri, iş adamları ve partililer katıldı. Halk oyunları gösterileriyle başlayan programda Bitlis Eren Üniversitesi öğretim görevlisi M. Törehan Serdar tarafından Bitlis’i anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    Ardından konuşan Milletvekili İsrafil Kışla, “Biz bu coğrafyada yaşadıkça, bölmeye çalışanların var olduğunu bilmemiz gerekir. Terörle 40 yıl mücadele veren bir ülke olduk. Bu bölge halkı terörden çok çekti. Bu sadece bölgenin değil Türkiye’nin derdidir. Biz terörün belini kırdık dediğimiz bir noktada başka bir terör örgütü 15 Temmuz’da bir darbeye teşebbüs etti. Milletçe birkaç saat içinde demokrasiyi ülkenin yönetimine teslim etmiş oldu. Batılı dostların sevinemediğini gördük. Türkiye’nin dostunu düşmanının ortaya koydu. Artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Bu birlik beraberliğimiz olduğu müddetçe piyonların istedikleri yerine gelmeyecekti. Bu bölgenin yeniden inşası devlet olarak kamu kurumları da üzerlerine düşeni yapacaklardır. Kamu ve özel sektörde elinden geleni yapmalıdır. 15 Temmuz ve 7 Haziran sonrası millet bayrağının yanında yer almıştır. Bu bölgede terörden etkilenen kardeşlerimize Gönül Köprüsü Projesi uyguluyoruz. 12 ilde uygulanan projede bu program Bitlis’te ilk defa gerçekleştiriliyor. Belediye başkanları ve iş adamları desteklerle yöre halkının memnun kaldığını görüyoruz. Kardeşçe gönülden gönüle çok güzel faaliyetlere vesile olacağına inanıyoruz” dedi.

    “Bugün bir başlangıç yapıyoruz”

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise, medeniyetler kenti Bitlis ile Erzurum’un gönül köprüsünün geçmişe dayandığını belirterek, “İnsanlık tarihi ile birlikte var olan medeniyetlerin birçok tarihi eser ile doludur. Erzurum için söylenen bir söz var. Keşfedilmeyi bekleyen güzellikler var. Bitlis’e de Allah’ın verdiği çok güzel nimetler var. Bunları tespit edersek şehirlerimiz bir varlıkla bollukla karşılaşabilir. Biraz düşünelim, fedakarlığımızı ortaya koyalım. Bugün buraya genel merkezimizin aldığı karar gereği iki şehir arasındaki kardeşliği oluşturmaya geldik. Biz biliriz ki kederler paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır. Yapılacak her yardım mutlaka karşılığını fazlasıyla verecektir. Bugün bir başlangıç yapıyoruz. Bitlis ilimizle kardeş oluyoruz. Çam sakızı çoban armağanı bir yardımla geldik. Bu yardımlarımızı artacaktır. Zaman zaman teşkilatlarda görevlendirildiğimiz sürece kararlara sadık kaldık. Vermekle azalmayacak artacağını biliriz. Biz de üzerimize düşeni yapmaya hazırız” diye konuştu.

    “Bu fedakar millet terörü de kökünden söküp atacak”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz de, Bitlis’in kadim bir şehir olduğunu belirterek, “Tarihi 7 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik bir şehir. Nüfusumuz 338 bin. 7 ilçemiz var. Bütün ilçeler apayrı güzelliğe sahip. Bitlis Kalesi, medreselerimiz var. Turizme çok yatkın Tatvan, daha sonra kurulmuş. Ancak Van Gölü’nün bütün güzelliklerini görebileceğiniz ilçemizdir. Ahlat ve Adilcevaz farklı güzelliklere sahip. UNESCO tarafından kabul edilecek güzellikte. Hizan Bediüzzaman Saidi Nursi’nin ilçesi. Mutki PKK’ya geçit vermeyen kahraman bir ilçemiz. Burada hayat şartları ve mevsim şartları çok sert. İlçelere ve köylere ulaşmak mümkün değildi. 2000’li yıllardan sonra yollarımız yeniden yapıldı. Köylerimizin halen eksiklikleri var. Eğitimde Bitlisli iş adamlarının destekleriyle iyi bir yerdeyiz. En büyük eksikliğimiz işsizlik. Bölgenin insanları çok çalışkan, ancak mevsim kısa olması nedeniyle bir şey yapılamıyor. Üretim çok az. Herkes devlet memuru olamıyor. TYÇP kapsamında 5 bin kişi çalıştırıyoruz. Bu ilin en büyük sorunu işsizlik. Adilcevaz’da ponza çıkıyor. Biz bunu işlemeden satıyoruz. İnşaat malzemesi olarak kullanılan bu malzeme üzerinde çalışılabilir. Madenlerimiz var. Nemrut Krater Gölümüz var. Termal kaplıcalar yapılabilir. Enerji üretilebilir. En uygun şekli ile bugün terör olmazsa turizm var. Kayakta iyi sporcular yetişiyor. Kış ve yaz sporlarına uygun alanlarımız var. Bisiklet yarışları, inanç turizmi olsun her şeye müsait. Tek sıkıntımız güvenlik. Bu ülkemizin 40 yıldan beri uğraştığı bir sorun. Bu fedakar millet terörü de kökünden söküp atacak. Bu coğrafya kardeşçe yaşadı, bundan sonra da yaşayacak” şeklinde konuştu.

    “Bugün DAEŞ, YPG, PKK, FETÖ hepsi bir oldu”

    Bitlis Valisi Ahmet Çınar ise Erzurum’la gönül köprülerinin geçmişte kurulduğunu hatırlatarak, “Kardeşlik bağlarımızı sıkılaştıran, bizi birlik ve beraberlik içinde yaşatan da bu şehitlerimizin bereketidir. Burada köprüler atıldı. Allah’ın izniyle hiçbir zaman kopmayacak. Müslümanlar kardeştir. Kardeşlik ilişkilerini geliştirmek için de demek ki gönül köprülerinin şehirlerarasında kurulması gerekiyor. Bunun daim olmasını diliyorum. Bitlis terörden yana çok fazla anılmaya başlandı. Burada şunu söylemek istiyorum. Bugünkü emperyalist devletler, ben buna mafya diyorum. Jandarma hukuki bir terimdir. Mafya kötülük yapar, öldürür, tehdit eder. Bunlar aslında bir devlet değil, terör örgütüdür. 100 yıl önce Çanakkale’ye ne için geldilerse bugün de İslam kalbine vuruş için Suriye’ye geldiler. Özellikle Kürt kardeşlerimizin bunu bilmeleri gerekir. ‘Demokrasi götürüyoruz’ diye gittikleri bütün toplumlar cehenneme döndü. Suriye, Yemen, Irak, aklınıza ne gelirse bunların büyük çoğunluğu Müslüman ülkeler. Birbirlerini kırdırırken madenlerini kullanmaya başlıyorlar. Bunu görmemek büyük bir ahmaklık. Bugün DAEŞ, YPG, PKK, FETÖ hepsi bir oldu. Mehmet Akif buna medeniyet denilen vahşet demiştir. Gerizekalı, ahmak, alçak bu örgütleri bizim üstümüze salıyorlar. ‘Gerilla’ deyip gönderdikleri hepsi ölüp gidiyor. Bir yerden dönmek gerekir, bizde bunun için mücadele ediyoruz. Bunun için canımızı vermek gerekirse vermeye de hazırız” diye konuştu.

    Program, yapılan konuşmaların ardından karşılıklı hediyelerin verilmesi ile sona erdi.

  • Adana ile Beyrut arasında turizm ve ticaret köprüsü kurulacak

    Adana “Beyrut Projesi” ile yeni bir turizm ve ticaret hamlesine hazırlanıyor. Adana Ticaret Odası ile Adana Tanıtım ve Kalkınma A.Ş. (ATAK) tarafından ortaklaşa başlatılan proje kapsamında, Adana ve Beyrut arasında turizm ve ticaret köprüsü kurulması için ilk adım atıldı.

    İki şehir arasındaki turizm ve ticaret hacmini maksimum seviyeye çıkarmak üzere ATO ve ATAK Yönetim Kurulu Başkanı Atila Menevşe ile ATAK Genel Müdürü İlhami Günsel tarafından Beyrut’ta bir dizi temas gerçekleştirildi. Adana, planlanan bu işbirliği ile Ortadoğu’ya açılmak için önemli bir mesafe alacak.

    Beyrut Projesi’nin hazırlık adımı olan iki günlük Beyrut temasları kapsamında; T.C. Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes, T.C. Beyrut Ticaret Müşaviri Emine Lekesiz, Lübnan Ticaret, Sanayi ve Tarım Odaları Federasyonu Başkanı Muhammed Şukeyr, Lübnan Turizm Federasyonu Başkanı Pierre Achkar, Lübnan Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Jean Abboud ve beraberlerindeki üst düzey yetkililerle bir dizi toplantı yapıldı.

    T.C. Beyrut Büyükelçisi Çağatay Erciyes ve Ticaret Müşaviri Emine Lekesiz’in de destek verdiği toplantılarda Adana’nın Beyrut ile turizm ve ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi için mevcut avantajlar anlatıldı, ortak yol haritası çizildi.

    Lübnan Turizm Federasyonu Başkanı Pierre Achkar, Lübnan Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Jean Abboud ve üst düzey sektör yetkilileri ile yapılan çalışmada Adana destinasyonu anlatılırken, Adana ile Beyrut arasındaki direkt tarifeli seferler ile Mersin-Beyrut limanları arasındaki konteyner gemi seferlerinin, karşılıklı turistik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesinde çok etkili olacağı kaydedildi. Ayrıca, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde çok etkili olan Lübnan ticaret diasporasının projeye önemli katkı sağlamak üzere harekete geçirileceği bildirildi.

    Öte yandan, Lübnan’ın önde gelen turizmcilerinin, şehri incelemek ve Adana’daki acenteler, oteller ve sektör yetkilileri ile bire bir görüşmek üzere Ekim ayında Adana’ya bir ziyaret gerçekleştirmeleri kararlaştırıldı.

    Beyrut Ticaret, Sanayi ve Tarım Odalar Federasyonu Başkanı Muhammed Şukeyr ve üst düzey federasyon yetkilileri ile gerçekleştirilen toplantıda ise Adana’da üretilen ürünlerin Lübnan pazarına satışı ve Lübnanlı işadamlarının Ortadoğu ve Afrika pazarlarındaki güçlü ticaret ağının ortaklaşa kullanılması konusunda mutabakata varıldı. Adana heyetinin ziyaretinden duyduğu mutluluğu vurgulayan Beyrut Ticaret, Sanayi ve Tarım Odalar Federasyonu Başkanı Muhammed Şukeyr, ticari ilişkilerin Lübnan ile Türkiye’yi birbirine bağladığını ve ilişkileri güçlendiğini belirterek, “Türkiye’nin güçlü olması Lübnan’ın da güçlenmesi anlamına gelir. Türkiye’nin istikrarlı ve güçlü olması bölgeyi de güçlü hale getirir” ifadelerini kullandı.

    Toplantıda, her iki tarafın işadamları heyetlerinin önümüzdeki günlerde Adana ve Beyrut’ta bir araya bir araya gelmelerinin sağlanması konusunda da görüş birliğine varıldı.

    Beyrut temaslarının ardından ortak bir açıklama yapan ATO ve ATAK Yönetim Kurulu Başkanı Atila Menevşe ve ATAK Genel Müdürü İlhami Günsel, görüşmelerin son derecede verimli geçtiğini ve gelecekte Adana ve Beyrut arasında ekonomik bir köprü kurma konusunda umutlu olduklarını vurgularken, “İki şehir arasında ticari potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Lübnan’ın Ortadoğu ve Afrika ile geçmişe dönük bağlantısı var. Bundan istifade ederek Türkiye’de üretilen malların Lübnan üzerinden Ortadoğu ve Afrika’ya ulaştırılması konusunda işbirliği yapabiliriz. Bunun dışında Adana firmalarının, Lübnan’ın katılacağı Ortadoğu’daki fuarlara katılımlarını da organize edebiliriz. Her gün karşılıklı uçak seferleri, vize serbestliği ve başka imkanlar var. Bu önemli imkanları mutlaka değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

    Beyrut Ticaret Odası’nın rakamlarına göre, 2015’te Lübnan Türkiye’den, farklı kalemlerde, 656 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Aynı dönemde Lübnan’ın Türkiye’ye ihracatı ise 78 milyon dolar oldu. Geçen yıl Türkiye’ye gelen Lübnanlı turist sayısının ise 500 binden fazla olduğu kaydedildi.

  • (Özel Haber) Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve otoyolu, bölgedeki konut fiyatlarını artırdı

    İstanbul Boğazı’na yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu’nun açılmasıyla birlikte bölgedeki konut fiyatları da yükseldi. Köprüye yakın yerlerde ise konut fiyatları düştü.

    Satılık konutların fiyatlarının 2 kat arttığını, kiralık evlerin ise tükendiğini belirten Gayrimenkul Danışmanı Leyla Portakal, “Müthiş bir talep patlaması yaşıyoruz. Fiyatları artmasına rağmen elimizde kiralık daire kalmadı ancak köprüye yakın yerlerin fiyatları maalesef düştü” dedi.

    Eyüp, Çatalca, Arnavutköy, Sarıyer, Beykoz, Çekmeköy ve Sancaktepe ilçeleri köprü ve otoyol sayesinde ön plana çıktı. Köprüden biraz daha uzak köy ve semtlerde kiralık konutlar fiyat artışına rağmen tükenirken, köprüye yakın sitelerde satış yapılamadığı öğrenildi. Vatandaşların doğal ve sessizliği nedeniyle bu köyleri tercih ettikleri, bu yüzden köprüye yakın yerlerden konut satın almadıkları belirtildi.

    Gayrimenkul Danışmanı Leyla Portakal, “Müthiş bir talep patlaması yaşıyoruz. Hafta içi olmasına rağmen dün bir hayli kalabalıktı. Öncelikle kiralık daire elimizde hiç kalmadı, fiyatları müthiş arttı. Kirası 3 bin lira olan yerlerde 5-6 bin lira oldu. Bölgede hemen hemen kiralık daire sıkıntısı yaşıyoruz. Satılık konutların fiyatları arttı ve satılanlar da oluyor. Faizlerin düşmesi de alımları etkiledi. Fakat köprüye yakın yerlerin fiyatları maalesef düştü. Orada kiralık ve hiç kullanılmamış çok güzel villalarımız vardı ama veremiyoruz. Çünkü köprüye yakın olan siteler tamamen bitti. Ne satılık olarak ne de kiralık olarak kimse yüzüne bakmıyor. Çünkü vatandaşlar, ‘biz buraya doğal ve sessizlik için geliyoruz’ dediler. O yüzden köprüye yakın yerler değerini kaybetti” dedi.

  • ÇUGİAD Başkanı Sakarya’dan 3. havalimanı ve Yavuz Selim Köprüsü çıkışı

    Çukurova Genç İşadamları Derneği Başkanı (ÇUGİAD) Ömer Faruk Sakarya, vatandaşların belgesellerde Dubai Havalimanı’nı seyredip ’vay be’ demek yerine İstanbul’da yapımı süren 3. havalimanı ile gurur duyulması gerektiğini vurgulayarak, “Bitince tüm dünya ’vay be’ diyecek. Avrupa’daki aktarma merkezi olan ülkelerin ödü kopuyor 3. havalimanı inşaatından” dedi.

    ÇUGİAD Başkanı Sakarya, Twitter’da İstanbul’da dün açılışı gerçekleştirilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 3. havalimanı inşaatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paylaşımlarında İstanbul ve Türkiye’nin 21 yıl öncesiyle bugününün gerek nüfus, gerek ekonomi bakımından çok farklı olduğunu kaydeden Sakarya, şunları yazdı:

    “İstanbul’un, Türkiyem’in 21 yıl önce nüfusu kaçtı, bugün kaç? 21 yıl önce kaç araç vardı, bugün kaç? İstanbul üzerinden 21 yıl önce karayoluyla yapılan ihracat ne kadardı, şimdi ne kadar? Daha buna benzer pek çok soru sorabilirim. Araştırınca görürsünüz şartların 21 yılda ne kadar değiştiğini. Dün gerek olmayan bugün elzem olur. Bazen bırakmak lazım önyargıları, yerleşmiş görüşleri. Pozitif ve olumlu bakmak, çağın gereklerini yakalamak ve takdir etmek lazım bazen. Bazı mimari yapılar, eserdir. 10 yılda bir bile gidilmez ama gurur duyulur. Unutmayalım bu ülkenin pek çoğu daha 1. köprüden geçmedi bile. Yılda 1 kez geçmesek bile 3. köprü gurur duyulacak bir projedir. Hem günün gereği hem de yarının olmazsa olmazıdır. Hayatım boyunca 3 sefer kullandım ama Bolu Dağı tünelinden gurur duyuyorum. 12 hükümet boyunca yapımı sürdü diye değil, işe yarıyor diye. İhtiyacı önceden görür, önlemini alırsan işe yarar bir iş yapmış olursun. İhtiyacın son anda farkına varırsan kaos yaratmış olursun. Bazı bakış açılarına göre Marmaray da gereksiz bir proje. ’Tarihi dokuydu, deniz altı yaşamıydı’ falan. Gelin bir de İstanbullu’ya sorun. Avrupada’ki aktarma merkezi olan ülkelerin ödü kopuyor 3. havalimanı inşaatından. National Geographic’de Dubai Havalimanı’nı seyredip ’vay be’ diyeceğinize, yaptığımız 3. havalimanı ile gurur duyun. Bitince tüm dünya ’vay be’ diyecek.”